IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Temmuz 2009, 16:59   #1
Çevrimdışı
Arap-İsrail savaşları


sohbet


Arap-İsrail savaşları


14 Mayıs 1948'de İsrail Devleti'nin kurulmasından hemen sonra genel bir Arap taarruzu ve dolayısıyla Arap-İsrail Savaşı başladı. Gerilla mücadelesi şeklinde başlayan savaş, Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan, Irak ve Suudi Arabistan'ın da katılmasıyla büyümüş ve sekiz ay kadar devam ettikten sonra 7 Ocak 1949'da Rodos Adası'nda imzalanan ateşkes anlaşmasıyla son bulmuştur.

Süveyş Krizi

Süveyş Krizi, 1956 yılında İsrail, İngiltere ve Fransa'nın oluşturduğu gizli ittifak ile Mısır arasında yapılan savaştır. Mısır lideri Nasır'ın Süveyş Kanalını millileştirdiğini açıklamasından sonra çıkan savaş, Sovyetler Birliği'nin Londra ve Paris'e atom bombası atma tehditi karşısında İngiltere ve Fransa'nın geri adım atmasıyla sonlanmıştır. Süveyş Krizi, İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünyaya egemen olan Batı Avrupalı devletlerin mutlak egemenliğinin son bulduğunu ve artık Amerika'nın desteği olmadan hareket edemeyeceklerini göstermiştir.

Çatışmanın Temeli

1950'lere gelindiğinde Mısır’da egemen bir devlet kurulmuş olmasına rağmen Süveyş Kanalı’nın denetimi Batılı Devletler’in kontrol ettiği Kanal Şirketi’ndeydi. Şüveyş kanalı yoluyla başta İngiltere ve Fransa olmak üzere pekçok Batı Avrupa devleti, Körfez ülkelerinden petrol alıyordu.
Mısır’da 1952 yılında iktidara gelen Cemal Abdulnasır, ülkesini askeri yönden güçlendirmeye ve İsrail karşısında üstün duruma geçmeye çok önem verdi. Bu amaçla, Sovyetler Birliği’ne yaklaşmaya ve Çekoslavakya üstünden silah almaya başladı. Ayrıca, Asuan Barajı’nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu. Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı. ABD ve İngiltere’den kredi almayı denediyse de, bu iki ülke Mısır’ın Doğu Bloğu’ndan silah alması ve İsrail karşıtı militanları desteklemesi sebebiyle kredi vermediler.
Bunun üzerine Nasır, ihtiyacı olan mali gücü sağlamak için Süveyş Kanalı’nı işleten Kanal Şirketi’ni milleştirdiğini açıkladı. Kanal Şirketi’nin hisselerinin değerini sahip devletlere ödeyeceğini açıkladıysada, bu karar İngiltere ve Fransa’dan çok büyük tepki aldı. Çünkü, bu iki devlet için Süveyş Kanalı, Basra devletlerinden aldıkları petrolün taşınması için çok önemliydi. Bu nedenle burada, Sovyetler’e yanaşmaya başlayan Mısır’ın denetim kurması tehlikeliydi. Ayrıca çok karlı olan Kanal Şirketi hisselerini Mısır’a devretmek istemiyorlardı.
İngiltere, Fransa ve İsrail Anlaşması
Anlaşmazlığı çözmek için toplanan Londra Konferansı’ndan sonuç çıkmadı. Bunun üzerine İngiltere başbakanı Antony Eden Paris’e gitti. Paris dışındaki Sevr’de toplanan İngiltere, Fransa ve İsrail Mısır’a askeri müdahele kararı aldı. Buna göre İsrail Mısır’a saldıracak, İngiltere ve Fransa ise savaşanları ayırmak bahanesiyle bölgeye asker çıkartıp kanalı işgal edeceklerdi. İki ülke arasındaki çatışmalar durdurulduktan sonra ise, “daha başka çatışmaları önlemek ve dünya ticaretinin bölge savaşlarından etkilenmemesini sağlamak” amacıyla bölgede kalıcı bir İngiliz-Fransız birliği konuşlandırılacaktı.
İngiltere ve Fransa’nın Saldırısı

İngiliz-Fransız-İsrail ortak işgal harekatı

Anlaşmaya göre İsrail 29 Ekim 1956’da Sina yarımadasını işgale başladı. Derhal harekete geçen İngiltere ve Fransa, Mısır’a bölgeye asker yolla***** “savaşı durdurmayı” önerdi. Nasır’ın bunu reddetmesinin ardından ise iki devlet askeri harekata başladı. İngiltere’den ve Fransa’dan birçok uçak gemisinin katıldığı harekat 5 Kasım’a kadar hava saldırısı; sonrasında ise paraşütçü birliklerin indirilmesi şeklinde gerçekleşti. Taktik açıdan harekat çok başarılı oldu. İngiliz ve Fransız birlikleri, Mısır birliklerini yenip kolayca kanalı ele geçirdi ve bölgeye hakim oldu.

Savaşın Bitişi ve Barış

Sovyetler ve Amerika’nın Tepkisi

Hem Sovyetler Birliği, hemde Amerika Birleşik Devletleri bu saldırıya karşı cephe aldılar. Amerika ve Sovyetler’in savaşa karşı ortak tavır koymaları, Soğuk Savaş’ın ender olaylarından biridir. Sovyetler’in, Mısır’dan çekilmemeleri durumunda Paris ve Londra’ya nükleer saldırı yapma tehdidi sonrasında İngiltere ve Fransa ateşkes ilan edip geri çekilmek zorunda kaldı. Kasım’da başlayan geri çekilme Aralık ayında tamamlandı.
Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler’in Doğu Avrupa’da yayılmasına büyük tepki gösterdiği halde kendi müttefiklerinin benzer emperyalist amaçlar için savaşması karşısında hem kendi içinde hemde uluslararası ortamda tepki görmüştü. Bu nedenle harekata karşı çıkmış ve Sovyetler’in saldırı tehdidi karşısında İngiltere ve Fransa’yı yalnız bırakmıştır. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Süveyş Krizi’nin daha büyük bir çatışmaya dönüşmesi ve Doğu/Batı Blokları arasında bir savaşa dönüşmesinden korkuyordu.
ABD’nin bu harekata karşı olmasındaki diğer bir neden ise, bu savaşla bölgedeki Batı karşıtı akımların güçlenip Arap ülkelerinin Sovyetler’e yanaşmasıydı. Petrol sebebiyle çok önemli olan bu bölgede Sovyet ektisi, Amerika için kabul edilemez olurdu.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü

Savaş’ın sonlanmasıyla, Kanada Dışişleri Bakanı Lester Pearson, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kurularak Gazze Şeridi’ne ve Sina Yarımadası’na yerleştirilmesini önerdi. Birçok ülkenin katılımıyla oluşturulan bu gücün “barış sağlanıncaya kadar Mısır ve İsrail'in savaşmasını engellemek” sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
1967’ye kadar bölgede kalan Barış Gücü, bu tarihte çekilmiş ve hemen ardından Altı Gün Savaşı çıkmıştır.

Savaşın Sonuçları

Süveyş Krizi’nin en önemli sonucu, Avrupa Devletleri’nin zayıflığını göstermesi oldu. Yarım yüzyıl öncesinde dünyaya mutlak egemen olan İngiltere ve Fransa’nın artık Amerika’nın askeri desteği olmadan hareket edemeyeceği ortaya çıkmıştı. Bu, dünya hakimiyetinin Avrupa’dan Amerika ve Sovyetler’e geçtiğinin ilanı olmuştur.
Süveyş Krizi, İngiltere’nin Falkland Adaları Savaşı’na kadar Amerika’nın desteği olmadan yaptığı son harekattır. Bu süre içinde İngiltere, askeri harekatlarında hep Amerika’nın desteğini arayacaktır.
Fransa’da ise General de Gaulle, Fransa’nın dış politika amaçları için Amerika’ya güvenemeyeceğini anlamıştır. İktidara geldikten sonra de Gaulle, Fransa’nın bağımsız bir politika izleyebilmesi için nükleer silah geliştirilmesine başlayacak ve Fransa'yı NATO'nun askeri kanadından çekecektir.
Süveyş Krizi’nden Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak çıktı. Mısır, savaşı kaybetmiş ve 3000 asker kayıp vermiş olmasına rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetimini kurmuştu. Mısır’da 1881 yılından beri var olan İngiliz etkisi ortadan kaldırılmıştı.
Süveyş Krizi sonrasında Nasır yükselirken, İngiltere’de başbakan Antony Eden istifa etmek zorunda kalıyordu.
İngiltere ve Fransa’nın zayıflığının ortaya çıkması ve Mısır’ın ayakta kalması kolonilerin bağımsızlaşma sürecini hızlandırdı. Bu iki devletin kalan kolonileri ileriki yıllarda bağımsız oldular.
Mısır’ı kurtaran, İngiltere ve Fransa’yı geri çekilmeye zorlayan, Sovyetler Birliği’ydi. Bu tarihten sonra bölgede Sovyetler’in prestiji hızla artmaya başladı.


1967 Arap İsrail Savaşı

Savaş Öncesi Olaylar

Yurtlarından çıkarılan veya kaçan Filistinliler, bu durumun baş sorumlusu olarak Yahudileri görüyorlardı. Hem intikam almak, hem de yıldırarak yerlerine dönmek için sınırı aşıp gerilla faaliyetinde bulunurlarken, dünyada gidecek başka yeri olmayan İsraillileri, daha zorlayıcı tedbirlere ve karşı tedhiş için, Filistin mülteci kamplarını havadan ve karadan baskınlarla tahribe zorluyorlardı.
13 Kasım 1966'da tank ve zırhlı araçlardan kurulu bir İsrail Birliği, Ürdün hududunu geçerek 4000 nüfuslu Samu Köyüne hücum etti ve köy halkını yok etti.
7 Nisan 1967'de, Suriye topçularına yapılan İsrail hava taarruzuna Suriye uçakları da karışmak zorunda kaldı. Yapılan hava savaşında altı Suriye uçağı düşürüldü. 10 Mayıs 1967'de, İsrail Genelkurmay Başkanı General Rabin, durumun böyle devam etmesi halinde, emrindeki kuvvetlere Şam'a taarruz ederek Nurettin Attasi rejimini yıkacağını bildirdi. Alınan bilgiler ve Rus haber alma teşkilatının raporları, İsrail birliklerince Suriye'ye büyük çapta cezalandırma hareketinin planlanmakta olduğunu gösteriyordu.
Böyle bir hareketten İsrail'i vazgeçirmek, Sina'da kuvvetli bir Mısır ordusunun varlığı ile mümkün olabilirdi. Halbuki, Sina Yarımadası'nda, Birleşmiş Milletler kuvveti bulunuyor, Mısır-İsrail birliklerinin çatışmalarına engel oluyordu.
16 Mayıs 1967'de, Mısır, 17 Mayıs'ta Ürdün, 18 Mayıs'ta da Irak ve Kuveyt olağanüstü hal ilan ettiler.
19 Mayıs'ta, 1956 Antlaşması ile Şarm-Üş Şeyh ve Sina bölgelerine yerleştirilen Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin bölgeleri ve gözetleme yerleri, Mısır ordusu tarafından devir olındı.
20 Mayıs 1967'de, İsrail kısmi seferberliğini tamamladı.
21 Mayıs'ta Mısır, ihtiyatlarını silah altına çağırdı.
22 Mayıs Pazartesi günü, Mısır, Tiran Boğazı'nı İsrail gemilerine ve İsrail'e stratejik madde taşıyan bütün gemilere kapattı. Böylece, İsrail, uluslararası su yollarından faydalanamayacak; Eylat yolu ile alınacak mal ve özellikle petrolden yoksun kalacaktı.
23 Mayıs'ta İsrail Başbakanı Levi Eşkol, Tiran Boğazı'ndan geçen İsrail gemilerine yapılacak müdahalenin, savaşa sebep olacağını bildirdi.
26 Mayıs 1967'de Başkan Nasır, açıkça savaştan bahsetmeye başladı. Amerika, Mısırlıların ölçülü davranarak, ilk ateşi açmamasını rica etmiş; Rusya, Mısır'a savaşı başlatmamasını tavsiye etmiştir. Irak ve bazı arap ülkeleri, Araplara yapılacak İsrail taarruzunu destekleyecek devletlere petrol vermeyeceklerini ilan ettiler.
Mısır istihbaratı, İsrail birliklerinin az ve muharebe gücünün zayıf olduğunu tespit etmişti. Bu yüzden dikkatler, İsrail ordusundan çok Amerika ve İngiltere üzerinde toplanmıştı. Moşe Dayan'ın Savunma Bakanlığı'na getirilmesi bile, Başkan Nasır'ı etkilememişti. Halbuki, Mısır'ın askeri hazırlıkları tamamlanamamış olup; hava kuvvetlerinin eğitimi de yetersiz bir düzeyde idi. Petrol dahil, her türlü ikmalini yaptığı Akabe Körfezi'nin kapatılması ve bütün ihtiyatların silah altına alınması, İsrail ekonomisini sarsmış; olayların gelişmesini bekleyemez hale getirmişti. Kudüs'te bir demeç veren İsrail Dışişleri Bakanı Eban, Tiran Boğazı'ndan gemilerin serbest geçişine ait bir çözüm yolunu kabule hazır olduklarını; zorunlu kaldıkları takdirde, bu ablukayı tek başına kaldırmak üzere harekete geçeceklerini söyledi.
24 Mayıs'ta, Amerikan 6ncı Filosu, Doğu Akdeniz'e yanaşmış; Rusya, Akdeniz filosunu pekiştirmeye başlamıştı.
30 Mayıs 1967'de Ürdün, Mısır ile savunma anlaşması imzaladı.
Suudi Arabistan ve 150 tank ile takviye edilmiş Irak birlikleri, Ürdün'e gelmeye başladı. Bunlar bir hafta içinde yığınaklarını tamamlayabileceklerdi. Bu husus, iç hat savaşı yapacak olan İsrail için büyük önem taşıyordu.

Tarafların Harp ve Harekat Planları

İsrail'i kuşatan Arap Devletlerinin ve bunlara fiilen katılanların silahlı kuvvetleri toplamı 537. 000 er, 2. 504 tank ve 957 uçaktı. Halbuki İsrail Silahlı Kuvvetleri 264. 000 er, 800 tank ve 300 uçaktan ibaretti.
İsrail'in harekat planının esası; Ürdün ve Suriye Cephelerinde savunma asıl kuvvetlerle Sina'daki Mısır ordusuna taarruzu öngörüyordu, iç hat manevrası uygulanacaktı). General Moşe Dayan, Ürdün ordusunun muhtemel taarruzuna karşı, merkez kesimindeki birlik komutanı Gn. Narksis'e 'Takviye İsteyerek Genel Kurmay'ı rahatsız etme, dişini sık ve birşey isteme" talimatını vermiştir. İsrail Anavatanı'nın savunulması görevi de sivil savunma örgütüne verilmiş olup, sınır bölgeleri boşaltılmamıştır. Arapların planı ise; Sina Yarımadası, Suriye ve Ürdün'den aynı anda taarruz etmek fikrine dayanıyordu.
Harekat, 5 Haziran 1967 günü saat 08:00'de İsrail'in baskın tar-zındaki taarruzu ile başlamıştır. Harekat planlandığı şekilde ve süratle gelişmiştir.
Ürdün ve Suriye Cephesinde tespit, Mısır Cephesinde ise taarruz harekatı icra eden İsrail ordusu; 9 Haziran 1967 günü, yani 5 gün içinde Portsaid Limanı-İsmailiye ve Süveyş hattına ulaştı ve tüm Sina Yarımadasını işgal etti.
Mısır ordusunun imha edilmesini müteakip Ürdün ve Suriye Cephesinde taarruza gecen İsrail birlikleri; 7 Haziran tarihine kadar Ürdün Nehri'ne ulaştılar. Suriye Cephesinde ise 6 Haziran günü taarruza geçen İsrail, 10 Haziran tarihine kadar Golan Tepeleri (Kuneytra) bölgesini ele geçirdi.Birleşmiş Milletlerin, 10 Haziran 1967 günü saat 1930'da "ateşkes" çağrısı üzerine çarpışmaya son verildi.

Savaşın Sonuçları

(1) Ürdün kesiminden yapılacak Arap ordularının taarruzu ile ikiye bölünmeye uygun olan İsrail sınırı düzeltilmiş; Süveyş kanalına kadar olan toprakları ele geçirmekle, İsrail'in iç hat manevra olanakları çoğalmıştır.

(2) İsrail sınırlarının Arap Devletleri aleyhine daha da genişlemesi, hem Filistin Mültecileri Sorunu'nun çözümlenmesini bekleyen kitleyi çoğaltmış ve hem de Arap halkının kin duygularını artırmıştır.

(3) Arap ordularının, teşkilatlanmış ve modern silahlarla donatılmış İsrail ordusu karşısındaki yenilgisi, Arap devletleri arasındaki işbirliği zorunluluğunun doğmasına sebep olmuştur.

(4) Arap ülkeleri, genişleyen İsrail sınırının kendi topraklarına da dayanacağı endişesiyle, mümkün gördüğü bütün olanak ve kuvvetlerini Mısır veya Suriye emrine vermiştir.

(5) İsrail'in, ihtiyacı olan silahları Amerika Birleşik Dev-letleri'nden sağlaması; Arapları, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ile daha sıkı iş birliğine sevk etmiştir. Bu da, Orta Doğu'da Sovyetler Birliği'nin yerleşmesi sonucunu doğurmuştur.

(6) Arap ülkelerine malzeme gönderilmesi ve personelinin eğitilmesini sağlamak amacıyla Orta Doğu'ya yerleşen Rusların Akdeniz'de kurduğu deniz üsleri, NATO ve Türkiye için hayati önem taşıyan Akdeniz egemenliğini hissedilir derecede etkilemiştir. (558)

Çıkarımlar

(1) Araplar arasında ülkü birliği oluşmamıştı.

(2) İsrail'de ise, milli şuur teşekkül etmiş; herkes, bu savaşın kaybı halinde İsrail'in yok olacağına inanmıştı.

(3) Araplar arasındaki din ve rejim farkı, aynı türden bir kitle olmalarını engelliyordu.

(4) İsrail'in ise böyle bir problemi yoktu.

(5) Krallık, şeyhlik ve parlamenter düzen ile yönetilen Arap devletleri arasında, ortak davada çok gerekli olan karşılıklı güven gereği gibi sağlanamamıştır.

(6) Araplar, ortak düşmana kesin darbeyi vurmayı sağlayacak işbirliği fikrinden yoksundu. Ortak bir başkomutan yoktu. Suriye, taarruz edip üzerine asker çekecek yerde beklemeyi tercih etmiş; Ürdün ise, Kudüs civarında oyalanmıştı. Böylece İsrail önce Mısır'ı yenilgiye uğratmış ve sonra da buna seyirci kalan Ürdün ve Suriye'ye yönelmiştir.

(7) İsrail, büyük tehlikelere rağmen, siklet merkezi yerinde mümkün olduğu kadar kuvvetli bulunma prensibine uymuş; yurt içini korumak için sadece 12 uçağım bırakmak cesaretini göstermiştir.

(8) İsrail'in küçük bir ülke olması, sefer görevini alan personelin çok kısa zamanda birliklerine katılma olanağını veriyordu. Bu olanak alınan tedbirlerle daha da çoğaltılmış; 72 saat içinde, birliklerin seferberliğinin tamamlanması ve harekete hazır duruma getirilmesi mümkün olabilmiştir.

1973 Arap İsrail Savaşları

Savaş Öncesi Siyasi Durum

1967 Arap İsrail Savaşı'ndan sonra ümitlerini; BM toplantılarına ve ABD-Rus görüşmelerine bağlamış olan Araplar, sorunun sürüncemede kaldığını anlamışlar ve ümitsizliğe düşmüşlerdir.
Bu gelişmeler ve geçmişte yapılan hatalar, işgal edilen Arap topraklarının kurtarılması için tek yolun, Topyekün mücadele olduğu görüşünde birleşmelerine yol açmıştır. Başta Mısır, Suriye ve Ürdün olmak üzere Araplar bu düşünce altında Askeri hazırlıklarını artırmaya başladılar.

Askeri Hazırlıklar

1967 Savaşından yenilerek ve toprak kaybedilerek çıkan Mısır, Ürdün ve Suriye savaştan sonra aldıkları silah ve gereçler ile ordularını yeniden donattılar ve teşkilatlandırdılar. İsrail'de aynı dönem içinde, ABD ve Fransa'dan aldığı modern silah ve teçhizat yanında bunların bir kısmını kendi imkanlarıyla imalata başladı. Mısır, kanalı geçme güçlükleri sebebiyle sulardan geçme eğitimlerine ağırlık veriyordu. İsrail ise, Kanalın hemen doğusunda 1967 yılından beri güçlendirdiği "BAR LEV HATTI" ile bu kesimde oyalama muharebeleriyle gereken zamanı kazanacağını ve bu süre içinde Suriye-Lübnan kesimindeki Arap ordularına taarruz ederek bunları süratle savaş dışı bırakacağını ümit ediyordu. Mısır ile Suriye arasındaki uzaklığın 300 km. oluşu ve Mısır-İsrail arasında Kanal ile çölün bulunuşu İsrail'e iç hat manevrasını uygulama olanağını veriyordu. İsrail; Golan Tepeleri, Ürdün Nehri batı yakası, Gazze Şeridi ve Şarm El Şeyh üzerindeki isteklerinden ödün vermiyordu. Bunun üzerine barış çabalarından ümidini kesen Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile Suriye Devlet Başkam Esat, l Nisan 1973'de buluşarak İsrail'e karşı uygulanacak askeri harekatın planları hakkında görüş birliği sağladılar. Mısır ve Suriye savaş hazırlıklarını gizleyebilmek için, 1973 sonbahar tatbikatlarının çapını büyük tuttular ve tatbikat maskesi altında birliklerin yığınaklarını tamamladılar, seferberlik ilan etmeden ihtiyatlarım silah altına aldılar.
Mısır ve Suriye'de bulunan Sovyet askeri görevlilerinin ve ailelerinin havayolu ile tahliyesinden şüphelenen İsrail, 6 Ekim 1973 saat 03.00'de İsrail Silahlı Kuvvetlerini alarma geçirdi.

Tarafların Kuvveti ve Harekatın Cereyan Tarzı

6 Ekim 1973'te, Kara Kuvvetleri personel mevcudu, Mısır'ın 325. 000, Suriye'nin 112. 000 olmak üzere 473. 000 iken; İsrail'in barış mevcudu 105. 000 idi. Ancak, İsrail etkin seferberlik sistemiyle 48-72 saat zarfında personel mevcudunu 300. 000'e çıkardı. Bu savaş, hukuken Mısır, Suriye ve İsrail arasında cereyan etti. Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar. Ancak bu savaşta tüm Arap ülkeleri tam bir dayanışma içinde Mısır ve Suriye'ye mali, siyasi ve askeri yardımda bulundular.
Mısır ve Suriye orduları, İsrail'in en büyük bayramını kutladığı gün (Yom Kippur), yani 6 Ekim 1973 günü saat 14:00'de taarruza Suriye Cephesi'ndeki taarruzları Golan mevzii derinliklerinde durduran ve iç hat harekatı yapan İsrail, önceliği Suriye Cephesi'ne verdi ve 9 Ekim sabahı Golan Cephesi'nde 11 Tugay topla***** karşı taarruza geçti. 22 Ekim 1973'de İsrail, Hermon Dağı'nın en hakim yeri olan 2201 Rakımlı tepe bölgesini ele geçirdi ve Suriye topraklannda 20 Km. derinlik, 40 Km. genişlikteki araziyi işgal etti.
Sina Cephesi'nde kanalı geçmeye muvaffak olan Mısır l ve 2 nci orduları, BAR-LEV savunma hattını ele geçirdiler ve Kanalın 10-15 km. kadar doğusuna ilerlediler. 14 Ekim günü 5 piyade tümeni, l mekanize tümen ve dört zırhlı tugay (70. 000 personel, 700 tank) ile İsrail'in ikinci savunma mevzilerine taarruza geçtiler. Ancak, Suriye Cephesi'nde durumu lehine çevirmeye başaran ve 4 zırhlı tugayını Sina Cephesi'ne kaydıran İsrail, kısa sürede bu cephede de durum üstünlüğü sağlamaya muvaffak oldu. 16 Ekim 1973'de Sina Cephesi'nde genel karşı taarruza geçen İsrail, 18/19 Ekim gecesi Süveyş Kanalı batısına 2 tugay kadar kuvveti geçirmeyi başardı. Mısır, İsrail taarruzlarını İsmailiye-Kahire yolunun 5 Km. kadar doğusunda durdurabildi.
BM. 'in 22 Ekim ve 24 Ekim tarihli Ateşkes kararlarına uymayan İsrail, 26 Ekim günü Barış Gücünün gelmesiyle ateşkese uydu. Bunda SSCB. 'nin bölgeye tek taraflı kuvvet gönderme kararlılığı da etkili oldu. Ateşkes kararı yürürlüğe girdiğinde, Mısır 3 ncü ordusuna mensup 20. 000 kişi ile 200 tanktan müteşekkil birliklerinin Anavatanları ile bağlantısı kesilmiş bulunuyordu. Bu savaş sonunda Mısır 500, Suriye 500, Irak 120 tank, İsrail ise 600 tank kaybetmiştir. Savaş sırasında Mısır- Suriye kuvvetleri 8500, İsrail ise 6000 kayıp verdi.

Yom Kippur Savaşı İsrail'i; askeri, diplomatik ve ekonomik alanlarda ABD'ye eskisinden daha bağımlı kıldı. Savaşın hemen ardından başlayan, başını Suudi Arabistan'ın çektiği ve İsrail'i destekleyen ülkeleri hedef alan petrol ambargosu Mart 1974'e kadar sürdü. Ambargo sonucu petrol fiyatları yükselirken, dünya çapında benzin sıkıntısı başgösterdi.

Arap-İsrail Savaşlarının Sonuçları:

Kökü tarihin derinliklerine inen ve yaklaşık 3500 yıllık bir geçmişe sahip bulunan Arap-İsrail Sorunu; 1850 yıllık bir aradan sonra, 1917 yılından itibaren tekrar başlamış ve 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulmasıyla şiddetlenmiştir. Taraflar amaçlarını gerçekleştirmek için Milli Güç Unsurlarını her alanda ve fırsatta kullanmışlarsa da; bu konuda verilen 4 savaş dahi kesin sonuç almalarına yetmemiştir. Keza Mısır'ın ABD. 'nin yanında yer alması ve Camp David Antlaşmaları dahi soruna kesin ve kalıcı çözüm getirememiştir
Sorunun halihazır ve gelecekteki muhtemel gelişmesi ve objektif bir değerlendirme yapabilmek için; tekrar amaç kavramına bakmakta yarar görülmektedir. İsrail için amaç tahakkuk etmiş olup, tespit edilen amaç doğrultusunda İsrail Devleti kurulmuş, bekası için gerekli şartlar önemli ölçüde sağlanmıştır. Araplar ise; başlangıçta tespit edilen amaçları gerçekleştirememişlerdir. Diğer bir ifade ile İsrail Devleti'nin kurulmasını engelleyememişler ve bekasının devamlılığını sağlayan şartları ortadan kaldıramamışlardır.
Arap-İsrail savaşları


14 Mayıs 1948'de İsrail Devleti'nin kurulmasından hemen sonra genel bir Arap taarruzu ve dolayısıyla Arap-İsrail Savaşı başladı. Gerilla mücadelesi şeklinde başlayan savaş, Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan, Irak ve Suudi Arabistan'ın da katılmasıyla büyümüş ve sekiz ay kadar devam ettikten sonra 7 Ocak 1949'da Rodos Adası'nda imzalanan ateşkes anlaşmasıyla son bulmuştur.

Süveyş Krizi

Süveyş Krizi, 1956 yılında İsrail, İngiltere ve Fransa'nın oluşturduğu gizli ittifak ile Mısır arasında yapılan savaştır. Mısır lideri Nasır'ın Süveyş Kanalını millileştirdiğini açıklamasından sonra çıkan savaş, Sovyetler Birliği'nin Londra ve Paris'e atom bombası atma tehditi karşısında İngiltere ve Fransa'nın geri adım atmasıyla sonlanmıştır. Süveyş Krizi, İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünyaya egemen olan Batı Avrupalı devletlerin mutlak egemenliğinin son bulduğunu ve artık Amerika'nın desteği olmadan hareket edemeyeceklerini göstermiştir.

Çatışmanın Temeli

1950'lere gelindiğinde Mısır’da egemen bir devlet kurulmuş olmasına rağmen Süveyş Kanalı’nın denetimi Batılı Devletler’in kontrol ettiği Kanal Şirketi’ndeydi. Şüveyş kanalı yoluyla başta İngiltere ve Fransa olmak üzere pekçok Batı Avrupa devleti, Körfez ülkelerinden petrol alıyordu.
Mısır’da 1952 yılında iktidara gelen Cemal Abdulnasır, ülkesini askeri yönden güçlendirmeye ve İsrail karşısında üstün duruma geçmeye çok önem verdi. Bu amaçla, Sovyetler Birliği’ne yaklaşmaya ve Çekoslavakya üstünden silah almaya başladı. Ayrıca, Asuan Barajı’nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu. Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı. ABD ve İngiltere’den kredi almayı denediyse de, bu iki ülke Mısır’ın Doğu Bloğu’ndan silah alması ve İsrail karşıtı militanları desteklemesi sebebiyle kredi vermediler.
Bunun üzerine Nasır, ihtiyacı olan mali gücü sağlamak için Süveyş Kanalı’nı işleten Kanal Şirketi’ni milleştirdiğini açıkladı. Kanal Şirketi’nin hisselerinin değerini sahip devletlere ödeyeceğini açıkladıysada, bu karar İngiltere ve Fransa’dan çok büyük tepki aldı. Çünkü, bu iki devlet için Süveyş Kanalı, Basra devletlerinden aldıkları petrolün taşınması için çok önemliydi. Bu nedenle burada, Sovyetler’e yanaşmaya başlayan Mısır’ın denetim kurması tehlikeliydi. Ayrıca çok karlı olan Kanal Şirketi hisselerini Mısır’a devretmek istemiyorlardı.
İngiltere, Fransa ve İsrail Anlaşması
Anlaşmazlığı çözmek için toplanan Londra Konferansı’ndan sonuç çıkmadı. Bunun üzerine İngiltere başbakanı Antony Eden Paris’e gitti. Paris dışındaki Sevr’de toplanan İngiltere, Fransa ve İsrail Mısır’a askeri müdahele kararı aldı. Buna göre İsrail Mısır’a saldıracak, İngiltere ve Fransa ise savaşanları ayırmak bahanesiyle bölgeye asker çıkartıp kanalı işgal edeceklerdi. İki ülke arasındaki çatışmalar durdurulduktan sonra ise, “daha başka çatışmaları önlemek ve dünya ticaretinin bölge savaşlarından etkilenmemesini sağlamak” amacıyla bölgede kalıcı bir İngiliz-Fransız birliği konuşlandırılacaktı.
İngiltere ve Fransa’nın Saldırısı

İngiliz-Fransız-İsrail ortak işgal harekatı

Anlaşmaya göre İsrail 29 Ekim 1956’da Sina yarımadasını işgale başladı. Derhal harekete geçen İngiltere ve Fransa, Mısır’a bölgeye asker yolla***** “savaşı durdurmayı” önerdi. Nasır’ın bunu reddetmesinin ardından ise iki devlet askeri harekata başladı. İngiltere’den ve Fransa’dan birçok uçak gemisinin katıldığı harekat 5 Kasım’a kadar hava saldırısı; sonrasında ise paraşütçü birliklerin indirilmesi şeklinde gerçekleşti. Taktik açıdan harekat çok başarılı oldu. İngiliz ve Fransız birlikleri, Mısır birliklerini yenip kolayca kanalı ele geçirdi ve bölgeye hakim oldu.

Savaşın Bitişi ve Barış

Sovyetler ve Amerika’nın Tepkisi

Hem Sovyetler Birliği, hemde Amerika Birleşik Devletleri bu saldırıya karşı cephe aldılar. Amerika ve Sovyetler’in savaşa karşı ortak tavır koymaları, Soğuk Savaş’ın ender olaylarından biridir. Sovyetler’in, Mısır’dan çekilmemeleri durumunda Paris ve Londra’ya nükleer saldırı yapma tehdidi sonrasında İngiltere ve Fransa ateşkes ilan edip geri çekilmek zorunda kaldı. Kasım’da başlayan geri çekilme Aralık ayında tamamlandı.
Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler’in Doğu Avrupa’da yayılmasına büyük tepki gösterdiği halde kendi müttefiklerinin benzer emperyalist amaçlar için savaşması karşısında hem kendi içinde hemde uluslararası ortamda tepki görmüştü. Bu nedenle harekata karşı çıkmış ve Sovyetler’in saldırı tehdidi karşısında İngiltere ve Fransa’yı yalnız bırakmıştır. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Süveyş Krizi’nin daha büyük bir çatışmaya dönüşmesi ve Doğu/Batı Blokları arasında bir savaşa dönüşmesinden korkuyordu.
ABD’nin bu harekata karşı olmasındaki diğer bir neden ise, bu savaşla bölgedeki Batı karşıtı akımların güçlenip Arap ülkelerinin Sovyetler’e yanaşmasıydı. Petrol sebebiyle çok önemli olan bu bölgede Sovyet ektisi, Amerika için kabul edilemez olurdu.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü

Savaş’ın sonlanmasıyla, Kanada Dışişleri Bakanı Lester Pearson, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kurularak Gazze Şeridi’ne ve Sina Yarımadası’na yerleştirilmesini önerdi. Birçok ülkenin katılımıyla oluşturulan bu gücün “barış sağlanıncaya kadar Mısır ve İsrail'in savaşmasını engellemek” sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
1967’ye kadar bölgede kalan Barış Gücü, bu tarihte çekilmiş ve hemen ardından Altı Gün Savaşı çıkmıştır.

Savaşın Sonuçları

Süveyş Krizi’nin en önemli sonucu, Avrupa Devletleri’nin zayıflığını göstermesi oldu. Yarım yüzyıl öncesinde dünyaya mutlak egemen olan İngiltere ve Fransa’nın artık Amerika’nın askeri desteği olmadan hareket edemeyeceği ortaya çıkmıştı. Bu, dünya hakimiyetinin Avrupa’dan Amerika ve Sovyetler’e geçtiğinin ilanı olmuştur.
Süveyş Krizi, İngiltere’nin Falkland Adaları Savaşı’na kadar Amerika’nın desteği olmadan yaptığı son harekattır. Bu süre içinde İngiltere, askeri harekatlarında hep Amerika’nın desteğini arayacaktır.
Fransa’da ise General de Gaulle, Fransa’nın dış politika amaçları için Amerika’ya güvenemeyeceğini anlamıştır. İktidara geldikten sonra de Gaulle, Fransa’nın bağımsız bir politika izleyebilmesi için nükleer silah geliştirilmesine başlayacak ve Fransa'yı NATO'nun askeri kanadından çekecektir.
Süveyş Krizi’nden Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak çıktı. Mısır, savaşı kaybetmiş ve 3000 asker kayıp vermiş olmasına rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetimini kurmuştu. Mısır’da 1881 yılından beri var olan İngiliz etkisi ortadan kaldırılmıştı.
Süveyş Krizi sonrasında Nasır yükselirken, İngiltere’de başbakan Antony Eden istifa etmek zorunda kalıyordu.
İngiltere ve Fransa’nın zayıflığının ortaya çıkması ve Mısır’ın ayakta kalması kolonilerin bağımsızlaşma sürecini hızlandırdı. Bu iki devletin kalan kolonileri ileriki yıllarda bağımsız oldular.
Mısır’ı kurtaran, İngiltere ve Fransa’yı geri çekilmeye zorlayan, Sovyetler Birliği’ydi. Bu tarihten sonra bölgede Sovyetler’in prestiji hızla artmaya başladı.


1967 Arap İsrail Savaşı

Savaş Öncesi Olaylar

Yurtlarından çıkarılan veya kaçan Filistinliler, bu durumun baş sorumlusu olarak Yahudileri görüyorlardı. Hem intikam almak, hem de yıldırarak yerlerine dönmek için sınırı aşıp gerilla faaliyetinde bulunurlarken, dünyada gidecek başka yeri olmayan İsraillileri, daha zorlayıcı tedbirlere ve karşı tedhiş için, Filistin mülteci kamplarını havadan ve karadan baskınlarla tahribe zorluyorlardı.
13 Kasım 1966'da tank ve zırhlı araçlardan kurulu bir İsrail Birliği, Ürdün hududunu geçerek 4000 nüfuslu Samu Köyüne hücum etti ve köy halkını yok etti.
7 Nisan 1967'de, Suriye topçularına yapılan İsrail hava taarruzuna Suriye uçakları da karışmak zorunda kaldı. Yapılan hava savaşında altı Suriye uçağı düşürüldü. 10 Mayıs 1967'de, İsrail Genelkurmay Başkanı General Rabin, durumun böyle devam etmesi halinde, emrindeki kuvvetlere Şam'a taarruz ederek Nurettin Attasi rejimini yıkacağını bildirdi. Alınan bilgiler ve Rus haber alma teşkilatının raporları, İsrail birliklerince Suriye'ye büyük çapta cezalandırma hareketinin planlanmakta olduğunu gösteriyordu.
Böyle bir hareketten İsrail'i vazgeçirmek, Sina'da kuvvetli bir Mısır ordusunun varlığı ile mümkün olabilirdi. Halbuki, Sina Yarımadası'nda, Birleşmiş Milletler kuvveti bulunuyor, Mısır-İsrail birliklerinin çatışmalarına engel oluyordu.
16 Mayıs 1967'de, Mısır, 17 Mayıs'ta Ürdün, 18 Mayıs'ta da Irak ve Kuveyt olağanüstü hal ilan ettiler.
19 Mayıs'ta, 1956 Antlaşması ile Şarm-Üş Şeyh ve Sina bölgelerine yerleştirilen Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin bölgeleri ve gözetleme yerleri, Mısır ordusu tarafından devir olındı.
20 Mayıs 1967'de, İsrail kısmi seferberliğini tamamladı.
21 Mayıs'ta Mısır, ihtiyatlarını silah altına çağırdı.
22 Mayıs Pazartesi günü, Mısır, Tiran Boğazı'nı İsrail gemilerine ve İsrail'e stratejik madde taşıyan bütün gemilere kapattı. Böylece, İsrail, uluslararası su yollarından faydalanamayacak; Eylat yolu ile alınacak mal ve özellikle petrolden yoksun kalacaktı.
23 Mayıs'ta İsrail Başbakanı Levi Eşkol, Tiran Boğazı'ndan geçen İsrail gemilerine yapılacak müdahalenin, savaşa sebep olacağını bildirdi.
26 Mayıs 1967'de Başkan Nasır, açıkça savaştan bahsetmeye başladı. Amerika, Mısırlıların ölçülü davranarak, ilk ateşi açmamasını rica etmiş; Rusya, Mısır'a savaşı başlatmamasını tavsiye etmiştir. Irak ve bazı arap ülkeleri, Araplara yapılacak İsrail taarruzunu destekleyecek devletlere petrol vermeyeceklerini ilan ettiler.
Mısır istihbaratı, İsrail birliklerinin az ve muharebe gücünün zayıf olduğunu tespit etmişti. Bu yüzden dikkatler, İsrail ordusundan çok Amerika ve İngiltere üzerinde toplanmıştı. Moşe Dayan'ın Savunma Bakanlığı'na getirilmesi bile, Başkan Nasır'ı etkilememişti. Halbuki, Mısır'ın askeri hazırlıkları tamamlanamamış olup; hava kuvvetlerinin eğitimi de yetersiz bir düzeyde idi. Petrol dahil, her türlü ikmalini yaptığı Akabe Körfezi'nin kapatılması ve bütün ihtiyatların silah altına alınması, İsrail ekonomisini sarsmış; olayların gelişmesini bekleyemez hale getirmişti. Kudüs'te bir demeç veren İsrail Dışişleri Bakanı Eban, Tiran Boğazı'ndan gemilerin serbest geçişine ait bir çözüm yolunu kabule hazır olduklarını; zorunlu kaldıkları takdirde, bu ablukayı tek başına kaldırmak üzere harekete geçeceklerini söyledi.
24 Mayıs'ta, Amerikan 6ncı Filosu, Doğu Akdeniz'e yanaşmış; Rusya, Akdeniz filosunu pekiştirmeye başlamıştı.
30 Mayıs 1967'de Ürdün, Mısır ile savunma anlaşması imzaladı.
Suudi Arabistan ve 150 tank ile takviye edilmiş Irak birlikleri, Ürdün'e gelmeye başladı. Bunlar bir hafta içinde yığınaklarını tamamlayabileceklerdi. Bu husus, iç hat savaşı yapacak olan İsrail için büyük önem taşıyordu.

Tarafların Harp ve Harekat Planları

İsrail'i kuşatan Arap Devletlerinin ve bunlara fiilen katılanların silahlı kuvvetleri toplamı 537. 000 er, 2. 504 tank ve 957 uçaktı. Halbuki İsrail Silahlı Kuvvetleri 264. 000 er, 800 tank ve 300 uçaktan ibaretti.
İsrail'in harekat planının esası; Ürdün ve Suriye Cephelerinde savunma asıl kuvvetlerle Sina'daki Mısır ordusuna taarruzu öngörüyordu, iç hat manevrası uygulanacaktı). General Moşe Dayan, Ürdün ordusunun muhtemel taarruzuna karşı, merkez kesimindeki birlik komutanı Gn. Narksis'e 'Takviye İsteyerek Genel Kurmay'ı rahatsız etme, dişini sık ve birşey isteme" talimatını vermiştir. İsrail Anavatanı'nın savunulması görevi de sivil savunma örgütüne verilmiş olup, sınır bölgeleri boşaltılmamıştır. Arapların planı ise; Sina Yarımadası, Suriye ve Ürdün'den aynı anda taarruz etmek fikrine dayanıyordu.
Harekat, 5 Haziran 1967 günü saat 08:00'de İsrail'in baskın tar-zındaki taarruzu ile başlamıştır. Harekat planlandığı şekilde ve süratle gelişmiştir.
Ürdün ve Suriye Cephesinde tespit, Mısır Cephesinde ise taarruz harekatı icra eden İsrail ordusu; 9 Haziran 1967 günü, yani 5 gün içinde Portsaid Limanı-İsmailiye ve Süveyş hattına ulaştı ve tüm Sina Yarımadasını işgal etti.
Mısır ordusunun imha edilmesini müteakip Ürdün ve Suriye Cephesinde taarruza gecen İsrail birlikleri; 7 Haziran tarihine kadar Ürdün Nehri'ne ulaştılar. Suriye Cephesinde ise 6 Haziran günü taarruza geçen İsrail, 10 Haziran tarihine kadar Golan Tepeleri (Kuneytra) bölgesini ele geçirdi.Birleşmiş Milletlerin, 10 Haziran 1967 günü saat 1930'da "ateşkes" çağrısı üzerine çarpışmaya son verildi.

Savaşın Sonuçları

(1) Ürdün kesiminden yapılacak Arap ordularının taarruzu ile ikiye bölünmeye uygun olan İsrail sınırı düzeltilmiş; Süveyş kanalına kadar olan toprakları ele geçirmekle, İsrail'in iç hat manevra olanakları çoğalmıştır.

(2) İsrail sınırlarının Arap Devletleri aleyhine daha da genişlemesi, hem Filistin Mültecileri Sorunu'nun çözümlenmesini bekleyen kitleyi çoğaltmış ve hem de Arap halkının kin duygularını artırmıştır.

(3) Arap ordularının, teşkilatlanmış ve modern silahlarla donatılmış İsrail ordusu karşısındaki yenilgisi, Arap devletleri arasındaki işbirliği zorunluluğunun doğmasına sebep olmuştur.

(4) Arap ülkeleri, genişleyen İsrail sınırının kendi topraklarına da dayanacağı endişesiyle, mümkün gördüğü bütün olanak ve kuvvetlerini Mısır veya Suriye emrine vermiştir.

(5) İsrail'in, ihtiyacı olan silahları Amerika Birleşik Dev-letleri'nden sağlaması; Arapları, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ile daha sıkı iş birliğine sevk etmiştir. Bu da, Orta Doğu'da Sovyetler Birliği'nin yerleşmesi sonucunu doğurmuştur.

(6) Arap ülkelerine malzeme gönderilmesi ve personelinin eğitilmesini sağlamak amacıyla Orta Doğu'ya yerleşen Rusların Akdeniz'de kurduğu deniz üsleri, NATO ve Türkiye için hayati önem taşıyan Akdeniz egemenliğini hissedilir derecede etkilemiştir. (558)

Çıkarımlar

(1) Araplar arasında ülkü birliği oluşmamıştı.

(2) İsrail'de ise, milli şuur teşekkül etmiş; herkes, bu savaşın kaybı halinde İsrail'in yok olacağına inanmıştı.

(3) Araplar arasındaki din ve rejim farkı, aynı türden bir kitle olmalarını engelliyordu.

(4) İsrail'in ise böyle bir problemi yoktu.

(5) Krallık, şeyhlik ve parlamenter düzen ile yönetilen Arap devletleri arasında, ortak davada çok gerekli olan karşılıklı güven gereği gibi sağlanamamıştır.

(6) Araplar, ortak düşmana kesin darbeyi vurmayı sağlayacak işbirliği fikrinden yoksundu. Ortak bir başkomutan yoktu. Suriye, taarruz edip üzerine asker çekecek yerde beklemeyi tercih etmiş; Ürdün ise, Kudüs civarında oyalanmıştı. Böylece İsrail önce Mısır'ı yenilgiye uğratmış ve sonra da buna seyirci kalan Ürdün ve Suriye'ye yönelmiştir.

(7) İsrail, büyük tehlikelere rağmen, siklet merkezi yerinde mümkün olduğu kadar kuvvetli bulunma prensibine uymuş; yurt içini korumak için sadece 12 uçağım bırakmak cesaretini göstermiştir.

(8) İsrail'in küçük bir ülke olması, sefer görevini alan personelin çok kısa zamanda birliklerine katılma olanağını veriyordu. Bu olanak alınan tedbirlerle daha da çoğaltılmış; 72 saat içinde, birliklerin seferberliğinin tamamlanması ve harekete hazır duruma getirilmesi mümkün olabilmiştir.

1973 Arap İsrail Savaşları

Savaş Öncesi Siyasi Durum

1967 Arap İsrail Savaşı'ndan sonra ümitlerini; BM toplantılarına ve ABD-Rus görüşmelerine bağlamış olan Araplar, sorunun sürüncemede kaldığını anlamışlar ve ümitsizliğe düşmüşlerdir.
Bu gelişmeler ve geçmişte yapılan hatalar, işgal edilen Arap topraklarının kurtarılması için tek yolun, Topyekün mücadele olduğu görüşünde birleşmelerine yol açmıştır. Başta Mısır, Suriye ve Ürdün olmak üzere Araplar bu düşünce altında Askeri hazırlıklarını artırmaya başladılar.

Askeri Hazırlıklar

1967 Savaşından yenilerek ve toprak kaybedilerek çıkan Mısır, Ürdün ve Suriye savaştan sonra aldıkları silah ve gereçler ile ordularını yeniden donattılar ve teşkilatlandırdılar. İsrail'de aynı dönem içinde, ABD ve Fransa'dan aldığı modern silah ve teçhizat yanında bunların bir kısmını kendi imkanlarıyla imalata başladı. Mısır, kanalı geçme güçlükleri sebebiyle sulardan geçme eğitimlerine ağırlık veriyordu. İsrail ise, Kanalın hemen doğusunda 1967 yılından beri güçlendirdiği "BAR LEV HATTI" ile bu kesimde oyalama muharebeleriyle gereken zamanı kazanacağını ve bu süre içinde Suriye-Lübnan kesimindeki Arap ordularına taarruz ederek bunları süratle savaş dışı bırakacağını ümit ediyordu. Mısır ile Suriye arasındaki uzaklığın 300 km. oluşu ve Mısır-İsrail arasında Kanal ile çölün bulunuşu İsrail'e iç hat manevrasını uygulama olanağını veriyordu. İsrail; Golan Tepeleri, Ürdün Nehri batı yakası, Gazze Şeridi ve Şarm El Şeyh üzerindeki isteklerinden ödün vermiyordu. Bunun üzerine barış çabalarından ümidini kesen Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile Suriye Devlet Başkam Esat, l Nisan 1973'de buluşarak İsrail'e karşı uygulanacak askeri harekatın planları hakkında görüş birliği sağladılar. Mısır ve Suriye savaş hazırlıklarını gizleyebilmek için, 1973 sonbahar tatbikatlarının çapını büyük tuttular ve tatbikat maskesi altında birliklerin yığınaklarını tamamladılar, seferberlik ilan etmeden ihtiyatlarım silah altına aldılar.
Mısır ve Suriye'de bulunan Sovyet askeri görevlilerinin ve ailelerinin havayolu ile tahliyesinden şüphelenen İsrail, 6 Ekim 1973 saat 03.00'de İsrail Silahlı Kuvvetlerini alarma geçirdi.

Tarafların Kuvveti ve Harekatın Cereyan Tarzı

6 Ekim 1973'te, Kara Kuvvetleri personel mevcudu, Mısır'ın 325. 000, Suriye'nin 112. 000 olmak üzere 473. 000 iken; İsrail'in barış mevcudu 105. 000 idi. Ancak, İsrail etkin seferberlik sistemiyle 48-72 saat zarfında personel mevcudunu 300. 000'e çıkardı. Bu savaş, hukuken Mısır, Suriye ve İsrail arasında cereyan etti. Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar. Ancak bu savaşta tüm Arap ülkeleri tam bir dayanışma içinde Mısır ve Suriye'ye mali, siyasi ve askeri yardımda bulundular.
Mısır ve Suriye orduları, İsrail'in en büyük bayramını kutladığı gün (Yom Kippur), yani 6 Ekim 1973 günü saat 14:00'de taarruza Suriye Cephesi'ndeki taarruzları Golan mevzii derinliklerinde durduran ve iç hat harekatı yapan İsrail, önceliği Suriye Cephesi'ne verdi ve 9 Ekim sabahı Golan Cephesi'nde 11 Tugay topla***** karşı taarruza geçti. 22 Ekim 1973'de İsrail, Hermon Dağı'nın en hakim yeri olan 2201 Rakımlı tepe bölgesini ele geçirdi ve Suriye topraklannda 20 Km. derinlik, 40 Km. genişlikteki araziyi işgal etti.
Sina Cephesi'nde kanalı geçmeye muvaffak olan Mısır l ve 2 nci orduları, BAR-LEV savunma hattını ele geçirdiler ve Kanalın 10-15 km. kadar doğusuna ilerlediler. 14 Ekim günü 5 piyade tümeni, l mekanize tümen ve dört zırhlı tugay (70. 000 personel, 700 tank) ile İsrail'in ikinci savunma mevzilerine taarruza geçtiler. Ancak, Suriye Cephesi'nde durumu lehine çevirmeye başaran ve 4 zırhlı tugayını Sina Cephesi'ne kaydıran İsrail, kısa sürede bu cephede de durum üstünlüğü sağlamaya muvaffak oldu. 16 Ekim 1973'de Sina Cephesi'nde genel karşı taarruza geçen İsrail, 18/19 Ekim gecesi Süveyş Kanalı batısına 2 tugay kadar kuvveti geçirmeyi başardı. Mısır, İsrail taarruzlarını İsmailiye-Kahire yolunun 5 Km. kadar doğusunda durdurabildi.
BM. 'in 22 Ekim ve 24 Ekim tarihli Ateşkes kararlarına uymayan İsrail, 26 Ekim günü Barış Gücünün gelmesiyle ateşkese uydu. Bunda SSCB. 'nin bölgeye tek taraflı kuvvet gönderme kararlılığı da etkili oldu. Ateşkes kararı yürürlüğe girdiğinde, Mısır 3 ncü ordusuna mensup 20. 000 kişi ile 200 tanktan müteşekkil birliklerinin Anavatanları ile bağlantısı kesilmiş bulunuyordu. Bu savaş sonunda Mısır 500, Suriye 500, Irak 120 tank, İsrail ise 600 tank kaybetmiştir. Savaş sırasında Mısır- Suriye kuvvetleri 8500, İsrail ise 6000 kayıp verdi.

Yom Kippur Savaşı İsrail'i; askeri, diplomatik ve ekonomik alanlarda ABD'ye eskisinden daha bağımlı kıldı. Savaşın hemen ardından başlayan, başını Suudi Arabistan'ın çektiği ve İsrail'i destekleyen ülkeleri hedef alan petrol ambargosu Mart 1974'e kadar sürdü. Ambargo sonucu petrol fiyatları yükselirken, dünya çapında benzin sıkıntısı başgösterdi.

Arap-İsrail Savaşlarının Sonuçları:

Kökü tarihin derinliklerine inen ve yaklaşık 3500 yıllık bir geçmişe sahip bulunan Arap-İsrail Sorunu; 1850 yıllık bir aradan sonra, 1917 yılından itibaren tekrar başlamış ve 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulmasıyla şiddetlenmiştir. Taraflar amaçlarını gerçekleştirmek için Milli Güç Unsurlarını her alanda ve fırsatta kullanmışlarsa da; bu konuda verilen 4 savaş dahi kesin sonuç almalarına yetmemiştir. Keza Mısır'ın ABD. 'nin yanında yer alması ve Camp David Antlaşmaları dahi soruna kesin ve kalıcı çözüm getirememiştir
Sorunun halihazır ve gelecekteki muhtemel gelişmesi ve objektif bir değerlendirme yapabilmek için; tekrar amaç kavramına bakmakta yarar görülmektedir. İsrail için amaç tahakkuk etmiş olup, tespit edilen amaç doğrultusunda İsrail Devleti kurulmuş, bekası için gerekli şartlar önemli ölçüde sağlanmıştır. Araplar ise; başlangıçta tespit edilen amaçları gerçekleştirememişlerdir. Diğer bir ifade ile İsrail Devleti'nin kurulmasını engelleyememişler ve bekasının devamlılığını sağlayan şartları ortadan kaldıramamışlardır.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
arapisrail, arapİsrail, savaslari, savaşları

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İsrail'de 2 Arap cesedi bulundu Desmont Haber Arşivi 0 25 Aralık 2014 19:34
Hazar-Arap Savaşları Liaaa Tarih 0 23 Mart 2012 13:37
Arap- İsrail Savaşı Liaaa Tarih 0 23 Mart 2012 13:36
Arap-İsrail hacker savaşında en son raunt! KarakıZ İnternet Dünyasından Haberler 0 20 Ocak 2012 23:07
İsrail'den Arap dünyasına bir ilk Lucifer Haber Arşivi 0 18 Ocak 2010 04:10