IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Ocak 2016, 12:58   #1
Çevrimiçi
Kübik simetrili Zarflı RNA virusları




Toga- ve Flaviviridae
Arbovirus (artropod born), kan emen artropod konakçılar ile omurgalı konakçılarda çoğalma siklusuna sahip viruslar için kullanılan bir deyimdir. Artropodlarla bulaşan çok sayıda virus, önceleri serolojik yöntemler ile sınıflandırılmış daha sonra fizikokimyasal ve morfolojik özellikleri belirlenerek Togaviridae familyası içinde ayrı ayrı Alfavirus ve Flavivirus olmak üzere iki ana serogrupta toplanmışlardır.

Diğer serogrup ve serolojik olarak farklı arboviruslar; Bunyaviridae, Rhabdoviridae, Reoviridae (orbivirus) aileleri içinde sınıflandırılmışlardır.

Togaviridae familyasındaki arboviruslar ile benzer özellikler gösteren ancak arbo olmayan bazı viruslar Rubivirus, Pestivirus ve Arterivirus cinsleri içinde bu aile içine dahil edilmişlerdir.
Replikasyon stratejileri farklı olan bazı viruslar Flavivirus cinsi içinde Flaviviridae ailesi içinde sınıflandırılmışlardır.

Evcil hayvanlarda hastalığa neden olan Toga- ve Flaviviruslar
Cins Virus Bulaşma Konakçı Hastalık
Alfavirus Doğu at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ensefalitis
Batı at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ensefalitis
Venezuela at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ateşli enfeksiyon ve Ensefalitis
Getah virus Sivrisinek At Ateşli enfeksiyon
Pestivirus Sığır viral diyare Solunum, temas kongenital Sığır Generalize enfeksiyon, solunum ve genital sist. belirtiler ve ishal
Solunum,temas, kongenital Koyun Border hastalığı, kongenital
Domuz kolerası Solunum,temas, kongenital Domuz Generalize enfeksiyon
Arterivirus At arteritis Solunum,temas, kongenital At Generalize enfeksiyon, abortus
Flavivirus Sıçrama hastalığı (Louping ill) Kene Koyun (insan) Ensefalitis
Wesselbron hastalık Sivrisinek Koyun (insan) Generalize enfeksiyon, abortus
Japon ensefalitis Sivrisinek Domuz (insan) Ensefalitis, abortus

Togavirus ve Flavivirusların özellikleri
Togavirus ve flavivirus virionlarının morfolojileri birbirine oldukça benzer fakat her biri farklı genomik yapıya ve çoğalma stratejisine sahiptir.
Alfavirus ve arteriviruslar 60-70 nm, flavivirus ve pestiviruslar 40-50 nm çapında küresel virionlardır.
Virion, ikozahedral kapsid ve onu çevreleyen birbirine sıkıca sarılı çift katlı lipid zarf’tan oluşmaktadır. Zarfın yapısında glikoprotein peplomerler bulunur.
Togavirusların zarfında E1 (45-53 K) ve E2 (53-59 K) olmak üzere iki farklı glikoprotein bulunmaktadır. Bu antijenler alfavirus serogrup ve altgrupları için spesifik olup nötralizan antikorlar ile reaksiyon verirler. Ayrıca 29-36 K’lık kapsid proteini de bulunmaktadır.
Flavivirusların zarfında ise 50-60 kDa’luk nötralizan antikor oluşumuna neden olan tek bir E glikoprotein bulunmaktadır. Zarfta glikolizlenmemiş 8 K’lık M protein de vardır. Ayrıca 14 K’lık C kapsid proteini de bulunmaktadır.
Togaviruslar stoplazmada çoğalır ve budding yolu ile hücreyi terk eder. Flaviviruslar ise stoplazma içinde çoğalır ancak olgunlaşma stoplazmik vesiküller içinde olur.
Toga ve flaviviruslar çevre koşullarına dayanıklı değildir ve dezenfektanlar ile kolayca inaktive edilirler.
Alfaviruslar ve flaviviruslar Vero (Afrika yeşil maymun böbrek) hücreleri, BHK 1 (bebek hamster böbreği) hücreleri, tavuk ve ördek embriyo fibroblastları ve sivrisinek hücrelerinde çoğalır ve sitopatik etki oluşturur.
Pestivirus ve arteriviruslar konakçılarından hazırlanan hücre kültürlerinde çoğalmaktadır. Sığır viral diyare virusu sığır embriyonik böbrek hücrelerinde, domuz kolera virusu ise domuzların lenfoid veya böbrek hücrelerinde çoğalmaktadır.
Bu viruslar bu hücrelerde çoğu zaman sitopatik etki oluşturmamaktadır. Bu nedenle virusun hücre kültüründe varlığı ancak immunofloresan veya immunoperoksidaz gibi indirek yöntemler ile tespit edilebilmektedir.

Alfa- ve Flavivirusların Patogenezisi
Ensefalitis, bu virus gruplarının neden olduğu enfeksiyonlarda görülen en önemli klinik bulgudur. Bir arbovirus canlıya enfekte olan bir artropod vektörün ısırması ile girer ve virus girdiği yere yakın hücrelerde ve/veya ısırığın olduğu yere yakın olan (lenfatik akımla ulaştığı) lenf nodüllerinde çoğalır. Buradan kana geçen virus sinir sistemi dışındaki belli doku ve organlara yayılır ve virus canlıda yüksek titreye ulaşır (sekonder viremi). Sinir sistemi dışında doku ve organlardaki enfeksiyon doğrudan doğruya klinik hastalığa neden olabilir. Örneğin;
Venezuella At Ensefalitis (VEE) virusun lenfoid dokularda ve belki de çizgili kaslarda ve bağ dokuda çoğalması ile ateşli bir hastalık ortaya çıkar.
Sarı humma virusun hepatositlerde çoğalması insanlardaki hastalığın nedenidir.
Arbovirusların neden olduğu hastalıkların patogenezisinde önemli olduğu bilinen diğer organlar kalp kası, pankreas epitelyumu ve lenfoid dokulardır.
Virusun merkezi sinir sistemine girişi çeşitli şekillerde olmaktadır.
Ensefalitis olguları Alfavirus ve flavivirusların büyük olasılıkla hematojen yolla yayılması sonucu olmaktadır. Virus, MSS’e çeşitli yollardan geçmektedir.
1. Merkezi sinir sistemindeki kapillar damar endotel hücreleri aracılığı ile pasif diffuzyon
2. Damar endotel hücrelerinde çoğalan virusun serbest kalarak MSS paranşimasına geçmesi
3. Koroid pleksus ve ependim’in enfeksiyonu sonucu virusun cerebrospinal sıvıya geçmesi
4. Virusun, yangı veya lenfoid hücreler aracılığı ile MSS paranşimasına ulaşması

Son yıllarda immunofloresan yöntemi ile yapılan çalışmalar, geçici viremi görülen hayvanlarda virus titresinin düşük olduğunu ve Flavivirusların, koku-duyu (olfactor) epitelinde yoğun bir şekilde çoğalabildiğini ve buradan aksonlar aracılığı ile beyin dokusuna yayılabildiğini göstermiştir.
MSS dokusuna ulaşan virus herhangi bir anatomik ve ****olojik engel ile karşılaşmadan MSS’deki hücrelerarası boşlukta yayılabilmektedir. Lezyonlar, nöyronların doğrudan doğruya infeksiyonu, tahribatı ve fonksiyonlarının bozulmasının sonucu olarak ortaya çıkar.
Virus MSS’de kalır ve tekrar dolaşıma geçmediğinden ensefalitis’in bulaşmada bir rolü bulunmamaktadır.

At ensefalitisi
Doğu, Batı ve Venezuella at ensefalitis viruslarının neden olduğu hastalıkların klinik belirtileri çok değişkenlik göstermektedir. İnfeksiyonlar subklinik veya hafif ateşle birlikte, iştahsızlık ve depresyon ile kendini gösterebilir.
Venezuella at ensefalitisinde (VAE) olduğu gibi yaygın sistemik hastalık daha çok sinirsel semptomlar ile kendini gösterir ve çoğu zaman ölümle sonuçlanır.
Doğu at ensefalitisinde; başın öne düşmesi dil, dudak ve kulakların sarkması ile karakterize depresyon hali daha şiddetlidir ve mortalite yak. % 90’a ulaşır.
BAE enfeksiyonlarında mortalite % 20-40, VAE’inde ise % 50-80 arasında değişiklik gösterir. Hastalığı geçiren hayvanlarda uzun süren bir koruyucu bağışıklık gelişir.
Laboratuar teşhisi
Hastalık sporadik olarak görüldüğünden ve Batı ve Doğu ensefalitis enfeksiyonlarının ilk mevsimsel vakalarının teşhisi önemli olduğundan, laboratuvar teşhisi gereklidir.
Virus izolasyonu için kandan ve beyin dokularından alınan örnekler hücre kültürü ve yavru farelere inokule edilir. Dokulardaki virus titresi ensefalitisin oluşumundan önce azaldığından genellikle negatif sonuç alınır.
Bir salgın durumunda sivrisineklerden etken izolasyonu yapılması çok daha yararlı olmaktadır.
VAE salgınlarında ise, klinik tanı genellikle yeterli olmaktadır. Erken ateşli dönemde kandan etken izolasyonu ile enfeksiyonun kesin teşhisi yapılabilir. Virus izolatlarının identifikasyonu serolojik yöntemler ile yapılmaktadır.
Olguların retrospektif tanısı (antikor tespiti) amacı ile serolojik testlerden yararlanılabilir. Serolojik testlerde kros reaksiyonlara bağlı yanıltıcı sonuç alınmasını önlemek için belli (4 hafta) aralıklarla alınan çift kan serumu örneklerindeki antikor titre artışının tespit edilmesi gerekir.

Kontrol
DAE, BAE ve VAE enfeksiyonlarının kontrolünde inaktif hücre kültürü aşılarından yararlanılmaktadır.VAE için canlı attenue aşılar da kullanılmaktadır. İnaktif bi- veya trivalan aşılar 7 gün arayla iki doz halinde her yıl bahar aylarında uygulanmaktadır. VAE canlı attenue aşılar daha uzun süre bağışıklık sağlamaktadır.
Salgınlar sırasında, kısa vadede vektör kontrolü amacı ile malation ve sentetik piretrin gibi insektisitler kullanılarak virus’un bulaşması önlenmektedir.
Bunun yanında At nakilleri yasaklanmaktadır.

İnsanlarda enfeksiyon
At ensefalitis virusları zoonotik olup insanlarda da hastalığa neden olur.
DAE virusu sporadik olarak ölümcül sinirsel semptomlarla karakterize enfeksiyona neden olur. Klinik olgularda ölüm oranı % 70’lere ulaşabilir.
BAE virusu genellikle daha hafif, ateşle seyreden sistemik bir enfeksiyona neden olmaktadır. Ölüm oranı yaklaşık % 1’dir.
VAE virusu sistemik, ateşli bir hastalığa neden olur. Klinik ensefalitis olgularının yaklaşık % 1’inde ölüm görülür. Sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde çocuklardaki olguların % 25-30’u ölümle sonuçlanabilir.




Sığırların Viral Diyaresi (BVD)
BVD ve Mukozal Hastalık (MH) birbirinden farklı iki hastalık sendromudur ve ilk olarak farklı hastalık olarak tanımlanmışlardır. Hastalıklara aynı etkenin neden olduğu 1959 yılında kanıtlanmış olmasına rağmen bu iki isim kullanılmıştır. Günümüzde hastalık, sığırların viral diyaresi ve etken ise (Togaviridae ailesi Pestivirus cinsi) BVD virus olarak tanımlanmaktadır. Hastalık, dünyada yaygın olarak görülen ve süt ve besi sığırcılığında ekonomik kayıplara neden olan önemli bir enfeksiyondur.

Epidemiyoloji ve Bulaşma
Virus, hayvandan hayvana, sürüden sürüye, idrar, ağız-burun akıntıları, dışkı ve atık fetus ile kontamine yemler ile indirek temasla bulaşır.
Virus akut ve/veya persiste enfekte hayvanlardan duyarlı hayvanlara direk olarak ta bulaşabilir.
Persiste enfekte olan bazı dişi hayvanlar cinsel olgunluğa kadar yaşabilir ve persiste enfekte yavrular doğurabilir.
Enfekte sürülerdeki hayvanların önemli bir kısmında bağışıklık gelişir. Sürüye yeni giren duyarlı hayvanlarda (düveler) sporadik olgular gözlenir.
Enfeksiyondan ari sürülere persiste enfekte bir hayvanın girmesi sürüde önemli kayıplara neden olur. Enfeksiyon, koyun ve keçi, domuz, geyik, bizon ve diğer ruminantlarda görüldüğünden bu türler duyarlı sığır sürüleri için enfeksiyon kaynağı olabilir.

Klinik özellikler
BVD olarak tanımlanan akut enfeksiyon her yaş duyarlı sığırda bir kaç gün süren ve hafif semptomlarla karakterize bir hastalıktır.
Mukozal hastalık olarak tanımlanan persiste enfeksiyon ise intra-uterin dönemde kazanılan, yüksek mortalite ve düşük bulaşma oranı ile spesifik immun-toleransın görüldüğü bir hastalıktır. Mukozal hastalık klinik olarak bir sürüde ilk olarak ateş, iştahsızlık, sulu diyare ve stomatitis eroziva ile kendini gösterir ve bazen pnömoni ve topallıkla ile komplike olur.
Klinik ve patolojik bulgular hayvanın yaşı ve gebelik durumuna göre değişiklik gösterir.
Gebe olmayan hayvanlardaki postnatal enfeksiyonlarda 5-7 günlük inkübasyon döneminden sonra ateş ve lökopeni görülür ancak çoğu zaman subklinik seyreder. Duyarlı sürülerde bazı hayvanlarda şiddetli ishal olguları görülebilir, bazı hayvanlarda göz-burun akıntısı, ağız mukozasında erozyonlar gibi klinik belirtiler görülür. Sürüde önemli ölçüde süt veriminde azalma vardır. Bu sığır viral diyaresi olarak tanımlanır. Hastalığın seyri sırasında bağışıklık sistemi baskılandığından özellikle genç hayvanlarda solunum ve sindirim sistemi ile ilgili fırsatçı enfeksiyonlar da görülür.
Enfeksiyonun duyarlı sığırlara persiste enfekte boğaların sperması ile bulaştığı durumlarda, çoğu zaman fark edilmeyen embriyo ölümleri ve geçici infertilite sorunları vardır.
Gebe hayvanlarda enfeksiyon virusun plasenta yolu ile fetus’u enfekte etmesiyle ile oluşur. Bu durumda fetus’un yaşı ve virus suşuna bağlı olarak; fetusun bağışıklık sitemi gelişmeden önce (gebeliğin 100. gününden önce) enfekte olduğu durumlarda, enfeksiyon fötus’un ölümü, mumifikasyonu, abortus, kongenital anomali, zayıf buzağı sendromu, veya klinik olarak normal buzağı doğumu ile sonuçlanabilir.
Fetus, yaşamaya devam ederse virusa karşı karşı tolerans gelişir ve o virus suşuna karşı immun yanıt oluşturamaz ve ömür boyu enfekte kalırlar. Bu buzağılarda virusa karşı antikor oluşmadığından sero-negatiftirler ancak fazla miktarda virusu salgıları ile çevreye yayarlar. Bu persiste tolerant enfeksiyon olarak tanımlanır. Bu durum, virusun sürüdeki duyarlı diğer sığırlara bulaşmasında çok önemli rol oynar. Bu hayvanlarda klinik Mukozal Hastalık ta görülebilir.
Fetus, gebeliğin 100-150. günleri arasında enfekte olduğunda serebral hiperplazi, serebrumda boşluk ve retinada displazi’ler gibi göz ve sinir sisteminin gelişimi ile ilgili bozukluklar ortaya çıkar.
Fetus, immun sistemi geliştikten sonra (gebeliğin yaklaşık 125. gününde) enfekte olduğunda yaşamaya devam ederse genellikle virusa karşı nötralizan antikorlar oluşturur ve virusu elimine eder.
Persiste enfekte sığırlar; virusun yeni bulaştığı sürülerde bir sonraki buzağılama döneminde doğan buzağıların önemli bir kısmı persiste enfekte olabilir. Bu buzağılarda mukozal hastalığa bağlı ölüm oranı ilk yıllarda % 50’ye ulaşabilir.
Kronik ateş, iştahsızlık, sulu ishal, burun akıntısı, eroziv ve ülseratif stomatitis bu buzağılarda görülen başlıca klinik belirtilerdir. Ölümler dehidrasyon’a bağlı olarak birkaç hafta veya ay içinde gerçekleşir.
Makrokobik patolojik bulgu olarak; ağızdan abomazuma kadar çok sayıda erozyon ve barsaklarda hiperemi ve hemoraji gözlenir.

Laboratuvar teşhisi
Teşhis, hastalığın sürü hikayesi, klinik belirtiler, sürünün verim kayıtlarının incelenmesi ve makroskobik ve histopatolojik bulgulara göre yapılabilir. Oral lezyonların varlığı hastalıktan şüphe ettirir.
Kesin teşhis hücre kültüründe virus izolasyonu ve dokularda antijen ve antikor teşhisine yönelik serolojik yöntemler (ELISA vs.) kullanılarak yapılır.
Virus izolasyonu amacı ile laboratuvara dışkı, burun akıntıları, otopside alınan kan ve doku örnekleri ile atık fetus gönderilir.
Virus hücre kültürlerinde sitopatik etki göstermediğinden virusun hücre kültüründe varlığı immunofloresan yöntemi ile tespit edilir. Aynı yöntem, dokulardaki viral antijenlerin tespitinde de kullanılabilir.
Ayrıca akut ve iyileşme döneminde ayrı ayrı alınacak kan örneklerinde spesifik antikorlar nötralizasyon testi ile tespit edilebilir.
Seronegatif sonuçların değerlendirilmesinde persiste enfekte tolerant hayvanların seronegatif oldukları unutulmamalıdır.

Koruma ve Kontrol
Hastalığın, özellikle besi ve süt sığır sürülerinde önemli ekonomik kayıplara neden olmasına rağmen etkili bir kontrol yöntemi yoktur. En önemlisi sürüde persiste enfekte sığırların varlığını önlemektir. Bu nedenle bu tür hayvanların tespit edilerek sürüden uzaklaştırılması gerekir.
Bir çok bölgede enfeksiyonun kontrolü için sadece aşılama yönteminden yararlanılmaktadır. Ancak kullanılan aşıların bazı olumsuz etkileri vardır. İnaktif aşılar ile edilen başarı sınırlıdır. Hücre kültüründe hazırlanan attenue canlı virus aşılar daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Canlı aşıların kullanılmasında bazı olumsuz sonuçlar vardır.
1. Aşı suşunun yetersiz attenuasyonu veya aşı hazırlanırken virusun pasajlanması sırasında wild tip virusa dönüşmesine bağlı olarak buzağılarda bulaşma ve ölümler görülebilir.
2. Aşı suşlarının immunsupresyona neden olmasına bağlı olarak BVD ile kombine aşılarda diğer viral etkenlere karşı bağışıklığın yetersiz kalması ve aşı uygulanan hayvanlarda fırsatçı enfeksiyonların daha sık görülebilir.
3. Virulent virus suşları içeren buzağı (persiste enfekte) serumlarının kullanıldığı hücre kültürlerinde hazırlanan aşılar uygulandığı hayvanlarda enfeksiyona neden olabilir.




kAYNAK: gencveteriner
Toga- ve Flaviviridae
Arbovirus (artropod born), kan emen artropod konakçılar ile omurgalı konakçılarda çoğalma siklusuna sahip viruslar için kullanılan bir deyimdir. Artropodlarla bulaşan çok sayıda virus, önceleri serolojik yöntemler ile sınıflandırılmış daha sonra fizikokimyasal ve morfolojik özellikleri belirlenerek Togaviridae familyası içinde ayrı ayrı Alfavirus ve Flavivirus olmak üzere iki ana serogrupta toplanmışlardır.

Diğer serogrup ve serolojik olarak farklı arboviruslar; Bunyaviridae, Rhabdoviridae, Reoviridae (orbivirus) aileleri içinde sınıflandırılmışlardır.

Togaviridae familyasındaki arboviruslar ile benzer özellikler gösteren ancak arbo olmayan bazı viruslar Rubivirus, Pestivirus ve Arterivirus cinsleri içinde bu aile içine dahil edilmişlerdir.
Replikasyon stratejileri farklı olan bazı viruslar Flavivirus cinsi içinde Flaviviridae ailesi içinde sınıflandırılmışlardır.

Evcil hayvanlarda hastalığa neden olan Toga- ve Flaviviruslar
Cins Virus Bulaşma Konakçı Hastalık
Alfavirus Doğu at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ensefalitis
Batı at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ensefalitis
Venezuela at ensefalitis Sivrisinek At (insan) Ateşli enfeksiyon ve Ensefalitis
Getah virus Sivrisinek At Ateşli enfeksiyon
Pestivirus Sığır viral diyare Solunum, temas kongenital Sığır Generalize enfeksiyon, solunum ve genital sist. belirtiler ve ishal
Solunum,temas, kongenital Koyun Border hastalığı, kongenital
Domuz kolerası Solunum,temas, kongenital Domuz Generalize enfeksiyon
Arterivirus At arteritis Solunum,temas, kongenital At Generalize enfeksiyon, abortus
Flavivirus Sıçrama hastalığı (Louping ill) Kene Koyun (insan) Ensefalitis
Wesselbron hastalık Sivrisinek Koyun (insan) Generalize enfeksiyon, abortus
Japon ensefalitis Sivrisinek Domuz (insan) Ensefalitis, abortus

Togavirus ve Flavivirusların özellikleri
Togavirus ve flavivirus virionlarının morfolojileri birbirine oldukça benzer fakat her biri farklı genomik yapıya ve çoğalma stratejisine sahiptir.
Alfavirus ve arteriviruslar 60-70 nm, flavivirus ve pestiviruslar 40-50 nm çapında küresel virionlardır.
Virion, ikozahedral kapsid ve onu çevreleyen birbirine sıkıca sarılı çift katlı lipid zarf’tan oluşmaktadır. Zarfın yapısında glikoprotein peplomerler bulunur.
Togavirusların zarfında E1 (45-53 K) ve E2 (53-59 K) olmak üzere iki farklı glikoprotein bulunmaktadır. Bu antijenler alfavirus serogrup ve altgrupları için spesifik olup nötralizan antikorlar ile reaksiyon verirler. Ayrıca 29-36 K’lık kapsid proteini de bulunmaktadır.
Flavivirusların zarfında ise 50-60 kDa’luk nötralizan antikor oluşumuna neden olan tek bir E glikoprotein bulunmaktadır. Zarfta glikolizlenmemiş 8 K’lık M protein de vardır. Ayrıca 14 K’lık C kapsid proteini de bulunmaktadır.
Togaviruslar stoplazmada çoğalır ve budding yolu ile hücreyi terk eder. Flaviviruslar ise stoplazma içinde çoğalır ancak olgunlaşma stoplazmik vesiküller içinde olur.
Toga ve flaviviruslar çevre koşullarına dayanıklı değildir ve dezenfektanlar ile kolayca inaktive edilirler.
Alfaviruslar ve flaviviruslar Vero (Afrika yeşil maymun böbrek) hücreleri, BHK 1 (bebek hamster böbreği) hücreleri, tavuk ve ördek embriyo fibroblastları ve sivrisinek hücrelerinde çoğalır ve sitopatik etki oluşturur.
Pestivirus ve arteriviruslar konakçılarından hazırlanan hücre kültürlerinde çoğalmaktadır. Sığır viral diyare virusu sığır embriyonik böbrek hücrelerinde, domuz kolera virusu ise domuzların lenfoid veya böbrek hücrelerinde çoğalmaktadır.
Bu viruslar bu hücrelerde çoğu zaman sitopatik etki oluşturmamaktadır. Bu nedenle virusun hücre kültüründe varlığı ancak immunofloresan veya immunoperoksidaz gibi indirek yöntemler ile tespit edilebilmektedir.

Alfa- ve Flavivirusların Patogenezisi
Ensefalitis, bu virus gruplarının neden olduğu enfeksiyonlarda görülen en önemli klinik bulgudur. Bir arbovirus canlıya enfekte olan bir artropod vektörün ısırması ile girer ve virus girdiği yere yakın hücrelerde ve/veya ısırığın olduğu yere yakın olan (lenfatik akımla ulaştığı) lenf nodüllerinde çoğalır. Buradan kana geçen virus sinir sistemi dışındaki belli doku ve organlara yayılır ve virus canlıda yüksek titreye ulaşır (sekonder viremi). Sinir sistemi dışında doku ve organlardaki enfeksiyon doğrudan doğruya klinik hastalığa neden olabilir. Örneğin;
Venezuella At Ensefalitis (VEE) virusun lenfoid dokularda ve belki de çizgili kaslarda ve bağ dokuda çoğalması ile ateşli bir hastalık ortaya çıkar.
Sarı humma virusun hepatositlerde çoğalması insanlardaki hastalığın nedenidir.
Arbovirusların neden olduğu hastalıkların patogenezisinde önemli olduğu bilinen diğer organlar kalp kası, pankreas epitelyumu ve lenfoid dokulardır.
Virusun merkezi sinir sistemine girişi çeşitli şekillerde olmaktadır.
Ensefalitis olguları Alfavirus ve flavivirusların büyük olasılıkla hematojen yolla yayılması sonucu olmaktadır. Virus, MSS’e çeşitli yollardan geçmektedir.
1. Merkezi sinir sistemindeki kapillar damar endotel hücreleri aracılığı ile pasif diffuzyon
2. Damar endotel hücrelerinde çoğalan virusun serbest kalarak MSS paranşimasına geçmesi
3. Koroid pleksus ve ependim’in enfeksiyonu sonucu virusun cerebrospinal sıvıya geçmesi
4. Virusun, yangı veya lenfoid hücreler aracılığı ile MSS paranşimasına ulaşması

Son yıllarda immunofloresan yöntemi ile yapılan çalışmalar, geçici viremi görülen hayvanlarda virus titresinin düşük olduğunu ve Flavivirusların, koku-duyu (olfactor) epitelinde yoğun bir şekilde çoğalabildiğini ve buradan aksonlar aracılığı ile beyin dokusuna yayılabildiğini göstermiştir.
MSS dokusuna ulaşan virus herhangi bir anatomik ve ****olojik engel ile karşılaşmadan MSS’deki hücrelerarası boşlukta yayılabilmektedir. Lezyonlar, nöyronların doğrudan doğruya infeksiyonu, tahribatı ve fonksiyonlarının bozulmasının sonucu olarak ortaya çıkar.
Virus MSS’de kalır ve tekrar dolaşıma geçmediğinden ensefalitis’in bulaşmada bir rolü bulunmamaktadır.

At ensefalitisi
Doğu, Batı ve Venezuella at ensefalitis viruslarının neden olduğu hastalıkların klinik belirtileri çok değişkenlik göstermektedir. İnfeksiyonlar subklinik veya hafif ateşle birlikte, iştahsızlık ve depresyon ile kendini gösterebilir.
Venezuella at ensefalitisinde (VAE) olduğu gibi yaygın sistemik hastalık daha çok sinirsel semptomlar ile kendini gösterir ve çoğu zaman ölümle sonuçlanır.
Doğu at ensefalitisinde; başın öne düşmesi dil, dudak ve kulakların sarkması ile karakterize depresyon hali daha şiddetlidir ve mortalite yak. % 90’a ulaşır.
BAE enfeksiyonlarında mortalite % 20-40, VAE’inde ise % 50-80 arasında değişiklik gösterir. Hastalığı geçiren hayvanlarda uzun süren bir koruyucu bağışıklık gelişir.
Laboratuar teşhisi
Hastalık sporadik olarak görüldüğünden ve Batı ve Doğu ensefalitis enfeksiyonlarının ilk mevsimsel vakalarının teşhisi önemli olduğundan, laboratuvar teşhisi gereklidir.
Virus izolasyonu için kandan ve beyin dokularından alınan örnekler hücre kültürü ve yavru farelere inokule edilir. Dokulardaki virus titresi ensefalitisin oluşumundan önce azaldığından genellikle negatif sonuç alınır.
Bir salgın durumunda sivrisineklerden etken izolasyonu yapılması çok daha yararlı olmaktadır.
VAE salgınlarında ise, klinik tanı genellikle yeterli olmaktadır. Erken ateşli dönemde kandan etken izolasyonu ile enfeksiyonun kesin teşhisi yapılabilir. Virus izolatlarının identifikasyonu serolojik yöntemler ile yapılmaktadır.
Olguların retrospektif tanısı (antikor tespiti) amacı ile serolojik testlerden yararlanılabilir. Serolojik testlerde kros reaksiyonlara bağlı yanıltıcı sonuç alınmasını önlemek için belli (4 hafta) aralıklarla alınan çift kan serumu örneklerindeki antikor titre artışının tespit edilmesi gerekir.

Kontrol
DAE, BAE ve VAE enfeksiyonlarının kontrolünde inaktif hücre kültürü aşılarından yararlanılmaktadır.VAE için canlı attenue aşılar da kullanılmaktadır. İnaktif bi- veya trivalan aşılar 7 gün arayla iki doz halinde her yıl bahar aylarında uygulanmaktadır. VAE canlı attenue aşılar daha uzun süre bağışıklık sağlamaktadır.
Salgınlar sırasında, kısa vadede vektör kontrolü amacı ile malation ve sentetik piretrin gibi insektisitler kullanılarak virus’un bulaşması önlenmektedir.
Bunun yanında At nakilleri yasaklanmaktadır.

İnsanlarda enfeksiyon
At ensefalitis virusları zoonotik olup insanlarda da hastalığa neden olur.
DAE virusu sporadik olarak ölümcül sinirsel semptomlarla karakterize enfeksiyona neden olur. Klinik olgularda ölüm oranı % 70’lere ulaşabilir.
BAE virusu genellikle daha hafif, ateşle seyreden sistemik bir enfeksiyona neden olmaktadır. Ölüm oranı yaklaşık % 1’dir.
VAE virusu sistemik, ateşli bir hastalığa neden olur. Klinik ensefalitis olgularının yaklaşık % 1’inde ölüm görülür. Sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde çocuklardaki olguların % 25-30’u ölümle sonuçlanabilir.




Sığırların Viral Diyaresi (BVD)
BVD ve Mukozal Hastalık (MH) birbirinden farklı iki hastalık sendromudur ve ilk olarak farklı hastalık olarak tanımlanmışlardır. Hastalıklara aynı etkenin neden olduğu 1959 yılında kanıtlanmış olmasına rağmen bu iki isim kullanılmıştır. Günümüzde hastalık, sığırların viral diyaresi ve etken ise (Togaviridae ailesi Pestivirus cinsi) BVD virus olarak tanımlanmaktadır. Hastalık, dünyada yaygın olarak görülen ve süt ve besi sığırcılığında ekonomik kayıplara neden olan önemli bir enfeksiyondur.

Epidemiyoloji ve Bulaşma
Virus, hayvandan hayvana, sürüden sürüye, idrar, ağız-burun akıntıları, dışkı ve atık fetus ile kontamine yemler ile indirek temasla bulaşır.
Virus akut ve/veya persiste enfekte hayvanlardan duyarlı hayvanlara direk olarak ta bulaşabilir.
Persiste enfekte olan bazı dişi hayvanlar cinsel olgunluğa kadar yaşabilir ve persiste enfekte yavrular doğurabilir.
Enfekte sürülerdeki hayvanların önemli bir kısmında bağışıklık gelişir. Sürüye yeni giren duyarlı hayvanlarda (düveler) sporadik olgular gözlenir.
Enfeksiyondan ari sürülere persiste enfekte bir hayvanın girmesi sürüde önemli kayıplara neden olur. Enfeksiyon, koyun ve keçi, domuz, geyik, bizon ve diğer ruminantlarda görüldüğünden bu türler duyarlı sığır sürüleri için enfeksiyon kaynağı olabilir.

Klinik özellikler
BVD olarak tanımlanan akut enfeksiyon her yaş duyarlı sığırda bir kaç gün süren ve hafif semptomlarla karakterize bir hastalıktır.
Mukozal hastalık olarak tanımlanan persiste enfeksiyon ise intra-uterin dönemde kazanılan, yüksek mortalite ve düşük bulaşma oranı ile spesifik immun-toleransın görüldüğü bir hastalıktır. Mukozal hastalık klinik olarak bir sürüde ilk olarak ateş, iştahsızlık, sulu diyare ve stomatitis eroziva ile kendini gösterir ve bazen pnömoni ve topallıkla ile komplike olur.
Klinik ve patolojik bulgular hayvanın yaşı ve gebelik durumuna göre değişiklik gösterir.
Gebe olmayan hayvanlardaki postnatal enfeksiyonlarda 5-7 günlük inkübasyon döneminden sonra ateş ve lökopeni görülür ancak çoğu zaman subklinik seyreder. Duyarlı sürülerde bazı hayvanlarda şiddetli ishal olguları görülebilir, bazı hayvanlarda göz-burun akıntısı, ağız mukozasında erozyonlar gibi klinik belirtiler görülür. Sürüde önemli ölçüde süt veriminde azalma vardır. Bu sığır viral diyaresi olarak tanımlanır. Hastalığın seyri sırasında bağışıklık sistemi baskılandığından özellikle genç hayvanlarda solunum ve sindirim sistemi ile ilgili fırsatçı enfeksiyonlar da görülür.
Enfeksiyonun duyarlı sığırlara persiste enfekte boğaların sperması ile bulaştığı durumlarda, çoğu zaman fark edilmeyen embriyo ölümleri ve geçici infertilite sorunları vardır.
Gebe hayvanlarda enfeksiyon virusun plasenta yolu ile fetus’u enfekte etmesiyle ile oluşur. Bu durumda fetus’un yaşı ve virus suşuna bağlı olarak; fetusun bağışıklık sitemi gelişmeden önce (gebeliğin 100. gününden önce) enfekte olduğu durumlarda, enfeksiyon fötus’un ölümü, mumifikasyonu, abortus, kongenital anomali, zayıf buzağı sendromu, veya klinik olarak normal buzağı doğumu ile sonuçlanabilir.
Fetus, yaşamaya devam ederse virusa karşı karşı tolerans gelişir ve o virus suşuna karşı immun yanıt oluşturamaz ve ömür boyu enfekte kalırlar. Bu buzağılarda virusa karşı antikor oluşmadığından sero-negatiftirler ancak fazla miktarda virusu salgıları ile çevreye yayarlar. Bu persiste tolerant enfeksiyon olarak tanımlanır. Bu durum, virusun sürüdeki duyarlı diğer sığırlara bulaşmasında çok önemli rol oynar. Bu hayvanlarda klinik Mukozal Hastalık ta görülebilir.
Fetus, gebeliğin 100-150. günleri arasında enfekte olduğunda serebral hiperplazi, serebrumda boşluk ve retinada displazi’ler gibi göz ve sinir sisteminin gelişimi ile ilgili bozukluklar ortaya çıkar.
Fetus, immun sistemi geliştikten sonra (gebeliğin yaklaşık 125. gününde) enfekte olduğunda yaşamaya devam ederse genellikle virusa karşı nötralizan antikorlar oluşturur ve virusu elimine eder.
Persiste enfekte sığırlar; virusun yeni bulaştığı sürülerde bir sonraki buzağılama döneminde doğan buzağıların önemli bir kısmı persiste enfekte olabilir. Bu buzağılarda mukozal hastalığa bağlı ölüm oranı ilk yıllarda % 50’ye ulaşabilir.
Kronik ateş, iştahsızlık, sulu ishal, burun akıntısı, eroziv ve ülseratif stomatitis bu buzağılarda görülen başlıca klinik belirtilerdir. Ölümler dehidrasyon’a bağlı olarak birkaç hafta veya ay içinde gerçekleşir.
Makrokobik patolojik bulgu olarak; ağızdan abomazuma kadar çok sayıda erozyon ve barsaklarda hiperemi ve hemoraji gözlenir.

Laboratuvar teşhisi
Teşhis, hastalığın sürü hikayesi, klinik belirtiler, sürünün verim kayıtlarının incelenmesi ve makroskobik ve histopatolojik bulgulara göre yapılabilir. Oral lezyonların varlığı hastalıktan şüphe ettirir.
Kesin teşhis hücre kültüründe virus izolasyonu ve dokularda antijen ve antikor teşhisine yönelik serolojik yöntemler (ELISA vs.) kullanılarak yapılır.
Virus izolasyonu amacı ile laboratuvara dışkı, burun akıntıları, otopside alınan kan ve doku örnekleri ile atık fetus gönderilir.
Virus hücre kültürlerinde sitopatik etki göstermediğinden virusun hücre kültüründe varlığı immunofloresan yöntemi ile tespit edilir. Aynı yöntem, dokulardaki viral antijenlerin tespitinde de kullanılabilir.
Ayrıca akut ve iyileşme döneminde ayrı ayrı alınacak kan örneklerinde spesifik antikorlar nötralizasyon testi ile tespit edilebilir.
Seronegatif sonuçların değerlendirilmesinde persiste enfekte tolerant hayvanların seronegatif oldukları unutulmamalıdır.

Koruma ve Kontrol
Hastalığın, özellikle besi ve süt sığır sürülerinde önemli ekonomik kayıplara neden olmasına rağmen etkili bir kontrol yöntemi yoktur. En önemlisi sürüde persiste enfekte sığırların varlığını önlemektir. Bu nedenle bu tür hayvanların tespit edilerek sürüden uzaklaştırılması gerekir.
Bir çok bölgede enfeksiyonun kontrolü için sadece aşılama yönteminden yararlanılmaktadır. Ancak kullanılan aşıların bazı olumsuz etkileri vardır. İnaktif aşılar ile edilen başarı sınırlıdır. Hücre kültüründe hazırlanan attenue canlı virus aşılar daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Canlı aşıların kullanılmasında bazı olumsuz sonuçlar vardır.
1. Aşı suşunun yetersiz attenuasyonu veya aşı hazırlanırken virusun pasajlanması sırasında wild tip virusa dönüşmesine bağlı olarak buzağılarda bulaşma ve ölümler görülebilir.
2. Aşı suşlarının immunsupresyona neden olmasına bağlı olarak BVD ile kombine aşılarda diğer viral etkenlere karşı bağışıklığın yetersiz kalması ve aşı uygulanan hayvanlarda fırsatçı enfeksiyonların daha sık görülebilir.
3. Virulent virus suşları içeren buzağı (persiste enfekte) serumlarının kullanıldığı hücre kültürlerinde hazırlanan aşılar uygulandığı hayvanlarda enfeksiyona neden olabilir.




kAYNAK: gencveteriner
__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
kübik, rna, simetrili, virusları, zarflı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Işınsal Simetrili Canlılar Liaaa Hayvanlar Alemi 0 12 Nisan 2012 02:55