IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Eylül 2016, 18:16   #1
Çevrimiçi
Kül Kedisi


-- Sponsor Baglantı --


Güzeller güzeli bir kız, uzak diyarların birinde yakışıklı prensin dillerden dillere dolandığı bir ülkede yaşarmış. Bu güzel kızın annesinin ölümünden sonra yüzü gülmez olmuş. Babası kızına baktıkça üzüntüden ne yapacağını bilemezmiş. Düşünmüş taşınmış yeniden evlenirse kızının bir annesi olabileceğini, tekrar mutlu olabileceklerine karar vermiş. Üvey annesi ve iki yeni üvey kardeşi ile yaşamaya başlayan güzel kız, babasının da ölmesi ile yıkılmış. Üvey annesi, genç kızı tüm eşyaları ile birlikte tavan arasına yerleştirmiş ve O’na kötü davranmaya başlamış.

Üvey kardeşlerinin kıyafetlerini yıkıyor, yerleri silip süpürüyor, yemekleri yapıyor, bütün gününü evdeki temizlik işleri ile geçiriyormuş. Üvey annesi ve kardeşleri sürekli ocağın başında çalışıp, kirlenen bu güzel kıza Kül Kedisi ismini takmışlar. Külkedisi, yalnızlıktan o kadar sıkılmış ki, mutfakta yaşayan fareler, sürekli etrafta dolanan kedi ile arkadaşlık etmeye başlamış. Günün birinde üvey kardeşleri büyük bir mutluluk ve coşku ile eve gelmişler. Prensin sarayda bir balo düzenleyeceğini öğrenmiş Kül kedisi, kardeşlerinin anneleri ile konuşmasını dinlerken. İçini bir heyecan kaplamış, kendisini tutamayarak, heyecan içinde sormuş üvey annesine ‘ben de gelebilir miyim?’ Üvey annesinin yüzünde alaycı bir gülümseme belirmiş ‘Tabi, neden olmasın. Sana verilen tüm görevleri harfiyen yapabilirsen, gelebilirsin’ demiş. Külkedisi, içini saran mutlulukla söylenen her şeyi yapmış, tek bir günü bekliyormuş; saraydaki balo. Üvey kardeşleri her gün saçlarını nasıl yapacaklarını, ne giyeceklerini konuşuyormuş. Külkedisinin ise yıllardır bir saç tokası bile aldığı yokmuş. Koşarak tavan arasındaki odasına gitmiş. Annesinden kalan krem renkli, incilerle süslü elbiseyi sandıktan çıkarmış. Kendi kendine ‘Ahh anneciğim, ne kadar güzeldiniz.’ Diyerek mırıldanmış. Yüreği mutluluk ile dolmuş. En güzel elbisenin O’nunki olacağından hiç şüphesi yokmuş.


Sarayda verilecek balo günü gelmiş, o gün üvey annesi birçok iş buyurmuş Külkedisine. Elinden gelenin en iyisini yaparak, bütün işleri bitirmiş Külkedisi. Üvey kardeşlerine yetişebilmek için hızla giyinerek, kapının önünde beklemeye başlamış. Üvey annesi, ‘Napıyorsun sen? İnanmış olamazsın, gelemeyeceğini bilmiyor musun?’ demiş. Üvey kardeşleri bu fırsatı kaçırmayıp, çok kıskandıkları elbiseyi parçalayarak, külkedisini arkalarında bırakıp baloya doğru yola çıkmışlar. Külkedisi mutfağa koşarak ağlamaya başlamış. Masal bu ya, odanın orta yerinde dünyalar güzeli bir kadın belirmiş. İyilik perisiymiş, bu kadın. ‘Neden ağlıyorsun’ diye sormuş. Külkedisi kendine yapılanları anlatmış, gözyaşlarını tutamıyormuş hala. İyilik perisi sihirli değneğini hafifçe sallamış, kabak muhteşem bir arabaya, fareler sürüye dönüşmüş. Külkedisine dönerek ‘Sıra sende’ demiş. Değneğini ikinci defa salladığında, külkedisi prenseslerden daha güzel kıyafetler içindeymiş, değerli taşlarla süslenmiş saçları, camdan bir ayakkabısı varmış. Baloya gitmek için arabaya binerken, ‘En geç gece yarısında balodan ayrılmalısın yoksa herkesin ortasında eski haline dönersin ’ diyerek uyarmış iyilik perisi.


Balo salonuna giren Külkedisi, ilk görüşte aşık olmuş yakışıklı prense. Prenste aynı duygular içerisindeymiş. Bütün gece dans etmişler. Herkes bu güzel kızın kim olduğunu merak ediyormuş. Saate bakmış Külkedisi, gece yarısı oluyormuş, kendisini prensin kollarından kurtararak, koşmaya başlamış. Merdivenlerde ayağından çıkan cam ayakkabısını geri dönüp alacak zamanı kalmamış. Prens ne olduğunu anlayamamış birdenbire, arkasından yetişmeye çalışmış ama nereden geldiği belli olmayan güzel kız gecenin karanlığında kaybolmuş. Geride bıraktığı cam ayakkabıyı bulan prens, aşık olduğu genç kızı bulmaya karar vererek, emir buyurmuş ‘Yarın sabah ilk iş olarak bu ayakkabının sahibi bulunacak’ demiş. Saray görevlileri tek tek bütün evlerdeki genç kızlara ayakkabıyı denetmişler ama kimsenin ayağına olmamış. Baloda üvey annesi Külkedisini tanımış, görevliler geldiğinde ise O’nun odadan ayrılmasına mani olarak, cam ayakkabıyı denemesine izin vermemiş.


Prens çok üzgünmüş, genç kızdan bir türlü haber çıkmıyormuş. Son kez ayakkabıyı alarak kendisi aramaya karar vermiş. Külkedisinin evine geldiklerinde, yırtık elbiseleri, dağılmış saçı başı ile dayanamayarak koşmuş Külkedisi prensin yanına. Ayakkabıyı giydiğinde, prens oracık da evlenme teklif etmiş. Üvey anne ve kardeşlerine çok kızmış prens, Külkedisini sakladıkları için. Külkedisi ve prens muhteşem bir tören ile evlenerek, ömür mutlu yaşamışlar.
Güzeller güzeli bir kız, uzak diyarların birinde yakışıklı prensin dillerden dillere dolandığı bir ülkede yaşarmış. Bu güzel kızın annesinin ölümünden sonra yüzü gülmez olmuş. Babası kızına baktıkça üzüntüden ne yapacağını bilemezmiş. Düşünmüş taşınmış yeniden evlenirse kızının bir annesi olabileceğini, tekrar mutlu olabileceklerine karar vermiş. Üvey annesi ve iki yeni üvey kardeşi ile yaşamaya başlayan güzel kız, babasının da ölmesi ile yıkılmış. Üvey annesi, genç kızı tüm eşyaları ile birlikte tavan arasına yerleştirmiş ve O’na kötü davranmaya başlamış.

Üvey kardeşlerinin kıyafetlerini yıkıyor, yerleri silip süpürüyor, yemekleri yapıyor, bütün gününü evdeki temizlik işleri ile geçiriyormuş. Üvey annesi ve kardeşleri sürekli ocağın başında çalışıp, kirlenen bu güzel kıza Kül Kedisi ismini takmışlar. Külkedisi, yalnızlıktan o kadar sıkılmış ki, mutfakta yaşayan fareler, sürekli etrafta dolanan kedi ile arkadaşlık etmeye başlamış. Günün birinde üvey kardeşleri büyük bir mutluluk ve coşku ile eve gelmişler. Prensin sarayda bir balo düzenleyeceğini öğrenmiş Kül kedisi, kardeşlerinin anneleri ile konuşmasını dinlerken. İçini bir heyecan kaplamış, kendisini tutamayarak, heyecan içinde sormuş üvey annesine ‘ben de gelebilir miyim?’ Üvey annesinin yüzünde alaycı bir gülümseme belirmiş ‘Tabi, neden olmasın. Sana verilen tüm görevleri harfiyen yapabilirsen, gelebilirsin’ demiş. Külkedisi, içini saran mutlulukla söylenen her şeyi yapmış, tek bir günü bekliyormuş; saraydaki balo. Üvey kardeşleri her gün saçlarını nasıl yapacaklarını, ne giyeceklerini konuşuyormuş. Külkedisinin ise yıllardır bir saç tokası bile aldığı yokmuş. Koşarak tavan arasındaki odasına gitmiş. Annesinden kalan krem renkli, incilerle süslü elbiseyi sandıktan çıkarmış. Kendi kendine ‘Ahh anneciğim, ne kadar güzeldiniz.’ Diyerek mırıldanmış. Yüreği mutluluk ile dolmuş. En güzel elbisenin O’nunki olacağından hiç şüphesi yokmuş.


Sarayda verilecek balo günü gelmiş, o gün üvey annesi birçok iş buyurmuş Külkedisine. Elinden gelenin en iyisini yaparak, bütün işleri bitirmiş Külkedisi. Üvey kardeşlerine yetişebilmek için hızla giyinerek, kapının önünde beklemeye başlamış. Üvey annesi, ‘Napıyorsun sen? İnanmış olamazsın, gelemeyeceğini bilmiyor musun?’ demiş. Üvey kardeşleri bu fırsatı kaçırmayıp, çok kıskandıkları elbiseyi parçalayarak, külkedisini arkalarında bırakıp baloya doğru yola çıkmışlar. Külkedisi mutfağa koşarak ağlamaya başlamış. Masal bu ya, odanın orta yerinde dünyalar güzeli bir kadın belirmiş. İyilik perisiymiş, bu kadın. ‘Neden ağlıyorsun’ diye sormuş. Külkedisi kendine yapılanları anlatmış, gözyaşlarını tutamıyormuş hala. İyilik perisi sihirli değneğini hafifçe sallamış, kabak muhteşem bir arabaya, fareler sürüye dönüşmüş. Külkedisine dönerek ‘Sıra sende’ demiş. Değneğini ikinci defa salladığında, külkedisi prenseslerden daha güzel kıyafetler içindeymiş, değerli taşlarla süslenmiş saçları, camdan bir ayakkabısı varmış. Baloya gitmek için arabaya binerken, ‘En geç gece yarısında balodan ayrılmalısın yoksa herkesin ortasında eski haline dönersin ’ diyerek uyarmış iyilik perisi.


Balo salonuna giren Külkedisi, ilk görüşte aşık olmuş yakışıklı prense. Prenste aynı duygular içerisindeymiş. Bütün gece dans etmişler. Herkes bu güzel kızın kim olduğunu merak ediyormuş. Saate bakmış Külkedisi, gece yarısı oluyormuş, kendisini prensin kollarından kurtararak, koşmaya başlamış. Merdivenlerde ayağından çıkan cam ayakkabısını geri dönüp alacak zamanı kalmamış. Prens ne olduğunu anlayamamış birdenbire, arkasından yetişmeye çalışmış ama nereden geldiği belli olmayan güzel kız gecenin karanlığında kaybolmuş. Geride bıraktığı cam ayakkabıyı bulan prens, aşık olduğu genç kızı bulmaya karar vererek, emir buyurmuş ‘Yarın sabah ilk iş olarak bu ayakkabının sahibi bulunacak’ demiş. Saray görevlileri tek tek bütün evlerdeki genç kızlara ayakkabıyı denetmişler ama kimsenin ayağına olmamış. Baloda üvey annesi Külkedisini tanımış, görevliler geldiğinde ise O’nun odadan ayrılmasına mani olarak, cam ayakkabıyı denemesine izin vermemiş.


Prens çok üzgünmüş, genç kızdan bir türlü haber çıkmıyormuş. Son kez ayakkabıyı alarak kendisi aramaya karar vermiş. Külkedisinin evine geldiklerinde, yırtık elbiseleri, dağılmış saçı başı ile dayanamayarak koşmuş Külkedisi prensin yanına. Ayakkabıyı giydiğinde, prens oracık da evlenme teklif etmiş. Üvey anne ve kardeşlerine çok kızmış prens, Külkedisini sakladıkları için. Külkedisi ve prens muhteşem bir tören ile evlenerek, ömür mutlu yaşamışlar.
__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
kül kedisi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Küçük Kız Ve Kedisi NarÇiçeği Evcil Kediler 2 26 Aralık 2015 13:22
Somali Kedisi, Somali Kedisi Özellikleri Zen Evcil Kediler 1 10 Mart 2014 20:23
Ankara Kedisi (Angora) Kedisi, Ankara Kedisi (Angora) Kedisinin Özellikleri Violent Evcil Kediler 0 08 Mart 2014 21:47
Van Kedisi Ein Evcil Kediler 0 10 Aralık 2010 13:10