IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03 Mart 2017, 12:24   #1
Çevrimdışı
Anav Kültürü


-- Sponsor Baglantı --


Anav ya da Anau adıyla adlandırılır. Kültür kalkoltik ve Bronz devirlerine aittir. Orta Asya'da çok geniş sahalara yayılmış ve etkisini göstermiştir. Maden bakır ve bronz işlenmiştir. Avcılıktan ziraatcilige geçilmiştir. Bu kültür katmanı adını Türkmenistan’da Aşkabad yakınlarındaki Anav adlı coğrafi bölgeden almıştır. Kuzey Anav’da yapılan kazılara göre 4500 – 2900 yılları arasında Orta Asya’da bir sitenin erken köy dönemini dönüşümüne katılımını belgelemektedir.
İlk olarak kuzeyhöyüğü 1886 yılında General Komarov tarafından açılmıştır. Komarov bölegeden çok bilinen koleksiyonu için bölgeden antik eserler ve sikkeler toplamıştır. Bu kazıda Kuzey Anav düzlüğünü ortadan ikiye böldü. O daha önceki Rusya’nın Avrupa tarafındaki gibi zengin kraliyet defini bekliyordu. Tesadüfen arkeolojik katmanlı yerleşim alanı bulmustur. Bu alan taş ve bronz çagını yasamıstı. Anav kültürü ile ilgili bilimsel arastırmalar 1904 yılında Raphael Pumpelly tarafından başlatılmıştır.
Bu Kültürün bir benzeride batı Türkistan’da birazda enaolitik kültürü temsil eden Namazgah –Tepe’dir. Bu kültür merkezinde uglaların yanında kalıntılar, kıyılmış yemler, arpa , bugday ve bazende cavdar üzüm taneleri görülüyordu. Evcil hayvanlardan koyun , keçi , sıgır, deve ve köpeklere ait kalıntılar bol miktarda bulunuyordu. Kalıntılardan koyun yününün kullanıldıgı anlasılmaktadır. Namazgah-Tepe’ye yakın yerlerden bir diğeri ise Altın Tepe arkeolojik yerleşim sitesidir.
İdil-Ural kültüründen başka m.ö bin yılın baslarında orta asya da yasayan boylar iskit tipi göçebe kültürünü meydana getirmişlerdir. Bronz ve demiri işliyorlar, metal eşyalar tekerlekli yük arabaları ve at kosumları yapıyorlardı. Anav Kültürünün dikkat çeken özellikleri şu şekildedir.
1) Yerleşik Kültür ; Tuğladan evlerde oturuyorlardı.
2) Ziraatin yanında hayvanda besliyorlardı.
3) Arpayı buğdayı un haline getiriyorlardı.
4) Bakırdan süs eşyası yapmayı biliyorlardı.
Metalin sağlamlıgı ve uzun süre dayanması bozkır kültürünün vazgeçilmez unsuru olmustur. Bakırdan yapılmıs alete ilk Türkmenistan’da rastlanılmıstır. Türkmenistan Kopet Dağı bölgesinde m.ö dördüncü bin yılda bakırı kullanıyordu.
Türkmenistan İran sınırındaki Kopet Dağı’nın eteklerindeki Namazgah Tepe, Altın Tepe, Ilgın Tepe’de
Bakır zanaatının gelişme gösterdigi diger bölgelerdir. Son yıllarda yapılan arastırmalar sonucunda bakırın ve metalin işlenmesi için bir çok sayıda malzeme bulunmustur. Keski, kerte, süs esyaları gibi aletler bulunmustur. Metal karışımlar şunlardır; Kurşunlu bakır : bakır kursun arsenin üçlü karısımından üretilmiştir. Kaplar ise saf bakırdan yapılmıstır.
BRONZ
Ortaya Çıkışı :

Tunç devrinde bakırın kalay ile karışımından elde edilmiştir. Bronz M.Ö Mezopotamya’da kullanılmaya başlanmıştır. Arkeolojik bulgulara göre ilk defa Mısır ve Aşagı mezopotamya’da kullanılıstır. Bakır doğada oldukça fazladır. Mısırlılar Sina ve Doğu Çölünden bakırı kolayca elde etmişlerdir. Sümerliler ise en azından bşr kısmını Umman’dan alırdı. Orta Avrupa ise Doğu Alp madenlerinden alırdı. Ancak, kalayı elde etmek o kadar kolay değildir. Bakır ve kalay küçük çapta eritme kazanlarında çogunlugu bakır olarak eritilmiştir. Eritilmiş metal çeşitli kalıplarda kullanılmıştır. ( Bronz balta, mızrak başı, ok uçları çeşitli kesici ve delici aletler. )
Bakır yumuşak bir metal oldugu için soğuk olarak çekiç gibi malzemelerle vurularakta işlenir. Bakıra eritme sırasında, 1/6 veya 1/7 oranında kalay katılırsa bronz elde edilir. Kalay bakırın oksitlenmesine engel oldugu için bronz daha dayanıklı bir metaldir. Bronz çagında kalayın nerden elde edildigi hakkında bir çok söylev mevcuttur. Bunlardan birisi kalay tasından elde edildigidir. Diğer seçenek ise kalayın uzak mesafelerden tasındıgıdır.
Bronz ile ilgili en ciddi arastırmalar 1956 yılında Sovyetler Birligi döneminde 5000 den fazla analiz ile yapılmıstır. Rusya kafkasya güney sibirya ve kazakistan bölgesinde testler yapılmıstır. Saydıgımız alanlarda 40 binden fazla bronz eserler oldugu bilinmektedir.

İSKİTLERDE BRONZ
Metal ve dkümcülüğün ilerlemesi madenciligin gelişmesini sağlamıstır. Alet edavatın yapılması için bakırın nerden elde edildiği hakkında iskitlerde bilgi mevcut değildir. Büyük bir kısmı muhtelemen komsu ülkelerden temin ediliyordu. Fakat bu ülkeler hakkında da elimizde bilgi mevcut değildir. Kalayın çıkarıldıgı konusuda açık değildir, oda dısarıdan elde ediliyor olabilir. Karadeniz’in kuzeyinde Kuban’da ( Kırım ) kasak bulunmustur ve kuban tipi olarak adlandırılmıstır. Araştırmacılara göre bu kaskın şekli yakın doğu olarak adlandırılıyor. Kiev bölgesinde yapılan kazılarda bronz kemer , bronz kaplar ve elle şekillendirilmiş küçük hayvan başlıkları bulunmustur. At arabaları İskitleirn en önemli karakteristik özelliklerindendir. Yapılan çalışmalar sonucunda at arabasına ait bazı aletler bulunmuştur. Çivi, cıvata, perçin ve çeşitli metal şeritler. İskitlerde bronzun işlenmesinde döküm işleri kil ve taş kalıplarla yapılıyordu. Sayısız ok ucu dkümü için oldukca saglam bakır kalıplar kullanılıyordu. Ok ucları yüzlerce binlerce birden dkülüyordu.

İskitlerde at koşum takımlarının yanı sıra etleri pişirdikleri bronz kazanlarda iskitlerin karakteristik özelliklerinden birisidir. Kazanlar yarım küre şeklindedir.

Çin’e Bronz’un Gelmesi
Bronz Türk kavimleri vasıtasıyal Doğu Asya’ya getirilmiştir. Ancak Çin eserleri çok az iskit metal eserlerinden etkilenmiştir. Bizim elimizde pek çok delil vardır. Han hanedanı iskit eserlerini örnek almıstır. Mezarlarında iskit kaynaklı pek çok eser bulunmustur. İskitlerin Dünya sanatına büyük katkıları olmustur.İskitlerin Çok renkl hayvan form ve stillerini Avrupaya getirmeleri avrupa sanatı için aşırı derece önemlidir.

Hun Devri Bronz Dökümü
Hun buluntuları incelendiginde Hunluların hem bronzu hemde demiri kullandıgını görüyoruz. Günlük hayatta kullanılan eşyaları elde etmek için demir kadar bronz kullanımıda hunlarda yaygındır. Baykal ötesi İvolgi nehrinin kaynagında bir hun kasabasının izleri bulunmustur. Topraga gömülü evlere, demir işleme atölyelerine ve bronz dökümhanelerine rastlanmıstır. Hun devri bronz kalıntılarından hunluların gelişmiş bir bronz cagı geçirdigi anlasılır. Bronzu günlük yasamın her alanında kullanmıslardır. Bunun sonucunda bronz dökümcülügünde ustalaşmışlardır. Arkeologlar Hunluların ilk yerleşimde bulundukları bölgede tabaklar yemek pişirme kabları kazan çaydanlık kaşık gibi günlük eşyalar bulmuşlar ve hepside bronzdan yapılmıstır. Hunluların ilk yerleşim yaptıkları yer Ordos Platoları ve çevresidir. Bu yüzden bu buluntulara Ordos tipi adı verilmiştir. Bronz kazanlar ordos tipi eşyaların önemli bir bölümünü olusturur.


Anav ya da Anau adıyla adlandırılır. Kültür kalkoltik ve Bronz devirlerine aittir. Orta Asya'da çok geniş sahalara yayılmış ve etkisini göstermiştir. Maden bakır ve bronz işlenmiştir. Avcılıktan ziraatcilige geçilmiştir. Bu kültür katmanı adını Türkmenistan’da Aşkabad yakınlarındaki Anav adlı coğrafi bölgeden almıştır. Kuzey Anav’da yapılan kazılara göre 4500 – 2900 yılları arasında Orta Asya’da bir sitenin erken köy dönemini dönüşümüne katılımını belgelemektedir.
İlk olarak kuzeyhöyüğü 1886 yılında General Komarov tarafından açılmıştır. Komarov bölegeden çok bilinen koleksiyonu için bölgeden antik eserler ve sikkeler toplamıştır. Bu kazıda Kuzey Anav düzlüğünü ortadan ikiye böldü. O daha önceki Rusya’nın Avrupa tarafındaki gibi zengin kraliyet defini bekliyordu. Tesadüfen arkeolojik katmanlı yerleşim alanı bulmustur. Bu alan taş ve bronz çagını yasamıstı. Anav kültürü ile ilgili bilimsel arastırmalar 1904 yılında Raphael Pumpelly tarafından başlatılmıştır.
Bu Kültürün bir benzeride batı Türkistan’da birazda enaolitik kültürü temsil eden Namazgah –Tepe’dir. Bu kültür merkezinde uglaların yanında kalıntılar, kıyılmış yemler, arpa , bugday ve bazende cavdar üzüm taneleri görülüyordu. Evcil hayvanlardan koyun , keçi , sıgır, deve ve köpeklere ait kalıntılar bol miktarda bulunuyordu. Kalıntılardan koyun yününün kullanıldıgı anlasılmaktadır. Namazgah-Tepe’ye yakın yerlerden bir diğeri ise Altın Tepe arkeolojik yerleşim sitesidir.
İdil-Ural kültüründen başka m.ö bin yılın baslarında orta asya da yasayan boylar iskit tipi göçebe kültürünü meydana getirmişlerdir. Bronz ve demiri işliyorlar, metal eşyalar tekerlekli yük arabaları ve at kosumları yapıyorlardı. Anav Kültürünün dikkat çeken özellikleri şu şekildedir.
1) Yerleşik Kültür ; Tuğladan evlerde oturuyorlardı.
2) Ziraatin yanında hayvanda besliyorlardı.
3) Arpayı buğdayı un haline getiriyorlardı.
4) Bakırdan süs eşyası yapmayı biliyorlardı.
Metalin sağlamlıgı ve uzun süre dayanması bozkır kültürünün vazgeçilmez unsuru olmustur. Bakırdan yapılmıs alete ilk Türkmenistan’da rastlanılmıstır. Türkmenistan Kopet Dağı bölgesinde m.ö dördüncü bin yılda bakırı kullanıyordu.
Türkmenistan İran sınırındaki Kopet Dağı’nın eteklerindeki Namazgah Tepe, Altın Tepe, Ilgın Tepe’de
Bakır zanaatının gelişme gösterdigi diger bölgelerdir. Son yıllarda yapılan arastırmalar sonucunda bakırın ve metalin işlenmesi için bir çok sayıda malzeme bulunmustur. Keski, kerte, süs esyaları gibi aletler bulunmustur. Metal karışımlar şunlardır; Kurşunlu bakır : bakır kursun arsenin üçlü karısımından üretilmiştir. Kaplar ise saf bakırdan yapılmıstır.
BRONZ
Ortaya Çıkışı :

Tunç devrinde bakırın kalay ile karışımından elde edilmiştir. Bronz M.Ö Mezopotamya’da kullanılmaya başlanmıştır. Arkeolojik bulgulara göre ilk defa Mısır ve Aşagı mezopotamya’da kullanılıstır. Bakır doğada oldukça fazladır. Mısırlılar Sina ve Doğu Çölünden bakırı kolayca elde etmişlerdir. Sümerliler ise en azından bşr kısmını Umman’dan alırdı. Orta Avrupa ise Doğu Alp madenlerinden alırdı. Ancak, kalayı elde etmek o kadar kolay değildir. Bakır ve kalay küçük çapta eritme kazanlarında çogunlugu bakır olarak eritilmiştir. Eritilmiş metal çeşitli kalıplarda kullanılmıştır. ( Bronz balta, mızrak başı, ok uçları çeşitli kesici ve delici aletler. )
Bakır yumuşak bir metal oldugu için soğuk olarak çekiç gibi malzemelerle vurularakta işlenir. Bakıra eritme sırasında, 1/6 veya 1/7 oranında kalay katılırsa bronz elde edilir. Kalay bakırın oksitlenmesine engel oldugu için bronz daha dayanıklı bir metaldir. Bronz çagında kalayın nerden elde edildigi hakkında bir çok söylev mevcuttur. Bunlardan birisi kalay tasından elde edildigidir. Diğer seçenek ise kalayın uzak mesafelerden tasındıgıdır.
Bronz ile ilgili en ciddi arastırmalar 1956 yılında Sovyetler Birligi döneminde 5000 den fazla analiz ile yapılmıstır. Rusya kafkasya güney sibirya ve kazakistan bölgesinde testler yapılmıstır. Saydıgımız alanlarda 40 binden fazla bronz eserler oldugu bilinmektedir.

İSKİTLERDE BRONZ
Metal ve dkümcülüğün ilerlemesi madenciligin gelişmesini sağlamıstır. Alet edavatın yapılması için bakırın nerden elde edildiği hakkında iskitlerde bilgi mevcut değildir. Büyük bir kısmı muhtelemen komsu ülkelerden temin ediliyordu. Fakat bu ülkeler hakkında da elimizde bilgi mevcut değildir. Kalayın çıkarıldıgı konusuda açık değildir, oda dısarıdan elde ediliyor olabilir. Karadeniz’in kuzeyinde Kuban’da ( Kırım ) kasak bulunmustur ve kuban tipi olarak adlandırılmıstır. Araştırmacılara göre bu kaskın şekli yakın doğu olarak adlandırılıyor. Kiev bölgesinde yapılan kazılarda bronz kemer , bronz kaplar ve elle şekillendirilmiş küçük hayvan başlıkları bulunmustur. At arabaları İskitleirn en önemli karakteristik özelliklerindendir. Yapılan çalışmalar sonucunda at arabasına ait bazı aletler bulunmuştur. Çivi, cıvata, perçin ve çeşitli metal şeritler. İskitlerde bronzun işlenmesinde döküm işleri kil ve taş kalıplarla yapılıyordu. Sayısız ok ucu dkümü için oldukca saglam bakır kalıplar kullanılıyordu. Ok ucları yüzlerce binlerce birden dkülüyordu.

İskitlerde at koşum takımlarının yanı sıra etleri pişirdikleri bronz kazanlarda iskitlerin karakteristik özelliklerinden birisidir. Kazanlar yarım küre şeklindedir.

Çin’e Bronz’un Gelmesi
Bronz Türk kavimleri vasıtasıyal Doğu Asya’ya getirilmiştir. Ancak Çin eserleri çok az iskit metal eserlerinden etkilenmiştir. Bizim elimizde pek çok delil vardır. Han hanedanı iskit eserlerini örnek almıstır. Mezarlarında iskit kaynaklı pek çok eser bulunmustur. İskitlerin Dünya sanatına büyük katkıları olmustur.İskitlerin Çok renkl hayvan form ve stillerini Avrupaya getirmeleri avrupa sanatı için aşırı derece önemlidir.

Hun Devri Bronz Dökümü
Hun buluntuları incelendiginde Hunluların hem bronzu hemde demiri kullandıgını görüyoruz. Günlük hayatta kullanılan eşyaları elde etmek için demir kadar bronz kullanımıda hunlarda yaygındır. Baykal ötesi İvolgi nehrinin kaynagında bir hun kasabasının izleri bulunmustur. Topraga gömülü evlere, demir işleme atölyelerine ve bronz dökümhanelerine rastlanmıstır. Hun devri bronz kalıntılarından hunluların gelişmiş bir bronz cagı geçirdigi anlasılır. Bronzu günlük yasamın her alanında kullanmıslardır. Bunun sonucunda bronz dökümcülügünde ustalaşmışlardır. Arkeologlar Hunluların ilk yerleşimde bulundukları bölgede tabaklar yemek pişirme kabları kazan çaydanlık kaşık gibi günlük eşyalar bulmuşlar ve hepside bronzdan yapılmıstır. Hunluların ilk yerleşim yaptıkları yer Ordos Platoları ve çevresidir. Bu yüzden bu buluntulara Ordos tipi adı verilmiştir. Bronz kazanlar ordos tipi eşyaların önemli bir bölümünü olusturur.


  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
anav, iskit, orta asya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an Kültürü Rhytia Kuran-ı Kerim 0 13 Haziran 2012 21:58