IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası

IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası (https://www.ircforumlari.net/)
-   Kitap Tanıtımları (https://www.ircforumlari.net/kitap-tanitimlari/)
-   -   Seni Sevmek İstemedim - Fatih Murat Arsal (https://www.ircforumlari.net/kitap-tanitimlari/516786-seni-sevmek-istemedim-fatih-murat-arsal.html)

Zen 10 Aralık 2012 21:59

Seni Sevmek İstemedim - Fatih Murat Arsal
 
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bir erkek ne kadar hızlıdır?
İki saniye içinde bir kadına sahip olmaya karar verebilir mi?
Doğan bundan emindi. Pınar için aynı şeyi söylemek zor.
Çünkü kazara çarpışıp tanışmalarından on beş dakika sonra amansız derecede tehlikeli ve yakışıklı
bir erkek tarafından güpe gündüz kaçırılmıştı.
Mafya tavırlı bu belalı adam, borçları tahsil etmekten bir anda vazgeçmişti.
Onun tek istediği Pınar'dı. Tabii masumane değil... Onu daha evvel görmese de hakkında çok şey duymuştu.
"Çapkın Pınar..." demişlerdi ona. Erkekleri parmağında oynatan masum görünüşlü dilber...
Doğan için iki saniye bile çoktu... Ve ona iki seçenek sundu.
Ya evlilik... ya da bir süreliğine metres hayatı... Ama beraberlik kaçınılmazdı.

Pınar ise evlenmektense ölmeyi tercih ederdi.
İşin kötü yanı, Doğan sevgili olarak hiç fena değildi.

************ Bu kitap konusunda uzman bir kitap yorumcusuna okutulup kontrol ettirilmiştir... ************
Doğan... Yaşadığı acılarla güçlenmiş, gizemli bir karakter! Bir nevi yalnız kurt...
Pınar asiliği ve güzelliği ile her erkeği çıldırtacak tatlı bir dişi...
İki güçlü karakterin çarpışması, nefretin aşka dönüşmesi...

Kararlı bir erkeğin çekici bir kadını elde etmek için verdiği müthiş mücadele
ve Pınar'ın asiliği ile harmanlanmış, nefret, aşk, sevgi ile yoğrulmuş, yan karakterlerle çok güzel zenginleştirilmiş bir roman...
Okuduğum eserleriniz içinde beni en etkileyen ve kaleminizi en üst seviyede konusturduğunuz bu kitap
eminim okuyan herkesi uzun süre etkisi altına alacak ve defalarca okunacak...
Benim gibi...
************************************* Sayfa 37 *************************************
“Ben hiç değilse sana iyi bir ücret öneriyorum… Senin için ödediğim parayla ömür boyu birlikte olabileceğim, onlarca sevgili tutabilirdim… Sadece birkaç ay bana dayanarak bu paraya sahip olmaktan onur duymalısın!”____“Havalarda uçuyorum… Aman ne onur…?” diye onunla alay edercesine dudaklarını büzdü Pınar. “Hem…” Birden durdu. Gözleri irileşti yine! “Dur bir dakika! Dur bir dakika! Sen ne dedin?”
____“Ne dedim?”
____“Sen… Sen beni sadece kaçırmıyorsun!?” Dehşetle ona bakarken, sözlerindeki anlamı kavramaya çalışıyordu. Bu daha korkunçtu. “Sen beni… istiyorsun! Değil mi? Sen beni para için kaçırmıyorsun? Sen beni sevgilin yapmak istiyorsun? Sen… Sen… Çıldırmışsın! Aklındaki buysa sana asla izin vermem… Senin yatağına asla girmem!”
____Adam küçük bir kahkaha attı. Gözleri bir an parlamıştı. Önündeki bir arabayı sollarken, yan gözle şok olmuş kıza baktı. “Elbette girersin! Asla, çok iddialı bir kelime! Ne yani? Seni sadece az önce olduğu gibi, birkaç öpücük için mi yanımda götürdüğümü sanıyorsun? Ateşli geceler geçireceğini bilsen iyi olur! Hem de çok ateşli geceler! Belki de daha önce yaşadıklarından daha güzelleri?””
____Pınar şok içindeydi. Kocaman açılmış gözlerle adama bakıyordu. Dediklerinin şaka olduğundan emindi. Bu son bir saatte olanların hepsi şaka olmalıydı.
____Onun ne kadar da kararlı olduğunu anlamamak için ahmak olmak gerekirdi. Başını çevirip önüne baktı.


************************************* Sayfa 47 *************************************
“Ne… ne olacak şimdi?” dedi korkarak. Kaderini kabullenmek üzereydi. “Bu gece seninle olmayı… kabul edersem…? Hepsini geri verecek misin?”____Adam küçük bir kahkaha attı.
____“Daha neler… Güzelsin ama bir gece için beş milyon dolar etmezsin…”
____“Anlamadım…?”
____Adam omuz silkti. “Bak… Önce gidip güzel bir yemek yeriz. Öncesinde sen duşunu alırken ben sana bir gece elbisesi alır gelirim. Sen bana daha güzel görünmek için burada uslu bir kız gibi beni beklersin… Eğer bu gece umduğum kadar uslu ve sıcak…” Bir an duraladı. Neyi kastettiği çok belliydi. “…olursan, ben de yarın avukata yavaşlamasını söylerim. Sonra seninle geçirdiğimiz her ay için sana önemli bir geri ödeme yaparım…”
____“Ay mı?” diye bağırdı Pınar. “Sen delirmişsin? Ben seninle aylarca…”
____“Kararım kesin! Buna uysan iyi olur!” diye mırıldandı Doğan. Sesi öylesine rahat ama kesindi ki!
____“Ka…kaç ay?” diye kekeledi.
____“Ağabeyinin bana borcu o kadar çok ki…” Yine omuz silkti. “Dört beş ay sürebilir!”
____“İmkansız!” diye bir çığlık attı. “Ben sana o kadar nasıl dayanırım? Bana bunu yapma lütfen! Evli olmadığım bir erkekle yaşadığım için annem kahırdan ölür!”
____Genç adam şeytani bir gülümsemeyle gözlerini kıstı. “Bu da bir seçenek tabii! İstersen seninle evlenmeye de hazırım!”
____“Ne?”
____“Elbette benim de bir erkek evlada ihtiyacım var. Soyumdaki tek erkek benim. Sen de gözüme güzel bir anne gibi gözüküyorsun!” diye açıkladı genç adam rahatça. “Benimle evlenirsen, her şey daha çabuk sonuçlanır!”
____“Sen gerçekten delirmişsin! Aman Allahım! O zaman senin gibi ---in tekine ömür boyu katlanmak zorunda kalırım? Bunu asla yapmam! Ölürüm de senin gibi bir ********le evlenmem!”


************************************* Sayfa 234*************************************
Genç kadın donmuştu. Sessizce adamı dinliyordu. Merdivenlerden yukarıya çıktıklarında bile nefesini zor alıyordu. Üst katta bir çalışma odası ve yine yatak odaları olduğunu söyledi Doğan. Çok rahattı. Annesini ve çalışanları şoka soktuğunu umursamamış gibi gözüküyordu. Bir kapıdan içeriye sokulup da çok geniş bir odaya girince, öfkeyle kolunu çekti. Nefret dolu bakışlarla adama baktı.____“Böyle adi olmak zorunda değildin!” dedi öfkeyle ona. “Bana başka bir oda verebilirdin!”
____“Sorun ne?” diye sordu Doğan sertçe.
____“Ne demek ne? Bu kadar utanmaz olmak zorunda mısın? Şimdi bu insanlar ne düşünecek? Annenin yüzüne her gün nasıl bakacağım? Hiç değilse başka odada yatsaydım…? Nasılsa istediğin zaman yine gelirdin!”


************************************************** *********************************


____
____
____

Bazı şeylerin güzelliğinin, hemen elimizin altındayken farkına varmayız...
Sağlık... Dostluk... Aşk gibi...

Doğan'a Mektup...
Doğan, biliyor musun, bazen yaşamadığına, varolmadığına inanmak son derece güç olabiliyor. Neredeyse dokunulacak gibi rüzgarda asi saçların, yüzün, gözlerin... Hatta yavaş, derin sesini de duyabiliyorum. Bir kayaya yaslanıp vadiye bakabiliyoruz. Seninle yanyana, avuçlarımızda sakladığımız sigaralarımızı içebiliyoruz, akciğer kanserinden ölmeyeceğimize emin olduğumuzu söyleyip gülümseyebiliyoruz.

Sanıyorum ki, aslında bir yerlerde, bir şekilde yaşadın. Belki sırf bu yüzden anlatıldın. Söz uçacak, yazı kalacak diye.

Anlaşmayı öğrenmeye vaktin olmadı, müzakere edebilecek zamanın olmadı. Rüya görecek kadar da dalamadın hiç uykularında! Savaşmayı ve almayı öğrendin. Nefreti tanıdın, ona güvendin. Son kalene dek savaşmayı, son kaleye dek savaşmayı bildin. Baharı bilmedin mesela? Bu yüzden gülüşlerinin kenarları sert, köşeli... Efsanelerin vardı... Çoğu zaman isminin senden daha büyük olduğunu hissettin. Kendi kasırgana direndin, rüzgârı arkana aldın.

Hayatının bir pazarlık konusu olmasına aldırmadın, gülümsedin. Hayatınla oynanmasına da aldırmadın. Sadece sana gülümsemesi için bıraktın hayatını onun avuçlarına... Ne zaman incinebileceğini fark ettin, o zaman kaçtın...

Ne garip değil mi? Kendine ağlamayı bir lüks, bir zaman kaybı gördüğün ölülerin oldu. Ama şimdi kendi kanından biriyle sınandın! Sevginle sınandın! Hem de sadece bir kadının sevgisiyle değil, bir evlatla! Merak ediyorum. Yine kendine ağlama şansı vermedin mi? Gözyaşların yine boğuldu mu yumruklarında? Babanın mezarındaki halini hatırladın mı?

Noktasını kendin koyamadığın hikayelerden nefret ediyorsun,tahin edebiliyorum. Gücünün yetmediği sonlardan nefret ediyorsun. Ama ummadık bir zamanda tükeniyorsun, bu bilmediğin acıyla karşı karşıya kaldığında geri çekiliyorsun.

Oysa bilmen gerek, bazen bir kalbin olduğunu hissetmen için acıması gerek. Damarlarında akanın buzlu su değil kan olduğunu fark etmek için en derin yaralarını göstermen gerek. Her daim ölümü hatırlamak için aynaya bakman yetiyordu. Her daim yaşadığını hatırlaman için "o"na bakman gerek...

Zafer, yenilgiyi kabul edenlerindir diyordu bir yerlerde. Senin, yenilmeyi de öğrenmen gerek... Bunu yapan kişi bir kadın olsa bile!


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:49.

Powered by vBulletin® Version 3.8.8 Beta 3   Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO
2004-2018 IRCForumlari.Net | Tüm Hakları Saklıdır...