IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




2Beğeni(ler)
  • 2 Post By Sevda

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23 Kasım 2012, 04:02   #1
Çevrimdışı
Divan Edebiyatı Sözlüğü


-- Sponsor Baglantı --


Divan Edebiyatı Sözlüğü

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Divan edebiyatı şiirlerinde ve gazellerde sıkça kullanılan bazı kelimeler


(A)


Ayş : Neşeli olma hali, bahtiyarlık

Âdem : İnsanoğlu
Agâh = Bilgili uyanık:
Ayan = Açık, meydanda:
Ahar = Son:
Ahfadına = Oğullarına,
Andalip = Bülbül:
Ağyar = Gayrılar,başkalar:
Arşaper= Arşa kanat açmak
Ah-i zar = Çok ağlayan:
Acem= Arap olmayan,iranlı
Azade = Hür, serbest:
Ataullah = Allah vergisi:
Anka-ı aşk = Aşk kuşu:
Avdet = Deri dönüş:
Afitap = Güneş: A
ba = Yünden yapılmış, kaba kumaş:

(B)


Bahr-ı safa = Safa denizi:

Bad-i safa = Sabah rüzgarı:
Bostan = Bağ, bahçe:
Bed = Fena, yaramaz, çirkin
Baki = Beka, devamlı:
Bihablil veriyd = Şah damar- B
aht = Talih, kader, kısmet: rından yakın:
Bahre = Deniz:
Beyt’ül atik = Eski ev, Kâ’be
Bî-vefâ : Vefasız
Bî-kes : Kimsesiz
Bipayan = Sonsuz,tükenmez:
Bâtın = İç, öz:
Bağ-ı hezar = Bahçe bülbülü:
Baran = Yağmur:
Bülbülü ra’nâ = Bülbül sesli, güzel
Bahri = Deniz: bundan böyle:
Baran-ı belâ = Belâ denizi:
bende: köle

(C)


Cevval = Koşan, dolaşan, hareketli:

Cife = Leş, pislik:
Cengü cidal = Savaş, kavga:
Cari = Cereyan eden,
canhıraş: yürek parçalayan
CANŞİKÂR : Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.

(Ç)


Çâk : Parçalanmışlık hâli, yaralılık

Çarmıh = Hristiyanlık senbolü, haç:

(D)

Dehr : Zaman

dest: el
dil: gönül
destbusi: el öpme
Didem = Göz, gözüm:
Dad-ı Hakk = Hakk vergisi:
Devran = Dünya, felek, zaman:
Dil-i dânâ = Bilen dil:
Dehrin = Dünyanın, zamanın:
Defteri uşşak = Âşıklar Dânâ = Bilen, bilici: defteri:
Duzeh = Cehennem:
Dem bu dem = Yaşanan an:
Dilhane = Gönül hanesi:
Didar = Yüz çehre:
Darül karar = karar yeri:
dil: yürek
dide: göz
Dide = Göz:
Dûr = Evler,bölgeler,uzak:
Der-i devlet = Devlet içinde:
Dû âlem = İki âlem:
Dar-u ukba = Baki âlem, ahiret:
DEHA-İ KUDSÎ : Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ. Dinî dehâ.
DERKETMEK
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
ir şeyin en esasını, dibini öğrenmek, iyice anlamak.

(E)


Etfal = Çocuk:

Enver = Çok parlak çok nûrlu:
esrik: sarhoş dermansız
Ezhar = zuhur çiçekler:
Erihnâ = Bize göster:
Ezvak = Zevkler, tadışlar:
Enis = Dost, arkadaş:
esri: esir olan
Eflâk = Gök yüzü, gezegenler:
Enhar-ı aşk = Aşk nehri:
Eyyam = Aylar, zamanlar:
Ebsem = Duymamak, işit-
Esma = İsimler: memek
Ebhar = Denizler:
EBNÂ-İ ÂDEM :Adem oğulları. İnsanlar.
Envar = Ziyalar, aydınlıklar:
Enhar = Nehirler, ırmaklar:
Ey canu men = Ey benim
Elvan = Renkler:
El pençe = El bağlayan: canım:

(F)


Ferd = tek, yalnız:

Fâni = Ölümlü:
Fahri âlem = Âlemin iftihar ettiği. Hz. Muhammed:
Firkat = Dostlardan ve saireden ayrılma:
Firak = Ayrılık, ayrılma:
Felekler = Gökyüzü, gezegenler:
Fakr- Fahr = Fakirlikle iftihar etmek:
Fariğ = Vazgeçmiş, çekilmiş:
Fürûzân : Parlak. ışıltılı
fuzun: fazla

(G)


Ganem = Koyun:

girye: gözyaşı
Gerçi = Her nekadar, isede:
Giryân = Ağlayıcı, ağlayan:
Gurap = Karga:
girye-i dem: gözyaşı
Gâh-Geh = Zaman, zaman, arasıra, bazı bazı:
Gülşen = Gül bahçesi:
Gerdenim = Gerdanım:
Gufran = Affetme, merhamet etme:
Gâhî : Kâh, bazen, zaman zaman
Gül-i sahra: Çöl gülü
Gerdûn : Felek

(H)


Hüda = Allah:

Hünkâr = Padişah, Sûltan:
Handan = Gülen, gülücü:
Hâr = Diken:
Handân : Gülen
Hazân : Güz
Harabat = Harabeler yıkıntılar:
Harimi ismet = Mukaddes ocak, namus ocağı:
Hâki ıtırnak = Toprak kokusu:
Hâki pay = Tevazu etmek, ayağa yüz sürmek:
Hâki hâk = Toprakla, toprak:
Hayyealelfelâh = Haydin kurtuluşa:
Hande rîz = Gülüp duran:
Hazer kıl : Sakın
Haşru neşir = Mahşer - toplanma dağılma:
Hümayı aşk = Devlet kuşu, aşk kuşu:
Her dem = Her zaman: Hürrem = Hür olan:
Hem dem = Can ciğer arkadaş:
HAKKETMEK : Oyarak veya kazıyarak işlemek, yazmak

(I)


Itır = koku:

Ikra’ Oku:

(İ)


İbadulllah = Allah’ın kullareı:

ibza: kedere boğma
İdrak = Anlayış:
i-naf: sertlik gösterme
İcmal = Kısaltma, özetleme:
İt’am = Taam, yemek:
İştiyak = özleme, hasret, çok istekli olmak:
İstihal = Ehil olma, bir şeye lâyık olma:
İfşa-i raz = gizliyi açıklama:
İstidat = Kaabiliyyet:
İsmi pakin = Pak temiz isin:

(K)


Kalb gâh = Kıblenin bulunduğu semt:

Kaf-ı kanaat = Kanaat dağı:
Kîl-ü kâl = Dedi kodu:
Karun = Mûsâ (a.s.) zamanında yaşamış zengin biri:
Katre = Damla: Kenzi mahfi = Gizli hazine:
Kemter = Daha aşağı, hakir itibarsız:
Kenzi mahfi = Gizli hazine:
Kerremnâ = Mükerrem kıldı:
Küllü nefsin = Her nefis:
katre: damla
Kûşe-i vahdet = Vahdet köşesi:
kevaşe: yosma
Kûy-i Leylâ = Leylânın köyü
Kim : -ki anlamında
KAYS : Düşmek, sukut.

(L)


Lâyezâl = Ezeli olmayan:

Lâ mekân = Mekânı olmayan:
Leylü nehar = Gece gündüz:
Leyâl = Geceler:
Levlâke levlâk = Eğer sen olmasaydın, olmasaydın:
Lenterânî = Sen beni göremessin:
Leb : Dudak
Libas = Elbise, örtü:
lamekan: mekansız

(M)


Mahbub = Sevilen:

Maada = Bundan böyle:
merdüm : insan anlamında farsçadan türkçeye geçmiş bir kelime. merdüm-i dîde olduğunda ise gözbebeği anlamına denk düşer. şeyh galib'in selamında da bu mana ile yer bulur zâtına ki beyit de insan ile gözbebeğinin ilişkisine ışık tutar;
Mâşuk = Âşık olunan, sevilen:
Mahles = Bir kimsenin ikinci adı:
Müncer olmak : Bir sonuca ulaşmak
Makber = Kabir:
Mevlâ = Efendi:
Mazharı gufran = Affedilme, merhamete nail olma:
Merd = Özü sözü doğru:
Mürde = Hasta:
mahpeyker: ay yüzlü
mukteza-i hale mutabık (durumun gereğine uygun) söz söyleme yetisi.
Mekân = Yer:
Münevver = Nûrlanmış:
Men reânî = Beni gören:
Mündemiç = İçinde bulunan:
Mecellet = Kitaplar, mecmualar:
Muzmahil = Çökmüş, darmadağınık:
Müştâki Cemâlin = Cemâlini özleyen:
Müştak = İştiyakli özleyen:
Mızrap = Telli çalgılarda kullanılan alet:
Men arefe nefsehu = Nefsine ârif olan – bilen:
Miftahu kalb = Kalb anahtarı:
Mihrab = Yönelinen yer.
Mir’at-ı zât = Zât aynası:

(N)


Nalân = İnleyici, inleyen:

Nesne = Bir şey:
Nakatullah = Allah-ın devesi:
Nâdân = Bilmez, cahil:
Nüzhet = Neş-e, eğlence:
Nefha = Güzel koku:
NÜKTEVER : Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen.
Necip = Soyu sopu temiz:
Neva = Ses, sedâ:
Nehyü isbat = Kaldırma, ispatlama:
Nihan = Gizli, mahcup:
Nikap = Peçe yüz örtüsü:
Nûr-u veçhinden = Yüzünün nûrundan:

(O)


Od = Ateş cehennem:,


(P)


Peyker = Yüz, surat, çehre:

Pür safa = Cok safalı:
Post = Bir makam, hayvan derisi:
Pür nûr = Çok nûrlu:
Püser = Oğul, erkek çocuk:

(R)


Râh = Tutulan yol, meslek: Rif’at = Yükseklik, yücelik:

Râ’nâ = Güzel, lâtif, hoş görünen:
Rahmî = Rahmete mensup, rahmetle:
Ram ol = İtaat eden, boyun eğen ol:
rücu: geri dönmek
Rücû-u = Dönme, geri dönme:
Rücû-u ilâllah = Allah-a dönme:
Rüsvay = Rezillik, haysiyyetsizlik:
Ram: boyun eğmek

(S)


Salâ = Minarelerde okunan salâvat:

Safa = Saflık, berraklık:
Sâd pâre = Yüz parça, parça, parçe:
Sakî = Su veren, su dağıtan:
Sahr-ı cihan = Cihan sahrası:
Sahbay-ı aşk = Aşk sehbası:
şad: mutlu
serdest: egemen
ser:baş
Sehâ = El açıklığı, cömertlik: Server = baş, başkan:
Semud = eski bir kavim: Sübhan = Allah:
Seher = Tan yeri ağırmadan biraz evvelki vakit:
Sîne = Göğüs yürek:
Sîne çak = göğsü kabaran:
Sinnimiz = Yaşımız, yıllar:
Subha = Seher vakti:
Sıbgatullah = Allah-ın boyası:
Subh : Sabah vakti
Sâd : Çok sayıda
Sayf : Yaz
Şitâ : Kış
Sitâre : Yıldız (bahtı temsilen)

(Ş)


Şah-ü geda = Kul ile sûltan:

Şems = Güneş:
Şaduman = Alev, ateş, sevinçli:
Şûle = Alev ateş:
Şeş cihet = Altı cihet:
Şemsi aşk = aşk güneşi:
Şemsi hakikat = Hakikat güneşi:
Şem’ : Mum

(T)


Takaza = Sıkıştırmak:

Taht-ı gâh = Taht yeri:
Tac-ı ser = Baş tacı:
Tabe sabah = Sabaha kadar:
Tâli’ : Talih, baht
Tafsil = Etraflıca, uzun uzadıya:
Taht-ı dil = Dil yeri:
Tahmis = Ateşte kızdırma, kavurma:
Ten perver = kendini besleyen:
Tuhfe = Hediye:
Tercüman-ı aşk = Aşk tercümanı:
Tegafül = Gaflet:
teşne: bir sey yapmaya egilimi olan, egilimli, meyilli anlamina gelen
Temaşa = Bakıp seyretme:
Tefahur = Övünç, övünme, iftihar:
Tekevvün = Varolma:
Tığ-i kara = Kara kılıç:
Tığ-i tevhid = Tevhid kılıcı:

(U)


Ufku dil = Dil ufku:

Uryan = soyunma:
üftade: çaresiz aşık
Ulül el bab = Sağ duyu sahibi insânlar:
Umûr : İşler

(V)


Vâsıl = Ulaşan:

Visâl = Ulaşma, buluşma:
Venefahtü = Ona rûhumdan üfledim:
Vuslat = Buluşma:

(Y)


Yekzeban = Ağız birliği eden, aynı dille konuşan:

Yektir = Tektir:
Yekta = bir tane:

(Z)


Zaikatül mevt = Ölümü tadacaktır:

Zâhir = Görünen, görünücü:
Zerrat = Zerreler:
Zeval = Sona erme, yerinden ayrılıp gitme:
Zinde = Diri, yaşayan, canlı:
ZÂHİRÎ :Görünüşte olduğu gibi. Zâhire âit ve müteallik. Asıl ve hakiki olmayan. Zâhiriyyun mezhebine âit olan.


Kaynak: Alıntılar
Divan Edebiyatı Sözlüğü

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Divan edebiyatı şiirlerinde ve gazellerde sıkça kullanılan bazı kelimeler


(A)


Ayş : Neşeli olma hali, bahtiyarlık

Âdem : İnsanoğlu
Agâh = Bilgili uyanık:
Ayan = Açık, meydanda:
Ahar = Son:
Ahfadına = Oğullarına,
Andalip = Bülbül:
Ağyar = Gayrılar,başkalar:
Arşaper= Arşa kanat açmak
Ah-i zar = Çok ağlayan:
Acem= Arap olmayan,iranlı
Azade = Hür, serbest:
Ataullah = Allah vergisi:
Anka-ı aşk = Aşk kuşu:
Avdet = Deri dönüş:
Afitap = Güneş: A
ba = Yünden yapılmış, kaba kumaş:

(B)


Bahr-ı safa = Safa denizi:

Bad-i safa = Sabah rüzgarı:
Bostan = Bağ, bahçe:
Bed = Fena, yaramaz, çirkin
Baki = Beka, devamlı:
Bihablil veriyd = Şah damar- B
aht = Talih, kader, kısmet: rından yakın:
Bahre = Deniz:
Beyt’ül atik = Eski ev, Kâ’be
Bî-vefâ : Vefasız
Bî-kes : Kimsesiz
Bipayan = Sonsuz,tükenmez:
Bâtın = İç, öz:
Bağ-ı hezar = Bahçe bülbülü:
Baran = Yağmur:
Bülbülü ra’nâ = Bülbül sesli, güzel
Bahri = Deniz: bundan böyle:
Baran-ı belâ = Belâ denizi:
bende: köle

(C)


Cevval = Koşan, dolaşan, hareketli:

Cife = Leş, pislik:
Cengü cidal = Savaş, kavga:
Cari = Cereyan eden,
canhıraş: yürek parçalayan
CANŞİKÂR : Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.

(Ç)


Çâk : Parçalanmışlık hâli, yaralılık

Çarmıh = Hristiyanlık senbolü, haç:

(D)

Dehr : Zaman

dest: el
dil: gönül
destbusi: el öpme
Didem = Göz, gözüm:
Dad-ı Hakk = Hakk vergisi:
Devran = Dünya, felek, zaman:
Dil-i dânâ = Bilen dil:
Dehrin = Dünyanın, zamanın:
Defteri uşşak = Âşıklar Dânâ = Bilen, bilici: defteri:
Duzeh = Cehennem:
Dem bu dem = Yaşanan an:
Dilhane = Gönül hanesi:
Didar = Yüz çehre:
Darül karar = karar yeri:
dil: yürek
dide: göz
Dide = Göz:
Dûr = Evler,bölgeler,uzak:
Der-i devlet = Devlet içinde:
Dû âlem = İki âlem:
Dar-u ukba = Baki âlem, ahiret:
DEHA-İ KUDSÎ : Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ. Dinî dehâ.
DERKETMEK
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
ir şeyin en esasını, dibini öğrenmek, iyice anlamak.

(E)


Etfal = Çocuk:

Enver = Çok parlak çok nûrlu:
esrik: sarhoş dermansız
Ezhar = zuhur çiçekler:
Erihnâ = Bize göster:
Ezvak = Zevkler, tadışlar:
Enis = Dost, arkadaş:
esri: esir olan
Eflâk = Gök yüzü, gezegenler:
Enhar-ı aşk = Aşk nehri:
Eyyam = Aylar, zamanlar:
Ebsem = Duymamak, işit-
Esma = İsimler: memek
Ebhar = Denizler:
EBNÂ-İ ÂDEM :Adem oğulları. İnsanlar.
Envar = Ziyalar, aydınlıklar:
Enhar = Nehirler, ırmaklar:
Ey canu men = Ey benim
Elvan = Renkler:
El pençe = El bağlayan: canım:

(F)


Ferd = tek, yalnız:

Fâni = Ölümlü:
Fahri âlem = Âlemin iftihar ettiği. Hz. Muhammed:
Firkat = Dostlardan ve saireden ayrılma:
Firak = Ayrılık, ayrılma:
Felekler = Gökyüzü, gezegenler:
Fakr- Fahr = Fakirlikle iftihar etmek:
Fariğ = Vazgeçmiş, çekilmiş:
Fürûzân : Parlak. ışıltılı
fuzun: fazla

(G)


Ganem = Koyun:

girye: gözyaşı
Gerçi = Her nekadar, isede:
Giryân = Ağlayıcı, ağlayan:
Gurap = Karga:
girye-i dem: gözyaşı
Gâh-Geh = Zaman, zaman, arasıra, bazı bazı:
Gülşen = Gül bahçesi:
Gerdenim = Gerdanım:
Gufran = Affetme, merhamet etme:
Gâhî : Kâh, bazen, zaman zaman
Gül-i sahra: Çöl gülü
Gerdûn : Felek

(H)


Hüda = Allah:

Hünkâr = Padişah, Sûltan:
Handan = Gülen, gülücü:
Hâr = Diken:
Handân : Gülen
Hazân : Güz
Harabat = Harabeler yıkıntılar:
Harimi ismet = Mukaddes ocak, namus ocağı:
Hâki ıtırnak = Toprak kokusu:
Hâki pay = Tevazu etmek, ayağa yüz sürmek:
Hâki hâk = Toprakla, toprak:
Hayyealelfelâh = Haydin kurtuluşa:
Hande rîz = Gülüp duran:
Hazer kıl : Sakın
Haşru neşir = Mahşer - toplanma dağılma:
Hümayı aşk = Devlet kuşu, aşk kuşu:
Her dem = Her zaman: Hürrem = Hür olan:
Hem dem = Can ciğer arkadaş:
HAKKETMEK : Oyarak veya kazıyarak işlemek, yazmak

(I)


Itır = koku:

Ikra’ Oku:

(İ)


İbadulllah = Allah’ın kullareı:

ibza: kedere boğma
İdrak = Anlayış:
i-naf: sertlik gösterme
İcmal = Kısaltma, özetleme:
İt’am = Taam, yemek:
İştiyak = özleme, hasret, çok istekli olmak:
İstihal = Ehil olma, bir şeye lâyık olma:
İfşa-i raz = gizliyi açıklama:
İstidat = Kaabiliyyet:
İsmi pakin = Pak temiz isin:

(K)


Kalb gâh = Kıblenin bulunduğu semt:

Kaf-ı kanaat = Kanaat dağı:
Kîl-ü kâl = Dedi kodu:
Karun = Mûsâ (a.s.) zamanında yaşamış zengin biri:
Katre = Damla: Kenzi mahfi = Gizli hazine:
Kemter = Daha aşağı, hakir itibarsız:
Kenzi mahfi = Gizli hazine:
Kerremnâ = Mükerrem kıldı:
Küllü nefsin = Her nefis:
katre: damla
Kûşe-i vahdet = Vahdet köşesi:
kevaşe: yosma
Kûy-i Leylâ = Leylânın köyü
Kim : -ki anlamında
KAYS : Düşmek, sukut.

(L)


Lâyezâl = Ezeli olmayan:

Lâ mekân = Mekânı olmayan:
Leylü nehar = Gece gündüz:
Leyâl = Geceler:
Levlâke levlâk = Eğer sen olmasaydın, olmasaydın:
Lenterânî = Sen beni göremessin:
Leb : Dudak
Libas = Elbise, örtü:
lamekan: mekansız

(M)


Mahbub = Sevilen:

Maada = Bundan böyle:
merdüm : insan anlamında farsçadan türkçeye geçmiş bir kelime. merdüm-i dîde olduğunda ise gözbebeği anlamına denk düşer. şeyh galib'in selamında da bu mana ile yer bulur zâtına ki beyit de insan ile gözbebeğinin ilişkisine ışık tutar;
Mâşuk = Âşık olunan, sevilen:
Mahles = Bir kimsenin ikinci adı:
Müncer olmak : Bir sonuca ulaşmak
Makber = Kabir:
Mevlâ = Efendi:
Mazharı gufran = Affedilme, merhamete nail olma:
Merd = Özü sözü doğru:
Mürde = Hasta:
mahpeyker: ay yüzlü
mukteza-i hale mutabık (durumun gereğine uygun) söz söyleme yetisi.
Mekân = Yer:
Münevver = Nûrlanmış:
Men reânî = Beni gören:
Mündemiç = İçinde bulunan:
Mecellet = Kitaplar, mecmualar:
Muzmahil = Çökmüş, darmadağınık:
Müştâki Cemâlin = Cemâlini özleyen:
Müştak = İştiyakli özleyen:
Mızrap = Telli çalgılarda kullanılan alet:
Men arefe nefsehu = Nefsine ârif olan – bilen:
Miftahu kalb = Kalb anahtarı:
Mihrab = Yönelinen yer.
Mir’at-ı zât = Zât aynası:

(N)


Nalân = İnleyici, inleyen:

Nesne = Bir şey:
Nakatullah = Allah-ın devesi:
Nâdân = Bilmez, cahil:
Nüzhet = Neş-e, eğlence:
Nefha = Güzel koku:
NÜKTEVER : Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen.
Necip = Soyu sopu temiz:
Neva = Ses, sedâ:
Nehyü isbat = Kaldırma, ispatlama:
Nihan = Gizli, mahcup:
Nikap = Peçe yüz örtüsü:
Nûr-u veçhinden = Yüzünün nûrundan:

(O)


Od = Ateş cehennem:,


(P)


Peyker = Yüz, surat, çehre:

Pür safa = Cok safalı:
Post = Bir makam, hayvan derisi:
Pür nûr = Çok nûrlu:
Püser = Oğul, erkek çocuk:

(R)


Râh = Tutulan yol, meslek: Rif’at = Yükseklik, yücelik:

Râ’nâ = Güzel, lâtif, hoş görünen:
Rahmî = Rahmete mensup, rahmetle:
Ram ol = İtaat eden, boyun eğen ol:
rücu: geri dönmek
Rücû-u = Dönme, geri dönme:
Rücû-u ilâllah = Allah-a dönme:
Rüsvay = Rezillik, haysiyyetsizlik:
Ram: boyun eğmek

(S)


Salâ = Minarelerde okunan salâvat:

Safa = Saflık, berraklık:
Sâd pâre = Yüz parça, parça, parçe:
Sakî = Su veren, su dağıtan:
Sahr-ı cihan = Cihan sahrası:
Sahbay-ı aşk = Aşk sehbası:
şad: mutlu
serdest: egemen
ser:baş
Sehâ = El açıklığı, cömertlik: Server = baş, başkan:
Semud = eski bir kavim: Sübhan = Allah:
Seher = Tan yeri ağırmadan biraz evvelki vakit:
Sîne = Göğüs yürek:
Sîne çak = göğsü kabaran:
Sinnimiz = Yaşımız, yıllar:
Subha = Seher vakti:
Sıbgatullah = Allah-ın boyası:
Subh : Sabah vakti
Sâd : Çok sayıda
Sayf : Yaz
Şitâ : Kış
Sitâre : Yıldız (bahtı temsilen)

(Ş)


Şah-ü geda = Kul ile sûltan:

Şems = Güneş:
Şaduman = Alev, ateş, sevinçli:
Şûle = Alev ateş:
Şeş cihet = Altı cihet:
Şemsi aşk = aşk güneşi:
Şemsi hakikat = Hakikat güneşi:
Şem’ : Mum

(T)


Takaza = Sıkıştırmak:

Taht-ı gâh = Taht yeri:
Tac-ı ser = Baş tacı:
Tabe sabah = Sabaha kadar:
Tâli’ : Talih, baht
Tafsil = Etraflıca, uzun uzadıya:
Taht-ı dil = Dil yeri:
Tahmis = Ateşte kızdırma, kavurma:
Ten perver = kendini besleyen:
Tuhfe = Hediye:
Tercüman-ı aşk = Aşk tercümanı:
Tegafül = Gaflet:
teşne: bir sey yapmaya egilimi olan, egilimli, meyilli anlamina gelen
Temaşa = Bakıp seyretme:
Tefahur = Övünç, övünme, iftihar:
Tekevvün = Varolma:
Tığ-i kara = Kara kılıç:
Tığ-i tevhid = Tevhid kılıcı:

(U)


Ufku dil = Dil ufku:

Uryan = soyunma:
üftade: çaresiz aşık
Ulül el bab = Sağ duyu sahibi insânlar:
Umûr : İşler

(V)


Vâsıl = Ulaşan:

Visâl = Ulaşma, buluşma:
Venefahtü = Ona rûhumdan üfledim:
Vuslat = Buluşma:

(Y)


Yekzeban = Ağız birliği eden, aynı dille konuşan:

Yektir = Tektir:
Yekta = bir tane:

(Z)


Zaikatül mevt = Ölümü tadacaktır:

Zâhir = Görünen, görünücü:
Zerrat = Zerreler:
Zeval = Sona erme, yerinden ayrılıp gitme:
Zinde = Diri, yaşayan, canlı:
ZÂHİRÎ :Görünüşte olduğu gibi. Zâhire âit ve müteallik. Asıl ve hakiki olmayan. Zâhiriyyun mezhebine âit olan.


Kaynak: Alıntılar
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
divan, edebiyatı, sözlüğü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Divan Edebiyatı'nda Güzellik İdeali... Sevda Divan Edebiyatı 0 23 Kasım 2012 02:39
Divan Edebiyatı Müzesi efLatun Müzeler Ve Tarihi Eserler 0 19 Şubat 2012 21:44
Divan Edebiyatı Ruj Divan Edebiyatı 1 27 Eylül 2011 20:57
Divan edebiyatı şairleri Ruj Divan Edebiyatı 0 16 Aralık 2010 05:17
Divan edebiyatı ... Lin Genel Paylaşım 0 16 Ekim 2006 14:41