IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Haziran 2006, 18:27   #71
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Sivas

Sivas Tarihçe Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal İlçesi Çukurtarla ve Kavak Nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö.5000-3500) ile Tunç devri (M.Ö.3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.
Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö.2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup, merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe köylerinde bulunan höyük ve Gürün Şuğul Vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Friglerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidyalılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.
Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlandığı, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı bilinmektedir. Bu ad, rivayete göre Pontus Kralı Polemonos'un karısı Pitodoris'ce verilmiş ve Roma İmparatoru Augustus'a ithaf edilmiştir.


Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir, 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1059'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1064'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152'de Sivas'ı ele geçirdi.

Bizanslıların da karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmendliler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II.Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzeddin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir. İzzeddin Keykavus'un türbesi, yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.
1220 Yılında İzzeddin Keykavus ölünce yerine I. Alaeddin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan sultan 1224'de Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II.Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk, 1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşında yenilgiye uğratan Moğol güçleri, Sivas'ı işgal ettiler. Moğollara bağımlı duruma gelen Selçukluları, bir süre de Moğollar tarafından kurulan İlhanlı devleti ile idare etti. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.
Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valisi sırayla, Alaeddin Eratna oğlu Gıyasettin Mehmet, Alaeddin Ali ve oğlu Mehmet Bey'dir.
Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi adıyla anılan devletini kurmuştur. Sivas'ı onarmak için de birçok çabalar göstererek surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirilmiştir. Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaeddin geçmiştir.

  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 10 Haziran 2006, 18:28   #72
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Sivas - 2

Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınları başlamıştır. Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmıştır. Güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaeddin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir. Bir davetle Sivas'ı teslim alan Yıldırım Beyazıt, şehri vali olarak tayin ettiği en büyük Şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.
Sivas Osmanlı İmparatorluğu döneminde eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya çelebi Seyahatnamesi'nde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir).
Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşa'nın yaptırdığı yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir.

Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında Milli Mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa, Amasya ve Tokat'tan sonra 27 Haziran 1919 günü Sivas'a gelerek yapılan toplantıda ülkenin durumu görüşülmüş ve en kısa zamanda Sivas'ta bir kongre yapılmasına karar verilmiştir. 2 Eylül 1919 günü Sivas'a gelen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve beraberindeki heyet tarafından 4 Eylül 1919 Perşembe günü saat 14.00'da bugünkü Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi binasında Sivas Kongresi açılmıştır.


Kongrenin resmi çalışmaları yedi gün sürmüştür. Görüşülen gündem;
1.Başkanlık divanı seçimi
2.Erzurum Kongresi tüzük ve beyannamesinin Sivas Kongresinde değiştirilerek kabulünün teklifi ve görüşme açılması
3.Kongre delegelerinden 25'inin hazırladığı muhtıranın görüşülüp tartışılması
4.Üyelerin teklif ve temennileri
Gündemin ilk maddesi görüşüldü ve Mustafa Kemal Paşa 3 muhalif oya karşı çoğunlukla başkan seçildi. İkinci başkanlığa İsmail Fazıl Paşa ile Rauf Bey getirildiler. İstanbul delegesi İsmail Hami Bey ile Afyonkarahisar delegesi Mehmet Şükrü Bey divan katipliklerine seçildiler. Sivas Kongresine katılan delegeler;



DELEGELER HAKKINDA BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ
1.Mustafa Kemal Paşa (Atatürk)
2.Hüseyin Rauf Bey (Orbay)
3.Bekir Sami Bey (Kunduk)
4.Raif Efendi (Din&#231
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

5.Fevzi Efendi (Fırat)
Heyeti Temsiliyeye seçilen;
6.Refet Bey (Bele)
7.İsmail Fazıl Paşa (Cebesoy- İstanbul Delegesi-Emekli General)
8.İsmail Hami Bey (Danişment - İstanbul Delegesi-Mülkiyeli Gazeteci)
9.Hikmet Efendi (İstanbul Delegesi-Askeri Tıp Öğrencisi)
10.Başağazade Yusuf Bey (Başkaya-Aydın Denizli Delegesi)
11.Küçükağazade Necip Ali Bey (Küçük Ağa -Aydın Denizli Delegesi-Hukuk öğrencisi)
12.Dalamanlızade Mehmet Şükrü Bey (Aydın Denizli Delegesi-Eski Mutasarrıf)
13.Hakkı Behiç Bey (Aydın Denizli Delegesi-Eski Mutasarrıf)
14.Macit Bey (Aydın Alaşehir Delegesi-Hakim-Şarkışlalı)
15.İbrahim Süreyya Bey (Yiğit- Aydın Manisa Delegesi-Eski Mutasarrıf)
16.Mehmet Teyfik Bey (Ankara Çorum Delegesi- Müftü - Malatyalı)
17.Sabıkzade Abdurrahman Dursun Bey (Ankara Çorum Delegesi-Lise Öğretmeni)
18.Tatlızade Yusuf Bahri Bey (Ankara Yozgat Delegesi-Tüccar-Çiftçi)
19.Tatlızade Nuri Efendi (Kastamonu Delegesi-Genel Meclis üyesi)
20.Sami Zeki Bey (Kastamonu Delegesi-Emekli Binbaşı)
21.Kesrizade Salih Sıtkı Bey (Afyonkarahisar Delegesi)
22.Mehmet Şükrü Bey (Koçzade - Afyonkarahisar Delegesi-Hukukçu-Gazeteci)
23.Bekir Bey (Afyonkarahisar Delegesi)
24.Ahmet Nuri Bey (Bursa Delegesi-Eski Mutasarrıf)
25.Osman Nuri Bey (Özpay -Bursa Delegesi-Dava Vekili)
26.Asaf Bey (Bursa Delegesi)
27.Siyahızade Halil İbrahim Bey (Eskişehir Delegesi-Taşocakları Sahibi)
28.Bayraktarzade Hüseyin Bey (Eskişehir Delegesi-Tüccar)
29.Hüsrev Sami Bey (Kızıldoğan-Eskişehir Delegesi-Askerlikten ayrılma)
30.Ratıpzade Mustafa Efendi (Soylu-Niğde Merkez Delegesi-Çiftçi)
31.Dellalzade Hacı Osman Efendi (Niğde Nevşehir Delegesi)
32.Halit Hami Bey (Niğde Bor Delegesi-Mal Müdür&#252
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

33.İmamzade Ömer Mümtaz Bey (Kayseri Delegesi)
34.Katipzade Nuh Naci Bey (Yazgan Kayseri Delegesi-Tüccar)
35.Kalaçzade Ahmet Hilmi Bey (Kalaç - Kayseri Delegesi-Eski Mebus- Mülkiyeli)
36.Karavasıf Bey (Gaziantep Delegesi-Emekli Kurmay Albay)
37.Boşnakzade Süleyman Bey (Samsun Delegesi)
38.Mashar Müfit Bey (Kansu-Hakkari Delegesi-Eski Vali)
Verilen iki önerge üzerinde tartışmalar üzerine Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Nizamnamesi görüşülüp kabul edildi. Manda ve himaye konusunda şiddetli tartışmalardan sonra on maddelik kongre beyannamesi yayınlanarak 11 Eylül 1919 da toplantı sona erdi.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:29   #73
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Sivas - 3

12 Eylül 1919 da halkın da katılmasıyla bir toplantı düzenlendi. Tören yapılarak çalışmalara son verildi.
Atatürk ve arkadaşları, Kongreden sonra uzun bir süre Sivas'ta kaldılar. 18 Aralık 1919 günü Heyet-i Temsiliye ile birlikte Ankara'ya hareket ettiler.
Kongre Beyannamesinin Özeti :
1.Milli sınırlarımızın dahilinde Müslüman halk birbirine bağlı birer kardeştirler.
2.Devletin ve milletin bütünlüğünü milli istiklalimizin güvenliğini sağlamak için milli iradeyi hakim ve milli kuvvetleri amir kılma zorunludur.
3.Vatanı korumak için topluca savunma esası kabul edilmiştir.
4.Azınlıklara bağımsızlığımızı sarsıcı yeni haklar tanınmayacaktır.
5.Vatan ve milleti kurtarmak için gerekli tedbirler alınmıştır.
6.Vatanı ve milleti kurtarmak için dini, coğrafi ve hukuki bütünlüğüne karşı girişilen haksızlıkların sona ermesi beklenir.
7.Her çeşit dost yardımlarına, karşılıklı anlayışa dayanan bir barışı kabule hazırız.
8.En yakında Milli Meclisi toplayarak milletin mukadderatına el konması zorunludur.
9.Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Her türlü ayırıcı akımlardan, şahsi ihtiraslardan uzaktır. Bütün Müslüman vatandaşlarımız tabii üyedir.
10.Kongrece bir Temsilciler Heyeti seçilmiştir. Köylerden il merkezlerine kadar Milli Teşkilat birleştirilmiş ve güçlendirilmiştir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:31   #74
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Tokat

Tokat Tarihçe Tarihçesi

Tokat, uygarlıkların merkezi olan Anadolu'da, zengin doğal kaynakları, jeostratejik konumu nedeni ile, beyliklerin, devletlerin ve imparatorlukların yaşama ve fetih alanı olmuştur. Orta karadeniz dağlarından güneye, Anadolu'nun içlerine doğru, değişik rakımlarda dizi dizi yaylalar, ovalar, bağ ve bahçeler içindeki akarsularıyla, Dünyada benzeri az olan bu cennet İlimiz, canlı ve zengin tarihinin izlerini bugün de yaşatmaktadır.
Tokat Merkez olmak üzere, Zile'den Reşadiye'ye, Erbaa ve Niksar'dan Artova'ya kadar, ilçe ve köylere yayılmış sayısız tarihi varlıklarımızın pek çoğu, 5000 yıldan bu yana istilalar, savaşlar, depremler ve tahribatlarla yok olmuş veya yıkılmışlardır. Yer altında kalanlar gün ışığına çıkarılmayı beklerken, günümüze kadar oluşan pek çok anıt eser de yeterince korunamamaktadır. Büyük Atatürk'ün "Misak-ı Milli" diyerek, sınırlarını çizdiği engin tarihi değerlerini araştırmak, ortaya çıkarmak, korumak, yeni kuşaklara ve tüm dünyaya tanıtmak, kültürümüzün, yurt sevgimizin bugünü ve geleceği için milli görevimizdir.
Büyük Hitit İmparatorluğu batıdan gelen Balkan kavimleri önünde dağılıp güney doğuya göçerken, Balkan asıllı Frig kavimleri, 500 yıl sürecek uygarlıklarını Anadoluda kurmaya başlarlar. Sonraları. doğudan güçlü Pers, batıdan Büyük İskender istilası Anadoluyu baştan sona aşar. M.Ö. 4. yüzyıla geldiğimizde, bölgenin eski halkı hatti'ler, Hitit'ler, Hurri'ler Mitanni'ler, Frig'ler zaman içinde yeni kavimlerle kaynaşmış, terk ettikleri kentler üzerine, Pers, Helenistik ve Pontus kentleri kurulmaya başlanmıştır. Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek nehirleri boyunca kurulu Hitit ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500-400 arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olmuştur.
M.Ö. 6. yüzyıl ortalarından, 4. yüzyılın sonuna kadar Pers egemenliğine giren Anadolu'da Tokat ve çevresini yöneten güçlü Satrapları M.Ö. 333 de Büyük İskender'in hızlı ve hırslı istilası ile şaşkına dönen mağrur Pers kralları teslim olurken, Anadolu'da helenistik çağ başlamaktadır. 300 yıl süren ve sanat etkinliklerinin zirveye çıktığı bu dönem daha sonra Roma'ya miras kalacaktır.
M. Ö. 1. yüzyılda küçük Asya fethine gireşen roma imparatorları, batıdan başlayarak, Anadolu'nun iki önemli yerleşme bölgesi olan, Kayseri Kapadokya'sı ile kuzeyde Tokat'ın (COMANA) merkezi olduğu Pontika Kapadokya'sını ele geçirirler. Ancak yörede güçlü bir devlet kuran Pontus kralları MİTHRİDAT' lar Roma'ya şiddetle direnmişlerdir. M.Ö. 47 de, SEZAR orduları ile Zileye gelir. 5 aat süren savaş sonunda Pontus kralı 2. PHARNAKES'i yener. "Geldim, gördüm, yendim." dediği, tarihe mal olan sözcüklede Zile'deki başarısını özetler. Tokat (COMANA), Niksar ( NEOCAESAREA), Sulusaray (SEBASTOPOLİS), Zile(ZELA) M.S. 5. yüzyıla kadar birer Roma eyalet şehri olmuşlardır.
4. Yüzyıl sonunda Roma imparatorluğu yıkılır. Doğuda devam eden yeni Bizans imparatorluğu, Roma devlet düzenine sahip çıkar. Ancak genç Roma kültür ve sanatını hiristiyan dini ile yorumlar, kendine özgü, yepyeni bir uygarlığı tüm Anadoluya yayar. 1000 yıl gibi uzun süren Bizans egemenliği, hristiyanlığı Anadolu'da himaye etmiş, kurumlaştırmıştır. Tokat ve Niksar Pontika Kapadokyası'nın piskoposluk merkezleri olmuştur.
1071 yılına geldiğimizde, 600 yıldır devam eden Bizans gücünün, Selçuk ve Danışment Türkleri karşısında gerilemeye başladığını görüyoruz.
11. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen 300 yıl, Anadolu'da, birçok devletin kaderini belirleyen, karmaşık ve amansız mücadelelerle doludur. Tarihçiler için en bol kaynağında bu devirde yaratıldığını görüyoruz.
12. yüzyılda, Bizans imparatorluğu giderek güçlenen Türk-İslam devletleri karşısında çökmeye başlamıştır. Selçuklular doğu ve orta Anadolu'yu, Danişment'ler merkezi Sivas ve Niksar olan kuzey anadolu'nun iç bölgelerini ele geçirirlerken, kutsal topraklara ulaşmak isteyen Haçlı orduları, dört bir yandan Anadolu'ya çıkarlar. Bizans, Selçuk, Danişment, Haçlı çatışmaları derken, arkasından Moğol akınları silindir gibi gelerek, Anadolu'ya girerler. Yöremiz dost ve düşmanın karıştığı tam bir savaş ve güç arenasına döner. Bu arada, Anadolu'da kurulu pek çok küçük hiristiyan krallık ve beylikleri de büyüklerin ayakları altında ölüm-kalım mücadelesi vermektedirler.
13. yüzyıl sonuna kadar sürüp giden ve hareketli dönemde, aynı gün el değiştiren kentler, yıkılıp yıkılmış, sabah cami olan yer akşam kilise ertesi sabah tekrar camiye dönüştürülmüştür. Ayaklanmalar, kanlı hanedan ve taht kavgaları, ihanet ve servet çatışmaları ile Anadolu'da yer yerinden oynamıştır.
Bu dönemin en önemli uygarlığı şüphesiz Selçuk Türklerinin Anadolu'da yarattığı hamanist kültür, sanat, bayındırlık, mimarlık ve bilimsel çalışmalardır. Tokat yöresinde hemen yüzyüze geldiğimiz, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlık, mücadelerle geçen 2. yüzyıl gibi kısa zamanda Anadolu'nun her yanına yayılabilmiştir.
13. Yüzyıl, Acımasız Moğol Hanları yüzbinlerce Anadolu insanını kılıçtan geçirmektedirler. İslam-Hiristiyan herkesin can derdine düştüğü bu yıllarda, yıkılmaya başlayan Selçuklu hanedanını kurtarma çareleri arayan "MUİNEDDİN PERVANE'nin Moğollarla anlaşması, Tokat'tan devleti 15 yıl akıl almaz entrikalarla yönetmesi, Sultan RÜKNEDDİN KILIÇARSLAN'ı boğdurup yerine GIYASETTİN KEYH&#220
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
REV'i geçirmesi, mecalsiz Selçuklu devletinin çöküşü, İlhanlı Hanı OLCAYTON'un doğu Anadolu'yu işgali, İran Moğollarının, ERTANA beylerinin Tokat ve yöresindeki hakimiyeti, KADI BURHANETTİN dönemi, dirayetsizlik, huzursuzluk ve isyanlar. En önemlisi devletin güçlü zamanından sin hristiyanlar tekrar kent, kale ve köylere dönmektedirler. Ahali sahipsiz, şaşkın ve korkulu... Burada Evliya Çelebi'den aldığımız ve Tokat ile ilgili HACI BEKTAŞ VELİ'nin kahanetini verelim.
12. yüzyılda Horasandan gelip Söğut'te Ertuğrul ve Osman Bey'e giderken Tokat kalesinin kafirler tarafından yeniden zapt olduğunu görür ve sümbüllü denilen bağda oturarark "İnşallah yakında yıldırım gibi bir er çıkıp Tokat'ı fetheder" diye kehanette bulunur. Sümbül bağında bir halifesini secccade sahibi ederek bırakır. O zat hala "SÜMBÜLLÜ BABA " adıyla meşhur bir kutub olup orada gömülüdür.
Hacı Bektaş Veli'nin kehaneti 175 yıl sonra doğru çıkar. 1392 de YILDIRIM BEYAZIT Tokat'ı tüm çevresi ile Osmanlı birliğine dahil eder. Yükselme devrinde Selçukluların bıraktığı yerden başlayan Osmanlılar Tokat'ı önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline getirirler. Günümüzde de kullanılan pek çok tarihi anıt, üç asır süren bu yükselme yıllarında yapılmıştır. Sayısız saray, han, mederese ve zaviyenin yer aldığı Tokat'ta başta MOLLA LÜTFİ, İBNİ KEMAL, MOLLA H&#220
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
REV gibi alimler olmak üzere pek çok devlet adamı, sanatçı, bilim adamı, tarihçi, bektaşi ve mevlevi alimleri bu çağlarda yetişmiş, Osmanlı İmparatorluğunun yükselmesinde ve birliğinde önemli katkıları olmuştur.
17. Yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.
20. Yüzyıl başlarında Birinci Dünya Savaşının acı günlerini yaşayan Tokat 1920 Sevr anlaşması ile parçalanmış Anadolu'dan arta kalan bir avuç Türk bölgesi içinde kalmıştır. İleride ayrıntılarıyle inceleyeceğimiz Tokat ilinin, kuruluş ve tarihçesini, VI döneme ayırdık. Aşağıda bu döneme ait kısa bilgiler verilmiştir

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:32   #75
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Trabzon

Trabzon Tarihçe Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe'nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Değirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zağnos dereleri yerleşimi güneyden kuzeye derin boğazlarla bölmüştür. Tabakhane ve Zağnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. İşte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşılığı olarak "trapezos" kelimesinden geldiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.Ö. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığı "Anabasis" adlı antik kaynakta rastlanmaktadır.
İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu'dan sonra M.Ö. 7. Yüzyılda Karadeniz'e de gelerek kıyılarda koloni kentleri kurmuşlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır ve birçok araştırmacı, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşamaktaydılar.
Aynı yüzyılda Karadeniz Bölgesi Kafkasya'dan gelen Kimmerler ve onların ardından İskitlerin akınlarına uğramıştır. Ancak bu akımların kolonilerin kuruluşundan önce mi yoksa sonra mı olduğu konusu tartışmalıdır. M.Ö. 6. Yüzyılda ise Trabzon Perslerin egemenliğine girerek, Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmıştır.
Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında tüm Anadolu'da Pers hakimiyetine son vermiştir.
İskender'in ani ölümünden sonra oluşan karışıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes'in oğlu Mithridates, yerli halkın desteğiyle Karadeniz'de Pontus Devletini kurmuştur. Trabzon, M.Ö. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmıştır.
M.Ö. I. Yüzyılda batıda güçlenen Romalılar Anadolu'yu da işgal etmeye başlamışlardır. Roma kralı Pompeius'un Pontus Kralı V. Mithridates'i Kelkit vadisinde bozguna uğratması üzerine Pontus Krallığı dağılmıştır. Böylece Trabzon , M.Ö. 66 yılında Roma yönetimine girmiştir. Roma'da Avgustus'la birlikte M.Ö. 27 yılındanitibaren imparatorluk dönemi başlamıştır. Avgustus'un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adı verilen vasallık içinde yer almış, İmparator Tiberius zamanında (M.S. 14-37), diğer bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sınırları içinde kalmıştır. İmparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayrıcalığına kavuşturulmuştur. Trabzon bu dönemde "ünlü" ve "zengin" kent tanımlamasıyla tarihçilerin kitaplarında yer alır. Roma İmparatorluğunun doğu sınırının savunmasına önem veren Vespasian zamanında (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmiştir.
Ünlü Roma İmparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta olduğu gibi Trabzon'da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmuş, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakın zamana kadar kalıntıları görülebilen yapay bir liman inşa edilmiştir Hadrian'dan sonra Trabzon'un parlak dönemi sona ermiş, 244 yılında para basma yetkisi elinden alınmıştır. Roma Döneminde basılan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma İmparatorlarının büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus Krallığı döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmiş ve Grekçe yazı kullanılmıştır.
Trabzon, 276 yılında tüm Doğu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğramış, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmıştır. Roma İmparatorluğunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius'tan oluşan dörtlü idare zamanında Trabzon'da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz.
Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon'da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğini başlatmıştır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrılmaya başlanmış, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuştur.
Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya düzenledikleri baskınlarda Doğu Karadeniz ve Trabzon'a gelmişlerdir.
Bizans İmparatorluğunun 1204 de IV. Haçlı seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos'un İstanbul'dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara'nın da yardımıyla Trabzon'da 1204 yılında bağımsız olarak Komnenos Krallığını kurmuşlardır. Anadolu Selçukluları ile evlilik bağı oluşturarak ve vergi ödeyerek siyasi varlıklarını sürdürebilen Komnenos Krallığı, I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşamıştır. Gümüşhane'deki gümüş madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I'in sikkeleri üzerinde "en mutlu" ünvanı yer almaktadır.
I. Bayezid'in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa'daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet'in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon'u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir.
Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey'dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah'a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon'da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon'da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur.
Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon'da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar Trabzon'a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşaltılıp Maçka'ya taşınır.
Çaykara'da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of'ta Baltacı, Arsin'de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon'a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon'a girer. Rusların Trabzon'da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler.
1917'de Rusya'da "Bolşevik Devrimi" olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon'dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ'da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat'a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey'in komutasında üç koldan Trabzon'a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girer.
Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon'a üç kez gelir; l924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca "ATATÜRK GÜNÜ" olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:34   #76
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Yalova

Yalova Tarihçe a ) Yalova Adının Kaynağı
Yerleşmenin Antik Çağ'daki adı tam olarak bilinmemekle birlikte Pylai (Bugünkü Hersek Köyü ) ve Termal kaplıcalarının o zamanki adı olan Pythia adları birleştirilerek havalinin ortak adı PYLOPYTHİA adını kullandığı sanılmaktadır. Daha sonraki kaynaklarda XENODOCHION adına rastlanmaktadır. 15. ve 16.yy. tarihçileri ise bu yöre için Yalakova adını kullanmışlardır. Bölgeye Yalakabad da denmiştir. 16.yy. tarihçilerinden bazıları, Yalakova adının İzmit ve Yalova'ya egemen olan ve İstanbul tekfuru ile ilişkisi bulunan Yalakonya adında bir kadının adıyla bağlantılı olduğu görüşündedirler. Evliya Çelebi Kara Yalvaçoğlu tarafından fethedilen havalinin Kara Yalovaç olarak adlandırıldığını yazmıştır.
b ) İlin Genel Tarihi
Merkez İlçe : Antik Çağ'da adı XENODOCHION olan yerleşme hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Yalova'nın tek başına tarihini ortaya çıkarmak mümkün olmamıştır. Prehistorik çağda bu bölgede Anadolu kavimleri yaşamıştır. Buluntulardan edinilen varsayımlara göre Yalova Prehistorik çağda bir geçit yeridir. Bu bölgede M.Ö.1200 yılında Frigler, M.Ö. 700 yıllarında Bithynler egemen olmuştur.
Bizanslılardan sonra bir süre Selçukluların yönetimine giren kasaba, Haçlı Seferleri Sırasında yakılıp yıkıldı. Osman Bey'in komutanlarından Yalvaçoğlunca ele geçirilen yöre Yalakabad adını aldı.
1867'de Hüdavendigar ( Bursa ) Vilayet Merkez Sancağı'na bağlı bir kaza iken, 1901'de bağımsız İzmit Sancağı'na bağlandı. Atatürk'ün isteği üzerine 1930'da İstanbul İlçeleri arasına katılan Yalova, 6 Haziran 1995'de İl merkezi olmuştur. Merkez İlçeye bağlı 12 köy bulunmaktadır.
Altınova İlçesi: Kocaeli İli Karamürsel İlçesi'nin bir bucak merkezi olan Altınova 1987'de belediye teşkilatı olmuş, Haziran l995'de ise İlçe Merkezi olarak Yalova İli'ne bağlanmıştır. İlçeye bağlı 16 köy bulunmaktadır.
Altınova'da bulunan Helenopolis ( Hersek ) Konstantin tarafından kurulan önemli bir yerleşme merkezidir. Konstantin, annesi Helena'nın adına buraya Helenopolis adını vermiştir. Justiniaus devrinde Roma İmparatorluğu'nun merkezi İstanbul'a taşındıktan sonra Helenopolis İstanbul- İznik yolu üzerinde bulunduğu için çok önem kazanmıştır.
Armutlu İlçesi : Önceleri Bursa'ya bağlı Gemlik İlçesi' nin bir bucağı durumunda olan Armutlu, Yalova'nın İl olması ile İlçe olmuştur. Armutlu İlçesinde merkez dışında 6 köy bulunmaktadır. Bunlar, Mecidiye, Fıstıklı, Hayriye, Selimiye ve Kapaklı'dır. Armutlu'nun tarihine ilişkin Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmuştur. 1320 yılında Osmanlılar'ın eline geçen yörede uzun yıllar Rumlar ve Türkler birlikte yaşamıştır. Cumhuriyet döneminde Rumlar göç etmişlerdir. Yöre halkı Gürcistan kökenli Türklerden oluşmaktadır.
Çınarcık İlçesi : Çınarcık'ta Karpuzdere, Kanlıçınar ve Üçpınarlar mevkiilerinde Bizans ve Osmanlılar'dan kalma eserlere rastlanmış olması, bölgenin o dönemlerde de yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Özellikle Osmanlı döneminde önemli bir yeri olup, donanmaya ait gemilerin ve sarayın tüm gereksinimi Paşa Limanı aracılığıyla Çınarcık bölgesinden karşılanmıştır.
Çınarcık'ın Rumlar dönemindeki adı temiz havası olan şehir anlamında Kio'dur.
Yerleşim halkını 93 harbinde Batum'dan gelen göçmenler oluşturmaktadır. Günümüzde Çınarcık yazlıkları, otel, motel ve pansiyonları ile turizmin geliştiği bir yöre niteliği kazanmıştır. Çınarcık'a bağlı 7 köy bulunmaktadır.
Çiftlikköy : Çiftlikköy'ün geçmişi oldukça eskiye dayanır. Yörenin bilinen ilk adı Pylai'dir. Yörede Hellenistik dönemden Bizans dönemine kadar çok sayıda ve değişik zamanlara ait yazıt ele geçmiştir. Adına ilk olarak 4.yy. da rastlanmıştır.
Yerleşme 11.yy. da bugünkü Hersek köyünün yanında önemsiz bir yerdi. Jüstinyen devrinde Hersek - İznik yolu önem kazanınca Pylai kenti de büyük gelişme göstermiştir. 1097 yılında , I.Haçlı Seferi'nde Latin ordularının bir kısmı buradan geçmiştir. 1146'da Manuel Komnenos bir takım Hırıstiyan göçmenlerini Pylai'ye yerleştirmiştir. 93 harbinden sonra Bulgaristan'ın Şumnu kasabası'ndan gelenler tarafından iskan edilen yöreye, 1923'ten sonra Kafkasya'dan gelenler de yerleşmiştir. Çiftlikköye bağlı 12 köy bulunmaktadır.
Termal İlçesi : Termal kaplıcaları 6.yy.dan itibaren PYTHİA, PYTHİON, PYTHİA, THERMA veya Pythia'daki kudret ve kuvvet hamamları olarak göstermişlerdir. Kaplıcaların bulunduğu yere Pythia Therma denilmesinin nedeninin toprak yarıklarından çıkan buhar ve sıcak su nedeniyle burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğunun düşünülmesi sanılmaktadır. Termal kaplıcaları tarihin her döneminde önemini korumuştur. Osmanlılar döneminde 1892'de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından suları incelenmiş, sularının Aix Les-Bains sularına eşit olduğunun anlaşılması üzerine buraya otel ve hamam yaptırılmıştır. İlçe merkezi olan Gökçedere, 1927 yılında Batum'dan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur.
Bugün, özellikle tarihi doğal ve arkeolojik değerleri ile turizmin geliştiği yerleşim bölgelerinden biri haline gelmiştir. Termal, Yalova turizminin en önemli merkezidir.
Termal'e bağlı 2 köy bulunmaktadır. Bunlar Akköy ve Yenimahalle köyleridir. Daha önce köy olan Üvezpınar ve Gökçedere Termal İlçesi'ni oluşturan mahalleler olmuşlardır.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:35   #77
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Yozgat

Yozgat Tarihçe Yozgat İli, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Alişar höyüğünde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur. Yozgat il toprakları Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran ve Anadolu’da tarih devrinin başlangıcı sağlayan Hitit’lerin sınırları içerisinde en kalabalık yerleşim merkezlerinden biriydi. M.Ö. 2000 - 1500 yılları arasında kurulan ve merkezi Yozgat sınırları içerisindeki Hattuşaş olan Hitit’lerin hakimiyetinden sonra yöre M.Ö. 1200’lerde Deniz Hakları istilasının ardından Frig’lerin hakimiyetine girdi. M.Ö. 7. yüzyül başlarında Kimmer’lerin saldırısına uğradı. M.Ö. 6. yüzyılda Lidya Krallığına bağlandı. Aynı yüzyılın ortalarında Pers’ler, M.Ö. 4. yüzyılda da Makedonya’lılar tarafından ele geçirildi. M.Ö. 3. yüzyılın başlarında güney kesimi kısa bir süre Kapadokya Krallığının hakimiyetinde kaldı. Daha sonra Anadolu’yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat’ların yerleştiği Galatya’nın bir parçası oldu. M.Ö. 2. yüzyıl başlarında kurulan Galatya Krallığı bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Krallıklarına bağlı kaldıktan sonra M.Ö. 85’te Roma’nın korumasına girdi.
M.S 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu, Doğu Roma (Bizans)’ın payına düştü. İslam orduları ve Sasani’ler zaman zaman Bizanz elindeki bu bölgeye akınlar yapmışlarsa da bölgeyi devamlı olarak tutamadılar.

Kurtuluş Savaşında ve Cumhuriyet Döneminde Yozgat

Yozgat, Mütareke ve Milli Mücadele yıllarında adını önemle duyuran illerden biridir. Bu dönemde İl, yabancı güçlerin işgaline uğramamasına rağmen tanık olduğu ve Kuva - yı Milliye’yi haylı zor durumda bırakan bir isyan nedeni ile ön plana çıkmıştır.
Yozgat, Mütareke günlerinde Ankara Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olup, Boğazlıyan ve Akdağmadeni Kazaları Yozgat’a bağlıydı.
Yozgat, Kurtuluş Savaşı’nda merkezi Ankara’da bulunan 20 . Kolordu’nun denetimi alanı içerisindeydi. Gerek Yozgat’ın yeni Mutasarrıfı Necip Bey, gerek se Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın Kuva - yı Milliye harektei karşısındaki olumsuz tutumları ve engellemeleri nedeniyle Sivas Kongresi günlerine kadar Yozgat’ta direnişle ilgili önlemli bir gelişme olmadı. Muhittin Paşa’nın 19 Eylül 1919’da Kuva - yi Milliye’ce tutuklanması necip Bey’in de 20 Ekim 1919’da Heyet - i Temsiliye’nin isteği üzerine görevden alınmasından sonra bu durum değişti.
Anadolu’nun her yanında olduğu gibi, Yozgat’ta da Milli Mücadele’ye yönelik örgütlenmeye gidildi. kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa - Hukuk Cemiyeti Yozgat Şubesi’nin Başçavuşzade Ahmet Efendi getirildi. Şubenin diğer Yönetim Kurulu üyeleri arasında Müftü Hulusi Efendi, Çapanoğlu Edip ve Celal Bey’ler de vardı. Ancak, yönetim kurulunun kendi içinde bir beraberlik oluşturduğu söylenemezdi. Nitekim, yönetim kurulu üyeleri özellikle de Mehmet Hulisu Efendi’yle Celal ve Edip Bey’ler arasındaki sürtüşme Milli Mücadele’nin yazgısını etkileyecek ölçüde sonuçlar doğuran Çapanoğlu İsyanı’nın da nedenlerinden birini oluşturdu.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE YOZGAT
Cumhuriyet Döneminde Vilayet haline getirilen Yozgat; Merkez, Akdağmadeni, Boğazlıyan, Çayıralan, Çekerek (Hacıköy), Sarıkaya, Sorgun, Şefaatli ve Yerköy adlı kazalar ayrılmıştır.
20. yüzyılın ilk çeyreğinde Yozgat Milletvekillerinden Süleyman Sırrı İÇÖZ’ün 25 Haziran 1927 tarihli teklifi üzerine Bozok adı kaldırılarak İl’in adı Yozgat olmuştur

  Alıntı ile Cevapla

Alt 10 Haziran 2006, 18:37   #78
Maniack
Guest
Maniack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yanıt: İllerin Tarihcesi




Zonguldak

Zonguldak Tarihçe MÖ 1200'lerde başlayan Ege Göç kavimleri hareketi, yörede egemen durumdaki Hititleri ortadan kaldırırken, Friglerin bir boyunu oluşturan Mariandinler bölgenin ilk sakinleri oldu.

MÖ VI. Yüzyıl başlarında ortaya çıkan kolonileştirme Dönemi ile birlikte, Kdz. Ereğli (Herakleia Pontike) ve Hisarönü (Filyos, Tieion) gibi kıyı kentleri önemli birer ticaret merkezi durumuna geldi. MÖ V. Yüzyılda Bithynia Krallığı, MS VII. Yüzyılın başlarında da Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'na bağlandı.
1084 yılında Anadolu Selçuklu Komutanı Emir Karatekin tarafından ele geçirilen Zonguldak ve yöresinde, Beylikler döneminde Çandaroğulları hükü.m sürmüştür. Osmanlı İmparatorluğunun güçlenme döneminde Padişah Çelebi Mehmet tarafından alınan, ancak kıyı kesimi Cenevizlilere bırakılan bölge, 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Amasra'yı almasıyla tümüyle Osmanlı toprağı haline geldi.
1829 yılında taşkömürünün bulunmasıyla yeniden önem kazanan Zonguldak ve çevresi, yabancı kömür şirketlerinin havzadaki ağırlığını korumak amacıyla 1919'da Fransızlarca işgal edilir. Ancak yöredeki Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin oluşturduğu milis güçler, 1920'de Fransızların çekilmesini sağladı.
Zonguldak, Cumhuriyet sonrası il olan ilk kentimizdir

Not : Tüm Bunlar Turkiye.com dan Alınmıştır. Çoqu ille ilgileri vermedi site onun için yazamadım..

E Artık Bi teşekürü Hak Ettigime İnanıyorum Buyrun Tşk buttonuna Tıklayın
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 07 Aralık 2008, 21:35   #79
Çevrimdışı
Cevap: İllerin Tarihcesi




Güzel Paylaşım.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 05 Şubat 2009, 14:43   #80
Çevrimdışı
Cevap: İllerin Tarihcesi




urfa mı yok benmi göremedim

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
illerin, tarihcesi, İllerin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'nin İl İl Gezilecek Yerler ve İllerin Meşhurları Violent Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri 1 16 Aralık 2013 20:22
İllerin dini hayat kriterleri araştırılıyor Zen Haber Arşivi 0 24 Haziran 2013 20:59
Bu İllerin Vekil Sayısı Arttı! Cemalizim Haber Arşivi 0 22 Mart 2012 08:20
İllerin yüzde 99`unun ismi Türkçe değil ! dreamy Haber Arşivi 2 19 Ağustos 2009 21:41