Hızır Tezkiresi - Ay'ın Keşfini Bildiriyor - IRCForumlari.Net - IRC Sunucu sahipleri ve kullanicilari bulusma noktasi
IRCForumlari.Net - IRC Sunucu sahipleri ve kullanicilari bulusma noktasi

Go Back   IRCForumlari.Net - IRC Sunucu sahipleri ve kullanicilari bulusma noktasi Genel Bilgiler Esrarengiz Olaylar / Gizemli Dosyalar

Esrarengiz Olaylar / Gizemli Dosyalar Esrarengiz olaylari buradan takip edebilirsiniz.


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Şubat 2011, 15:35   #1
 
Perius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 Ekim 2009
Bulunduğu yer: Adana~
Mesajlar: 4.574
Alinan Teşekkür: 1315
IRC Sunucusu: irc.kelebek.org
WEB Sitesi: www.IrcForumlari.net
İlgi Alanı: Yok
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Tepkiler: 0
Aldığı Tepki: 0 (0 Mesajda)
Standart Hızır Tezkiresi - Ay'ın Keşfini Bildiriyor

-- Sponsor Baglantı --

HIZIR TEZKİRESİ

“Hızır Tezkiresi”,zamanımızdan yaklaşık 200 yıl kadar önce yazılmış, başta uzayın keşfi olmak üzere, çok değerli bilgiler içeren kriptolojik bir kehanet kaynağıdır.

“Halidi Kameriyyesi” olarak da bilinen bu yazıt, ilerde ayrıntılı olarak ele alacağımız “Zig-Zag Öğretisi”nin kurucusu “Mevlana Halid-i Bağdadi” tarafından kaleme alınmıştır. Tamamı yedi bölüm olan bu yazıtın birinci bölümü Hazreti Muhammed’e ve Hazreti Hızır’a yöneliktir. “Nun” (Kalem) başlığı ile başlayan ikinci bölümünde ise, Ay’ın keşfi ile ilgili çok ilginç bilgiler yer almaktadır.



HIZIR TEZKİRESİ AY’IN KEŞFİNİ BİLDİRİYOR


Hızır Tezkiresi’nin ikinci bölümünde şunlar yazılıdır:


“Arz’dan Süreyya Arzı’na kadar kamerler silsilesi vardır. Ademoğlu, Kıyamet’e kadar bunları keşfedecektir. Arz’ın Kamer’i adını “Nun Suresi”nden ve bunun “Kaf” harfinden almıştır. “Kaf-Nun” icazıyla, Arz’ın Kamer’ine ilk “Nasrani”den nisra nail olacaktır. Kamer’in sufli mahluğu Dünya’ya inecektir. Kamer, o gün, toplantı yeri olacak; Ademoğlu, Ademoğlu’nun oğlu, süfli müekkili, rahmani müezzini ve münadi müekkili hazır bulunacaklardır.”


Şimdi, burada yazılanları açıklamaya çalışalım:


Ay’ın keşfi ile başlamak üzere, Güneş sistemimizdeki gezegenler ve Süreyya Yıldızı’na kadar bir çok gezegen, Kıyamet Günü’ne kadar, sırasıyla, insanoğlu tarafından keşfedileceklerdir. Ay’a ilk adımı atacak olan insanlar, Tezkire’de, “Nasrani” (Hıristiyan), “nisra” (kartal) ve “nail olmak” (muradına ermek) sözcükleri ile şifrelendirilmişlerdir.


Bilindiği gibi, Hazreti İsa’nın doğum yeri Nasıra (Nezareth) kentidir ve bu nedenle, Hıristiyanlar’a “Nasrani” denilmektedir. Buradan, Ay’a ilk gidecek insanların Hıristiyan olacağının Tezkire’de belirtildiğini anlıyoruz.


EAGLE“Kartal” anlamına gelen “nisra” ise iki yoruma da uymaktadır: Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin ambleminin “kartal” olmasıdır. Ayrıca, Ay’a ilk inen uzay aracının adı da “Eagle” (Kartal) dır. Hatta bu araç Ay’a ilk indiğinde, Dünya’ya, “Kartal kondu!” mesajı gönderilmiştir (S94).


“Nail olmak” ise, “umduğunu bulmak, muradına ermek, yarışı kazanmak” gibi anlamları içerir. Tezkire’deki “nail” sözcüğü ile, hem ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki Ay’ın keşfi yarışının ABD tarafından kazanılacağı ve hem de, büyük bir raslantı yoksa, Ay’a ilk ayak basacak olan astronotun adının “Neil” olacağı bildirilmiştir.




İngilizce “Neil” isminin kökeni, İncil’in indirildiği dil olan İbranice’den gelmektedir. “Neil”, İbranice’de, “Umudun gerçekleşsin, muradına eresin” anlamında bir temenni-isimdir.


İbranice ve Arapça, bilindiği gibi, akraba dillerdir ve her ikisi de Sami dil ailesindendir (Örneğin, Arapça “El-Melik” ismi, İbranice “Al-Maleh”dir). Dolayısıyla, Arapça “nail” sözcüğü ile İngilizce “Neil” ismi arasında, yazılışı kadar, aynı anlamı taşıması açısından da şaşırtıcı bir benzerlik vardır.


Şimdi, Hızır Tezkiresi’nin izleyen bölümünü birlikte okuyalım.


“Nasrani nisrası nail olup Kamer’i keşfederken, şeytanı kesfe uğrayacak; küsufu da, hüsufu da görecektir. Ademoğlu’na, “Ademoğlu’nun oğlu” olan Süreyya Kameri ehlinden “mahfuz beyz” refakat ve nezaret edecektir. O tabakeyndir ki, “Sultan”dandır, “Hızır”dandır, izhardandır, ivtisaktandır. Onları mühürsüz gözler görecek, mühürlü gözler de yarılacaktır. Hüsufu ve küsufu, Resulullah, Şakk-ı Kamer icazı ile o gün için mübarek etmiştir. Sonraki ümmeti de, evvelki ümmeti olan Adem’i mübarek kılmıştır o gün. Onlar da zürriyetten ümmetin ahiri bir acib rakipdir de rakipdir, el-rakib talimindendir.”


Aslı Arapça olan Tezkire’nin Türkçe’ye çevrilmesindeki zorlukları da dikkate alarak, yukardaki metni, fazla ayrıntıya girmeden, şöyle özetleyebiliriz:


“Hristiyanlar’a ait “Kartal” uzay aracı muradına erip Ay’ı keşfederken, kraterleri (hüsufu) görecek, Ay tutulmasına (küsufa) uğrayacak, şeytanı ise Dünya’da kalacaktır. Onlara, “kendilerinin de oğulları olan” ve “Süreyya Yıldızı” ehlinden gelen, oval biçimli “saklı” bir nesne (mahfuz beyz) refakat ve nezaret edecektir. Bunların tabak biçimindeki (tabakeyn) araçları, en yüksek hız gücüne (“Sultan”dandır) ve Hazreti Hızır’ın “zaman yolculuğu” teknolojisine sahiptir (“Hızır”dandır). Açıkça görünürler (izhardandır) ve bir görevi tamamlamak için orada bulunmaktadırlar (ivtisaktandır). Ay’ın paylaşılması (Şakk-ı Kamer icazı), o gün mübarek kılınmıştır.”


Hazreti Muhammed’in “Önceki ümmetim” ve “Sonraki ümmetim” dediği bir çift ümmeti vardır (K19). Gelişmiş teknolojileri ile ilerki zamandan, atalarının Ay’ın keşfi olayını izlemeye gelen bu uzaylılar, acaba Hazreti Muhammed’in bir konuşmasında sözünü ettiği “Sonraki ümmeti” midir?


Süreyya Yıldızı (Ülker Yıldızı veya Latince adıyla “Pleiades”), Güneş sistemimize 400 ışık yılı uzaklıkta, bir kaç yüz yıldızdan oluşan bir yıldız kümesidir. Bu kümeye ait yıldızlardan ancak yedi tanesi çıplak gözle görülebilmektedir. Gelecekteki atalarımız, ışık hızıyla gidilmesi halinde ancak 400 yılda ulaşılabilecek bu yıldızlara gerçekten gidebilecekler midir? Bunun teorik olarak mümkün olduğu, çeşitli kaynaklarda (D13, D16, D21, D22) belirtildiği gibi, Aiberg’in kitaplarında da “Sultan Güç” kavramıyla anlatılmaktadır. Zaten, zaman yolculuğu (K22, D11, D25, D70, G14) teknolojisini gerçekleştirmiş olanların, ışık hızı kavramını da çoktan aşmış olmaları gerekir.


Yasin Suresi’nin 41. ayetinde geçen “zürriyet” sözcüğü, Tezkire’nin bu paragrafında da geçmektedir. Tezkire’deki “acip” sözcüğü, “acayip, tuhaf” ve “rakib” sözcüğü, “binici, sürücü” anlamındadır. Acaba bu zürriyet, sonraki ümmetten kişiler olup, acip (acayip) teknolojileri ile, Ay’ın keşfini izlemeye gelen rakibler (sürücüler), yani astronotlar mıdır?.


Burada, Rahman Suresi’nin 33. ayetini anımsatmamızda yarar var:


“Ey Mahşer’in cin ve insan toplulukları! Gücünüz yeterse, gök ve yerin “aktar”ından dışarı çıkınız. Ancak çıkamazsınız! “Sultan” (bir gücünüz) olmadıkça!.”


“Aktar”, ne insan (madde) ve ne de cinlerin (enerji), hiç bir şekilde dışına çıkma gücüne sahip olamadıkları “uzay-zaman dört boyutlusu”dur. Bu “aktar”ın, yani içinde bulunduğumuz evrenin dışına, ancak Tezkire’de ve yukardaki ayette belirtilen “Sultan” bir güçle çıkılabilir. Kur’an’da sözü edilen bu büyük güç, bizi, “Göklerin Kapıları” diyebileceğimiz “karadelikler”den (K53, K133, D34, D35, G9) geçirerek başka bir evrene veya bu evrenin başka bir zamanına gönderebilir.


Buradan, insanlığın ilerde keşfedeceği Pleiades yıldız kümesindeki torunlarımızın, Hazreti Hızır’ın zaman yolculuğu teknolojisi ile zamanımıza geldiklerini ve atalarının Ay’ı keşfettikleri bu tarihsel günde, görevli olarak orada hazır bulunduklarını anlıyoruz.


“Tabak biçimli” anlamına gelen “tabakeyn”, gerçekten Ay’ın keşfi sırasında bir çift UFO olarak görülmüştür. Bu ikiz UFO’lar TV yayını sırasında milyarlarca kişi tarafından izlenmiş, video banda çekilmiş; ancak ışık opakları sanılarak pek çok kişi tarafından o sırada fark edilmemiştir. Doğruluğu kesinlikle kanıtlanan bu görüntüler, sonraları UFO’larla ilgili çeşitli belgesel yayınlarda yer almıştır (D62, S11, S15, S49).


Yukarıdaki açıklama, okuyanlara, ilk anda çok çarpıcı, hatta inanılmaz gelebilir. Ancak, Hızır Tezkiresi’nin, Ay’ın keşfinden yaklaşık iki asır önce kaleme alındığı da bir gerçektir. Bu gerçeği, Mevlana Halid-i Bağdadi’nin Hızır Tezkeresi’ni bugün ellerinde bulunduranlar çok iyi bilmektedirler.


****************************************

Mevlana Halidi Bağdadi Hızır Tezkiresiyle Nikola Teslaya

NIKOLA TESLA (1856-1943)


N. TESLABoskovich gibi, yine Osmanlı Yugoslavya’sında doğmuş bir Sırp-Sloven melezi olan “Nikola Tesla” (1856-1943), çağının ötesindeki buluşlara imzasını atmış bir bilim adamıdır (K40, K104, K137, K143, K154, D49, D53, D54, S21, S54, S60, S75, S76, S81). Doğu ve Batı Avrupa dillerinin tümüne yazılı ve sözlü olarak hakim olan Tesla, muazzam bir kültür birikimine sahipti.

Tesla’nın, ABD’ye göç ettiği sırada (1884), beraberinde çok sayıda KMA mektubu getirdiği bilinmektedir. Aslında, ABD’ye göç edişindeki amaç, o zamanki KMA ile tanışmak ve ABD’nin geniş teknolojik olanaklarından yararlanmaktır. ABD’ye yerleştikten sonra, o güne kadarki buluşlarını ve bu buluşlarla ilgili deneylerini ,bir gün, aynı konularda çalışmakta olan Thomas Edison’a gösterir. Bunların arasında, ampul ve fluoresant ampul da vardır. O sırada Tesla’ya gönderilen KMA mektuplarında, Tesla’nın dikkati, Nur Suresi’nin 35. ayetine çekilmiştir.

Bu ayetin Hızır Tezkiresi’ndeki yorumu günümüz Türkçesi ile şöyledir:

“Akkor ışık cam bir balon içinde bulunmalıdır. Bu “nar” (ateş) ve “har” (ısı) içerendir. O “zerrin”dir (altın renginde ışık verendir). Nar ve har içermeyen bir de münir (Ay’ın soğuk ışıması) vardır ki, onun da ışığı “sim” (gümüş) rengidir. Onun camının yuvarlak balon olması gerekmez.”

Bu yorumla, “termik ışımalı” klasik ampul ve “soğuk elektron ışımalı” fluoresant tekniği açıklanmıştır.

Tesla ile Edison bir süre birlikte çalışırlar. Ancak, kafasındaki ileri elektrik ve elektronik planları Edison’a açıklamış olması, Tesla’nın şanssızlığı olur. Gösterdiği teknikler arasında en iyi şekilde basit ampulu anlayan Edison, araya giren sermayedarları da kullanarak Tesla’nın bu buluşunu mahkeme yoluyla gasp eder. Aslında, ondan çok önceleri, Tesla’nın ampulu ve fluoresant ampulu bulduğu bir gerçektir. Ancak, göçmen oluşunun yanısıra, Tesla’nın zaman zaman namaz kılışının da göze çarpmış olması, onun, zenci Amerikalılar’la aynı kefeye konmasına yetmiş; o arada parsayı toplayan Edison olmuştur. 1915 yılında, kendisine fizik dalında önerilen Nobel Ödülü’nü red eden Tesla, çeşitli şirketler ve kuruluşlarca teklif edilen yüksek ücretleri kabul etmemiş ve hiç biri ile ilişkiye girmemiştir.

Tesla tam anlamıyla bir elektronik sihirbazdı. Alternatif akımı bulmuş, AC akımı güç santrallerini, “Tesla Bobini” adı verilen bobinleri, uzaktan kumanda aletlerini icat etmiştir. Bugün kullanılmakta olan elektronik iletişim devrelerinin öncü planlarında, İlk telsiz aygıtları, ilk TV görüntü tüpleri, neonlar, redrasörler, jenaratörler ve buna benzer bilinmedik çeşitli buluşlarda sadece onun imzası vardır (K137, K143). Öyle ki, bir kaç kilometre öteden şimşek çaktırabilmekte; çok uzak hedefleri, yıldırıma benzer, lazer kadar düzgün bir biçimde ve şimdi bile anlayamadığımız bir teknikle vurabilmekteydi. İcatlarını, “My Inventions: The Autobiography of Nikola Tesla” (İcatlarım: Nikola Tesla’nın Otobiyografisi) (K137) adlı kitabında açıklayan Tesla’nın, askeri amaçlı ışın ve ses topları ile toplu gösteriler düzenlemesi de ona ayrı bir ün kazandırmıştı

Tesla’nın, ilerki bölümlerde sözünü edeceğimiz “Philadelphia Deneyi”nin hazırlık aşamasında ve ilk uygulamalarında, 1931-1943 yılları arasında etkin bir şekilde görev aldığı belirtilmiştir (D57). Bu deneyin, gemi personeli üzerinde zararlı sonuçlar doğuracağı kanısına varan Tesla’nın, bu görevden kendi isteği ile ayrılmasından kısa bir süre sonra ölmesi, daha doğrusu öldürülmesi dikkat çekicidir. Bu inanılmaz mucit, “MIB” (Men in Black) (L7, S16, S18) adıyla anılan, siyah takım elbiseli, görgü tanıklarına göre “Musevi cenaze töreni giysili 5 kişilik bir çete” tarafından tuzağa düşürülüp öldürülmüştür (1943). Suikastın, resmi raporlarda “eceliyle ölüm” şeklinde gösterilmeye çalışılması kamuoyundan büyük tepki almış, hatta olaylar çıkmıştır. Buna rağmen, katillerin bulunması konusunda hiç bir ciddi çaba sarfedilmemiştir. Tesla’nın son günleri ve ölümü ile ilgili bilgiler, “Nikola Tesla’s FBI Files” (Nikola Tesla’nın FBI Dosyaları) başlığı altında internet kayıtlarında bulunmaktadır (S91).

Tesla’nın ölümünden sonra, “KMA” ve Asistan olarak “Adelberg” ikilisinin imzaladığı mektuplar ortaya çıkmıştır. Bu mektuplarda, Tesla’nın tüm deneylerinin çoğunun çizimleri vardır. Bir çok tasarının çizimi de o dönemde anlaşılamamıştır. Bu çizimler, daha sonra, radar ve bilgisayarın mucidi, İsveçli bilim adamı “Norbert Wiener”e incelemesi amacıyla verilmiştir. Aynı zamanda, Zig-Zag Grubu mensubu olan Wiener, radar ve bilgisayar konusundaki çalışmalarına, bu çizimleri aldıktan sonra başladığını, daha sonraları, İsveç’te ölüm döşeğinde iken bizzat itiraf etmiştir.

***************


HIZIR TEZKİRESİ’NDEKİ DİĞER KEHANETLER

Hızır Tezkiresi’nin diğer “kamerlerle” (gezegenlerle) ilgili bölümleri de vardır. Örneğin, Zühre (Venüs) ve Mirrih (Merih) ile ilgili bir cümle şöyledir:

“Kamerlerden Zühre zuhur edecek; kamerlerden Mirrih merhamet nedir bilmeyecek.”

Acaba, bu sözlerle, ilerde Mars’a yapılacak bir uzay uçuşunda karşılaşılacak bazı kötü sonuçların haberi mi veriliyor? Bilindiği gibi, Mars’a yapılan uçuşların büyük çoğunluğunun başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, Mars’ın adı, daha şimdiden “uğursuz” gezegene çıkmıştır.

Hızır Tezkiresi’nde, ayrıca, geleceğe yönelik daha başka kehanetler de yer almaktadır:

“Kıyamet’in vasati alametleri, inşikak ile zuhur edecek; yardıkça yaracaktır. Hüsuftan küsuf, hamızdan humuz, Aden Karı’ndan Kızıldeniz Tur’u yarılacak; (Kızıldeniz) Firavun’un naşını kıyıya red edecek; Kudüs, Müslüman’dan gasp edilecek; Kur’an’ın 113’ü Yahudi’ye lanet edecek; şakk-ı Kudüs’ten sonra şakk-ı Kabe olacak; harami ayın ihramını beyazken kan kırmızı yapan Rafizi Deccalı Zalim Mecusi süfyanı “Kaim”e, Tevbe Suresi lanet edecek; Nasrani nisrası ile meşumun mişası arasında şakk-ı Kamer olacak, ardından şimal şom olacak; Kamer mahvolacak; Mescit-i Kamer kurtarılacaktır.”

Bilindiği gibi, dinimizde, Kıyamet alametleri, küçük, ortanca ve büyük alametler olmak üzere üçe ayrılmıştır. Yukarıdaki paragrafta, bazı ortanca alametler bildirilmektedir. Burada “inşikak” (yarılma) sözcüğü ile, Arap Yarımadası ve Kızıldeniz arasındaki coğrafik bir bölünmenin haberi veriliyor. Kudüs’ün İsrail tarafından işgaline; yakın tarihte, Kabe’de, mezhep kışkırtıcıları tarafından yaratılan kan dökülmesi olayına yer veriliyor. “Kaim” isimli bir süfyanistin ortaya çıkacağı ve Ay’ın ABD (Nasrani nisrasi) ve Rusya (meşumun mişası) tarafından paylaşılacağı bildiriliyor. Ay’ın mahvından söz ediliyor; ancak oradaki mescidin kurtarılacağı haberi veriliyor.

(Alıntı)
__________________
He Conquers Who Endures
-Persius-
Perius isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
Cevapla

Etiketler
ayın, bildiriyor, hızır, keşfini, tezkiresi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık