IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13 Mart 2013, 08:45   #1
Çevrimdışı
Sened-i İttifak Antlaşması - Sened-i İttifak


sohbet


Sened-i İttifak Antlaşması - Sened-i İttifak

Osmanlı padişahlarının egemenliğini sınırlayan ilk sözleşme. 29 Eylül 1808′de Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu Âyanları arasında imzalanmış ve padişah II. Mahmut tarafından onaylanmıştır. II. Mahmut’un padişah olmasından sonra, Alemdar Mustafa Paşa, başta yeniçeri ocağı’nı düzene koymak üzere, devlet yönetimiyle ilgili bir dizi önlem almaya başladı. Bu amaçla, Anadolu ve Rumeli’ndeki tüm âyanları İstanbul’da Kâğıthane’deki Çağlayan Köşkü’nde toplantıya çağırdı. Yapılan yeniliklerin merkezden uzakta bulunan valiler ve idareciler tarafından da benimsenmesi gerektiğine inanan Mustafa Paşa, “Meşveret-i Amme” adıyla bilinen bu toplantıda yeniçeri ocağına karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu Âyanları arasında imzalanan Sened-i İttifak Antlaşmasına göre; âyanlar padişaha sadık kalacak ve yenilik hareketlerini destekleyecek, padişahlar da âyanların elde etmiş oldukları hakları tanıyacaktı. Sened-i İttifak Antlaşması ile âyanlar, padişahın mutlak otoritesine karşı siyasî bir ayrıcalık kazanmış oluyorlardı. Gerçekte, Osmanlı Devleti’nde, padişah otoritesinin başka herhangi bir güçle ortaklık kabul etmesi mümkün değildi.
Bu nedenle Sened-i İttifak Antlaşması, Osmanlı idarî yapısına tamamen aykırıydı. Sened-i İttifak Antlaşması çok uzun ömürlü olmadı. Bir süre sonra idareyi tamamen eline alan Sultan İkinci Mahmut, âyanları birer birer ortadan kaldırdı ve merkezî otoriteyi yeniden güçlendirdi.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


İkinci Mahmûd Han devrinde 1808'de ayan ile hükümet arasinda yapilan sözlesme. On sekizinci asra girerken askerî teskilâtin bozulmasi neticesinde, devletin merkezî otoritesi zayiflamisti. Devlet, mültezimlerin reayayi ezmeleri sonunda, vergi toplama isini mahallî esrafa devretme siyâsetini gütmüs, bu da ayanlarin ortaya çikmasina sebeb olmustu. Yerli halk arasindan veya disardan gelip halka söz geçirebilecek durumdaki kimselerden meydana gelen ayanlarin nüfuzlari zamanla artti. Yeniçeri ve timar sisteminin bozulmasi sebebiyle, ihtiyâç duydugu askeri te'min edemeyen devlet de, ayanlarin nüfuzundan istifâde yoluna gitti. 1768-1774 Osmanli-Rus savasi sirasinda hükümet, kaza merkezlerinde idareyi ele geçirmis olan ayan ve mütegallibeye bas vurarak para ve asker te'minine çalisti. Bu durum, ayanlar üzerindeki hükümet kontrolünün kalkmasina sebeb oldu ve tasrada idareye tamamen hâkim oldular. Sultan üçüncü Selîm Han, Rusçuk ayani Alemdar Mustafa Pasa gibi devlete faydali olanlara rütbeler verdi. Nizâm-i cedidi tasvîb etmeyen yeniçerilerin, sultan üçüncü Selîm Han'i tahttan indirmeleri üzerine, Alemdar Mustafa Pasa, onu tekrar tahta geçirmek için hazirliklara basladi. 28 Temmuz 1808'de Bâb-i âlî'yi basip sadâret mührünü ele geçirdi. Fakat bu arada sultan üçüncü Selîm Han sehîd edildi Alemdar Mustafa Pasa da, sehzade Mahmûd'u sultan îlân etti. Yeniçeri ocaginin kaldirilmasi ve devlete çekidüzen verilmesi için çalismalara basladi. Rumeli ve Anadolu'daki ayanlar çagrilarak mesveret-i âmme adi verilen büyük bir toplanti yapildi. Yeniçeri ocaginin düzeltilmesi ve düzenli sekilde egitilmesi için karar alindi. Alemdar Mustafa Pasa, kalabalik sayida askeri ile istanbul'a gelmis olan ayanlarla, devlet arasindaki ihtilâf ve mücâdelenin kaldirilarak, devletin zafiyetinin önlenebilecegini düsünüyordu. Yapilan görüsmeler sonunda asagidaki hususlari ihtiva eden sened-i ittifak imzalandi.

1 ve 4. maddede, ayan ve eyâlet valileri pâdisâha bagliliklarini belirtiyor, sadrâzami onun mutlak temsilcisi olarak kabul etmeye devam ediyordu.

3. maddeye göre; Osmanli vergi düzeni ülkenin tamâminda, bütün eyâletlerde uygulanacak, pâdisâha ait gelirlere ayanlar el koyamayacaklardi.

7. maddeye göre; vergi miktarlari ayan ve hükümetin görüsmeleri sonunda belirlenecekti.

2. maddeye göre; devletin gelecegi ordunun gücüne bagli oldugu için, ayanlar eyâletlerde asker toplanmasina yardimci olacaklar, ordu, nizâm-i cedîd sistemine göre teskilâtlanacakti.

5. maddeye göre; ayanlar, kendi eyâletlerinde âdil bir idare kuracaklardi. Birbirlerinin topraklarina ve haklarina taarruz etmeyecekler, birbirlerine kefîl olacaklardi.

6. maddeye göre; devlet merkezinde çikacak herhangi bir kargasalik âninda, pâdisâhdan izin almak için vakit harcamadan istanbul'a yürüyeceklerdi.

Bu vesikanin altindaki ekte ise, özetle söyle deniliyordu: Yapilacak islerde bu sartlarin esas tutulmasi gerektiginden, zamanla degismesini önlemek üzere, bundan sonra sadrâzam ve seyhülislâm olacaklar, bu makama geçtikleri zaman bu senedi imzalayacaklar ve harfi harfine uygulanmasina çalisacaklardir. Bu senedin bir sureti beylikçi kaleminde, bir sureti pâdisâhin yaninda bulunacak ve gereken kimselere oradan kopyeleri verilecek, pâdisâh, kendisi bu sartlarin uygulanmasina nezâret edecekti.

Devletin ayana ipotek edildigi, pâdisâhin yetkilerinin kisitlandigi bu senedi imza edenler arasinda, bir taraftan en yüksek derecedeki ulemâ (seyhülislâm, nakîbül-esrâf ve kazaskerler), devlet ricali (generaller, yeniçeri agasi, sipahiler agasi) öbür taraftan o zaman payitahtta hâzir bulunan belli basli ayanlar (Cebbârzâde, Karaosmanoglu, Sirozlu Ismail Bey ve Çirmen mutasarrifi) vardi.

Pâdisâhin tugrasi konulan bu sened, pâdisâhin ayanlara taahhüdleri seklinde idi. Is. basina gelen her sadrâzamin bu senede yeminle bagli olmasi, yalniz pâdisâha karsi degil, ayanlara karsi da sorumlu olmasi durumunu çikariyordu. Vergiler bile, vükelâ ile ayanlar arasinda kararlastirilacakti. Bütün bu sebepler, pâdisâh ve saray çevresinin sened-i ittifaka muhalefetini îcâb ettiriyordu, idareye tam hâkim olan Alemdâr'in korkusundan kimse ses çikaramiyordu.

Alemdar Mustafa Pasa, birkaç aylik iktidarinda sekbân-i cedîd adiyla bir askerî teskîlât kurdu. Yeniçeri ocaginin hosuna gitmeyecek bâzi islâhatlara giristi. Kendisinin bâzi hareketleri ve yeniçerilerin hosuna gitmeyen isleri isyana sebeb oldu. Isyanda Alemdar öldü. Islâhatlari neticesiz kaldi. Ayanlar arasinda birlik kalmayip kisa zamanda dagilmalari üzerine sened-i ittifak hükümsüz kaldi. Ayanlarin ileri gelenleri zamanla ortadan kaldirildi. Sultan ikinci Mahmûd Han'nin dirayetli idaresi neticesinde merkezî otorite saglandi.

Sened-i ittifakla, 1839'da Mustafa Resîd Pasa tarafindan ilân edilen Tanzîmât fermani arasinda bâzi benzerlikler vardir. Bunlarin en barizi, her ikisinin de devleti ipotek altina almasidir. Sened-i ittifak, devleti ayanlara ipotek ederken, Tanzîmât fermani yabanci devletlere ipotek etmistir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Sened-i İttifak

Osmanlı devlet idaresinde padişahın mutlak otoritesini sınırlama gayesini güden bir belge olması yönüyle Sened-i İttifak’ın Modern Türk Devleti’nin gelişme tarihindeki ilk “amme hukuku kaidesi” kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.
Akdi bir belge olan Sened-i İttifak Rumeli ve Anadolu’da kök salan ve adeta bağımsızlıklarını ilan eden hanedan ve ayanlar ile Osmanlı Merkez Yönetimi arasında bir anlaşma niteliğindedir. Padişah II. Mahmut döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın çabaları sonucu yapılan davete uyarak İstanbul’a gelen bazı ayanlar ve hanedanlar ile Ekim 1808’de yapılan toplantı sonucu hazırlanmıştır. Ayanlar Hanedanlar ve Alemdar Mustafa Paşa’nın katkıları ile ortaya çıkan bu belgeye Merkezi Yönetim adına ulema devlet ileri gelenleri ve askeri şefler ayan adına da dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.[2]Anılan akdi belgeyle padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.Anılan akdi belgeyle padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.

Başlangıç bölümü (bidace) 7 madde ve bir ek (zey)den oluşan Sened-i İttifak ile padişah ayan ve hanedanların hayatı mal ve mülkleri üzerinde keyfi işlemlerde bulunmama sözü vermekte ayanların egemenliklerini tanıyarak hanedanlık haklarının babadan oğla geçmesini kabul etmektedir. Buna karşılık hanedan ve ayanlar da padişah otoritesine bağlılık ve birlik sözü vermektedirler. İki taraflı bir belge bir misak ya da sözleşme niteliğini taşıyan Sened-i İttifak bir anayasa değildir. Ancak Türk anayasacılık tarihinde önemli bir belgedir. Sened-i İttifak’ın oluşum tarzı konusunda yazarlar arasında görüş birliği bulunmamaktadır. Bir grup yazar belgenin Merkez dayatması olduğunu ileri sürerken karşıt grup tam aksini iddia ederek ayan dayatması olduğunu ifade etmektedir.

Sened-i İttifakın yaptırımı ahlaki ve dinidir. Taraflar belgeye bağlılıklarını Allah ve Peygambere yemin ile garanti altına almışlardır. Bağlayıcılığı sürekli kılmak için belgenin Divan-ı Hümayun kaleminde saklanması Padişah ve ilgililere birer nüshanın verilmesi her yeni sadrazam ve şeyhülislam tarafından imzalanması gibi usuller öngörülmüştür. Padişah yemin dışı bırakılmakla beraber devlet ricali ve sadaret makamının verdiği sözler padişah tuğrasının belgeye konulması suretiyle gösterilen onay padişahın da belgeye bağlandığı anlamına gelmektedir. Sened-i İttifak’ın mimarı kabul edilen Alemdar Mustafa Paşa’nın tasfiyesi ve ayan etkisinin kırılması sonucunda hükümsüz hale gelmiştir. Merkezi otoritenin mutlak egemenliğine getirdiği sınırlamalar nedeniyle her şeye rağmen Sened-i İttifak hukuksal devlet düzenine yönelik gelişmelerin ilk adımlarından sayılmaktadır. Pratikte hiç uygulanabilme şansı olmamasına rağmen düşünce boyutunda dahi mutlak otoritenin sınırlanabileceği gerçeğini gözler önüne sermiş olması hukuk devleti yönünde önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir. Ali Fuat Başgil’in ifadesiyle Sened-i İttifak iki şeyi açıkça ortaya çıkarmaktadır

Ömer Obuz

Kaynak: Alıntılar
Sened-i İttifak Antlaşması - Sened-i İttifak

Osmanlı padişahlarının egemenliğini sınırlayan ilk sözleşme. 29 Eylül 1808′de Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu Âyanları arasında imzalanmış ve padişah II. Mahmut tarafından onaylanmıştır. II. Mahmut’un padişah olmasından sonra, Alemdar Mustafa Paşa, başta yeniçeri ocağı’nı düzene koymak üzere, devlet yönetimiyle ilgili bir dizi önlem almaya başladı. Bu amaçla, Anadolu ve Rumeli’ndeki tüm âyanları İstanbul’da Kâğıthane’deki Çağlayan Köşkü’nde toplantıya çağırdı. Yapılan yeniliklerin merkezden uzakta bulunan valiler ve idareciler tarafından da benimsenmesi gerektiğine inanan Mustafa Paşa, “Meşveret-i Amme” adıyla bilinen bu toplantıda yeniçeri ocağına karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu Âyanları arasında imzalanan Sened-i İttifak Antlaşmasına göre; âyanlar padişaha sadık kalacak ve yenilik hareketlerini destekleyecek, padişahlar da âyanların elde etmiş oldukları hakları tanıyacaktı. Sened-i İttifak Antlaşması ile âyanlar, padişahın mutlak otoritesine karşı siyasî bir ayrıcalık kazanmış oluyorlardı. Gerçekte, Osmanlı Devleti’nde, padişah otoritesinin başka herhangi bir güçle ortaklık kabul etmesi mümkün değildi.
Bu nedenle Sened-i İttifak Antlaşması, Osmanlı idarî yapısına tamamen aykırıydı. Sened-i İttifak Antlaşması çok uzun ömürlü olmadı. Bir süre sonra idareyi tamamen eline alan Sultan İkinci Mahmut, âyanları birer birer ortadan kaldırdı ve merkezî otoriteyi yeniden güçlendirdi.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


İkinci Mahmûd Han devrinde 1808'de ayan ile hükümet arasinda yapilan sözlesme. On sekizinci asra girerken askerî teskilâtin bozulmasi neticesinde, devletin merkezî otoritesi zayiflamisti. Devlet, mültezimlerin reayayi ezmeleri sonunda, vergi toplama isini mahallî esrafa devretme siyâsetini gütmüs, bu da ayanlarin ortaya çikmasina sebeb olmustu. Yerli halk arasindan veya disardan gelip halka söz geçirebilecek durumdaki kimselerden meydana gelen ayanlarin nüfuzlari zamanla artti. Yeniçeri ve timar sisteminin bozulmasi sebebiyle, ihtiyâç duydugu askeri te'min edemeyen devlet de, ayanlarin nüfuzundan istifâde yoluna gitti. 1768-1774 Osmanli-Rus savasi sirasinda hükümet, kaza merkezlerinde idareyi ele geçirmis olan ayan ve mütegallibeye bas vurarak para ve asker te'minine çalisti. Bu durum, ayanlar üzerindeki hükümet kontrolünün kalkmasina sebeb oldu ve tasrada idareye tamamen hâkim oldular. Sultan üçüncü Selîm Han, Rusçuk ayani Alemdar Mustafa Pasa gibi devlete faydali olanlara rütbeler verdi. Nizâm-i cedidi tasvîb etmeyen yeniçerilerin, sultan üçüncü Selîm Han'i tahttan indirmeleri üzerine, Alemdar Mustafa Pasa, onu tekrar tahta geçirmek için hazirliklara basladi. 28 Temmuz 1808'de Bâb-i âlî'yi basip sadâret mührünü ele geçirdi. Fakat bu arada sultan üçüncü Selîm Han sehîd edildi Alemdar Mustafa Pasa da, sehzade Mahmûd'u sultan îlân etti. Yeniçeri ocaginin kaldirilmasi ve devlete çekidüzen verilmesi için çalismalara basladi. Rumeli ve Anadolu'daki ayanlar çagrilarak mesveret-i âmme adi verilen büyük bir toplanti yapildi. Yeniçeri ocaginin düzeltilmesi ve düzenli sekilde egitilmesi için karar alindi. Alemdar Mustafa Pasa, kalabalik sayida askeri ile istanbul'a gelmis olan ayanlarla, devlet arasindaki ihtilâf ve mücâdelenin kaldirilarak, devletin zafiyetinin önlenebilecegini düsünüyordu. Yapilan görüsmeler sonunda asagidaki hususlari ihtiva eden sened-i ittifak imzalandi.

1 ve 4. maddede, ayan ve eyâlet valileri pâdisâha bagliliklarini belirtiyor, sadrâzami onun mutlak temsilcisi olarak kabul etmeye devam ediyordu.

3. maddeye göre; Osmanli vergi düzeni ülkenin tamâminda, bütün eyâletlerde uygulanacak, pâdisâha ait gelirlere ayanlar el koyamayacaklardi.

7. maddeye göre; vergi miktarlari ayan ve hükümetin görüsmeleri sonunda belirlenecekti.

2. maddeye göre; devletin gelecegi ordunun gücüne bagli oldugu için, ayanlar eyâletlerde asker toplanmasina yardimci olacaklar, ordu, nizâm-i cedîd sistemine göre teskilâtlanacakti.

5. maddeye göre; ayanlar, kendi eyâletlerinde âdil bir idare kuracaklardi. Birbirlerinin topraklarina ve haklarina taarruz etmeyecekler, birbirlerine kefîl olacaklardi.

6. maddeye göre; devlet merkezinde çikacak herhangi bir kargasalik âninda, pâdisâhdan izin almak için vakit harcamadan istanbul'a yürüyeceklerdi.

Bu vesikanin altindaki ekte ise, özetle söyle deniliyordu: Yapilacak islerde bu sartlarin esas tutulmasi gerektiginden, zamanla degismesini önlemek üzere, bundan sonra sadrâzam ve seyhülislâm olacaklar, bu makama geçtikleri zaman bu senedi imzalayacaklar ve harfi harfine uygulanmasina çalisacaklardir. Bu senedin bir sureti beylikçi kaleminde, bir sureti pâdisâhin yaninda bulunacak ve gereken kimselere oradan kopyeleri verilecek, pâdisâh, kendisi bu sartlarin uygulanmasina nezâret edecekti.

Devletin ayana ipotek edildigi, pâdisâhin yetkilerinin kisitlandigi bu senedi imza edenler arasinda, bir taraftan en yüksek derecedeki ulemâ (seyhülislâm, nakîbül-esrâf ve kazaskerler), devlet ricali (generaller, yeniçeri agasi, sipahiler agasi) öbür taraftan o zaman payitahtta hâzir bulunan belli basli ayanlar (Cebbârzâde, Karaosmanoglu, Sirozlu Ismail Bey ve Çirmen mutasarrifi) vardi.

Pâdisâhin tugrasi konulan bu sened, pâdisâhin ayanlara taahhüdleri seklinde idi. Is. basina gelen her sadrâzamin bu senede yeminle bagli olmasi, yalniz pâdisâha karsi degil, ayanlara karsi da sorumlu olmasi durumunu çikariyordu. Vergiler bile, vükelâ ile ayanlar arasinda kararlastirilacakti. Bütün bu sebepler, pâdisâh ve saray çevresinin sened-i ittifaka muhalefetini îcâb ettiriyordu, idareye tam hâkim olan Alemdâr'in korkusundan kimse ses çikaramiyordu.

Alemdar Mustafa Pasa, birkaç aylik iktidarinda sekbân-i cedîd adiyla bir askerî teskîlât kurdu. Yeniçeri ocaginin hosuna gitmeyecek bâzi islâhatlara giristi. Kendisinin bâzi hareketleri ve yeniçerilerin hosuna gitmeyen isleri isyana sebeb oldu. Isyanda Alemdar öldü. Islâhatlari neticesiz kaldi. Ayanlar arasinda birlik kalmayip kisa zamanda dagilmalari üzerine sened-i ittifak hükümsüz kaldi. Ayanlarin ileri gelenleri zamanla ortadan kaldirildi. Sultan ikinci Mahmûd Han'nin dirayetli idaresi neticesinde merkezî otorite saglandi.

Sened-i ittifakla, 1839'da Mustafa Resîd Pasa tarafindan ilân edilen Tanzîmât fermani arasinda bâzi benzerlikler vardir. Bunlarin en barizi, her ikisinin de devleti ipotek altina almasidir. Sened-i ittifak, devleti ayanlara ipotek ederken, Tanzîmât fermani yabanci devletlere ipotek etmistir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Sened-i İttifak

Osmanlı devlet idaresinde padişahın mutlak otoritesini sınırlama gayesini güden bir belge olması yönüyle Sened-i İttifak’ın Modern Türk Devleti’nin gelişme tarihindeki ilk “amme hukuku kaidesi” kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.
Akdi bir belge olan Sened-i İttifak Rumeli ve Anadolu’da kök salan ve adeta bağımsızlıklarını ilan eden hanedan ve ayanlar ile Osmanlı Merkez Yönetimi arasında bir anlaşma niteliğindedir. Padişah II. Mahmut döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın çabaları sonucu yapılan davete uyarak İstanbul’a gelen bazı ayanlar ve hanedanlar ile Ekim 1808’de yapılan toplantı sonucu hazırlanmıştır. Ayanlar Hanedanlar ve Alemdar Mustafa Paşa’nın katkıları ile ortaya çıkan bu belgeye Merkezi Yönetim adına ulema devlet ileri gelenleri ve askeri şefler ayan adına da dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.[2]Anılan akdi belgeyle padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.Anılan akdi belgeyle padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.

Başlangıç bölümü (bidace) 7 madde ve bir ek (zey)den oluşan Sened-i İttifak ile padişah ayan ve hanedanların hayatı mal ve mülkleri üzerinde keyfi işlemlerde bulunmama sözü vermekte ayanların egemenliklerini tanıyarak hanedanlık haklarının babadan oğla geçmesini kabul etmektedir. Buna karşılık hanedan ve ayanlar da padişah otoritesine bağlılık ve birlik sözü vermektedirler. İki taraflı bir belge bir misak ya da sözleşme niteliğini taşıyan Sened-i İttifak bir anayasa değildir. Ancak Türk anayasacılık tarihinde önemli bir belgedir. Sened-i İttifak’ın oluşum tarzı konusunda yazarlar arasında görüş birliği bulunmamaktadır. Bir grup yazar belgenin Merkez dayatması olduğunu ileri sürerken karşıt grup tam aksini iddia ederek ayan dayatması olduğunu ifade etmektedir.

Sened-i İttifakın yaptırımı ahlaki ve dinidir. Taraflar belgeye bağlılıklarını Allah ve Peygambere yemin ile garanti altına almışlardır. Bağlayıcılığı sürekli kılmak için belgenin Divan-ı Hümayun kaleminde saklanması Padişah ve ilgililere birer nüshanın verilmesi her yeni sadrazam ve şeyhülislam tarafından imzalanması gibi usuller öngörülmüştür. Padişah yemin dışı bırakılmakla beraber devlet ricali ve sadaret makamının verdiği sözler padişah tuğrasının belgeye konulması suretiyle gösterilen onay padişahın da belgeye bağlandığı anlamına gelmektedir. Sened-i İttifak’ın mimarı kabul edilen Alemdar Mustafa Paşa’nın tasfiyesi ve ayan etkisinin kırılması sonucunda hükümsüz hale gelmiştir. Merkezi otoritenin mutlak egemenliğine getirdiği sınırlamalar nedeniyle her şeye rağmen Sened-i İttifak hukuksal devlet düzenine yönelik gelişmelerin ilk adımlarından sayılmaktadır. Pratikte hiç uygulanabilme şansı olmamasına rağmen düşünce boyutunda dahi mutlak otoritenin sınırlanabileceği gerçeğini gözler önüne sermiş olması hukuk devleti yönünde önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir. Ali Fuat Başgil’in ifadesiyle Sened-i İttifak iki şeyi açıkça ortaya çıkarmaktadır

Ömer Obuz

Kaynak: Alıntılar
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Başka Bir Dünya: Üçlü İttifak - Maxime Chattam Zen Kitap Tanıtımları 1 21 Mayıs 2014 03:34
Çin Sovyet Dostluk İttifak ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması efLatun Dünya Tarihi 0 17 Nisan 2012 20:43
"Esed PKK ile İttifak Kuruyor" Bulut Haber Arşivi 0 01 Nisan 2012 12:21
İttifak Delîli Kalemzede İslami Makaleler 0 09 Temmuz 2011 02:37