IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Mart 2016, 10:09   #1
Çevrimiçi
Bazı insanlar şefaati inkar ediyorlar. Şefaat hak mıdır?


-- Sponsor Baglantı --


Soru: Bazı insanlar şefaati inkar ediyorlar. Şefaat hak mıdır? Ayet ve hadislerden delilleri nelerdir?

Kıyamet Günü; peygamberler, sahabeler, veliler ve müminlerin Allah-u Zülcelal’e yalvararak, bir Müslümanın azaptan kurtulmasına vesile olmasına ‘şefaat’ denir.

Şefaatin hak olduğu ayet ve hadislerle sabittir. Bazı sapık itikadi fırkalar şefaati inkar cihetine gitmişlerdir. Halbuki Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez." (Taha; 109) Başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyrulmuştur: "Onlar Allah'ın razı olduklarından başkasına şefaat etmezler." (Enbiya; 28)

Enes radıyallahu anh'tan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Her Peygamber'in ümmetine yapacağı duaları vardır. Ben, duamı ümmetime şefaat etmek için ahirete bıraktım." (Buhari, Müslim)

Ümmü Habibe radıyallahu anha'dan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra ümmetimin karşılaşacağı felaketler ve birbirlerinin kanlarını dökecekleri bana (mana âleminde) gösterildi. Bu hal beni üzdü. Daha önce geçen ümmetlerde olduğu gibi, ümmetimin başına gelecekler de Allah'ın takdiridir. Allah'tan kıyamet gününde ümmetime şefaat etmemi istedim. O da kabul etti." (Beyhaki)

Enes (ra)'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa aleyhisselam gelerek: "Ya Muhammed! İşte bütün Peygamberler sana ricaya geldiler. Allah'ın ümmetleri -amellerine göre- ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar." der. O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler. Mü'minlere serin bir hava olurken kafirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. İsa'ya:

"Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle!" der giderim. Arş-ı Alâ'nın altına varınca hiçbir meleğin ve hiçbir Peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada Allah, Cibril'e vahy ederek (emir vererek): "Git Muhammed'e: Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaât et. Şefaatin kabul olunacaktır de." buyurur.

O zaman ümmetime şefaat ederim. Önce -şefaate hak kazananlardan- her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabb'ime yalvarmaya devam ederim. Hatta Rabb'im bana: "Ümmetinden bir gün dahi gönülden "Lâ ilâhe illallah" deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!" deyinceye kadar yerimden kalkmam." (Ahmed bin Hanbel)

Enes bin Malik (ra)'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde bir kişi mutlaka iki, üç kişiye şefaat eder." (Bezzar)

Enes radıyallahu anh'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir." (Ebu Davud, Bezzar, Taberani, İbn Hıbban, Beyhaki)

Beş kısım şefaat vardır:

Birincisi, insanları haşir meydanından kurtarmak içindir. Bu, Hz. Peygamber (sav)'e hastır.
İkincisi, insanların hesapsız olarak cennete girmesi içindir. Bu da Hz. Peygamber (sav)'e hastır.
Üçüncüsü, (bu ümmetten) ateş kendilerine vacip olmuş kişilere Hz. Peygamber (sav) ve Allah-u Zülcelal'in istediği evliyalar şefaat yaparak onları ateşten kurtaracaktır.
Dördüncüsü, cennet ehline derecelerinin daha yükselmesi için şefaat vardır.
Beşincisi, günahkârlardan ateşe girmiş olanlar için Peygamber efendimiz, diğer Peygamberler, melaikeler ve onların mü'min kardeşleri onlara şefaat edip, cehennem ateşinden çıkaracaklardır.

Sonra Allah-u Zülcelal tek bir kelime-i tevhid söyleyen kulları şefaatsiz olarak cehennemden çıkaracak yalnız kafirler cehennemde kalacaktır. Bu yazdığımız ayet ve hadisler şefaatin hak olduğuna dair apaçık delillerdir.

Bilindiği gibi, bazı sapık fırkalar herhangi bir şer’i (dini) delile dayanmadan, şahsî te'villerle şefaati inkar cihetine gitmişlerdir. Ehl-i Sünnet uleması şefaatin hak olduğunda ittifak eder.

Bu mevzu üzerine Nevevî, Kâdı İyaz'dan şu açıklamayı kaydeder:
"Ehl-i Sünnet'e göre şefaat aklen câizdir. Nakli deliller açısından da vacibtir, çünkü: "O gün Rahmân'ın izin verip sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez." (Tâhâ; 109) ayeti ile:

"Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler..." (Enbiya; 28) ayeti ve emsali ayetler açık bir surette şefaatten bahsetmektedir.

Ayrıca Resulullah (sav) de pek çok hadiste şefaatten bahsetmiş, haber vermiştir. Ahirette günahkar Müslümanlar hakkında şefaatin sıhhati hususunda gelen rivayetlerin toplamı tevatür derecesine ulaşır. Selef-i salihin ve ondan sonra gelen ehl-i sünnet uleması bu hususta icma etmiştir. Ancak Mutezile'den bazıları ile Hâricîler şefaati inkar etmiştir. Onlar günahkarların cehennemde ebedî kalacakları görüşündedirler. Bu hükme giderken: "Onlara şefaat edicilerin şefaati fayda vermez." (Müddessir; 48)

"Artık zalimler için ne bir candan dost vardır, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi…" (Mü'min; 18) gibi ayetlerle ihtirac etmişlerdir. Halbuki bu ayetler kâfirler hakkındadır. Denildiği gibi bu ayet ve hadisler gerçeği apaçık bir şekilde inkarcıların yüzüne vurmaktadır.

Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi; Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhani Yayınları, 3. baskı, Konya, 2006.
Soru: Bazı insanlar şefaati inkar ediyorlar. Şefaat hak mıdır? Ayet ve hadislerden delilleri nelerdir?

Kıyamet Günü; peygamberler, sahabeler, veliler ve müminlerin Allah-u Zülcelal’e yalvararak, bir Müslümanın azaptan kurtulmasına vesile olmasına ‘şefaat’ denir.

Şefaatin hak olduğu ayet ve hadislerle sabittir. Bazı sapık itikadi fırkalar şefaati inkar cihetine gitmişlerdir. Halbuki Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez." (Taha; 109) Başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyrulmuştur: "Onlar Allah'ın razı olduklarından başkasına şefaat etmezler." (Enbiya; 28)

Enes radıyallahu anh'tan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Her Peygamber'in ümmetine yapacağı duaları vardır. Ben, duamı ümmetime şefaat etmek için ahirete bıraktım." (Buhari, Müslim)

Ümmü Habibe radıyallahu anha'dan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra ümmetimin karşılaşacağı felaketler ve birbirlerinin kanlarını dökecekleri bana (mana âleminde) gösterildi. Bu hal beni üzdü. Daha önce geçen ümmetlerde olduğu gibi, ümmetimin başına gelecekler de Allah'ın takdiridir. Allah'tan kıyamet gününde ümmetime şefaat etmemi istedim. O da kabul etti." (Beyhaki)

Enes (ra)'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa aleyhisselam gelerek: "Ya Muhammed! İşte bütün Peygamberler sana ricaya geldiler. Allah'ın ümmetleri -amellerine göre- ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar." der. O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler. Mü'minlere serin bir hava olurken kafirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. İsa'ya:

"Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle!" der giderim. Arş-ı Alâ'nın altına varınca hiçbir meleğin ve hiçbir Peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada Allah, Cibril'e vahy ederek (emir vererek): "Git Muhammed'e: Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaât et. Şefaatin kabul olunacaktır de." buyurur.

O zaman ümmetime şefaat ederim. Önce -şefaate hak kazananlardan- her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabb'ime yalvarmaya devam ederim. Hatta Rabb'im bana: "Ümmetinden bir gün dahi gönülden "Lâ ilâhe illallah" deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!" deyinceye kadar yerimden kalkmam." (Ahmed bin Hanbel)

Enes bin Malik (ra)'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde bir kişi mutlaka iki, üç kişiye şefaat eder." (Bezzar)

Enes radıyallahu anh'tan rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir." (Ebu Davud, Bezzar, Taberani, İbn Hıbban, Beyhaki)

Beş kısım şefaat vardır:

Birincisi, insanları haşir meydanından kurtarmak içindir. Bu, Hz. Peygamber (sav)'e hastır.
İkincisi, insanların hesapsız olarak cennete girmesi içindir. Bu da Hz. Peygamber (sav)'e hastır.
Üçüncüsü, (bu ümmetten) ateş kendilerine vacip olmuş kişilere Hz. Peygamber (sav) ve Allah-u Zülcelal'in istediği evliyalar şefaat yaparak onları ateşten kurtaracaktır.
Dördüncüsü, cennet ehline derecelerinin daha yükselmesi için şefaat vardır.
Beşincisi, günahkârlardan ateşe girmiş olanlar için Peygamber efendimiz, diğer Peygamberler, melaikeler ve onların mü'min kardeşleri onlara şefaat edip, cehennem ateşinden çıkaracaklardır.

Sonra Allah-u Zülcelal tek bir kelime-i tevhid söyleyen kulları şefaatsiz olarak cehennemden çıkaracak yalnız kafirler cehennemde kalacaktır. Bu yazdığımız ayet ve hadisler şefaatin hak olduğuna dair apaçık delillerdir.

Bilindiği gibi, bazı sapık fırkalar herhangi bir şer’i (dini) delile dayanmadan, şahsî te'villerle şefaati inkar cihetine gitmişlerdir. Ehl-i Sünnet uleması şefaatin hak olduğunda ittifak eder.

Bu mevzu üzerine Nevevî, Kâdı İyaz'dan şu açıklamayı kaydeder:
"Ehl-i Sünnet'e göre şefaat aklen câizdir. Nakli deliller açısından da vacibtir, çünkü: "O gün Rahmân'ın izin verip sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez." (Tâhâ; 109) ayeti ile:

"Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler..." (Enbiya; 28) ayeti ve emsali ayetler açık bir surette şefaatten bahsetmektedir.

Ayrıca Resulullah (sav) de pek çok hadiste şefaatten bahsetmiş, haber vermiştir. Ahirette günahkar Müslümanlar hakkında şefaatin sıhhati hususunda gelen rivayetlerin toplamı tevatür derecesine ulaşır. Selef-i salihin ve ondan sonra gelen ehl-i sünnet uleması bu hususta icma etmiştir. Ancak Mutezile'den bazıları ile Hâricîler şefaati inkar etmiştir. Onlar günahkarların cehennemde ebedî kalacakları görüşündedirler. Bu hükme giderken: "Onlara şefaat edicilerin şefaati fayda vermez." (Müddessir; 48)

"Artık zalimler için ne bir candan dost vardır, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi…" (Mü'min; 18) gibi ayetlerle ihtirac etmişlerdir. Halbuki bu ayetler kâfirler hakkındadır. Denildiği gibi bu ayet ve hadisler gerçeği apaçık bir şekilde inkarcıların yüzüne vurmaktadır.

Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi; Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhani Yayınları, 3. baskı, Konya, 2006.
__________________
SusKun ve Sessiz Mürekkep...
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
bazı insanlar şefaati inkar ediyorlar. şefaat hak mıdır?

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık