IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Nisan 2009, 15:34   #1
Çevrimdışı
İznik’ten Konstantin’in Ölümüne Kadar (325-337)


sohbet


İznik’ten Konstantin’in Ölümüne Kadar (325-337)

İmparator yaşarken İnik Konseyi’nden çıkan kararlar hiçbir soruşturma yapılmadan yerlerini koruyorlardı. Buna rağmen Arius’un arkadaşları kaybettikleri pozisyonları adım adım tekrar kazanmaya başlamışlardı. Bu özellikle İzmitli Eusebius sayesinde olmuştur. Eusebius İznik İnanç Bildirgesini imzaladığı halde Arius’la arkadaşlığını hala sürdürmüş ve onunla Rabbin Sofrası’nı paylaşmaya devam etmiştir. Bu sırada Arius’un kilise disiplini yeniden gözden geçiriliyor ama, bir netlik kazanamıyordu. Konstantin, Eusebius’u da hemen görevinden aldırmış ve sürgüne göndermiştir. Ancak Eusebius kısa zamanda imparatorun gönlünü tekrar kazanınca 328’de yeniden görevine devam edebilmiştir. Arius’un arkadaşları onun tekrar kilise birliğine alınması için Konstantin’e sürekli baskı yapıyorlardı. Arius da bazı özel ilaveler yaparak İznik belgesini imzalayarak imparatora göndermiş ve ölümünden kısa bir süre önce kilise topluluğuna tekrar kabul edilmiştir.

İznik episkoposu Eusebius ise, kendisinin İznik sonrasında hala koltuğunda kalabilmesine karşı seslerini yükselten üç kişinin ayaklarını kaydırmaya çalışmıştır. O üç kişiden ilk ayağı kayan Monarkianist görüşlü ve kuvvetli bir şekilde Arius karşıtı olan Antakya gözetmeni Eustake’dir. Eustake, aynı zamanda Origen’in teolojisini de şiddetle eleştiren biri olarak ün yapmıştır. Eustake, bütün bu olaylar olurken de kutsal topraklara hacca gitmiş olan Konstantin’in annesi Helena’yı saygısızca eleştirmiştir. 330’da Eustake Antakya’da yapılan bir kurul toplantısında görevinden alınarak Konstantin tarafından sürgüne gönderilmiş ve bir daha da sürgünden dönememiştir.

Eusebius, ikinci olarak baş karşıtı olarak gördüğü Athanasius’a saldırmıştır. Sevmediği bu adamı görevinden aldırabilmek için arkadaşlarıyla birlikte çeşitli yol ve senaryolar deneyen Eusebius, 335’te Sur’da yapılan bir sinodda beklediği fırsatı nihayetinde bulmuştur. Konstantin bu tartışmayı aslında hala kilise içinde devam eden tartışma ve ayrılıklardan dolayı düzenlemişti. İznik’te kiliseyi genel olarak birleşmesine yardımcı olmuş olan Mısırlı Melitanlar (Kıptiler) kendilerine daha yakın bir yerde görevde olan Athanasius’u görüşleri ile hala kızdırmaya devam etmişlerdi. Eusebius onların bu durumlarını kullanmak için Melitanlar’ı kendi taraflarına çekmiş ve Sur’daki toplantıda Athanasius’a karşı onlarla beraber olmuştur. Bu toplantıda Arius yanlıları çok fazla olduğu için Athanasius’u görevden aldırmak için toplantıdakileri ikna etmişlerdir. Bu kararın üzerine Athanasius kısa bir süre için Almanya’ya sürgün edilince Eusebius rahatlamıştır. Ama bu rahatlık çok uzun sürmemiştir.

Eusebius’un ayağını kaydırmaya çalıştığı üçüncü kişi ise Markellus’tur. Markellus, Tanrı’nın üç ayrı kişiliği olduğunu savunmuş ve Origen yanlısı teolojik akımlara karşı bir sürü yazılar yazmıştır. Markellus için Tanrı’nın birliği çokluğundan çok daha önemliydi. Markellus’a göre Tanrı sadece yaratılış ve kurtuluş işlerinden dolayı üçtü. Bu görüşlerini destekleyecek ayetleri de Pavlus’un mektuplarında bulmuştur.

1.Korintliler 15:28 Her şey Oğul'a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı'ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

İşte bu sözler Markellus’un teorisi için bir kanıt olmuştur.

Markellus siyasi yönden çok önemli bir kişi olmadığı için 335’e kadar Eusebius’un dikkatini pek çekmemiş ama, tartışmalı Sur konseyinden sonra durum değişmiştir. Konstantin, Yeruşalim’de inşa ettirdiği Kutsal Mezar Kilisesi’nin açılışı için doğunun bütün gözetmenlerini açılışa davet etmiştir. Bu açılışta aynı zamanda Konstantin’in imparator oluşunun 30.yıldönümü kutlanacaktı. Kutlamalar İznik Konseyi’nde ayrılılara yol açan Ariusçular ile yapılacak bir barışma ve bağışlama töreni ile de doruğa ulaşacaktı. Markellus ise bu toplantıya katılarak vicdanını kirletmeyeceğini söyleyerek daveti kabul etmemiştir. Eusebius onu hemen imparatora saygısızlık etmek ve yanlış öğretileri savunmakla suçlamaya başlamıştır. Tabi ki bu suçlama ve şikayetlerin üzerine Markellus da sürgüne gitmekten kurtulamamıştır.

Konstantin ölümünden çok kısa bir süre önce 337’de Pentikost gününde Eusebius tarafından vaftiz edilmiştir. Ölmeden önce vaftiz olma geleneği o zamanlar çok yaygındı. Nitekim vaftiz töreninde bütün günahların yıkandığına ve vaftizden sonra işlenen ciddi günahların da bir daha bağışlanmayacağına inanıyorlardı.

Alıntı.
İznik’ten Konstantin’in Ölümüne Kadar (325-337)

İmparator yaşarken İnik Konseyi’nden çıkan kararlar hiçbir soruşturma yapılmadan yerlerini koruyorlardı. Buna rağmen Arius’un arkadaşları kaybettikleri pozisyonları adım adım tekrar kazanmaya başlamışlardı. Bu özellikle İzmitli Eusebius sayesinde olmuştur. Eusebius İznik İnanç Bildirgesini imzaladığı halde Arius’la arkadaşlığını hala sürdürmüş ve onunla Rabbin Sofrası’nı paylaşmaya devam etmiştir. Bu sırada Arius’un kilise disiplini yeniden gözden geçiriliyor ama, bir netlik kazanamıyordu. Konstantin, Eusebius’u da hemen görevinden aldırmış ve sürgüne göndermiştir. Ancak Eusebius kısa zamanda imparatorun gönlünü tekrar kazanınca 328’de yeniden görevine devam edebilmiştir. Arius’un arkadaşları onun tekrar kilise birliğine alınması için Konstantin’e sürekli baskı yapıyorlardı. Arius da bazı özel ilaveler yaparak İznik belgesini imzalayarak imparatora göndermiş ve ölümünden kısa bir süre önce kilise topluluğuna tekrar kabul edilmiştir.

İznik episkoposu Eusebius ise, kendisinin İznik sonrasında hala koltuğunda kalabilmesine karşı seslerini yükselten üç kişinin ayaklarını kaydırmaya çalışmıştır. O üç kişiden ilk ayağı kayan Monarkianist görüşlü ve kuvvetli bir şekilde Arius karşıtı olan Antakya gözetmeni Eustake’dir. Eustake, aynı zamanda Origen’in teolojisini de şiddetle eleştiren biri olarak ün yapmıştır. Eustake, bütün bu olaylar olurken de kutsal topraklara hacca gitmiş olan Konstantin’in annesi Helena’yı saygısızca eleştirmiştir. 330’da Eustake Antakya’da yapılan bir kurul toplantısında görevinden alınarak Konstantin tarafından sürgüne gönderilmiş ve bir daha da sürgünden dönememiştir.

Eusebius, ikinci olarak baş karşıtı olarak gördüğü Athanasius’a saldırmıştır. Sevmediği bu adamı görevinden aldırabilmek için arkadaşlarıyla birlikte çeşitli yol ve senaryolar deneyen Eusebius, 335’te Sur’da yapılan bir sinodda beklediği fırsatı nihayetinde bulmuştur. Konstantin bu tartışmayı aslında hala kilise içinde devam eden tartışma ve ayrılıklardan dolayı düzenlemişti. İznik’te kiliseyi genel olarak birleşmesine yardımcı olmuş olan Mısırlı Melitanlar (Kıptiler) kendilerine daha yakın bir yerde görevde olan Athanasius’u görüşleri ile hala kızdırmaya devam etmişlerdi. Eusebius onların bu durumlarını kullanmak için Melitanlar’ı kendi taraflarına çekmiş ve Sur’daki toplantıda Athanasius’a karşı onlarla beraber olmuştur. Bu toplantıda Arius yanlıları çok fazla olduğu için Athanasius’u görevden aldırmak için toplantıdakileri ikna etmişlerdir. Bu kararın üzerine Athanasius kısa bir süre için Almanya’ya sürgün edilince Eusebius rahatlamıştır. Ama bu rahatlık çok uzun sürmemiştir.

Eusebius’un ayağını kaydırmaya çalıştığı üçüncü kişi ise Markellus’tur. Markellus, Tanrı’nın üç ayrı kişiliği olduğunu savunmuş ve Origen yanlısı teolojik akımlara karşı bir sürü yazılar yazmıştır. Markellus için Tanrı’nın birliği çokluğundan çok daha önemliydi. Markellus’a göre Tanrı sadece yaratılış ve kurtuluş işlerinden dolayı üçtü. Bu görüşlerini destekleyecek ayetleri de Pavlus’un mektuplarında bulmuştur.

1.Korintliler 15:28 Her şey Oğul'a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı'ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

İşte bu sözler Markellus’un teorisi için bir kanıt olmuştur.

Markellus siyasi yönden çok önemli bir kişi olmadığı için 335’e kadar Eusebius’un dikkatini pek çekmemiş ama, tartışmalı Sur konseyinden sonra durum değişmiştir. Konstantin, Yeruşalim’de inşa ettirdiği Kutsal Mezar Kilisesi’nin açılışı için doğunun bütün gözetmenlerini açılışa davet etmiştir. Bu açılışta aynı zamanda Konstantin’in imparator oluşunun 30.yıldönümü kutlanacaktı. Kutlamalar İznik Konseyi’nde ayrılılara yol açan Ariusçular ile yapılacak bir barışma ve bağışlama töreni ile de doruğa ulaşacaktı. Markellus ise bu toplantıya katılarak vicdanını kirletmeyeceğini söyleyerek daveti kabul etmemiştir. Eusebius onu hemen imparatora saygısızlık etmek ve yanlış öğretileri savunmakla suçlamaya başlamıştır. Tabi ki bu suçlama ve şikayetlerin üzerine Markellus da sürgüne gitmekten kurtulamamıştır.

Konstantin ölümünden çok kısa bir süre önce 337’de Pentikost gününde Eusebius tarafından vaftiz edilmiştir. Ölmeden önce vaftiz olma geleneği o zamanlar çok yaygındı. Nitekim vaftiz töreninde bütün günahların yıkandığına ve vaftizden sonra işlenen ciddi günahların da bir daha bağışlanmayacağına inanıyorlardı.

Alıntı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
325337, iznikand#8217ten, kadar, konstantinand#8217in, olumune, ölümüne

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkler’in DNA’sı ile Einstein’ın DNA’sı aynı Feronia Haber Arşivi 0 21 Ekim 2010 12:56
İran’ın Türkiye’ye Teklif Ettiği ‘Feza Anlaşması’ Kabul Edilecek mi? Afrodit Haber Arşivi 0 23 Eylül 2010 02:02
Konstantin’in Oğulları Döneminde Kilise (337-361) YapraK Hristiyanlık 0 18 Nisan 2009 15:35
Batman’da AB’li konuk öğrencilere ‘Nataşa’ yakıştırması Angel Haber Arşivi 0 22 Ağustos 2008 15:21
BURSA’nın Karacabey İlçesi’nde imamlık yapan ve Kütahya’da geçirdiği trafik kazasında Cemalizim Haber Arşivi 0 22 Ağustos 2008 00:14