IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Nisan 2012, 01:37   #1
Çevrimdışı
Fesat Nedir - Müfsit Kimdir


-- Sponsor Baglantı --


Önceden düzgün ve salih olan bir şeyin bu vasıflarını kaybederek değişmesi ve bozulmasına fesat denir. Bu nedenle abdesti, namazı ve orucu bozan şeylere “müfsitler” adı verilmiştir. Fesat salah ve ıslahın zıddıdır. Fesat kökünden türeyen mefsedet kelimesinin zıddı da maslahattır. Fesadın karşıtı sulh ve salahtır. Sulh, barış ve salah iyi olma halidir. Çoğulu ise maslahattır. Maslahat insan ve toplum için faydalı ve iyi olan şeylerin tamamına verilen bir isimdir. İslam bilginleri dinin amaçlarını dini, canı, malı, aklı ve nefsi korumak ve bunlar için iyi olanı ortaya koymak olarak anlamış ve anlatmışlardır.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Fesat, ıslah edeyim derken daha da fena yapmak ve bozmak anlamına gelen bir deyimdir. Nitekim münafıklar yeryüzünde fesat çıkarttıkları zaman onlara “yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman onlar bizler ıslah edicileriz derler.” (Bakara, 2:11) ayeti ile ifade edilmektedir. Genellikle cahil, aptal ve kötü niyetliler iyi olanı yapıyoruz, ıslah ediyoruz derken ifsat ederler. Ahmaklık alameti “iyiyi yapıyorum derken kötüyü yapmak” “kaş yapayım derken göz çıkarmaktır.” Cahil olanlar bilmeden iyi yapıyoruz derken kötüyü yaparlar. Münafıklar ise kasıtlı olarak insanlara kötü olan ve sonucu kötüye çıkan iyi şeyleri tavsiye ederek ve yaptırarak fesada sebep olurlar. Şeytan ise hiçbir zaman insana bu kötüdür bunun için yapın demez; bilakis başında iyi gibi gözüken ve sonunda kötü olan şeyleri akıllarında uygun bir şekilde onlara fısıldayarak, bazen de faydalı diyerek yaptırır. Bu nedenle “her kötülük iyi niyetten çıkar” “her kötülüğün anası cahillik ve saflıktır” denilmiştir.

Yeryüzünde her şey Allah’ın adil kanunları çerçevesinde meydana geldiği için mükemmeldir. İnsan elinin değmediği yerlerdeki mükemmel adalet ve temizliğin sebebi budur. İnsanın girdiği yerde ise her türlü adaletsizlik ve kirlilik ortaya çıkmaktadır ki bu insanın fesadını anlatmak için yeterlidir. Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünde karada ve denizde fesat ortaya çıktı” (Rum, 30:41) ayeti bunu veciz bir şekilde ifade etmektedir.

Fesadın çoğu idarecilerden ve çıkardığı buyruk ve yasalardan kaynaklanır. Zira bir kişinin fesadı belli bir çevreye tesir eder; ama çıkarılan bir buyruk ve yasa tüm milleti fesada sürükler. Yüce Allah bu hususu “İnanmayanları idareye geçirdiğimiz zaman onlar hemen ekini ve nesli helak etmeye ve yeryüzünde fesat çıkarmaya koşarlar. Allah bozguncuları ve müfsitleri sevmez.” (Bakara, 2:205) “bir beldeye girdikleri zaman o beldeyi perişan eder, harap ederler ve beldede bulunan izzetlileri zelil ederler” (Neml, 27: 34) ayetleri ile bize haber vermektedir. Yeryüzünde huzuru bozan fesatçılara karşı muslihlerin, yani ıslah edicilerin birbirlerine yardım etmeleri gerekir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “İnkârcılar birbirlerinin yardımcılarıdır. Siz ıslah edici mü’minler olarak birbirinize yardımcı olmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur” (Enfal, 8:73) buyurarak salihlerin ve iyilerin de birbirlerine yardımcı olmalarını istemektedir.

Peygamberimiz (sav) hadislerinde fesadın “Bir şeyin bozulması ve istikametten ayrılması” (Tirmizi, Fiten, 13, 27; Ebu Davud, Cihad, 24) “Fitne ve huzursuzluk çıkarmak” (Buhari, Fiten, 21; Hudud, 31) “İki kişinin arasındaki dostluk ve sevgiyi ortadan kaldırmak ve aralarını ayırmak ve birbirine düşürmek” (Darimî, Rikak, 7; Tirmizi, Kıyame, 56) “İbadetleri bozmak” (Buhari, Ezan, 58; Vudu, 69; Salat, 15) anlamlarında olduğunu ifade etmiştir.

İslam bilginleri yeryüzünde fesat çıkarmanın “insanlar arasında Allah’a isyanı ortaya çıkarmak” anlamında olduğunu söylerler. Allah’a isyanı ortaya çıkarmak yeryüzünde fesat çıkarmaktır. Zira Allah’ın insanlara emir ve tavsiyeleri daima hayır ve iyi olan, adil ve doğru olan şeylerdir. Elbette bunlara aykırı olan her şey bu yüce emirleri ve insanlığı hayra sevk eden değerleri, namazı ve abdesti bozan şeyler gibi bozup ifsat edeceği için barış ve huzur ortamını ortadan kaldırarak toplum düzenini ve insanın istikametini bozar. İnsanlar arasında adalet ve hakkaniyet kalkar, zulüm ve haksızlık yayılır, kan dökülür, anarşi ve terör yeryüzüne hâkim olur. İşte fesat da budur. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerimde “fesat” kelimesi “bozgunculuk, anarşi ve istikrarsızlık” anlamında geçmiştir.

İnsanlar daime idarecilerinin yolundadırlar. Bu nedenle idarecinin fasık ve müfsit olması halkın da böyle olmasına, idarecinin salih olması da halkın da böyle olmasına sebeptir.

1 Fesadın Sebepleri:
Fesadın sebeplerinin başında cehalettir. Bir şeyin mahiyetini bilmeyen ve zanla hüküm verenler genellikle fesada sebep olurlar. Bir diğer sebep ise “garar” yani aldanma ve aldatmadır. Ayrıca zorlama yani “ikrah” fesat sebebidir. İslamda esas olan hürriyettir. İnsanların hak ve hürriyetlerinin gerek yasal yollarla, gerekse başka sebeplerle zorla engellenmesi fesat sebebidir.

2 Fesada Sebep Olan Ameller:
2.1. Fesadın en büyük sebebi Allah’ı inkârdır. İnkârcılar Allah’ı bilmedikleri için inkâr ettikleri gibi insanları Allah’a inanmak ve ibadet etmekten alıkoymaya çalışarak da çok büyük fesada, anarşi ve teröre sebep olmaktadırlar. Nitekim yüce Allah “İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyanlara bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz” (Nahl, 16:88) buyurmaktadır.

Peygamberlerin görevi insanların inançlarını düzeltmektir. Zira inancı düzgün olmayanın düşüncesi doğru olmaz. Doğru düşünmeyen insan elbette doğru davranmaz. İnanç fikre ve düşünceye, düşünce amele etki eder. İnsanların ıslahı her şeyden önce inançlarını düzeltmekten geçtiği için peygamberler öncelikli olarak iman üzerinde dururlar. Allah’ı bilen ve ondan korkan elbette her konuda haksızlık ve günahtan sakınır. Böylece hem birey, hem toplum ıslah edilir.

2.2. Fesadın sebebi insan haklarını ihlal etmektir: Bunların başında insanın hayat hakkının ihlalidir. Yüce Allah insanı yaratacağım diyince melekler “Yeryüzünde fesat çıkaracak ve kan dökecek olanları mı yaratacaksın?” (Bakara, 2:30) diye insanın en büyük fesat sebebi olan “kan dökme” fiiline dikkatleri çekmiştir. Çünkü en büyük fesat kan dökmeden kaynaklanır. Bu nedenle yüce Allah bir insanı haksız yere öldürmek bütün insanları öldürmekle eş değer sayar. (Maide, 5:32)

Din ve Vicdan Hürriyet, Fikir Hürriyeti, Eğitim Hak ve Hürriyeti gibi diğer bütün insan haklarının ihlali de fesat sebebidir. Herkesin görevi bu hak ve hürriyetleri korumak ve korunmasına yardım etmek olmalıdır ki yeryüzü ıslah olsun.

2.3. Allah’ın yasakladığı fiilleri işlemek yeryüzünde fesada sebeptir: Hırsızlık, ölçü ve tartıda hile yapmak, her nevi israf ve aşırılık, cana, mala, namusa tecavüz ve bozuk fikir ve düşünceleri yaymaya çalışmak fesada sebeptir. (Yusuf, 12:73; Şuara, 26:151-152) Ayrıca iktidar hırsı ve baş olma sevdası da fesat sebebidir. (Neml, 27:34) Bu nedenle İslam bilginleri “Bütün kötülükler baş olma sevdasından kaynaklanır” demişlerdir. Ayrıca akrabalık bağlarını koparmak (Muhammed, 47:22) yalan söylemek (Ahzap, 33:70-71) mal biriktirerek onunla övünmek (Kasas, 28:77) gibi gayr-i ahlâki davranışlar da fesat sebebidir.

3. İfsat Nasıl Ortadan Kaldırılabilir?
Yüce Allah kâinatı yaratıp her şeyi dengeli ve ölçülü bir şekilde mükemmel yarattıktan sonra insanoğlunu dünyaya iskân etti. İnsansa nefis ve bencillik olduğu için bu yönü ile şeytanı dinleyen insanlar yeryüzünde bozgunculuk yapmaya başladılar. Bunun üzerine yüce Allah insanların ıslahı için kendi içlerinden peygamberler göndererek onlara hidayet yollarını gösterdi. (Araf, 7:35) Peygamberlerin sözlerine kulak veren Salihler için mükafat olarak cennet, şerirler, fasitler ve fasıklar için de cehennemi hazırladığını haber verdi.

Fesadın ortadan kalkması ve salahın yeryüzünde hakim olması ancak peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna girmek, Allah’ın farz kıldığı şeyleri yapmak ve yasakladığı ve haram kıldığı şeyleri terk etmekle mümkündür. Bu nedenle yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde pek çok ayetinde kullarından imandan sonra “Salih amel” istemektedir. Salih amel ise farzları yapmak ve haramlardan kaçmaktır.

İnsanlar içinde insanların hayrına çalışan Salih olanlar ve insanları ıslah edenler “şirk koşmadan Allah’a iman eden, (Kehf, 18:110) Allah’ın kitabına sarılan, emirlerini yapan ve yasaklarından kaçanlar, (Araf, 7:170) cehaletten ve kötülüklerden arınmaya çalışanlar, (İsra, 17:9) mü’min kardeşlerinin arasını ıslah etme gayretinde olanlar, (Hucurat, 49:10) Allah yolunda açlığa ve susuzluğa katlanarak mücadele edenler, (Tövbe, 9:120) İyiliği emredip kötülüğü yasaklayan ve hayır işlerine koşanlardır. (Al-i İmran, 3:114)

Bu sayılan vasıfları taşıyanlar insanları hayra ve hidayete davet ederler ve bunun karşılığında herhangi bir ücret talebinde bulunmazlar. Bizim mükafatımızı Allah verir, biz ancak ondan bekleriz (Yunus, 10:72) diyenlerdir. Yüce Allah da kullarına “Sizden ücret istemeyenlere uyun. Hidayet ehli olanlar onlardır” (Yasin, 36:21) ferman ederek din hizmetleri karşılığında ücret istemeyen ve almayanların hak ve hidayet üzere olduğunu bize haber vermiş ve onların peşinden gitmemiz istenmiştir.

Allah yeryüzünün ıslahı ve nefislerin ıslahını insana görev olarak yüklemiştir. Fesada sürükleyen nefistir ve nefis bencillik, şehvet ve menfaat kulağı ile şeytanı dinler ve fesada sürüklenir. Islaha da insanın ihtiyacı vardır ve bunu her insan ve her toplum yapmak durumundadır. Ders çalışmayan ve cehaletten kurtulmak istemeyen öğrenciye öğretmenin yapacağı bir şey yoktur. İnsan öncelikli olarak kendisini ıslah edecektir ki Allah da onun durumunu ve toplumu düzeltsin. Kur’ân-ı Kerim “Bir toplum kendisini düzeltmedikçe Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez” (Enfal, 8:53; Râd, 13:11) buyurarak insanın sorumluluk alanına dikkatleri çekmiştir.

Allah yeryüzüne Salihleri hâkim kılmak ve yeryüzünü Salih kullarına varis kılmak istemektedir. (Enbiya, 21:105) insanların kurtuluşa ve mutluluğa ulaşmasını istemektedir. (Tövbe, 9:20-22) Bunu insanların da istemesi gerekmektedir. İnsan niyet, istek, gayret ve çaba gösterecektir ki Allah da ona yardım etsin. İnsan bu çabayı göstermediği sürece Allah ona neden yardım etsin. İnsanın istemeden yapmaya mecbur olması zorlama ve zorbalıktır. Zorlama ve zorbalık ise zulümdür. Allah zulümden münezzeh olduğu için dünyada insanı hür olarak yaratmıştır. Bu nedenle adil olan hürriyet içinde ibadet, hürriyet içinde gelişme ve iyiye yönelmedir. Burada insan irade ve hürriyetine verilen değer vardır. Sonuçta ise zaten mükafat ve ceza vardır ve insan bunu bilerek tercih ettiği için cennet fazl-ı ilâhi ve cehennem adalet-i rabbani olmaktadır.

4. İmanın Tesir Etmesi ve Salih Amelin Fayda Vermesi:
İnsanın imandan ve Salih amelinden istifade etmesi için imanını şüphelerden ve nifaktan, amelini de riya ve fesada götüren fiillerden koruması gerekir. Yoksa ne imanından istifade eder ve ne de amelinin hayrını göremez. Bütün yaptıkları yok olup gider. Nitekim Hz. Aişe (ra) peygamberinize sordu: “Ya Resulallah insanların Allah katında dereceleri neye göredir?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Akıllarına göredir” buyurdular. Hz. Aişe (ra) “Amellerine ve ibadetlerine göre değil midir?” diye soruyu tekrar etti. Peygamberimiz (sav) “Yâ Aişe! Nice ahmak ve aptallar vardır ki bir ömür boyunca yaptıkları hayır ve ibadetlerini bir anda yok ederler. Bu nedenle kişinin Allah katında derecesi de ibadetteki sevabı da akıllarına göredir” buyurdular.

Başa kakmak sadakanın sevabını yok ettiği gibi, ibadette farzlarda yapılan ihmal ibadeti iptal ve ifsat eder. Namazı ve orucu bozan şeyler de namazı ve orucu ifsat eder. Aynı şekilde imandan sonra küfre dönmek ve şirke düşmek yapılan bütün hayır ve ibadetlerin sevabını boşa çıkarır. (Bakara, 2:217) Bu nedenle İslam bilginleri “İman etmek yeterli değildir; önemli olan imanı korumak ve imanla kabre girmektir” demişlerdir. Yine İslam bilginleri (sav) “Amellerde ve imanda itibar sonucadır. Sonuçta imanla kabre girmedikten sonra yapılan bütün ibadetler boşa gider” demişlerdir.

Kul imanı korumakla beraber fıska, harama ve sefahate giriyorsa bu imanın zaafından ve tesir etmemesinden kaynaklanır. İman kişiye tesir etmezse hayat zahiri ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. (Sözler, 145) Hem dünyada insanı sıkıntı ve üzüntü içinde bırakır, hem de ahirette büyük bir azaba sebep olur.

İmanın tesiri amelde kendisini gösterir. Amelin kabul olması ise farzlarına riayet etmek, ibadeti ibadet olmaktan çıkaran ve bozan şeylerden sakınmak, Allah rızasına niyet ederek yapmak ve ihlâsla amelinden dolayı dünyevi bir çıkar ve bir beklenti içine girmemesi gerekir. İmanın amele tesir etmesi için ise sahih olması ve kuvvetli olması gerekir. Sahih ve sağlam olmayan iman kişiyi dalalete atar. Kuvvetli olmayan bir iman da kişiyi farzları yapmaya ve haramlardan kaçmaya zorlamaz. İman amele amel de ahlaka tesir eder. İmanı kuvvetlendirmek için ise Risale-i Nur eczalarını anlayarak defalarca okumak gerekir.

Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et. Batılı da batıl olarak göster ve ondan sakınmamızı sağla! Amin!

Allahım! İlmimi, imanımı ve yakînimi artır; kalplerimizi din-i İslam üzere sabit kıl. Amin!
Önceden düzgün ve salih olan bir şeyin bu vasıflarını kaybederek değişmesi ve bozulmasına fesat denir. Bu nedenle abdesti, namazı ve orucu bozan şeylere “müfsitler” adı verilmiştir. Fesat salah ve ıslahın zıddıdır. Fesat kökünden türeyen mefsedet kelimesinin zıddı da maslahattır. Fesadın karşıtı sulh ve salahtır. Sulh, barış ve salah iyi olma halidir. Çoğulu ise maslahattır. Maslahat insan ve toplum için faydalı ve iyi olan şeylerin tamamına verilen bir isimdir. İslam bilginleri dinin amaçlarını dini, canı, malı, aklı ve nefsi korumak ve bunlar için iyi olanı ortaya koymak olarak anlamış ve anlatmışlardır.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Fesat, ıslah edeyim derken daha da fena yapmak ve bozmak anlamına gelen bir deyimdir. Nitekim münafıklar yeryüzünde fesat çıkarttıkları zaman onlara “yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman onlar bizler ıslah edicileriz derler.” (Bakara, 2:11) ayeti ile ifade edilmektedir. Genellikle cahil, aptal ve kötü niyetliler iyi olanı yapıyoruz, ıslah ediyoruz derken ifsat ederler. Ahmaklık alameti “iyiyi yapıyorum derken kötüyü yapmak” “kaş yapayım derken göz çıkarmaktır.” Cahil olanlar bilmeden iyi yapıyoruz derken kötüyü yaparlar. Münafıklar ise kasıtlı olarak insanlara kötü olan ve sonucu kötüye çıkan iyi şeyleri tavsiye ederek ve yaptırarak fesada sebep olurlar. Şeytan ise hiçbir zaman insana bu kötüdür bunun için yapın demez; bilakis başında iyi gibi gözüken ve sonunda kötü olan şeyleri akıllarında uygun bir şekilde onlara fısıldayarak, bazen de faydalı diyerek yaptırır. Bu nedenle “her kötülük iyi niyetten çıkar” “her kötülüğün anası cahillik ve saflıktır” denilmiştir.

Yeryüzünde her şey Allah’ın adil kanunları çerçevesinde meydana geldiği için mükemmeldir. İnsan elinin değmediği yerlerdeki mükemmel adalet ve temizliğin sebebi budur. İnsanın girdiği yerde ise her türlü adaletsizlik ve kirlilik ortaya çıkmaktadır ki bu insanın fesadını anlatmak için yeterlidir. Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünde karada ve denizde fesat ortaya çıktı” (Rum, 30:41) ayeti bunu veciz bir şekilde ifade etmektedir.

Fesadın çoğu idarecilerden ve çıkardığı buyruk ve yasalardan kaynaklanır. Zira bir kişinin fesadı belli bir çevreye tesir eder; ama çıkarılan bir buyruk ve yasa tüm milleti fesada sürükler. Yüce Allah bu hususu “İnanmayanları idareye geçirdiğimiz zaman onlar hemen ekini ve nesli helak etmeye ve yeryüzünde fesat çıkarmaya koşarlar. Allah bozguncuları ve müfsitleri sevmez.” (Bakara, 2:205) “bir beldeye girdikleri zaman o beldeyi perişan eder, harap ederler ve beldede bulunan izzetlileri zelil ederler” (Neml, 27: 34) ayetleri ile bize haber vermektedir. Yeryüzünde huzuru bozan fesatçılara karşı muslihlerin, yani ıslah edicilerin birbirlerine yardım etmeleri gerekir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “İnkârcılar birbirlerinin yardımcılarıdır. Siz ıslah edici mü’minler olarak birbirinize yardımcı olmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur” (Enfal, 8:73) buyurarak salihlerin ve iyilerin de birbirlerine yardımcı olmalarını istemektedir.

Peygamberimiz (sav) hadislerinde fesadın “Bir şeyin bozulması ve istikametten ayrılması” (Tirmizi, Fiten, 13, 27; Ebu Davud, Cihad, 24) “Fitne ve huzursuzluk çıkarmak” (Buhari, Fiten, 21; Hudud, 31) “İki kişinin arasındaki dostluk ve sevgiyi ortadan kaldırmak ve aralarını ayırmak ve birbirine düşürmek” (Darimî, Rikak, 7; Tirmizi, Kıyame, 56) “İbadetleri bozmak” (Buhari, Ezan, 58; Vudu, 69; Salat, 15) anlamlarında olduğunu ifade etmiştir.

İslam bilginleri yeryüzünde fesat çıkarmanın “insanlar arasında Allah’a isyanı ortaya çıkarmak” anlamında olduğunu söylerler. Allah’a isyanı ortaya çıkarmak yeryüzünde fesat çıkarmaktır. Zira Allah’ın insanlara emir ve tavsiyeleri daima hayır ve iyi olan, adil ve doğru olan şeylerdir. Elbette bunlara aykırı olan her şey bu yüce emirleri ve insanlığı hayra sevk eden değerleri, namazı ve abdesti bozan şeyler gibi bozup ifsat edeceği için barış ve huzur ortamını ortadan kaldırarak toplum düzenini ve insanın istikametini bozar. İnsanlar arasında adalet ve hakkaniyet kalkar, zulüm ve haksızlık yayılır, kan dökülür, anarşi ve terör yeryüzüne hâkim olur. İşte fesat da budur. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerimde “fesat” kelimesi “bozgunculuk, anarşi ve istikrarsızlık” anlamında geçmiştir.

İnsanlar daime idarecilerinin yolundadırlar. Bu nedenle idarecinin fasık ve müfsit olması halkın da böyle olmasına, idarecinin salih olması da halkın da böyle olmasına sebeptir.

1 Fesadın Sebepleri:
Fesadın sebeplerinin başında cehalettir. Bir şeyin mahiyetini bilmeyen ve zanla hüküm verenler genellikle fesada sebep olurlar. Bir diğer sebep ise “garar” yani aldanma ve aldatmadır. Ayrıca zorlama yani “ikrah” fesat sebebidir. İslamda esas olan hürriyettir. İnsanların hak ve hürriyetlerinin gerek yasal yollarla, gerekse başka sebeplerle zorla engellenmesi fesat sebebidir.

2 Fesada Sebep Olan Ameller:
2.1. Fesadın en büyük sebebi Allah’ı inkârdır. İnkârcılar Allah’ı bilmedikleri için inkâr ettikleri gibi insanları Allah’a inanmak ve ibadet etmekten alıkoymaya çalışarak da çok büyük fesada, anarşi ve teröre sebep olmaktadırlar. Nitekim yüce Allah “İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyanlara bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz” (Nahl, 16:88) buyurmaktadır.

Peygamberlerin görevi insanların inançlarını düzeltmektir. Zira inancı düzgün olmayanın düşüncesi doğru olmaz. Doğru düşünmeyen insan elbette doğru davranmaz. İnanç fikre ve düşünceye, düşünce amele etki eder. İnsanların ıslahı her şeyden önce inançlarını düzeltmekten geçtiği için peygamberler öncelikli olarak iman üzerinde dururlar. Allah’ı bilen ve ondan korkan elbette her konuda haksızlık ve günahtan sakınır. Böylece hem birey, hem toplum ıslah edilir.

2.2. Fesadın sebebi insan haklarını ihlal etmektir: Bunların başında insanın hayat hakkının ihlalidir. Yüce Allah insanı yaratacağım diyince melekler “Yeryüzünde fesat çıkaracak ve kan dökecek olanları mı yaratacaksın?” (Bakara, 2:30) diye insanın en büyük fesat sebebi olan “kan dökme” fiiline dikkatleri çekmiştir. Çünkü en büyük fesat kan dökmeden kaynaklanır. Bu nedenle yüce Allah bir insanı haksız yere öldürmek bütün insanları öldürmekle eş değer sayar. (Maide, 5:32)

Din ve Vicdan Hürriyet, Fikir Hürriyeti, Eğitim Hak ve Hürriyeti gibi diğer bütün insan haklarının ihlali de fesat sebebidir. Herkesin görevi bu hak ve hürriyetleri korumak ve korunmasına yardım etmek olmalıdır ki yeryüzü ıslah olsun.

2.3. Allah’ın yasakladığı fiilleri işlemek yeryüzünde fesada sebeptir: Hırsızlık, ölçü ve tartıda hile yapmak, her nevi israf ve aşırılık, cana, mala, namusa tecavüz ve bozuk fikir ve düşünceleri yaymaya çalışmak fesada sebeptir. (Yusuf, 12:73; Şuara, 26:151-152) Ayrıca iktidar hırsı ve baş olma sevdası da fesat sebebidir. (Neml, 27:34) Bu nedenle İslam bilginleri “Bütün kötülükler baş olma sevdasından kaynaklanır” demişlerdir. Ayrıca akrabalık bağlarını koparmak (Muhammed, 47:22) yalan söylemek (Ahzap, 33:70-71) mal biriktirerek onunla övünmek (Kasas, 28:77) gibi gayr-i ahlâki davranışlar da fesat sebebidir.

3. İfsat Nasıl Ortadan Kaldırılabilir?
Yüce Allah kâinatı yaratıp her şeyi dengeli ve ölçülü bir şekilde mükemmel yarattıktan sonra insanoğlunu dünyaya iskân etti. İnsansa nefis ve bencillik olduğu için bu yönü ile şeytanı dinleyen insanlar yeryüzünde bozgunculuk yapmaya başladılar. Bunun üzerine yüce Allah insanların ıslahı için kendi içlerinden peygamberler göndererek onlara hidayet yollarını gösterdi. (Araf, 7:35) Peygamberlerin sözlerine kulak veren Salihler için mükafat olarak cennet, şerirler, fasitler ve fasıklar için de cehennemi hazırladığını haber verdi.

Fesadın ortadan kalkması ve salahın yeryüzünde hakim olması ancak peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna girmek, Allah’ın farz kıldığı şeyleri yapmak ve yasakladığı ve haram kıldığı şeyleri terk etmekle mümkündür. Bu nedenle yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde pek çok ayetinde kullarından imandan sonra “Salih amel” istemektedir. Salih amel ise farzları yapmak ve haramlardan kaçmaktır.

İnsanlar içinde insanların hayrına çalışan Salih olanlar ve insanları ıslah edenler “şirk koşmadan Allah’a iman eden, (Kehf, 18:110) Allah’ın kitabına sarılan, emirlerini yapan ve yasaklarından kaçanlar, (Araf, 7:170) cehaletten ve kötülüklerden arınmaya çalışanlar, (İsra, 17:9) mü’min kardeşlerinin arasını ıslah etme gayretinde olanlar, (Hucurat, 49:10) Allah yolunda açlığa ve susuzluğa katlanarak mücadele edenler, (Tövbe, 9:120) İyiliği emredip kötülüğü yasaklayan ve hayır işlerine koşanlardır. (Al-i İmran, 3:114)

Bu sayılan vasıfları taşıyanlar insanları hayra ve hidayete davet ederler ve bunun karşılığında herhangi bir ücret talebinde bulunmazlar. Bizim mükafatımızı Allah verir, biz ancak ondan bekleriz (Yunus, 10:72) diyenlerdir. Yüce Allah da kullarına “Sizden ücret istemeyenlere uyun. Hidayet ehli olanlar onlardır” (Yasin, 36:21) ferman ederek din hizmetleri karşılığında ücret istemeyen ve almayanların hak ve hidayet üzere olduğunu bize haber vermiş ve onların peşinden gitmemiz istenmiştir.

Allah yeryüzünün ıslahı ve nefislerin ıslahını insana görev olarak yüklemiştir. Fesada sürükleyen nefistir ve nefis bencillik, şehvet ve menfaat kulağı ile şeytanı dinler ve fesada sürüklenir. Islaha da insanın ihtiyacı vardır ve bunu her insan ve her toplum yapmak durumundadır. Ders çalışmayan ve cehaletten kurtulmak istemeyen öğrenciye öğretmenin yapacağı bir şey yoktur. İnsan öncelikli olarak kendisini ıslah edecektir ki Allah da onun durumunu ve toplumu düzeltsin. Kur’ân-ı Kerim “Bir toplum kendisini düzeltmedikçe Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez” (Enfal, 8:53; Râd, 13:11) buyurarak insanın sorumluluk alanına dikkatleri çekmiştir.

Allah yeryüzüne Salihleri hâkim kılmak ve yeryüzünü Salih kullarına varis kılmak istemektedir. (Enbiya, 21:105) insanların kurtuluşa ve mutluluğa ulaşmasını istemektedir. (Tövbe, 9:20-22) Bunu insanların da istemesi gerekmektedir. İnsan niyet, istek, gayret ve çaba gösterecektir ki Allah da ona yardım etsin. İnsan bu çabayı göstermediği sürece Allah ona neden yardım etsin. İnsanın istemeden yapmaya mecbur olması zorlama ve zorbalıktır. Zorlama ve zorbalık ise zulümdür. Allah zulümden münezzeh olduğu için dünyada insanı hür olarak yaratmıştır. Bu nedenle adil olan hürriyet içinde ibadet, hürriyet içinde gelişme ve iyiye yönelmedir. Burada insan irade ve hürriyetine verilen değer vardır. Sonuçta ise zaten mükafat ve ceza vardır ve insan bunu bilerek tercih ettiği için cennet fazl-ı ilâhi ve cehennem adalet-i rabbani olmaktadır.

4. İmanın Tesir Etmesi ve Salih Amelin Fayda Vermesi:
İnsanın imandan ve Salih amelinden istifade etmesi için imanını şüphelerden ve nifaktan, amelini de riya ve fesada götüren fiillerden koruması gerekir. Yoksa ne imanından istifade eder ve ne de amelinin hayrını göremez. Bütün yaptıkları yok olup gider. Nitekim Hz. Aişe (ra) peygamberinize sordu: “Ya Resulallah insanların Allah katında dereceleri neye göredir?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Akıllarına göredir” buyurdular. Hz. Aişe (ra) “Amellerine ve ibadetlerine göre değil midir?” diye soruyu tekrar etti. Peygamberimiz (sav) “Yâ Aişe! Nice ahmak ve aptallar vardır ki bir ömür boyunca yaptıkları hayır ve ibadetlerini bir anda yok ederler. Bu nedenle kişinin Allah katında derecesi de ibadetteki sevabı da akıllarına göredir” buyurdular.

Başa kakmak sadakanın sevabını yok ettiği gibi, ibadette farzlarda yapılan ihmal ibadeti iptal ve ifsat eder. Namazı ve orucu bozan şeyler de namazı ve orucu ifsat eder. Aynı şekilde imandan sonra küfre dönmek ve şirke düşmek yapılan bütün hayır ve ibadetlerin sevabını boşa çıkarır. (Bakara, 2:217) Bu nedenle İslam bilginleri “İman etmek yeterli değildir; önemli olan imanı korumak ve imanla kabre girmektir” demişlerdir. Yine İslam bilginleri (sav) “Amellerde ve imanda itibar sonucadır. Sonuçta imanla kabre girmedikten sonra yapılan bütün ibadetler boşa gider” demişlerdir.

Kul imanı korumakla beraber fıska, harama ve sefahate giriyorsa bu imanın zaafından ve tesir etmemesinden kaynaklanır. İman kişiye tesir etmezse hayat zahiri ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. (Sözler, 145) Hem dünyada insanı sıkıntı ve üzüntü içinde bırakır, hem de ahirette büyük bir azaba sebep olur.

İmanın tesiri amelde kendisini gösterir. Amelin kabul olması ise farzlarına riayet etmek, ibadeti ibadet olmaktan çıkaran ve bozan şeylerden sakınmak, Allah rızasına niyet ederek yapmak ve ihlâsla amelinden dolayı dünyevi bir çıkar ve bir beklenti içine girmemesi gerekir. İmanın amele tesir etmesi için ise sahih olması ve kuvvetli olması gerekir. Sahih ve sağlam olmayan iman kişiyi dalalete atar. Kuvvetli olmayan bir iman da kişiyi farzları yapmaya ve haramlardan kaçmaya zorlamaz. İman amele amel de ahlaka tesir eder. İmanı kuvvetlendirmek için ise Risale-i Nur eczalarını anlayarak defalarca okumak gerekir.

Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et. Batılı da batıl olarak göster ve ondan sakınmamızı sağla! Amin!

Allahım! İlmimi, imanımı ve yakînimi artır; kalplerimizi din-i İslam üzere sabit kıl. Amin!
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
fesat, kimdir, müfsit, nedir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Din Nedir Dindar Kimdir ? Liaaa Meal , Fıkıh ve Dini Sorular 0 27 Ocak 2012 16:30
Biyografi nedir?.. (Who's Who? (Kim Kimdir?) Sevda Biyografiler 0 21 Kasım 2011 02:56
Osho Kimdir Nedir. Chelt Ekstra 1 13 Kasım 2010 14:57
Anne Kimdir/Nedir? Kan Serbest Kürsü 0 07 Mayıs 2008 11:01