IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




1Beğeni(ler)
  • 1 Post By Sanem

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Şubat 2018, 13:44   #1
Çevrimdışı
OTOBİYOGRAFİK ANILAR NE KADAR GERÇEK?




“Otobiyografik anıların gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu keşfedince hayrete düştüm” diyor, İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nden bellek uzmanı Kimberley Wade:
“Anılar kimliğimizin bir parçasıdır. Aynı zamanda hukuksal açıdan da büyük önem taşır. Bir cinayete tanık olduğunuz için mahkemede tanıklık yapmanız talep edildiğinde, olayları doğru bir şekilde yansıttığınızdan nasıl emin olabilirsiniz?”.
Ancak Wade, belleğin illüzyon kategorisine dahil edilmesini bir zayıflık olarak değil, bir avantaj olarak görüyor: “Anılar ‘zihinsel zaman yolculuğu’nun bir parçasıdır. Bunlar sayesinde kendimize bir gelecek inşa edebiliriz. Eğer anılar bu kadar esnek olmasaydı gelecek senaryolarını geliştiremezdik.”



ORTALAMANIN ÜZERİNDE OLMA İDDİASI



Örneğin bütün insanlar en dikkatli ve en usta şoförün kendileri olduğunu, diğerlerinin daha kötü sürdüğünü iddia eder.
Yapılan bir araştırmada, insanların %74’ünün kendilerinin araç kullanma konusunda ortalamanın üzerinde olduğunu iddia ettiği ortaya çıkmış. İlginç olan trafik kazası geçiren insanların pek çoğunun şoförlük yeteneklerine ortalamadan daha fazla güvendiği görülmüş.
Benzer şekilde pozitif yetenekler –zekâ, beceriklilik, doğruluk, güvenirlilik, sorumluluk vb..-söz konusu olduğunda insanlara kendilerini değerlendirmeleri istendiğinde, pek çoğu kendilerini ortalamanın üzerindeki kategoriye dahil etmiş. Ancak aynı soru negatif yetenekler konusunda sorulunca, averajın altında bir yerlerde yer aldıklarını beyan etmişler.
Bu bencil illüzyon “ortalamanın üzerinde olma etkisi” olarak nitelendiriliyor. Bu kadar yaygın olmasına karşın genellikle göz ardı edilen bir özelliktir. İronik bir şekilde insanlar, kendilerini olduğundan fazla şişirmeye, ortalamaya göre daha az meyilli oldukları iddiasındadır.
Ayrıca sevdiklerimizi de olduğundan fazla “şişirme” eğilimi yaygındır. İnsanların %95’i eşlerini ortalamadan daha akıllı, çekici, şefkatli ve çalışkan olduğunu beyan eder. Anababalar için de çocukları, yaşıtlarından daha akıllı, sevimli ve çalışkandır.



İYİMSERLİK İLLÜZYONU



Ortalamanın üzerinde olma etkisi gibi, iyimserlik de pozitif illüzyonun bir diğer şeklidir.
İyimserlik eğilimi gelecek ile ilgili gerçekçi olmayan hayaller beslemektir. Pek çok insan, ortalamadan daha uzun, sağlıklı ve başarılı bir hayat geçireceğini sanır. Bu arada hasta olma, boşanma, kaza geçirme gibi olasılıkları göz ardı eder.
Pozitif illüzyon hastalıklı bir zihinsel yapıda barınamaz, tam tersi sağlıklı bir zihnin göstergesidir. Pozitif illüzyona sahip olmayan insanların klinik açıdan depresif olmaları çok büyük bir olasılıktır.
Diğer insanların sizi nasıl gördüğü konusunda insanlar daha da abartmaya meyillidir. “Sahne ışıkları” etkisi denilen bu olgu, yaptığımız, konuştuğumuz her şeyin dikkatli bir şekilde izlendiği yanılgısıdır.
Chicago Üniversitesi’nden davranış bilimcisi Nicholas Epley, buna şöyle bir örnek veriyor:
“Üzerinize kaza ile döktüğünüz suyun yanlış anlaşılacağı kaygısıyla, herkesin size baktığını düşünüp rahatsız olabilirsiniz. Oysa gerçekte kimse size bakmıyordur, çünkü dünya sizin etrafınızda dönmüyor. Takdir edilecek bir davranışta bulunduğunuz zaman da yeterince iltifat almamaktan şikâyetçi olan insanlar da, olduklarından daha dikkat çekici olduklarını sanırlar. Bütün bunlar aslında birer illüzyondur.”
Bütün bunların altında yatan sorun insanların kendi kendilerini çok iyi tanımasıdır. “İnsanlar kendi kendilerinin uzmanıdır” diye konuşan Epley, “Bu nedenle insanlar kendileriyle ilgili çok küçük ayrıntıların farkındadır, ama diğer insanlar bunları görmez. Diğerleri yalnızca genel özelliklerimizin farkındadır” diyor.



“DİĞERLERİ NE DÜŞÜNÜYOR” YANILSAMALARI



İnsanlar yakınlarındaki kişilerin de kendileri hakkında ne düşündüğü konusunda da gerçekçi değildir.
Bir araştırmaya göre bir yıllık evlilikten sonra eşlerin birbirlerinin aklından geçenleri okuma becerisi giderek azalıyor. Epley’in bu konudaki görüşleri şöyle. “Belirli bir süreyi birlikte geçirdikten sonra eşler, bir diğerini iyice tanımış olduğunu düşünür. Ancak bu bir yanılsamadır. Nasılsa artık birbirimizi iyi tanıyoruz yanılgısı ile eşler birbirleriyle yeterince ilgilenmez. Sonuçta ortaya gerçekler ile ilgili olmayan bir birliktelik çıkar.”
Bu arada fiziksel görüntü ile de ilgili yanılsamalar yaygındır. Herkes nasıl göründüğünü bilmekle birlikte, olduğundan daha çekici olduğunu düşünür.
Ayrıca: İnsanların, yaşamlarını özgür iradeleriyle aldıkları kararlar çerçevesinde sürdürdüklerini düşünmesi en büyük yanılgıdır. Bu konudaki yazımızı bekleyiniz!!
“Otobiyografik anıların gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu keşfedince hayrete düştüm” diyor, İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nden bellek uzmanı Kimberley Wade:
“Anılar kimliğimizin bir parçasıdır. Aynı zamanda hukuksal açıdan da büyük önem taşır. Bir cinayete tanık olduğunuz için mahkemede tanıklık yapmanız talep edildiğinde, olayları doğru bir şekilde yansıttığınızdan nasıl emin olabilirsiniz?”.
Ancak Wade, belleğin illüzyon kategorisine dahil edilmesini bir zayıflık olarak değil, bir avantaj olarak görüyor: “Anılar ‘zihinsel zaman yolculuğu’nun bir parçasıdır. Bunlar sayesinde kendimize bir gelecek inşa edebiliriz. Eğer anılar bu kadar esnek olmasaydı gelecek senaryolarını geliştiremezdik.”



ORTALAMANIN ÜZERİNDE OLMA İDDİASI



Örneğin bütün insanlar en dikkatli ve en usta şoförün kendileri olduğunu, diğerlerinin daha kötü sürdüğünü iddia eder.
Yapılan bir araştırmada, insanların %74’ünün kendilerinin araç kullanma konusunda ortalamanın üzerinde olduğunu iddia ettiği ortaya çıkmış. İlginç olan trafik kazası geçiren insanların pek çoğunun şoförlük yeteneklerine ortalamadan daha fazla güvendiği görülmüş.
Benzer şekilde pozitif yetenekler –zekâ, beceriklilik, doğruluk, güvenirlilik, sorumluluk vb..-söz konusu olduğunda insanlara kendilerini değerlendirmeleri istendiğinde, pek çoğu kendilerini ortalamanın üzerindeki kategoriye dahil etmiş. Ancak aynı soru negatif yetenekler konusunda sorulunca, averajın altında bir yerlerde yer aldıklarını beyan etmişler.
Bu bencil illüzyon “ortalamanın üzerinde olma etkisi” olarak nitelendiriliyor. Bu kadar yaygın olmasına karşın genellikle göz ardı edilen bir özelliktir. İronik bir şekilde insanlar, kendilerini olduğundan fazla şişirmeye, ortalamaya göre daha az meyilli oldukları iddiasındadır.
Ayrıca sevdiklerimizi de olduğundan fazla “şişirme” eğilimi yaygındır. İnsanların %95’i eşlerini ortalamadan daha akıllı, çekici, şefkatli ve çalışkan olduğunu beyan eder. Anababalar için de çocukları, yaşıtlarından daha akıllı, sevimli ve çalışkandır.



İYİMSERLİK İLLÜZYONU



Ortalamanın üzerinde olma etkisi gibi, iyimserlik de pozitif illüzyonun bir diğer şeklidir.
İyimserlik eğilimi gelecek ile ilgili gerçekçi olmayan hayaller beslemektir. Pek çok insan, ortalamadan daha uzun, sağlıklı ve başarılı bir hayat geçireceğini sanır. Bu arada hasta olma, boşanma, kaza geçirme gibi olasılıkları göz ardı eder.
Pozitif illüzyon hastalıklı bir zihinsel yapıda barınamaz, tam tersi sağlıklı bir zihnin göstergesidir. Pozitif illüzyona sahip olmayan insanların klinik açıdan depresif olmaları çok büyük bir olasılıktır.
Diğer insanların sizi nasıl gördüğü konusunda insanlar daha da abartmaya meyillidir. “Sahne ışıkları” etkisi denilen bu olgu, yaptığımız, konuştuğumuz her şeyin dikkatli bir şekilde izlendiği yanılgısıdır.
Chicago Üniversitesi’nden davranış bilimcisi Nicholas Epley, buna şöyle bir örnek veriyor:
“Üzerinize kaza ile döktüğünüz suyun yanlış anlaşılacağı kaygısıyla, herkesin size baktığını düşünüp rahatsız olabilirsiniz. Oysa gerçekte kimse size bakmıyordur, çünkü dünya sizin etrafınızda dönmüyor. Takdir edilecek bir davranışta bulunduğunuz zaman da yeterince iltifat almamaktan şikâyetçi olan insanlar da, olduklarından daha dikkat çekici olduklarını sanırlar. Bütün bunlar aslında birer illüzyondur.”
Bütün bunların altında yatan sorun insanların kendi kendilerini çok iyi tanımasıdır. “İnsanlar kendi kendilerinin uzmanıdır” diye konuşan Epley, “Bu nedenle insanlar kendileriyle ilgili çok küçük ayrıntıların farkındadır, ama diğer insanlar bunları görmez. Diğerleri yalnızca genel özelliklerimizin farkındadır” diyor.



“DİĞERLERİ NE DÜŞÜNÜYOR” YANILSAMALARI



İnsanlar yakınlarındaki kişilerin de kendileri hakkında ne düşündüğü konusunda da gerçekçi değildir.
Bir araştırmaya göre bir yıllık evlilikten sonra eşlerin birbirlerinin aklından geçenleri okuma becerisi giderek azalıyor. Epley’in bu konudaki görüşleri şöyle. “Belirli bir süreyi birlikte geçirdikten sonra eşler, bir diğerini iyice tanımış olduğunu düşünür. Ancak bu bir yanılsamadır. Nasılsa artık birbirimizi iyi tanıyoruz yanılgısı ile eşler birbirleriyle yeterince ilgilenmez. Sonuçta ortaya gerçekler ile ilgili olmayan bir birliktelik çıkar.”
Bu arada fiziksel görüntü ile de ilgili yanılsamalar yaygındır. Herkes nasıl göründüğünü bilmekle birlikte, olduğundan daha çekici olduğunu düşünür.
Ayrıca: İnsanların, yaşamlarını özgür iradeleriyle aldıkları kararlar çerçevesinde sürdürdüklerini düşünmesi en büyük yanılgıdır. Bu konudaki yazımızı bekleyiniz!!
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
anilar, illüzyon, zihinsel zaman

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atamizdan Kalan Anilar... PopSy Atatürk Köşesi 0 23 Temmuz 2008 04:28
Anilar Radius Fıkra 3 27 Ocak 2008 19:07