IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




12Beğeni(ler)

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Temmuz 2016, 20:21   #1
Çevrimdışı
Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi


-- Sponsor Baglantı --


Doğru mu yaptım bilmiyorum ama. dayanamadım açtım. yüzbinlerce kitap ve makalede okuduklarınızdan ne farkı olacak görecez bakalım. bi de yazmak için bi sebep olsun istedim...
Hikaye için tam bir başlangıç düşünmemekle beraber, ayrıntılarda çok fazla takılmayıp özünde rock'n roll, öncesi popüler müzikler, sonrası popüler müzikler, günümüz popüler müziği ve türkiyedeki yansımaları konu alanımız olacak. Popüler Müziğin Tarihini anlatırken neden rock'n roll işin özünü oluşturur? Sorusu gelebilir ama geri dönüp baktığımız zaman hikayenin sırrı ve 'pop' kültürünün oluşması bu gün rock'n roll diye genellediğimiz müzik ve toplumsal yansımaları içinde açıklanabilir sadece.
Gramofonun icadından önce 'pop' kelimesini dünyaya duyuran ve satan ülkede nota kağıtları yüzlerce kopya basılıp satılırdı sevilen folk ve gospel şarkıları için. İki tür müzik vardı 'siyah' ve 'beyaz'. İki ucu bu olan hikayede beyazlar; 'country-western' söylerken, siyahlar da 'blues-gospel' söylüyordu.
İstisnalar mutlaka görülmekle beraber o yıllarda yeni kıtada siyahlarla beyazlar çok fazla yanyana gelmezdi. Siyahların çalıp söylediği müzikler afrikadan kalma vurmalılarla, beyazlardan görüp sahip olabildikleri derme çatma. ikinci el telli çalgılar-başrolde gitar ve banjo ile sınırlıyken, klasik müzik ve orduda kullanılan nefesliler iç savaş sonrası ikinci el siyahların eline geçmeye başladı.

Birleşik Devletler ucundanda olsa 'siyah'lar içinde özgürlükler ülkesi olmaya başlamış ve plantasyonlarda yaşayan bu insanların müzik çalmasına izin verilirken aşırıya kaçmaları yasaktı. O zamanlar 'Tennesse Waltz' gibi bir şarkının nota kopyaları yüzbinlerce satılırdı ve beyazlar kendi ülkelerinde canlarının istediği gibi romantik danslar yapıp müzik dinlerlerdi.

ARADAN DEREDEN...

1954'ün kasımında Alan Freed radyo programına ve partilerinin ismine ilk defa 'rock'n roll' dediği zaman herkes bu terimin ona ait olduğunu düşündü ama aslında Trixie Smith ki kendisi unutulmaz bir blues şarkıcısıydı, afro-americanların ilk sahip olduğu ve plak yayınladığı Black Swan adlı şirketten 1922 yılımda 'MY MAN ROCKS ME (WITH ONE STEADY ROLL) şarkısını yayınlamıştı. 'rock' ve 'roll' kelimeleri geriye dönüp baktığımız zaman belki de ilk kez bu şarkıda kullanılmıştı.
12 yıl sonra 'Booswell Sisters' ki beyaz bir vocal grubuydu adı 'ROCK AND ROLL' olan bir şarkı yaptı ardından, 'GOOD ROCKIN' TONIGHT' (Wynonie Harris) ve 'ROCKIN' ROLLERS JUBILEE' gibi şarkılar çıkıp bu iki kelimenin yanayana durmasının ilham kaynağı oldular. Sonunda bu efsanevi iki kelime yanyana gelmiş oldu....

zaman hızlı değişiyor, "kaybeden siyah" michael jackson, chuck berry, beyonce, fifthy cent olunca (isimler kronolojik olmadı) şimdi oturup şöyle bir düşünmek gerekiyor... tamam rockn roll, siyahlara aitti ama eğer beyazlar sahiplenmeseydi belki yokolurdu.. ve aslında her şey biraz birbirinin içinde... elvis olmasaydı, şu anda rock'n roll için "etnik bir müzik" tanımlamasını bile yapabilirdik...

to be continued...
Doğru mu yaptım bilmiyorum ama. dayanamadım açtım. yüzbinlerce kitap ve makalede okuduklarınızdan ne farkı olacak görecez bakalım. bi de yazmak için bi sebep olsun istedim...
Hikaye için tam bir başlangıç düşünmemekle beraber, ayrıntılarda çok fazla takılmayıp özünde rock'n roll, öncesi popüler müzikler, sonrası popüler müzikler, günümüz popüler müziği ve türkiyedeki yansımaları konu alanımız olacak. Popüler Müziğin Tarihini anlatırken neden rock'n roll işin özünü oluşturur? Sorusu gelebilir ama geri dönüp baktığımız zaman hikayenin sırrı ve 'pop' kültürünün oluşması bu gün rock'n roll diye genellediğimiz müzik ve toplumsal yansımaları içinde açıklanabilir sadece.
Gramofonun icadından önce 'pop' kelimesini dünyaya duyuran ve satan ülkede nota kağıtları yüzlerce kopya basılıp satılırdı sevilen folk ve gospel şarkıları için. İki tür müzik vardı 'siyah' ve 'beyaz'. İki ucu bu olan hikayede beyazlar; 'country-western' söylerken, siyahlar da 'blues-gospel' söylüyordu.
İstisnalar mutlaka görülmekle beraber o yıllarda yeni kıtada siyahlarla beyazlar çok fazla yanyana gelmezdi. Siyahların çalıp söylediği müzikler afrikadan kalma vurmalılarla, beyazlardan görüp sahip olabildikleri derme çatma. ikinci el telli çalgılar-başrolde gitar ve banjo ile sınırlıyken, klasik müzik ve orduda kullanılan nefesliler iç savaş sonrası ikinci el siyahların eline geçmeye başladı.

Birleşik Devletler ucundanda olsa 'siyah'lar içinde özgürlükler ülkesi olmaya başlamış ve plantasyonlarda yaşayan bu insanların müzik çalmasına izin verilirken aşırıya kaçmaları yasaktı. O zamanlar 'Tennesse Waltz' gibi bir şarkının nota kopyaları yüzbinlerce satılırdı ve beyazlar kendi ülkelerinde canlarının istediği gibi romantik danslar yapıp müzik dinlerlerdi.

ARADAN DEREDEN...

1954'ün kasımında Alan Freed radyo programına ve partilerinin ismine ilk defa 'rock'n roll' dediği zaman herkes bu terimin ona ait olduğunu düşündü ama aslında Trixie Smith ki kendisi unutulmaz bir blues şarkıcısıydı, afro-americanların ilk sahip olduğu ve plak yayınladığı Black Swan adlı şirketten 1922 yılımda 'MY MAN ROCKS ME (WITH ONE STEADY ROLL) şarkısını yayınlamıştı. 'rock' ve 'roll' kelimeleri geriye dönüp baktığımız zaman belki de ilk kez bu şarkıda kullanılmıştı.
12 yıl sonra 'Booswell Sisters' ki beyaz bir vocal grubuydu adı 'ROCK AND ROLL' olan bir şarkı yaptı ardından, 'GOOD ROCKIN' TONIGHT' (Wynonie Harris) ve 'ROCKIN' ROLLERS JUBILEE' gibi şarkılar çıkıp bu iki kelimenin yanayana durmasının ilham kaynağı oldular. Sonunda bu efsanevi iki kelime yanyana gelmiş oldu....

zaman hızlı değişiyor, "kaybeden siyah" michael jackson, chuck berry, beyonce, fifthy cent olunca (isimler kronolojik olmadı) şimdi oturup şöyle bir düşünmek gerekiyor... tamam rockn roll, siyahlara aitti ama eğer beyazlar sahiplenmeseydi belki yokolurdu.. ve aslında her şey biraz birbirinin içinde... elvis olmasaydı, şu anda rock'n roll için "etnik bir müzik" tanımlamasını bile yapabilirdik...

to be continued...
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 11 Temmuz 2016, 06:10   #2
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




THE DOORS

I. BÖLÜM

"Size kaderi ve tanrıyı kaybetmeyi anlatayım,umutsuz bir gecede dolaşıyorum yıldızların olmadığı bir yerde. Oysa kafamız kıyak ve harikayız...."

"Sadece bir rüya o kadar,sadece bir rüya"diye jim'in başını okşuyordu annesi. Jim gördüğü manzara karşısında hayretler içindeydi. Annesi , babası büyükanne ve büyükbabası, şafak vakti çölün içindeki bir otoyoldan geçiyorları. Kızılderirilerle dolu bir kamyona bir araba çarpmıştı. Kızılderililer yol boyunca yatıyorlardı, ölümüne kanıyorlardı.Sonra arabaları yanlarında durdu. Bu Jim'in korkuyu ilk tadışıydı. Oradaki bir veya iki kızılderilinin ruhunun kendi ruhuna sıçradığını hissediyordu ...

Bu olayı şiir kitabı "An American Prayer " da şöyle anlatacaktı büyüdüğünde; "Kanayan kıziıderililer saçılmış şafak vakti otoyola, hayaletler sarıyor küçük çocugun nazik zihnini." Jim'in 4 yaşında karşılaştığı bu olaydı belkide hayatının yönünü verecek olan.

8 Aralık 1943 'de Melbourne, Florida'da doğdu Jim Morrison. Lise yıllarında zekasının keskinliği çılgın davranışlarıyla kendisini göstermeye başlamıştı. Sinema eğitimi görmek için gitti UCLA'ya. Yaptığı fimlerin anlaşılmadığına inanarak bıraktı film işini. Kardeşleriyle birlikte Rick and the Raven isimli bir müzik grubu kurmuş olan Ray ekonomi öğrenmek için gelmişti UCLA'ya.Burada tanımıştı Jim onu.Bir kaç kez gupta şarkıda söyletmişti Ray ona.

1965 yazında Ray plajda yoga yapıyordu. Üniversite bitmiş hayatlarına yön verecek kararların zamanıydı bu sıralar. Jim onu bu şekilde görünce dalga geçmek istedi; "LSD dene Ray daha iyi kafa yapar" Ray
"Hadi ordan,son denemem felaketti.şimdi doğal yollarla kafayı bulmaya çalışıyorum. Duyduğuma göre film işlerinde çok başarılıymışsın, nasıl gidiyor adamım. ?"
Jim"film işini bıraktım Ray. Çöle gidip kendimi kaybettim. Şimdi bir kızla beraber kalıyorum. Yazıyorum.,bazan şiir , bazan şarkı sözü..
Ray "Şarkı sözümü adamım bir tane okusana bana"
Jim"Adamım yapma utanırım"
Ray sonunda ikna eder Jim'i ve Jim söylemeye başlar şarkısını ( Moonlight Drive'ı-Ayışığı Gezintisi ).
Ray çok beğenir şarkının sözlerini. "Bu harika adamım .başka varmı bunlardan?"
Jim "Bir sürü var.Kafamda bir konser var.Her şey var.Tıpkı dionisos'un alemleri gibi." O aağustos o plajda karar verirler gryuplarını kurmaya.Jim grubun adını da bulmuştur. "THE DOORS"

"Eğer algının kapıları temizlenirse herşey olduğu gibi görünür, uçsuz bucaksız." Jim, William Blake’in bu sözünden ve Aldous Huxley'nin Algının Kapıları (The Doors of Perception) isimli kitabından etkilenerek düşünmüstü bu ismi. "Bilinen ve bilinmeyen seyler vardır ve aralarında da The Doors bulunur."

Klavyede Ray Manzerek, gitarda Robby Krieger, davulda Jhon Densmore ve vokalde Jim Morrison olarak kurulan grup barlarda çalmaya başlamıştı. Jim sürekli içiyor arada sorunlar çıkarıyordu. Şarkılarını seyirciye sırtı dönük okuyordu bazan. Ama yaptığı doğaçlamalarla coşturuyordu dinleyenleri. Bir gün asit alıp(LSD:LİSERJİK ASİT DİETİLAMİN) çıktığı yürüyüşte bir arabanın üstüne çıkıp ; "Ben kertenkele kıralım. Her istediğimi yaparım. Anlıyorsanız ellerinizi kaldırın. Kaçınız yaşadığınızı biliyorsunuz. Siz minyatür pislik savaşında plastik askerlersiniz. Kaçınız gerçekten yaşadığınızı biliyorsunuz?" Diye bağımaya başlamıştı çevresindeki toplananlara.

Çeşitli barlardan sonra Jim'in 1966'da Whisky and Gogo adlı bir klüpte yaptığı doğaçlama grup için dönüm noktası olmuştu. Jim burada şarıkya "oedipus kompleksi" ile alakalı bir bölüm eklemiş buda klüp sahibini çok ve onları kovmasına sebep olmuştu. Kovulmanın ardından tanıştıkları, Jac Holman onlara zenginlik vaadediyordu. Anlaşmayı imazaladıktan çok kısa bir süre sonra albümlerini çıkardılar.

rivayete göre...pamela pencerenin pervazına çıkar, kafası asitle bulanıktır... dönüp jim'e sorar 'benim için ölür müsün?' jim net bi cevap verir 'ben, heerkes için ölürüm' ya sen?
morrison kendini mi öldürdü, pamela peşinden mi gitti, bu seriye devam edicem....

fonda
'dont cha love her madly' çalsın....

The Doors (1991)
Director: Oliver Stone
Writers: Randall Jahnson (as J. Randal Johnson), Oliver Stone

11.07.2016 - Cemre'nin evi - Sabah 06-03

  Alıntı ile Cevapla

Alt 12 Temmuz 2016, 00:57   #3
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




PART II

Pamela Courson'un hayatı Jim'le tanışıncaya kadar sıradandı.Jim bir gün onu sahilde görmüş, evine kadar takip etmiş, balkonuna ağaçtan tırmanmış, ve onu istediğini söylemişti. Bu pamela 'nın hoşuna gitmiş ,ve hiç tanımadığı bu adama ilgi duymaya başalmıştı bile. Jim bir gün yine ağaçtan pamela'nın odasına çıkıp onu uykudan uyandırıp. Sahile götürmüş ve şu şiiri okumuştu: "Uyan. Saçlarından rüyalarını at. Güzel bebeğim. Tatlı bebeğim. Gününü ve günün burcunu seç. İlk gününü kutsallığını göreceksin. Sonsuz bir kumsal, serin bir tılsım gibi. Çiftler kumsalda çıplak koşmakta. Vebiz çılgın çoıcuklar gibi gülüyoruz. Masumiyetin koruyucu beynine saklanarak. Seçimini yap. Eskiler mırıldanıyorlar.Zamanı geldi.Şaimdi seç. Mırıldanıyorlar. Ay ışığında ve eski bir gölün yanıbaşında. Tatlı orman , ateşli rüyalar, bizimle gelir. Herşey darmadağın. İşte yine geldim. Adilin aklının ve gülüşünün ülkesine.Ormanın kardeşleri..Ey gecenin çocukları..Hepiniz ava katılacak benimle. Gece mor örtüsüyle yaklaşıyor. Yarın doğduğum kente gideceğim. Hazır olmak istiyorum. ......."

Pamela çok etlkilenmişti bu şiirden. Gözlerini ondan alamıyordu. Jim, Pamela'nın dudaklarına yaklaştı ,Pamela hiç tereddütsüz yapıştırdı dudaklarını gecenin sihrini bozmamak için...O günden sonra aşkları daha bir alvenmişti. Bu uzun bir süre böyle devam etti. ..

Jim whisky şişelerinde fırsat buldukça .Pamela'yı aldatmaya da başlamıştı. Onu çok seviyordu fakat yaşama inanmıyordu." Yaşam acı verir ölüm acıların dinmesidir diye düşünüyordu." Şeytan bedenini gittikçe daha çok teslim alıyor ,Jim daha çok çılgınlaşıyordu.. 1967 Ocak ayında ilk 45'lik Break on Through çıktı. Ancak The Doors'un tanınmasını asıl sağlayan gitarist Robby'nin bestesi ; "Let My Fire" ( ateşimi yak ) oldu.

Jim zaman geçtikçe ön plana çıkıyor ve grubu bırakıp solo albüm yapması teklif ediliyordu.Jim asla bunu yapmadı hatta, bir konser öncesi sunucu anons için sahneye çıkmış ve " Bayanlar, baylar;"Jim Morrison ve The Doors" u sahneye davet ediyorum demiş, Jim buna çok kızmış " Hayır adamım , oraya geri dön ve bizi doğru dürüst tanıt " diyerek sahneden inen sunucuyu geri sahneye göndermek istemiş, sunucu panikleyerek" ne dedim neyi yanlış yaptım? "diye sorunca Jim ;tek cümle söylemiş " doğrusu "The Doors" olacaktı, grubun adı bu!".demişti......

İkinci albüm aynı yıl ekim ayında çıktı. Strange Days ( garip günler).Albümün hit parçası olan ; The Music's Over ( Müzik Sona Erdiği Zaman) daki şu sözler gençlerin sloganı olmuştu;"Biz dünyayı istiyoruz,ve onu şimdi istiyoruz"...

"Jim Morrison rockın tanrısı ve horozu" diyordu, fotoğraflarını çeken kadın . Jim " Doors " nerede diye sorduğunda;"Doors" sensin ,unut onları "diye yanıtlıyordu. Artık her ünlü derginin derginin kapağında onun fotoğrafları olacaktı....

Grubun en önemli olaylarından biriydi 9 Aralık 1967 deki olay.Jim sahne arkasında bir kızla tanışmıştı. Kız onaunu hayatını sorguluyordu; "Baban deniz kuvvetlerinde bir amiral biliyorum .Ne anlatıın bebeğim The End de hayatını mı? Ne yaptı banan seni hiç sevdimi?Ne kadar? Peki ya annen? Jim işaret parmağıyla baş parmağını havada bir santim kadar açıp göstererek yanıtladı;" işte bu kadar...." O sırada bir polis memuru geldi,polis Jim'i tanımamıştı.Dışarıda kalabalık Jim geciktiği için çıldırıyor,anonsllarla yatıştırılmaya çalışılıyordu. Polis memuru sert bir dille dışarı çıkmalarını söyledi.Polisle Jim tartıştılar ve polis göz yaşartıcı spreyini Jim'in gözüne sıktı.Jim acıyla soyunma odasına koştu.Olayı duyanlar araya girdi durumu yatıştırdılar. Daha sonra grup sahneye çıktı.Konserin son şarkısı Back Door Man 'nin (Arakakapı Adamı) enstrumantal kısmında kısmında Jim seyirciyle konuşmaya başlaadı; "Konserden önce bir kizla tanistim ve onunla yalniz kalmak istedim. Birsey yapmiyorduk, sadece konusuyorduk. Sonra birden sirin mavi elbiseli ve sirin mavi sapkali bir adam geldi, bize "Ne yapiyorsunuz orada?" dedi. "Hiçbirsey" dedim. Ama o gitmedi ve cebinden tras köpügü kutusuna benzer seyi çikarip yüzüme sikti. 30 dakika boyunca kör oldum." Bu olaydan sonra polis sahneyi bastı ve Jim sahnede tutuklanan ilk Rock yıldızı oldu. Bu olay Jim Morrison’u çok etkiledi ve Peace Frog adli sarkisinda bu olaydan söyle bahsetti: "New Haven caddelerinde kan var"

  Alıntı ile Cevapla

Alt 12 Temmuz 2016, 16:03   #4
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




1963 yılında Beatles “From Me to You” ile İngiltere 45likler listesinde bir numara oldu.
1 sene sonra 1964 yılında “Beatles Second” albümü ile Amerika listelerine giriş yaptıktan sadece 2 hafta sonra 1 numaraya yükseldi.
1979 yılında The Who , Keith Moon’un Rainbow Theatre ‘da ölmesinden sonra ilk konserlerini davulda Kenny Jones ile verdi.
1992 yılında Cure Wish albümü ile İngiltere listelerinde bir numara idi
1967 yılında Beach Boys “Smile” albümünü çıkartmaktan vazgeçtiklerini açıkladı.
1980 yılında Pink Floyd'un “Another Brick in the Wall” parçası, Soweto`da binlerce zenci öğrencinin eğitim sistemindeki ırkçılığı protesto etmek amacıyla polislerin üzerine bu parçayı söyleyerek yürümeleri sonucunda, Güney Afrika`da yasaklandı.
1958 yılında rock’n roll`un isim babası ve ilk dj`yi Alan Freed`in Boston Arena’daki sahne şovu sırasında, polisle halka arasında çatışma çıktı. Freed halkı polise karşı kışkırtmakla suçlandı.
1972 yılında Stone the Crows gitaristi Les Harvey, sahnede elektrik çarpması sonucunda 27 yaşında öldü.
1968 yılında Beach Boys New York’da Mahareshi ile Amerika turnesine başladı.
1969 yılında Creeedence Clearwater Revival Bad Moon Rising Amerika listelerine giriş yaptı.
1997 yılında The Charlatans Tellin' Stories ile İngiltere albümler listesinde bir numara oldu.
1944 yılında Troggs üyelerinden Ronnie Bond dünyaya geldi.
1972 yılında ise Green Day den Mike Dirnt doğdu.
1973 yılında bugün Led Zeppelin Amerika’da şimdiye kadarki en başarılı Rock n roll turnesi olmuş olan turnesine başladı.

2000 yılında, adamımız Julide kendi parasıyla ilk rock albumleri sayılabilecek iki adet albüm satın aldı... 'rolling stones-undercover' ve 'deep purple-live in london'... "zeki" diye bi Müzik dükkanı vardı yaşadığı şehirde...

"don't compromise yourself, you are all you've got" ... janis joplin
yani " uzlaşmak için kendinden vazgeçme çünkü sahip olduğun tek şey sensin" gibi bir şey... bugün böyle...

--IRCForumlari.NET ; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 16:03 -->-> Daha önceki mesaj 15:28 --

PINK FLOYD

Şimdi bu adamların hepsi 45 li... aşağı yukarı yani... 1945 ya iki yıl fazlaa ya iki yıl eksik bu yıllarda doğmuşlar eh madem demişler kırkbeşlikiz bir kırkbeşlik çıkaralım. yok öyle olmamış. İngilterenin en savaş galibi ülke olduğu yıllarda ve insanları da mağlubü.. doğmuş bu adamlar . hepsi boyunlarından büyük savaştan sonrası sendromuyla yetişmiş.. "the wall ve final cut" da anlattıkları gibi...

pekala ne yemişler ne içmişler de bu hale gelmişler. (son halleri değil mevzu bahis) aile içi siddet mağduru değiller herhalde. syd mesela fotoğraflarda ta o zamanlar iç açıcı bakmıyor. roger ın egosu ben buradayım diye haykırır gibi. kovdukları adamın arkasında "wish you were here" diye bir album yapacak kadar da ingilizler. ac degiller acıkta degiller, bu beatless takıntısı ne imiş syd in?

Hepsi to be continued...


Bu kez floyd yapma diye uyarmaz umarım forum şeysi... uyardı...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 12 Temmuz 2016, 20:22   #5
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




PİNK FLOYD PART II

Grup 1964 te kuruldu ve ismini Pink anderson ve Folyd Council den aldı. ve bir İngiliz Rock Grubu malesef pig man big man .... animals albümünde white hours ' a veriştirdiklerinden bazıları bunları amerikan tayfası sanır hala . Yok be Allahına kadar İngiliz bunlar. Yapmayın etmeyin. Savaş çocukları dedik ya hemen bir örnek verelim Roger Waters 6 eylül 1943 te doğdu ve altı yaşında babasını savaşta kaybetti. "The wall" filminde duygularını o kadar iyi anlatıyor ki hemen alın izleyin derim...

Gruptan birinin söylediğine göre "top of the pops" programına katılmayı lennon un reddettiğini duyunca syd de gitmemiş. (haberi olmadan bir kez katılmış programa.) roger ınsa syd konusunda arkasında durduğu bir görüşü yok. bazen koroya uyup o anlaşılmamış bir müzik dehasıydı diyor, bazen de sıkılır gibi oluyor bu tanrılaştırmadan da hepsi hikayeydi sekks uyuşturucu başka bir şey yoktu bu adamda demeye getiriyor.

şakası bir yana, bildiğim kadarıyla syd artık iyice bu dünyayla ilişkiyi kesmeden gruptan çıkarma düşüncesini seslendirmiyor üyeler. ama bir gün konserin ortasında elinde gitar aval aval etrafaına bakıp şarkılarla alakasız şeyler çalmaya başlayınca "sen yoluna ben yoluma çok mutluyum artık sen tak kimi istersen koluna" şarkısının akorları duyuluyor.

syd le ilgili efsane bol. bilinen adamın şeker komalarından koma beğendiği. ama "wish you were here in" kayıtları sırasında stüdyoya gelip hadi ne çalıyoruz diye sorduğu da söylenip durur. son dönemlerde Syd grubun parçalarını unutan bi sünger beyine döndüğünden David Abi ona gitarla suflörlük yapmış...bir diğer rivayet de David'in Syd'e gitarı öğreten kişi olduğu...

bi de şu var ki; grubun rock müzik tarihine getirdiği en büyük yenilik(Genesis ile birlikte) ses ve ışık efektlerini konserlerde kullanmaları..bunun mimarı da ses mühendisi Alan Parson (özellikle Dark Side Of The Moon albümünde çok önemli katkısı vardır)...daha sonraları (1976'da) Alan Parsons Project adıyla senfonik rock'ın şık gruplarından birini kurar Alan...İyi de yapar.. Bir gün A. Parson olayına da değinelim uzun uzun . Ammonia avenue yu çalarken fonda. Madem Pink Floyd’un destek güçlerinden bahis ediyoruz. Alan Parker dallamsından da bahis etmeliyiz .Dallama dedim ama haketmişti adam Bir yandan The Wall u çektiği için kutluyoruz öte yandan gece yarısı ekspresin (midnight express de) bizi dünyaya rezil ettiği için kırbaçlıyoruz. Madem işkence hakkımız var kullanalım beyler. Bu kardeşler birleşip güzelleştikten sonra 1967 de ilk albümleri “ The Pipers at the Gates of Down” u çıkardılar top 10 da 7 hafta kaldı bu albüm. Bunu da mealleriyle sunucaz yakında Sonra bizim bin dokuz yüz kırk beşlik delikanlılar “aga tutulduk koyverelim gitsin anasını satiim birde kırk beşlik çıkaralım paraya para demeyelim “ diye düşünürler ve akabinde “elmalar ve portakallar”ı çıkarırlar . Ancak sanatı sanat için değil de para için yaptığını duyan halk bunlara yüz vermez ve “apples and oranges” 45 likleri pek fazla ilgi görmez. Tabi bu elmalı portakallı albümün ilgi duyulmamasında Syd kardeşin zıvanadan çıkmasının da büyük etkisi vardır.

to be continued... çünkü Fox tv de "star wars episode v" var ...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 13 Temmuz 2016, 12:42   #6
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




PINK FLOYD PART III

The fınal cut albümünü Roger Waters altı yaşında iken savaşta kaybettiği babasına adamıştı.(Eric Flatcher Waters) Nükleer silahlara karşı olduğu için askeri okuldan kovulmuştu. Son albüm The Division bell de Roger kardeş yoktu. (yanılmıyorsam 1980 de yolları ayırmışlar) .Bu albüm çıkışından iki hafta sonra Amerika' da 1. sıraya yükseldi.. Yani fazla havalara sokmamak lazım çok sayın Waters kardeşi diye düşünüyorum.. O şimdi adının geçmediği bu albümün üstüne bir bardak “su” içsin bence.

waters "garip" bi tip...solo albümleri ilginçtir...ron geesin, eric clapton, micheal kamen gibi elemanlarla çalıştı solo albümlerinde.... "music from the body" sadece bedenden gelen seslerle yapılan bir denemeydi ve salakçaydı ama "the pros and the cons of hitch hiking" olağanüstü güzel bir albüm...zenci ablaların müthiş vokalleri -ki bunlar pink'in klasik vokalistleridir zaten- ile bezeli tam bir başyapıt bana kalırsa...zaten son derece ilginç bir hikayesi var bu albümün...waters pink için iki albüm yapar; "final cut" ve "...hitch hiking"...grubun diğer üyelerine sunar ve "birini grubun adıyla diğerini solo çıkarmak istiyorum...siz seçin" der...grup "final cut"ı seçer ve diğeri solo olarak piyasaya sürülür...dinlemediyseniz mutlaka dinlemenizi öneririm... daha sonra "radio k.a.o.s." albümünü çıkarır waters...ama kanımca biraz pop kokan bu albüm öncekine göre çok zayıf kalır...

efektlerden de söz etmeli, pink floyd bu işin öncülerinden . ancak kuruluş aşamasında ses efektleri epeyi sorun olur. kayıtlarda güç bela da olsa halledilen sorunlar konserlerde albümlerle alakasız parçalar çalmak suçlamasını getirecektir. grubun başlangıçtaki beş parasızlığı, ticari rahatlama sonrası ise donemin genel olanaksızlıkları (teknik yetersizlikler vb) onlara garip çözümler üretmeye zorlar. money şarkısının girişinde ve devamında duyulan kasa açılış ve kapanış sesleri gerçektir ve çok yakından tanıdığımız cut - paste yöntemiyle kaydedilmiştir örneğin...

pink floyd hakkında bilinenlere kaynaklık etmeleri bakımından gurubun kuruluşundan itibaren yanında bulunan (alan parson gibi) insanlar cok önemlidirler. bu adamlar sayesinde pink floyd un mahrem tarihine değin konular mümkün mertebe mistizmden uzak yorumlara kavuşmuştur. aslında benim kafama takılan şey... grup torunlarının torunlarını krallar gibi geçindirecek kadar zengin olduktan sonra da albüm çıkarmak için cebelleşip debelenmişti Neydi bunun altında yatan sebep ??bi de mesela wall dan çalınan parça başına roger waters a telif ödemek durumundalar. (roger waters gruptan ayrıldıktan sonra pink floyd adının kullanılmaması ve kendisine ait parcaların çalınmaması icin mahkemeye başvurmuş, ikinci isteğine müspet diğerine menfi cevap almıştır.) buna rağmen the wall dan parçalar çalınmakta, konser kayıtlarının albümleri çıkarılmakta. torunların torunlarının zenginliğini zedeleyecek! bu girişimlerin ne gereği var anlamak için çok düşünmüştüm...

Waters sonrası pink floyd un kayda değer albüm değil de parça yapması bile nimetten sayılır bir şey oldu.bence bunların hepsi bir inada dayanıyor. pink floyd u var edenin sadece waters olmadığını ispat inadı. oysa biraz dikkatle bakılırsa bunun ne kadar da gereksiz bir çaba oldugu anlaşılabilir: set the controls for the heart of the sun parçasını dinlemek bile bir bütünlük hissi verir insana.

bence pink floyd u pink floyd yapan da bu bütünlüktür. grup var olduğu sürece yaşanan çekişmeler de bir varlığın çesitli yanlarının birbiriyle olan kavgası gibidir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 13 Temmuz 2016, 17:13   #7
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




1948 yılında led zeppelin üyelerinden john bonham dünyaya gelmiş.
1976 yılında the who charlton athletic futbol sahasında 76,000-watt pa sistemi kullanarak şimdiye kadarki en gürültülü konseri vermiş
1977 yılında emerson, lake and palmer’ın works vol. 1. albümlerini takiben çıktıkları dünya turnesi 70 parçalık orkestrasıyla rock müzik tarihinin en büyük ve pahalı turnesi olmuş
1956 yılında psychedelic furs den richard butler doğdu.
1971 yılında paul mccartney ram albümü ile ingiltere listelerinde bir numara idi.
1982 yılında roxy music avalon ile ingiltere listelerinde bir numara idi.
2016 yılında bu saat julide hiç uyumamış, üçkuşak Tom waits dinlemiş... sol kaburga kemiği sızlarken, kimin tarihiymiş ne bilsinmiş...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Temmuz 2016, 08:43   #8
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




EN İYİ SOUNDTRACK "ŞARKILARI"

Leaving Las Vegas
Mike Figgis / 1995
Nicholas Cage (ben anderson)
Elisabeth Shue (Sera)
Sting - Angel eye


Speed
Jan De Bont - 1994
Keanu Reeves - Jack Traven
Dennis Hopper - (Howard payne)
Sandra Bullock (Annie Porter)
billy idol- speed

Pulp Fiction
Quentin Tarantino -1994
John Trovalta (vincent vega)
Samuel L.Jackson (Jules winnfield)
Uma Thurman (mia wallace)
Bruce Willis (Butch Coolidge)
urge overkill - girl ull be a woman soon

Reservoir Dogs
Quentin Tarantino
Harvey keitel (white)
Tim Roth (orange)
Michael Madsen (blonde)
Steve Buscemi(pink)
Quentin Tarantino (brown)
steelers wheel - stuck in the middle with you

Jackie Brown
Quentin Tarantino - 1997
Pam Grier (jackie Brown)
Samuel L. Jackson (Ordell robbie)
Bridget Fonda (melanie)
Michael Keaton (Ray Nicolette)
Robert De Niro ( Loıs Gara)
pam grier - Long time woman

Kill Bill
Quentin Tarantino - 2004
Uma Thurman (bride)
David Carradine (bill)
Michael Madsen (budd)
Daryl Hannah (elle driver)
Lucy Lıu (o-ren ıshii)
shivaree - goodnight moon


Breathless
Jim Mc Bride -1983
Richard Gere ( Jesse lujack)
Valerie Kaprisky (monica poiccard)
jerry lee lewis - breathless

Hair
Milos Forman -1979
Jhon Savage (claude)
Treat Williams (berger)
let the sunshine in
aquarius

Blues Brothers
Jhon Landis - 1980
Jhon belushi (jake blues)
Dan Aykyord (elwood Blues)
Hepsi


Commitments
Alan Parker - 1991
Robert Atkins (jimmy Rabbite)
mustang sally

The Wall
Aalan Parker - 1982
Bob Geldof - Pink
hepsi

The Doors
Oliver Stone - 1991
Val Kilmer ( Jim Morrison)
Meg Ryan (pamela)
neredeyse hepsi

Fiddler on the roof
Norman Jewison -1971
Topol (teyve)
Norma Crane (golde)
Hepsi

Eyes wide shut
Stanley kubrick - 1999
Tom Cruise ( Billy hegora)
Nicole Kidman (alice)
chris isaak - baby did a bad bad thing

Big Lebowski
Joel Coen 1998
Jeff Bridges (the dude)
Julianne Moore (maude Lebowski)
gypsie kings - hotel california

Dead man walking
Tim robbins -1995
Susan Sarandon (sister helen prayan)
Sean penn (mathew pancelet)
eddie wedder&nusrat fateh ali khan- the long road

Easy Rider
Dennis Hopper - 1969
Peter fonda (wyatt)
Dennis Hopper (billy)
Jack Nicholson (george hanson)
hepsi

Desperado
Roberto Rodrigez -1995
Antonio banderas (el mariachi)
Salma hayek (carolina)
los lobos - concien del mariachi

From dusk till dawn
Roberto rodrigez - 1996
Harvey keitel ( jacop fuller)
George clooney ( seth gecko)
Quentin tarantino (richard gecko)
salma hayek (santanico)
hepsi

Stealıng Beauty
Bernardo Bertolucci - 1996
liv tyler (lucy)
Jeremy ırons (alex)
portis head - glory box

Gegen die wand GEGEN DIE WAND
Fatih Akın - 2004
Birol ünel (cahit)
Sibel kekilli (sibel)
depeche mode - i feel you


Backbeat
Jainn softley - 1994
Stephen Dorff - (stuart sutcliffe)
Ian Hart (jhon Lennon)
Gary bakewell ( paul maccartney)
Cris Oneill (george harrison)
sherly lee (astrid kirchhrr)
hepsi

Tommy
Ken Russel 1975
Oliver reed (frank hobbs)
Ann margret (nora walker hobbs)
Roger daltrey (tommy hobbs)
hepsi

ve dahası - sıralama akla estiği gibidir, hiç biri birinci değildir ya da sonuncu

  Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Temmuz 2016, 19:53   #9
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




CAPTAIN BEYOND

1971 de Los Angeles’ta kurulan grup Iron Buttefly, Deep Purple ve Armageddon etkileri taşıyordu ki bu çok doğaldı, Rod Evans (vokal ve D.P. ın ilk vokalisti), Larry Reinhardt (gitar ki Iron Butterfly gitaristi), Bobby Caldwell (davul,Johnny Winter’ın davulcusu) ve Lee Dorman (bass ve vokal ve yine Iron Butterfly’dan) kadrosuyla kurulan grupta pek çok müzisyen yıllar içinde barındı. Çok istikrarlı olmayan grup 71 de kurulduktan sonra 74 te dağıldı,76 da yeniden şekillendi ve 77 de vedalaştıktan sonra aralıklarla 1999 a kadar çeşitli turnelerle müzik yapmaya devam ettiler ve 99 da nihayi olarak olayı bitirdiler… 1972 de bu sanat eserini kaydetmelerine rağmen grup olarak hiçbir zaman hak ettikleri yere gelemediler ve yeterince ünlü olamadılar… Ama bu işlere gönül vermiş hard rock ve progressive dinleyicileri için kült bir albüm olarak arşivlerdeki yerini hak eden bir albume imza attı grup üyeleri….

BLACK SABBATH

Black Sabbath, Ozzy Osborne (vokal), Tony Iommi (gitar), Geezer Butler (bass), Bill Ward (davul) kadrosuyla aslında 66 da kuruldu ama Black Sabbath adını Butler’ın bir şarkısından alarak ilk albümlerini aynı adla 1970 yılında yayımladılar. “Vol.4” adından da anlaşılabileceği gibi 4üncü albümleridir ve bu gün de birer klasik olarak kabul edilen ‘Snowblind’, ‘Changes’, ‘Tomorrow’s Dream’ gibi şarkılar bu albümdedir.

Bi de aslında yardbirds belki de tüm zamanların en iyi gruplarından biriydi, keith relf dünyanın sayılı solistlerinden biriydi ama ama onda ne lennon ne de jagger karizması vardı... şimdi sadece koleksiyoncuların arşivinde, page'in sololarıyla süperstar olamayan klasik bir grup... stones ve beatles çok yol aldılar... karizma diye bir şey olduğuna dair iyi bir örnek... relf elektrikli gitarın çarpması sonucu öldü, yardbirds damgasını vurdu müzik tarihine...
hayat da böyle bir şey değil midir zaten...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 15 Temmuz 2016, 05:32   #10
Çevrimdışı
Cevap: Ehli-keyif Forum Üyesinin Müzik Rehberi




JETHRO TULL

Jethro Tull’ın büyük sıçrayışını perçinlediği yıl 1972’dir. Thick As A Brick albümündeki konseptin yaratıcısı Ian Anderson’dır. Konu, İngiltere’de çocuklar arasında yapılan bir şiir yarışmasıyla ilgilidir. Şiirin sekiz yaşındaki sahibi bu yarışmanın birincisi olmasına rağmen, Adalet Kurumu tarafından yargılanıp birinciliği elinden alınacaktır. Sakıncalı bir şiirdir Gerald Bostock adlı çocuğun yazdığı şiir. Gazete olan plak kapağında da, ünlü İngiliz şairi John Milton’a gönderme yaparak, ‘Little Milton’ ismiyle anmaktadırlar çocuğu. Şiirde işlenen ana tema, aile okul ya da devlet gibi temel kurumlara yoğun ve ironik eleştirilerle doludur. Bir dehadır bu çocuk ve sadece düşünüp duyumsadıklarını dile getirmiştir. Ama bu, kurumları paniğe kaptıracak ve bu başarı hemen önlenecektir. Bu kurgu tamamen bir hayal ürünüdür, albümü ilk alan insanlar bu ironinin farkına varmayabilirler. Ancak gazetenin içindeki ayrıntılar incelendiğinde gerçek yaratıcı Ian Anderson olağanüstü bir şair olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm albümü kapsayan dev besteyi klasik rock ölçülerini de aşan bir performansla müzikleştirmeyi başarmıştır.

Hiç aldırmam bu şiirde
Canınız sıkılırsa eğer
Benim sözlerim fısıltı-sizin sağırlığınızsa bir çığlık.
Hissetmenizi sağlayabilirim ama
Düşünmenize karışamam.
Spermleriniz lağımda, aşkınız bulaşık sularına karışıyor
Bunun içindir ki dağ tepe aşıyor
Tüm hayvanca numaraları yapıyorsunuz ama
Akıl küpü insanlarınız bir türlü olamıyorlar
Duvar kadar payidar.
Ve kumdan yapılmış kalelerdeki erdemleriniz
Gelgitlerin yıkıcılığında, ahlak savaşlarında
Yok olup gidiyor
Son dalga yeni yolu ortaya çıkardığında
Dönek geri çekilmeleriniz oyunun sonunu müjdeliyor.
Ama yeni ayakkabılarınız ökçelerinden eskiyor,
Güneş yanığı deriniz hemen soyuluyor ve
Akıl küpü insanlarınız bir türlü olamıyorlar
Duvar kadar payidar.

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
biyografia

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ehli Huddam Desmont Mitoloji 0 21 Aralık 2014 17:09
A'râf eshâbı (ehli) Elysian Dini Sözlük 0 13 Mayıs 2014 21:00