IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13 Aralık 2014, 19:37   #1
Çevrimdışı
DJ kabininde kim var?


-- Sponsor Baglantı --


ALİ PEKTAŞ
13 Aralık 2014, Cumartesi



Son dönemde müzik dünyasında yeni bir furya başladı. Birçok ünlü isim DJ kabinine geçerek müzik çalıyor.


Mankeninden oyuncusuna, sunucusundan yazarına tanınmış birçok isim çeşitli mekânlarda sahneye çıkıyor. Üstelik bu mekânlar seyirci çekmek için artık reklamlarını müzisyenlerden ziyade bu isimler üzerinden yapıyor. Kabine giren herkes kendinin ya da bir başkasının oluşturduğu listeyi sırayla çalarak bir bakıma bu işi yapmış oluyor. Bunun için ne mikser ne de set kullanmasına gerek yok. Yanında plaklar ya da CD’ler taşıması da gerekmiyor. Bir belleğe yüklediği şarkıları bilgisayara yükleyerek ve bir kez tıklayarak bu işi gerçekleştirebiliyor. Bir de işin olmazsa olmazı kulaklık takması. Bu durum da istemez DJ’liğin bu kadar basit bir iş olup olmadığını akla getiriyor.

Bu işi yıllardır meslek olarak yapan isimler bu furyadan rahatsız. Mesela DJ’liği ülkemizde meslek edinen ilk isimlerden olan ve yaklaşık otuz yıldır DJ’lik yapan Suat Ateşdağlı, DJ’liğin son yıllarda Türkiye’deki konumundan oldukça rahatsız. Önüne gelenin kabine geçip şarkı çaldığını söyleyen Ateşdağlı, DJ’liği profesyonel meslek edinmeden bu yolda ilerlemenin imkânsız olduğunu söylüyor. “Mikserin başına geçen, kulaklık takan herkes DJ oldu. Dünyada revaçta olunca Türkiye’de son yıllarda moda oldu. Herkesin futbol yorumlayıp, kendini teknik direktör sanması gibi bir durum gerçekleşti. Hiç bilmeden bir uçak kullanamazsınız, şu an önüne gelen herkes kabine geçiyor. Mikseri kullanmayı bilmesine bile gerek yok. DJ’lik iyice ayağa düştü.” diyen Ateşdağlı, işin iyice çığırından çıktığını fakat bu furyanın bir gün sona ereceğini düşünüyor.

Yurtdışında bu iş gerçekten ciddi olarak yapılıyor. Dünyada birçok ülkede üniversite ya da konservatuvar bünyesinde DJ akademileri var. Ülkemizde de Kadir Has Üniversitesi’nde geçtiğimiz yıllarda böyle bir akademi kuruldu. İşin uzmanları sadece teknik bilginin değil, en azından temel seviyede müzik bilgisi edinilmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Dünya müziğini yakından takip edenler çok iyi bilir ki, şu anda özellikle popüler müzikte DJ ve DJ prodüktörler çok önemli bir rol üstleniyor. Hatta şu anda müziğe yön verenler onlar. David Guetta, Avici gibi isimler, yaptıkları işlerle bugün tüm dünyada milyonlarca müzikseverin takip ettiği isimler. Tek başlarına sahneye çıkıp binlerce kişiye konser verebiliyorlar. Ayrıca çeşitli müzisyenlerle yaptıkları ortak çalışmalarla da gündemdeler. Ne yazık ki ülkemizde DJ denince hâlâ sadece müzik çalan kişi akla geliyor. Oysaki yaptıkları yeni düzenlemelerle şarkılara yeni bir kimlik kazandırıp onları gündeme yeniden getiren birçok isim var. Öyle ki bazen DJ’lerin yaptıkları düzenlemeler, şarkının orijinal versiyonunu geride bırakabiliyor. Tabii ki her şarkıya bol ritim verip salt ‘dıp tıs’tan ibaret olanları kastetmiyoruz.

Şimdilerde revaçta olan DJ furyasının ne zaman biteceğini kestirmek kolay değil. Lakin bilinen bir gerçek var ki, ülkemizde bu işin dünya standartlarında yapılabilmesi için işin eğitim ve akademik boyutu es geçilmemeli. Müziği iyi bilmeden sadece teknik oynamalarla bu işte ilerlenemeyeceği aşikâr. Her ne kadar mekân sahipleri daha çok seyirci çekmek için işin magazinsel boyutunu ön plana çıkarsa da bu işi meslek olarak kabul etmeden ve eğitimini almadan ilerlenemeyeceği görünen bir gerçek.

Elnur Hüseynov, bir PR çalışması mı yoksa şike mi?

Geçtiğimiz hafta başında O Ses Türkiye’ye yarışmacı olarak katılan Elnur Hüseynov, ülkenin gündemine oturdu. Yarışmaya Azerbaycan’dan katılan müzisyen, hafta sonu da Sertab Erener’in de konuk olduğu bir talk show programında göründü. Azeri yarışmacı, 2008 yılında Samir Cevadzade ile ülkesini Eurovision’da temsil etmiş ve yarışmayı sekizinci sırada tamamlamıştı. Böyle bir müzisyenin amatör yarışmacı gibi bu yarışmaya katılması çeşitli iddiaları gündeme getirdi. İddialardan en ciddisi yarışmada şike yapıldığıydı. eurovisionturco blogunun sahibi Mustafa Hindistan, MedyaRadar yazarlarından Murat Tolga Şen’e yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: “Böyle birinin amatörlerin katıldığı yarışmada ne işi vardı? Geçtiğimiz yıl bir soruşturma yüzünden içeri alınan İran Azeri’si Reza Zarrab bu yarışmada jüri üyeliği yapan Ebru Gündeş’in eşi. Ne tesadüf ki, Elnur da bir Azeri ve yine ne tesadüf ki Elnur kendini ekibine almak isteyen dört jüri üyesinden Ebru Gündeş’i seçti. Tüm bu tesadüfler fazla tesadüf değil mi? Elnur ve Ebru/Reza üçlüsü arasındaki gizli anlaşmayı elbette bilemeyiz, muhtemelen bir albüm sözü kopartmıştır.” Bu iddianın doğru olup olmadığını elbette bilemeyiz. Ancak şöyle düşünelim: Hadise Eurovision’dan birkaç yıl sonra Rusya’da böyle bir yarışmaya katılır mıydı?
ALİ PEKTAŞ
13 Aralık 2014, Cumartesi



Son dönemde müzik dünyasında yeni bir furya başladı. Birçok ünlü isim DJ kabinine geçerek müzik çalıyor.


Mankeninden oyuncusuna, sunucusundan yazarına tanınmış birçok isim çeşitli mekânlarda sahneye çıkıyor. Üstelik bu mekânlar seyirci çekmek için artık reklamlarını müzisyenlerden ziyade bu isimler üzerinden yapıyor. Kabine giren herkes kendinin ya da bir başkasının oluşturduğu listeyi sırayla çalarak bir bakıma bu işi yapmış oluyor. Bunun için ne mikser ne de set kullanmasına gerek yok. Yanında plaklar ya da CD’ler taşıması da gerekmiyor. Bir belleğe yüklediği şarkıları bilgisayara yükleyerek ve bir kez tıklayarak bu işi gerçekleştirebiliyor. Bir de işin olmazsa olmazı kulaklık takması. Bu durum da istemez DJ’liğin bu kadar basit bir iş olup olmadığını akla getiriyor.

Bu işi yıllardır meslek olarak yapan isimler bu furyadan rahatsız. Mesela DJ’liği ülkemizde meslek edinen ilk isimlerden olan ve yaklaşık otuz yıldır DJ’lik yapan Suat Ateşdağlı, DJ’liğin son yıllarda Türkiye’deki konumundan oldukça rahatsız. Önüne gelenin kabine geçip şarkı çaldığını söyleyen Ateşdağlı, DJ’liği profesyonel meslek edinmeden bu yolda ilerlemenin imkânsız olduğunu söylüyor. “Mikserin başına geçen, kulaklık takan herkes DJ oldu. Dünyada revaçta olunca Türkiye’de son yıllarda moda oldu. Herkesin futbol yorumlayıp, kendini teknik direktör sanması gibi bir durum gerçekleşti. Hiç bilmeden bir uçak kullanamazsınız, şu an önüne gelen herkes kabine geçiyor. Mikseri kullanmayı bilmesine bile gerek yok. DJ’lik iyice ayağa düştü.” diyen Ateşdağlı, işin iyice çığırından çıktığını fakat bu furyanın bir gün sona ereceğini düşünüyor.

Yurtdışında bu iş gerçekten ciddi olarak yapılıyor. Dünyada birçok ülkede üniversite ya da konservatuvar bünyesinde DJ akademileri var. Ülkemizde de Kadir Has Üniversitesi’nde geçtiğimiz yıllarda böyle bir akademi kuruldu. İşin uzmanları sadece teknik bilginin değil, en azından temel seviyede müzik bilgisi edinilmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Dünya müziğini yakından takip edenler çok iyi bilir ki, şu anda özellikle popüler müzikte DJ ve DJ prodüktörler çok önemli bir rol üstleniyor. Hatta şu anda müziğe yön verenler onlar. David Guetta, Avici gibi isimler, yaptıkları işlerle bugün tüm dünyada milyonlarca müzikseverin takip ettiği isimler. Tek başlarına sahneye çıkıp binlerce kişiye konser verebiliyorlar. Ayrıca çeşitli müzisyenlerle yaptıkları ortak çalışmalarla da gündemdeler. Ne yazık ki ülkemizde DJ denince hâlâ sadece müzik çalan kişi akla geliyor. Oysaki yaptıkları yeni düzenlemelerle şarkılara yeni bir kimlik kazandırıp onları gündeme yeniden getiren birçok isim var. Öyle ki bazen DJ’lerin yaptıkları düzenlemeler, şarkının orijinal versiyonunu geride bırakabiliyor. Tabii ki her şarkıya bol ritim verip salt ‘dıp tıs’tan ibaret olanları kastetmiyoruz.

Şimdilerde revaçta olan DJ furyasının ne zaman biteceğini kestirmek kolay değil. Lakin bilinen bir gerçek var ki, ülkemizde bu işin dünya standartlarında yapılabilmesi için işin eğitim ve akademik boyutu es geçilmemeli. Müziği iyi bilmeden sadece teknik oynamalarla bu işte ilerlenemeyeceği aşikâr. Her ne kadar mekân sahipleri daha çok seyirci çekmek için işin magazinsel boyutunu ön plana çıkarsa da bu işi meslek olarak kabul etmeden ve eğitimini almadan ilerlenemeyeceği görünen bir gerçek.

Elnur Hüseynov, bir PR çalışması mı yoksa şike mi?

Geçtiğimiz hafta başında O Ses Türkiye’ye yarışmacı olarak katılan Elnur Hüseynov, ülkenin gündemine oturdu. Yarışmaya Azerbaycan’dan katılan müzisyen, hafta sonu da Sertab Erener’in de konuk olduğu bir talk show programında göründü. Azeri yarışmacı, 2008 yılında Samir Cevadzade ile ülkesini Eurovision’da temsil etmiş ve yarışmayı sekizinci sırada tamamlamıştı. Böyle bir müzisyenin amatör yarışmacı gibi bu yarışmaya katılması çeşitli iddiaları gündeme getirdi. İddialardan en ciddisi yarışmada şike yapıldığıydı. eurovisionturco blogunun sahibi Mustafa Hindistan, MedyaRadar yazarlarından Murat Tolga Şen’e yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: “Böyle birinin amatörlerin katıldığı yarışmada ne işi vardı? Geçtiğimiz yıl bir soruşturma yüzünden içeri alınan İran Azeri’si Reza Zarrab bu yarışmada jüri üyeliği yapan Ebru Gündeş’in eşi. Ne tesadüf ki, Elnur da bir Azeri ve yine ne tesadüf ki Elnur kendini ekibine almak isteyen dört jüri üyesinden Ebru Gündeş’i seçti. Tüm bu tesadüfler fazla tesadüf değil mi? Elnur ve Ebru/Reza üçlüsü arasındaki gizli anlaşmayı elbette bilemeyiz, muhtemelen bir albüm sözü kopartmıştır.” Bu iddianın doğru olup olmadığını elbette bilemeyiz. Ancak şöyle düşünelim: Hadise Eurovision’dan birkaç yıl sonra Rusya’da böyle bir yarışmaya katılır mıydı?
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
dj, kabininde, kim, var

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık