IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Mayıs 2012, 18:34   #1
Çevrimdışı
Osmanlı Külltürünün Dönemleri


sohbet


Osmanlı Kültürünün Dönemleri Osmanlı kültürünün dönemleri

Osmanlılar uzun bir göç yolculuğundan sonra geldikleri yerleşim bölgesinde yerli halk üzerine kendi hakim kültürlerinin damgasını basmışlardır. Ancak kültürler de tıpkı canlı organizmalar gibi, değişen şartlara göre yıpranan bölümlerini yenilerler. Genel bir ilke olarak maddesel kültür değişiklikleri Osmanlı toplumunu zaman içinde kabul etmesine karşılık manevi kültür sahasında aynı şeyi yaptığı söylenemez. Bu durumda Osmanlı tarihini kültür aktarmaları açısından ele alırsak serbest ve zorunlu kültür değişimleri dönemleri bulunduğu görülür.

Şematik olarak:

1. “Klasik Dönem”,
2. “Serbest Kültür Değişmeleri Dönemi, (Lale Devri’ne kadarki dönem),
3. “Geçiş Dönemi”, (Lale Devri ile 111. Selim Dönemi arası),
4. “Zorunlu Kültür Değişmeleri Dönemi:
a.Sultan II. Mahmud Dönemi,
b. Tanzimat Fermanı Dönemi,
c.Islahat Fermanı Dönemi,
d. 1. Meşrutiyet Dönemi,
e. II. Meşrutiyet Dönemi ve sonrası gibi bölümlemelere ayrılabilir.

Bununla beraber kültür aktarmalarında en önemli etken, temasın sıklığı, uzun ve devamlı olmasından daha çok, Osmanlı toplumunun kültürünün kendisine verilmek istenen yabancı kültür unsurlarına karşı takındığı tavırlar olmuştur. Zira güdümlü ya da zorunlu değişmelerde bile yabancı kültür bir bütün olarak empoze edilemeyeceğinden, II. Mahmud ve sonrasındaki devrimci yöneticilerin temel sorunu, kabul ettirilmek istenen unsurları doğru seçememek ve unsurlar arasındaki ilişkileri dikkate alamamak olmuştur. Osmanlı kültürünün yıpranması açısından ithal edilen yeni unsurların en önemli zararları, kendilerinin topluma ters gelen varlıklarından ziyade, işleyen unsurların fonksiyonunu engellemiş olmalarıdır.


Osmanlı kültürünün geleneksel unsurları

I-Töre ve törenler:

1289’da Selçuklu Sultanı II. Mesud Osman Bey’e tuğ, alem, kılıç ve gümüş takımlı at ve“berat” göndererek Söğüt ile Eskişehir’in bulunduğu bölgeyi Osmanlı Beyliği’ne verdi. Osman Bey kendisine verilen bu beratı gereken törenle okuttu. Artık bir uç beyliği kurulmuş oluyordu.

Aradan geçen 10 yıl içinde Anadolu’yu yakıp yıkan ve ağır vergiler koyan Moğollar’ ın önünden kaçanlarla onlara bağlanmak istemeyen Türkmen boy ve ulusları da beyleriyle beraber Osman Bey’e bağlandılar. Herkes Oğuz Han töresine göre yapılan bir törenle birer birer Osman Bey’in önünde diz çökerek onun verdiği kımızı içtiler ve sadakat yemini ettiler. Kayı boyu bu yeni katılmalarla iyice büyüdü. 1299 yılında Osman Bey bağımsızlığını ilan ederek fiilen ve hukuken Osmanlı Devleti’ni kurdu.

6 yüzyıl sürecek olan Osmanlı. kültürünün de mayası böylece bir yandan Şeriat, diğer yandan örfe uygun biçimdeki bu törenlerle atılmış oluyordu. Daha sonra Şeriat’ın zarfı içindeki örfe dayanan bu anlayış devletin düzenini sağlayacak ve toplumun kültürünü yönlendirecek ve hukuk sisteminin de esasını meydana getirecekti.

Bilindiği gibi “töre” toplumda yerleşmiş örf, adet, ahlak ve davranış biçimlerinin tümüdür. Bu nedenle günümüzde bile hukukun tamamlayıcı kaynaklarındandır. Uygulanmaların vazgeçilmez ve zorunlu olduğu inancından doğan töreler toplum düzeninin manevi bir unsuru olmuşlardır.

Törenler ise toplum hayatında önemi olan olayları ve günleri anmak, kutlamak, bayram tebrikatı, cüluslar, kabuller için yapılan toplantılardır. Katılanların ve görevlilerin yerlerini ve yapacakları işleri belirleyen kesin tören kuralları vardır. Nitekim Türkmen beylerinin Osman Bey’e biat etmeleri sırasında hem töreler, hem de tören kurallarının gerektiği gibi uygulandığı anlaşılıyor.

“Biat”, kabul ve tasdik muamelesine verilen addır. “Biat etmek” ise birinin hakimiyetini kabul etmektir. Osmanlılar’da her Padişahın cülusunda bu maksatla “biat törenleri” yapılması gelenek olmuştur. Törenler devletin kudreti ile orantılı biçimde görkemli yapılmıştır.

Gerek Divan-ı hümayün’da ve gerekse Bab-ı asafi’de (Paşakapısı’nda) yapılan törenlerin kesin kuralları vardı. Nitekim Kanüni Sultan Süleyman zamanında saray merasimini, bütün törenlerin kurallarını bilen, yöneten ve uygulayan “teşrifatçılık” mesleği kurulmuş ve bu makam Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar önemini korumuştur. Osmanlı Devleti’ndeki törenleri asil olanlar, dönüşümlü tekrarlananlar ve zuhuruna bağlı yapılanlar biçiminde sınıflandırmak mümkündür.
Osmanlı Kültürünün Dönemleri Osmanlı kültürünün dönemleri

Osmanlılar uzun bir göç yolculuğundan sonra geldikleri yerleşim bölgesinde yerli halk üzerine kendi hakim kültürlerinin damgasını basmışlardır. Ancak kültürler de tıpkı canlı organizmalar gibi, değişen şartlara göre yıpranan bölümlerini yenilerler. Genel bir ilke olarak maddesel kültür değişiklikleri Osmanlı toplumunu zaman içinde kabul etmesine karşılık manevi kültür sahasında aynı şeyi yaptığı söylenemez. Bu durumda Osmanlı tarihini kültür aktarmaları açısından ele alırsak serbest ve zorunlu kültür değişimleri dönemleri bulunduğu görülür.

Şematik olarak:

1. “Klasik Dönem”,
2. “Serbest Kültür Değişmeleri Dönemi, (Lale Devri’ne kadarki dönem),
3. “Geçiş Dönemi”, (Lale Devri ile 111. Selim Dönemi arası),
4. “Zorunlu Kültür Değişmeleri Dönemi:
a.Sultan II. Mahmud Dönemi,
b. Tanzimat Fermanı Dönemi,
c.Islahat Fermanı Dönemi,
d. 1. Meşrutiyet Dönemi,
e. II. Meşrutiyet Dönemi ve sonrası gibi bölümlemelere ayrılabilir.

Bununla beraber kültür aktarmalarında en önemli etken, temasın sıklığı, uzun ve devamlı olmasından daha çok, Osmanlı toplumunun kültürünün kendisine verilmek istenen yabancı kültür unsurlarına karşı takındığı tavırlar olmuştur. Zira güdümlü ya da zorunlu değişmelerde bile yabancı kültür bir bütün olarak empoze edilemeyeceğinden, II. Mahmud ve sonrasındaki devrimci yöneticilerin temel sorunu, kabul ettirilmek istenen unsurları doğru seçememek ve unsurlar arasındaki ilişkileri dikkate alamamak olmuştur. Osmanlı kültürünün yıpranması açısından ithal edilen yeni unsurların en önemli zararları, kendilerinin topluma ters gelen varlıklarından ziyade, işleyen unsurların fonksiyonunu engellemiş olmalarıdır.


Osmanlı kültürünün geleneksel unsurları

I-Töre ve törenler:

1289’da Selçuklu Sultanı II. Mesud Osman Bey’e tuğ, alem, kılıç ve gümüş takımlı at ve“berat” göndererek Söğüt ile Eskişehir’in bulunduğu bölgeyi Osmanlı Beyliği’ne verdi. Osman Bey kendisine verilen bu beratı gereken törenle okuttu. Artık bir uç beyliği kurulmuş oluyordu.

Aradan geçen 10 yıl içinde Anadolu’yu yakıp yıkan ve ağır vergiler koyan Moğollar’ ın önünden kaçanlarla onlara bağlanmak istemeyen Türkmen boy ve ulusları da beyleriyle beraber Osman Bey’e bağlandılar. Herkes Oğuz Han töresine göre yapılan bir törenle birer birer Osman Bey’in önünde diz çökerek onun verdiği kımızı içtiler ve sadakat yemini ettiler. Kayı boyu bu yeni katılmalarla iyice büyüdü. 1299 yılında Osman Bey bağımsızlığını ilan ederek fiilen ve hukuken Osmanlı Devleti’ni kurdu.

6 yüzyıl sürecek olan Osmanlı. kültürünün de mayası böylece bir yandan Şeriat, diğer yandan örfe uygun biçimdeki bu törenlerle atılmış oluyordu. Daha sonra Şeriat’ın zarfı içindeki örfe dayanan bu anlayış devletin düzenini sağlayacak ve toplumun kültürünü yönlendirecek ve hukuk sisteminin de esasını meydana getirecekti.

Bilindiği gibi “töre” toplumda yerleşmiş örf, adet, ahlak ve davranış biçimlerinin tümüdür. Bu nedenle günümüzde bile hukukun tamamlayıcı kaynaklarındandır. Uygulanmaların vazgeçilmez ve zorunlu olduğu inancından doğan töreler toplum düzeninin manevi bir unsuru olmuşlardır.

Törenler ise toplum hayatında önemi olan olayları ve günleri anmak, kutlamak, bayram tebrikatı, cüluslar, kabuller için yapılan toplantılardır. Katılanların ve görevlilerin yerlerini ve yapacakları işleri belirleyen kesin tören kuralları vardır. Nitekim Türkmen beylerinin Osman Bey’e biat etmeleri sırasında hem töreler, hem de tören kurallarının gerektiği gibi uygulandığı anlaşılıyor.

“Biat”, kabul ve tasdik muamelesine verilen addır. “Biat etmek” ise birinin hakimiyetini kabul etmektir. Osmanlılar’da her Padişahın cülusunda bu maksatla “biat törenleri” yapılması gelenek olmuştur. Törenler devletin kudreti ile orantılı biçimde görkemli yapılmıştır.

Gerek Divan-ı hümayün’da ve gerekse Bab-ı asafi’de (Paşakapısı’nda) yapılan törenlerin kesin kuralları vardı. Nitekim Kanüni Sultan Süleyman zamanında saray merasimini, bütün törenlerin kurallarını bilen, yöneten ve uygulayan “teşrifatçılık” mesleği kurulmuş ve bu makam Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar önemini korumuştur. Osmanlı Devleti’ndeki törenleri asil olanlar, dönüşümlü tekrarlananlar ve zuhuruna bağlı yapılanlar biçiminde sınıflandırmak mümkündür.
__________________
Exy..
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
dönemleri, külltürünün, osmanlı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gelişim Dönemleri ve Özellikleri Ecrin Makale - Araştırma - Ve Bilimsel Yazılar 0 16 Şubat 2012 23:17
Türk Edebiyatının Dönemleri(Fecr-i Ati) Ecrin Türk Dili ve Edebiyatı 0 03 Mayıs 2011 23:25
Türkçe'nin Dönemleri Lady Türkçe 0 11 Nisan 2011 21:20
İnsanda gelişme dönemleri YapraK Ödev ve Tezler 0 08 Mayıs 2009 05:26
Önemli Zulüm Dönemleri YapraK Hristiyanlık 0 18 Nisan 2009 15:02