IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  sohbet

 Kayıt ol  Topluluk
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Haziran 2012, 21:50   #1
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
II. Murat




II Murat Dönemi



Saltanat Yılları: 1421 - 1444
2. Saltanatı : 1446 - 3 Şubat 1451
Padişahlık Sırası: 6
Doğum Tarihi : 1404, Amasya
Ölüm Tarihi: 3 Şubat 1451, Edirne
Önceki Padişah: I. Mehmet
Sonraki Padişah: Fatih Sultan Mehmet
Babası : I. Mehmet
Annesi : Emine Hatun

II. Murat veya Koca Murad, (Murād-ı sānī) (Divan Edebiyatı'nda ki adıyla Muradî) (1404, Amasya – 3 Şubat 1451, Edirne), altıncı Osmanlı padişahıdır.
Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Emine Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed'in babasıdır. Amasya’da doğan Sultan Murad babasının Edirne’de 1421 yılında ölümüne kadar Amasya’da Sancakbeyliği yapmıştır. Babasının ölüm haberi üzerine henüz 17 yaşındayken tahta çıkmıştır.
Sultan İkinci Murad, soyunun Kayı boyuna mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgası, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.

II. Murat'ın Şehzadelik Dönemi

II.Murad; bazı kaynaklara göre 1402'de, bazılarına göre ise 1404'de Amasya'da dünyaya geldi. İlk çocukluk yılları Amasya'da geçti. 1410'da babasıyla Bursa'ya gelerek orada saray eğitimi aldı. 1415'de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya'da Rum ve Danışmendiye eyaleti valisi olarak görevlendirildi ve tahta çıkıncaya kadar 6 yıl bu görevi yaptı. 1416da bölgesi askeri başında Börklüce Mustafa'nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. 1418'de Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun'u aldı. Babası I. Mehmet Edirne'de bir av kazası sonunda ağır yaralanınca ölüm yatağında devletin idaresinin biran evvel oğlu Murat'a devrini vasiyete etti ve Murat Amasya'dan tahta geçme töreni yapılacak Bursa'ya gelinceye kadar devlet adamları babasının ölümünü sakladılar. Murat 25 Haziran 1421'de Bursa'da gelip culûs ve biat törenleri yapılıp devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 17 yaşındayken tahta çıktı.

II. Murat Saltanatının İlk Yılları

Düzmece Mustafa İsyanı

Düzmece Mustafa İsyanı, 1402 yılında Osmanlıların Timur'a yenilmesiyle Timur, Yıldırım Bayezid'in oğullarından biri olan Mustafa'yı yanında esir olarak Semerkand'a götürdü. Timur öldükten sonra, Mustafa Anadolu'ya geri dönerken, Bizans'a esir olarak verildi. 1421 yılında I. Mehmet öldükten sonra, Bizanslılar Mustafa'yı serbest bıraktı. Mustafa hemen Edirne'ye hareket etti. II. Murat, halkın Mustafa yanında isyana katılmaması için Mustafa'nın "Düzmece" olduğunu, yani ona benzeyen başka biri olduğunu söyledi. Ama Mustafa, Ankara Savaşı'nda aldığı yaraları gösterince Edirne'de, halk onun yanında yer aldı. Sonra da Mustafa Edirne'yi işgal etti. Burada sultanlığını ilan etti.
Mustafa bundan sonra Bursa'ya hareket etti. Amacı 2. Murat'ı öldürmekti. Ama 2. Murat'ın orduları, Bursa'da Mustafa'nın ordularını yendi. Mustafa yakalanılamadan kaçtı. 1422 yılında Eflak'a gitmeye çalışırken yakalandı. Sonra da idam edildi.

Murat'ın babası Mehmet'in ölümünü üç yıl süren bir bunalım izledi. Doğu Roma İmparatoru Manuel Limni'de gözaltında tutulan Murat'ın amcası Mustafa Çelebi'yi Gelibolu'yu Bizans'a bırakması karşılığında serbest bıraktı; onu meşru padişah kabul edip bir Bizans donanma filosu ile Limni'den Rumeli'ye geçmesini sağladı. Mustafa Çelebi, özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey'in yardımcılığı ile Rumeli beylerinin de desteğini aldı. II. Murat'ın veziriazamı olan Amasyalı Beyazıt Paşa Edirne'deki ordu ile Mustafa Çelebi'nin yeni topladıği orduya karşı gitti. Yapılan Sazlıdere Muharebesi sonucunda veziriazamn ordusunun büyük bir kısmı taraf değiştirdi ve II. Murad'ın veziriazamı teslim oldu. İzmiroğlu Cüneyd Bey'in israrı üzerine Beyazıt Paşa idam edildi. Mustafa Çelebi'yi ikinci başkent halkı tezahüratla karşıladı. Mustafa Çelebi Edirne'de hükümdarlığını ilan edip kendi adına hutbe okutup sikke bastırdı. Mustafa Çelebi siyasetinde bazı büyük hatalar yaptı. Bizans'a vaad ettiği Gelibolu'yu vermeyerek ilk destekcisini kaybetti. Sonra 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerin gemileri ile Gelibolu'dan Anadolu'ya geçip Bursa'yi kuşattı. Fakat Anadolu'da savaşa girişmek istemeyen Rumeli asillı ordunun bu sefere pek gönüllü olmaması ve II. Murad'ın Mustafa Çelebi'nin Beyazit'in oğlu olmayip Düzmece olduğuna dair menfi propagandalarının inandırıcı olması Mustafa Çelebi'nin ordusunun dağılmasına neden oldu. Özellikle kendisine İzmir ve Aydın beyliği teklif edilen İzmirlioğlu Cüneyd Bey yandaşları ile Mustafa'nın ordusundan ayrıldı. Mustafa ordusunda kalanlarla geri çekilirken Ulubat civarında bir köprüde Hacı İvaz Paşa'nın birliği ile tutuştuğu çarpışmada büyük zararlar verdi. Mustafa Gelibolu'ya kaçmayı başardı ve oradan Boğaz trafiğini durdurmaya çalıştı. Fakat II. Murad Cenevizli Foca Podestası Adorno'dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli'ye geçmeyi başarıp Mustafa'yı Gelibolu'dan kaçırttı. II. Murat 2 bin zırhlı Foca Podestasi askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirne'liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesinde alarak Edirne'den kaçti. Fakat Tunca Vadisindeki Kızılağaç Yenicesi'inde yakalanıp Edirne'ye gönderildi. Mustafa Çelebi gailesi Mustafa'nın Edirne kale burcundan asılması ile böylece 1422de son buldu. Fakat tarihciler hala Mustafa Çelebi'nin düzmece mi yoksa gerçekten padişah oğlu olup olmadığı sorusunu tartışmaktadırlar.
Bu olayın ardından Mustafa Çelebi'yi destekleyen Bizanslılar yeni bir oyun sergileyerek bu desteğin o zaman güç kazanan bir saray kliği tarafından uygulandığını ve gerçekten imparator II. Manuel'in II. Murat'a karşı dost olduğunu beyan ettiler. Fakat yeni veziriazam Çandarlı İbrahim Paşa, Vezir Hacı İvaz Paşa ve Lal Yörgüç Paşa'nın görüşlerini alan Murat Bizans'a sert tepki gösterdi ve 2 Haziran 1422'dan Eylul başına kadar Konstantinopolis'i karadan kuşatmaya aldı. Bu kuşatma Bizans için büyük asker ve bina hasarına yol açtı. Bu kuşatmadan kurtulmak için Bizans'lılara bu sefer kuşatma sürerken Ağustos ayında II. Murat'ın kardeşi Küçük Mustafa'yı ayaklandırmaya başardılar.
Karaman ve Germiyan beyleri ile birlikte Hamid-İli'nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa'ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Küçük Mustafa'nın lalası olan Şarapdar İlyas'a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada İbrahim Paşa sarayına yerleşip padişahlığını ilan ettirdi. Bunun üzerine Murat 6 Eylül'de Konstantinopolis kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey'i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaadleri ile elde edildi. Şubat 1423de Mihaloğlu İznik'i bastığı zaman Şehzade Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas Şehzadeyi atına kendi bindirip götürüp II. Murat'a teslim etti. Şehzade Mustafa boğulup idam edildi; ceseti İznik dışında bir incir ağacına asıldı ve sonra Bursa'ya götürülüp Yeşil Türbe'ye gömüldü.
1423de II. Murat Şehzade Mustafa olayını gizliden destekleyen Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü ve özellikle Taraklıboru (Safranbolu) şehrini Osmanlı ülkesine kattı. Karamanoğlu Mehmet Bey Antakya'yi kuşatması sırasında ölmesi yerine geçebilecekler arasında bir çatışmaya neden oldu. II. Murat II. Mehmet Bey'in (1423-1426) hükümdar olmasına yardımcı oldu ve bunun sonucu bir anlaşma ile Karamanlıların ellerine geçirmiş oldukları Göller Bölgesi Osmanlılar tarafından geri alındı.
Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar püskürtüldü ve akıncıların yıldırıcı hücümlarını durdurmak için Eflak Voyvodası yine bağımlılığı kabul etti.

Venedik'le Savaş ve Selanik'in Fethi

Konstantinopolis kuşatması sırasında Venedikliler Selanik ve Mora'yı kendi denetimleri altına almak için Bizans ile görüşmeler başlatmışlar ve 1423'te o sırada Osmanlı ablukası altında olan Selanik'e sahip olmuşlardı. Bunun üzerine Konstantinopolis'in de Venediklilere bırakılabileceği endişesiyle Murat 1424 yılında Cenevizliler aracılığıyla Bizans ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın vermeyi ve Ankara Savaşı'nın ardından Bizans'ın eline geçmiş olan Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları Osmanlılar'a iade etmeyi kabul etti.

Anadolu'da Tekrar Savaş

425 Anadolu'da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Düzmece Mustafa vakasında Aydınoğlu Beyliği verilen İzmiroğlu Cüneyd Bey ile uğraşıldı. Cüneyd Bey ardı ardına gercek ve sahte sehzade ayaklanmalarına destek vermisti. Önce Şehzade İsmail'e isyaninda yardim etmis ve 1425de ise Selanik'te Venedik desteği ile isyan çıkaran kimligi bilinmeyen yeni bir Duzmece Mustafa'ya destek vermisti. II. Murat Cenevizlilere tekrar Karadeniz'de bulunan liman kolonilerini geri verip onlarla anlasarak Midilli ve Sakiz'dan getirilen Ceneviz filolari kullanarak Cüneyt Bey'in denizden destek sağlamasina engel oldu. Sonra bir kara ordusuyla uzun suren bir ugrastan sonra 1426da Cuneyd Bet, ailesi ve hanedaninin diger mensuplari yakalanarak hepsi idam edildi. Sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanli topraklarına katıldi. Fakat daha doğuda bulunan Karaman ve Candarli beyliklerin egemenliklerine son verilmedi. Buna bir neden bu siyasetin Timur'un yerine gecen Sahruh'un bir zamanlar Selcuklular ve Ilhanlilar'in hukumdarligi altinda bulunan butun arazilerini ustiunde hak etmesi ve bir istila hareketine girismesi tehdidi idi.
1429'da erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II.Yakup Bey'in ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.
Murat Anadolu'da barışı sağladıktan sonra tüm gücünü Venediklilere yöneltti ve 1430'da Selanik'i, ardından da Yanya'yı ele geçirdi.

Sırbistan'ın Fethi

Osmanlı iç savaşı sırasında Balkanlarda Macar etkisi artmış ve 1427 yılında Sırp Despotu Stefan Lazareviç'in ölümü üzerine Macaristan ile Osmanlılar arasında Sırbistan tahtı üzerinde çekişme çıkmıştı. 1428'de Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanınmıştı.
1431'de antlaşmanın süresi dolunca Macar Kralı Sigismund II. Murat'a bir elçi göndererek Bosna, Sırbistan ve Bulgaristan üzerindeki Macarisatn yüksek egemenliğini tanınmasını resmen istedi. Bu hareketle Macaristan savaş ilan etmiş oluyordu. Osmanlı devleti aleyhinde olanlar Macaristan Kralı çevresinde toplanmaya başladılar. Bunlar arasında Bosna Kralı II. Tvrtko, Sırp Despotu Yorgo Brankoviç, Eflak prensliğini Sigismund desteği ile eline geçiren Vlad Drakul I, Savcı Bey'in oğlu Şehzade Davut, taht hakkı arayan birçcok Balkan soylusu ve pek çok senyör bulunmaktaydı. Macarların artan etkisi karşısında Murat 1434'ten itibaren Balkanlar'da daha saldırgan bir tutum izlemeye başladı ama Anadolu'da ve Asya'da önemli gelişmeler (örneğin Timur torunu Şahruh'un Anadolu'ya yönelmesi olasılığı, Karamanoğulları'nın mütecaviz bir atakla eski arazilerini geri almaları) II. Murat'ın Balkan sorunlarına dikkatini çekmesini önledi. Diğer taraftan Macarlar etrafında ki kalabalık cephe de atak harekete geçmedi.
9 Aralık 1437'de Sigismund'un bir erkek çocuk varis bırakmadan ölmesi üzerine Macaristan'da işbaşına gelecek hanedan sorunları Macaristan'da epey kargaşalık yarattı. Sigismund'un kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli'de kalarak, özellikle Sırbistan ve Eflak sorunları üzerine eğildi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarini sağladıktan sonra 1438'de II. Murat ilk Macaristan Seferi'ne çıktı. Tuna'yı geçerek Severin, Demirkapı, Orsova ve Şeşbeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel'in merkezi Zeybin (sonradan Hermannstadt ve şimdi Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne'ye geri döndü. 1438de ise II. Murat Sırbistan üzerine yöneldi. Brankoviç tarafından yaptırmasına izin verilen yeni önemli savunma kalesi Semendire'yi fethederek Sırp Despotluğu'nu işgal etti ve burasını Osmanlı eyaleti ilan etti. O sırada Bosna Kralı II. Tvrtko'nun ölmesi Bosna Kralliğı'nın iki varis arasında paylaşılması ve güneyde bulunan Hersek'in de ayrı bağımsız bir idare kazanması sonucunu doğurdu. II. Murat bundan istifade edip her üç idareyi de haraca bağladı.
Macarlar yeni Macaristan Kralı olarak o zaman Polonya Kralı olan III. Ladislas'i seçtiler ve Polonya ve Macaristan krallıları aynı kişinin idaresi altına geçti. Ladislas Transilvanya voyvodalığına Hunyadi Corvinus Yanos adlı, ailesi pek gizemli olan fakat Eflak soylusu olduğunu iddia eden, bir kişiyi atadı. Böylelikle 20 yıl Osmanlılarla devamlı olarak bir Haçlı ruhu ile mücadele eden, Macarlar tarafından bir milli kahraman sayılan ve sonunda Macaristan Krallığına gelen bir kişi Balkanlar siyaset sahnesine girmiş oldu. 1441de Hunyadi Yanos Semendire'yi Osmanlilar elinden geri aldı ve Transilvanya'ya gönderilen Osmanli birliklerine karşı birkaç galibiyet kazandı.

Hünyadi Yanoş'un Balkanlar'ı İstilası

Murat 1440'ta Stefan Lazaroviç'in ölümünden beri Macar işgali altında olan Belgrad'ı altı ay süreyle kuşattı ancak başarısız oldu. Bu dönemde yeni Macar Kralı Ladislas iki komutanını, Hunyadi Yanoş ve Nicholas Ujlaki'yi Osmanlı tehdidi altındaki sınırları korumakla görevlendirdi. Bunlardan Hunyadi Yanoş Belgrad'daki karargahından Osmanlı topraklarına karşı taaruzlar yapmaya başladı. 1441'de Erdel'i işgal eden ve Sibiu'yu kuşatan Mezid beyi öldürüp ordusunu bozguna uğrattı. Ertesi yılın Eylül ayında Mezid beyin intikamını almak isteyen Şahabeddin Paşa da aynı akıbete uğradı. 1443'ün sonbaharında Hunyadi Yanoş Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç ile birlikte karşı taaruza geçti. Tuna'yı geçerek Niş ve Sofya'yı ele geçirerek Balkan geçitlerine dayandı.
Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu'da Akşehir ve Beyşehir üzerine saldırıya geçti ancak Murat, oğlu Ali Çelebi ile birlikte İbrahim beyi durdurdu. Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun Osmanlı topraklarını istila etmekte olduğunu Karaman seferi dönüşünde öğrenen Murat haçlı ordusunu 25 Aralık 1443'te İzladi'de güçlükle durdurabildi.

1444 Buhranı ve II. Murat'ın Tahttan Çekilmesi

Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun İzladi'de durdurulmasının ardından Murat Macarlar ile barış görüşmeleri için girişimlerde bulundu. 1444'ün Haziran ayında taraflar arasında tarihte Edirne-Segedin olarak bilinen bir anlaşmaya varıldı. Anlaşmaya göre Sırp Despotluğu 1427'deki sınırlarıyla Brankoviç'e iade edilecek, Macarlar Bulgaristan üzerindeki iddialarından vazgeçecekler, Osmanlılar ve Macarlar Tuna'yı geçmemeyi taahüt edecekti.
Bu antlaşmanın ardından Murat, oğlu Mehmet'i Edirne'ye getirtti ve onu başkentte "kaymakam" olarak bıraktıktan sonra Karamanlılar ile ilgilenmek üzere Anadolu'ya geçti. Ağustos ayında Yenişehir antlaşması ile Akşehir ve Beyşehir'i Karamanlılara bıraktı. Bu şekilde hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu. Murat bu antlaşmanın ardından oğlundan yana tahttan çekildi. Bu hareketinin arkasındaki başlıca sebep Konstantinopolis'te Doğu Roma'nın himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi'ye karşı oğlunun tahta yerleşmesini sağlamaktı.
Ağustos ayında Macar Kralı Ladislas Osmanlılar'la yaptığı antlaşmayı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını duyurdu. Aralarında Arnavutluk'ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey'in de bulunduğu Rumeli'deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar'a karşı silahlandı. Bu haber Edirne'deki halkın bir bölümünün Anadolu'ya kaçmasına neden oldu. Aynı dönemde Orhan Çelebi de Dobruca'ya giderek bir isyan girişiminde bulundu ancak bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi. Macar ordusunun Tuna'yı aştığı haberi üzerine Murat Edirne'ye geri çağrıldı.

Varna Savaşı (10 Kasım 1444)

Varna Muharebesi veya Varna Savaşı, 10 Kasım 1444 tarihinde, Macar, Leh, Papalık ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, János Hunyadi komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan'ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır. Osmanlı ordusu kazanmıştır.

Varna Savaşı'ndan Önceki Durum

II. Murat, Papa IV. Eugenius'un önayak olmasıyla oluşturulan bir Haçlı ordusunu yenmiş ve 1444 yılının yaz aylarında Edirne-Segedin Antlaşması'nı imzalamıştı. Bu antlaşma 10 yıl sürelik bir barış dönemini öngörüyordu. Antlaşmanın imzası kısa bir süre sonra şehzade Alaüddin'in av sırasında attan düşerek ölmesi nedeniyle II. Murat tahtı 12 yaşındaki oğlu şehzade Mehmet'e bırakarak Manisa'ya çekilmişti. Ancak Edirne-Segedin Antlaşması'nın koşullarından hoşnut kalmayan Papalık, Kardinal Giuliano Cesarini vasıtasıyla Macar komutanı János Hunyadi'yi "Papa’nın onayı olmadığından dolayı geçersizdir. iddiasıyla antlaşmayı ihlale ikna etmeğe çalışıyordu. Böylece Balkan ülkeleri Papa'nın da önayak olmasıyla tekrar bir ordu oluşturarak saldırıya hazırlandı.
12 yaşındaki genç Şahzade Mehmet babası Murat'a ordunun başına tekrar geçmesi için mektup yazmıştır. Bu mektupta yazan bir kısım şudur."Baba,eğer ki padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem sana emrediyorum gel ve ordularının başına geç" yazmıştır. II. Murat önce tahta geri dönmeye isteksizdi. Tahtta oturan 12 yaşındaki II. Mehmed'in yaşından beklenmeyecek bir üslupta babasını ordularının başına geçmeye davet eden mektubu ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın çağrısı üzerine, II. Murat askerleri ile beraber Manisa’dan İstanbul boğazına doğru hareket etti. Oradan, asker başına birer duka altın vererek; Ceneviz gemileriyle Rumeli'ye geçti. Oğlu II. Mehmet ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'yı, Edirne’de bırakarak Varna’ya doğru Haçlı ordularını karşılamak üzere hareket etti. Osmanlı bu bölgedeki hakimiyetine başarı kattı.

Varna Savaşı'nın Gelişmesi

Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan'ın Varna kenti yakınlarında karşılaştılar. II. Murat'ın bulunduğu yerde bir hendeğin yanında Haçlıların ihlal ettiği Edirne-Segedin Antlaşması'nın metni asılıydı. II. Murat'ın bu savaşta çok başarılı bir strateji uyguladığı bilinmektedir.
Haçlı ordusunun sol tarafında bataklıklar yer almaktaydı. II. Murat savaş alanının avantajını kullanmak için baskın stratejisi kullanmıştır. Güneydeki bataklıkları hesaba katarak sağ kanadının savaş sırasında çevrilmesinin ihtimalini ortadan kaldırmak ve Haçlıları tam bir çembere almak için Haçlıların tek çıkış yolu olan Varna'nın kuzey yoluna 15.000 kişilik bir kuvvet koyarak tam imha düzeni almıştır. Bu düzen Haçlıları psikolojik olarak sarstı. Ama II. Murat yolu tutan kuvvetleri çarpışmalar süresince savaşa sokmadı. Ancak Osmanlı Ordusu'nun en zorlandığı anda bu kuvvetleri çağırdı. Kuzey yolunu boşaltarak dengeyi kendi lehine çevirdi. Haçlılara "Kaçış yolunuz var." mesajı vererek, kaçmaya eğilimli Haçlı askerlerini savaş alanından kaçışa özendirerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.
Haçlı ordularının başında Macar komutan János Hunyadi, Macaristan kralı I. Ulászló (III. Władysław adıyla Lehistan kralı), Kardinal Cesarini, Franko, Varadin ve Erlan piskoposları bulunuyordu. II. Murat ordusunu kademeli olarak düzenlemiş, Rumeli beylerbeyi Turhan Bey'i Rumeli askeriyle sağa,Anadolu beylerbeyi Karaca Bey'i askeriyle sol tarafa yerleştirmişti. Edirne'den getirdiği yeniçeri askerlerini ise bizzat kendi kumandası altında orta kısıma yerleştirmişti.
Savaş başladığında önce Haçlı ordusu şiddetli bir şekilde saldırıya geçti. Osmanlı ordusunun planı da önce Haçlı ordusunun saldırması üzerine kurulmuştu. Haçlı orduları zırhlıydı ve başlarda Osmanlı askerlerinden daha az kayıp veriyorlardı. Ancak hareket kabiliyeti ağır zırhlar yüzünden gittikçe azalmaktaydı. János Hunyadi ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Ancak Osmanlı ordusu da savaş planına titizlikle uymaktaydı. Osmanlı Ordusunun sahte bir geri çekilme hareketi ile Macar Kralı I. Ulászló, Osmanlı ordusunun yenildiğini ve dağılmaya başladığını sanarak,savaşın başarısını tamamen Hunyadi'ye bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.
I. Ulászló savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat'a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşması'nın yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır.
Bazı kaynaklara göre II. Murat savaş alanını gezerken yanındaki yardımcılarına sorar: "Biz bu savaşı nasıl kazandık?" Yanındaki vezirlerden biri: "Han'ım, şu yerde yatan keferelerde bir tek ak sakallı ihtiyar yok. Biz ihtiyarlarımız sayesinde kazandık, onlar ise ihtiyatsızlıkları yüzünden kaybettiler." cevap verir.

Varna Savaşı'nın Sonuçları

Varna Muharebesinden sonra ismini kurtarmak isteyen János Hunyadi tekrar ordularını toplayarak, kendisine katılmak istemeyen Sırbistan’ı işgal edip Tuna’yı geçecek ve Kosova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu ile tekrar karşılaşacaktı.
Mora ve Bulgaristan, Osmanlı Devleti`ne bağlandı. Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki otoritesi artmaya başladı.

II. Murat'ın Tahta dönüşü, Kosova Savaşı ve ölümü

Murat'ın Manisa'ya çekildiği dönemde başkent Edirne'de barış yanlısı Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile dış siyasette daha saldırgan tutum içinde olan Şahabeddin ve Zağanos paşalar arasında çekişme sürmekteydi. Sadrazam Halil Paşa bu dönemde Murat'a hâlen gerçek padişah muamelesi yapıyordu. Öte yandan Şahabeddin ve Zağanos paşalar ise genç padişah Mehmet'i Doğu Roma'ya karşı saldırmaya teşvik ediyorlardı. 1446 yılında muhtemelen Çandarlı Halil Paşa'nın düzenlediği bir yeniçeri isyanı durumu iyice zora soktu. Ayaklanan yeniçeriler Konstantinopolis'teki müddei Orhan Çelebi'nin yanına gitme tehdidinde bulununca Sadrazam Halil Paşa Murat'ı Edirne'ye geri çağırdı ve Mayıs ayında tahta çıkardı.

II. Kosova Savaşı

II. Kosova Muharebesi veya İkinci Kosova Meydan Muharebesi (Macarca: Második Rigómezei csata, (17 Ekim-20 Ekim 1448) Sultan II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu ile Macar kumandanı János Hunyadi önderliğindeki bir Balkan ordusu arasında yapılmış bir muharebedir. Osmanlı Devleti'nin zaferiyle sonuçlanmıştır.

II. Kosova Savaşı'ndan Önceki Durum

Varna'da alınan mağlubiyet ile Macaristan ve Lehistan ordularının önemli bir kısmının Türkler tarafından yok edilmesine rağmen, Eflak, Arnavutluk ve Mora'da başgösteren isyanlar, Hristiyan Avrupa'da yeni bir Haçlı ordusu kurarak, Osmanlılar'ı Balkanlar'dan atabilme umudu verdi.
Bunun üzerine Sultan II.Murad, yanına Şehzade Mehmed'i de alarak önce Mora, sonra Arnavutluk üzerine yürüdü ve isyanlar bastırıldı. Bu esnada kendisine karşı toparlanan Haçlı ordusundan haberdar olan Padişah, derhal Sofya'ya dönerek mevcut kuvvetlerini birleştirdi. Hazırlanan yaklaşık 60.000 kişilik birlik, Kosova'ya doğru ilerlemeye başladı.
Öte yandan, Hunyadi János'da beraberinde yeni Eflak prensi Vladislav ile beraber komuta ettiği yaklaşık 70.000 kişilik ordusu ile Peşte'den harekete geçti. Öncelikli amacı Sırbistan'ı işgal etmek ve ardından Belgrad-Kosova yönünde ilerleyerek Arnavutluk'ta olduğunu düşündüğü Osmanlı ordusunu arkadan vurmak, en kötü ihtimalle de Kosova Ovası'nda hazır bekleyerek kendisi için en avantajlı noktada Türkler'i meydan savaşına mecbur bırakmaktı.

II. Kosova Savaş Süreci

17 Ekim sabahı hafif çarpışmalarla başlayan savaş, öğleden sonra Hunyadi János'un 3 koldan genel taarruza geçmesi ile devam etti, fakat Haçlı ordusu bu saldırılardan bir sonuç alamadı. Türk askerleri de Haçlı ordusunun zırhlı birlikleri karşısında ilk günün sonunda oldukça zorlanmıştı. Aynı günün akşamında Hunyadi János'un birlikleri Türk saflarına gece baskını yapmış, fakat bu saldırı da püskürtülmüştü.
Savaşın ikinci gününde Haçlı ordusu kanatlardan saldırıya geçti. Bunu gören II.Murad, merkezde yer alan Azap ve Yeniçeri kuvvetlerinden oluşan birliklerini sabit tutup kanatlardaki askerlerini geri çekilme emri verdi. Bunu gören Hunyadi János'un birlikleri Osmanlılar'ın savaşı terkettiğini düşünüp tüm güçleri ile merkeze saldırdılar. Bunun üzerine II.Murad merkez birliklerine de geri çekilme emri verdi, fakat bu bir savaş hilesiydi. Çünkü sağ ve sol kanatlarda yer alan Anadolu ve Rumeli beylerbeyliğine bağlı kuvvetler ani ve hızlı bir manevrayla yeniden hücüma geçip Haçlı ordusunu çembere almayı başardılar. Mağlup olacağını anlayan Hunyadi János kaçtı.
19 Ekim sabahı Haçlı ordugahında kalan kuvvetlerin kurduğu son barikatlar da Türkler tarafından aşıldı ve çok sayıda esir alındı. Bununla birlikle iki buçuk gün süren savaş Osmanlı ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı.
II. Kosova Savaşı, Osmanlı'nın ilk zamanlarındaki en uzun süren ve en çok kan dökülen savaşlardan biridir. Bunun sebebi elbette her iki ordunun da dişe diş savaşmış olmasıdır.

II. Kosova Savaşı'nın Sonrası

Osmanlı Devleti'ne karşı Hristiyan devletlerce organize edilen altıncı Haçlı Ordusu'nun da başarısız olması nedeniyle, Avrupalı devletler Osmanlıların Balkanlar'daki varlığını kabullendiler. Böylece 1683'e kadar(II. Viyana Kuşatması) Avrupalılar savunmaya geçti.
Osmanlı Devleti bu sayede Tuna nehri kıyısına kadar olan bölgenin güvenliğini sağlamış oldu. Kosova'da alınan zaferin ardından Arnavutluk'ta bağımsızlığını ilan eden İskender Bey'in üzerine yeni bir sefer düzenlendi.

1449'da Eflak seferini, ertesi yıl da İskender Bey'e karşı ikinci seferini düzenledi. 1451'de dinlenmek üzere çekildiği Edirne'deki Tunca'daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat günü öldü. Bursa'da Muradiye Camii'ndeki türbesine gömüldü. Öldüğünde Osmanlı Devleti 1402 yılında aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.

II. Murat'ın Ailesi

Eşleri
Dulkadiroğlu Alime Hatun.
Yeni Hatun - Amasyalı Mahmud Bey'in kızı.
Hüma Hâtûn - Abdullah kızı, Fatih Sultan Mehmed'in annesi.
Tacünnisa Hatice Halime Hatun - Candaroğlu İsfendiyar Bey'in kızı
Mara Hâtûn - Sırbistan Despotu Corc Bronkoviç'in kızı, Fatih'in üvey annesi

II. Murat'ın Erkek Çocukları
Alaaddin Bey
Büyük Ahmed
II. Mehmed
Orhan
Hasan
Küçük Ahmed

II. Murat'ın Kız Çocukları

Hatice Hatun
Hatma Hatun
Şehzâde Hatun

Kaynaklar

- Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi. ISBN 975-329-417-4.
- Gökbilgin, Tayyip (1993). “Osmanlı-Macar Mücadeleleri Esnasına Edirne”, Edirne, 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu. ISBN 975-16-0562-8.
- İnalcık, Halil (1995). Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I. Ankara: Türk Tarih Kurumu. ISBN 975-16-0749-3.
- İnalcık, Halil (2008). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ISBN 978-975-08-0588-7.
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1995). Büyük Osmanlı Tarihi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları.

__________________

Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.


Pırlantaların en değerlisini içimde taşıyorum o da VİCDANIMDIR.
BizimMekan.com
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet odaları Benimmekan Mobil Sohbet
Cevapla

Etiketler
ii, murat


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
II. Murat Rhytia Tarih 0 15 Haziran 2012 22:05
Murat Nehri - Murat Nehri Coğrafik Özellikleri Liaaa Genel Coğrafya 0 08 Haziran 2012 17:27
Murat İnce Ruj Şairler / Yazarlar 0 30 Eylül 2011 16:54