TÜRKÇEYE İHANET: Yabancı Kelimeler Salgını - IRCForumlari.Net - IRC Sunucu sahipleri ve kullanicilari bulusma noktasi
IF Yönetim IF Upload Kimler Online Bloglar Ana Sayfa

Go Back   IRCForumlari.Net - IRC Sunucu sahipleri ve kullanicilari bulusma noktasi Eğlence Grubu Yeni konu oluşturun

Yeni konu oluşturun Forumumuzda yer almayan konu ve başlıkları burada oluşturabilrisiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.02.08, 21:05   #1
 
CariSma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.08.05
Bulunduğu yer: Aslanlar Gibi Askerlik Yapıyor :)
Mesajlar: 761
Alinan Teşekkür: 0
IRC Sunucusu:
WEB Sitesi: wWw.SanaLdayiz.Com
İlgi Alanı:
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Tepkiler: 0
Aldığı Tepki: 0 (0 Mesajda)
Exclamation TÜRKÇEYE İHANET: Yabancı Kelimeler Salgını

-- Sponsor Baglantı --

Türk dili, bugün de büyük bir tehlike karşısındadır: Batı’dan sızan kelimeler salgını! Vaktiyle Arap ve Fars dillerinden gelen kelime akını durmuştur. Bu dillerden bir tek kelime artık dilimize girecek değildir. Çağlar boyunca girmiş olanlar yavaş yavaş ayıklanmaktadır. Kalacak kelime ve deyimler, asıllarını değiştirip Türkçeleşmiş olanlarla, dinî terim niteliğinde bulunanlardır.

Bu da doğaldır.

Ümmet çağında Arap ve Fars dillerinden kelime almakta bir zorunluk vardır.

İslâm dini ve bu dine dayanan hukuk, tasavvuf ve ahlâk sistemleri, bu bilimlerle ilgili birçok kavramların, terim ve deyimlerin dilimize girmesini gerektirecekti. Öte yandan Fars dili ve edebiyatı, İslamlığın yayıldığı ülkelerde hakim bir durumda idi. Bu dil de edebiyat yoluyle elbet birçok kavramlar, kelimeler ve deyimler getirecekti. Eğer bilginlerle şairler bu aktarmada Türk dilini unutturacak derecede aşırı gitmemiş olsalardı, tehlike o kadar büyük olmayacaktı.

Bugün, Türk dilini kurallarıyla birlikte yeniden kurmak gibi bir zorunluk çekmeyecektik.


Olan oldu.

Türk toplumu uyandı. Bilimin ışığı altında gerçekleşen Dil devrimi özlediğimiz ulusal yolu açtı.


Batıdan gelen bu yeni salgında, hiç de böyle bir zorunluk yoktur. Gerçi bir yön değiştirme olmuş, yeni bir uygarlık âlemine girilmiştir. Bu yeni âlemin getireceği yeni düşünceler ve kavramlar, bunları belirten yeni kelimeler, deyimler ve terimler elbet girecek iş ve kültür ilişkileri birçok sözlerin gelip yerleşmesine yol açacaktı.


Fakat bunlar o kadar az, o derece sayılı ve zorunlu olacaktı ki, dilin özlüğünü asla bozmayacaktı.


Örneğin, günlük hayatımızda sık sık kullandığımız komünizm, faşizm, nazizm, marksizm, sosyalizm, liberalizm gibi kelimeler, değiştirilemeyecek olan bazı felsefe ve bilim terimleri, her gün yığın yığın yurdumuza giren ilâçların adları, otomobil, taksi, motor, telefon, telgraf gibi sözcükler, sınırlı kaldıkça zararı büyük sayılmaz.

Gerçi bunların da çoğunu değiştiren uluslar vardır.

Ama bunların dışında kalan ve her halde Türkçelerinin bulunması gereken kelimeler de oluyor ki, bunları uluorta kullanmak dile ve Türk kültürüne karşı işlenmiş en büyük suçtur. Örneğin, sansasyon, sempati, brifing, konsorsiyom, kontenjan, amblem, lojman, komünikasyon gibi kelimeleri kullanmakta nasıl bir zorunluk vardır? Bunların karşılığı bulunamaz mı? Hele trafik, personel gibi kelimelerin kanun yoluyle dilimize girip yerleşmesi nasıl hoş görülebilir?

Bir kere kanunlara geçip perçinleşmiş olan bu kelimeleri söküp atmak kolay olur mu?


Bunlardan başka, düşünmeden ve hiç üzüntü duymadan rasgele kullandığımız öyle kelimeler oluyor ki, biraz dikkat edince bu lâubalilikten utanç duymamak mümkün değildir. Örneğin, evimizin odalarından bahsederken “salon-salamanje” demek moda haline gelmiştir. O kadar ki “oturma-yemek odası” demek hatıramıza bile gelmiyor. Bu züppelik değil de nedir? Ana dile karşı bu saygısızlık nerede görülmüştür?


Konfeksiyon” da kullanılması moda haline gelmiş kelimeler arasındadır. Bilir bilmez birçok mağazaların üstüne bu levhaların asıldığı görülüyor. Eskiden hazır elbise satan mağazalara “hazırcı” denilirdi. Bugün bu söz “konfeksiyon” kelimesiyle karşılandığı gibi “tuhafiye” dediğimiz mağazalar bu levhayı taşımaktadır.


Yavaş yavaş yabancı kelimeler takımıyle dile girmeye başlıyor: “Angaje, angajman”, “rezerve, rezervasyon”, “form, forme, formasyon, formalite” gibi Her gün öyle sözler ortaya atılıyor ki, yabancı dil bilmeyen halkın bu kelimeleri nasıl karşılıyacağını üzüntü ile düşünmemek elden gelmiyor. Örneğin, radyodan verilen haberler arasında “fultaym kanunu filân yerde uygulanmaya başlamıştır.” gibi bir cümle işitince şaşıp kalıyoruz.

Eğer bu haberin halk tarafından anlaşılması isteniyorsa “tam gün çalışma” demek daha doğru olmaz mı? İngilizcedeki “full time” kelimesine belki daha güzel karşılık bulunabilir; fakat bu yabancı kelimeyi olduğu gibi dile sokmak nasıl bir fayda sağlar? Hangi resmî daireye ya da özel bir teşebbüs yerine girseniz, karşınıza hemen “enformasyon” yazılı bir levha çıkar. Bazı dairelerde bu kelimenin altında “danışma” kelimesinin de yer aldığı görülür.

Enformasyon” eğer yabancılar için bir uyarma ise, o daireye giren yabancı bu levha olmasa da, o bölümün bu işe ayrıldığını hemen anlar. Eğer halk için ise, yalnız “danışma” levhası yeter.


Dahası var: Gün geçmiyor ki resmî binaların kapıları üstünde tuhaf daire ve müdürlük adlarına rastlamış olmayalım:


Marketing Şubesi
Aktüerya Müd.
Konjonktür Dairesi
Lojistik Dairesi
Enfrastrüktür Dairesi
Prodüktivite Dairesi


Bunlar ne demek?
Kim anlar bu sözleri?
Hangi Türk beğenip sever ve nasıl kullanır?

Asıl önemli ve acıklı olanı, bunları kimler ve nasıl bir düşünce ile devlet dairelerine ad olarak önerir ve kabul ettirir. Bu biçimsiz, yabancı sözleri Türk diline sokmağa kim kendisinde hak görebilir?


Biz “Neşriyat ve Müdevvenat Müdürlüğü” gibi eskiden beri kullanılagelen adları değiştirme çabası içinde hükümetin dikkatini çekmeğe çalışırken, şimdi daha kötüleri kucak kucak, yığın yığın, hiçbir sınır ve saygı gözetilmeden dilimize zorla sokularak Türk diline kastediliyor. Böylelikle dil eskisinden daha bozuk, daha kötü bir hale getirilmeye çalışılıyor Bu yalnız dil bilincinin değil, ulus bilincinin de henüz gereği gibi yerleşmemiş olmasından başka bir şey değildir.


Türk Dil Kurumu olarak, bu acı kayıtsızlığın karşındayız. Yurttaş olarak da, kutsal duygularımızın zedelendiğini görmekle üzüntü içindeyiz. Bu satırlarla kamu önünde açıkça ricada bulunuyoruz. Her bakanlıkta üçer kişilik komisyon kurulsun; bu konu önemle ele alınarak bu gibi çirkin kelimelere Türkçe karşılıklar bulunsun.


Türk Dil Kurumu, bütün imkânlarıyle bu çalışmalara gücünü katmaya, hizmet etmeye hazırdır.

Agâh Sırrı Levend


(Türk Dili, sayı 171, aralık 1965)
(Agâh Sırrı Levend, Yabancı Kelimeler Salgını, Türk Dili, sayı 171, aralık 1965, sh. 12)

Alıntıdır.

Yorum sizin.
__________________
Körlerin ülkesinde,Tek gözlü insan Kral Olur..
CariSma isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
Cevapla

Etiketler
ihanet, kelimeler, salgini, salgını, turkceye, türkçeye, yabanci, yabancı, İhanet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık