IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




2Beğeni(ler)
  • 2 Post By PySSyCaT

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Eylül 2018, 13:32   #1
Çevrimiçi
KURTULUŞ SAVAŞI VE ALEVİLER


-- Sponsor Baglantı --



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


‘Anadolu insanı, dünyanın bütün ateşleri başına yağarken, varlığı hazin bir kuşku altındayken, yalınayak ve sopayla istilacılara karşı mücadeleye çağrıldı.” (İsmet İnönü 30 Ağustos 1930)
Öndere Güven
Türk insanı, güven duyacağı bir önder bulursa, ona içtenlikle bağlanır ve hemen her buyruğunu büyük bir özveriyle yerine getirir. Mustafa Kemal, bu özelliği gördü, olanaksızlıklara aldırmadan, yalnızca bu özelliğe güvenerek yola çıktı. Batılıların bunu anlaması, olası değildir. Nitekim, Türkiye’de yalnızca devlet kuruluşlarında değil, köy berberinden büyük şirketlere dek hemen her işyerinde ve pek çok evde Atatürk resimlerinin asılı olması, Avrupalılarca araştırma konusu yapılmıştır.
Yoksunluk
Kurtuluş Savaşı, yoksunluklar içinde başarılmıştır. Yoksunluğun boyutunu anlamak için, yalnızca para sorununa bakmak yeterlidir. Bu yapıldığında, girişilen işin amaçlarıyla, maddi olanaksızlıklar arasında büyük bir uçurum olduğu görülecek; Kurtuluş Savaşı’nın, bu denli yoksunluk içinde nasıl kazanıldığına şaşılacaktır.
İstanbul’dan ayrılırken, karargah giderlerini karşılamak için verilen ödenek, Erzurum’a gelinceye dek bitmişti. Ülkeyi kurtarmak için kongreler toplanmaktadır ancak elde hiç para yoktur. Umut kırıcı durum, ulusal hareketin geleceğini etkileyecek önemdedir. Ancak Mustafa Kemal, böyle düşünmemektedir. “Halkın istekleri yönünde hareket ediliyorsa, para bulunur, her şey bulunur” diyor; paraya değil, halkın ilgi ve desteğine önem veriyordu.
Daha sonra Meclis’te yaptığı konuşmada şunları söyleyecektir; “Ben bu işe girişirken, en akıllı ve en iyi düşünür görünen bir takım kişiler bana sordular: ‘Paramız var mıdır? Silahımız var mıdır?’ ‘Yoktur’ dedim. O zaman, ‘o halde ne yapacaksın?’ dediler. ‘Para olacak, ordu olacak ve ulus bağımsızlığını kurtaracak’ dedim. ‘Görüyorsunuz ki, hepsi oldu ve olacaktır’”.1
Erzurum’dan Sivas’a
Erzurum’dan Sivas’a gitme günleri yaklaştığında, araba kiralamak ve yol giderlerini karşılamak için para gerekmektedir. Belediye Başkanı Zâkir Bey devreye girmiş ve kiralanabilecek en düşük ücretle, tanesi yüz liradan dört yaylı (üstü ve yanı kapalı dört tekerlekli at arabası) bulunmuştur, ancak elde yüz liradan başka para yoktur.
Mazhar Müfit, o günler için anılarında şunları yazar: “Paşa, para ile uğraşmaktan hoşlanmazdı. Alışveriş ve gelir giderle ilgilenmeyi bana bırakmış, kalan parayı da bana vermişti. Harcamaları ne kadar kısarsak kısalım, eldekiler hızla eriyordu ve Sivas’a gidilecekti. Fakat 400 lira kadar para gerekiyor, tabii yol boyunca ve Sivas’ta da paraya ihtiyacımız var. Kasa ise malum dedim. Paşa bu anda, üzgün bir yüzle, kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti ve hafif bir sesle, ‘evet bir de para sorunumuz var’ dedi. Onun bu anını, görüp de üzülmemek mümkün değildi. Bir ulusun kurtuluş mücadelesinde; mevkilerini, rütbesini maddi manevi olanaklarının tümünü veren, zeka ve enerjisini bütün gücüyle büyük bir ideale adayan bir insanın, artık hiç olmazsa parayla ilgisi olmamalı, bin uğraş ve boğuşma içinde onu düşünmemeliydi. O gece gerçekten çok üzülmüştüm”.2
Ankara’ya Gidiliyor
Sivas’tan Ankara’ya giderken, durum Erzurum günlerinden daha da kötüydü. Sivas’ta; ulusal mücadele için yaşamsal önemde kararlar alınmış, yeni devletin temelleri atılmış ve Sivas halkı Kongre’ye sahip çıkmıştı. Ancak, başarılan bu önemli işlere karşın, kongre düzenleyicileri bakkala, fırına ödenecek paranın hesabıyla uğraşmaktadır.
Mustafa Kemal, parasızlığa değil, Sivaslıların kilometrelerce süren coşkun karşılamasına (ve uğurlamasına) önem vermekte, sürekli ‘para bulunur’ demektedir. Bunu derken, para bulma yöntemlerine de kısıtlamalar getirmektedir. Örneğin bankalardan, Heyeti Temsiliye olarak borç alma önerisine; “düşmanlarımıza yeni bir propaganda ucu veremeyiz. Bankaları soyuyorlar diye söylemedikleri kalmaz. Başka çareler düşünelim” diyerek3 karşı çıkmaktadır.
Kar Altında Üstü Açık Araba
18 Aralık 1919’da, Ankara’ya doğru yola çıkılacaktır. Kongre Binası’nın önünde büyük bir kitle, onu uğurlamak için toplanmıştır. Uğurlayıcıların önemli bir bölümü,Temsil Heyeti’ni at ya da arabalarla kentin dışındaki köprü başına dek getirecektir. Hava çok soğuk, her yer karla kaplıdır ve kar yağışı sürmektedir. Otomobillerin üstü açık olduğundan ‘yolcular’ kar içindedir.4
İki aracın lastikleri dolma, biri şişme iç lastiktir. Eski olan iç lastik, Kayseri’ye yakın patladığında, dış lastiğin içine “paçavra ve ot doldurulacaktır”.5 Benzin ve lastik, “haysiyet kaygılarıyla karışık duygular içinde” Amerikan okulundan sağlanmıştır.
Mazhar Müfit, Sivas’tan hareket günü için anılarında şunları yazar: “Yarın hareket ediyoruz. Bildiklerimizle vedalaştık. Bütün paramız, yol için ancak yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık. Banka müdürü bugün de işine gelmezse yolda bütün bütün aç kalma ihtimali var”.6
Elde kalan son parayı azık için harcayan Mazhar Müfit, Mustafa Kemal’i kişisel borçlanmaya izin vermesi için ikna etmiş ve valiliği döneminden tanıdığı Osmanlı Bankası Müdürü’nün peşine düşerek, kredi almaya çalışmaktadır.
Ancak, müdür gönülsüzdür ve her arandığında “evinde hastadır” yanıtı alınmaktadır. Ricalarla getirtilir, karargahtan Yüzbaşı Bedri Bey tüccar diye kefil, Mazhar Müfit ise borçlu olur ve 1000 lira alınır. İşlemler hareketten “beş dakika önce biter”. Şevket Süreyya Aydemir “Tek Adam” kitabında, bu tür sıkıntıları kastederek, “O günler Mustafa Kemal’in hiç unutmadığı ya da hiç hatırlamak istemediği günlerdir” diyecektir.7
Kayseri’de Coşkulu Karşılama
Sivas’tan hareket edildiği 18 Aralık gecesi, yolda donma tehlikesi geçirilerek8, ertesi gün Kayseri’ye gelinir. Kayserililer’in ona ve birlikte olduğu Heyeti Temsiliye üyelerine gösterdiği ilgi ve coşkulu karşılama, herkesi duygulandırmıştır.
Valiliği ve Belediye’yi ziyaret eder, Raşit Efendi Kitaplığı’nda halkla bir toplantı yapar. 21 Aralık’ta kentten ayrılırken, Kayserililer’e, gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür bildirisi yayınlar. Bildiride şunları söyler: “Kadın, erkek, çocuk; bütün millet fertlerinin genel galeyan ve heyecan ile gösterdiği sevgi ve içtenlik; Heyeti Temsiliye’yi oluşturanların kişiliklerine değil, yöneldiği kutsal birlik anlayışına ve anlaşarak bir araya gelmiş olmasınadır. Çok değerli ve çok yüce bir niteliğe sahiptir… Yolumuza devam ederken, Kayseri’nin, arkamızda Anadolu’nun bütün vatansever coşkusunu içinde barındıran; güçlü, uyanık, yetenekli ve içten bir milli merkez olduğunu düşünerek, her zaman kıvanç duyacağız”.9
Hacıbektaş Ziyareti
Kayseri’de bir gün daha kalınması istemlerine karşın aynı gün yola çıktı. O dönemde ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan ve Türk geleneklerine kıskançlıkla bağlı “üç-dört milyon, belki de daha çok”10 Alevinin kutsal saydığı Hacıbektaş’a gidilecektir.
22 Aralık’ta, bir gün kalacağı Hacıbektaş’a geldi ve Alevi önderi, Hacıbektaş Dergahı Postnişin’i (postta oturan, tekkenin şeyhi) Çelebi Cemalettin Efendi ve Hacıbektaş Dede Postu Vekili Niyazi Salih Baba’yla, Kurtuluş Savaşı ve sonrası için görüşmeler yaptı. Son derece aydın kişiler olan bu insanlara, girişilen savaşımın amaç ve boyutunu anlattı. Her ikisi de ulusal savaşımı destekleyeceklerini bildirdiler. Çelebi Cemalettin Efendi’yle yapılan görüşmede, Cumhuriyet’ten bile söz edildi.11
Alevi önderler, sözlerinde durdular ve inançlarıyla örtüşen ilkelere sahip olduğu için, Kurtuluş Savaşı’yla Cumhuriyet devrimlerini desteklediler. Toplum bilimci John Kingsley Birge’nin, “Cumhuriyet’le Bektaşilik ilkeleri çakıştığı için, Cumhuriyet’in gelişi Bektaşilerce, amacın gerçekleşmesi olarak görülmüş ve tarikat örgütlenmesine gerek kalmadığına karar verilmiştir”12 biçiminde tanımladığı bu destek, yaygın ve içten, genel bir tutumdur.
Beşyüz Yılda İlk Kez
Mustafa Kemal, Samsun’dan Havza’ya geldiğinde karşılayanlar arasında Çelebi Cemalettin Efendi de vardı. Gittiği her yerde gördüğü kitlesel desteğin içinde, Aleviler önemli bir yer tutuyordu. Beş yüz yıldır belki de ilk kez, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu Türkleri’nin tümü aynı amaçla onun çevresinde birleşmişti. Kentlerde, köylerde onu birlikte karşıladılar, birlikte konuk ettiler; çağrılarına uyarak toplantılara, kongrelere derneklere birlikte katıldılar; giriştiği savaşımda sonuna dek yanında olacaklarını açıkladılar. Böylesi bir birliktelik, saray ve işgalciler için, hiç beklemedikleri bir olaydı.
Kurtuluş Savaşı’nda, millicilere karşı fetvalarla çıkarılan gerici ayaklanmalar, Anadolu’daki Alevi varlığı nedeniyle, belli bölgelerde sınırlı kaldı. Aleviler, ayaklanmaların bastırılmasına olduğu kadar, yayılmasının önlenmesine de katkı koydular.
‘Komutan Atatürk’ adlı yapıtında bu konuya değinen General Celâl Erikan; “bütün milletin, padişah safında karşı devrime katılacağını”, ancak bunu “ittihatçı örgütlerle, Aleviliğin önlediğini” ve “Kurtuluş Savaşı’nın bu sayede mümkün olduğunu” ileri sürer. Erikan, şöyle söyler: “Eğer Türkiye bütünüyle ve birdenbire karşı-devrime girmemişse, bunun iki nedeni vardır: Biri, Halifenin kızdığı eski İttihat ve Terakkiciler, öteki inançları gereği Sünni Halife ve fetvasına pek önem vermeyen Şia mezhebinden Alevilerdir”.13
Aynı konuya Mustafa Kemal de değinir. 26 Haziran 1919’da Konya İkinci Ordu Müfettişliği’ne gönderdiği telgraf, Aleviler’e verdiği önemi gösteren bir belgedir. Bu telgrafta şunları söylüyordu: “Tokat ve çevresinin İslam nüfusunun yüzde sekseni, Amasya çevresinin de önemli bir bölümü Alevi mezhebindendir ve Kırşehir’deki Baba Efendi Hazretlerine çok bağlıdırlar. Baba Efendi, ülkenin ve ulusal bağımsızlığın bugünkü güçlüklerini görmede ve yargılamada gerçekten yeteneklidir. Bu nedenle güvenilir kimseleri kendisiyle görüştürerek Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak derneklerini destekleyecek. Uygun gördüğü, yörede etkili Alevilerin Sivas’a gönderilmesini çok yararlı görüyorum. Bu konuda içten yardımlarınızı dilerim”.14
Kırşehir ve Gençlere Çağrı
24 Aralık’ta Kırşehir’e geldi. Her yerde olduğu gibi coşkulu bir kitle tarafından karşılandı. Kırşehir Gençlik Derneği’nde, örgütlenmenin önemini vurgulayan ve gençleri, halkı örgütlemeye çağıran anlamlı bir konuşma yaptı. Dernek anı defterine “Sağlam ve yanılmaz düşüncelerle donanmış” Kırşehir gençliğinin, “vatan gençliğinin değerli bir parçası”olduğunu yazdı15 ve konuşmasında şunları söyledi: “En önemli kurtuluş ilkesi; halkın örgütlenmesidir. Örgütlenmeyen bir halk, saray karşısında, sömürgeciler karşısında yenilir, ezilir. Öyle ise genç aydınlar! Halkın önüne düşeceksiniz. Ulusal bilincin Ateşini yakacak ve Türk halkını Bağımsızlık Savaşımızın halkasında örgütleyip, birleştireceksiniz. Bu örgütlenmeden nereye çıkacağız? Bu örgütlenmeden halkın yüzyıllardan beri özlediği, halk devleti yoluna çıkacağız. Bu halk hareketini, bir ulusal devlet haline getireceğiz… Kırşehir gülü gibi toprağa, halka bağlı, yeni bir Türk devleti”.16
Metin Aydoğan
DİPNOTLAR
1 “Nutuk”, M.Kemal Atatürk, II.Cilt, T. T. K. Bas., 4.Bas., Ank.-1999, sf.879
2 a.g.e. sf.171
3 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T. K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.481
4 a.g.e. sf.488
5 a.g.e. sf.490
6 a.g.e. sf.490
7 “Tek Adam” Ş.S.Aydemir, II.Cilt, Remzi Kit., 8.Baskı, 1981, sf.140
8 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T.K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.491
9 “Atatürk’ün Bütün Eserleri” 5.Cilt, Kaynak Yay., 2001, sf.380
10 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T. K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.492
11“Atatürk ve Aleviler”, Cemal Şener, Ant Yay., 5.Bas.,1994, sf.64
12 “Tarih Boyunca Bektaşilik” Doç.Dr.Yaşar Nuri Öztürk, sf.201; ak. Cemal Şener, ”Atatürk ve Aleviler” Ant Yay., 5.Bas., İst.-1994, sf.16-17
13 “Komutan Atatürk” (G).Celal Erikan, sf.584; ak. D.Avcıoğlu, “Milli Kurtuluş Tarihi” III.Cilt, İstanbul Bas., İst.-1974, sf.993
14 “Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları” Mustafa Konar, I. Cilt, Kültür Bak. Yay., Ankara-1994, sf.94
15 “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” U.Kocatürk, T.İş B.Yay., Ank. sf.124
16 “Atatürkçü Olmak”, Ceyhun Atuf Kansu, Bütün Eserleri, No:5, Bilgi Yay., sf.28


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



aLinti..(yenidenergenekon..)

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


‘Anadolu insanı, dünyanın bütün ateşleri başına yağarken, varlığı hazin bir kuşku altındayken, yalınayak ve sopayla istilacılara karşı mücadeleye çağrıldı.” (İsmet İnönü 30 Ağustos 1930)
Öndere Güven
Türk insanı, güven duyacağı bir önder bulursa, ona içtenlikle bağlanır ve hemen her buyruğunu büyük bir özveriyle yerine getirir. Mustafa Kemal, bu özelliği gördü, olanaksızlıklara aldırmadan, yalnızca bu özelliğe güvenerek yola çıktı. Batılıların bunu anlaması, olası değildir. Nitekim, Türkiye’de yalnızca devlet kuruluşlarında değil, köy berberinden büyük şirketlere dek hemen her işyerinde ve pek çok evde Atatürk resimlerinin asılı olması, Avrupalılarca araştırma konusu yapılmıştır.
Yoksunluk
Kurtuluş Savaşı, yoksunluklar içinde başarılmıştır. Yoksunluğun boyutunu anlamak için, yalnızca para sorununa bakmak yeterlidir. Bu yapıldığında, girişilen işin amaçlarıyla, maddi olanaksızlıklar arasında büyük bir uçurum olduğu görülecek; Kurtuluş Savaşı’nın, bu denli yoksunluk içinde nasıl kazanıldığına şaşılacaktır.
İstanbul’dan ayrılırken, karargah giderlerini karşılamak için verilen ödenek, Erzurum’a gelinceye dek bitmişti. Ülkeyi kurtarmak için kongreler toplanmaktadır ancak elde hiç para yoktur. Umut kırıcı durum, ulusal hareketin geleceğini etkileyecek önemdedir. Ancak Mustafa Kemal, böyle düşünmemektedir. “Halkın istekleri yönünde hareket ediliyorsa, para bulunur, her şey bulunur” diyor; paraya değil, halkın ilgi ve desteğine önem veriyordu.
Daha sonra Meclis’te yaptığı konuşmada şunları söyleyecektir; “Ben bu işe girişirken, en akıllı ve en iyi düşünür görünen bir takım kişiler bana sordular: ‘Paramız var mıdır? Silahımız var mıdır?’ ‘Yoktur’ dedim. O zaman, ‘o halde ne yapacaksın?’ dediler. ‘Para olacak, ordu olacak ve ulus bağımsızlığını kurtaracak’ dedim. ‘Görüyorsunuz ki, hepsi oldu ve olacaktır’”.1
Erzurum’dan Sivas’a
Erzurum’dan Sivas’a gitme günleri yaklaştığında, araba kiralamak ve yol giderlerini karşılamak için para gerekmektedir. Belediye Başkanı Zâkir Bey devreye girmiş ve kiralanabilecek en düşük ücretle, tanesi yüz liradan dört yaylı (üstü ve yanı kapalı dört tekerlekli at arabası) bulunmuştur, ancak elde yüz liradan başka para yoktur.
Mazhar Müfit, o günler için anılarında şunları yazar: “Paşa, para ile uğraşmaktan hoşlanmazdı. Alışveriş ve gelir giderle ilgilenmeyi bana bırakmış, kalan parayı da bana vermişti. Harcamaları ne kadar kısarsak kısalım, eldekiler hızla eriyordu ve Sivas’a gidilecekti. Fakat 400 lira kadar para gerekiyor, tabii yol boyunca ve Sivas’ta da paraya ihtiyacımız var. Kasa ise malum dedim. Paşa bu anda, üzgün bir yüzle, kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti ve hafif bir sesle, ‘evet bir de para sorunumuz var’ dedi. Onun bu anını, görüp de üzülmemek mümkün değildi. Bir ulusun kurtuluş mücadelesinde; mevkilerini, rütbesini maddi manevi olanaklarının tümünü veren, zeka ve enerjisini bütün gücüyle büyük bir ideale adayan bir insanın, artık hiç olmazsa parayla ilgisi olmamalı, bin uğraş ve boğuşma içinde onu düşünmemeliydi. O gece gerçekten çok üzülmüştüm”.2
Ankara’ya Gidiliyor
Sivas’tan Ankara’ya giderken, durum Erzurum günlerinden daha da kötüydü. Sivas’ta; ulusal mücadele için yaşamsal önemde kararlar alınmış, yeni devletin temelleri atılmış ve Sivas halkı Kongre’ye sahip çıkmıştı. Ancak, başarılan bu önemli işlere karşın, kongre düzenleyicileri bakkala, fırına ödenecek paranın hesabıyla uğraşmaktadır.
Mustafa Kemal, parasızlığa değil, Sivaslıların kilometrelerce süren coşkun karşılamasına (ve uğurlamasına) önem vermekte, sürekli ‘para bulunur’ demektedir. Bunu derken, para bulma yöntemlerine de kısıtlamalar getirmektedir. Örneğin bankalardan, Heyeti Temsiliye olarak borç alma önerisine; “düşmanlarımıza yeni bir propaganda ucu veremeyiz. Bankaları soyuyorlar diye söylemedikleri kalmaz. Başka çareler düşünelim” diyerek3 karşı çıkmaktadır.
Kar Altında Üstü Açık Araba
18 Aralık 1919’da, Ankara’ya doğru yola çıkılacaktır. Kongre Binası’nın önünde büyük bir kitle, onu uğurlamak için toplanmıştır. Uğurlayıcıların önemli bir bölümü,Temsil Heyeti’ni at ya da arabalarla kentin dışındaki köprü başına dek getirecektir. Hava çok soğuk, her yer karla kaplıdır ve kar yağışı sürmektedir. Otomobillerin üstü açık olduğundan ‘yolcular’ kar içindedir.4
İki aracın lastikleri dolma, biri şişme iç lastiktir. Eski olan iç lastik, Kayseri’ye yakın patladığında, dış lastiğin içine “paçavra ve ot doldurulacaktır”.5 Benzin ve lastik, “haysiyet kaygılarıyla karışık duygular içinde” Amerikan okulundan sağlanmıştır.
Mazhar Müfit, Sivas’tan hareket günü için anılarında şunları yazar: “Yarın hareket ediyoruz. Bildiklerimizle vedalaştık. Bütün paramız, yol için ancak yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık. Banka müdürü bugün de işine gelmezse yolda bütün bütün aç kalma ihtimali var”.6
Elde kalan son parayı azık için harcayan Mazhar Müfit, Mustafa Kemal’i kişisel borçlanmaya izin vermesi için ikna etmiş ve valiliği döneminden tanıdığı Osmanlı Bankası Müdürü’nün peşine düşerek, kredi almaya çalışmaktadır.
Ancak, müdür gönülsüzdür ve her arandığında “evinde hastadır” yanıtı alınmaktadır. Ricalarla getirtilir, karargahtan Yüzbaşı Bedri Bey tüccar diye kefil, Mazhar Müfit ise borçlu olur ve 1000 lira alınır. İşlemler hareketten “beş dakika önce biter”. Şevket Süreyya Aydemir “Tek Adam” kitabında, bu tür sıkıntıları kastederek, “O günler Mustafa Kemal’in hiç unutmadığı ya da hiç hatırlamak istemediği günlerdir” diyecektir.7
Kayseri’de Coşkulu Karşılama
Sivas’tan hareket edildiği 18 Aralık gecesi, yolda donma tehlikesi geçirilerek8, ertesi gün Kayseri’ye gelinir. Kayserililer’in ona ve birlikte olduğu Heyeti Temsiliye üyelerine gösterdiği ilgi ve coşkulu karşılama, herkesi duygulandırmıştır.
Valiliği ve Belediye’yi ziyaret eder, Raşit Efendi Kitaplığı’nda halkla bir toplantı yapar. 21 Aralık’ta kentten ayrılırken, Kayserililer’e, gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür bildirisi yayınlar. Bildiride şunları söyler: “Kadın, erkek, çocuk; bütün millet fertlerinin genel galeyan ve heyecan ile gösterdiği sevgi ve içtenlik; Heyeti Temsiliye’yi oluşturanların kişiliklerine değil, yöneldiği kutsal birlik anlayışına ve anlaşarak bir araya gelmiş olmasınadır. Çok değerli ve çok yüce bir niteliğe sahiptir… Yolumuza devam ederken, Kayseri’nin, arkamızda Anadolu’nun bütün vatansever coşkusunu içinde barındıran; güçlü, uyanık, yetenekli ve içten bir milli merkez olduğunu düşünerek, her zaman kıvanç duyacağız”.9
Hacıbektaş Ziyareti
Kayseri’de bir gün daha kalınması istemlerine karşın aynı gün yola çıktı. O dönemde ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan ve Türk geleneklerine kıskançlıkla bağlı “üç-dört milyon, belki de daha çok”10 Alevinin kutsal saydığı Hacıbektaş’a gidilecektir.
22 Aralık’ta, bir gün kalacağı Hacıbektaş’a geldi ve Alevi önderi, Hacıbektaş Dergahı Postnişin’i (postta oturan, tekkenin şeyhi) Çelebi Cemalettin Efendi ve Hacıbektaş Dede Postu Vekili Niyazi Salih Baba’yla, Kurtuluş Savaşı ve sonrası için görüşmeler yaptı. Son derece aydın kişiler olan bu insanlara, girişilen savaşımın amaç ve boyutunu anlattı. Her ikisi de ulusal savaşımı destekleyeceklerini bildirdiler. Çelebi Cemalettin Efendi’yle yapılan görüşmede, Cumhuriyet’ten bile söz edildi.11
Alevi önderler, sözlerinde durdular ve inançlarıyla örtüşen ilkelere sahip olduğu için, Kurtuluş Savaşı’yla Cumhuriyet devrimlerini desteklediler. Toplum bilimci John Kingsley Birge’nin, “Cumhuriyet’le Bektaşilik ilkeleri çakıştığı için, Cumhuriyet’in gelişi Bektaşilerce, amacın gerçekleşmesi olarak görülmüş ve tarikat örgütlenmesine gerek kalmadığına karar verilmiştir”12 biçiminde tanımladığı bu destek, yaygın ve içten, genel bir tutumdur.
Beşyüz Yılda İlk Kez
Mustafa Kemal, Samsun’dan Havza’ya geldiğinde karşılayanlar arasında Çelebi Cemalettin Efendi de vardı. Gittiği her yerde gördüğü kitlesel desteğin içinde, Aleviler önemli bir yer tutuyordu. Beş yüz yıldır belki de ilk kez, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu Türkleri’nin tümü aynı amaçla onun çevresinde birleşmişti. Kentlerde, köylerde onu birlikte karşıladılar, birlikte konuk ettiler; çağrılarına uyarak toplantılara, kongrelere derneklere birlikte katıldılar; giriştiği savaşımda sonuna dek yanında olacaklarını açıkladılar. Böylesi bir birliktelik, saray ve işgalciler için, hiç beklemedikleri bir olaydı.
Kurtuluş Savaşı’nda, millicilere karşı fetvalarla çıkarılan gerici ayaklanmalar, Anadolu’daki Alevi varlığı nedeniyle, belli bölgelerde sınırlı kaldı. Aleviler, ayaklanmaların bastırılmasına olduğu kadar, yayılmasının önlenmesine de katkı koydular.
‘Komutan Atatürk’ adlı yapıtında bu konuya değinen General Celâl Erikan; “bütün milletin, padişah safında karşı devrime katılacağını”, ancak bunu “ittihatçı örgütlerle, Aleviliğin önlediğini” ve “Kurtuluş Savaşı’nın bu sayede mümkün olduğunu” ileri sürer. Erikan, şöyle söyler: “Eğer Türkiye bütünüyle ve birdenbire karşı-devrime girmemişse, bunun iki nedeni vardır: Biri, Halifenin kızdığı eski İttihat ve Terakkiciler, öteki inançları gereği Sünni Halife ve fetvasına pek önem vermeyen Şia mezhebinden Alevilerdir”.13
Aynı konuya Mustafa Kemal de değinir. 26 Haziran 1919’da Konya İkinci Ordu Müfettişliği’ne gönderdiği telgraf, Aleviler’e verdiği önemi gösteren bir belgedir. Bu telgrafta şunları söylüyordu: “Tokat ve çevresinin İslam nüfusunun yüzde sekseni, Amasya çevresinin de önemli bir bölümü Alevi mezhebindendir ve Kırşehir’deki Baba Efendi Hazretlerine çok bağlıdırlar. Baba Efendi, ülkenin ve ulusal bağımsızlığın bugünkü güçlüklerini görmede ve yargılamada gerçekten yeteneklidir. Bu nedenle güvenilir kimseleri kendisiyle görüştürerek Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak derneklerini destekleyecek. Uygun gördüğü, yörede etkili Alevilerin Sivas’a gönderilmesini çok yararlı görüyorum. Bu konuda içten yardımlarınızı dilerim”.14
Kırşehir ve Gençlere Çağrı
24 Aralık’ta Kırşehir’e geldi. Her yerde olduğu gibi coşkulu bir kitle tarafından karşılandı. Kırşehir Gençlik Derneği’nde, örgütlenmenin önemini vurgulayan ve gençleri, halkı örgütlemeye çağıran anlamlı bir konuşma yaptı. Dernek anı defterine “Sağlam ve yanılmaz düşüncelerle donanmış” Kırşehir gençliğinin, “vatan gençliğinin değerli bir parçası”olduğunu yazdı15 ve konuşmasında şunları söyledi: “En önemli kurtuluş ilkesi; halkın örgütlenmesidir. Örgütlenmeyen bir halk, saray karşısında, sömürgeciler karşısında yenilir, ezilir. Öyle ise genç aydınlar! Halkın önüne düşeceksiniz. Ulusal bilincin Ateşini yakacak ve Türk halkını Bağımsızlık Savaşımızın halkasında örgütleyip, birleştireceksiniz. Bu örgütlenmeden nereye çıkacağız? Bu örgütlenmeden halkın yüzyıllardan beri özlediği, halk devleti yoluna çıkacağız. Bu halk hareketini, bir ulusal devlet haline getireceğiz… Kırşehir gülü gibi toprağa, halka bağlı, yeni bir Türk devleti”.16
Metin Aydoğan
DİPNOTLAR
1 “Nutuk”, M.Kemal Atatürk, II.Cilt, T. T. K. Bas., 4.Bas., Ank.-1999, sf.879
2 a.g.e. sf.171
3 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T. K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.481
4 a.g.e. sf.488
5 a.g.e. sf.490
6 a.g.e. sf.490
7 “Tek Adam” Ş.S.Aydemir, II.Cilt, Remzi Kit., 8.Baskı, 1981, sf.140
8 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T.K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.491
9 “Atatürk’ün Bütün Eserleri” 5.Cilt, Kaynak Yay., 2001, sf.380
10 “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber”, M. M. Kansu, II.Cilt, T. T. K. Yay., 3.Bas., Ank.-1988, sf.492
11“Atatürk ve Aleviler”, Cemal Şener, Ant Yay., 5.Bas.,1994, sf.64
12 “Tarih Boyunca Bektaşilik” Doç.Dr.Yaşar Nuri Öztürk, sf.201; ak. Cemal Şener, ”Atatürk ve Aleviler” Ant Yay., 5.Bas., İst.-1994, sf.16-17
13 “Komutan Atatürk” (G).Celal Erikan, sf.584; ak. D.Avcıoğlu, “Milli Kurtuluş Tarihi” III.Cilt, İstanbul Bas., İst.-1974, sf.993
14 “Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları” Mustafa Konar, I. Cilt, Kültür Bak. Yay., Ankara-1994, sf.94
15 “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” U.Kocatürk, T.İş B.Yay., Ank. sf.124
16 “Atatürkçü Olmak”, Ceyhun Atuf Kansu, Bütün Eserleri, No:5, Bilgi Yay., sf.28


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



aLinti..(yenidenergenekon..)
__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 19 Eylül 2018, 18:13   #2
Çevrimdışı
Cevap: KURTULUŞ SAVAŞI VE ALEVİLER




O yüzden Dersim Katlimanı yaptılar alevilere çok önem veriyorlarmış peh gelde inan köprüden geçene kadar ayıya dayı diyeceksin mevzusu önce işini gördür sonra adamları katlet sorsan onlar vatan haini neyse.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Eylül 2018, 13:41   #3
Çevrimiçi
Cevap: KURTULUŞ SAVAŞI VE ALEVİLER




Baskasinin/BaskaLarin yaptigi/yaptikLari katLiami Ataturk yapmis gibi yorum yapma..
CemHaber DegerLi aLeviLerin ve ordan aLdigim haberi oku istersen @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]..


DERSİM VE ATATÜRK

Nisan 20, 2015 Cemhaber 0 Dersim,



Dersim ve Atatürk – Güneri Civaoğlu / Milliyet

Dersim) milletvekili Hüseyin Aygün partisini karıştırdı.
Şöyle demişti:
“- n Dersim katliamının sorumlusu devlettir.
– Katliamın yapıldığı tarihte tek parti iktidarı vardı, CHP iktidardı.
– Atatürk’ün bu olaydan haberdar olmaması imkânsızdır.”
Dersim felaketinin bir “askeri operasyon olduğu” sır değil, herkesin bildiği tarihi gerçek.
O yıllarda CHP’nin tek parti iktidarı olduğu da bir “keşif” değil.
Atatürk ile ilgili satırlara gelince…
Orada kırmızı ışık yanar.
Atatürk ve Dersim ilişkisini, Ata’nın hayatını Dersim’in güçlü isimlerinden Haydar Ağa’nın kurtarması ile başlayarak yansıtıyorum:
…………………..

Atatürk’ün kurduğu CHP’den Alevileri koparmak için bir planın sayfaları beklenenden önce açıldı.
Onur Öymen’in amacını aşan sözleri istismar edilerek, senaryonun uygulanmasında takvim yaprakları öne kaydırıldı.
Oysa acısı büyük olan Dersim olayları bağlamında farklı gerçekler de var.
Örneğin…
Atatürk’ün Dersim’e olan özel yakınlığı ve sevgisi…
Anlatayım…
Erzurum Kongresi sonrası Mustafa Kemal Sivas’a geçecektir.
Sarayın emriyle Elazığ Valisi Galip Bey, Dersim’in en güçlü isimlerinden Haydar Ağa’yı çağırır. Ona yüklüce bir para verir. Görevi, Mustafa Kemal’i pusuya düşürmek ve öldürmektir.
Vali Galip Bey bu görevi verirken yanında bugünlerin de güçlü politik isimlerinden birinin dedesi vardır.
Mustafa Kemal yola çıkar, “Kutu Deresi” mevkiinde otomobili Haydar Ağa ve silahlı adamları tarafından çevrilir.
Mustafa Kemal, vakur bakışlarla onları süzer ve “Kastınız beni öldürmek mi?” mealinde bir soru sorar.
Haydar Ağa, “Hayır paşam, bunu vermektir, mücadeleniz için lazım olur” diye yanıtlar ve Elazığ Valisi Galip Bey’den aldığı yüklüce parayı sunar.
Mustafa Kemal duygulanır.
Teşekkür eder.
“Ağa Ankara’ya gel.”
Ankara sürecinde Mustafa Kemal, Haydar Ağa’yı Ankara’ya davet eder ve Dersim Mebusu olmasını ister.
Haydar Ağa, teşekkür eder ama öneriye şöyle cevap verir:
“Biz buranın toprağına, dağına, çiçeğine, kuşuna alışmışız. Ankara’da yaşamam zor ama sana kardeşim Diyap’ı göndereyim. Kabul edersen, Dersim Mebusu o olsun.”
Ve böylece Diyap Ağa, Dersim Mebusu olur.
Atatürk, Diyap Ağa’ya daima özen ve ilgi gösterir.
Üstü açık Mercedes makam otomobilinde Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki o ak sakallı heybetli adam, Diyap Ağa’dır.
ATA, DERSİM’E GÜVENİRDİ
Mustafa Kemal, yakın çevresinde 6-7 Dersim kökenliyi mutlaka bulundururdu.
Diyap Ağa, Mehmet Bey, Binbaşı Hasan Hayri Bey (sınıf arkadaşı olan Hasan Hayri Bey’in Atatürk’ü çok üzen dramını aşağıdaki satırlarda yansıtacağım) Girnevikli Hüseyin Ağa…
Bektaşi babası olan Albay Ragıp Bey ve gene Bektaşi babası olan Doçent Bedri Noyan ise Atatürk’ün özel doktorlarıydı.
Oda hizmetlisi Bektaş Çavuş da (Mustafa Timisi’nin kayınpederiydi) Aleviydi.
Aleviler ve Dersimliler Atatürk’ü severlerdi.
Duvarlardaki Hazreti Ali’nin resimlerinin yanında Atatürk fotoğrafı da asılı olurdu.
Atatürk’ün emriyle Dersim’e köprüler kurulmuş, yollar açılmış, okullar yapılmıştır.
Hepimizin yüreğinde acısı olan Dersim olaylarına gelince…
Dersim ve dolaylarında toprak azdır.
Hatta Atatürk bu nedenle Dersimlilere daha fazla toprak olanaklarının yaratılması emrini de vermiştir.
Ancak…
Dersim’den, civardaki iller ve özellikle Erzincan’dan şikâyetler vardır.
O civar vilayetlerin milletvekillerinden “Dersim’den gelip hayvanlarımızı alıyorlar. Bunları devlet tedip etsin” gibi öneriler gelmektedir.
İsmet İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak, Dersim coğrafyasında düzenin sağlanması işini üstlenir.
Onlar da harekât için Şükrü Paşa’yı görevlendirir.
Ve ne yazık ki, hepimizin yüreklerini dağlayan çok acı bir silahlı operasyon yapılır.
Bugün hâlâ izleri derin olan bir dramdır Dersim halkının maruz kaldıkları…
Araştırmalardan ve birinci ve ikinci nesil ağızlardan dinlediğim kadarıyla, Atatürk’ün “amacını çok aşan” ve “çocukları, kadınları da kapsayan ölümlerden bilgisi yoktur.”
O kadar ki…
Sonunda güvenilir biri tarafından “Paşam, sizin çok sevdikleriniz, yakın bulduklarınız idam ediliyor” diye bir uyarı alır.
Gerçekten 3 önemli isim için idam sehpaları kurulmuştur.
Bunlardan biri, sınıf arkadaşı Binbaşı Hasan Hayri Bey’dir.
Diğeri Kâreli Mehmet Bey’dir.
3’üncüsü ise Hz. Muhammed soyundan bir Alevi dedesidir.
Atatürk, “Derhal durdurulsun” emrini verir.
Ama… Ne yazık ki çok geç…
Hasan Hayri Bey ve Kâreli Mehmet Bey infaz edilmişlerdir bile… İlginç bir ayrıntı var.
Önce Peygamber soyundan Alevi dedesi idam edilecektir ama Hasan Hayri Bey, “Ben senin idamını görmeye dayanamam. Önce beni assınlar. Sen duamı yap” demiştir.
Kâreli Mehmet Bey de aynı isteği tekrarlamıştır.
Atatürk’ün “durdurulsun” talimatı geldiğinde sadece Alevi dedesi henüz asılmamıştır. Böylece hayatta kalmıştır. Onun adını şimdilik anmayalım.
Kimseyi rahatsız etmemek için kimliğini yazmıyorum.
Onun kanını taşıyanlar tarafından adı ve nefesi en güzel şekilde sürdürülüyor.

İşte Atatürk ve Dersim ilişkilerinden gerçeği yansıtan anılar.
……………………
Yukarıdaki satırları geçen yıl bu ay yazmıştım.
Tunceli milletvekili Aygün’ün söylemiyle Dersim olayının yine gündeme taşınması üzerine bir kez daha yayımlanması faydalı olur diye düşündüm.

Dersim Mebusu Diyap Ağa, Atatürk’ün üstü açık Mercedes’inde… Yunan Kuvvetleri, Ankara’ya yaklaşırken Meclis’in Kayseri’ye taşinması yolundaki önerilere Diyap Ağa karşı çıkmış, yumruğunu kürsüye vurarak “Buraya, kaçmaya değil, ölmeye geldik” de

Etiketler:dersim ve atatürk, Diyap Ağa, Güneri Civaoğlu, hasan hayri


Kaynak..: Cemhaber..

__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Eylül 2018, 14:23   #4
Çevrimdışı
No1
No1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cevap: KURTULUŞ SAVAŞI VE ALEVİLER




Vesaire Nickli Üyeden Alıntı
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
O yüzden Dersim Katlimanı yaptılar alevilere çok önem veriyorlarmış peh gelde inan köprüden geçene kadar ayıya dayı diyeceksin mevzusu önce işini gördür sonra adamları katlet sorsan onlar vatan haini neyse.

Dersim katliami hakkinda bildiginiz seyler olabilir.
Bir isyan bastirilmasi amaci vardi ama bu katliama donustu.maalesef
Ve bu isyanin en buyuk sebebi ingilizlerin oyunu idi
Cok kisi oldu ataturku bu sebepten bende elestirebilirim ama bir yanlis yapilmasi tum dogrulari silmek degildir.

Ben bir alevi olarak bunu yaziyorum ataturku elestirebiliriz

Ben ataturk u bir bu konuda elestireblirim bide kazim karabekir pasa olayinda elestirmisimdir her zaman ama saygim sonsuz ona cunku yoktan var etti bir ulkeyi. Ne demis ataturk nutuk un ilk cumlesinde;

1919 yili mayisinin 19 uncu gunu samsuna ciktim.

Iste o gun bu ulke ingiliz mandasina yunan isgaline fransizlarin akdeniz de tecavuzlerine katliamlarina baskaldirdigi gundur.

__________________
[B][FONT="Courier New"][RIGHT][COLOR="Silver"]Dayan Rüsva Etme Beni[/COLOR][/RIGHT][/FONT][/B]
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Eylül 2018, 15:46   #5
Çevrimdışı
Cevap: KURTULUŞ SAVAŞI VE ALEVİLER




Neyse (;

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
kurtuluş savaşı ve aleviler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ANKARA SAVAŞI Desmont Osmanlı Tarihi 0 20 Kasım 2014 21:16
GÖRÜLMEMİŞ BİR MEYDAN SAVAŞI Desmont Osmanlı Tarihi 0 20 Kasım 2014 19:43
BROKEN HILL SAVAŞI Desmont Osmanlı Tarihi 0 15 Kasım 2014 16:17
Huneyn savaşi Swat İslamiyet 0 16 Mart 2012 22:47
Mute savaşi Swat İslamiyet 0 16 Mart 2012 22:46