IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03 Şubat 2007, 18:03   #141
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Başsavcı Engin: Samast, çıplak bir yatakta, 2 kişilik koğuşun durumu neyse hiçbir özel işleme tabi kalmaksızın tutulmuştur

03.02.2007 12:32
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın Bayrampaşa Cezaevinde, diğer tutuklulardan farklı bir muameleye tabi tutulmadığını bildirdi.
Başsavcı Engin AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün basın yayın organlarında yer alan, ''Ogün Samast'ın ceza evinde farklı muameleye tabi tutulduğu yönündeki'' iddialara ilişkin inceleme yapıldığını söyledi.
Adı geçen tutuklunun 18 yaşından küçüklerin barındırıldığı H Tipi ceza evinin tecrit hücresine konulduğunu, bu hücrenin 2 kişilik olduğunu ifade eden Engin, şunları kaydetti:
''Haberlerde yer aldığı gibi kesinlikle bu hücrenin boyatılması, halılar serilmesi, televizyon konulması gibi uygulamalar söz konusu değildir. Keza dışarıdan tutukluya yiyecek getirilmesi de mümkün olmadığı gibi zaten yönetmeliklere de aykırıdır. Dolayısıyla iddialar, gerçek dışıdır.
Bırakınız ipek çarşaf serilmesini, bu tür tutukluların intihar eğilimi suretiyle yatağına çarşaf bile serdirilmemiştir. '102 ekran televizyon', diyorlar. Bu koğuşa televizyon konulması imkanı olmadığı gibi, orada televizyonun takılacağı priz dahi yoktur. Aynı şekilde, gardiyanların, jandarmaların alkışladığına dair iddia da tamamen asılsız ve yersizdir.'' Aykut Cengiz Engin, Samast'ın konulduğu yere ''müşahede koğuşları'' denildiğini, ceza evine ilk giren kişilerin bu tip koğuşlarda toplandığını, birkaç gün sonra sınıflandırmasının yapılarak diğer koğuşlara gönderildiğini anlatarak, ''İddia edildiği gibi 4 gün de kalmamıştır. Bir tam gün kalmış, diğer gece yarısı da F Tipi ceza evine nakledilmiştir'' dedi.

''ÇIPLAK YATAKTA, TEK BAŞINA''
Bu tür suçların failleri olarak ceza evlerine gelenlere veya herhangi diğer kişilere ceza evinde özel işlem yapılmasının söz konusu olamayacağını dile getiren Engin, şunları söyledi:
''Tutuklu, çıplak bir yatakta, 2 kişilik koğuşun durumu neyse hiçbir özel işleme tabi kalmaksızın tutulmuştur. 2 kişilik hücrede tek başına kaldı. İntihara tevessül edebilir, diğer tutukluların saldırısına maruz kalabilir diye nakledilinceye kadar tek başına tutulmuştur. O bakımdan, fiziki olarak iddialarda yer aldığı şekilde işlem yapılmasına imkan ve ihtimal yoktur.
Bu haberlerin ne maksatla yapıldığını araştırıyoruz. Ancak çok kötü niyetli olarak görüyor ve bundan da üzülüyoruz. Bu haberi yazan veya yazılmasına sebebiyet teşkil eden kişiler hakkında da yasal işlem yapılacaktır.'' Başsavcı Engin, habere kaynak gösterilen kişinin o dönemde ceza evinde olup olmadığının da araştırıldığını bildirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, gazeteci Hrant Dink'in öldürüldüğü sırada Ogün Samast'ın yanında Yasin Hayal veya başka kişiler bulunduğuna ilişkin iddialara ilişkin, ''Ben de o iddiaları gazetelerde gördüm'' dedi.


HABERTURK

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 03 Şubat 2007, 18:03   #142
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Genelkurmay, Samast’ın görüntülerini ekrana taşıyan TGRT’nin akreditasyonunu iptal etti

03.02.2007 12:14
Genelkurmay Başkanlığı, gazeteci Hrant Dink cinayetinin katil zanlısı Ogün Samast'ın, Samsun'da yakalanmasının ardından Türk bayrağı önünde jandarma görevlileriyle birlikte kaydedilen görüntülerini önceki akşam ekranlarına taşıyan TGRT televizyonunun akreditasyonunu iptal etti.
Genelkurmay'ın dün akşam yaptığı kısa basın duyurusunda, "TGRT Televizyonu'nun Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki akreditasyonu iptal edilmiştir" denildi. Genelkurmay, bir basın kuruluşunun akreditasyonunun iptal edildiğini bildirmek için ilk kez böyle bir yöntem izlemiş oldu. Önceki akşam TGRT televizyonundaki haber bülteninde, Samast'ın Samsun Otobüs Terminali’ndeki jandarma karakolunda güvenlik görevlileriyle birlikte çekildiği iddia edilen görüntülere yer verilmişti. Bunun üzerine dün Jandarma Genel Komutanlığı bir açıklama yaparak, televizyonda yayınlanan görüntülerin Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün çay ocağında çekildiğini belirtmişti.

Milliyet

 

Alt 03 Şubat 2007, 18:04   #143
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Dink'in katiline 'resmi tören'
Hrant Dink cinayetinin zanlısı ogün Samast, Bayrampaşa Cezaevi'nde kırmızı halıyla karşılandı.

03.02.2007 09:21
Polis ve jandarmanın birlikte fotoğraf çektirdiği Samast'a hapishanede de kahraman muamelesi yapıldı: Kalacağı yer tahtakurularına karşı ilaçlandı, yeni yatak verildi, nevresimleri de ipektendi



Müşahede hücrelerinden sorumlu gardiyan, elindeki ağır desteden seçtiği anahtarı kilide sokup çevirince kapı ardına kadar açıldı. "Hazırlanın" dedi, yatağından doğrulan tutuklulara: "Birkaç günlüğüne B-4 koğuşuna gideceksiniz." Üç beş parça eşyasını poşetlere tıkıştıran, kapı önündeki yerini aldı. Ev taşımaktan kolaydı, koğuş taşımak. İkili kol tutan tutuklular, ana kapının açılmasıyla sırayla maltaya çıkıp B-4 koğuşunun yolunu tuttu. Ne olup bittiği konusunda da en ufak bir fikirleri yoktu. Gardiyan B-4 koğuşunun kapısını açtı, içeri doluştular. "Allah kurtarsın" sesleriyle karşılandıkları 20 kişi kapasiteli koğuşta, artık 100 kişiydiler ve birkaç günlüğüne yerlerde yatacaklardı. Hapishanede kimse kimsenin voltasını kesemezdi ama, o kadar kalabalıktılar ki, her adımda çarpışıyorlardı. Gece olup karanlık çöktüğünde koğuşun tümü derin düşüncelere daldı; bu yaşananların makul bir nedeni var mıydı?

Temizlik seferberliği

Boşalan müşahede bölümünde ise hummalı bir çalışma başlatıldı. Tahtakurularından vücudu delik deşik olan tutukluların aylardır yaptıkları şikâyetlere aldırmayan idare, her yeri temizletiyor, ilaçlatıyordu. Duvarlar boyanmış, hücre tabanına da kırmızı halı serilmişti. Depodan yeni bir pamuk yatak getirtilmiş, üzerine de ipek nevresim takımları geçirilmişti. 102 ekran televizyonla birlikte müşahede bölümü, bilmem kaç yıldızlı bir otel görünümündeydi artık. Tek eksik kalmıştı, o da, yapılan hazırlıklardan çok hatırlı olduğu anlaşılan 'misafir'di.

24 Ocak günü ana malta girişinde kopan alkış tufanı merakları giderdi. Ogün Samast gelmişti. Bayrampaşa Cezaevi'nde üç gündür idarenin yaptığı hazırlıklar, Hrant Dink'in katilini rahat ettirmek, onu krallar gibi ağırlamak içindi. Gardiyanlar ve askerler alkışlarla karşıladıkları katili, hazırlanan özel bölüme yerleştirdi. Sürekli başında bekleşen iki gardiyan ise, katil konuk kuş sütünden eksik kalmasın diyeydi.

Film içinde film

Mal bildiriminde bulunmadığı için hakkında kesilen 10 günlük hapis cezasını Bayrampaşa Cezaevi'nde çekmek zorunda kalan Hasan Ersoylu, Dink'in katili Ogün Samast'ın tutuklandıktan sonra asker ve gardiyanlar tarafından nasıl kahraman gibi karşılanıp krallar gibi ağırlandığnı anlattı. Hasan Ersoylu, hafızasını biraz zorlayan Radikal okuru için tanıdık bir isim. Yanlış bir yargı kararı yüzünden yıllarca hapis yattıktan sonra devletin 'pardon' diyerek serbest bıraktığı kader mahkûmlarından biri o. Ersoylu'nun hayat hikâyesi, Ferhan Şensoy'un çektiği 'Pardon' filminin de senaryosuna ilham vermişti. Ersoylu'nun film gibi hayatı hiç mutlu bir son vaat etmeyecekti. Nitekim; Bayrampaşa Cezaevi'ne ocak ayı ortalarında yeniden düşmesi de, haksız yere onca yıl hapis yattıktan sonra bir türlü iki yakasını bir araya getirememesinin sonucuydu. Ersoylu, kredi kartı borcunu ödeyemediği için açılan davada "mal bildiriminde bulunmadığı" için 10 gün hapse çarptırılmış, Bayrampaşa Cezaevi'nin müşahede bölümüne konulmuştu. Sayılı gün tez geçiyordu. Ta ki, bir sabah gardiyanlar kapısına gelip "Hazırlan, B-4 koğuşuna gideceksin" diyene kadar. Ersoylu, huzuru kaçan diğer arkadaşlarıyla birlikte koğuşu boşaltıp maltaya doğru yürüdüğünde gözleri önünde çevrilecek olan bir başka 'derin film'in de seyircisi olacaktı.

Hasan Ersoylu, Bayrampaşa Cezaevi'nde yataklarından kaldırılıp B-4 koğuşuna gittikten sonra tanık olduklarını şöyle anlatıyor:
"Bizi 100 kişi aynı koğuşa tıktılar. Bizden boşalan tektekleri (müşahede) yıkayıp temizlediler. Biz orada kalırken pislik içindeydik, vücudumuz tahtakurusu ısırıklarıyla dolmuştu. Kaç defa ilaçlayın desek de bizi dinleyen bile olmamıştı. Şimdi hücreler ilaçlanmış, hatta duvarlar da boyanmıştı. Bir hücrenin tabanına kırmızı halı döşemişler. Yeni yataklar, ipek nevresimler... Bir de 102 ekran televizyon getirtildi. Burayı kimin için hazırladıklarını başlangıçta hiçbirimiz anlayamamıştık. Ama bu kral dairesine ya ünlü bir mafya lideri ya da tanınmış bir politikacının geleceği konuşuluyordu.

Alkışlarla karşılandı

Bir gün sonra maltadan büyük bir alkış yükseldi. Duvarlardan yankılanan sesler, bütün koğuşlardan duyuldu. Meğer gardiyan ve askerler dizilmiş, ana kapıdan içeri giren Ogün Samast'ı karşılıyorlarmış. Sonra onu temizleyip ilaçladıkları, duvarlarını boyayıp tabanına kırmızı halı serdikleri bölüme yerleştirdiler. Başına da iki gardiyan dikmişler, bütün istekleri karşılansın diye.

Kebap servisi

Samast'ın Bayrampaşa Cezaevi'nde kaldığı dört gün boyunca bütün istekleri yerine getirildi. Biz tıkıştırıldığımız koğuşta üst-üste ve yerlerde yatarken, o ipek çarşafların içinde 102 ekran televizyonunu seyretti. Asla bizim gibi karavana yemedi. Biz kumlu yeşil mercimekleri, happak gibi yapışmış bulgur pilavını kaşıklarken, ona dışarıdan kebaplar taşındı. Sonra onu Kandıra F tipi cezaevine götürdüklerini duyduk. O gidince bizi tekteklere geri getirdiler. Günümü, Samast için temizlenmiş hücrede tamamladım."


ADİL KÜÇÜK/ Radikal Gazetesi

 

Alt 03 Şubat 2007, 18:09   #144
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




1961 Anayasasının ilk taslağını hazırlayan bilim adamlarından biri olan Prof. Dr. İsmet Giritli, İstanbul'da tedavi gördüğü Metropolitan Florence Nigthingale Hastanesinde vefat etti.

Ahmet Rıza Giritli yaptığı açıklamada, babasına geçen yılın haziran ayında “pankreas başında kanser teşhisi” konulduğunu belirterek, bir süre önce bu hastalığa bağlı olarak babasının karaciğerdeki ana damarının patladığını söyledi. Bunun üzerine İsmet Giritli'nin ameliyata alındığını ifade eden Giritli, ”Babam 15 gündür yoğun bakımdaydı. Yoğum bakımdan çıkamadı. Sabaha karşı kendisini kaybettik. Çok üzgünüz” dedi. Ahmet Rıza Giritli, en son İstanbul Kültür Üniversitesinde ders veren babası için üniversitede bir tören yapılmasının planlandığını bildirdi.

ÖZGEÇMİŞİ

1924 yılında Kırım'da doğan Prof. Dr. İsmet Giritli, ilk öğrenimini burada tamamladı. Kabataş Erkek Lisesinin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitiren Giritli, 1964 yılında profesör oldu. 1961 Anayasasının ilk taslağını hazırlayan bilim adamlarından biri olan İsmet Giritli, Barolar Temsilcisi olarak Kurucu Meclis üyeliğine seçildi.

Giritli, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (TMGT) Genel Başkanlığı, Birleşmiş Milletlerde de Türk Delegasyonu Danışmanlığı yaptı. 1964-1968 yılları arasında ilk TRT Yönetim Kurulu üyeliği ve başkanlığında da bulunan Prof. Dr. Giritli, 1968 yılının ocak ayında ilk televizyon yayınını gerçekleştiren ekibin başındaydı. İsmet Giritli, 1958-1959 yılları arasında New York Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, 1968-1969'da Columbia Üniversitesi Orta Doğu Enstitüsünde ”misafir öğretim üyesi” olarak bulundu. Ders takrirleri (Fifty-Years of Turkish Political Development 1919-1969) adı ile yayınlandı. 1971-1972 yılları arasında Washington D.C'deki Georgetown Üniversitesi'nde ”Orta Doğu'da Amerikan-Soyvet Rekabeti” konusunda ders verdi ve “Woodrow Wilson International Centers For Scholars” da İngilizce olarak kaleme aldığı ”Super-Powers in the Middle East” adli kitap İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yayınları arasında yer aldı.

1978-1979 yılları arasında Glasgow Üniversitesi'nde “Senior Research Fellow” sıfatı ile “Petrol Politikaları” konusunda seminer verdi. Giritli, 1982-1991 yılları arasında Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Müdürlüğü ve Radyo Televizyon Yüksek Kurulu üyeliği yapan ve Atatürk Yüksek Kurumu asli üyeli bulundu, 1976 yılında Meksika Milletlerarası Hukuk Akademisi'ne seçildi. 1985 yılında Fransızların “Palmes Academiques” nişanı ve “Chevalier” unvanını alan Prof. Dr. Giritli, İngilizce, Rusça ve Fransızca biliyordu. Sayısı 50'yi aşan kitabı bulanan ve sayısız makaleleri yayınlanan Prof. Dr. Giritli, 1999 yılından beri İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeliği yapıyordu.


A.A

 

Alt 05 Şubat 2007, 02:59   #145
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefete, cumhurbaşkanlığı adaylarını açıklamaları tavsiyesinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili Anayasa'da herşeyin vaktinin belli olduğunu söyleyen Erdoğan, kanunun, Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde çıkarıldığını, o günden bugüne, kimsenin sesinin çıkmadığını belirtti.

İzmir'de konuşan Başbakan Erdoğan, "bu konuda, hiç endişeniz olmasın" açıklamasında bulundu.

Erdoğan, "kimse bizden, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle, seçim ekonomisi beklemesin" dedi ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarıyla ilgili, muhalefetin parlamentodaki tutumunu eleştirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin, son üç yıldır, parlamentoyu 'çalıştırmamak' için elinden geleni yaptığını söyledi.

Kararlılıklarını artık muhalefetin de gördüğünü ve erken seçim istemekten vazgeçtiğini belirten Erdoğan, muhalefete, bu noktada, cumhurbaşkanlığı adaylarını açıklamaları tavsiyesinde bulundu.

Başbakan, muhalefetin, Türkiye geneline 'karamsarlık' sirayet ettirmeye çalıştığını, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri 'risk' olarak gördüklerini söyledi.

Arınç cumhurbaşkanlığına göz kırptı

Meclis Başkanı Bülent Arınç, 29 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Recep Tayyip Erdoğan'ın beş yıl daha başbakanlıkta kalmasının Türkiye'ye çok şey katacağını söyledi.

Bir grup gazeteci ile biraraya gelen Arınç, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmak istemesi halinde, onu destekleyeceğini de belirtti.

Arınç, Erdoğan'ın başka bir ismi aday gösterdiği takdirde alacağı tavrı, "Aramızda bir hukuk var. Kanaatimi söylerim, ama o karar verdikten sonra onun kararını destekleriz. Biz siyasette şahsi istekleri, düşünceleri bir kenara koyabilecek bir insanızdır" diye açıkladı.

Arınç, gazetecilerin "Aranızdaki hukuk cumhurbaşkanı adayının bu üç isimden biri olmasını mı gerektiriyor? İcraat makamında Erdoğan ve Gül, temsili makam olan Çankaya'da Arınç mı demek istediniz" yorumlarını ise ne onayladı ne yalanladı.

"Bence AK Parti’nin önünde daha yapılacak çok işi var" diyen Arınç, "Pek çok tam olarak çözülmemiş, yarım kalmış hedef var. Bunlar çok güçlü bir liderlikle gerçekleşir. Üç kavramla izah etmek gerekirse: Enerji, istikrar ve siyasi iktidar gücü... Bu da Tayyip Bey’in kendisidir. O nedenle bir beş yıl daha Başbakan olarak devam etmesinde yarar olabilir. Ama kendi kararıdır. Her şıkta Cumhurbaşkanı bu Meclis'ten çıkacaktır” ifadesini kullandı.

Süreç 16 Nisan'da başlayacak

Türkiye'nin 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi 16 Mayıs'ta sona erecek. 11'inci cumhurbaşkanının seçilmesine ilişkin takvim ise 16 Nisan'da başlayacak.

Muhalefet partileri Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ihtimaline sıcak bakmazken, başta Erdoğan olmak üzere AK Parti yönetimi cumhurbaşkanı adaylarını nisan ayından önce açıklamamak konusunda kararlı görünüyor.

 

Alt 05 Şubat 2007, 02:59   #146
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Endonezya'nın başkenti Cakarta ve çevresinde etkili olan şiddetli yağışlar nedeniyle can kaybı 9'a, evsiz kalanların sayısıysa yaklaşık 200 bine yükseldi.

Cakarta'da son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından kentin yüksek kesimlerindeki sel sularının da alçak bölgelere aktığı ve nehirlerin yükseldiği belirtiliyor.

Sağlık Bakanlığı'ndan Rustam Pakaya, 12 milyon nüfuslu Cakarta ile civarında ölenlerin sayısının 9'a yükseldiğini ve 1 kişinin kayıp olduğunu, yaklaşık 200 bin kişinin ise evsiz kaldığını söyledi.

Endonezyalı yerel bir yetkili de afet nedeniyle Cakarta'da üst düzey alarm hali olduğunu belirtti.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

 

Alt 05 Şubat 2007, 03:00   #147
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bugün ABD'ye gidecek. Gül, ABD'deki temaslarında, Irak'taki gelişmeler ve Amerikan Temsilciler Meclisi'ne sunulan Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili yasa teklifine ilişkin Türkiye'nin görüşlerini aktaracak.

Dışişleri Bakanı Gül, ABD gezisinin ilk bölümünde, başkent Washington'da temaslarda bulunacak.

Gül, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Savunma Bakanı Robert Gates ve Başkan George Bush'un Ulusal Danışmanı Stephen Hadley ile görüşecek.

Amerikan Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Tom Lantos ve komite üyeleriyle de görüşecek olan Gül'ün, Alman 'Marshall Fonu' adlı düşünce kuruluşunda bir konuşma yapması da bekleniyor.

Bakan Gül, 8 Şubat'ta New York'a geçerek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile görüşecek ve Dış Politika Konseyi'nde konuşma yapacak.

Bakan Gül'ün 9 Şubat cuma günü Türkiye'ye dönmesi bekleniyor.

 

Alt 05 Şubat 2007, 03:00   #148
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Ogün Samast'ın cinayet sırasında üzerinde bulunan Turkcell hattın nerede olduğu sorusu hâlâ cevapsız. Yasin Hayal ve Ogün Samast arasında neler konuşulduğunun öğrenilmesi açısından kritik önemde olan söz konusu sim kart, Samast'ın yakalandığı Samsun Otogarı'nda bilinmeyen bir sebeple Telsim kartıyla değiştirilmişti.
Yeni Şafak'ın ortaya çıkardığı olay şöyle gelişti: Samsun'da yakalandıktan sonra İstanbul Emniyeti'nde sorgulanan Samast, kendisine üzerinden çıkan Telsim kartını nereden aldığının sorulması üzerine, hattının Telsim değil Turkcell olduğunu söyledi. Bunun üzerine Samsun'la irtibata geçen İstanbul Emniyeti ilginç bilgilere ulaştı. Samsun'da Samast'a üst araması yapan jandarma üsteğmeni, arama sırasında Telsim kartını yerde bulduğunu, Samast'a ait olabileceğini düşünerek aldığını söyledi. Samast'ın yakalanması sırasında orada olan emniyet yetkilileri ise Telsim kartı bizzat kendilerinin bulduğunu söyledi.

KART JANDARMAYA AİT

Bu ifadelerden kartın değiştirilmiş olabileceği sonucuna varan polis yaptığı incemelerde Telsim kartın Miraç A. ismine kayıtlı olduğunu öğrendi. Sorgulanan Miraç A. kartın olaydan çok önce Jandarma otogar karakolunda görevli olan, er Volkan V. tarafından kendi kimliği kullanılarak alındığını söyledi. Olayı doğrulayan Jandarma Er Volkan V. ise kısa bir süre önce kartı kaybettiğini öne sürdü.

Olayda ismi geçen kişilerin verdiği ifadeler, kartın değiştirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirirken, emniyet ya da jandarma yetkililerinden Samast'ın üzerinde olduğunu söylediği Turkcell sim kartın akıbetiyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.



Yeni Şafak

 

Alt 05 Şubat 2007, 03:00   #149
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Kimliği saklı tutulan kadının, dokuz saat boyunca kamera görüntülerini izleyerek kıyafetleri ve eşgalinden Yasin Hayal'e benzediğini ileri sürdüğü ikinci kişiyle ilgili olarak Dink'in Avukatı Erdal Doğan SABAH'a açıklamalarda bulundu. Doğan, "Özellikle kamuya mal olmuş tanığın ve diğer gizli tanığın tespitlerini resmiyete döktük. Bazı gazeteler olayı tek kişinin üzerine yıkmaya çalışıyordu. Ancak kameralarda yapılan tespitler, bu cinayetin yanlız yapılmadığının kanıtı ve belgesidir" dedi.

"HEP YALNIZ DEĞİLDİ DEDİK"
Cinayetin ardından Dink Ailesi ile kendisinin, zanlı olarak tutuklanan Ogün Samast'ın yanlız başına olmadığı yönünde ısrar ettiklerini anlatan Avukat Doğan, "Zanlı diye yakalanan Samast'ın on dakikalık bir yer göstermesi ve verdiği ifadelerle 'fail budur' denmesini kabul etmiyoruz" dedi. Doğan şunları söyledi:
"Faillerin yakalanması ve soruşturmanın derinleştirilmesi bizim için çok önemli. Savcılığın da polisin de bu işin üzerine eğilmesi açısından belki faillerin yakalanması ve ifade alınması konusunda bir süre daha soruşturmanın gizli yürütülmesi o açıdan önem arzediyor. Biz yine müşteki ve ilerideki müdahil taraf olarak bütün tutanaklara şu anda sahip değiliz. Soruşturmanın tamamına hakim olduğumuzu söyleyemeyiz. Ama bugün(dün) SABAH'ta da yer aldığı gibi olayın tek merkez, Ogün samast, üzerinden yürütülmesi tabi ki bizi de baştan beri rahatsız etti. Samast'ın ilişkilerinin araştırılması konusunda, İstanbul ayağında somut bir şeyler çıkmamış olması, Trabzon'daki bir mahalle delikanlısının bir refleksi olarak böyle bir eylemi yapmış olması ve milliyetçi bir refleks olarak gösterilmesi baştan beri bizi ve aileyi hep rahatsız etti. Eğer soruşturmada kaygı duyulacak bir noktaya gidildiğini görürsek kamera görüntüleri ve ifade tutanakları çerçevesinde daha açık konuşuruz. "
Olayın hemen ardından polisin aldığı bütün görüntüleri son bir hafta içerisinde sık sık izleme ve görüntüleri yan yana getirme fırsatları olduğunu kaydeden Doğan, "Tanığın ve diğer gizli tanığın tespitlerini resmiyete döktük. Sadece görüntülerde kalmadı. Tanıkların verdiği ifadeler, görüntüyle birleştirilip ifade tutanaklarına geçirildi. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın" dedi.

 

Alt 05 Şubat 2007, 03:01   #150
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




SONER YALÇIN'ın yazısı
İki terörist Şıracıyan ve Samast’ın şaşırtan benzerlikleri

Hayatlarında 'baba figürü' yoktu. Futbolu seviyor, futbol oynuyorlardı. İşsizdiler. Milliyetçiliği abilerinden öğrendiler. Öldürdükleri onlara göre 'hain' idi. Suikast silahları tabancaydı; cinayette önce, biri camiye gidip namaz kıldı; diğeri haç çıkarıp dua etti... Biri Türk diğeri Ermeni iki teröristin benzerlikleri sadece bu kadar değildi...

ADI ister Ogün Samast; ister Arşavir Şıracıyan olsun terörist teröristtir; ve benzerlikleri hep şaşırtıcıdır...

Biri Arşavir Şıracıyan 20. yüzyılın başında (1900) İstanbul’da doğdu; diğeri Ogün Samast yüzyılın sonunda (1990) Trabzon’da...

İkisinde de "baba figürü" yoktu; her ikisi de babalarını küçükken kaybetmişlerdi. Arşavir’in babası ölmüştü, Ogün’ün babası ise evi terk etmişti...

Fazla okuyamadılar. İş bulamadılar; işsizdiler.

İkisi de futbolu seviyordu, futbol oynuyordu; başarısız oldular.

Siyasi "bilinçlerini", kitap-gazete-dergi okuyarak değil, arkadaşlarıyla yaptıkları toplu sohbetlerde edindiler.

İkisi de milliyetçi birer örgütün mensubuydu:

Evlerinin tavan arasında kurulduğu için birinin örgüt adı "Tavan Taburu", diğeri mahalle kahvesinde kurulduğu için "Abiler Örgütü"ydü!..

GEREKÇE: HAİNLİK

İlk cinayetlerini genç yaşlarında işlediler; Arşavir 20, Ogün ise 17 yaşındaydı...

Her iki suikast da İstanbul’da gerçekleşti; biri Osmanbey Halaskárgazi Caddesi’nde, diğeri Taksim Tarlabaşı Bulvarı’nda...

Cinayetten önce biri camiye gidip cuma namazı kıldı; diğeri haç çıkarıp dua etti...

Her ikisi de uğura inanıyordu; suikast sırasında birinin uğuru beyaz şapkası, diğerinin ise beyaz yakasız gömleğiydi...

Her iki cinayet sebebi de siyasiydi; gerekçeleri aynıydı; "hain"!..

Ogün Samast, Ermeni Gazetesi Agos’tan çıkan gazeteci Hrant Dink’i vurdu; Arşavir Şıracıyan ise tabancasını aldığı Ermeni Gazetesi Djagadamard’tan çıkıp Hıristiyan iken Müslümanlığa geçen Ermeni polis memuru Vahe Essayan’ı...

Suikast silahı her ikisinde de tabancaydı; Ogün üç kurşun sıktı, Arşavir altı kurşun...

Ve her ikisi de cinayetten sonra ara sokaklara koşarak kaçtılar...

Kısa sürede teşhis edildiler; biri hemen yakalandı, diğeri Ermenistan’a kaçtı...

MODA AKSESUVAR

Terörist Arşavir Şıracıyan, cinayetlerini sürdürmeye devam etti:

Yüzünü tüm detaylarıyla öğrenmek için geceleri yatmadan önce fotoğrafına uzun uzun baktığı Sadrazam Said Halim Paşa’yı 5 Aralık 1921’de Roma’da vurdu...

Ogün Samast da gazeteden kestiği fotoğrafta Hrank Dink’in yüzünü ezberlemişti...

Tıpkı Ogün Samast gibi Şıracıyan da, Roma’daki suikast için yeni kıyafet almıştı; geniş kenarlı, siyah renkli şapkası ve o dönemde özellikle öğrenciler arasında moda olan siyah renkli boyun bağıyla birlikte...

Ve tarih 17 Nisan 1922, Berlin. Terörist Arşavir Şıracıyan katliam yaptı.

Terörist arkadaşlarıyla birlikte günlerdir peşinde oldukları, Teşkilatı Mahsusa’nın iki kurucusu Dr. Bahaeddin Şakir ve Emniyet Müdürü Cemal Azmi’nin izini buldular.

KURŞUN YAĞMURU

Gece misafirliğinden dönen İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden Resuhi Bey, Cemal Azmi, karısı, annesi, kızı, büyük oğlunun nişanlısı, Dr. Bahaeddin Şakir, eşi ve 13 ay önce eşi Sadrazam Talat Paşa’yı yine Berlin’de Ermeni terörüne kurban veren Hayriye Hanım olmak üzere dokuz kişi kurşun yağmuruna tutuldu.

Hayriye Hanım, katil Şıracıyan’ın üzerine atılıp yüzünü tırmaladı ama yine de Dr. Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi’nin şehit olmasını engelleyemedi...

Arşavir Şıracıyan yine yakalanmadı; dört ay sonra Viyana ve Sofya üzerinden İstanbul’a geldi. Ancak fazla kalamadı; Mustafa Kemal ve askerlerinin İstanbul’a gelmesinin ardından terörist arkadaşlarıyla birlikte Fransa’ya kaçtı.

Ve bir daha Türkiye’ye dönemedi...

KİTAP YAZDI

Arşavir Şıracıyan yıllar sonra anılarını-cinayetlerini "The Legacy" adıyla kaleme aldı. Kitabı Boston’daki Ermeni Hairenik Cemiyeti yayımladı.

1982’de Paris’te "La dette de SANG" adıyla Fransızca’sı çıkartıldı.

Dr. Kadri Mustafa Orağlı, "Bir Ermeni Teröristin İtirafları" adıyla, orijinalliğini koruyarak tercüme etti. (Kastaş Yayınları-Mayıs 1997)

Ogün Samast cezaevinden çıktıktan sonra ne yapar; cinayetini kaleme alır mı gibi soruların yanıtını zamanla göreceğiz...

Sonuç:

Adı Arşavir Şıracıyan ya da Ogün Samast olsun; terörün dini, milliyeti ve bir "kutsal amacı" yoktur...



Hürriyet

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20