IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03 Mart 2007, 15:21   #391
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Sağlık Bakanı'nın Çıldırdığı An

Öfkelenen Bakan Akdağ, yanındaki yetkililere, “Buna ve arkadaşlarına soruşturma açın'' talimatı verdi02 Mart 2007 21:34

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ı Burdur Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ndeki incelemeleri sırasında “Hoşgeldiniz'' diyerek karşılayan bir pratisyen hekim, ‘Doktor, hasta, eczacı ele ele verdik performans adına devleti soyuyoruz’ yazılı döviz açtı.

Öfkelenen Bakan Akdağ, yanındaki yetkililere, “Buna ve arkadaşlarına soruşturma açın'' talimatı verdi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Burdur’daki incelemeleri sırasında ilk olarak Valiliği ziyaret etti. Akdağ, Vali Rasih Özbek’ten ilin sorunlarıyla ilgili bilgiler aldıktan sonra Burdur Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne geçti. Hastaları ziyaret eden, çiçek veren ve hasta yakınlarının sorunlarını dinleyen Bakan Akdağ, servislerde yatan çocuklara oyuncak hediye etti. Akdağ, hastane yetkilileri ve sağlık personelinden de çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı. Recep Akdağ, yataklı servislerin bulunduğu katlarda danışma masalarının yüksekliğini görünce, “Bunları kaldırın. Hasta ve hasta yakınlarıyla aranıza mesafe koymayın. Daha alçak masalar yerleştirin'' talimatını verdi.

“BUNA VE ARKADAŞLARINA SORUŞTURMA AÇIN''
Akdağ, acil serviste inceleme yaparken, görevli pratisyen hekim Vedat Oruç, ilginç bir protestoda bulundu. Akdağ'ı hoşgeldiniz diye karşılayan Dr. Vedat Oruç, ardından taşıdığı ‘Doktor, hasta, eczacı el ele verdik, performans adına devleti soyuyoruz’ yazılı dövizi havaya kaldırdı. Karşılaştığı duruma ilişkin şaşkınlığını gizleyemeyen Bakan Akdağ, Dr. Oruç’a “Soyma. Soyuyorsanız sana ve arkadaşlarına soruşturma açacağım. Neden soyuyorsunuz'' diye seslendi.

Eylemci hekim de “Maalesef efendim'' dedi. Bakan Akdağ ise “İtiraf ediyorsunuz yani. Hakkında soruşturma açacağım'' yanıtını verdi. Dr. Oruç, “30 yıldır pratisyen hekimim. Yaşadığım bu'' deyince, Bakan Akdağ öfkelendi. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Vekili Muhammet Gedik’i yanına çağıran Bakan, “Buna ve arkadaşlarına soruşturma açın'' talimatını verdi.


DHA

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 03 Mart 2007, 15:22   #392
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan, “Kuzey Irak Yönetimi, Türkiye'nin içişlerine karışmasın. Türkiye'de gerekirse (Huzuru bozarım) gibi laflar etmesin” dedi.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde incelemelerini sürdüren İzmir milletvekilleri Enver Ökten ve Oğuz Oyan, Malatya milletvekili Muharrem Kılıç, Mardin milletvekili Mahmut Duyan, Sinop milletvekili Engin Altay ve Muğla milletvekili Gürol Ergin, CHP Van binasında partililerle bir araya geldi. Burada düzenlenen basın toplantısında heyet adına konuşan Oyan, 1 Martta önemli bir olayın yıl dönümünü kutladıklarını belirterek, “1 Mart 2003 tarihi, kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayan bir anlayışın duvara tosladığı bir andır” dedi.

Türkiye'nin, dış politikasında teslimiyetçi politikalar izlediği, kendi kararlarını alamadığı ve Ankara'dan yönetilemediği bir 4 yılı geride bıraktığını savunan Oyan, dış politikanın bilgiyle ve ulusal çıkar temelinde yapılması gerektiğini kaydetti.

ABD'nin kendi çıkarları doğrultusunda bölgede bulunduğunu ifade eden Oyan, şunları söyledi:

“ABD'nin, bölgede Arap olmayan, bir Amerikan dostu olan ve her dediğini yapabilecek bir devlete ihtiyacı var. Esas geliş amacı enerji bölgesi oluşturmak ve kendi maşası olan İsrail'i bölgede koruyucu bir güç olarak bulundurmaktır. Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir sonucu da AK Parti'nin iktidara getirilmesidir. AK Parti'nin iktidara gelmesi, Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçasıdır.”

TÜRKİYE'NİN IRAK POLİTİKASI

Birinci önceliklerinin Irak Devleti'nin bütünlüğü olduğunu bildiren Oyan, uluslaşma sürecini tamamlayamayan bir ülke olan Irak'ta daha önceden bir Kürt ayrılıkçı hareketinin bulunduğunu, Şii ve Suni çatışmasının daha sonra yaratıldığını, dolayısıyla ülkenin üç parçaya bölünme sürecine girdiğini vurguladı. ABD'nin Irak'ta bulunmasından dolayı ülkenin parçalanma sürecine girdiğini dile getiren Oyan, şöyle konuştu:

“Irak'ta giderek bağımsız devlet kuruluşlarına yönelen fiili bir yapı var. ABD'nin dış politikasının, bölgeye ilişkin amaçları ile Türkiye'nin bölgeye ilişkin amaçları çakışmamaktadır. Ancak biz bölgede, özellikle ABD'nin kenarında, eteğinde ve kontrolünde müdahaleci güç olmayı kabul etmemeliyiz. 1 Mart 2003 tarihinde bunu gösterdik.”

CHP'nin Irak'ın kuzeyindeki politikaya da değinen Oyan, şöyle devam etti:

“Bizim şimdiye kadar söylediğimiz şudur: Kuzey Irak yönetimi Türkiye'nin içişlerine karışmasın. Türkiye'de gerekirse (Huzuru bozarım) gibi laflar etmesin. Oradaki PKK gücüne destek vermesin. Çünkü PKK, ülkenin iç huzurunu bozan bir terörist örgüttür. Barzani'nin (PKK'yı Kuzey Irak'ta bulundururum) gibi imalarını kabul edemeyiz.”

KERKÜK

Kerkük'te referandum yapılmasının bugünkü koşullara göre gerçekçi olamayacağına işaret eden Oyan, Kerkük'te insanların yerlerinin değiştirilmesiyle nüfusun değiştiğini, dolayısıyla gerçekçi bir tabloyu yansıtmayacağından referandumun ertelenmesi gerektiğini söyledi.

“EVREN ÜLKEDE SÖZ SÖYLEME HAKKINA SAHİP DEĞİL”

Bir gazetecinin, Kenan Evren'in basında yer alan açıklamalarını hatırlatması üzerine Oğuz Oyan, Evren'in açıklamalarını sadece başlık halinde okuduğunu söyledi. Evren'in bu ülkede söz söyleme hakkına sahip olmadığını ifade eden Oğuz Oyan, “Bu ülkeye yeterli zararı vermiştir. 12 Eylül darbesinin etkilerini çok acı yaşadık. Kenan Evren'in ne söylediği değil halen konuşuyor olması rahatsız edici bir durumdur. 80'li yıllarda aklının ermediği işlere karışırdı, halen de karışıyor” diye konuştu.

-VAN'DAKİ ÇEVRE SORUNLARI-

Van'ın ciddi bir çevre sorunuyla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oyan, kapalı havza özelliğinde olan şehirde ve Van Gölü'nde, kirlilik sorunu yaşandığını belirtti. Oyan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in Vanlı olduğunu hatırlatarak, ”Bakana burdan sesleniyorum: Bırakın milli eğitimi, imam hatip tartışmalarını ve hatta Milli Eğitim Bakanlığını. Gelin, Van Gölü kirliliğini, elektrik kesintileri gibi sorunları çözün de Van'a bir katkınız olsun” dedi.

Heyet, basın toplantısının ardından CHP ilçe başkanlarıyla görüştü.

 

Alt 03 Mart 2007, 15:25   #393
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Dilara'yı hukuk sistemimiz öldürdü!..

İsmet Paşa, klasik müziğin, operanın ve tiyatronun müthiş meraklısıydı.. Kurtuluş Savaşı'nın top sesleri arasında duyma hissi fena halde zayıfladığı için oyunları izlemekte güçlük çekiyordu. Cumhurbaşkanına kolaylık olsun diye o günün imkânları içinde Ankara Büyük Tiyatro'da her zaman oturduğu koltuğa bir duyma cihazı taktılar, sabit.. Paşa gelip oturunca, kulağına takıyor ve oyuncuları çok rahat duyabiliyordu.
14 Mayıs 1950'de seçim yapıldı. Demokrat Parti kazandı. İsmet Paşa muhalefete düştü.. Demokrat Parti iktidarı Milli Eğitim Bakanı'nın (Tevfik İleri) ilk işi, bu kulaklığı söktürmek oldu..
Bedii Faik Ağabeyin olay üzerine yazdığı, basın tarihimize geçmiştir..
"Sayın Savcı, bana suç olmayan en ağır kelimeyi söyleyin ki, ben de bu Milli Eğitim Bakanı'na söyleyeyim!.."
Abdullah Pehlivan adlı insan demem zor yaratığın sözlerini dün gazetemde okurken aklıma geldi bunlar..
İstanbul Başsavcısı bana da böyle bir yardımda bulunur mu acaba?..
Rögar çukurunu kapaksız bırakan ve Dilara'nın ölümüne sebeb olan şirketin avukatı diyor ki..
"Her yayanın başına bir bekçi koyamayız.. Bu bölge yaya ve araç trafiğine kapalıydı.."
Okurken aklınıza hangi sözcüklerin geldiğini biliyorum. Aynilerini ben de söyledim çünkü..
Bir defa yalan söylüyor..
O bölge yaya ve araç trafiğine kapalı değil.. Onun haberinin hemen yanında hem de olaydan iki gün sonra ayni çukurun resmi var.. Etrafı oynayan çocuklar dolu, arkada da bir araç.. Nasıl kapalı o zaman?.. Trafiğe kapattıysan niye önlem almıyorsun?.. Niye orası bayram yeri gibi çocuk dolu hâlâ?. Ölüme rağmen..
Şimdi "Her yayanın başına bir bekçi koyamayız" diyen yaratık bir avukat.. Yani hukukçu.. Bir hukukçu böyle konuşuyorsa, bir ülkede, varın hesaplayın, ne kadar ucuz, ne kadar bedava yaşıyoruz!..
Avukat böyle konuşurken pervasız.. Niye?..
Çünkü ülke hukuk sistemini biliyor..
Açık, bariz, adeta cinayet tuzağı gibi ihmaller sonunda ölenlerin ardından ibret olacak bir mahkeme kararı var mı bu ülkede?.. Bir eylem? Bir söylem?
Diyarbakır Savcısı söyler mi bana, çöken apartmanın içinde ölen iki çocuğun ardından bugüne dek ne yaptı? Bu ihmalden kimi sorumlu tuttu? Kimi tutukladı, dava etti?. Belediye Başkanı'nı, o insan hakları savaşçısı (Sevsinler) adamı çağırıp ifadesini aldı mı, göstermelik de olsa?
İstanbul Savcısı'na soruyorum... Otoyollarda yeni yapılan bariyerler Allahın günü ölümlü kazalara yol açıyorlar. Gazeteler liste yayınlamaya başladılar.. Bu kadar sık ve yoğun kaza ayni sebeble oluyorsa bir yanlış var demektir.. Ya yol yanlış, ya uyarılar eksik.. Peki ne olacak?.. Yolu yapanların, uyarmayanların yanına kâr kalacak biz ölmeye devam mı edeceğiz..
Bu kadar ölümün ardından savcının harekete geçmesi için ille şikayet mi gerek?. Gazete okuması yetmez mi? Şikâyet yok! Para vermiş susturmuşlardır. Tehdit edip korkutmuşlardır. Bu ülkede yapılmayan, geri alınan şikâyet mi ararsınız?. Ölünün derdine düşüp mahkemeyi akıllarına getirmemişlerdir. Bu ülkenin hukuk sistemine inanmadıkları için "Değmez" demişlerdir. Avukat tutacak paraları yoktur..
Savcılık, yani Müdde-i Umumi, yani umumun, halkın, kamunun avukatı kurumu bunun için mevcut değil mi?.
Daha ne kadar ölmeye devam edeceğiz yollarda?
"İbret-i âlem karar yok" dedim.. Affedersiniz.. Var!.. Tersinden var...
Dün yazıyordu gazetem gene.. 3 yıl önce Antalya'da açık unutulan rögar kapağından çukura düşüp boğulan 14 yaşındaki Süheyla'yı suçlu bulmuş, mahkeme bilirkişisi.. Orada rögar çukuru olduğunu tahmin etmeliymiş, çocuk..
Bir başka bilirkişi, gene feci bir ihmal sonucu ölen çocukları için tazminat davası açan anne ve babanın burnuna raporunu dayamıştı?.
"Ne tazminatı.. Siz kârlı çıktınız bu ölümden.. Yaşasa okuması için yapacağınız masraf, kalem kalem şu kadar tutacaktı.."
Şaka değil.. Türk Adliye tarihinden de değil, iki ay öncesinden söz ediyorum.. Bu rapor iki ay önce yazıldı. Tazminat.. Üç otuz para.. Bu ülkede sistem bu..
Bir ihmal sonucu ölen için, o ihmali yapana, hayatını kaydıracak bir tazminat kararına hükmetti mi, Türk Adliyesi bugüne dek..
Niye önlem almak için, zaman, adam ve para harcasın adam o zaman.. Ölen öldüğü ile kalırken, niye dert etsin ki?.





Dilara'nın ölümüne sebep olan şirketin sahibi Birlik Vakfı kurucu üyesi.. Vakfın diğer kurucu üyelerin bazılarının isimleri..
Recep Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Recai Kutan..
Bu isimler ihalenin niye ona verildiğini izah ediyor..
Fatih Altaylı dün "Bu çocuğun ölümünün küstah sorumlusundan hesap sorulmazsa, neden sorulmadığını bilesiniz" dedi..
Bilsek ne fayda Fatih kardeşim, bilsek ne fayda..
Bu ülkede sistem bu!..


HINCAL ULUÇ - Sabah

 

Alt 03 Mart 2007, 15:26   #394
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Lozan'a 90 kilo belge ile gidecek

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, sözde Ermeni soykırımını inkar ettiği gerekçesiyle yargılanacağı Lozan'a 90 kilo belge ile gidecek.

Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek dava öncesinde Perinçek, yaptığı açıklamada, İsviçre Adalet Bakanlığında kurulan komisyonun başkanının söz konusu yasayı değiştireceklerini söylediğine işaret etti.
Perinçek, şöyle dedi:

"Lozan'a 90 kilo Rusça ve Ermenice belgeyle gidiyoruz. Bu belgeleri Lozan mahkemesinin kürsüsüne koyacağız.

Batılı emperyalistlere yalanlarını Ermeni ve Rus belgeleriyle göstereceğiz. Ermenistan'ın başbakanlarının, devlet adamlarının, komutanlarının ve tarihçilerinin yazdıkları raporlar, aralarındaki yazışmalar; bir Ermeni soykırımı olmadığını, savaş içinde karşılıklı kırımların yaşandığını ispatlamaktadır."

(ANKA)

 

Alt 03 Mart 2007, 15:27   #395
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddialarını içeren açıklamasının ''tahrik edici'' olduğunu belirtti.

Şahin, ''Eğer bu sözler bir tehditse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir tehdidi kabul etmez'' dedi.

Abant'ta düzenlenen AK Parti 5'inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'ndan önce basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Şahin, Aysel Tuğluk'un Öcalan'ın zehirlendiğine yönelik sözlerinin neyi amaçladığının anlaşılamadığını ifade etti.

Tuğluk'un sözlerinin ''tahrik edici'' olduğunu belirten Mehmet Ali Şahin, ''Eğer bu sözler bir tehditse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir tehdidi kabul etmez. Siyasi parti temsilcileri demeçlerine dikkat etmeli ve açıklamalarına bakmalı" dedi.

Tuğcu'nun bu açıklamalarına kamuoyunun büyük bir kısmının tepki gösterdiğine dikkat çeken Şahin, "Kamuoyu, tehdit olarak algıladı. Sözlerinin neyi kastettiğini açıklamalıdır. Mensubu bulunduğunuz ülkeyi tehdit edici cümleler kullanırsanız toplumu gerersiniz. Türkiye'de tutuklu ve hükümlüler devletin güvencesi altındadır" diye konuştu.

Tuğcu ne demişti?

DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, dün yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili iddiaların ''tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırılması''nı istedi. Tuğluk, ''Öcalan'a saldırı var ise, bunun sonuçlarının hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olacağı''nı öne sürdü.

Tuğluk, Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili olarak geçtiğimiz perşembe günü İtalya'nın başkenti Roma'da avukatlarınca ortaya atılan iddiaları, DTP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında yineledi.

Tuğluk, iddialar üzerine Adalet Bakanlığı'nın dün yaptığı açıklamanın ''kaygıları gidermekten uzak'' olduğunu öne sürdü.

Tuğluk, ''Bu iddiaların derhal ve hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırma yapılmasını ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını talep etmekteyiz'' dedi.

''Öcalan'a kimyasal ve radyoaktif bir saldırı var ise bunun sonuçlarının hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olacağı''nı ileri süren Tuğluk, ''DTP olarak, Abdullah Öcalan'ın şahsına yapıldığı belirtilen bu saldırının ülkemizin iç barışına yöneltilmiş akıl almaz bir saldırı anlamına geleceğini düşünüyor, ciddi ve tehlikeli buluyoruz'' diye konuştu.

Adalet Bakanlığı, iddialar üzerine 1 Mart'ta yaptığı yazılı açıklamada, Öcalan'ın Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen kişilerin yararlandığı tüm haklardan istifade ettiğini, bugüne kadar ciddi bir sağlık probleminin olmadığını bildirmişti.

(cnnturk)

 

Alt 03 Mart 2007, 15:29   #396
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




DTP Batman il teşkilatı yöneticisi 3 kişi tutuklandı. İl Başkanı hakkında da gıyabı tutuklama kararı çıktı.

Terör örgütü propagandası yaptıkları iddiasıyla Batman Emniyet Müdürlüğünde ifadeleri alınan DTP İl Yöneticisi M. Şirin Tekik, Dicle Manap ve Merkez İlçe Başkanı Celalettin Pabir, dün gece savcılığa sevk edildi.

Savcılıkta ifadeleri alınan DTP yöneticileri, çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece, terör örgütü propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklandı. Savcılık, ifade vermeye gelmeyen DTP İl Başkanı Ayhan Karabulut hakkında da gıyabi tutuklama kararı çıkarttı.

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Güvenlik Şubesi ekiplerince savcılık kararıyla dün DTP Batman Merkez İlçe binasında yapılan aramada da çok sayıda evraka el konulduğu bildirildi.

(haberturk)

 

Alt 05 Mart 2007, 23:51   #397
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, o dönemde Genelkurmay Başkanı olması halinde aynı şeyi yapacağını söyleyerek, 28 Şubat'ı "haklı bir hareket ve çok büyük bir fırsat" olarak değerlendirdi.

Güreş, zamanında, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan başta olmak üzere yetkililere bazı telkinlerde bulunduğunu belirtti. "Erbakan'a, 'Kızılay'a işçiler yürüyor, bir şey olmuyor ama Kızılay'a başka birileri gelir, sen buradan çıkarsın' dedim, bir şey demedi, biraz beyazlaştı" diyen Güreş, 28 Şubat öncesi ile günümüz arasında da benzerliklerin olduğunu kaydederek AKP'ye uyarıda bulundu: "Akıllarını başlarına toplasınlar."

Genelkurmay Eski Başkanı Doğan Güreş, Habertürk kanalında yayınlanan Basın Kulübü programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ANKARA'DA BIYIKLAR DEĞİŞMEYE BAŞLADI
Türkiye’nin çehresinin değişmeye başladığını ifade eden Güreş, “Ankara’da bir bakıyorum, Suudi Arabistan kıyafetleri çoğaldı. Bıyıklar değişmeye başladı, kıyafetler değişmeye başladı, ifadeler değişmeye başladı. Sinirli hareketler başladı, asabi hareketler başladı” diyerek laikliğin tehlikeye girdiğini söyledi. 28 Şubat öncesi dönemde de benzer bir durumun yaşandığını kaydeden Güreş, gazetecilerin sözlerinin hedefini sorması üzerine AKP’yi vurgulayarak, “Şimdikilere söylüyorum, akıllarını başlarına toplasınlar” dedi.

'ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI OLURSA KAOS ÇIKAR'
Güreş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde Türkiye’de gerilim olacağını savunarak, bu makamın toplumsal gerilimin yaşanmaması için “sübap” görevi gördüğünü dile getirdi. Güreş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in çok başarılı olduğunu, hükümetin bazı uygulamalarını veto ederek “sübabı açtığını” ve halkın tepkisini önlediğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde bu tür bir mekanizmanın olmayacağını söyleyen Güreş, “AK Parti bir şey yapıyor. Ne yapıyor? Üç bin öğretmenin yerini değiştiriyor. Gidiyor yukarıya, Sayın Cumhurbaşkanı veto ediyor. Tansiyon düşüyor halkta, sübap açılmış oluyor. Türk halkı müthiş rahatsız. O halde sübap açmak gerekir. Sizin her dediğinizi yapan birisini getirirseniz, sübap açacak kimse olmaz, tansiyon fena yükselir” dedi.

Güreş, Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın görevi olan, ülkenin kurum ve kuruluşların organize biçimde çalışması ve ileriye götürülmesi görevini yapacak güçte olmadığını iddia etti. Güreş, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ihtimalini “kaos çıkar” diyerek yorumladı.

 

Alt 05 Mart 2007, 23:51   #398
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, 7'nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in "Türkiye 8 eyalete bölünebilir" sözlerini eleştirerek, "Neymiş efendim, bölge valiliği istemişmiş. Kenan Evren'in kafası karışmış. Otur oturduğun yerde" dedi.

Bursa’da partisinin il kongresine katılan DSP lideri Zeki Sezer, burada yaptığı konuşmada, 12 Eylül döneminde, özgürlükçü, demokrat, ilerici olanların o dönemlerde Kenan Evren’i yerden yere vurduğunu, şimdilerde ise aynı kişilerin "Türkiye 8 eyalete bölünebilir" diyen Evren’i savunduğunu söyledi.

Sezer, "Bu kişiler şimdi Kenan Evren’in sözlerine karşı çıkanları vizyonsuzlukla suçluyorlar. Vizyon, ülkeyi geliştirmek için ekonomik programlara projeler yapmaktır. Vizyon herhalde, bölünmek değildir" diye konuştu.

 

Alt 05 Mart 2007, 23:52   #399
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CHP'li Onur Öymen'den şok iddia. Öymen, hükümet yetkililerinin, Dubai'de Amerikalılarla 8.5 milyar dolarlık kredi karşılığında Kuzey Irak'a asker göndermek için anlaşma yaptığını söyledi.

Öymen, hükümet yetkililerinin, Dubai'de Amerikalılarla 8.5 milyar dolarlık kredi karşılığında Kuzey Irak'a asker göndermek için anlaşma yaptığını söyleyerek, "Tepkimiz üzerine anlaşmayı meclise dahi getiremediler" dedi.
CHP Salihli İlçe Teşkilatının düzenlediği "Dış Politika" konulu panele katılan Öymen, konuşmasında önce Avrupa Birliği (AB) sürecine değindi ve AB'nin reform tasarılarının, Türkiye'ye dayatma şeklinde sunulduğunu ileri sürdü.

Türkiye'nin bazılarının söylediği gibi fakir bir ülke olmadığını, dünyanın en zengin 19, Avrupa'nın ise en zengin 6. ülkesi olduğunu belirten Öymen, "Milli gelir bakımından dünyada 99. sırada yer alıyoruz. Biz zengin ülkenin fakir evlatlarıyız. Nüfusumuzun yüzde 24'ü yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Bunun sebebi kötü yönetimdir" dedi.

İSRAİLLİLERE TOPRAK VERİLECEĞİ İDDİASI

Hükümetin yabancılara toprak satışına imkan veren yasayı çıkardığını, CHP olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak bunu durdurduklarını anlatan Öymen, şöyle konuştu:

"Şu an yurdumuzun en kıymetli toprakları Suriye sınırındaki mayınlı arazilerdedir. Bu arazilerin mayınlardan temizlenmesi için yabancılara ihale açılacağını öğrendik. Bu yasa ile toprakların 49 yıllığına kullanım hakkı İsraillilere verilecek. Bu gizli kararname ile alınan kararı Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Suriye devleti, sınırlarımıza 300 metre ötedeki Kamışlı Bölgesi'nden günde 600 bin varil petrol çıkarıyor. Bu da Türkiye'ye yetecek petroldür. Topraklarımızın 300 metre ötesinden petrol çıkıyorsa bizimde çıkar dedik. Bunun üzerine hükümet mayınlı arazilerin bir kısmını temizleyerek 8 kuyu açtı. Bu 8 kuyudan da petrol çıkarılmaya başlandı."

KUZEY IRAK

Kuzey Irak'ta yaşanan durumun içler acısı olduğunu, Barzani'nin kontrolü altındaki bölgelerin şu anda PKK'nın denetiminde olduğunu öne süren Öymen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Barzani, PKK'ya silahını ve malzemesini temin ediyor. Irak'da PKK ile mücadele edecek bir tek asker dahi yok. Hükümetimiz PKK ile mücadelede en etkili yöntem özel temsilci atamak diyorsa Afganistan'a neden asker gönderiyor. Oraya da bir temsilci göndersin. 20 Mart 2003 tarihinde Irak sınırına asker göndermek için yetki alan hükümet, 6 aylık yetki süreci içinde asker gönderemedi. Sonra 1 yıllık süre için bir tezkere daha aldılar. Ancak yine göndermediler. Hükümet yetkilileri, Dubai'de Amerikalılar'la 8.5 milyar dolarlık kredi karşılığında Kuzey Irak'a asker göndermemek için anlaşma yaptılar. Ancak tepkimiz üzerine ilgili anlaşmayı meclise dahi getiremediler."


 

Alt 05 Mart 2007, 23:53   #400
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




İngiliz düşünce kuruluşu Oxford Araştırma Grubu, yayımladığı raporda, İran'a karşı olası bir saldırının, Tahran'ın nükleer silah geliştirmesini hızlandırabileceğini açıkladı.

Raporda, uranyum zenginleştirme çalışmalarını genişleten İran'a yönelik bir askeri harekatın, Tahran'ın nükleer programının niteliğini değiştirmesine ve hızla birkaç nükleer silah geliştirmesine yol açabileceği belirtildi.

Raporda, askeri bir saldırının İran'ın nükleer programının ilerlemesini engellemek bir yana programını hızlandırabileceği siyasi ortamı yaratabileceği ifade edildi.

'İran nükleer silah geliştirme kapasitesini ilerletiyorsa da bunun nispeten yavaş olduğuna', çoğu tahminlere göre silah geliştirmek için en az 5 yıl bulunduğuna dikkat çekilen raporda, İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırının kesinlikle Tahran'ın programının hızlanmasına, mümkün olan en kısa sürede az sayıda nükleer silah geliştirmesine neden olacağı vurgulandı.

Blix: "Saldırı amacından sapar"

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (IAEA) eski başkanı, 2002'de BM silah müfettişlerinin başkanlığını yapan Hans Blix de rapor için giriş yazısı kaleme aldı.

Blix de İran'a silahlı saldırının, büyük ihtimalle amacından saparak, İran'ın kısa sürede nükleer silah geliştirmesiyle sonuçlanacağı ve bölgesel bir kaosa yol açabileceği uyarısında bulundu.

Hans Blix, "Irak'a bakıldığında, savaş başlatılmasının amacı, var olmayan kitle imha silahlarının ortadan kaldırılmasıydı. İran'da ise askeri harekat, var olup olmadığı bilinmeyen niyetleri hedef alacaktır ve bunu kaçınılmaz olarak bölgesel bir trajedi ve kaos izleyecektir" ifadesini kullandı.

Blix, 2004'te İngiliz ve ABD hükümetlerini, Saddam Hüseyin rejimine karşı savaş başlatma gerekçelerini haklı çıkarmak için Irak'ın kitle imha silahlarının yarattığı tehdidi abartmakla suçlamıştı.

Oxford'un raporunun, BM'ye bağlı IAEA'nın bugün İran ve Kuzey Kore'nin nükleer programının ele alacağı yönetim kurulu toplantısıyla aynı zamana denk gelmesine dikkat çekiliyor.

İran'ın nükleer çalışmaları

IAEA, Batı'nın nükleer silah geliştirmeye çalıştığı iddialarını reddederek nükleer programının sadece enerji elde etmek için barışçı amaçlı olduğunu belirten İran'ın programını genişlettiğini bildirmişti.

İran, BM'nin geçen ayki uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurması çağrısını reddetmişti.

Nükleer reaktörlerde yakıt olarak kullanılan zenginleştirilmiş uranyumun daha da zenginleştirilmişi nükleer bomba yapımında kullanılıyor.

Batılı güçler, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurmaması halinde bu ülkeye yönelik yaptırımları genişletme tehdidinde bulunurken, ABD askeri güç kullanma seçeneğini gündeminin dışında tutmuyor, ancak diplomasiye bir şans vermek istediği yönünde açıklamalar yapıyor.

Öte yandan, ABD'nin Körfez bölgesinde donanmaya ait iki uçak gemisi bulundurduğuna dikkat çekiliyor.

IAEA İran'ı görüşecek

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA)Genel Kurulu, bugün Başkan Muhammed El Baradey'in hazırladığı İiran raporunu görüşmeye başlıyor. Toplantı cuma gününe kadar sürecek.

Raporda, İran'ın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin talepleri doğrultusunda uranyum zenginleştirme çalışmalarını askıya almadığı ve çalışmalarını artırarak sürdürdüğü belirtiliyor.

Görüşmeler sonrasında İran'a yönelik daha ağır ambargolar gündeme gelebilir. İran yönetimi, nükleer programının barışçıl olduğu konusunda ısrarlı.

Ancak başta ABD yönetimi olmak üzere, Batı dünyası, Tahran'ın nükleer programını silahlanma için kullanmasından endişe duyuyor.

(cnnturk)

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20