IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Aralık 2010, 00:03   #1
Çevrimdışı
Batı`da tuvalet kültürü!


sohbet


BATI`DA TUVALET KÜLTÜRÜ!
Müznib
-------

14 ve 15. Yüzyıllara gelindiğinde bile Avrupa’da tuvalet mefhumu yoktu.

Öyleki, sokaklar pislikten geçilmiyordu. Hatta bazı Prenslerin sokaklardaki pisliklere batmamak için yüksek kaldırımlar inşa ettirdikleri tarihen kayıtlıdır.

Bunun yanı sıra pislikler paçalarına kadar ulaştığından, kendilerine özgü çözüm; müteşebbislerden gelir. ve “topuklu ayakkabı” icad edilir.

“Güneş Kral” denen 14. Luis’in Paris’inde de kirli atıklar gece gündüz demeden pencereden sokağa, bahçeye boşaltılırmış. Tek farkla; eline lazımlığı alan pencereyi açar ve aşağıdakinin cinsine göre cümle başına bir mösyö, matmazel veya madam ekleyerek “gare a l’eau!” (suya dikkat!) diye bağırıp salıverirmiş. korunmak isteyenlerse şemsiyelerle korunuyorlarmış.

Bu durum İngilterede de pek farklı değilmiş. Meselâ 1388 yılında İngiltere Kralı İkinci Richard göl ve derelere “def-i hacet” yapılmasını yasaklar. Ancak nereye yapılacağını söylemeyi unutur. Zavallı halk ne yapsın? Çözümü sokakta arar. Evinde ürettiği her türlü pisliği; büyük, küçük ne varsa sokak penceresinden aşağı bırakır. Bu iş o kadar yaygınlaşır ki Edinburgh’da gece sokağa çıkma gafletinde bulunan birisi, başına bir oturağın boşaltılmasını önlemek için sürekli olarak “heed your handle!” (elindekine dikkat et!) diye bağırmak zorunda kalırmış.

Bunların yanı sıra, sokaktaki tuvalet ihtiyacını gidermek için ise yine müteşebbisler kendilerine özgü çözümler üretirler.
Ellerinde “seyyar umumi hela” görevi gören kova ve pelerinle dolaşıp, ihtiyacı olanları bu pelerinin altına alarak işlerini gördürüp paralarını alırlarmış.

Versay sarayı kaynaklı rivayete göre ise “tüy dikme” uygulaması varmış. Uygulamaya göre, sarayın koridor köşelerine hacetlerin büyüğü giderildiğinde uşaklar bunları dışarı atmadan önce üzerine bir kaz tüyü sokarlarmış. Birkaç gün sonra da tüyden tutarak kurumuş olan haceti pencereden dışarı fırlatırlarmış.

Avrupa’da bu pislikler ve daha niceleri… 18. yüzyılın başlarına kadar sokaklarda “zuhur” ederken, tabiri caizse “cirit" atarken bizde ise; Ortaçağ’a baktığımızda su medeniyetinin başşehri İstanbul’da 1400’ün üzerinde “umumi hela” nın var olduğu, 16. yüzyılın başlarında ise; en basit dil ile özetleyecek olursak “tuvalet vakfı” kurulmuştur.

Varın gerisini siz tasarruf edin…

Şairimiz Mehmet Akif'in şu veciz ifadesiyle yazımızı sonlandıralım...

Bir zamanlar biz de millet hem ne milletmişiz,
Gelmişiz dünyaya medeniyet nedir öğretmişiz!
BATI`DA TUVALET KÜLTÜRÜ!
Müznib
-------

14 ve 15. Yüzyıllara gelindiğinde bile Avrupa’da tuvalet mefhumu yoktu.

Öyleki, sokaklar pislikten geçilmiyordu. Hatta bazı Prenslerin sokaklardaki pisliklere batmamak için yüksek kaldırımlar inşa ettirdikleri tarihen kayıtlıdır.

Bunun yanı sıra pislikler paçalarına kadar ulaştığından, kendilerine özgü çözüm; müteşebbislerden gelir. ve “topuklu ayakkabı” icad edilir.

“Güneş Kral” denen 14. Luis’in Paris’inde de kirli atıklar gece gündüz demeden pencereden sokağa, bahçeye boşaltılırmış. Tek farkla; eline lazımlığı alan pencereyi açar ve aşağıdakinin cinsine göre cümle başına bir mösyö, matmazel veya madam ekleyerek “gare a l’eau!” (suya dikkat!) diye bağırıp salıverirmiş. korunmak isteyenlerse şemsiyelerle korunuyorlarmış.

Bu durum İngilterede de pek farklı değilmiş. Meselâ 1388 yılında İngiltere Kralı İkinci Richard göl ve derelere “def-i hacet” yapılmasını yasaklar. Ancak nereye yapılacağını söylemeyi unutur. Zavallı halk ne yapsın? Çözümü sokakta arar. Evinde ürettiği her türlü pisliği; büyük, küçük ne varsa sokak penceresinden aşağı bırakır. Bu iş o kadar yaygınlaşır ki Edinburgh’da gece sokağa çıkma gafletinde bulunan birisi, başına bir oturağın boşaltılmasını önlemek için sürekli olarak “heed your handle!” (elindekine dikkat et!) diye bağırmak zorunda kalırmış.

Bunların yanı sıra, sokaktaki tuvalet ihtiyacını gidermek için ise yine müteşebbisler kendilerine özgü çözümler üretirler.
Ellerinde “seyyar umumi hela” görevi gören kova ve pelerinle dolaşıp, ihtiyacı olanları bu pelerinin altına alarak işlerini gördürüp paralarını alırlarmış.

Versay sarayı kaynaklı rivayete göre ise “tüy dikme” uygulaması varmış. Uygulamaya göre, sarayın koridor köşelerine hacetlerin büyüğü giderildiğinde uşaklar bunları dışarı atmadan önce üzerine bir kaz tüyü sokarlarmış. Birkaç gün sonra da tüyden tutarak kurumuş olan haceti pencereden dışarı fırlatırlarmış.

Avrupa’da bu pislikler ve daha niceleri… 18. yüzyılın başlarına kadar sokaklarda “zuhur” ederken, tabiri caizse “cirit" atarken bizde ise; Ortaçağ’a baktığımızda su medeniyetinin başşehri İstanbul’da 1400’ün üzerinde “umumi hela” nın var olduğu, 16. yüzyılın başlarında ise; en basit dil ile özetleyecek olursak “tuvalet vakfı” kurulmuştur.

Varın gerisini siz tasarruf edin…

Şairimiz Mehmet Akif'in şu veciz ifadesiyle yazımızı sonlandıralım...

Bir zamanlar biz de millet hem ne milletmişiz,
Gelmişiz dünyaya medeniyet nedir öğretmişiz!
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
bati`da, batı`da, kültürü, tuvalet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
TuvaLet MuHaßßetLeri takiLsana Komedi ve Mizah 1 24 Haziran 2010 12:59
Tuvalet Eğitimi Heidi Aile Evlilik ve Çocuklar 0 22 Ekim 2008 15:19
Tuvalet KurtaLan Komik Loglar 2 01 Ekim 2006 03:36