IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Kasım 2011, 12:34   #1
Çevrimdışı
Roma medeniyeti


sohbet


İtalya’ya Gelip Yerleşenler
Arkeolojik araştırmalar, Yontma Taş Devri’nden itibaren İtalya’ya insanların yerleştiğini göstermiştir. M.Ö. II. bin başlarında İtalikler, kuzeyden büyük göç dalgalan halinde gelmişlerdir. Kuzeydeki Tuna bölgesinden gelen İtalikler, Kuzey İtalya’da Po Nehri havzasına yerleştiler.

Göllerle kaplı olan bu bölgede, kazıklar üzerine evler yaptılar, ölülerini yakan bu insanların meydana getirdiği kültüre Karatoprak (Terra Mare) adı verilmiştir, italya’nın Tunç Devri kültürünü temsil eden İtaliklerin bir kısmı, güneye doğru yollarına devam ettiler. Bunlar su kenarında yaşamadıkları halde, yine de evlerini düzlüklerde kazıklar üzerine inşa etmişlerdir.

M.Ö. II. bin yılının sonlarına doğru (M.ö. 1100) İtalya’ya demiri işlemeyi bilen İtalikler geldi. İkinci göç dalgası ile gelen bu insanların kültürüne, Kuzey Italya’daki kazı yerinin adına izafeten Villanova Kültürü adı verilmiştir. Bunların, ölülerini gömdükleri anlaşılmıştır.

İtaliklerden sonra yarımadaya Umbrlar, Latinler, Sabinler, Samnitler ve Etrüskler gelmişlerdir. Umbrlar İtalya’nın kuzey ve orta kısmına, Latinler ve Sabinler Latyum Ovası’na, Samnitler ise güneydeki vadilere ve dağların eteklerine yerleştiler. Bu kavimler kültür yönünden üstün bir varlık gösteremediler ve kıyı bölgelerine hakim olamadılar. Adriyatik Denizi kıyılarına güçlü bir kavim olan llliryalılar yerleştiler.

M.Ö. IX. yüzyılda Etrüskler, Anadolu’dan deniz yolu ile gelerek Tirhen Denizi kıyılarındaki Arno bölgesine yerleştiler. Etrüskler, içeriler doğru ilerlediler. Sınırlannı Po Ovası’na ve Kampanya Ovası’na kadar genişlettiler. Tarım, ticaret, silah ve savaş arabası üretimi, dokumacılık, çömlekçilik, kuyumculuk ve kıymetli taş işçiliği bakımından Etrüskler, Roma medeniyetinin gelişmesinde etkili olmuşlardır. Özellikle köprü, kanal ve binaların yapımında, tonoz ve kemer ilk defa Etrüskler tarafından kullanılmıştır.

İtalya, ya son olarak M.Ö. V. yüzyılda Hint-Avrupa asıllı Keltlerden, Fransa ile Tuna arasında yaşayan Galyalılar gelmişlerdir.Efsaneye göre Roma şehrini, Romulus ve Romus adlı iki kardeş kurmuştur. Truvalı bir savaşçının oğullan olan Romulus ve Romus, Latyum’ daki krallığın idaresini eline geçiren amcaları tarafından Tiber Nehri’ne atılırlar. Sepet içindeki çocuklar, akıntı ile Palatinus Dağı eteklerine sürüklenirler. Orada dişi bir kurt tarafından emzirile-rek büyütülürler. Daha sonra bir çoban tarafından bulunan ve himaye edilen çocuklar, idarenin yeniden büyükbabaları Numitor’un eline geçmesini sağlarlar.

Akıntının kendilerini sürükledikleri yerde Roma şehrini kurarlar (M.Ö. 753). Fakat, arkeologlar Roma’nın Latyum bölgesinde oturan Latinler tarafından kurulmuş olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Roma Devleti, M.Ö.III. yüzyıldan itibaren büyüdü ve gelişti. M.Ö. I.yüzyılda batıda Atlas Okyanusu’ndan, doğuda Fırat Nehri’ne kadar olan ülkeler Roma Imparatorluğu’na dahil oldu. Roma imparatorluğu 395′te ikiye ayrıldı. Batı Roma 476′da Odoakr tarafından yıkıldı. Doğu Roma Imparatorluğu’na ise, 29 Mayıs 1453′te 21 yaşındaki Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet son verdi.

Devlet Yönetimi
Roma M.Ö. III. yüzyıla kadar bir şehir devleti idi. Devletin başında bir kral bulunurdu, ilk Roma kralı Romulus idi. Kral, Senatüs’ün (İhtiyar Meclisi) teklifi ile Kuria (Halk Meclisi) tarafından seçilirdi. Seçilen krala, Senatüs tarafından İmperium (emretme yetkisi/buyurma yetkisi) verilirdi.

Senatüs, 300 patrici temsilcisinden meydana gelirdi. Senatüs üyeleri yaşadıkları sürece (kaydı hayat) kral tarafından seçilirdi. Senatüs üyeleri krala danışmanlık yaparlardı. Kral, yapacağı işleri ihtiyar Meclisi’ne danışmak mecburiyetinde idi. Bu meclis, kralın yetkilerini kısıtlama yetkisine sahipti. Etrüsk kralları zamanında Senatüs üyeleri etkili olmamışlar ve bu meclisin önemi azalmıştır.

M.Ö. 510′da Roma’da Cumhuriyet (Konsüllük) devri başladı. Devleti, Senatüs’ ün bir yıl müddetle seçtiği ve eşit yetkiye sahip iki konsül yönetirdi. Konsüllerin yetkileri krala göre sınırlı idi. Konsüller, günlük hükümet işlerini görür, yüksek hakim olarak görev yapar, gerektiğinde Senatüs ve Kuria (sonradan Kenturia) Meclislerini toplantıya çağırırlardı. Krallar gibi imperium yetkilerine sahip idiler.

Konsüller, krallar gibi fildişinden yapılmış makam koltuğunda otururlardı. Erguvan renkli şeridi bulunan beyaz bir mantodan (toga) ibaret özel bir kıyafet giyerlerdi. Krallarda olduğu gibi, konsüllerin de önünde liktör denilen 12 cellat giderdi. Liktörler omuzlarında baltaya sarılmış bir demet sopa (Fasces/Faskes) taşırlardı.

Devletin buhranlı ve bunalımlı zamanlarında Senatüs, geniş yetkilerle konsüllerden birini Diktatör seçerdi. Diktatör, altı aylık süre için seçilirdi. Yaptığı işlerden sorumlu tutulmazdı. Diktatöre karşı veto hakkı yoktu.

Devlet idaresinde birçok yüksek memur da görevlendirilirdi. Bunları da meclisler seçerdi. Meclisler cumhuriyet döneminde olduğu gibi imparatorluk döneminde de varlıklarını devam ettirdiler. Fakat, eski yetki ve etkileri kalmadı.

Sosyal Hayat
Roma toplumunun temeli olan aile; baba, anne, çocuklar, gelinler ve torunlardan meydana gelirdi. Ailenin reisi ve mutlak hakimi baba idi. Babadan sonra anne, çocuklar ve babanın bakmakla yükümlü bulunduğu anne ve babası gelmekteydi. Çocuklar, babanın ölümünden sonra serbest kalırlar ve aile başkanı olabilirlerdi. Baba, kızını istediği kişiye verebilirdi. Kızlar, evlenince baba evinden çıkar, başka bir aile içine girerlerdi.

Baba istediği takdirde karısını ve çocuklarını köle olarak satabilir, gerektiğinde onları öldürebilirdi. Baba sağ olduğu müddetçe, çocuklar mal, mülk sahibi olamazlardı. Çocukların kazandıkları her şey baba malı sayılırdı.
İtalya’ya Gelip Yerleşenler
Arkeolojik araştırmalar, Yontma Taş Devri’nden itibaren İtalya’ya insanların yerleştiğini göstermiştir. M.Ö. II. bin başlarında İtalikler, kuzeyden büyük göç dalgalan halinde gelmişlerdir. Kuzeydeki Tuna bölgesinden gelen İtalikler, Kuzey İtalya’da Po Nehri havzasına yerleştiler.

Göllerle kaplı olan bu bölgede, kazıklar üzerine evler yaptılar, ölülerini yakan bu insanların meydana getirdiği kültüre Karatoprak (Terra Mare) adı verilmiştir, italya’nın Tunç Devri kültürünü temsil eden İtaliklerin bir kısmı, güneye doğru yollarına devam ettiler. Bunlar su kenarında yaşamadıkları halde, yine de evlerini düzlüklerde kazıklar üzerine inşa etmişlerdir.

M.Ö. II. bin yılının sonlarına doğru (M.ö. 1100) İtalya’ya demiri işlemeyi bilen İtalikler geldi. İkinci göç dalgası ile gelen bu insanların kültürüne, Kuzey Italya’daki kazı yerinin adına izafeten Villanova Kültürü adı verilmiştir. Bunların, ölülerini gömdükleri anlaşılmıştır.

İtaliklerden sonra yarımadaya Umbrlar, Latinler, Sabinler, Samnitler ve Etrüskler gelmişlerdir. Umbrlar İtalya’nın kuzey ve orta kısmına, Latinler ve Sabinler Latyum Ovası’na, Samnitler ise güneydeki vadilere ve dağların eteklerine yerleştiler. Bu kavimler kültür yönünden üstün bir varlık gösteremediler ve kıyı bölgelerine hakim olamadılar. Adriyatik Denizi kıyılarına güçlü bir kavim olan llliryalılar yerleştiler.

M.Ö. IX. yüzyılda Etrüskler, Anadolu’dan deniz yolu ile gelerek Tirhen Denizi kıyılarındaki Arno bölgesine yerleştiler. Etrüskler, içeriler doğru ilerlediler. Sınırlannı Po Ovası’na ve Kampanya Ovası’na kadar genişlettiler. Tarım, ticaret, silah ve savaş arabası üretimi, dokumacılık, çömlekçilik, kuyumculuk ve kıymetli taş işçiliği bakımından Etrüskler, Roma medeniyetinin gelişmesinde etkili olmuşlardır. Özellikle köprü, kanal ve binaların yapımında, tonoz ve kemer ilk defa Etrüskler tarafından kullanılmıştır.

İtalya, ya son olarak M.Ö. V. yüzyılda Hint-Avrupa asıllı Keltlerden, Fransa ile Tuna arasında yaşayan Galyalılar gelmişlerdir.Efsaneye göre Roma şehrini, Romulus ve Romus adlı iki kardeş kurmuştur. Truvalı bir savaşçının oğullan olan Romulus ve Romus, Latyum’ daki krallığın idaresini eline geçiren amcaları tarafından Tiber Nehri’ne atılırlar. Sepet içindeki çocuklar, akıntı ile Palatinus Dağı eteklerine sürüklenirler. Orada dişi bir kurt tarafından emzirile-rek büyütülürler. Daha sonra bir çoban tarafından bulunan ve himaye edilen çocuklar, idarenin yeniden büyükbabaları Numitor’un eline geçmesini sağlarlar.

Akıntının kendilerini sürükledikleri yerde Roma şehrini kurarlar (M.Ö. 753). Fakat, arkeologlar Roma’nın Latyum bölgesinde oturan Latinler tarafından kurulmuş olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Roma Devleti, M.Ö.III. yüzyıldan itibaren büyüdü ve gelişti. M.Ö. I.yüzyılda batıda Atlas Okyanusu’ndan, doğuda Fırat Nehri’ne kadar olan ülkeler Roma Imparatorluğu’na dahil oldu. Roma imparatorluğu 395′te ikiye ayrıldı. Batı Roma 476′da Odoakr tarafından yıkıldı. Doğu Roma Imparatorluğu’na ise, 29 Mayıs 1453′te 21 yaşındaki Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet son verdi.

Devlet Yönetimi
Roma M.Ö. III. yüzyıla kadar bir şehir devleti idi. Devletin başında bir kral bulunurdu, ilk Roma kralı Romulus idi. Kral, Senatüs’ün (İhtiyar Meclisi) teklifi ile Kuria (Halk Meclisi) tarafından seçilirdi. Seçilen krala, Senatüs tarafından İmperium (emretme yetkisi/buyurma yetkisi) verilirdi.

Senatüs, 300 patrici temsilcisinden meydana gelirdi. Senatüs üyeleri yaşadıkları sürece (kaydı hayat) kral tarafından seçilirdi. Senatüs üyeleri krala danışmanlık yaparlardı. Kral, yapacağı işleri ihtiyar Meclisi’ne danışmak mecburiyetinde idi. Bu meclis, kralın yetkilerini kısıtlama yetkisine sahipti. Etrüsk kralları zamanında Senatüs üyeleri etkili olmamışlar ve bu meclisin önemi azalmıştır.

M.Ö. 510′da Roma’da Cumhuriyet (Konsüllük) devri başladı. Devleti, Senatüs’ ün bir yıl müddetle seçtiği ve eşit yetkiye sahip iki konsül yönetirdi. Konsüllerin yetkileri krala göre sınırlı idi. Konsüller, günlük hükümet işlerini görür, yüksek hakim olarak görev yapar, gerektiğinde Senatüs ve Kuria (sonradan Kenturia) Meclislerini toplantıya çağırırlardı. Krallar gibi imperium yetkilerine sahip idiler.

Konsüller, krallar gibi fildişinden yapılmış makam koltuğunda otururlardı. Erguvan renkli şeridi bulunan beyaz bir mantodan (toga) ibaret özel bir kıyafet giyerlerdi. Krallarda olduğu gibi, konsüllerin de önünde liktör denilen 12 cellat giderdi. Liktörler omuzlarında baltaya sarılmış bir demet sopa (Fasces/Faskes) taşırlardı.

Devletin buhranlı ve bunalımlı zamanlarında Senatüs, geniş yetkilerle konsüllerden birini Diktatör seçerdi. Diktatör, altı aylık süre için seçilirdi. Yaptığı işlerden sorumlu tutulmazdı. Diktatöre karşı veto hakkı yoktu.

Devlet idaresinde birçok yüksek memur da görevlendirilirdi. Bunları da meclisler seçerdi. Meclisler cumhuriyet döneminde olduğu gibi imparatorluk döneminde de varlıklarını devam ettirdiler. Fakat, eski yetki ve etkileri kalmadı.

Sosyal Hayat
Roma toplumunun temeli olan aile; baba, anne, çocuklar, gelinler ve torunlardan meydana gelirdi. Ailenin reisi ve mutlak hakimi baba idi. Babadan sonra anne, çocuklar ve babanın bakmakla yükümlü bulunduğu anne ve babası gelmekteydi. Çocuklar, babanın ölümünden sonra serbest kalırlar ve aile başkanı olabilirlerdi. Baba, kızını istediği kişiye verebilirdi. Kızlar, evlenince baba evinden çıkar, başka bir aile içine girerlerdi.

Baba istediği takdirde karısını ve çocuklarını köle olarak satabilir, gerektiğinde onları öldürebilirdi. Baba sağ olduğu müddetçe, çocuklar mal, mülk sahibi olamazlardı. Çocukların kazandıkları her şey baba malı sayılırdı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
medeniyeti, roma

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Roma Mitolojisi (Roman Mythology) Roma Mitolojisine Ait Bilgiler..(Resimler.) Sevda Mitoloji 0 05 Kasım 2011 05:54
Manchester : 7 - 1 : Roma {Man Roma'yi yakti:D ByFly Spor Haberleri 3 11 Nisan 2007 16:00