IRCForumlari.Net - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  RenkFM En Renkli Radyo

  IRCForumlari.Net - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası Din, Felsefe, Tarih ve Coğrafya Tarih Osmanlı Tarihi

 


Forum tutkunlarının tek adresi  Doping Hosting

Hadi hemen sohbete başla, geyik.net  kral sohbetci

Şekershell İnternet Hizmetleri  chat.gen.tr


Osmanlı Tarihi Devlet-i Ali Osmaniye


Like Tree1Beğeni(ler)
  • 1 Post By Sevda

Yeni Konu   Cevap Yaz

 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Kasım 2010, 08:46   #1

Sevda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2009
Mesajlar: 11.651
Konuları: 6347
WEB Sitesi: www.ircforumlari.net http://www.Gencsite.net
IRC Sunucusu: Siber.NET & Kelebek.ORG
Facebook:
Twitter:
İlgi Alanı: IRCServices
Aldığı Beğeni: 11936
Verdiği Beğeni: 11069
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
IF Puanı: 67038
Osmanlı'da Kurban Bayramı, Kutlamaları + Saray Törenleri..


-- Sponsor Baglantı --


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.

Osmanlı'da Kurban Bayramı, Kutlamaları + Saray Törenleri..

Osmanlı’da Kurban Bayramları nasıl yaşanırdı? Eski adetlerimiz nelerdi? Kurban bayramını Ramazan bayramından ayıran en büyük özellik, şüphesiz bayrama yakın, kurbanlıkların satın alınmasıydı. Kurbanlıklar, Rumeli ve Anadolu’dan, İstanbul yakınlarına getirilir ve getirilecek koyunların miktarı ve ne zaman İstanbul’da olacağının yetkili makamlara bildirilme zorunluluğu vardı. Kurbanlıkların İstanbul içerisine girmesine izin verildiğinde sokaklar kurbanlıklarla dolardı. O dönemler İstanbul’a getirilen koyun sayısı, seksen ile yüz otuz bin arasında değişirdi.

Kurbanlık hazırlığı

Kişi eğer zenginse, yalnız kendine değil bunun yanında eşi, çocukları ile gelin ve damat gibi yakın akrabasına, merhum olan baba ve validesine veya yine vefat etmiş hanım ve evlatlarına birer büyük koyun alırdı, bunlar üç-beş gün hanenin ahır bölümünün bahçesinde beslenirdi. Bu kurbanlıkların ‘marya’ yani yavrulu olmamalarına, gözlerinin sağlam olmasına, boynuzlarının kırık veya herhangi bir azasının noksan bulunmamasına çok dikkat edilirdi. Osmanlı geleneğinde ev sahibinin gücü varsa kendi ev halkı yanında kendine yakın olan konak dışı kimselere de kurbanlık hediye etmesi de adettendi...

İstanbullu büyükbaş kesmezdi

istanbul’da kurbanlık için büyükbaş kurbanlık kullanılmazdı. Ancak taşrada çok sayıda büyükbaş kurbanlıklar tüketilirdi. Halkın çoğu ya evlerinde besledikleri ya da pazardan satın aldıkları dana veya koçları bayramdan birkaç gün öncesinden evin önünde hazır bulundururdu. Satın alınan bir boğa veya sığır yedi koça bedeldi... Örneğin bir evde yedi kurban kesecek kimse bulunmazsa konu komşudan ortak bulunur, büyükbaş kesildikten sonra etler usta kasaplar tarafından yedi eşit kısma bölünür aynı zamanda tartılırdı. Sonra verileceklerin isimleri ufak kağıtlar üzerine yazılarak dürülür ve bir çocuk eliyle bu kağıtlar, yediye ayrılmış olan etlerin üzerine konurdu. Daha sonra isimleri okununca herkes etini alır, ellerindeki kaplara koyarak evlerine götürürlerdi...

Ölmüşleri için de kurban keserlerdi

Öteden beri süregelen, Arife günü ölmüşlerinin ruhu için kurban kesme adeti hala devam etmekteydi. Özellikle, Padişah için de Arife günü Hırka-i Şerif yakınlarında iki kurban kesilirdi. Dolayısıyla kurban kesme işlemi ilk defa Kurban Bayramı’ndan bir gün önce ölmüşlerin ruhu için yapılmış olurdu. Bu işlemden sonra tebrikler başlar ancak bayram günü ilk olarak ev sahibi için özel ufak bir kase içinde et suyuyla pirinç çorbası, kurbanının böbreğinden yapılmış külbastı, et suyuyla güveçte pişirilmiş pirinç pilavı ve hoşaftan oluşan bir yemek getirilirdi. O gün sofrada mideyi düzeltmek için turunç reçeli bulundurmak kibar adetlerindendi...

YULARDAN ÇEKİŞTİRMEK DAHİ SUÇ

Osmanlı'da kurbanlık hayvan kimi zaman bir yıl öncesinden alınırdı.kurbanlıklar alındıktan sonra boyanır ve kesime kadar itinayla beslenirdi.Bugün izlenen 'Kurbanlık hayvana eziyet' anlamına gelecek en ufak hadiseden ecdadımız kaçınır ''hatta bir kurbanlık hayvanın yularından çekiştirmek'' bile suç sayılırdı...

Bayram... öncesi Saray'dan halka duyurulan Padişah Tembihnamesi ile ''Bayram öncesi temizliğin emredilir ve kurbanlık tercihi ile kesiminde dikkate alınması gereken hususların halka duyurulur.Bayram öncesi bu tembihnamenin ardından her yer pırıl pırıl olurdu.
Kurban keserken Hz. İsmail'i düşünerek kurbana insanca muamele edilmesi gerektiğini hatırlardan çıkarmamamız gerek...

OSMANLI'DA BAYRAMI YAŞAMAK VARDI ŞİMDİ!.

Osmanlı İmparatorluğu’nda bayramlar yerleşmiş kuralları olan törenlerle kutlanırdı. Üç gün süren Ramazan Bayramı’na “Iyd-i Said-i Fıtr”, dört gün süren Kurban Bayramı’na ise “Iyd-i Adha” adı verilirdi.

Kurban Bayramı’nda da ayın durumuna göre, Zilhicce ayının birinci gününün tespitiyle Arife ve Bayram günü belli olurdu. Ramazan’ın başlangıcını, bitişini, Kadir Gecesi’ni ve Kurban Bayramı’nın ne zaman olduğunu belirlemek, İstanbul Kadısı’nın göreviydi. Kadı bu günleri tespit ettikten sonra Saray’a bildirir, daha sonra da durum halka ilan edilirdi. Saray’a bu günleri bildiren İstanbul Kadısı yüklü bir bahşiş alırdı.

Kurban Bayramı’nın ise dördüncü günü akşamına kadar her gün top atılırdı. Bu toplar genellikle Tersane’den ve Donanma’dan ateşlenirdi. Bazen limanda bulunan yabancı gemiler de top atarlardı. Ramazan ve Kurban Bayramı öncesi Arife Gecesi bütün cami ve mescitlerin kandilleri yakılırdı. Tahirü’l Mevlevi’de yayımlanan 1921 tarihli bir yazıda, eski bayramlar şöyle anlatılır:

“Başta İstanbul olmak üzere her şehirde Arife günü hamamlar sabaha kadar açık olurdu. Genelde hamam işi son güne bırakıldığı için, hamamlarda iğne atsan yere düşmezdi. Şekerci dükkânları da geç vakte kadar çalışırdı. Bayram sabahı gün ağırmadan davulcular namaz için halkı uyandırırlardı. Ardından toplar atılarak halk sabah namazına çağrılırdı. Aile reisleri erkek çocuklarını da alarak camiye gider ve sabah namazını kılarlardı. Daha sonra camilerde kürsüye çıkan vaizler, bayram namazı vakti gelinceye kadar camide bulunanlara vaaz ederlerdi. Namazdan sonra genelde birbirini tanıyan insanlar bayramlaşıp mezarlıkların yolunu tutarlardı. Mezarlık ziyaretlerinde, ölmüş büyüklere dualar edildikten sonra herkes evine giderdi. Büyüklerin ellerini öpen çocuklar, daha sonra yeni elbiseleriyle komşuları dolaşırlardı. Bu ziyaretlerde el öpen çocuklara bayram harçlığı ve mendil verilirdi”.

Mahalle’de bayramlaşma ise, ayrı bir anlam ifade ederdi. Mahalle bekçileri ve Ramazan davulcuları ev ev dolaşarak bahşişlerini toplarlardı. Eğer mendil ve kumaş verilirse bu bir sırığa bağlanırdı. Bunların ardından tulumbacılar, daha sonra da çöpçüler ziyarete gelirdi. Bu ziyaretçileri uğurlayan ev sahipleri, yola düşerek ilk gün yakın akrabaları olan büyüklerini ziyarete giderlerdi. Bayramda eve gelen insanlara önce şeker, ardından da kahve ikram edilirdi. Ancak şeker öyle bir tane verilmez, şeker tepsisi misafirin önüne konulurdu. Misafir tepsiden istediği kadar şekeri yerdi.


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


SARAY’DAKİ TÖREN

Bayramlarda düzenlenecek törenin teferruatı Teşrifat Kalemi’nin işiydi. Padişah için düzenlenecek tebrik töreninin teferruatı bu “Daire” tarafından hazırlanır ve işlemler buna göre yürürdü.

Osmanlı Sarayı’ndaki bayramlaşmanın nasıl yapılacağı Fatih Kanunnamesi ile belirlenmişti. Bu kanunnameye göre, padişah bayram sabahı namazını Hırka-i Saadet Dairesi’nde kılar, daha sonra bu yerin önüne taht konulurdu. Padişah tahta oturunca orada bulunan hocalar dualar okur, ardından görevliler bunlara hediyeliklerini verirlerdi. Mehter çalmaya başlayınca bir taraftan da “Bu gibi günlere yetişmek her zaman müyesser ola” diye bağırır ve dua edilirdi.


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


Osmanlı Padişahı ile bayramlaşma hakkı olanlar da, kanunnamede belirlenmişti. Bu hakkı haiz olan kişiler sabah namazını Ayasofya Camii’nde kıldıktan sonra Saray’a gidip Divan-ı Hümayun’da toplanırlardı. Topluluğun geldiği haberi padişaha iletilince, o da bunun üzerine Arz Odası’na geçerdi. Daha sonra da görevlilerin dizildiği yoldan, tahtın bulunduğu yere gelirdi. Burada padişahı karşılayan Nakibüleşraf Efendi, yüzü padişaha dönük, ayakta ellerini kaldırıp bir dua okuduktan sonra padişahın bayramını kutlar selam vererek huzurundan çıkardı. Enderun Ağaları da bayramlaşma esnasında yüksek sesle; “Aleyke avnullah! (Allah’ın yardımı üzerine olsun)”, “Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var” sesleri arasında tahta oturur ve bu esnada Mehterân Bölüğü tarafından hünkâr marşı çalınırdı.


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


Tören sırasında kimin nerede duracağı en ufak teferruatına kadar belliydi. Örneğin Padişah’ın oturduğu tahtın arkasında, sağda Darüssaade Ağası, solda da Silahtar bulunurdu. Buradaki tören sırasında mehter durmadan çalardı. Padişah tahta oturduktan sonra devlet adamları rütbelerine göre sağ taraftan gelerek padişahın eteğini öperlerdi. Veziriazam, Kazasker gibi görevliler etek öperken padişah ayağa kalkardı. Bu üst düzey ricalden sonra sıra Defterdar, Nişancı, Reis’ül Küttap, Defter Emini gibi bürokratlarındı. Şeyhülislam ise, Padişah’ın önünde eğilir ve elini öperdi. Bu işlemi bitiren görevliler, kendileri için belirlenmiş yere geçerek tören müddetince ayakta dururlardı. Kapıkulu Ocakları’nın üst düzey subayları da bu bayramlaşmada hazır bulunurdu.

Törenin bitiminden sonra Padişah, Has Oda’ya geçerek bayram namazı için üstünü değiştirirdi. Bayram namazı büyük camilerinden birisinde genellikle saraya yakın Ayasofya veya Sultanahmet’te kılınırdı. Bayramdan önce padişaha namazı nerede kılacağı sorulur, buna göre hazırlık yapılırdı. Padişah Harem’den çıkıp özel olarak süslenmiş atına biner ve Bab’üs Selam önünde kendisini bekleyen devlet adamlarıyla birlikte camiye doğru yola çıkardı. Devlet ileri gelenleri rütbelerine göre atlı ya da yaya olarak padişahı takip ederlerdi. Camiye gidilip namaz kılındıktan sonra da aynı düzen içerisinde Saray’a geri dönülürdü. Bayram namazı için yapılan bu gidiş ve dönüşe “Bayram Alayı” adı verilirdi.

Bayram alayları gerçekten yerli ve yabancı seyircileri hayran bırakırdı. Osmanlı Devleti’nin ihtişam ve nizam gösterisi şeklinde cereyan eden bayram alayları İmparatorluk’un bir gövde gösterisi hâlini alırdı. Pek çok yabancı seyyah bu alayları “İstanbullu’ların seyrinden usanç getirmedikleri bir millî, dinî gösteri” olduğunu belirtirler. Özellikle padişahın namaza gidiş gelişini Paus Lucas eserinde şöyle dile getirir:
“At üzerindeki hükümdarın ihtişamı ile hiçbir şey mukayese edilmezdi. Bindiği ve yedekte götürdüğü atları yeryüzünün en güzel atları idi. Atların koşumları altın, inci ve mücevherlere boğulmuştu. Üniformaların çeşitliliği ve debdebesi, atların güzelliği ve koşumlarının zenginliği ve subayların çokluğu içinde alay intizam ve hem kendisinden hem de seyreden halktan gelen dikkate şayan bir sessizlik içinde yol alıyordu. Gerçekten de dünyanın en eğlenceli ve en meraklı gösterisi idi”.

Bütün merasimlerde padişahın hemen arkasında bulunan Rikabdar, Silahdar ve Çukadar ise sırma bantlı kırmızı kadifeden yatırtma başlıkları kıymetli kumaştan yapılan kaftanları ile dikkati çekerdi. Alay-ı Hümayun’larda asıl tören bölükleri ise sırma bantlı kırmızı kadifeden yatırtma başlıkları kıymetli kumaştan yapılan kaftanları ile dikkati çekerdi. Alay-ı Hümayun’larda asıl tören bölükleri ise solaklar ve peyklerdi. Saray dışına çıkıldığında tertip edilen bütün alaylarda görevli olan bu iki bölük kıyafetleri ile göz dolduran bir görünüm arz ederdi.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bayramın ikinci günü Padişah “yeni saray” yani Topkapı Sarayı’nda bulunan Gülhane Köşkü’nde bulunurdu. Buraya Kaymakam, Şeyhülislam, Kaptanpaşa gibi görevliler, maiyetleri ile birlikte gelirler ve bayram tebriki için bir tören düzenlenirdi. Bayramın üçüncü günü ise, Padişahlar eski geleneklere göre, Eski Saray’da cirit oyunu seyrederlerdi..


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


Bayram nedeniyle Harem halkının istediği zincir, küpe ile gerdanlık broş, Saray’ın bu tür ziynet eşyasını aldığı kuyumculara bir mektup ile bildirilerek temin edilirdi. Padişah tarafından fakirlere yardım yapılırdı. Zor durumda bulunan göçmen çocuklarını bayramlarda giydirmek de gelenek hâline gelmişti.

Bazı bayramlarda Padişahlar halka açık büyük şenlikler düzenletirdi. Bu bayram şenliklerinden yakın tarihte yapılanlardan biri, Sultan Abdülaziz’in 25-28 Nisan 1866 tarihleri arasında düzenlettirdiği şenliktir. Bayramlarda seyirciler yarım ay şeklinde otururlar padişahın otağı da bunların tam merkezinde bulunurdu. Padişahın otağının sol yanında ziyafet çadırı yer alırdı. 15. yüzyıldan sonra şenlik düzeni belirli bir protokol ve programa bağlanmıştır. Bayramlarda öğleden önce bayramlaşma, ikram, pişkeşlerin dağıtılması ve yemekle geçer, öğleden sonra da gösteriler yapılırdı. Büyük törenlerde geceleri kandiller, mahyalar ve fişeklerle donanma düzenlenirdi. Yapılan gösterilerde çeşitli hünerler, esnaf oyunları, dramatik oyunlar, sportif oyunlar yer alırdı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde bayramlar, devlet erkânının katıldığı, büyük hazırlıkların yapıldığı alanlarda halkın da geniş katılımıyla yapılırdı. Saray’da da hazırlıklar önceden başlar, yapılan merasimlerle halk ile devlet erkânının kaynaşması sağlanırdı.


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


Bayramdan önce subaylara ve memurlara birer maaş ikramiye dağıtılırdı. Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih gibi büyük camilerin ulemaya “kürk bahası”, “iftariye” adı altında hediyeler dağıtılırdı. Bayramlarda askere şeker, kuzu, helva ve salata verilirdi. Zaptiyeye ise, birer adet fes ve püskül verilir veya bedeli ödenirdi. Bayramın birinci günü, hapishanelerdeki mahkûmlara helva dağıtılırdı. Bayram nedeniyle, cezasının üçte ikisini çekmiş mahkûmların bir kısmı da affedilirdi..

Resmî bayramlaşmalar bayramdan önce başlardı. Tanzimat’tan sonra çeşitli günlerde olduğu gibi bayramlarda da bir mektup veya telgraf ile bayram tebriki usulü başlamıştı. Memurlar ve müdürler amirlerinin ve padişahın bayramını mektup veya telgraf ile kutlarlar ve sadakâtlerini arz ederlerdi. Bayram tebriki gönderenlerin bir listesi yapılarak padişaha sunulurdu. Daha sonra bunlara tebriklerinden duyulan memnuniyeti belirten cevap yazısı gönderilirdi..

Bayram tebrikini yalnız Müslümanlar yapmazdı. Ermeni Patriği’nden Keldani Patriği’ne, Ortodoks Metropolitler’den Karadağ Prensi’ne kadar herkes padişaha bayram tebriki gönderirdi.


To view links or images in this forum your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


Memurlar da bayramlaşmak için amirlerinin evlerine giderlerdi. Ancak bu durum çok masraflı olduğu için, Tanzimat’tan sonra 1845’te bir karar alınarak bu uygulamaya son verilmişti. Bu tarihten sonra memurlar amirleriyle iş yerlerinde bayramlaşırlar. Bayramın bitmesinden sonra resmî dairelerdeki memurlar işyerlerinde önce kendi aralarında bayramlaşır, ardından da bayram tebriki için önce müdürlerinin, daha sonra da müdürleriyle birlikte bakanlarının yanına giderlerdi. Bu işler bittikten sonra farklı dairelerin memurları birbirlerini ziyaret ederek kendi aralarında bayramlaşırlardı.

Bayram tatilleri ise, devletin zor durumda olduğu zamanlarda, kısa tutulmuştur. Örneğin 1919 yılı Kurban Bayramı’nda, ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle bayramın üçüncü ve dördüncü günleri, devlet daireleri açılmış ve bütün memurlar işlerinin başında bulunmuştur.

Kaynak: (aLınTı)
Afrodit bunu beğendi.

Çevrimdışı
   
  Alıntı

IRCForumlari.NET Reklamlar
Alt 07 Nisan 2012, 18:47   #2

Afrodit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Ağustos 2010
Mesajlar: 8.484
Konuları: 4882
WEB Sitesi: www.IrcForumlari.net
IRC Sunucusu: ♪♫ ♥ ♪♫
Facebook:
Twitter:
İlgi Alanı: Flash
Aldığı Beğeni: 6768
Verdiği Beğeni: 8158
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
IF Puanı: 54405
Cevap: Osmanlı'da Kurban Bayramı, Kutlamaları + Saray Törenleri..





Kullanıcılara ait mesajları görebilmeniz için üye olmalısınız. Üye olmak için lütfen tıklayın!

__________________

To view links or images in signatures your post count must be 20 or greater. You currently have 0 posts.


İtiraf ediyorum! Ben iki yüzlüyüm!
Bir yanım; Sıcak, Sevimli, Candan, Neşeli.
Diğer yanım; Soğuk, Suratsız, İlgisiz, Neşesiz.
Ve Sen Hangisini Görüyorsan,
Demek Ki Onu Haketmişsin..


Çevrimdışı
   
  Alıntı


Yeni Konu   Cevap Yaz

Etiketler
bayramı, kurban, kutlamaları, osmanlıda, saray, törenleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





LinkBack
LinkBack URL LinkBack URL
About LinkBacks About LinkBacks