IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Ağustos 2008, 23:08   #1
Çevrimdışı
İslam Tarihinde Mezhep Kavgaları


-- Sponsor Baglantı --


DİYANET DERGİSİ
SAYI: 1
e OCAK
ŞUBAT 1975 İSLAM TARİHİNDE MEZHEP KAVGALARI

GİRİŞ

Meshebin lügat manası “gitmek,maddi veya manevi sahada takip edilen, gitmek ve maddi ve manevi sahada takip edilen, gidilen yol, metod, doktrin “demektir 1.
İslam hukuk literatüründe “mesheb”kelimesi: “Bir müctehide mahsus ve fer’i olan ictihadi hükümler ile bu hükümlerin gene aynı müctehide ait bulunan sebep, şart, mani ve delilleri” mefhumunu ifade etmek için kullanılmıştır 2.
Bilindiği üzere İslam Dininin iki ana kaynağı vardır: Kitap yani Kur’an-ı Kerim, Sünnet yani Rasulullah’ın söz, iş ve davranışlarıdır. Bu iki kaynağın anlaşılması ve uygulanması için yapılan çalışmalar icma, kıyas, istihsan, istislah gibi daha başka kaynakların doğmasını intac etmiştir.
Anlamak ve uygulamak beşer işi olduğu, insanların anlayışları, içtimai, iktisadi, siyasi... şartları aynı olmadığı için de ictihad farkları ortaya çıkmış, bu ictihad farları zamanla mezheplerin doğmasına en büyük amil olmuştur.
Sahabe ve tabiün devirlerinde anlayış ve ictihad farkları bulunmakla beraber bunlar sistemleşmemiş, mezhep şeklini almamış; mükellefler bunlardan herhangi birine uyarak dini hayatlarını yaşamışlardır.
Daha sonraki nesilde önce fıkıh mektepleri yani hadis, re’y medreseleri, daha sonra da mezhepler doğmuştur. “Bir müctehidin re’y ve ictihadlarının bir araya getirilerek ifta ve kazada tek merci kabul edilişinde”; yani hukuki müesseseler olarak “mezhepler”in teşekkülünde şu amiller müessir olmuştur:
1-Müctehidlerin seçkin talebesinin hocalarına karşı besledikleri sevgi ve ihtiram duygusu
2- Gene talebelerin ictihadları biraraya getirerek tasnif ve tanzim etmeleri.
3- Kaza müessesesi; yani bir mezhebe bağlı kadı’I-kudatların kadıları kendi mezhebine mensup fukaha arasından seçmesi ve hukuki emniyetin, önceden tespit edilmiş mevduatı gerektirmesi.
4- Müctehid imamlardan sonraki devirlerde meydana gelen içtimai şartların, bu meydanda ahlaki gerilemenin fetva ve kazayı bir disiplin altına almayı zaruri kılması 3 ...
Şunu hemen kaydetmek gerekir ki mezheblerin doğması, müessese haline gelmesi hem manlar için kolaylıklar sağlamış, hem de İslam hukukunun inkişafına yardım etmiştir. Zararlı olan, aşağıda hikaye edeceğimiz kavgalara sebep olan mezhepler değil, onlara salik olanların taassubudur.
________________
(1) ez-Zemahşiri, esasü’l- belagah (Beyrut, 1965), s.210
(2) el-Qarafi, el-İhkam..., Halep,1967, s.252; İbn Nüceym, el- Eşbah ve’n -nezair, Mukaddime; H.K., İslam Hukukunda Mezhebler, s.9
(3) Mezhebler hakkında daha geniş bilgi için bak. M Ebu-Zehra, Ebu- Hanife, Şafii, Malik, İbn Hanbel ve Tarihu’l-mezahib...;H.K. İslam Hukukunda Mezhebler.


Taassub ısabe ve asabe ile aynı kökten olup, kelimenin kökünde “sarılmak, kuşatmak, bağlanmak” manaları vardır. İsabe: sargı ve cemaat, asabe: baba tarafından hısımlar, asabiyet ve taassub: taraf tutmak, yan çıkmak, müdafaa etmektir.4
Bu kök manalarından hareketle taassub: “İlmi, dini ve akli olmayan amillerin tesiri altında bir görüş, kanaat veya tarafa sımsıkı bağlanmak, gerektiği halde ayrılmamak” mefhumunu anlamak için kullanılmaktadır.
Taassubun karşısında tesamuh, müsamaha yani tölerans, hoşgörü vardır.Dinin çizdiği sınırlar içinde -mesela kitap, Sünnet ve İcma’ın kesin hükümlerine aykırı olmayan görüş, fikir ve davranışları- hoşgörü ile karşılamak müsamahadır.

Rasulullah (s.a.s) müsamaha ile gönderildiğini buyurmuş 5, taassup ve asabiyete dayanan kavgaları, yan çıkma ve taraf tutmaları yasaklamış 6, ancak kendi sünnetiile raşit halifelerinin sünnetine sımsıkı sarılmamızı öğütlemiştir 7.
Bu talimatı en iyi bir şekilde anlayann ve uygulayan selef yani sahabe, tablun, müctehid imanlar... arasında taassuba rastlanmaz. Onlar müslümanları içtihat ve ittibaa yani delilini bilerek bir görüşe uymaya teşvik etmiş’er, birbirini takdir eylemiş, yekdiğerinden istifade etmişler, bir ilim ailesi halinde yaşamışlardır 8.
Ebu Hanife (r.a.)’ın kabri civarında sabah namazı kılarken İmam Şafii’nin -Ebu Hanife’ye hürmeten- kunutu terketmesi 9, İmam Malik’in Harun Reşid’e hitaben:”Muvatta’ıtek kanun haline getirme: çünkü ulemanın farklı görüşleri bu ümmet için rahmettir,herkes kendine göre sahih olana uymuştur, hepsi hidayet üzeredir ve her biri Allah’ı murad etmektedir...”10 demesi bu ruh halefinin parlak örnekleridir.
Bu girişten sonra, Abbasi halifelerinden Me’mun zamanından (8198/813-218/833) itibaren kökleşmeye başlayan mesheb taassubunun doğurduğu zarar’ı
neticelere göçe biliriz
______________
(4) İbn el-Esir, en-Nihaye fi garibi’l-hadis, C. II. s. 100-101
(5) İbn Hanbel, Müsned, C. V., s. 266, C. VI, s. 116; aynı manada, Buhari, K. el-İman, bab: 29: Tirmizi, K. el-Menagıb, bab: 32, 64.
(6) Müslim, K. el-İmara, N. 53-54.
(7) Tirmizi. K. el-İlm, bab: 16:Ebu-Davut, K. es-Sünne, bab: 5: İbn Mace, Mukaddime, bab: 6.
Bir kimsenin -başka türlü düşünenlere- cephe almadan, onlara vasık, sapık kafir demeden kendi kanaat, mezheb ve meşrebinde sebat etmesi muhafazakarlıktır ve zararlı değildir. Dinin kesin olan ortak hükümleri yani zarurat-ı diniyye ve kat’i ahkam üzerinde sebat ise dini salabettir, sağlam dindarlıktır, memduh bir davranıştır. Kötü ve zararlı olan ictihadi ve zanni hükümlerde taassubtur: bunlar da kendisi gibi düşünmeyenlere cephe almaktır.
(8) (el-Fullani, igazu’l-himem, hind tab’ı. s. 140,142: Süyuti,Cezilu’l-mevahib fi’htilafi’l-mezahib, Süleymaniye, nu. 1030, vr. 48/b-51/a: Murtaza es-Zebidi,Ugudu’l-cevahir, İst. 1309, s. 9.
(9) ez-Zebidi, ag. 9.
(10) es-Ssüyuti, ag. Esr., vr. 48/b: İbn Abidin, Raddü’l-muhtar, C. l, s. 51.

1- MEZHEB TAASSUBUNUN DİNİ VE İLMİ ZARARLARI:

Asıl mevzuumuz taassubun içtimai zararları ve İslambirliğini bozan neticeleri olduğu için ilmi ve dini zararlarını sıralamak ve bir kaç örnek vermekle iktifa edeceğiz:
A- Hak ve gerçeğin başka meshebde olduğu ortaya çıkmasına rağmen eski kanaat ve meshebinden ayrılmamak
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
u mevzuda sultanu’l-ulema diye anılan büyük Şafii fıkıh bildiği ve müctehid ibn Abdi’a-Selam’ı (v. 660/1262) dinleyelim:
“Şaşılacak şeydir ki müctehid olmayan fıkıhçılar, İmamlarının bir görüşünün zayıf, mesnedinin çürük olduğuna vakıf oldukları ve takviyeye de imkan bulamadıkları halde-gene de-onu taklid ediyorlar,Kitab ve Sünnetin te’yid ettiği karşı görüşü kabul etmiyorlar, İmamlarını müdafaa için uzak ve sapa te’vil yollarına sapıyorlar...”11
B-Mezhebe uymayan sahih hadisleri tenkid ve reddetmek: Meşhur ve sahih hadis kitaplarının mukallıd fıkıhçılar tarafından yapılan bazı şerhlerinden 12 bunun zengin örnekleri vardır. Bu gibi şarihler, kendi mezheblerine uyan hadisleri-zayıf da olsa- takviyeye: mezhebine uymayan hadisleri ise – sahih de olsa –za’fını isbata gayret etmişler, üzücü taassup örnekleri vermişlerdir 13.
C- İslam’ın a’limlere tanıdığı ictihad hüriyetini kısıtlamak ve ictihadiyle bazımesheb hükümlerini kabul etmiyen alimlere cephe almak, onlara eziyet etmekve ictihad hareketini engellemek 14.
D- Mezheb mudafaası uğruna, İslam’ın ruhuna aykırı davranışlarda bulunmak, maksadı vasıtaya feda etmek:Hanefi fukahasında Baberti (v. 786/1384) Hanefi meshebinin tercihi konusunda kaleme aldığı bir risalede.15 Şafii ve Hanefi mesheblerinin bazı hükümlerini mukayese ederken sıra “büyük günah işleyen veya küçük günahta ısrar eden halifenin düşüp düşmeyeceği yani in’izal” hükmüne gelince: “Şafiilere göre mün’azil olur yani düşer, Hanifelere göre düşmez” dedikten sonra zamanın hükümdarına şöyle hitap ediyor: “Ey dikkatli ve uyanık Melik!.. Bu meshebi taklid yane ona uymak, benimsemek gerekli olur mu olmaz mı?!”

II-TAASSUBUN İÇTİMAİ ZARARLARI

İslam; kardeşlik, birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma dinidir. Tefrike, zulüm , din yüzünden baskı yani fitne, kardeş kavgası İslam’ın şiddetle yasakladığı, lanetlediği, mahkum ettiği davranışlardır.
Gene tekrar edelim ki mezhebler değil, mezheb taassubu, cahalet ve gaflet yüzünden İslam tarihinde kardeş kavgaları olmuş, kanlar dökülmüş,
hanümanlar sönmüş, mamureler harab olmuştur. Tarihten ibret almak, milli birlik ve beraberliğimizi titizlikle korumak vazifesinde münebbih olmak üzere bu çatışmalardan.16 bazılarını –müteber İslam kaynaklarından- naklediyoruz:
_______________
(11)İbn Abdisselam, el-Kava’id, Kara Çelebi ktp. nu. 87, vr. 105/b: Murad Buhari nünhası, vr. 174/a.
(12) Munsif ve müctehid ulemenın şerhleri şüphesiz bu kusurdan münezzehtir.
(13) Bazı örnekler için bak. el-Elbani, Silsiletü’l-ehadisi’d-da’ife... cüz: l, s. 33, 41, 88: cüz V, s. 60.
(14) Bazı örnekler için bak. H.K., İslam Hukukunda Meshebler, s. 16 vd. (Bu kitapta diğer kaynaklara işaret edilmiştir.)
(15) Fatih ktp., nu. 2269, vr. 115/a.
(16) Sünni-gayr-i sünni mezhebler arasındaki çatışma bir dereceye kadar mazur görülebileceği ve çok olduğu için biz burada hassaten sünni mesheblerın kendi arasındaki çatışma ve çarpışmaları naklediyoruz.

A- Toplu İfadeler:
“Bazı Mağrib şehirlerine Frenklerin, doğu memleketlerine de moğlların musallat kılınmasına sebeplerinden birisi de hem sünni meshebler arasında, hem de sünnigayr-i sünni meshebler arasındaki şiddetli taassub, tefrika vefitnedir.Zaman zaman meydana gelen çarpışmalarda binlerce müslüman kanı akmış, şehirler harap olmuştur.”17
B- Bazı Vak’alar:
1- Turgut bey’in veziri Amidu’l-Mülk Kündüri’nin tesiriyle camilerde, minberlerde Eş’ariler lanetlenmiş, Hanefiler ile Şafiiler birbirine düşmüş, kavgalar olmuş, kargaşa ve fitne Horasan, Şam, Hicaz ve Irak’a yayılmış, Kuşeyri, İmamü’l Harameyn, İbn el-Muvaffak gibi zefata eziyyet edilmiş, hapis ve nefyedilmiş, memleketi terketmek mecburiyetinde kalmışlardır. Eş’arilerin lanetlenmesi adeti Sultan Alparslan ve vezir Nizamü’lMülk zamanına kadar devam etmiş, ancak onlarınzamanında önü alınmış ve ülkelerini terkeden ulemanın avdeti sağlanmıştır.18
2- Ebu’l-Kasım Kuşeyri’nin oğlu Ebu-nars 469/1077 tarihinde hacdan dönerken Bağdat’a uğramış ve nizamiye’de vaazlar vermişti.Vaazlarında Hanbelilerin aleyhinde bulunduğu, onları mücessime olmakla itham ettiği için taraflar birbirine girdi. Hanbeliler Eş’arilere saldırıp adam öldürüyorlardı. Bağdat’ta bulunan Ebu’İshak eş’Şirazi ile Nizamü’l-Mülk arasında yazışmalar oldu, vezir devletin meshebler karşısında taravsız olduğunu, mesheblerin ve bu arada Ahmed b. Hanbel’in muhterem olduğunu ifade etti; alılan tedbirlerle fitne yatıştı; bu arada vaazlarda mesheblerden bahsetmek yasaklandı ve vezir Fahrü’d-Devle azledildi. 19
3- Hicri 317 tarihinde Halife Muktedir zamanında Bağdat’ta “Makam-ı Mahmud”un tevsiri sebebiyle meshebler arasındaki ihtilaf büyümüş, Hambeliler ile diğer mezheb salikleri arasında kavgalar, çarpışmalar olmuş, bir çok müslüman ölmüştür.20
4- 475/1082 yılında Mağrib’den gelen, mezheb itibariyle de Şafii ve Eş’ari olan, Ebü’l-Kasım el-bakri Nizamü’l-Mülk tarafından kendisine maaş bağlanarak Bağdat’a gönderildi. O vaazlarından Ahmed b. Hanbel’i medh, fakat Hanbelileri zemmediyordu.Bu da Hanbelileri kışkırtmış ve kadı Abdullah Damgani’nin evi bir ilmi münakaşa esnasında basılmış ve kitapları yağma edilmiştiri.Bu gerginliğin devamı dolayısıyla halife, Ebu-İshak Şirazi ile Ebu-Bekir Şaşi’yi Melikşah’agönderdi. Bu büyük şahsiyetler her geçtikleri beldede ta’zimle karşılaşıyor ve teberrüken rikablarına el sürüyorlardı. Sultan Melik-şah ve veziri Nizamü’l-mülk huzurunda onlarla İmamü’l-Harameyn Ebu’l-Ma’ali el’Cüveyni arasında cereyan eden müzakere ve münazara’ardan sonra bütün fikir ve istekleri kabul edildi. Nizamiye’de eş’arilik hakkında vaazlarına müaade edildi ve bir hadisenin önlenmesi için de medresenin kapılarına Türk muhafızları kondu. Böylece devlet, içtimai nizam ile birlikte firkir ve din hürriyetini temine çalışıyordu. 21
________________
(17) el-Murteza ez-Zebidi, İthafü’s-sade (İhya şerhi), C. l, s. 282: el-Füllani, ag. Esr., s. 75:İbn Teymiyye, Mecmuata’r-resail, Mısır, 1966, s. 366-370:Ahmed Emin, Zuhru’l-İslam, C. ll, s. 4-5: A. Metz, el-Hadaratü’l-İslamiyye, trc. Ebu-Ridek, C. I, s. 392-395.
(18) İbn es-Sübki, Tabagatü’ş-şafiiyyeti’l-kübra, Kahire, 1965:C. III, s. 389-405: İbn el-Esir, el-Kamil fi’t-tarih, Beyrut, 1966, C. X, s. 33:Prof. Dr. O. Turan, Selçuklular Tarihi, İst. 1969, s. 241.
(19) İbn es-Sübki, ag. Esr., C. IV, s. 234 vd.; es-Süyuti, Tarihu’l-hulefa, Kahire, 1952, s. 424; Prof. Turan ag. Esr., s. 241.
(20) Süyuti, agi esr., s. 334.
(21) İbn el-Esir, ag. Asr., C. X, s. 124-126: Prof. Turan, ag. Esr., 242.

5- Ebu’l-Muzaffer İbn es-Sem’ani (H. 426-489) hac dönüşü gördüğü rüyalara dayanarak, gürültülü bir şekilde Hanefiliği terkedip Şafii mezhebine geçince (H. 462) iki mezhebin mensupları arasında münakaşalar çıkmış, bunlar büyüyerek fitne ve mukatele halini almış, Horosan’dan Irak’a kadar yayılmıştır. Bu arada Merv’de büyük cami kapanmış ve Şafiiler bir müddet Cuma namazı kılamamışlardır.22
6- Hicri yedinci asırda İsfehan şehrini ziyaret eden meşhur Yagut, Mu’cem’de şu satırlara yer vermiştir: Zamanımızda ve daha önce bu şehir ile civarı defalarca harap edilmiştir. Bunun sebebi Şafiilerle Hanefiler arasındaki daimi geçimsizlik, taassup ve savaştır. Hangi grup galip gelirse diğerinin bölge ve mahallesini yağmalamış, yıkmış ve yakmıştır. 23
7-Hicri 617 tarihinde Rey şehrini ziyaret eden Yagut burasının da harap olduğunu görünce sebebini soruşturuyor ve şu cevabı alıyor.
“Sebep basit; Fakat Allah bir şeyi murat edince oluyor: Bu şehrin ahalisi üç grup idi. Şafiiler, az idi; Hanefiler, daha çok idiler ve Şiiler, bunlar ekseriyeti teşkil ediyorlardı. Civar ahalisi ise çoğunlukla Şii idi ve biraz da hanefiler vardı. Önce Şia ve Sünniler arasında taassup savaşı başladı, uzun müddet vuruştular; Hanefi ve Şafiiler birleştikleri, yardımlaştıkları için Şiayı bitirdiler. Bundan sonra Hanefiler ile Şafiiler arasında taassup başgösterdi, harp başladı ve sayıları az olmasına rağmen Şafiiler galip geldiler. Civardaki Hanefilerin silahlı olarak gelip mezhepdaşlarına yardım etmeleri de fayda vermedi.İşte bu gördüğün harap yerler Şiiler ile Hanefilere ait o’an yerlerdir... Önlardan ancak mezhebi gizleyenler kalmıştır.” 24
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür; fakat asırlar öncesinde bile olsa meydana gelmiş bu acı, üzücü ve İslam’ın ruhuyla taban tabana zıt hadiseleri okumak müslüman vicdanını hüzne boğmaktadır. Sulh, sükun, se’amet, müsamaa, hürriyet ve saadet dine olan İslam’ın bünyesi bu nevi hadiselere müsait değildir. Mezhepler de mahiyet ve gayeleri itibari ile meskur fitnelere sebep olmaktan uzaktır. Tek sebep cehalet, gaflet ve taassuptur. Din bilgilerinin vazifesi de bu manevi mikroplarla mücadele etmek, İslam’ın bünyesini korumaya çaılşmaktır.
İkbal ne güzel şöylemiş: “İslam’ın bünyesinde hiçbir kusur yoktur. Bütün kusur bizim müslümanlığımızdadır.”

HAYREDDİN KARAMAN
İzmir Yük. İslam. Enst.
Fıkıh Öğretmeni
_______________

(22) İbn es-Sübki, ag. Esr., C. V, s. 340-344: el-Murteza ez-Zebidi, ag. C. I, s.282
(23) Mu’cemu’l-buldan, Beyrut, 1957, C. I, s. 209.
(24) Yagut, ag. Esr., C. III, s. 117.
DİYANET DERGİSİ
SAYI: 1
e OCAK
ŞUBAT 1975 İSLAM TARİHİNDE MEZHEP KAVGALARI

GİRİŞ

Meshebin lügat manası “gitmek,maddi veya manevi sahada takip edilen, gitmek ve maddi ve manevi sahada takip edilen, gidilen yol, metod, doktrin “demektir 1.
İslam hukuk literatüründe “mesheb”kelimesi: “Bir müctehide mahsus ve fer’i olan ictihadi hükümler ile bu hükümlerin gene aynı müctehide ait bulunan sebep, şart, mani ve delilleri” mefhumunu ifade etmek için kullanılmıştır 2.
Bilindiği üzere İslam Dininin iki ana kaynağı vardır: Kitap yani Kur’an-ı Kerim, Sünnet yani Rasulullah’ın söz, iş ve davranışlarıdır. Bu iki kaynağın anlaşılması ve uygulanması için yapılan çalışmalar icma, kıyas, istihsan, istislah gibi daha başka kaynakların doğmasını intac etmiştir.
Anlamak ve uygulamak beşer işi olduğu, insanların anlayışları, içtimai, iktisadi, siyasi... şartları aynı olmadığı için de ictihad farkları ortaya çıkmış, bu ictihad farları zamanla mezheplerin doğmasına en büyük amil olmuştur.
Sahabe ve tabiün devirlerinde anlayış ve ictihad farkları bulunmakla beraber bunlar sistemleşmemiş, mezhep şeklini almamış; mükellefler bunlardan herhangi birine uyarak dini hayatlarını yaşamışlardır.
Daha sonraki nesilde önce fıkıh mektepleri yani hadis, re’y medreseleri, daha sonra da mezhepler doğmuştur. “Bir müctehidin re’y ve ictihadlarının bir araya getirilerek ifta ve kazada tek merci kabul edilişinde”; yani hukuki müesseseler olarak “mezhepler”in teşekkülünde şu amiller müessir olmuştur:
1-Müctehidlerin seçkin talebesinin hocalarına karşı besledikleri sevgi ve ihtiram duygusu
2- Gene talebelerin ictihadları biraraya getirerek tasnif ve tanzim etmeleri.
3- Kaza müessesesi; yani bir mezhebe bağlı kadı’I-kudatların kadıları kendi mezhebine mensup fukaha arasından seçmesi ve hukuki emniyetin, önceden tespit edilmiş mevduatı gerektirmesi.
4- Müctehid imamlardan sonraki devirlerde meydana gelen içtimai şartların, bu meydanda ahlaki gerilemenin fetva ve kazayı bir disiplin altına almayı zaruri kılması 3 ...
Şunu hemen kaydetmek gerekir ki mezheblerin doğması, müessese haline gelmesi hem manlar için kolaylıklar sağlamış, hem de İslam hukukunun inkişafına yardım etmiştir. Zararlı olan, aşağıda hikaye edeceğimiz kavgalara sebep olan mezhepler değil, onlara salik olanların taassubudur.
________________
(1) ez-Zemahşiri, esasü’l- belagah (Beyrut, 1965), s.210
(2) el-Qarafi, el-İhkam..., Halep,1967, s.252; İbn Nüceym, el- Eşbah ve’n -nezair, Mukaddime; H.K., İslam Hukukunda Mezhebler, s.9
(3) Mezhebler hakkında daha geniş bilgi için bak. M Ebu-Zehra, Ebu- Hanife, Şafii, Malik, İbn Hanbel ve Tarihu’l-mezahib...;H.K. İslam Hukukunda Mezhebler.


Taassub ısabe ve asabe ile aynı kökten olup, kelimenin kökünde “sarılmak, kuşatmak, bağlanmak” manaları vardır. İsabe: sargı ve cemaat, asabe: baba tarafından hısımlar, asabiyet ve taassub: taraf tutmak, yan çıkmak, müdafaa etmektir.4
Bu kök manalarından hareketle taassub: “İlmi, dini ve akli olmayan amillerin tesiri altında bir görüş, kanaat veya tarafa sımsıkı bağlanmak, gerektiği halde ayrılmamak” mefhumunu anlamak için kullanılmaktadır.
Taassubun karşısında tesamuh, müsamaha yani tölerans, hoşgörü vardır.Dinin çizdiği sınırlar içinde -mesela kitap, Sünnet ve İcma’ın kesin hükümlerine aykırı olmayan görüş, fikir ve davranışları- hoşgörü ile karşılamak müsamahadır.

Rasulullah (s.a.s) müsamaha ile gönderildiğini buyurmuş 5, taassup ve asabiyete dayanan kavgaları, yan çıkma ve taraf tutmaları yasaklamış 6, ancak kendi sünnetiile raşit halifelerinin sünnetine sımsıkı sarılmamızı öğütlemiştir 7.
Bu talimatı en iyi bir şekilde anlayann ve uygulayan selef yani sahabe, tablun, müctehid imanlar... arasında taassuba rastlanmaz. Onlar müslümanları içtihat ve ittibaa yani delilini bilerek bir görüşe uymaya teşvik etmiş’er, birbirini takdir eylemiş, yekdiğerinden istifade etmişler, bir ilim ailesi halinde yaşamışlardır 8.
Ebu Hanife (r.a.)’ın kabri civarında sabah namazı kılarken İmam Şafii’nin -Ebu Hanife’ye hürmeten- kunutu terketmesi 9, İmam Malik’in Harun Reşid’e hitaben:”Muvatta’ıtek kanun haline getirme: çünkü ulemanın farklı görüşleri bu ümmet için rahmettir,herkes kendine göre sahih olana uymuştur, hepsi hidayet üzeredir ve her biri Allah’ı murad etmektedir...”10 demesi bu ruh halefinin parlak örnekleridir.
Bu girişten sonra, Abbasi halifelerinden Me’mun zamanından (8198/813-218/833) itibaren kökleşmeye başlayan mesheb taassubunun doğurduğu zarar’ı
neticelere göçe biliriz
______________
(4) İbn el-Esir, en-Nihaye fi garibi’l-hadis, C. II. s. 100-101
(5) İbn Hanbel, Müsned, C. V., s. 266, C. VI, s. 116; aynı manada, Buhari, K. el-İman, bab: 29: Tirmizi, K. el-Menagıb, bab: 32, 64.
(6) Müslim, K. el-İmara, N. 53-54.
(7) Tirmizi. K. el-İlm, bab: 16:Ebu-Davut, K. es-Sünne, bab: 5: İbn Mace, Mukaddime, bab: 6.
Bir kimsenin -başka türlü düşünenlere- cephe almadan, onlara vasık, sapık kafir demeden kendi kanaat, mezheb ve meşrebinde sebat etmesi muhafazakarlıktır ve zararlı değildir. Dinin kesin olan ortak hükümleri yani zarurat-ı diniyye ve kat’i ahkam üzerinde sebat ise dini salabettir, sağlam dindarlıktır, memduh bir davranıştır. Kötü ve zararlı olan ictihadi ve zanni hükümlerde taassubtur: bunlar da kendisi gibi düşünmeyenlere cephe almaktır.
(8) (el-Fullani, igazu’l-himem, hind tab’ı. s. 140,142: Süyuti,Cezilu’l-mevahib fi’htilafi’l-mezahib, Süleymaniye, nu. 1030, vr. 48/b-51/a: Murtaza es-Zebidi,Ugudu’l-cevahir, İst. 1309, s. 9.
(9) ez-Zebidi, ag. 9.
(10) es-Ssüyuti, ag. Esr., vr. 48/b: İbn Abidin, Raddü’l-muhtar, C. l, s. 51.

1- MEZHEB TAASSUBUNUN DİNİ VE İLMİ ZARARLARI:

Asıl mevzuumuz taassubun içtimai zararları ve İslambirliğini bozan neticeleri olduğu için ilmi ve dini zararlarını sıralamak ve bir kaç örnek vermekle iktifa edeceğiz:
A- Hak ve gerçeğin başka meshebde olduğu ortaya çıkmasına rağmen eski kanaat ve meshebinden ayrılmamak
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
u mevzuda sultanu’l-ulema diye anılan büyük Şafii fıkıh bildiği ve müctehid ibn Abdi’a-Selam’ı (v. 660/1262) dinleyelim:
“Şaşılacak şeydir ki müctehid olmayan fıkıhçılar, İmamlarının bir görüşünün zayıf, mesnedinin çürük olduğuna vakıf oldukları ve takviyeye de imkan bulamadıkları halde-gene de-onu taklid ediyorlar,Kitab ve Sünnetin te’yid ettiği karşı görüşü kabul etmiyorlar, İmamlarını müdafaa için uzak ve sapa te’vil yollarına sapıyorlar...”11
B-Mezhebe uymayan sahih hadisleri tenkid ve reddetmek: Meşhur ve sahih hadis kitaplarının mukallıd fıkıhçılar tarafından yapılan bazı şerhlerinden 12 bunun zengin örnekleri vardır. Bu gibi şarihler, kendi mezheblerine uyan hadisleri-zayıf da olsa- takviyeye: mezhebine uymayan hadisleri ise – sahih de olsa –za’fını isbata gayret etmişler, üzücü taassup örnekleri vermişlerdir 13.
C- İslam’ın a’limlere tanıdığı ictihad hüriyetini kısıtlamak ve ictihadiyle bazımesheb hükümlerini kabul etmiyen alimlere cephe almak, onlara eziyet etmekve ictihad hareketini engellemek 14.
D- Mezheb mudafaası uğruna, İslam’ın ruhuna aykırı davranışlarda bulunmak, maksadı vasıtaya feda etmek:Hanefi fukahasında Baberti (v. 786/1384) Hanefi meshebinin tercihi konusunda kaleme aldığı bir risalede.15 Şafii ve Hanefi mesheblerinin bazı hükümlerini mukayese ederken sıra “büyük günah işleyen veya küçük günahta ısrar eden halifenin düşüp düşmeyeceği yani in’izal” hükmüne gelince: “Şafiilere göre mün’azil olur yani düşer, Hanifelere göre düşmez” dedikten sonra zamanın hükümdarına şöyle hitap ediyor: “Ey dikkatli ve uyanık Melik!.. Bu meshebi taklid yane ona uymak, benimsemek gerekli olur mu olmaz mı?!”

II-TAASSUBUN İÇTİMAİ ZARARLARI

İslam; kardeşlik, birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma dinidir. Tefrike, zulüm , din yüzünden baskı yani fitne, kardeş kavgası İslam’ın şiddetle yasakladığı, lanetlediği, mahkum ettiği davranışlardır.
Gene tekrar edelim ki mezhebler değil, mezheb taassubu, cahalet ve gaflet yüzünden İslam tarihinde kardeş kavgaları olmuş, kanlar dökülmüş,
hanümanlar sönmüş, mamureler harab olmuştur. Tarihten ibret almak, milli birlik ve beraberliğimizi titizlikle korumak vazifesinde münebbih olmak üzere bu çatışmalardan.16 bazılarını –müteber İslam kaynaklarından- naklediyoruz:
_______________
(11)İbn Abdisselam, el-Kava’id, Kara Çelebi ktp. nu. 87, vr. 105/b: Murad Buhari nünhası, vr. 174/a.
(12) Munsif ve müctehid ulemenın şerhleri şüphesiz bu kusurdan münezzehtir.
(13) Bazı örnekler için bak. el-Elbani, Silsiletü’l-ehadisi’d-da’ife... cüz: l, s. 33, 41, 88: cüz V, s. 60.
(14) Bazı örnekler için bak. H.K., İslam Hukukunda Meshebler, s. 16 vd. (Bu kitapta diğer kaynaklara işaret edilmiştir.)
(15) Fatih ktp., nu. 2269, vr. 115/a.
(16) Sünni-gayr-i sünni mezhebler arasındaki çatışma bir dereceye kadar mazur görülebileceği ve çok olduğu için biz burada hassaten sünni mesheblerın kendi arasındaki çatışma ve çarpışmaları naklediyoruz.

A- Toplu İfadeler:
“Bazı Mağrib şehirlerine Frenklerin, doğu memleketlerine de moğlların musallat kılınmasına sebeplerinden birisi de hem sünni meshebler arasında, hem de sünnigayr-i sünni meshebler arasındaki şiddetli taassub, tefrika vefitnedir.Zaman zaman meydana gelen çarpışmalarda binlerce müslüman kanı akmış, şehirler harap olmuştur.”17
B- Bazı Vak’alar:
1- Turgut bey’in veziri Amidu’l-Mülk Kündüri’nin tesiriyle camilerde, minberlerde Eş’ariler lanetlenmiş, Hanefiler ile Şafiiler birbirine düşmüş, kavgalar olmuş, kargaşa ve fitne Horasan, Şam, Hicaz ve Irak’a yayılmış, Kuşeyri, İmamü’l Harameyn, İbn el-Muvaffak gibi zefata eziyyet edilmiş, hapis ve nefyedilmiş, memleketi terketmek mecburiyetinde kalmışlardır. Eş’arilerin lanetlenmesi adeti Sultan Alparslan ve vezir Nizamü’lMülk zamanına kadar devam etmiş, ancak onlarınzamanında önü alınmış ve ülkelerini terkeden ulemanın avdeti sağlanmıştır.18
2- Ebu’l-Kasım Kuşeyri’nin oğlu Ebu-nars 469/1077 tarihinde hacdan dönerken Bağdat’a uğramış ve nizamiye’de vaazlar vermişti.Vaazlarında Hanbelilerin aleyhinde bulunduğu, onları mücessime olmakla itham ettiği için taraflar birbirine girdi. Hanbeliler Eş’arilere saldırıp adam öldürüyorlardı. Bağdat’ta bulunan Ebu’İshak eş’Şirazi ile Nizamü’l-Mülk arasında yazışmalar oldu, vezir devletin meshebler karşısında taravsız olduğunu, mesheblerin ve bu arada Ahmed b. Hanbel’in muhterem olduğunu ifade etti; alılan tedbirlerle fitne yatıştı; bu arada vaazlarda mesheblerden bahsetmek yasaklandı ve vezir Fahrü’d-Devle azledildi. 19
3- Hicri 317 tarihinde Halife Muktedir zamanında Bağdat’ta “Makam-ı Mahmud”un tevsiri sebebiyle meshebler arasındaki ihtilaf büyümüş, Hambeliler ile diğer mezheb salikleri arasında kavgalar, çarpışmalar olmuş, bir çok müslüman ölmüştür.20
4- 475/1082 yılında Mağrib’den gelen, mezheb itibariyle de Şafii ve Eş’ari olan, Ebü’l-Kasım el-bakri Nizamü’l-Mülk tarafından kendisine maaş bağlanarak Bağdat’a gönderildi. O vaazlarından Ahmed b. Hanbel’i medh, fakat Hanbelileri zemmediyordu.Bu da Hanbelileri kışkırtmış ve kadı Abdullah Damgani’nin evi bir ilmi münakaşa esnasında basılmış ve kitapları yağma edilmiştiri.Bu gerginliğin devamı dolayısıyla halife, Ebu-İshak Şirazi ile Ebu-Bekir Şaşi’yi Melikşah’agönderdi. Bu büyük şahsiyetler her geçtikleri beldede ta’zimle karşılaşıyor ve teberrüken rikablarına el sürüyorlardı. Sultan Melik-şah ve veziri Nizamü’l-mülk huzurunda onlarla İmamü’l-Harameyn Ebu’l-Ma’ali el’Cüveyni arasında cereyan eden müzakere ve münazara’ardan sonra bütün fikir ve istekleri kabul edildi. Nizamiye’de eş’arilik hakkında vaazlarına müaade edildi ve bir hadisenin önlenmesi için de medresenin kapılarına Türk muhafızları kondu. Böylece devlet, içtimai nizam ile birlikte firkir ve din hürriyetini temine çalışıyordu. 21
________________
(17) el-Murteza ez-Zebidi, İthafü’s-sade (İhya şerhi), C. l, s. 282: el-Füllani, ag. Esr., s. 75:İbn Teymiyye, Mecmuata’r-resail, Mısır, 1966, s. 366-370:Ahmed Emin, Zuhru’l-İslam, C. ll, s. 4-5: A. Metz, el-Hadaratü’l-İslamiyye, trc. Ebu-Ridek, C. I, s. 392-395.
(18) İbn es-Sübki, Tabagatü’ş-şafiiyyeti’l-kübra, Kahire, 1965:C. III, s. 389-405: İbn el-Esir, el-Kamil fi’t-tarih, Beyrut, 1966, C. X, s. 33:Prof. Dr. O. Turan, Selçuklular Tarihi, İst. 1969, s. 241.
(19) İbn es-Sübki, ag. Esr., C. IV, s. 234 vd.; es-Süyuti, Tarihu’l-hulefa, Kahire, 1952, s. 424; Prof. Turan ag. Esr., s. 241.
(20) Süyuti, agi esr., s. 334.
(21) İbn el-Esir, ag. Asr., C. X, s. 124-126: Prof. Turan, ag. Esr., 242.

5- Ebu’l-Muzaffer İbn es-Sem’ani (H. 426-489) hac dönüşü gördüğü rüyalara dayanarak, gürültülü bir şekilde Hanefiliği terkedip Şafii mezhebine geçince (H. 462) iki mezhebin mensupları arasında münakaşalar çıkmış, bunlar büyüyerek fitne ve mukatele halini almış, Horosan’dan Irak’a kadar yayılmıştır. Bu arada Merv’de büyük cami kapanmış ve Şafiiler bir müddet Cuma namazı kılamamışlardır.22
6- Hicri yedinci asırda İsfehan şehrini ziyaret eden meşhur Yagut, Mu’cem’de şu satırlara yer vermiştir: Zamanımızda ve daha önce bu şehir ile civarı defalarca harap edilmiştir. Bunun sebebi Şafiilerle Hanefiler arasındaki daimi geçimsizlik, taassup ve savaştır. Hangi grup galip gelirse diğerinin bölge ve mahallesini yağmalamış, yıkmış ve yakmıştır. 23
7-Hicri 617 tarihinde Rey şehrini ziyaret eden Yagut burasının da harap olduğunu görünce sebebini soruşturuyor ve şu cevabı alıyor.
“Sebep basit; Fakat Allah bir şeyi murat edince oluyor: Bu şehrin ahalisi üç grup idi. Şafiiler, az idi; Hanefiler, daha çok idiler ve Şiiler, bunlar ekseriyeti teşkil ediyorlardı. Civar ahalisi ise çoğunlukla Şii idi ve biraz da hanefiler vardı. Önce Şia ve Sünniler arasında taassup savaşı başladı, uzun müddet vuruştular; Hanefi ve Şafiiler birleştikleri, yardımlaştıkları için Şiayı bitirdiler. Bundan sonra Hanefiler ile Şafiiler arasında taassup başgösterdi, harp başladı ve sayıları az olmasına rağmen Şafiiler galip geldiler. Civardaki Hanefilerin silahlı olarak gelip mezhepdaşlarına yardım etmeleri de fayda vermedi.İşte bu gördüğün harap yerler Şiiler ile Hanefilere ait o’an yerlerdir... Önlardan ancak mezhebi gizleyenler kalmıştır.” 24
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür; fakat asırlar öncesinde bile olsa meydana gelmiş bu acı, üzücü ve İslam’ın ruhuyla taban tabana zıt hadiseleri okumak müslüman vicdanını hüzne boğmaktadır. Sulh, sükun, se’amet, müsamaa, hürriyet ve saadet dine olan İslam’ın bünyesi bu nevi hadiselere müsait değildir. Mezhepler de mahiyet ve gayeleri itibari ile meskur fitnelere sebep olmaktan uzaktır. Tek sebep cehalet, gaflet ve taassuptur. Din bilgilerinin vazifesi de bu manevi mikroplarla mücadele etmek, İslam’ın bünyesini korumaya çaılşmaktır.
İkbal ne güzel şöylemiş: “İslam’ın bünyesinde hiçbir kusur yoktur. Bütün kusur bizim müslümanlığımızdadır.”

HAYREDDİN KARAMAN
İzmir Yük. İslam. Enst.
Fıkıh Öğretmeni
_______________

(22) İbn es-Sübki, ag. Esr., C. V, s. 340-344: el-Murteza ez-Zebidi, ag. C. I, s.282
(23) Mu’cemu’l-buldan, Beyrut, 1957, C. I, s. 209.
(24) Yagut, ag. Esr., C. III, s. 117.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 10 Mart 2009, 05:36   #2
Çevrimdışı
Cevap: İslam Tarihinde Mezhep Kavgaları




Emeğine sağlık

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
kavgaları, mezhep, tarihinde, İslam

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Taht Kavgaları Zen Osmanlı Tarihi 0 14 Mayıs 2014 16:58
İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri Rüzgar Mezhepler Tarihi 0 23 Nisan 2012 00:10
Taht Kavgaları efLatun Osmanlı Tarihi 2 26 Aralık 2011 20:58
Tüm Kahraman Gazilerimizin Gaziler Günü Kutlu olsunTürk tarihinde İslam öncesi ve son Candy Tebrikler & Kutlamalar 2 19 Eylül 2010 16:35