IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Mayıs 2012, 02:02   #1
Çevrimdışı
21 Mayıs 1864 Adıge Sürgünü


-- Sponsor Baglantı --




Rusya İmparatorluğu ile genel olarak Çerkes/Adıge adı verilen Kafkasya halkları arasındaki savaş, bundan tam 148 yıl önce son buldu. Rusya zafer kazandığını ilan etti, yüz binlerce insan yaşadığı yeri terk ederek sürgüne gitmek zorunda kaldı. Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli bölgelerine ve Balkan topraklarına yerleştirilen sürgünlerin büyük bir kısmı, yollarda hayatını kaybetti.

Avrupa ile Uzak Asya arasında doğal bir köprü görevi gören Kafkasya, sahip olduğu bu stratejik önem nedeniyle daima büyük güçler tarafından kontrol edilmek isteniyordu. Rusya'nın güçlenerek ticaret yolları üzerinde söz sahibi olmak istemeye başlaması, Kafkasya için bir felaket anlamına geliyordu. Yaklaşık 300 yıl süren ve her iki taraf için de büyük kayıplar anlamına gelen savaş, 21 Mayıs 1864 tarihinde Rusların kesin zaferi ve Çerkes direnişinin kırılmasıyla son buldu.

Bu tarihten 30 yıl kadar önce, Çerkeslerin efsanevi savaşçısı Şeyh Şamil'in teslim olmasıyla birlikte Çerkesler önemli bir güç kaybı yaşamış, ancak mücadeleye devam etmişlerdi. Rusya'nın kesin zaferini ilan etmesinden sonra, insanlık tarihinin büyük kitlesel göçlerinden biri yaşandı. Rusya'nın "çekip gitme, ya da esir muamelesi görme" dayatması karşısında, herhangi bir şekilde fırsatını bulan Çerkeslerin bir kısmı Rusya'nın hakimiyetinde bulunan topraklara, bir başka kısmı ise Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına göç etti.

Avrupa, Çerkes sürgününe karşı sessiz kalmayı tercih etti. 7 Temmuz 1864'te Kafkasya'nın tamamıyla işgal edilişinden sonra Karl Marks şöyle yazıyordu: "Rusya'nın Kuzey Kafkasya halkına karşı uyguladığı zecri tedbirler ve Avrupa'nın ahmaklık derecesindeki ilgisizliği ve görmezlikten gelişi, Rusya'nın işini kolaylaştırıyordu. Polonya inkılâbının boğulması ve Kuzey Kafkasya'nın işgali 1815'ten bu yana Avrupa için önem arz eden en büyük iki olaydır." (Kafkasya, 1973: 72).

Osmanlı İmparatorluğu'na göç etmek zorunda kalan Çerkeslerin sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Verilen rakamlar, 450.000 ile 1.500.000 arasında değişmektedir. Kesin olan bir şey, seyahat koşullarının son derece kötü olması nedeniyle, binlerce insanın yollarda hayatını kaybetmesidir. Kafkasya'nın Karadeniz kıyılarından gemilere balık istifi bindirilen insanlar, açlık ve susuzluk yüzünden yollarda ölmeye başlamış, herhangi bir hastalık belirtisi gösterenler ise gemi personeli tarafından bir an bile duraksamadan denize atılmıştır. Bu arada insansızlaştırılan Kafkasya toprakları, Çerkeslerin geri dönme umudunu ortadan kaldırmak için yakılıp yıkıldı, harabeye dönüştürüldü.

Zorunlu göç esnasında Osmanlı yönetimi ile koordineli olarak, Batum, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Akçakoca, Burgaz, Varna ve Köstence'de göçmen kampları kuruldu. Bu yerler açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle, kısa sürede ölüm kamplarına dönüştü. Salgın hastalıklar nedeniyle İstanbul'a göçmen sokulması yasaklanmış, sevkiyat Balkanlar'a yönlendirildi.

Kuzey Anadolu limanlarına çıkarılan göçmenler şimdiki Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı, Kocaeli, vb gibi, o zamanlar boş durumda olan yerlere yerleştirildiler. Çerkeslere küçük ölçekli ve dağınık yerler tahsis edilmiş, belli yerlerde öbeklenmelerine, özellikle toplulaşmalarına fırsat tanınmamıştır. Çünkü "Çerkeslerin kötü ve saldırgan kişiler oldukları" biçiminde etkili bir Rus dezenformasyonu vardı. Osmanlı yönetimi de Çerkeslerin toplu bir etnik güç olmasını istemiyordu. Toplu yerleşim, sadece İç Doğu'daki Uzunyayla yöresinde (Kabartay, Hatukay, vb) küçük ölçekte gerçekleşebilmiştir. Sonuç olarak Kuzey Anadolu'ya yüz binlerce Çerkes yerleştirilmiştir.

Balkanlar'da özellikle Tuna Irmağının güney boylarında şerit gibi uzayan ve yer yer toplulaşan Çerkes yerleşmeleri oluşmuştur. Köstence, Varna, Silistre, Rusçuk, Plevne, Vidin, Niş, Burgaz, Kazanlık, Eski Zağra, Filibe, vb yörelerde, şimdiki Kosova, Makedonya, Arnavutluk ve Trakya gibi yerlerde irili ufaklı Çerkes yerleşim birimleri oluşmuştur. Çerkeslerin Balkanlara yerleştirilmeleri esnasında Osmanlı yönetimi burada Sırp ve Bulgar nüfusu rahatsız edici (toprağı Hıristiyan köylülerden alıp Çerkeslere verme, Hıristiyan nüfusa Çerkesler için ev yapımına yardım etme yükümlülüğü yükleme, angarya işleri, vb) siyaseti izlemiştir. Bu durum, yerel halkın Çerkeslere tepki göstermesine neden olmuştur. Ayrıca Sırp ve Bulgar ayaklanmalarını bastırma işinde Çerkes milislere görev verilmiş, bu da halklar arasındaki anlaşmazlıkları düşmanlığa dönüştürmüştür.

1878 Berlin Antlaşması gereğince, Türkler ve diğer Müslüman topluluklar ayrı tutularak, sadece Balkanlar'daki Çerkes nüfusa, bütünüyle Osmanlı Devleti'nin Asya ve Afrika'daki topraklarına sürülme cezası verilmiştir. Bugün Anadolu'nun Marmara, Ege, Akdeniz, İç,Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki ana Çerkes nüfusu, daha çok bu Balkan muhacirlerinin torunlarından oluşmaktadır. Balkanlar'dan sürülenler, ayrıca şimdiki Suriye, Lübnan, Filistin (şimdi İsrail), Ürdün, Irak, Mısır, Kıbrıs, Tunus, vb yerlere de götürülerek yerleştirilmiştir. Balkanlar'dan sürülenlerin sayısı üzerine 200 binden başlayıp 600 bine ulaşan tahminler yürütülmektedir.



Rusya İmparatorluğu ile genel olarak Çerkes/Adıge adı verilen Kafkasya halkları arasındaki savaş, bundan tam 148 yıl önce son buldu. Rusya zafer kazandığını ilan etti, yüz binlerce insan yaşadığı yeri terk ederek sürgüne gitmek zorunda kaldı. Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli bölgelerine ve Balkan topraklarına yerleştirilen sürgünlerin büyük bir kısmı, yollarda hayatını kaybetti.

Avrupa ile Uzak Asya arasında doğal bir köprü görevi gören Kafkasya, sahip olduğu bu stratejik önem nedeniyle daima büyük güçler tarafından kontrol edilmek isteniyordu. Rusya'nın güçlenerek ticaret yolları üzerinde söz sahibi olmak istemeye başlaması, Kafkasya için bir felaket anlamına geliyordu. Yaklaşık 300 yıl süren ve her iki taraf için de büyük kayıplar anlamına gelen savaş, 21 Mayıs 1864 tarihinde Rusların kesin zaferi ve Çerkes direnişinin kırılmasıyla son buldu.

Bu tarihten 30 yıl kadar önce, Çerkeslerin efsanevi savaşçısı Şeyh Şamil'in teslim olmasıyla birlikte Çerkesler önemli bir güç kaybı yaşamış, ancak mücadeleye devam etmişlerdi. Rusya'nın kesin zaferini ilan etmesinden sonra, insanlık tarihinin büyük kitlesel göçlerinden biri yaşandı. Rusya'nın "çekip gitme, ya da esir muamelesi görme" dayatması karşısında, herhangi bir şekilde fırsatını bulan Çerkeslerin bir kısmı Rusya'nın hakimiyetinde bulunan topraklara, bir başka kısmı ise Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına göç etti.

Avrupa, Çerkes sürgününe karşı sessiz kalmayı tercih etti. 7 Temmuz 1864'te Kafkasya'nın tamamıyla işgal edilişinden sonra Karl Marks şöyle yazıyordu: "Rusya'nın Kuzey Kafkasya halkına karşı uyguladığı zecri tedbirler ve Avrupa'nın ahmaklık derecesindeki ilgisizliği ve görmezlikten gelişi, Rusya'nın işini kolaylaştırıyordu. Polonya inkılâbının boğulması ve Kuzey Kafkasya'nın işgali 1815'ten bu yana Avrupa için önem arz eden en büyük iki olaydır." (Kafkasya, 1973: 72).

Osmanlı İmparatorluğu'na göç etmek zorunda kalan Çerkeslerin sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Verilen rakamlar, 450.000 ile 1.500.000 arasında değişmektedir. Kesin olan bir şey, seyahat koşullarının son derece kötü olması nedeniyle, binlerce insanın yollarda hayatını kaybetmesidir. Kafkasya'nın Karadeniz kıyılarından gemilere balık istifi bindirilen insanlar, açlık ve susuzluk yüzünden yollarda ölmeye başlamış, herhangi bir hastalık belirtisi gösterenler ise gemi personeli tarafından bir an bile duraksamadan denize atılmıştır. Bu arada insansızlaştırılan Kafkasya toprakları, Çerkeslerin geri dönme umudunu ortadan kaldırmak için yakılıp yıkıldı, harabeye dönüştürüldü.

Zorunlu göç esnasında Osmanlı yönetimi ile koordineli olarak, Batum, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Akçakoca, Burgaz, Varna ve Köstence'de göçmen kampları kuruldu. Bu yerler açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle, kısa sürede ölüm kamplarına dönüştü. Salgın hastalıklar nedeniyle İstanbul'a göçmen sokulması yasaklanmış, sevkiyat Balkanlar'a yönlendirildi.

Kuzey Anadolu limanlarına çıkarılan göçmenler şimdiki Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı, Kocaeli, vb gibi, o zamanlar boş durumda olan yerlere yerleştirildiler. Çerkeslere küçük ölçekli ve dağınık yerler tahsis edilmiş, belli yerlerde öbeklenmelerine, özellikle toplulaşmalarına fırsat tanınmamıştır. Çünkü "Çerkeslerin kötü ve saldırgan kişiler oldukları" biçiminde etkili bir Rus dezenformasyonu vardı. Osmanlı yönetimi de Çerkeslerin toplu bir etnik güç olmasını istemiyordu. Toplu yerleşim, sadece İç Doğu'daki Uzunyayla yöresinde (Kabartay, Hatukay, vb) küçük ölçekte gerçekleşebilmiştir. Sonuç olarak Kuzey Anadolu'ya yüz binlerce Çerkes yerleştirilmiştir.

Balkanlar'da özellikle Tuna Irmağının güney boylarında şerit gibi uzayan ve yer yer toplulaşan Çerkes yerleşmeleri oluşmuştur. Köstence, Varna, Silistre, Rusçuk, Plevne, Vidin, Niş, Burgaz, Kazanlık, Eski Zağra, Filibe, vb yörelerde, şimdiki Kosova, Makedonya, Arnavutluk ve Trakya gibi yerlerde irili ufaklı Çerkes yerleşim birimleri oluşmuştur. Çerkeslerin Balkanlara yerleştirilmeleri esnasında Osmanlı yönetimi burada Sırp ve Bulgar nüfusu rahatsız edici (toprağı Hıristiyan köylülerden alıp Çerkeslere verme, Hıristiyan nüfusa Çerkesler için ev yapımına yardım etme yükümlülüğü yükleme, angarya işleri, vb) siyaseti izlemiştir. Bu durum, yerel halkın Çerkeslere tepki göstermesine neden olmuştur. Ayrıca Sırp ve Bulgar ayaklanmalarını bastırma işinde Çerkes milislere görev verilmiş, bu da halklar arasındaki anlaşmazlıkları düşmanlığa dönüştürmüştür.

1878 Berlin Antlaşması gereğince, Türkler ve diğer Müslüman topluluklar ayrı tutularak, sadece Balkanlar'daki Çerkes nüfusa, bütünüyle Osmanlı Devleti'nin Asya ve Afrika'daki topraklarına sürülme cezası verilmiştir. Bugün Anadolu'nun Marmara, Ege, Akdeniz, İç,Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki ana Çerkes nüfusu, daha çok bu Balkan muhacirlerinin torunlarından oluşmaktadır. Balkanlar'dan sürülenler, ayrıca şimdiki Suriye, Lübnan, Filistin (şimdi İsrail), Ürdün, Irak, Mısır, Kıbrıs, Tunus, vb yerlere de götürülerek yerleştirilmiştir. Balkanlar'dan sürülenlerin sayısı üzerine 200 binden başlayıp 600 bine ulaşan tahminler yürütülmektedir.

  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
1864, 21, adıge, mayıs, sürgünü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Babil Sürgünü efLatun Musevilik 0 01 Nisan 2012 20:27
4 subaya Game Of Thrones sürgünü PassioN Haber Arşivi 0 01 Ocak 2012 12:03
Ilk sürgün (70 yıl) - babil sürgünü YapraK Musevilik 0 28 Mart 2009 20:20