IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22 Ocak 2016, 18:32   #1
Çevrimiçi
Kilisenin Görevi nedir? Ona ihtiyaç varmıdır?


-- Sponsor Baglantı --


Kilise tamamen dünyevi bir teşkilat değil mi?
Ona ihtiyaç varsa eğer onun görevi nedir?


Kilise hakkında birçok yanlış fikir ve önyargı halk arasında dolaşmaktadır, çünkü birçokları ancak onun dış tarafını ve dış hususiyetlerini görür ya da görmek isterler. Bu bakımdan o, her hangi bir dünyevî teşkilata benzer; daireleri, büroları ve resmi makamları bile vardır; bazıları daha ileri giderek onu bir nevi askeri teşkilat olarak vasıflandırmak isterler. Fakat onun aslı, iç tarafı, iç tabiatı ve asıl görevi başkadır, ve aslında en önemli görev ve unsurları bunlardır.

Kilise'nin asıl görevi, M. İsa'nın eseri olan kurtuluşu devam ettirmek ve yaymaktır. Kilise, M. İsa'nın Havarilerine "Peder beni gönderdiği gibi ben de sizi gönderiyorum", (Yu. 20,21), ve "Gidin, bütün ulusları, şakirtlerim olarak yetiştirin", (Mt. 28,19) diye verdiği emri yerine getirmeye çalışmaktadır. Demek ki, Kilise'nin bir görevi vardır, hem de bu görev bizzat M. İsa tarafından verilmiş olan bir görevdir. Dünyada bir Kilise mevcut ise, asıl sebebi şudur ki, M. İsa'nın kendisi bunu istemiştir; hatta kendisi, havarisi olan Petrus'a: "Sen Petrus'sun ve ben Kilise'mi bu kayanın üzerine kuracağım," (Mt. 16,18) diyerek ona teminat vermiştir.

M. İsa'nın eseri olan kurtuluş, iki önemli konuda gerçekleşmiştir: lütuf veya kayra ve öğretim; O, insanlara ilâhi kayra veya lütfü ihsan etmiş ve onlara Peder Allah'ın ne veya kim olduğunu öğreterek, O'na giden yolu göstermiştir. Kilise'nin de iki görevi vardır: bu iki görev de ilahi lütuf ihsan etmek ve öğretim vermekten ibarettir. Bunlardan birincisini özellikle ibadet ve kutsal gizemler ya da kutsama âyinleri (Sakramentler) vasıtasıyla, ikincisini ise Konsillerin açıklamaları, Papa'nın ve Episkoposların tamimleri vasıtasıyla yerine getirmektedir. Daha pratik ve açık bir şekilde şöyle açıklayabiliriz: Kilise bu iki asıl görevini genellikle ve çok geniş olarak şu şekilde yerine getirmektedir: ibadetler ve kutsal gizemler (sakramentler) ibadethanelerde yani kiliselerde yapılan çeşitli merasimler esnasında yerine getirilir; böylece hem insanlara ilâhi lütfu iletmek hem de onlara Allah'ı tanıtmak ve O'na giden yolda yardımcı olmaktadır, ve insanlar Allah'a karşı olan görevlerini yerine getirerek Allah'a yaklaşmaktadırlar; aslında Kilisenin maksadı ve en önemli görevi insanların Allah'a yaklaşmasında yardımcı olmaktır.

İkinci görevini, yani öğretim görevini, ilk önce Konsillerin açıklamaları, tanımları, Papa'nın ve Episkoposların tamimleri, genelgelerinin vasıtasıyla yerine getirmektedir; aynı zamanda ve ikinci planda bu öğretim görevini geliştirmek, öğretisini ve akaitlerini araştırmak, derinleştirmek ve sonunda halk arasında yaymak için çeşitli ilahiyat müesseseleri kurmuştur.

Bu iki esas görevi yanında, Kilise birçok başka görevi de eskidenberi yerine getirmiştir ve halen getirmektedir. Örneğin, birçok memleketlerde hastahaneler, dispanserler, yetimhaneler yönetmektedir; okullar açmıştır, ortaçağda belediyelerin işlerini bile yürütmüştür, vs. Bilhassa Roma İmparatorluğunun inhitat devrinde Kilise bu nevi görevleri üzerine almıştır; çünkü barbarların hücumları altında çökmüş olan İmparatorlukta bu görevleri üzerine almak isteyen veya alabilen bir teşkilat ya da bir makam kalmamıştı. Papa aziz Gregorius (590-604) zamanında da İtalya'da yine böyle bir durum ortaya çıktığı zaman, Papa bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmiştir. Doğuda ise, Selçuklular zamanında 1242 senesinde bir ara hükümetsiz kalan Malatya şehrinin Müslüman ve Hıristiyan halkı, aralarında sadakat yemini ederek müşterek bir idare kurmuşlar ve şehrin Patriğini başlarına getirmişlerdir. Ancak Kilise bu nevi görev ve işleri yapmışsa, sebebi şudur ki, bazı devletler veya belediye makam ve sorumluları kendi görevlerini ihmal etmişlerdi; Kilise de, insanlara yardımcı olmak için onların görevini de üstlenmiştir; Kilise bu şekilde, M. İsa'nın sevgi emrini çeşitli sahalarda yerine getirmiştir. Sonraki asırlarda ise, birçok memlekette çeşitli sigortalar, hastahaneler, sağlık evleri ve sosyal hizmetler denilen müesseseler veya diğer hayırsever kurumlar devlet tarafından kurulmuş ve bugün devlet tarafından yürütülüp yönetilmektedir; bu yeni durum ortaya çılanca, Kilise bu gibi kurumları devlete bırakmıştır. Buna rağmen, Kilise hayırsever müesseseleri tamamen kaldırmamıştır, çünkü bugünlerde bile, birçok memlekette devlet tarafından yürütülen sosyal hizmetler ya tamamen yoktur, ya da eksıktir, ve bu nevi kurumları olan memleketlerde bile yardım ve bakım isteyen fakir fukara daima bulunur.

Fakat Kilise'nin asıl görevi bu nevi işlerle uğraşmak değildir. Altıncı asırda yaşamış olan Papa 1. Gregorius bunu açıkça söylemiştir: Devletin ihmal ettiklerini Kilise üstlenmelidir, çünkü bunları üstlenmek isteyen başka biri yoktur ve bu görevleri hiç kimse üstlenmezse insanlar kötü duruma düşeceklerdi. Birçok defa da milletler arasında barış sağlamak için veya milletleri banştırmak için arabuluculuk yapmıştır Kilise ve hala da çabalamaktadır. İbadetler için kiliseler, manastırlar inşa etmiştir, vs.
Bütün bu görevleri yerine getirmek için bir teşkilat lazımdır; işte, bazı insanlar yalnız bu teşkilatı ve bürokrasiyi görmektedirler; fakat bu unsurlar ancak Kilise'nin dış unsurlarıdır ve bazan onun iç unsurlarını, gözle görünmeyen taraflarını örtüp saklamaktadırlar, bu da bir gerçektir.

Ama bütün bu tâli unsurlar, bir nevi araç ve yardımcı görevi görmektedirler; Kilise, kendi asıl görevini daha iyi bir şekilde yerine getirebilmek için onlardan yararlanır, fakat onlardan vaz geçebilir ve birçok defa, birçok memlekette onlardan vazgeçmiş, onları diğer makamlara bırakmıştır. Ama asıl görevlerinden asla vazgeçmemiş, vazgeçmeyecektir, çünkü bunu yaparsa hem kendisine hem de M. İsa'ya ihanet etmiş olurdu.

Bazı din adamları kendi yetkilerini kötüye kullanarak kendi maddi ve manevi menfaatleri için çalışmışlarsa, bunlar aslında Hıristiyan dinine aykırı, daha doğrusu ona karşı bir şekilde davranmışlardır; bunlar Hıristiyan oldukları için değil, tam tersine iyi ve hakiki Hıristiyan olmadıkları için bu şekilde hareket etmişlerdir; bu çeşit suistimal ve yolsuzluklan her toplumda bulmak mümkündür.

Aslında Kilise asıl görevini eskiden beri sürdürmektedir, fakat bu nevi faaliyetler gözle görünmez, ancak çok dikkatli ve samimi bir gözleyici onları sezebilir; bir ilâhiyatçının (De Lubac) dediği gibi, duaların, Allah'a yükselen niyazların istatistikleri yoktur. Böylece, Kilise, M. İsa'nın eserini sürdürerek görevini yerine getirmektedir; M. İsa'da hem ilahi hem de beşeri taraflar ve unsurlar vardı; ilahi tarafları ise dıştan görü*lemezdi; aynı şekilde Kilise'nin dış unsurlarını, demek ki teşkilatını vs., din adamlarının davranışlarını, ki yayın organları bilhassa kötü davranışlannı ortaya koyarlar - herkes görebilir ve görüyor da ve özellikle onun hatalarını tesbit edebilir, ve bazı insanlar bilhassa bu hataları vurgulamaktadırlar, ama Kilise'nin en önemli unsurları, onun iç tarafları gözle görülmez; bu bakımdan da Kilise kendi Efendisine benzemektedir.

Kilise gerçekten M. İsa'nın eserini sürdürdüğü için, M. İsa'nın düşmanları eskiden beri aynı zamanda Kilise'nin en azgın düşmanları idiler ve bu durum halen, bugünlerde devam etmektedir. M. İsa'nın kendisine birşey yapamadıktan için O'nun temsilcisi olan Kilise'ye hücum ederler.


aLinti..
Kilise tamamen dünyevi bir teşkilat değil mi?
Ona ihtiyaç varsa eğer onun görevi nedir?


Kilise hakkında birçok yanlış fikir ve önyargı halk arasında dolaşmaktadır, çünkü birçokları ancak onun dış tarafını ve dış hususiyetlerini görür ya da görmek isterler. Bu bakımdan o, her hangi bir dünyevî teşkilata benzer; daireleri, büroları ve resmi makamları bile vardır; bazıları daha ileri giderek onu bir nevi askeri teşkilat olarak vasıflandırmak isterler. Fakat onun aslı, iç tarafı, iç tabiatı ve asıl görevi başkadır, ve aslında en önemli görev ve unsurları bunlardır.

Kilise'nin asıl görevi, M. İsa'nın eseri olan kurtuluşu devam ettirmek ve yaymaktır. Kilise, M. İsa'nın Havarilerine "Peder beni gönderdiği gibi ben de sizi gönderiyorum", (Yu. 20,21), ve "Gidin, bütün ulusları, şakirtlerim olarak yetiştirin", (Mt. 28,19) diye verdiği emri yerine getirmeye çalışmaktadır. Demek ki, Kilise'nin bir görevi vardır, hem de bu görev bizzat M. İsa tarafından verilmiş olan bir görevdir. Dünyada bir Kilise mevcut ise, asıl sebebi şudur ki, M. İsa'nın kendisi bunu istemiştir; hatta kendisi, havarisi olan Petrus'a: "Sen Petrus'sun ve ben Kilise'mi bu kayanın üzerine kuracağım," (Mt. 16,18) diyerek ona teminat vermiştir.

M. İsa'nın eseri olan kurtuluş, iki önemli konuda gerçekleşmiştir: lütuf veya kayra ve öğretim; O, insanlara ilâhi kayra veya lütfü ihsan etmiş ve onlara Peder Allah'ın ne veya kim olduğunu öğreterek, O'na giden yolu göstermiştir. Kilise'nin de iki görevi vardır: bu iki görev de ilahi lütuf ihsan etmek ve öğretim vermekten ibarettir. Bunlardan birincisini özellikle ibadet ve kutsal gizemler ya da kutsama âyinleri (Sakramentler) vasıtasıyla, ikincisini ise Konsillerin açıklamaları, Papa'nın ve Episkoposların tamimleri vasıtasıyla yerine getirmektedir. Daha pratik ve açık bir şekilde şöyle açıklayabiliriz: Kilise bu iki asıl görevini genellikle ve çok geniş olarak şu şekilde yerine getirmektedir: ibadetler ve kutsal gizemler (sakramentler) ibadethanelerde yani kiliselerde yapılan çeşitli merasimler esnasında yerine getirilir; böylece hem insanlara ilâhi lütfu iletmek hem de onlara Allah'ı tanıtmak ve O'na giden yolda yardımcı olmaktadır, ve insanlar Allah'a karşı olan görevlerini yerine getirerek Allah'a yaklaşmaktadırlar; aslında Kilisenin maksadı ve en önemli görevi insanların Allah'a yaklaşmasında yardımcı olmaktır.

İkinci görevini, yani öğretim görevini, ilk önce Konsillerin açıklamaları, tanımları, Papa'nın ve Episkoposların tamimleri, genelgelerinin vasıtasıyla yerine getirmektedir; aynı zamanda ve ikinci planda bu öğretim görevini geliştirmek, öğretisini ve akaitlerini araştırmak, derinleştirmek ve sonunda halk arasında yaymak için çeşitli ilahiyat müesseseleri kurmuştur.

Bu iki esas görevi yanında, Kilise birçok başka görevi de eskidenberi yerine getirmiştir ve halen getirmektedir. Örneğin, birçok memleketlerde hastahaneler, dispanserler, yetimhaneler yönetmektedir; okullar açmıştır, ortaçağda belediyelerin işlerini bile yürütmüştür, vs. Bilhassa Roma İmparatorluğunun inhitat devrinde Kilise bu nevi görevleri üzerine almıştır; çünkü barbarların hücumları altında çökmüş olan İmparatorlukta bu görevleri üzerine almak isteyen veya alabilen bir teşkilat ya da bir makam kalmamıştı. Papa aziz Gregorius (590-604) zamanında da İtalya'da yine böyle bir durum ortaya çıktığı zaman, Papa bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmiştir. Doğuda ise, Selçuklular zamanında 1242 senesinde bir ara hükümetsiz kalan Malatya şehrinin Müslüman ve Hıristiyan halkı, aralarında sadakat yemini ederek müşterek bir idare kurmuşlar ve şehrin Patriğini başlarına getirmişlerdir. Ancak Kilise bu nevi görev ve işleri yapmışsa, sebebi şudur ki, bazı devletler veya belediye makam ve sorumluları kendi görevlerini ihmal etmişlerdi; Kilise de, insanlara yardımcı olmak için onların görevini de üstlenmiştir; Kilise bu şekilde, M. İsa'nın sevgi emrini çeşitli sahalarda yerine getirmiştir. Sonraki asırlarda ise, birçok memlekette çeşitli sigortalar, hastahaneler, sağlık evleri ve sosyal hizmetler denilen müesseseler veya diğer hayırsever kurumlar devlet tarafından kurulmuş ve bugün devlet tarafından yürütülüp yönetilmektedir; bu yeni durum ortaya çılanca, Kilise bu gibi kurumları devlete bırakmıştır. Buna rağmen, Kilise hayırsever müesseseleri tamamen kaldırmamıştır, çünkü bugünlerde bile, birçok memlekette devlet tarafından yürütülen sosyal hizmetler ya tamamen yoktur, ya da eksıktir, ve bu nevi kurumları olan memleketlerde bile yardım ve bakım isteyen fakir fukara daima bulunur.

Fakat Kilise'nin asıl görevi bu nevi işlerle uğraşmak değildir. Altıncı asırda yaşamış olan Papa 1. Gregorius bunu açıkça söylemiştir: Devletin ihmal ettiklerini Kilise üstlenmelidir, çünkü bunları üstlenmek isteyen başka biri yoktur ve bu görevleri hiç kimse üstlenmezse insanlar kötü duruma düşeceklerdi. Birçok defa da milletler arasında barış sağlamak için veya milletleri banştırmak için arabuluculuk yapmıştır Kilise ve hala da çabalamaktadır. İbadetler için kiliseler, manastırlar inşa etmiştir, vs.
Bütün bu görevleri yerine getirmek için bir teşkilat lazımdır; işte, bazı insanlar yalnız bu teşkilatı ve bürokrasiyi görmektedirler; fakat bu unsurlar ancak Kilise'nin dış unsurlarıdır ve bazan onun iç unsurlarını, gözle görünmeyen taraflarını örtüp saklamaktadırlar, bu da bir gerçektir.

Ama bütün bu tâli unsurlar, bir nevi araç ve yardımcı görevi görmektedirler; Kilise, kendi asıl görevini daha iyi bir şekilde yerine getirebilmek için onlardan yararlanır, fakat onlardan vaz geçebilir ve birçok defa, birçok memlekette onlardan vazgeçmiş, onları diğer makamlara bırakmıştır. Ama asıl görevlerinden asla vazgeçmemiş, vazgeçmeyecektir, çünkü bunu yaparsa hem kendisine hem de M. İsa'ya ihanet etmiş olurdu.

Bazı din adamları kendi yetkilerini kötüye kullanarak kendi maddi ve manevi menfaatleri için çalışmışlarsa, bunlar aslında Hıristiyan dinine aykırı, daha doğrusu ona karşı bir şekilde davranmışlardır; bunlar Hıristiyan oldukları için değil, tam tersine iyi ve hakiki Hıristiyan olmadıkları için bu şekilde hareket etmişlerdir; bu çeşit suistimal ve yolsuzluklan her toplumda bulmak mümkündür.

Aslında Kilise asıl görevini eskiden beri sürdürmektedir, fakat bu nevi faaliyetler gözle görünmez, ancak çok dikkatli ve samimi bir gözleyici onları sezebilir; bir ilâhiyatçının (De Lubac) dediği gibi, duaların, Allah'a yükselen niyazların istatistikleri yoktur. Böylece, Kilise, M. İsa'nın eserini sürdürerek görevini yerine getirmektedir; M. İsa'da hem ilahi hem de beşeri taraflar ve unsurlar vardı; ilahi tarafları ise dıştan görü*lemezdi; aynı şekilde Kilise'nin dış unsurlarını, demek ki teşkilatını vs., din adamlarının davranışlarını, ki yayın organları bilhassa kötü davranışlannı ortaya koyarlar - herkes görebilir ve görüyor da ve özellikle onun hatalarını tesbit edebilir, ve bazı insanlar bilhassa bu hataları vurgulamaktadırlar, ama Kilise'nin en önemli unsurları, onun iç tarafları gözle görülmez; bu bakımdan da Kilise kendi Efendisine benzemektedir.

Kilise gerçekten M. İsa'nın eserini sürdürdüğü için, M. İsa'nın düşmanları eskiden beri aynı zamanda Kilise'nin en azgın düşmanları idiler ve bu durum halen, bugünlerde devam etmektedir. M. İsa'nın kendisine birşey yapamadıktan için O'nun temsilcisi olan Kilise'ye hücum ederler.


aLinti..
__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
görevi, ihtiyac, kilisenin, nedir, ona, varmıdır

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
C Class IP nedir? Önemi varmıdır? Nokta Seo Danışmanlığı 0 09 Ağustos 2015 06:12
İnsülinin Görevi Nedir? Zen Sağlık Köşesi 0 04 Haziran 2013 23:27
Sel Nedir Önlemleri Varmıdır YapraK Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri 0 05 Mayıs 2009 21:29