IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Şubat 2007, 12:38   #161
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Bildik manzaralar...
Demokratik Toplum Partisi (DTP) İstanbul İl Başkanlığı'nca düzenlenen "Gelecek Barıştadır" şenliği PKK'nın gövde gösterisine dönüştü. Abdi İpekçi Spor Salonu'nda gerçekleştirilen şenlikte sık sık Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı, PKK bayrakları açıldı.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Sinevizyon gösterisinde ise, Abdullah Öcalan ve PKK terör örgütü mensuplarının görüntüleri yayınlandı. Şenlikte cinayete kurban giden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, posterlerle ve bir dakikalık saygı duruşuyla anıldı. Salondaki kalabalık, sık sık anonslarla, tertip komitesinin belirlediği sloganların dışında sloganlar atılmaması uyarısına kulak asmadı.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, şenlikte yaptığı konuşmada "Türkiye'de barış ve sükunet ortamı bazı çevrelerce baltalanmak isteniyor. Hrant Dink'in öldürülmesi, barışa, demokrasiye vurulan bir darbedir" dedi. Kerkük'te Türk ve Kürt halkının üzerine kimsenin oyun oynamaması gerektiğini de ifade eden Türk, nerede olursa olsun barışın, kardeşliğin takipçisi olacaklarını söyledi.


 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 05 Şubat 2007, 12:38   #162
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




"Parlamento saltanat kurumu değil, sayın Arınç da sultan değil"!
CHP, Arınç'ı istifaya çağırdı...
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ı istifaya çağırarak, “Parlamento saltanat kurumu değil, sayın Arınç da sultan değil. Meclis başkanlığı Cumhurbaşkanı ile YÖK ile polemiğe girerek siyasi tartışmalarda taraf olunacak, cumhurbaşkanlığına ya da siyasi parti genel başkanlığına geçiş için atlama taşı olarak kullanılabilecek bir makam değil" dedi.


Kesimoğlu, “TBMM yönetiminin personele yönelik baskı" yaptığı iddialarına ilişkin TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Aynı zamanda Meclis’te görev yapan Mülkiyeliler Birliği Başkanı Ali Çolak hakkında TBMM yönetimi tarafından idari soruşturma açıldığını, ardından görev yerinin değiştirildiğini ifade eden Kesimoğlu, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin bu işlemlerle ilgili yürütmeyi durdurma kararını TBMM yönetiminin uygulamadığını, Danıştay ve Yargıtay içtihatlarına karşın 30 Aralık 2006 tarihinde Çolak’ın görev yerinin yine değiştirildiğini savundu.

ARINÇ, SULTAN DEĞİL

Çolak’ın yerine TBMM Araştırma Merkezi Müdürlüğü’ne Said-i Nursi’yi öven yazılar yazan Ahmet Yıldız’ın getirildiğini söyleyen Kesimoğlu, “Said-i Nursi’ye övgü sıralarsanız eli öpülesice, cumhuriyeti savunursanız eli kırılasıca olursunuz. Parlamento saltanat kurumu değil, sayın Arınç da sultan değil. Parlamento Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumu. Sayın Arınç’ın kendisi de Türkiye Cumhuriyeti niteliklerine uygun davranmak zorunda. Parlamento çalışanlarının geleceği bir kişinin iki dudağı arasındadır. Ali Çolak, Arınç’ın memuru değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin memurudur" şeklinde tepki gösterdi.

İSTİFA ET

Kesimoğlu, Arınç’a istifa çağrısında bulunarak, “Meclis Başkanlığı, devletle milletle inatlaşmak, onun Anayasa Mahkemesi, YÖK gibi anayasal kurumlarıyla, Cumhurbaşkanıyla, siyasal parti genel başkanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle polemiğe girerek günlük siyasal tartışmalarda taraf olunacak, cumhurbaşkanlığına ya da siyasal parti genel Başkanlığı’na geçiş için atlama taşı olarak kullanılacak bir makam değildir. Siyaset yapmak istiyorsanız AKP’nin Meclis’ten sorumla bakanlığına dönüştürdüğünüz TBMM Başkanlığı’nı daha fazla yıpratmadan, tarafsızlığını yitirmiş bir başkan olarak derhal istifa ederek, gerçek yeriniz olan partinizin saflarına dönün" dedi.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:39   #163
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Deniz Baykal'dan gündemi sarsacak iddia...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin medya üzerinde baskı kurduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise gazete patronlarına üç kez şantaj yaptığını ifade etti.


NTV'nin sorularını yanıtlayan Baykal, Erdoğan'ın bir süre önce "Gazete patronlarının dosyalarını inceliyorum, elimizde onların dosyaları var' dediğini anımsattı. Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz, 'ne biliyorsanız söyleyin' dedik. 'Şimdi söyleyemem, konu olgunlaşsın öyle söyleyeceğim' dedi. Bu şantajdır. Bir Başbakan'ın şantaj etmeye hakkı var mı? Üç kez, Başbakan gazete patronlarına, 'Görüşeceğiz arşiviniz elimdedir, günü geldiği zaman bunu çıkaracağım' dedi. Bütün bunlar devlet imkânlarının, bilgilerinin belli amaçlarla birtakım yerlerde biriktirildiği ve kullanıldığı kaygısını ortaya koyuyor. Bunun iktidarın bilgisi dışında olmasını düşünmek mümkün değil."

Tablonun yakışıksız ve hukuka aykırı olduğunu söyleyen CHP lideri Deniz Baykal, "Bu konudaki şikâyetlerimiz ortada. Meclis'teki bütün çalışmalarımızda bunu biz demeç konusu olarak anlatıyoruz. Bunun çözümü millettedir" dedi.

Deniz Baykal, "Maliye Bakanı'nın bir şantaj histerisi oluşturduğuna dair haklı bir kuşku var" diye konuştu.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:39   #164
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Hükümet zorlanacak...
Hükümet, seçim dönemine girilmiş olması, kamu harcamalarının artma olasılığı, Merkez Bankası’nın “zam" uyarıları nedeniyle kamu işçileriyle pazarlıkta zorlu bir sınav verecek.


Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu bu hafta yapacağı toplantıda, Hükümet’e sunulacak talepleri netleştirecek. Hükümet ve işçi kesimi arasında yapılacak sözleşme iki yılı kapsayacak.

Kamu işçileriyle Hükümet arasındaki toplu iş sözleşme görüşmelerinin mart ayında başlaması bekleniyor. Türk-İş’te oluşturulan Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu 7 Şubat günü toplanarak, Hükümet’e sunulacak talepleri netleştirecek. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, kamu çalışanlarına zammın talebi etkilemeyeceğini söylerken, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ise geçtiğimiz hafta “Kısa vadeli çıkarlarımızı, uzun vadeli çıkarlarımızın önüne koymayalım" uyarısında bulundu. Yılmaz, kamu işçileri için yapılacak sözleşmenin iki yılı kapsaması nedeniyle enflasyon hesabının iyi yapılmasını istedi. Merkez Bankası, 23 Ocak 2007’de IMF’ye gönderdiği mektupta da, asgari ücret ve memur zammının enflasyonun direncini arttırdığını bildirdi. Hükümet ve Merkez Bankası arasındaki görüş ayrılıkları sürerken, genel seçimler öncesinde kamu kesimi toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ülkenin önemli gündem maddelerinden biri olacak. Sendikalarla mart ayında masaya oturması beklenen Hükümeti de zorlu bir pazarlık bekliyor.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:39   #165
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




En Çok Gezen Erdoğan

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara ve İstanbul hariç olmak üzere 4 yılda ülke içinde 295 ziyaret gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan'ın en çok gittiği illerin başında ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın memleketi Antalya geliyor. Başbakan Erdoğan Antalya'ya 17 defa ziyarette bulundu. Başbakan Erdoğan, ziyaretleri sırasında AK Parti'nin yaptığı önemli tesislerin açılışlarını gerçekleştirdi. AK Parti'nin yayın organı Türkiye Bülteni'nde yer alan bilgilere göre Başbakan Erdoğan Adana'ya 8, Bursa'ya 11, Denizli'ye 7, Gaziantep 7, İzmir'e 9,Kocaeli'ye 10, Konya'ya 7, Rize'ye 11, Samsun'a 10, Siirt 10 ve Trabzon'a 11 defa gitti. Başbakan Erdoğan yurtdışı seyahatlerinin yanısıra yurtiçi seyahatleri ile en çok temas gerçekleştiren Başbakan oldu

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:39   #166
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 10 bin kadroya yapacağı öğretmen ataması için başvuruların 9 Şubat 2007 Cuma gününe kadar uzatıldığını açıkladı.

MEB Personel Genel Müdürü Remzi Kaya tarafından yapılan yazılı açıklamada, daha önce 1-7 Şubat 2007 tarihleri arasında alınacağı duyurulan başvuruların, son günlerde ülke genelinde görülen ağır kış şartları nedeniyle uzatıldığı belirtildi.

Açıklamaya göre, öğretmen atamaları için başvurular, 09 Şubat 2007 Cuma günü saat 12. 00'ye kadar yapılabilecek.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:40   #167
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyük kentlere su veren barajların aktif doluluk oranının yüzde 25 olduğu belirlendi. Bu oran geçen yıl yüzde 43'tü.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel Eroğlu İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlere içme suyu veren barajların aktif doluluk oranının yüzde 25 civarında bulunduğunu söyledi.

Geçen yılın aynı döneminde bu oranın yüzde 43 olduğunu belirten Eroğlu, "Doluluk nispetlerindeki bu farkın sebebi aralık ayının kurak geçmesi ve Ankara'ya içme suyu temin eden barajlardaki su eksikliğinden kaynaklandı" diye konuştu.

DSİ Genel Müdürlüğü'nün ülke genelindeki son su mevcudu çalışmasına göre, içme ve kullanma suyu amaçlı barajların doluluk oranı, İstanbul'da yüzde 53.5, Ankara'da yüzde 9.3, İzmir'de yüzde 30.1, Bursa'da yüzde 27.6 seviyesinde ölçüldü.
İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük kentlere içme suyu veren barajların 2 Şubat itibariyle aktif doluluk oranı yüzde 25 olarak belirlendi. Bu oranın, 2006'nın aynı döneminde yüzde 43 olduğunu belirtildi.

İstanbul ve İzmir'deki içme suyu barajlarındaki durum ise Ocak 2006 ile karşılaştırıldığında daha az suyun mevcut olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşılık, İstanbul ve İzmir'de 2007 içinde içme suyu açısından ciddi sıkıntı beklenmediği sonucuna varıldı.


Küresel ısınma ve sulama alanlarıyla ilgili olarak Türkiye'de politikaların oluşturulmadığı ifadelerine katılmadığını belirten Eroğlu, küresel ısınmanın Türkiye'ye yansımalarının bilimsel veriler ışığında derlenerek projelerin oluşturulduğu bilgisini verdi.

'Kuraklık söz konusu değil'
Sulama barajlarına bakıldığında doluluk bakımından sıkıntı bulunmadığını anlatan Eroğlu, Doğu Akdeniz, Konya Ovası, İç Anadolu ve Büyük Menderes Havzasında bir miktar su eksiği bulunduğunu söyleyerek, "Unutulmamalıdır ki ülkemizde yağışların yüzde 60'ı nisan-mayıs aylarında geliyor. Dolayısıyla şu an için Türkiye'nin hiçbir bölgesinde kuraklık söz konusu değil" dedi..

Hükümette 'küresel ısınma' alarmı
Küresel ısınmanın başta kuraklık olmak üzere Türkiye'ye olumsuz etkileri yarın gerçekleştirilecek üçlü zirvede masaya yatırılacak. Çevre Orman Bakanı Osman Pepe, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in katılacağı zirvede, küresel ısınma tehdidine karşı eylem planı hazırlanacak. Toplantıda tüm dünyayı etkileyen küresel ısınmanın tarım, çevre ve enerji politikalarına yansımaları ile kuraklık yönetimi, su yönetimi ve suyun etkin kullanımı konuları ele alınacak.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:40   #168
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Bugüne kadar en çok şikayet alan televizyon dizisi olma özelliğini taşıyan Kurtlar Vadisi, yeni bir rekora daha koşuyor.

Televizyon seyircisi, yayınlanacağı yönünde reklamı yapılan "Kurtlar Vadisi-Terör" isimli dizi için, şimdiden RTÜK’e şikayette bulunarak "yayınlamayın" talebinde bulundu. Dizinin reklamını gören birçok vatandaş, RTÜK’ün 444 1 178 numaralı şikayet hattını arayarak dizinin ekrana gelmesine engel olmaya çalışıyor. Üst Kurul iletişim personeli, son birkaç gün içinde 100’ü aşkın seyircinin aynı yöndeki şikayetlerini not etti.

Seyirciler, dizinin yayınlanmasına şiddetle karşı çıkarken, RTÜK’ün de bu yayına engel olması noktasında ortak isteklerini belirtti. Ancak, RTÜK’ün bir programa önceden müdahale etmesine yasal olarak imkan bulunmuyor.


 

Alt 05 Şubat 2007, 12:41   #169
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




8 milyar 350 milyon YTL'lik alacağını tahsil edemeyen elektrik dağıtım kurumları son ödeme tarihini geçiren vatandaşlara elektrik kesme cezası yağdırdı. Borç 15 gün içinde ödenmezse tüketicinin aboneliği de iptal ediliyor

Pınar Arat / Referans gazetesi

Özelleştirmesi seçim sonrasına kalan, diğer taraftan 8 milyar 350 milyon YTL'lik alacağını tahsil edemediği için nakit sıkıntısına düşen elektrik dağıtım kurumları yapamadıkları zammın faturasını vatandaşa kesmeye başladı. Cezai yaptırımlarını sessiz sedasız ağırlaştıran Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), son ödeme tarihini geçen faturalara elektrik kesme cezası yağdırdı. Daha önce 3 ay ödenmeyen faturalar dahi sadece gecikme faiziyle cezalandırılırken, şimdi bir günlük gecikme bile karanlıkta bırakabiliyor.
Bunun için abonelere herhangi bir ihbarda bulunulmadığı gibi, geçmiş dönem borcu olmasa dahi kesme cezası uygulanıyor. Hatta borç, 15 gün içinde ödenmezse, tüketicinin aboneliği iptal ediliyor ve saat sökülüyor. Bu da aboneye daha ağır bir yük getiriyor. TEDAŞ yetkilileri, "Bundan sonra böyle. Artık 30 YTL'yi aşan faturalar için hemen cezai işlem başlatıyoruz. Özelleştirme sürecindeyiz. Yönetmeliklere göre ödemesini geciktirenleri cezalandırma hakkımızı kullanıyoruz" açıklamasını yaptı. Elektrik Mühendisleri Odası Eski Başkanı Ali Yiğit, "Özelleştirme sürecinde bazı kurumlar 'Bakın kimsenin gözünün yaşına bakmıyoruz" imajına soyunabiliyor" dedi.
Yeni uygulamadan elektriğinin kesilmesi ile haberdar olan aboneler ise mahkemeye gitmeye hazırlanıyor.

Kamuoyuna duyurulmadı
Elektrik dağıtım şirketlerinin yeni ceza uygulaması, yaklaşık 5 ay önce devreye sokuldu. Şirketler, bununla ilgili kamuoyuna herhangi bir duyuruda bulunmadı ancak elektrik faturalarının arka yüzünde yer alan uyarı ibarelerinin içeriği değiştirildi. Daha önce kaçak kullanım, sözleşme şartları, tahsilat noktaları gibi bilgileri kapsayan uyarı maddeleri arasına, "Son ödeme tarihine kadar faturasını ödemeyen abonelerin elektriği, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) Yönetmeliği hükümlerince kesilir" ibaresi eklendi.
Yeni sisteme göre 54 milyonluk elektrik faturasını geciktiren abone birkaç günlük gecikmeden dolayı 8 YTL'lik bir açma kapama cezası ödüyor. Aynı dönemde ilginç bir uygulamaya daha giden BEDAŞ gibi elektrik dağıtım kurumları, çalışan abonelerin ödemelerini yapabilmeleri için cumartesi günleri açık olan tahsilat noktalarını da kapattı.

Liste sonundakiler şanslı
Yeni uygulama borcunu geciktiren tüm aboneler için geçerli değil. Bunun nedeni ise kurumların yaptığı listeler. Bir BEDAŞ yetkilisi, bu durumu şöyle açıklıyor: "Kurum çalışanlarının sayısı sınırlı. Bu nedenle de listeler tam anlamıyla yapılamıyor. Listenin başında olanlara cezayı kesiyoruz ama listenin sonuna kadar gidemediğimiz için her geciktirene ceza kesemiyoruz. Yani listenin sonundakiler şanslı aboneler." Liste altında kalan ve herhangi bir uyarı almadığı halde karanlıkta kalan abonelerden biri Vesile Basmacı. Doğalgaz ve telefonun da elektrikle birlikte kapandığına dikkat çeken ve mahkemeye başvurmaya hazırlanan Basmacı, "Faturamı geciktirdiğim için zaten gecikme faiziyle cezalandırılıyorum. Hem faiz ödüyorum hem elektriksiz kalıyorum. Üstelik elektrikle birlikte ısınma ve iletişim hakkımı gasp etmiş oluyorlar" açıklamasını yaptı.

 

Alt 05 Şubat 2007, 12:41   #170
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Bir süreden beri başkentte can sıkan bir iddia dolaşıyor. O da, PKK ile mücadelede Türkiye'ye, gerek Kuzey Irak'taki Kürt gruplarından, gerekse ABD'den, "Kerkük ile ilgili politikandan vazgeç, karşılığında PKK'yı halledelim" yönünde üstü kapalı kirli bir şantajın yapıldığı.
Ağızdan ağza dolaşan ve Ankara-Washington-Kuzey Irak ekseninde yaşanan bu iddia gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kapalı kapılar ardında Ankara'ya hissettirilen şantaj şu temel üzerine oturuyor:
"Kerkük, nüfus yoğunluğu açısından Kürtlere aittir. Referandum da bunu gösterecektir. Siz bu şehir üzerindeki sert politikalarınızdan vazgeçin. Bırakın referandum yapılsın. Ondan sonra ortaya çıkacak barışçıl bir ortamda, hem Kürt gruplar, hem de Barzani ve Talabani'yi PKK ile mücadelede yanına çekmede eli rahatlayacak olan Washington size daha iyi yardım edebilsin."
Yani, al-ver dengesinde Kerkük'e karşı PKK kozu. Sonrasında da, ver elini Kürdistan planları. Bütün bu örtülü şantajın kayıtlara geçmemesine özellikle dikkat ediliyor. Ancak, Ankara'da diplomatik ve askeri çevreler bunu net olarak hissediyor. Buna rağmen, Türkiye'nin politikası net.
Kerkük'te referandumu erteletmek, hem de PKK ile ilgili baskı konusunda taviz vermemek.
PKK ile mücadele konusuna gelince çok hassas gelişmeler var. Her ne kadar, "Tamam ben adım atıyorum" dese bile Washington'un, PKK'ya karşı ne yapacağı merakla bekleniyor. ABD'nin, "Kuzey Irak'ta operasyonla binlerce PKK teröristini etkisiz hale getirmesi, hepsini hapislere tıkması veya alıp kelepçeleyip Türkiye'ye vermesi" olası görünmüyor.

NE YAPACAKLAR?
- Bu yüzden, bazı Türk güvenlik kaynaklarına göre, karlar erimeden
ABD'nin kafasında PKK'lıları kendine has yöntemlerle "rehabilite" etmek var. O da, Guam Adası ya da başka bir coğrafya üzerinden sivil hayata kazandırıp bu işe bir son vermek. Bir bölümünü de, "artık kötü çocuk olmayın" diye Türkiye'ye gönderebilmek. Bunu yaparken de, PKK'lılara Irak'ın ortasından oluşturacağı bir korku basıncı ile "sizi yukarı Türkiye'nin kucağına sürerim" diye bir yol izlemek.
- Onun haricinde, Türkiye'nin kapsamlı bir hava harekâtının
önünün açılması ve bazı lider isimlerin paket servisini Ankara'ya yapmak da bu caydırıcılık taktiğinin içinde yer alıyor.
- Bütün bunlar yaşanırken, Türkiye'nin kısa süreli bir sınır ötesi kara operasyonuna önümüzdeki dönemde göz yummak da yine PKK'nın korkutulmasında kullanılacak enstrümanlardan biri. Bu arada, TSK da mengene taktiği ile iç güvenlik harekatlarında kıskacı daraltacak.
ABD'nin şimdi tüm sıkıntısı bahar gelmeden bu işi bir şekilde sonlandırmak. PKK saldırıları başlarsa oluşacak gerginliğin boyutları herkesi korkutuyor. Yine de ne olursa, olsun, ABD'nin kafasında Barzani ve Talabani'yi kullanıp, hatta zaman zaman kendi istihbarat elemanları aracılığı ile PKK ile bir şekilde irtibata geçip bunları uygulamak var.
Son olarak, Kürt gruplarının, "ABD bizi bırakma" diye yalvarışı da Washington'un avantajlarından biri. Tabii ki, "karlar erimeden" ve ABD Kongresi'nden geçmesi beklenen sözde Ermeni soykırımı tasarısı ile ilgili işler karışmadan önce. Bakmayın siz Barzani'nin Türkiye'nin askeri operasyonuna silahla karşılık vereceği yönündeki tehditlerine. Büyük abisi Amerika ne derse o da onu yapacaktır...
Bu çerçevede, Türkiye'nin ABD ile bu konudaki en keskin virajı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün başlayan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 11 Şubat'ta start alacak iki Washington gezisi. Biz de orada olacağız. Şimdiden söyleyelim, medyada, "Gül ve Büyükanıt, Türkiye'nin PKK ile rahatsızlığını iletti" yönündeki haberlere itibar etmeyin. Çünkü, iş artık mesaj verme safhasından
düğmeye basma dönemine geldi. Bunu iki taraf da çok iyi biliyor. Önümüzdeki üç aya dikkat.
(haberturk)

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20