IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ocak 2015, 16:28   #1
Çevrimdışı
Mi’rac’ın bize telkin eden yönü


sohbet


Efendim, akşam ezanıyla birlikte Mir’ac hadisesinin cereyan ettiği halleri birlikte idrak edeceğiz. Herkesçe bilinen bir olayı destanımsı bir üslupla tekrar etmekten ziyade, "Mi’rac'ın bugünkü insan için değeri nedir?" sorusuna cevap bulacağız. Böylece bu akşam yapmamız gerekenlerle değerledirmelerimizi özetlemiş olacağız.

Peygamberlerin hayatlarında var olan her sahnenin, bizi ilgilendiren ve ders almamız gereken yönleri vardır. Son Peygamber Hz. Muhammed (SAV)'in risaleti evrenseldir. Bundan dolayı O'nun hâl, hareket ve sözleri kıyamete kadar gelecek bütün insanları yakından ilgilendirir. Böylesine önemli bir gerçeğe dikkat çekiyoruz. Bu husus anlatacaklarımız/ele alacak olduğumuz meselelerin temeli olacaktır.

Mir’ac, Efendimiz'in Mekke döneminde cereyan etmiştir. O dönemi bir özetlememiz gerekiyor. Bu bize meselenin günümüze bakan yönünü aydınlatacaktır.

İlk Müslümanlara zulüm odakları dayanılması güç işkenceler yaptı. Bu durumda Efendimiz ashabına Habeşistan'a gitmelerini tavsiye etti. Dedi ki: "Orada bir hükümdar var. Kimseye haksızlık yapılmasına göz yummaz. Orası emin bir yerdir. Allah (CC), başka bir kapı açıncaya kadar oraya gidin..."

Dolaylı da olsa Müslümanlar yapılan zulümlerle sınırdışı edilmişlerdi. Sınırdışı edilen o Müslümanlar için sığınacakları bir "yer"leri vardı.

Düşünebiliyor musunuz? Bugünün Müslümanları sınırdışı edilse, kendilerini bağrına basacak bir din kardeşi bile yok. Sizin başınıza gelse hangi "Müslüman ülke"ye sığınabileceksiniz? Var mı böyle bir ülke?

O gün bütün baskılara rağmen İslâmiyet kalbleri fethediyordu. Hz.Hamza (RA), Hz.Ömer (RA) Müslüman olmuştu; Kral Necaşi Müslümanları bağrına basmıştı. Kaba kuvvet vız geliyordu. Bunu farkedince müşrikler bu defa "Genel Boykot" ilân ettiler. Bugünkü ifade ile ambargo koydular.

21. yüzyıldayız. Ne gibi bir değişiklik var?Aynı şer odaklarının takipçileri aynı metodları takibetmekte: Açlık, hastalık, yalnızlık, itilmişlik, işkence...

Herşey aynı seyrediyor.

Bu acı ve ıstırap devam ederken Efendimiz iki büyük desteği olan amcası Ebu Talib ve eşi Hz.Hatice (r.anh)'yi peşpeşe kaybetti. Müslümanlar Hz.Peygamber Efendimizle çok hüzünlü seneler geçiriyordu.

Günümüz Müslümanları da Osmanlı gibi bir amcadan yoksun kaldığından beri başına mermiler, bombalar, zehirli gazlar dökülmeye başladı.

Efendimiz Taif'e gitti.

Netice herkesçe mâlûm.

Asrımızda yere düşen Tevhid bayrağını kaldırıp dalgalandırmaya çalışanlar "çağdışı" görülmekte "mürteci" sayılmakta, süründürülmektedirler.

Böylesine olaylar cereyan ederken Allah (CC) Peygamberimizi bir gece alıp keyfiyeti bizce meçhul mekânlara yükseltti.

Geri döndüğünde İslâm, dünyanın dört bir yanına kök saldı.

Bizler de dayanılması imkânsız acı ve ıstıraplarla yüzyüzeyiz. Onlar kadar metanetli de değiliz. İslâm'la irtibatımız da çok zayıfladı.

İnanıyor ve duâ ediyoruz ki, Rabbımızdan basiretimizi açıp ardından Medine dönemini başlatmasını diliyoruz. Olaylar neticenin böyle olacağı yönünde bize ümit veriyor. Çünkü her yokuşun bir inişi, her kışın bir baharı, her olumsuzluğun bir olumluluğu vardır.

Bu kutlu gecede bunları irdeleyip tefekkür ederek yokları var edene sığınalım.

Çok duâ edelim...
Efendim, akşam ezanıyla birlikte Mir’ac hadisesinin cereyan ettiği halleri birlikte idrak edeceğiz. Herkesçe bilinen bir olayı destanımsı bir üslupla tekrar etmekten ziyade, "Mi’rac'ın bugünkü insan için değeri nedir?" sorusuna cevap bulacağız. Böylece bu akşam yapmamız gerekenlerle değerledirmelerimizi özetlemiş olacağız.

Peygamberlerin hayatlarında var olan her sahnenin, bizi ilgilendiren ve ders almamız gereken yönleri vardır. Son Peygamber Hz. Muhammed (SAV)'in risaleti evrenseldir. Bundan dolayı O'nun hâl, hareket ve sözleri kıyamete kadar gelecek bütün insanları yakından ilgilendirir. Böylesine önemli bir gerçeğe dikkat çekiyoruz. Bu husus anlatacaklarımız/ele alacak olduğumuz meselelerin temeli olacaktır.

Mir’ac, Efendimiz'in Mekke döneminde cereyan etmiştir. O dönemi bir özetlememiz gerekiyor. Bu bize meselenin günümüze bakan yönünü aydınlatacaktır.

İlk Müslümanlara zulüm odakları dayanılması güç işkenceler yaptı. Bu durumda Efendimiz ashabına Habeşistan'a gitmelerini tavsiye etti. Dedi ki: "Orada bir hükümdar var. Kimseye haksızlık yapılmasına göz yummaz. Orası emin bir yerdir. Allah (CC), başka bir kapı açıncaya kadar oraya gidin..."

Dolaylı da olsa Müslümanlar yapılan zulümlerle sınırdışı edilmişlerdi. Sınırdışı edilen o Müslümanlar için sığınacakları bir "yer"leri vardı.

Düşünebiliyor musunuz? Bugünün Müslümanları sınırdışı edilse, kendilerini bağrına basacak bir din kardeşi bile yok. Sizin başınıza gelse hangi "Müslüman ülke"ye sığınabileceksiniz? Var mı böyle bir ülke?

O gün bütün baskılara rağmen İslâmiyet kalbleri fethediyordu. Hz.Hamza (RA), Hz.Ömer (RA) Müslüman olmuştu; Kral Necaşi Müslümanları bağrına basmıştı. Kaba kuvvet vız geliyordu. Bunu farkedince müşrikler bu defa "Genel Boykot" ilân ettiler. Bugünkü ifade ile ambargo koydular.

21. yüzyıldayız. Ne gibi bir değişiklik var?Aynı şer odaklarının takipçileri aynı metodları takibetmekte: Açlık, hastalık, yalnızlık, itilmişlik, işkence...

Herşey aynı seyrediyor.

Bu acı ve ıstırap devam ederken Efendimiz iki büyük desteği olan amcası Ebu Talib ve eşi Hz.Hatice (r.anh)'yi peşpeşe kaybetti. Müslümanlar Hz.Peygamber Efendimizle çok hüzünlü seneler geçiriyordu.

Günümüz Müslümanları da Osmanlı gibi bir amcadan yoksun kaldığından beri başına mermiler, bombalar, zehirli gazlar dökülmeye başladı.

Efendimiz Taif'e gitti.

Netice herkesçe mâlûm.

Asrımızda yere düşen Tevhid bayrağını kaldırıp dalgalandırmaya çalışanlar "çağdışı" görülmekte "mürteci" sayılmakta, süründürülmektedirler.

Böylesine olaylar cereyan ederken Allah (CC) Peygamberimizi bir gece alıp keyfiyeti bizce meçhul mekânlara yükseltti.

Geri döndüğünde İslâm, dünyanın dört bir yanına kök saldı.

Bizler de dayanılması imkânsız acı ve ıstıraplarla yüzyüzeyiz. Onlar kadar metanetli de değiliz. İslâm'la irtibatımız da çok zayıfladı.

İnanıyor ve duâ ediyoruz ki, Rabbımızdan basiretimizi açıp ardından Medine dönemini başlatmasını diliyoruz. Olaylar neticenin böyle olacağı yönünde bize ümit veriyor. Çünkü her yokuşun bir inişi, her kışın bir baharı, her olumsuzluğun bir olumluluğu vardır.

Bu kutlu gecede bunları irdeleyip tefekkür ederek yokları var edene sığınalım.

Çok duâ edelim...
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
bize, eden, mi’rac’ın, telkin, yönü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ölüye Telkin Verme BİDATTİR! Lykia Meal , Fıkıh ve Dini Sorular 0 06 Eylül 2014 21:11
İslam Şiddeti Telkin Ediyor mu? Kalemzede İslami Makaleler 0 05 Ağustos 2011 02:15
Ölüye telkin verilmesinin hikmeti nedir? Kalemzede İslami Makaleler 0 11 Temmuz 2011 16:51
Telkin (talkın)Nedir?Nasıl Yapılır?Ne işe Yarar? MasteR06 Genel İslami Konular 0 30 Kasım 2010 20:35
Alanzinho'ya özel telkin atear Spor Haberleri 0 12 Şubat 2009 12:17