IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Şubat 2007, 20:16   #111
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




MHP: Hrant Dink cinayetinin sorumlusu hükümettir

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, gazeteci Hrant Dink cinayetinin sorumlusunun ülkeyi yönetin siyasi iktidar olduğunu savunarak, "Vatandaşın can güvenliğini temin edememiştir, gereken tedbirleri yeterince ve zamanında alamamıştır" dedi.
Şandır, yaptığı yazılı açıklamada, "Dink cinayeti; siyasi bir cinayettir" görüşünü savunarak hükümetin sorumluluğunu kabul ederek hesap vermesi gerektiğini öne sürdü. Mehmet Şandır, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun istifasını istedi.
Bu cinayetin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde araştırılmasını, arkasındaki örgüt ve niyetlerin açığa çıkarılmasını ve suçluların adalete teslim edilmesini hükümetten istediklerini kaydeden Şandır, şöyle dedi:
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hrant Dink cinayetinden sonra İstanbul Sanayi Odasındaki konuşmasında suçlu olarak milliyetçilik duygusunu ve milliyetçileri göstermiş, milliyetçilerin savunmasız insanları öldürdüğünü, katil, cani ve suçlu olduklarını iddia etmiştir.
Hrant Dink cinayeti gerçekleşeli 15 gün oluyor. Başbakan elindeki belge ve bilgileri yargıya vermek durumundadır. Hangi bilgi ve belgeye göre milliyetçilerin kafatası ölçerek savunmasız insanları öldürdüklerini açıklamak mecburiyetindedir. Ülkeyi yöneten insanlar karnından konuşmamalı, karanlığa kurşun atmak korkakların işidir." Erdoğan’ın, milliyetçileri suçlamak istiyorsa iddialarını ispatlamak zorunda olduğunu ifade eden Şandır, "Milliyetçilik duygusu ve Türk milliyetçileri adına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı tarih, millet ve yargı önünde bu sözlerinden dolayı hesaplaşmaya davet ediyorum. İddialarını ispat edemediği takdirde kendisini müfteri olarak ilan edeceğim" dedi. Şandır, şunları kaydetti:
"Suçlu devlet mi hükümet mi? Vatandaşın can güvenliğini sağlamak sorumluluğu hükümetin değil mi? Bu çevrelerin ve bazı aydınların milliyetçileri ve milliyetçiliği suçlayan Başbakanın sorumluluğunu görmeyişleri ve fırsatçılık yaparak yeniden devleti suçlamaları ideolojik saplantı körlüğünün hangi boyutlara ulaştığını göstermektedir."

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 01 Şubat 2007, 20:17   #112
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Erdoğan: Cep telefonum gece yastığımın yanında durur Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Benim telefonum gündüz özel kalem veya korumamda durur ama gece hemen yastığımın yanında durur.
Çünkü biz devlet yönetiyoruz, sorumluluğumuzun gereği bunu yapmamız lazım. Bütün vali, bakan arkadaşlarımın da telefonu 24 saat açık olmalıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan, Sheraton Oteli’nde düzenlenen "KÖYDES Köy Altyapısını Destekleme Valiler Toplantısı"nda BELDES projesine de değinerek, yol ve su sorununun çözülmesi gerektiğine işaret etti.
Erdoğan, 10 bin nüfusun altındaki belediyelerde de su ve yol sorununun kalmaması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Yoksa biz o küçük değerleri alt alta koyduk mu bu sefer bakıyorsunuz o küçük belediyelerde öncelikler değişiyor, yolu ve suyu bırakıyor, parayı nerede kullanacak? Personelin maaşı yetmiyor orada kullanır. O zaten senin asli görevin arkadaş, o sorunu çöz. Ne yapma? Fazla elaman çalıştırma ama sağ olsun ahbap, tanıdık orayı doldurursan, ondan sonra personelin maaşını ödeyemezsin. Nitekim biz bunları görüyoruz, siz benden çok daha fazlasıyla görüyorsunuz."

"BU, OTURDUĞU YERDEN PRİM DAĞITMAKTIR"
Başbakan Erdoğan, 10 bin nüfusun altında 2 bin 555 belediye olduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yani bin 24 nüfuslu belediye olur mu ya! Bin 24 nüfusu olan belediye var.
Hangi zihniyet böyle bir yolu açmış, bunu anlamak mümkün değil. Bu, sadece oturduğu yerden prim dağıtmaktır. Buna ihtiyaç var mı yok mu. Bir yönetim anlayışında bu kadar siyasallaşma olur mu? İşte bu ülkeye bu bedelleri böyle ödetiyorlar. Bizim bunun önünü kesmemiz lazım. Onun için biz Belediye Yasası’nı çıkarırken hemen kıyametler koptu. Böyle yürümez bu iş. Doğru olan bunu yapmamız lazım. Yani bir muhtarlık olmayan yerleri biz kalkmışız belediye yapmışız, bırakılım onlar muhtarlık olarak devam etsin, çok daha verimli olur."

"BAKANIM GÜCENİR Mİ DEMESİN"
Valiler başta olmak üzere belediye başkanlarına, özel il idare yöneticilerine, kaymakamlara, muhtarlara büyük sorumluluklar düştüğünü ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Çünkü siz gören gözümüz, işiten kulağımızsınız; elimiz, ayağımızsınız.
Bakın benim telefonum 24 saat size açıktır. Yani hiçbir vali arkadaşım acaba ben Başbakan’ı ararsam, bakan bey gücenir mi demesin? Eğer bakana ulaşamıyorsa rahatlıkla bana açsın. Çünkü bu sorunların gecikmeye tahammülü yoktur. Anında bu adımları atmak durumundayız, bu işleri çözmek durumundayız ve bütün vali, bakan arkadaşlarımın da telefonu 24 saat açık olmalıdır. Bunu hep söylüyorum kendilerine, onun için burada da söylüyorum. Niye? Bizim 24 saat iletişimimizin olması lazım. Yoksa endirekt olarak telefonu özel kaleme bırak, önce özel kaleme ulaşsın, özel kalemden... Arkadaşlar benim telefonum gündüz özel kalem veya korumamda durur ama gece hemen yastığımın yanında durur. Çünkü biz devlet yönetiyoruz, sorumluluğumuzun gereği bunu yapmamız lazım." Türkiye’nin hizmet götürülmemiş en ücra köşesi kalmayıncaya kadar durmadan, dinlenmeden çalışmaya devam edeceklerini de söyledi.

 

Alt 01 Şubat 2007, 20:17   #113
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Erdoğan: Paran var mı? Niye geliyorsun İstanbul'a?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’un büyük bir köy haline geldiğini belirterek, "İstanbul’a geliyorsun, geldin. Sor bakayım bu kişiye, ne sorulacak? (Niye geldin? Yerin var mı? İşin var mı? Paran var mı?
Niye geliyorsun İstanbul’a? Bunlar yoksa neden geldin?)" dedi.
Erdoğan, Sheraton Oteli’nde düzenlenen "KÖYDES Köy Altyapısını Destekleme Valiler Toplantısı"nda bir konuşma yaptı.
Erdoğan, geçmişten bugüne mevcut bazı ihmallerin, merkez ve çevre arasında, köyle kent arasında büyük bir ayrıma yol açtığını söyledi.
Köylerin ihmal edilmesinin büyük bir göçü getirdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu büyük göçe maruz kalan kentlerimiz de adeta birer büyük köy haline gelmiştir. İşte bunların bir numarası İstanbul’dur. İstanbul, maalesef büyük bir köy haline gelmiştir. Yani İstanbul’da doğmuş, büyümüş bir vatandaş olarak konuşuyorum. Çocukluğum, çocukluğumdan sonra gelişme dönemlerim ve o dönemlerde gördüğüm İstanbul, bir de İstanbul’un o bomboş arazilerinin daha sonra nasıl yapılandığı, ondan sonra 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını yüklendiğim zaman yaşadığım İstanbul..."

"TOPLUMSAL MUTABAKAT GEREKİYOR"
Göçün birçok müdahaleye rağmen önlenemediğine işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"(Nakil ilmühaberiyle İstanbul’a girilmelidir) dediğim zaman gazetelerin attığı vize başlıkları, o günleri sizler de hafıza kayıtlarında hatırlarsınız.
Geçenlerde yine İstanbul’da konuştum bu hala tartışılıyor. İşte bazıları da diyor ki ’İşte buyurun siz Başbakansınız, yap...’ Ama bunlarda toplumsal mutabakat gerekiyor, kurumlararası mutabakat gerekiyor. Yani bu işi mutabakatla çözmediğiniz sürece yap demekle bu iş olmuyor" Biz gerilimin olduğu bir Türkiye istemiyoruz, barış içerisinde bunları birlikte çözmenin gereğini ortaya koyuyoruz. Ha yeri gelir onu da yaparız ama dengeler maalesef farklı esaslar üzerine bina ediliyor. Bunun oluşturulması hep birlikte yapmamız gereken bir gerçek vaka bundan kaçamayız.
Ülkemizin bir vizyon kenti olan, imajı olan İstanbul ve İstanbullu ağır ödüyor. Bu göçün durdurulamadığı yerlerde, nasıl ağır bir yükün altında kaldığımızı görüyorsunuz. Şu anda bunun bir numaralı başlıklarından bir tanesi, bizim sosyal yaralarımızdan bir tanesi aynı zamanda, güvenlik noktasında en önemli sorunumuz olan bir terör var. Bu göçün ağır faturası değil mi bu? Kontrol edilemez bir faturası değil midir? Buna hep beraber bizim el koymamız gerekiyor.
İstanbul’a geliyorsun, geldin. Sor bakayım bu kişiye, ne sorulacak? ’Niye geldin? Yerin var mı? İşin var mı? Paran var mı? Niye geliyorsun İstanbul’a?
Bunlar yoksa neden geldin? Onları yerinde, insanca yaşama koşullarını hazırlamak suretiyle bırakmalıyız. İşte bu projenin adı KÖYDES projesidir."

MİLLİYET

 

Alt 01 Şubat 2007, 20:17   #114
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Turizmde Türk-Rus kavgası

CENK BAŞLAMIŞ Moskova

Rusya’da faaliyet gösteren en büyük Türk acentelerinden Coral Travel, faaliyetinin durdurulduğu yolunda Rus basınında çıkan haberleri yalanladı.
Kommersant gazetesi, Rusya Vergi Dairesi’nin şirketin tüzel kişiler listesinden çıkarılmasına karar verdiğini ileri sürdü. Karara gerekçe olarak, Türk şirketinin son 12 ayda vergi dairesine herhangi bir bildirimde bulunmaması gösterildi. Kommersant, şirketin paravan kuruluşlar aracılığıyla gelirlerini gizlemiş olabileceğini iddia etti. Şirketten yapılan açıklamada ise, suçlamaların gerçek dışı olduğunu belirtildi ve yapılan itiraz sonucu mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı aldığı duyuruldu.
Coral, 230 bin kişiyle geçen yıl Rusya’dan Türkiye’ye en çok turist gönderen Türk acentesi olmuştu. Kommersant’ın konuştuğu Rus turizmciler, Coral’ın en ciddi Türk şirketlerinden biri olduğunu belirterek, suçlamaların perde arkasında büyük olasılıkla rakip Rus firmaların bulunduğunu söyledi.

 

Alt 01 Şubat 2007, 20:17   #115
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




TÜPRAŞ' a ait İzmit rafineri tesislerinde patlama meydana geldi...


Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şubesi Mali Sekreteri Cavit Aykanat, Tüpraş İzmit Rafinerisinde boş tankın sökümü sırasında patlama meydana geldi. Patlamada 2 kişi ölürken 1'i ağır 3 kişi de yaralandı. E-5 Karayolunun Körfez girişi kapatıldı.

Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şubesi Mali Sekreteri Cavit Aykanat, TÜPRAŞ İzmit Rafinerisinde boş tankın sökümü sırasında patlama meydana geldiğini belirtti.

Olayın çok yeni olduğunu ifade eden Aykanat, patlamayla birlikte yaralananların olduğunu, çevreye zehirli gaz yayılabileceği endişesiyle vatandaşların tahliyesine çalışıldığını, itfaiye ekipleri ve ambulansların olay yerine sevk edildiğini söyledi

 

Alt 01 Şubat 2007, 20:18   #116
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Belçika'da bir çift, siyahi yetkilinin nikahlarını kıymasını istemiyor
Belçika’nın Flaman kesimindeki Saint-Nicolas belediyesinde ikamet eden bir çift, nikahlarını kıyacak belediye başkan yardımcısının siyahi olması nedeniyle evlenmeyi reddediyor.
Geçen yıl yapılan yerel seçimlerin ardından Flaman bölgesinde ilk siyahi belediye meclisi üyesi olan Wouter Van Bellingen, Saint Nicolas’ta başkan yardımcısı sıfatıyla nikahları kıymakla görevli bulunuyor.
Belediyede ikamet eden Belçikalı bir çift, nikah için resmi başvuruda bulunurken, işlemlerin siyahi bir yetkili tarafından yapılmasına karşı çıktıklarını bildirdi ve "beyaz yetkili" istedi.
Belediye Başkanı Freddy Willockx, "kendisini şoke eden" bu talebi geri çevirerek, "gerçek bir ırkçılık tavrının söz konusu olduğunu" belirtti.
Willockx, ret kararından geri adım atılmayacağını açıklarken, Van Bellinen de söz konusu çiftin üç seçeneği bulunduğunu, evlenmekten vazgeçebileceklerini, adres değiştirerek bir başka belediyeye taşınabileceklerini veya kendisini nikah yetkilisi olarak kabul edeceklerini söyledi.

 

Alt 03 Şubat 2007, 00:27   #117
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a hitaben açık bir mektup yazdı. AB yetkilisi, mektupta TCK'nın 301'inci maddesinin değiştirilmesini istedi. Sivil toplum kuruluşları da bugün 301'inci maddeyi masaya yatıracak.

Sivil toplum kuruluşları, Türkiye Barolar Birliği'nin çağrısıyla, TCK'nın 301'inci maddesine ilişkin değişiklik önerilerini tartışmak üzere bugün saat 10.00'da bir araya gelecek.

19 sivil toplum kuruluşu, Barolar Birliği'nin genel merkezinde buluşacak. Sivil toplum kuruluşlarının bir bölümünün ortak bir metinle değişiklik teklifini hükümete iletmesi bekleniyor.

Geçen kasım ayında 11 sivil toplum örgütü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret ederek 301'inci maddenin değiştirilmesini istemişti.

Başbakan'ın "bir metin üzerinde anlaşın bize iletin değiştirelim" teklifi üzerine sivil toplum örgütleri kendi aralarında toplanmış ancak görüşmelerden bir sonuç çıkmamıştı.

Anlaşmazlık, 'Türklüğün' tanımı üzerinde yoğunlaşmış, TİSK ve Türk-İş 'Türklüğün' tanımının değiştirilmesine karşı çıkmış, DİSK ve Hak-İş bu değişiklik yapılmadan metnin altına imza koymayacağını açıklamıştı.

 

Alt 03 Şubat 2007, 00:28   #118
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Dört gündür Paris'te, küresel ısınma konulu toplantılar düzenleyen bilimadamlarının bugün açıklayacakları raporun detayları basına sızdı. Buna göre, ''Küresel ısınma beraberinde daha çok kuraklık getirecek, okyanuslar bin yıl boyunca yükselmeye devam edecek.''

Raporda yaklaşan felaketi önlemek için, hükümetlere sera gazı salınımlarını azaltma çağrısı yapılıyor.

130 ülkeden 2 bin 500 bilimadamı pazartesi gününden beri dünyanın geleceğini tartışıyor.

Hükümetlerarası İklim Değişimi Grubu en son 2001 yılında yayımladığı raporda "Sera gazları küresel ısınmaya yol açan faktörlerden biri olabilir" demişti.

Aradan 6 yıl geçti bu kez "20’nci yüzyılın ikinci yarısındaki sıcaklık artışı yüzde 90 insanların eseri" denildi ve yaklaşan felakete dair olgular sıralandı:


Hava sıcaklıkları 2100 yılına kadar en az 3 derece artmış olacak. Bu binlerce yıldır iklimde meydana gelen en dramatik değişiklik. Uzun süreli ve yoğun sıcak hava dalgalarıyla daha sık karşılaşacağız.
Kutup buzulları eriyecek. 2100 yılı yazında artık Antarktika olmayabilir.
Fırtınalar şiddetlenecek, sel felaketleri artacak
Ülkeler sera gazı emisyonlarını yükseltmeseler bile okyanuslar bin yıl boyunca yükselecek. Deniz seviyesinde 2100 yılı itibariyle bugüne oranla yaklaşık yarım metre artış olacak. Bangladeş'ten Hollanda'ya pek çok kıyı ülkesi sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

Hava ısındıkça okyanuslar buharlaşıyor

Ve son bir uyarı: Dünya bir kısırdöngüyle karşı karşıya. Hava ısındıkça okyanuslar buharlaşıyor. Su buharı atmosferde yoğunlaşarak bir sera etkisi yaratıyor ve hava daha da ısınıyor.

Doğa, artık insanların ortaya çıkardığı yüksek karbondioksit miktarıyla başedebilme kapasitesini yitiriyor.

Bilimadamları beklendiği gibi hükümetleri sera gazı salınımlarını azaltmak için önlemler almaya çağıracak.

Kyoto Protokolü'ne karşı çıkanlar

İşte bu noktada da gündeme bu gazların oranını 1990 yılı oranlarının yüzde 5 altına çekmeyi öngören Kyoto Protokolü geliyor. Çok sayıda Avrupa ülkesi ve Rusya bu protokolü imzaladılar.

Ancak en çok sera gazı üreten endüstrisiyle Amerika Birleşik Devletleri ve endüstri devleri Çin ve Hindistan, "ekonomilerini baltalayacağı" gerekçesiyle bu anlaşmaya karşı çıkıyor.

 

Alt 03 Şubat 2007, 00:34   #119
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza, Türkiye'nin Irak'a olası sınır ötesi operasyonu konusunda ''Ne yapılacaksa Ankara, Bağdat ve Washington'ın koordinasyonuyla yapılmalı. Ama bu, operasyona kırmızı ya da yeşil ışık yaktığımız anlamına gelmiyor'' dedi.

Bryza, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün gelecek hafta yapacağı Washington ziyareti öncesinde, Türk gazetecilerin sorularını cevapladı.

Matt Bryza, Washington'un, terör örgütü PKK'ya karşı kısa sürede sonuç alacak adım atması gerektiğini, aksi takdirde Türkiye nezdinde güvenilirliğini kaybedeceğini söyledi.

Bryza, "Biz, PKK'ya karşı verdiğimiz sözü tutmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bunu sadece Türk liderleri ve ordu değil Türk halkı talep ediyor. PKK'ya karşı bir şey yapmak zorundayız. Teröristlerin sığınaklarını yok etmek zorundayız ve bunu yapacağız. Kısa sürede somut sonuçlar alınmalı. Bunu yapamazsak güvenilirliğimizi koruyamayız" dedi.

PKK başta olmak üzere, Türkiye'nin Irak'la ilgili sorunlarını, Bağdat hükümetiyle daha yakın işbirliği ile çözmeye çalışması gerektiğini vurgulayan Bryza, "Eğer Cumhurbaşkanı Sezer, Cumhurbaşkanı Talabani'yi davet etse, bu tabii harika olur" dedi.

Bryza, Türk ordusunun, geçmişte zaman zaman PKK'ya karşı operasyon için kuzey Irak'a girdiğini hatırlatarak, "Bu, sadece askeri bir problem değil. Türkiye, dünyanın en yetenekli ordularından birine sahip, ancak 10 yıl boyunca Kuzey Irak'a girilmesine karşın askeri olarak sorun çözümlenemedi" dedi.

Mahmur'da durum...

Bryza, hala Irak'taki Mahmur mülteci kampında bulunan, terörist eyleme karışmamış kişilerin Türkiye'ye dönüşünün sağlanmasından yana konuştu, bununla ilgili şartların ise tamamen Türk hükümetine kaldığını söyledi.

ABD'li yetkili, "Türk hükümeti, bunun için bir mekanizma yaratırsa, bunun PKK'nın Irak'taki siyasi ve hatta fiziki desteğini kurutmakta çok önemli, hatta dramatik etkisi olur" dedi.

Bryza, Mahmur'un kapatılmasına ilişkin anlaşma için, bu aşamada Türkiye ve Irak'tan görüş beklendiğini de açıkladı.

Matthew Bryza, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Irak'taki merkezi hükümetin Kerkük'e ilişkin benzer görüşler taşıdığını savundu.

Bryza, Kerkük referandumunun öngörüldüğü gibi bu yıl içinde yapılacağına ilişkin kuşkusunu da, "Acaba yapılacak mı?" sözleriyle dile getirdi.

"Ralston ve Başer Kürt liderlerle bir araya gelsin"

Bryza, Türkiye'nin Iraklı Kürt liderlerle, Iraklı yetkililer olarak bağlantılarının gelişmesinin yarar getireceğini kaydederek, ABD ve Türkiye'nin PKK terörüyle mücadele özel temsilcileri Joseph Ralston ve Edip Başer'in Iraklı Kürt liderlerle bir araya gelmesinin ''iyi olacağını'' söyledi.

Bryza, Türkiye'de demokrasinin tersine çevrilebileceğine ilişkin Washington'un herhangi bir endişesi bulunmadığını belirterek, "Türk demokrasisi güçlü" dedi.

Matt Bryza, milliyetçiliğin şovenizme dönüşmesi halinde bunun kötü olduğunu, ancak Türkiye'de durumun böyle olmadığını kaydetti. Bryza, buna karşılık, Türkiye'de AB ve ABD'ye karşı eğilimlerin sertleşmekte olduğunu ve bundan kaygı duyduklarını kaydetti.

301'inci madde

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi Bryza, son günlerde tartışmalara konu olan TCK'nin 301'inci maddesine ilişkin olarak da siyasi durumdan dolayı Türk hükümetinin bunu kaldırmasının zor olduğunu kendilerinin anladığını belirtti.

Ancak Bryza, Türkiye'yi dışarıda eleştiren çevrelerin, kendilerine malzeme olarak bu maddeyi kullanamamalarını sağlayacak bir çözümün çok iyi olacağını söyledi.

Ermeni tasarısı

Matt Bryza, Başkan George W. Bush yönetiminin, ABD temsilciler Meclisi'ne yeni sunulan 'Ermeni soykırımı' tasarısının kabulüne karşı çıkan politikasının aynen sürdüğünü kaydetti.

Bryza, bu çok karmaşık tarihi konu üzerinde siyasi kararlar almanın yanlış olduğunu vurguladı.

 

Alt 03 Şubat 2007, 00:48   #120
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, hiçbir gerçekçi Kürt liderinin bölgede 'bağımsız Kürdistan' kurmayı düşünmeyeceğini, zira Türkiye, İran ve Suriye'nin olası saldırı ve önlemlerinin böyle bir devletin yaşamasını imkânsızlaştırdığını söyledi.

ABD'nin New Yorker dergisine konuşan Talabani, Kerkük'ün güvenliğine ilişkin olarak da, "İzin verseler, bütün Kerkük'ü ve çevresini bir haftada temizleriz" dedi.

Talabani, Kürt devletinin neden imkânsız olduğunu, Jon Lee Anderson şu sözlerle açıkladı:

"Irak Kürdistanı'nın bağımsızlık ilan ettiğini, İran, Suriye, Türkiye ve Irak'ın da bununla savaşmadıklarını, ama sadece sınırlarını kapattıklarını düşünelim. Nasıl yaşayabiliriz ki? Petrolümüz var diyelim. Bu petrolü nasıl ihraç edebiliriz? Emin olabilirsin ki, Kürdistan bağımsızlık ilan ederse, İran saldıracaktır, Türkiye saldıracaktır, Suriye saldıracaktır ve Irak da bunu kabul etmeyecektir. Bütün bu ülkelere direnemeyiz."

Kerkük'te güvenlik

Talabani ile Anderson arasındaki ilginç diyaloglardan biri de Kerkük'teki güvenlik durumuna ilişkin.

Talabani, "Amerikalıların terörizmle mücadeledeki başlıca hatalarından biri, teröristler her istediklerini serbestçe yaparken, bizim elimizi ve Şiilerin elini bağlamaları oldu. İzin verseler, bütün Kerkük'ü ve çevresini bir haftada temizleriz" diyor.

Anderson'a göre, Talabani'nin buradaki iması açık: 'Temizlemek,' muhaliflerini ortadan kaldırmak, düşmanlarını öldürmek ya da yakalamak anlamına geliyor.

Kerkük referandumu

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu üst düzey yetkilisi Matt Bryza ise, Kerkük referandumunun bu yıl düzenlenmesinin planlandığının hatırlatılması ve görüşünün sorulması üzerine, "Bu yıl içinde yapılır mi? Kim bilir... şeklinde yanıt verdi.

Matt Bryza, Kerkük sorununun son derece hassas ve zor olduğuna işaret ederek, "Bu sorunun uygun şekilde çözümlenmemesi durumunda bunun korkunç bir soruna dönüşebileceği yönünde Türkiye'nin kaygılarını paylaşıyoruz" dedi.

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20