IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Nisan 2011, 18:50   #1
Çevrimdışı
Yaşanmamış Hayatlar


sohbet


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İçimizden gelen mırıldanmaların uzaktan sesini duyarız. Sonra yapabileceğimiz fakat yapmadığımız işlerin, keşkelerin, özlemlerin ardından beklenmedik bir hüzünle uyanırız. Bazen içimizdeki o sıkıntının nereden geldiğini bile bilmeyiz, sadece huzursuz enerjimizle kendimize zarar veririz.
Herbirimizin yaşanmamışlık listesi uzun, taşırız oradan oraya pişmanlıkla. Hayatımız ne kadar dolu olursa olsun, yaşanmamışlıklar içimizdeki kapalı kapıların ardındadır. Her seçimimizin ardından, bir şey seçilmemiş kalır. Kimileri gün gelir daha hızlı vurur kapımıza, ‘çıkar beni attığın bu karanlıktan’ diye haykır adeta.
Peki nasıl baş ederiz onlarla ve yaratıkları kaos ve karmaşayla? Nasıl vazgeçeriz şu yaptığımız işleri sırf yapmış için olmak için yapmaktan, kendimize zarar vermekten veya uyuşturmaktan türlü alışkanlıklarla.
Nasıl kurtuluruz içimize düşürdüğü endişeden, sıkıntıdan, asabi enerjinin vücudumuza ve etrafımıza verdiği zarardan? Bölünmemiş olarak nasıl yaşarız şu hayatı? Nasıl çözeriz çelişkilerin düğümünü, büyük ve küçük aldığımız kararların ardından?
Eski Yunanın mitolojisinden buldum bunun cevabını, eski bilgelerin vardır zaten herşeye ilacı. Casto ve Pollox aynı anda, aynı anneden doğmuş, fakat biri ölümlü, diğeri ölümsüzmüş. Kardeşinin ölümü üzerine, nice acılar geçirmiş ölümsüz olan. Sonunda gitmiş Zeus’a yalvarmış, ’karşılığında ölümsüzlüğümü vermeye hazırım yeterki kardeşimi geri ver bana..’. Zeus çareyi onları gökte yıldız yapmakta bulmuş, İkizler takım yıldızının sembolü böyle doğmuş.
Nice zorluktan sonra birleşmiş bu ikiz, belki bu eski hikayeden biz de bir şey öğrenebiliriz. Hikaye der, üstlerini kapatma, acıları azalmaz, pişmanlık, hayal kırıklığı ve üzüntü de bir işe yaramaz. İçimizdeki ikize, diğer yarımıza kulak vermeli, hele hele yok hiç saymamalı, devamlı kendimizi meşgul ederek onları daha da derine gömmeye çalışmamalı.
Sonuçta insanlığın kaderidir, herşey önüne karşı kutbuyla gelir. Ve ancak iki kutbu aynı anda yaşatabilirsek bölmeyiz bu hayatı. Fakat kararlarımız kaderimiz değildir, istediğimiz şeyi yapmamak bizim elimizdedir.Özlemleri gitmez içimizden..sadece görünenin altına göndeririz...
Bazen o özlemlerin ne olduğunu biz bile bilmeyiz. Ancak bilinçaltımız hatırlatır sürekli eksikliğini, kendimizi tam hissetmek için onları da dinlemeliyiz…. Ya da kısaca ikizimizle birleşmeliyiz. Yoksa ne eldeki işi doğru dürüst yapar, ne de kendimizi rahat bırakırız, türlü türlü alışkanlıklar, kazalar , kontrolsüz obsesyonlar ve de tuhaf tuhaf rüyalar. Yada bizi limitleyenin dünya, kader, toplum olduğuna karar verir avunmaya çalışırız.
Hiç biri işe yaramaz bu çabaların, sonunda teslimiyete alışırız. Halbuki ikizimiz, görmediğimiz yanımız, bizi gölge gibi takip eder ve görünmeden kim olduğumuzu belirler. Ne seçerseniz seçin, bir şey seçilmemiş kalacak ve bazı seçilmemişler bize daha yakın olacak…
Ancak kullanmadığımız o yeteneğimiz, tekrar tekrar kapımızı çalacak..‘Çık artık kabuğundan, bu rahatlık senin istediğin değil‘ diye haykıracak. Ancak kurduğunuz hayatı altüst etmeden bir yol var onla uzlaşacak.
Bitirin bu nörotik izdirabı ve açlığı, yaşanmamışlığınızla konuşarak. O çekişecek bir düşman değil, sizin ikiziniz, hayat arkadaşınız, ulaşın ona, sorun ne istediğini.
Yazın sonra bir yere, hem kendi savunmanızı, hem de onun dediklerini. Komik gelecek ama bitirmeyin bu hayali diyaloğu, ta ki onu anlayana kadar. Aktif imajinasyon der Jung buna, anlaşmak, helalleşmek için güzel bir yoldur her seçmediğiniz kararla.Çizin hayalinizin resimlerini kağıda, hayatınızın karşı ucunun portresi neye benziyor görün. İyice detaylandırın sonra, yaratın şaheserinizi. Meditasyon ise diğer bir teknik. Dolaşın o diyarlarda uzun uzun sessizce kafanızda. Sonra rüyalarınızdaki sembollerin ne anlama geldiğini öğrenin. Bırakın artık rüyalara güvenmemeyi ya da onları bire bir yorumlamayı.
Anlayın artık içinizdeki detayları.

Ciddiye alın bütün bunları, buluşun ikizinizle.. gökyüzünde bile olsa…
(Pelin Hattatoğlu)
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İçimizden gelen mırıldanmaların uzaktan sesini duyarız. Sonra yapabileceğimiz fakat yapmadığımız işlerin, keşkelerin, özlemlerin ardından beklenmedik bir hüzünle uyanırız. Bazen içimizdeki o sıkıntının nereden geldiğini bile bilmeyiz, sadece huzursuz enerjimizle kendimize zarar veririz.
Herbirimizin yaşanmamışlık listesi uzun, taşırız oradan oraya pişmanlıkla. Hayatımız ne kadar dolu olursa olsun, yaşanmamışlıklar içimizdeki kapalı kapıların ardındadır. Her seçimimizin ardından, bir şey seçilmemiş kalır. Kimileri gün gelir daha hızlı vurur kapımıza, ‘çıkar beni attığın bu karanlıktan’ diye haykır adeta.
Peki nasıl baş ederiz onlarla ve yaratıkları kaos ve karmaşayla? Nasıl vazgeçeriz şu yaptığımız işleri sırf yapmış için olmak için yapmaktan, kendimize zarar vermekten veya uyuşturmaktan türlü alışkanlıklarla.
Nasıl kurtuluruz içimize düşürdüğü endişeden, sıkıntıdan, asabi enerjinin vücudumuza ve etrafımıza verdiği zarardan? Bölünmemiş olarak nasıl yaşarız şu hayatı? Nasıl çözeriz çelişkilerin düğümünü, büyük ve küçük aldığımız kararların ardından?
Eski Yunanın mitolojisinden buldum bunun cevabını, eski bilgelerin vardır zaten herşeye ilacı. Casto ve Pollox aynı anda, aynı anneden doğmuş, fakat biri ölümlü, diğeri ölümsüzmüş. Kardeşinin ölümü üzerine, nice acılar geçirmiş ölümsüz olan. Sonunda gitmiş Zeus’a yalvarmış, ’karşılığında ölümsüzlüğümü vermeye hazırım yeterki kardeşimi geri ver bana..’. Zeus çareyi onları gökte yıldız yapmakta bulmuş, İkizler takım yıldızının sembolü böyle doğmuş.
Nice zorluktan sonra birleşmiş bu ikiz, belki bu eski hikayeden biz de bir şey öğrenebiliriz. Hikaye der, üstlerini kapatma, acıları azalmaz, pişmanlık, hayal kırıklığı ve üzüntü de bir işe yaramaz. İçimizdeki ikize, diğer yarımıza kulak vermeli, hele hele yok hiç saymamalı, devamlı kendimizi meşgul ederek onları daha da derine gömmeye çalışmamalı.
Sonuçta insanlığın kaderidir, herşey önüne karşı kutbuyla gelir. Ve ancak iki kutbu aynı anda yaşatabilirsek bölmeyiz bu hayatı. Fakat kararlarımız kaderimiz değildir, istediğimiz şeyi yapmamak bizim elimizdedir.Özlemleri gitmez içimizden..sadece görünenin altına göndeririz...
Bazen o özlemlerin ne olduğunu biz bile bilmeyiz. Ancak bilinçaltımız hatırlatır sürekli eksikliğini, kendimizi tam hissetmek için onları da dinlemeliyiz…. Ya da kısaca ikizimizle birleşmeliyiz. Yoksa ne eldeki işi doğru dürüst yapar, ne de kendimizi rahat bırakırız, türlü türlü alışkanlıklar, kazalar , kontrolsüz obsesyonlar ve de tuhaf tuhaf rüyalar. Yada bizi limitleyenin dünya, kader, toplum olduğuna karar verir avunmaya çalışırız.
Hiç biri işe yaramaz bu çabaların, sonunda teslimiyete alışırız. Halbuki ikizimiz, görmediğimiz yanımız, bizi gölge gibi takip eder ve görünmeden kim olduğumuzu belirler. Ne seçerseniz seçin, bir şey seçilmemiş kalacak ve bazı seçilmemişler bize daha yakın olacak…
Ancak kullanmadığımız o yeteneğimiz, tekrar tekrar kapımızı çalacak..‘Çık artık kabuğundan, bu rahatlık senin istediğin değil‘ diye haykıracak. Ancak kurduğunuz hayatı altüst etmeden bir yol var onla uzlaşacak.
Bitirin bu nörotik izdirabı ve açlığı, yaşanmamışlığınızla konuşarak. O çekişecek bir düşman değil, sizin ikiziniz, hayat arkadaşınız, ulaşın ona, sorun ne istediğini.
Yazın sonra bir yere, hem kendi savunmanızı, hem de onun dediklerini. Komik gelecek ama bitirmeyin bu hayali diyaloğu, ta ki onu anlayana kadar. Aktif imajinasyon der Jung buna, anlaşmak, helalleşmek için güzel bir yoldur her seçmediğiniz kararla.Çizin hayalinizin resimlerini kağıda, hayatınızın karşı ucunun portresi neye benziyor görün. İyice detaylandırın sonra, yaratın şaheserinizi. Meditasyon ise diğer bir teknik. Dolaşın o diyarlarda uzun uzun sessizce kafanızda. Sonra rüyalarınızdaki sembollerin ne anlama geldiğini öğrenin. Bırakın artık rüyalara güvenmemeyi ya da onları bire bir yorumlamayı.
Anlayın artık içinizdeki detayları.

Ciddiye alın bütün bunları, buluşun ikizinizle.. gökyüzünde bile olsa…
(Pelin Hattatoğlu)
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
hayatlar, yaşanmamış

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yaşanmamış Çocukluğun Türküsü - Afşar Timuçin Vesaire Şairler ve Şiirleri 0 17 Aralık 2014 10:15
Sezen Aksu - Yaşanmamış Yıllar Amelia R, S, Ş, T 0 27 Ağustos 2014 20:19
Yaşanmamış Hatıralar - Ümit Yaşar Oğuzcan Elysian Şairler ve Şiirleri 0 05 Mayıs 2014 16:32
Hüseyin Gülerce: 'Herkes hiç yaşanmamış sıkıntılara hazır olsun' MasteR06 Haber Arşivi 0 03 Ocak 2014 17:45
Yaşanmamış Sonbahar Afrodit Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 1 01 Ekim 2010 19:02