|
|
| |
| | #1 | |
| Çevrimiçi ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Aynadaki Yabancı: Neden Hep "O" Suçlu? Bir sabah uyanırsınız ve o büyük boşluk göğsünüze oturur. Mutfaktaki ikinci kahve fincanı dolmaz, telefon ekranındaki o bildirim gelmez. Bir hikaye bitmiştir. Ve o an, zihninizin derinliklerinde devasa bir mahkeme kurulur. Savcı sizsinizdir, yargıç sizsinizdir; sanık sandalyesinde ise tek bir kişi vardır: O. Peki, neden her ayrılık sonrası kalemi elime alıp kendi hikayemizin "kötü kişisini" yaratmaya bu kadar hevesliyiz? Neden yaralarımızı sarmak yerine, o yarayı açan bıçağın sahibini parmağımızla işaret edip duruyoruz? Dürüst olalım; bir ilişkinin enkazı altında kalmışken, "Ben nerede yanlış yaptım?" sorusunun ağırlığını taşımak imkansız gelir. O soru, sarsılan özgüvenimize vurulan son darbe gibidir. Bu yüzden zihnimiz bize muazzam bir oyun oynar: Suçlamak. Karşı tarafı suçladığımızda, acımızı bir başkasına postalarız. "O bencildi," "O beni anlamadı," "O sevgiye layık değildi..." Bu cümleler aslında birer kalkandır. Kendimizi mağdur ilan ettiğimizde, değişme zorunluluğundan kurtuluruz. Mağdur olanın kusuru yoktur, mağdur olanın yapacak bir şeyi yoktur. Suçlu olan "o"dur ve bu durum bizi vicdan azabının o yakıcı soğuğundan korur. Aslında karşı tarafı suçlarken beslediğimiz o öfke, bir çeşit hayata tutunma çabasıdır. Çünkü öfke, hüzünden daha canlı bir duygudur. Çaresizce ağlamaktansa, öfkeyle suçlamak bize sahte bir güç verir. Kalbimizdeki sızıyı bastırmak için sesimizi yükseltiriz. Karşı tarafı suçlu ilan ederek, o biten ilişkinin sorumluluğunu omuzlarımızdan atar, kendimizi özgür bıraktığımıza inanırız. Ama bu, parmaklıkları olan bir özgürlüktür. Bir ilişki iki kişilik bir danstır. Sahne ışıkları söndüğünde ve müzik bittiğinde, sadece partnerinizin ayağınıza bastığını söylemek gerçeğin yarısıdır. Belki siz de yanlış ritim tuttunuz, belki o yanlış adımı atarken siz çoktan sahneyi terk etmiştiniz. Suçu tamamen karşı tarafa yıkmak, aslında kendi büyüme şansımızı çöpe atmaktır. Eğer suç hep "onlarda" kalırsa, biz hep aynı biz olarak kalırız. Ve aynı biz, bir sonraki hikayede aynı enkazı tekrar yaratır. Bir ilişkiyi dürüstçe bitirmek, karşı tarafa bir "suçlu" etiketi yapıştırıp gitmek değildir. Asıl dürüstlük, aynaya bakıp; "Evet, onun eksikleri vardı ama benim de korkularım, suskunluklarım ve hatalarım bu sonun mimarıydı" diyebilmektir. Affetmek, karşı tarafı haklı bulmak değil; suçlama yükünden kurtulup kendi yoluna hafiflemiş bir kalple devam etmektir. Şimdi kendinize sorun: O'nu suçladığınız her an, aslında kendi içinizde neyi onarmaktan kaçıyorsunuz?
__________________ | Umrumdışı... | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avrupa, Türkleri Neden Yüzyıllardır "Tehdit" ve "Öteki" Olarak Kodluyor? | dae | Tarih | 0 | 04 Aralık 2025 21:18 |
| "Anadolu" Kelimesinin Gerçek Anlamını Öğrenince "Bu Bilgiyi Neden Bu Kadar Geç Öğrendim" Diyeceksiniz | Zeytin | Merak Ettikleriniz | 0 | 17 Temmuz 2023 16:52 |
| Hollanda, Srebrenitsa soykırımından "kısmen suçlu" bulundu | Seth | Haber Arşivi | 1 | 16 Temmuz 2014 14:53 |
| Glock: "Küçük Takımların Sorunlarında Suçlu Ecclestone" | Zen | Diğer Spor Branşları | 0 | 31 Ocak 2013 13:25 |