Yılın Enleri
  irc hosting



Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Ocak 2012, 11:08   #1
Çevrimdışı
Özürlü Bireylere Karşı Yaklaşımlar


-- Sponsor Baglantı --





Özürlü Bireylere Karşı Yaklaşımlar

ÖZÜRLÜ BİREYLERE KARŞI YAKLAŞIMLAR

PSİKOSOSYAL YAKLAŞIM

Özürlülerin Dünya nüfusundaki oranını hiçte küçümsenmeyecek bir seviyededir. Günümüzde, zihinsel, işitme, görme, konuşma, bedensel ya da duygusal özürleri sonucu engelli insan sayısının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre: “Gelişmiş ülkelerde %10, gelişmekte olan ülkelerde %13 olduğu, bu sayının dünya nüfusunun %10’u olabileceği” tahmin edilmektedir.

Ülkemizde değişik özür gruplarında 10 milyona yakın yurttaşımız yaşamaktadır. Bu da her 7–8 aileden birinde bir özürlü birey bulunduğunu göstermektedir.

Özürlü bireylerimiz, günlük yaşama çok sınırlı ölçüde katılabilmektedir. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve sosyal desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakıma kadar, çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır.

Bugün dünyamızda yetersiz beslenme, savaşlar, kazalar, doğal afetler, hastalıklar nedeniyle sayıları hızla artan zihinsel, işitme, görme, konuşma, bedensel ya da duygusal özürlü kişiler bulunmaktadır.
Özürlü insanların; gerek kendi evlerinde gerekse toplumda onları destekleyici, topluma kazandırmada öncelikli hizmet veren rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç vardır.

KAVRAMSAL YAKLAŞIM

Herhangi bir tehlikeye uğrama sonucunda insan, çalışma gücünü geçici veya daimi olarak kaybeder. Geçici kayıp, yaklaşık 6 – 18 ay içinde ortadan kaldırılabilir.
Çalışma gücünün daimi olarak kaybı ise, insanın ömür boyu özürlü kalmasına neden olur.
(Dr. Zeynep Baykan’ın makalesinden alınan bir istatistik)
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization), birbirleriyle oldukça karıştırılan sakatlık, özürlülük ve engellilik kavramlarını 1981 yılında şöyle tanımlamıştır:
Sakatlık:
Doğuştan ya da sonradan olma herhangi bir hastalık veya kaza nedeniyle kişinin bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal fonksiyonlarında belirli bir oranda sürekli azalma ve kayıplara neden olan durumdur.
Örneğin; davranış, iletişim, kişisel bakım ve hareketle ilgili sakatlıklar....
Özürlülük:
İşitme, konuşma, görme veya bedensel engelleri, fiziksel sakatlıkları ile normal fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve bu özellikleriyle diğerlerinden ayrılan kişilerdir.
Örneğin; İşitme, iç organ, görme, dil ve konuşma bozuklukları...
Engellilik:
Yaşa, cinsiyete, sosyal ve kültürel etkenlere bağlı olarak, özürlülük ve sakatlılık sonucu oluşan, o birey için normal olan bir işlevin yerine getirilememesidir. Örn: Hareketle ilgili engellilikler, sosyal durum ve integrasyonla ilgili engellilikler, fizik bağımlılık yaratan engellilikler...

SAKATLIK SORUNU

Çeşidi ne olursa olsun özürlü insanların psikolojik durumları, tıbbi tedavi ve rehabilitasyonlarında önemli sorunlar çıkarabilmektedir. Özellikle bedensel özürlüler grubundaki insanların çoğu, kendilerini işe yaramaz hissetmekte, ailelerine, topluma, kendilerine ve çevrelerine zararları dokunabilmektedir.
Çünkü sakatlıklarından kaynaklanan psikolojik çöküntü, kendilerini yaşamdan uzaklaştırmalarına neden olmaktadır.
Bu kişilerin ----olojik durumları nedeniyle, kendilerine ilişkin duyguları ve özürlerini kabul durumları, onların günlük yaşama katılımını da etkilemektedir.

Özürlü kişilerin sakatlıkları nedeniyle oluşan duygularını şöyle sıralayabiliriz:
Aşağılık duygusu
Özürlülük ikilemi
Normal davranışları yüceltme
Suçlanma
Grup stereotipi davranışlar

Aşağılık duygusu: Her zaman olmamakla birlikte, bedensel özürlülerin çoğunda bu duruma rastlanmaktadır. Bu kişiler, sakatlıklarını mutsuzluk kaynağı yapmakta, utanç, acıma ve bazen de acındırma şeklinde, duygusal bir tepki olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özürlülük ikilemi: Özürlü birey, aslında kendisinin normal bir kişi gibi kabul edilmesini istemesine rağmen, kendisinden özürlü insanlar gibi davranış beklendiğini düşünerek duygusal bir çatışma yaşar. Bu durumda sosyal rehabilitasyona ihtiyaç duyulmaktadır.

Normal davranışları yüceltme: Özürlü birey, özürlü olmayan bireylerin davranışlarını en ideal olarak kabul ettiği için, kendisine bir hedef belirlerken sağlıklı bir insana uygun hedefler belirler. Sonuçta ulaşamadıkları ideal hedefleri nedeniyle, bu insanlar aşağılık ve suçluluk duygularına kapılırlar.
Suçlanma: Bedensel özürlü bireyin normal standartlara uymayan davranışları ve fonksiyonlarını yerine getirirken karşılaştıkları güçlükler nedeniyle yetersizlik duygularına sahip olmak, özürlünün kişiliği için yıkıcı olmaya başlar. Böylece kendisinde suçluluk duygusu oluşarak diğer insanlardan saklanmak ister.
Grup stereotipi davranışlar: Yapılan araştırmalara göre, bütün özürlü kişilerde, hemen hemen aynı özellikler gözlenmektedir. Özürlü kişinin topluma uyum sağlamak için, özrünü saklamaya çalışması ve unutmak için çaba göstermesi, daha çok hatırlamasına sebep olmaktadır. Bu da fiziksel sakatlığından endişe duymasına ve özrünün hayatını yöneten ana kuvvet haline gelmesine neden olmaktadır.
Yukarıda belirtilen ----olojik ve psiko-sosyal özelliklerin, bedensel özürlülerin rehabilitasyonuna ilişkin programlarda göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK TOPLUMSAL DAVRANIŞLAR

Bedensel engellilerin günümüzde içinde bulunduğu sorunların önemini, toplumun her kesiminin kavradığını söylememiz mümkün değildir. Toplumumuzun sakata bakışında acıma ve yardım etme duyguları ağır basmaktadır. Toplumsal değer yargılarımızın bir sonucu olarak gelişen bu duyguları, özürlü insanlarımızı rahatsız edecek boyutta göstermememiz için eğitime büyük roller düşüyor.

Engelli olan kişinin psikolojisi gereği en çok başkaları tarafından yardım edilme davranışını reddettiğini bilmekteyiz. Bu aslında engelli bir insanda var olan, bir işi kendi başına başarmak isteme duygusunun dışarı yansımasıdır. Toplumsal davranışımız gereği kişi, kendisinde herhangi bir engeli yoksa bunu bir üstünlük göstergesi olarak kabul eder. Bu da yardım etme işinde, yapılması gerekeni, engelli bireyin yerine, kendisi yaparak yerine getirdiğini sanmasına neden olmaktadır. Bu tür yanılgıların yanı sıra, özürlü insana, özel durumunu net bir şekilde gözler önüne serecek, davranışlarda bulunmak da, engelli insanları çok rahatsız eden bir durumdur. Toplumsal eylemlerin her türünde bulunmak isteyen engelli insanlar, tek amaçlı düzenlenmiş

“Sakatlar Aracı veya Sakatlar Parkı” gibi alanları kullanmak istememektedir. Engellerini sergileme, bu kişiler açısından oldukça rahatsızlık vericidir. Bu yüzden engelliler için yapılacak düzenlemeler, onları toplumdan soyutlamaktansa, birebir topluma sokmayı amaçlamalıdır. Böylece bu insanların topluma karşı katı ve kırılgan tutumları, toplum içersinde eyleme katılmalarını sağlamakla önlenebilir.

REHABİLİTASYON HİZMETLERİ VE ÖNEMİ

Rehabilitasyon, özürlü kişinin ----olojik, anatomik ve çevresel kısıtlıklar içersindeyken, mümkün olan en üst işlevsel, psiko-sosyal ve mesleki bağımsızlığa ulaşmasıdır. Bu nedenle özürlü rehabilitasyonu 3 aşamada gerçekleştirilir:
Tıbbi Rehabilitasyon
Sosyal Rehabilitasyon
Mesleki Rehabilitasyon

Tıbbi Rehabilitasyon: Amaç özürlü kişinin fiziksel kapasitesini artırarak, günlük yaşamda mümkün olan en fazla işlevsel bağımsızlığa ulaşmasını sağlamaktır. Klinik tedavi, fizik tedavi, tıbbi egzersizler, uğraşı tedavisi, konuşma tedavisi, ortopedik cihaz ve protez uygulaması ile kişinin rehabilitasyon sürecine engel olacak psikolojik ve sosyal güçlüklerini azaltarak, ya da ortadan kaldırarak, onun topluma uyumunu sağlar.
Sosyal Rehabilitasyon: Ekonomik ve sosyal güçlükleri gidererek kişinin, aile , toplum ve iş hayatına uyumunu sağlamayı amaçlar. Ayrıca kişinin toplum hayatından uzaklaşmasını engelleyerek, sosyal hayata yeniden uyum sağlamasına yardımcı olur. Uzmanların buradaki rolü onları, belli bir eğitimle veya işle meşgul olabileceklerine inandırmak yönünde olmalıdır.

Mesleki Rehabilitasyon: Amaç, fiziksel ya da zihinsel engeli olan kişilerin, yararlı bir iş yapabilmeleri, kendi kendilerine daha yeterli olmaları ve parasal yardıma daha az ihtiyaç duymaları amacıyla eğitilmeleridir. Diğer amaçlar; “özürlünün çalışma kapasitesini ortaya çıkarmak, onlara çeşitli alanlarda çalışma fırsatları yaratmak, sakatlıkları üzerinde değil, çalışma özellikleri üzerinde durmak, çalışma yaşamının içine katılanları işe alıştırmak ve onları korumak.

SONUÇ

İnsan yaratılışı gereği biyopsikososyal bir varlıktır ve içinde yaşadığı toplumun bir parçasıdır. Bedensel ve zihinsel özürlülerle sağlıklı insanlar arasında, sosyal hak ve görevler açısından hiçbir fark yoktur. Normal kişi ile özürlü kişi arasında meydana gelebilecek bazı ayrıcalıkları ortadan kaldırmak ve onları toplumla kaynaştırmak sosyal devletin önemli görevleri arasındadır.



Özürlü Bireylere Karşı Yaklaşımlar

ÖZÜRLÜ BİREYLERE KARŞI YAKLAŞIMLAR

PSİKOSOSYAL YAKLAŞIM

Özürlülerin Dünya nüfusundaki oranını hiçte küçümsenmeyecek bir seviyededir. Günümüzde, zihinsel, işitme, görme, konuşma, bedensel ya da duygusal özürleri sonucu engelli insan sayısının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre: “Gelişmiş ülkelerde %10, gelişmekte olan ülkelerde %13 olduğu, bu sayının dünya nüfusunun %10’u olabileceği” tahmin edilmektedir.

Ülkemizde değişik özür gruplarında 10 milyona yakın yurttaşımız yaşamaktadır. Bu da her 7–8 aileden birinde bir özürlü birey bulunduğunu göstermektedir.

Özürlü bireylerimiz, günlük yaşama çok sınırlı ölçüde katılabilmektedir. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve sosyal desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakıma kadar, çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır.

Bugün dünyamızda yetersiz beslenme, savaşlar, kazalar, doğal afetler, hastalıklar nedeniyle sayıları hızla artan zihinsel, işitme, görme, konuşma, bedensel ya da duygusal özürlü kişiler bulunmaktadır.
Özürlü insanların; gerek kendi evlerinde gerekse toplumda onları destekleyici, topluma kazandırmada öncelikli hizmet veren rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç vardır.

KAVRAMSAL YAKLAŞIM

Herhangi bir tehlikeye uğrama sonucunda insan, çalışma gücünü geçici veya daimi olarak kaybeder. Geçici kayıp, yaklaşık 6 – 18 ay içinde ortadan kaldırılabilir.
Çalışma gücünün daimi olarak kaybı ise, insanın ömür boyu özürlü kalmasına neden olur.
(Dr. Zeynep Baykan’ın makalesinden alınan bir istatistik)
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization), birbirleriyle oldukça karıştırılan sakatlık, özürlülük ve engellilik kavramlarını 1981 yılında şöyle tanımlamıştır:
Sakatlık:
Doğuştan ya da sonradan olma herhangi bir hastalık veya kaza nedeniyle kişinin bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal fonksiyonlarında belirli bir oranda sürekli azalma ve kayıplara neden olan durumdur.
Örneğin; davranış, iletişim, kişisel bakım ve hareketle ilgili sakatlıklar....
Özürlülük:
İşitme, konuşma, görme veya bedensel engelleri, fiziksel sakatlıkları ile normal fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve bu özellikleriyle diğerlerinden ayrılan kişilerdir.
Örneğin; İşitme, iç organ, görme, dil ve konuşma bozuklukları...
Engellilik:
Yaşa, cinsiyete, sosyal ve kültürel etkenlere bağlı olarak, özürlülük ve sakatlılık sonucu oluşan, o birey için normal olan bir işlevin yerine getirilememesidir. Örn: Hareketle ilgili engellilikler, sosyal durum ve integrasyonla ilgili engellilikler, fizik bağımlılık yaratan engellilikler...

SAKATLIK SORUNU

Çeşidi ne olursa olsun özürlü insanların psikolojik durumları, tıbbi tedavi ve rehabilitasyonlarında önemli sorunlar çıkarabilmektedir. Özellikle bedensel özürlüler grubundaki insanların çoğu, kendilerini işe yaramaz hissetmekte, ailelerine, topluma, kendilerine ve çevrelerine zararları dokunabilmektedir.
Çünkü sakatlıklarından kaynaklanan psikolojik çöküntü, kendilerini yaşamdan uzaklaştırmalarına neden olmaktadır.
Bu kişilerin ----olojik durumları nedeniyle, kendilerine ilişkin duyguları ve özürlerini kabul durumları, onların günlük yaşama katılımını da etkilemektedir.

Özürlü kişilerin sakatlıkları nedeniyle oluşan duygularını şöyle sıralayabiliriz:
Aşağılık duygusu
Özürlülük ikilemi
Normal davranışları yüceltme
Suçlanma
Grup stereotipi davranışlar

Aşağılık duygusu: Her zaman olmamakla birlikte, bedensel özürlülerin çoğunda bu duruma rastlanmaktadır. Bu kişiler, sakatlıklarını mutsuzluk kaynağı yapmakta, utanç, acıma ve bazen de acındırma şeklinde, duygusal bir tepki olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özürlülük ikilemi: Özürlü birey, aslında kendisinin normal bir kişi gibi kabul edilmesini istemesine rağmen, kendisinden özürlü insanlar gibi davranış beklendiğini düşünerek duygusal bir çatışma yaşar. Bu durumda sosyal rehabilitasyona ihtiyaç duyulmaktadır.

Normal davranışları yüceltme: Özürlü birey, özürlü olmayan bireylerin davranışlarını en ideal olarak kabul ettiği için, kendisine bir hedef belirlerken sağlıklı bir insana uygun hedefler belirler. Sonuçta ulaşamadıkları ideal hedefleri nedeniyle, bu insanlar aşağılık ve suçluluk duygularına kapılırlar.
Suçlanma: Bedensel özürlü bireyin normal standartlara uymayan davranışları ve fonksiyonlarını yerine getirirken karşılaştıkları güçlükler nedeniyle yetersizlik duygularına sahip olmak, özürlünün kişiliği için yıkıcı olmaya başlar. Böylece kendisinde suçluluk duygusu oluşarak diğer insanlardan saklanmak ister.
Grup stereotipi davranışlar: Yapılan araştırmalara göre, bütün özürlü kişilerde, hemen hemen aynı özellikler gözlenmektedir. Özürlü kişinin topluma uyum sağlamak için, özrünü saklamaya çalışması ve unutmak için çaba göstermesi, daha çok hatırlamasına sebep olmaktadır. Bu da fiziksel sakatlığından endişe duymasına ve özrünün hayatını yöneten ana kuvvet haline gelmesine neden olmaktadır.
Yukarıda belirtilen ----olojik ve psiko-sosyal özelliklerin, bedensel özürlülerin rehabilitasyonuna ilişkin programlarda göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

ÖZÜRLÜLERE YÖNELİK TOPLUMSAL DAVRANIŞLAR

Bedensel engellilerin günümüzde içinde bulunduğu sorunların önemini, toplumun her kesiminin kavradığını söylememiz mümkün değildir. Toplumumuzun sakata bakışında acıma ve yardım etme duyguları ağır basmaktadır. Toplumsal değer yargılarımızın bir sonucu olarak gelişen bu duyguları, özürlü insanlarımızı rahatsız edecek boyutta göstermememiz için eğitime büyük roller düşüyor.

Engelli olan kişinin psikolojisi gereği en çok başkaları tarafından yardım edilme davranışını reddettiğini bilmekteyiz. Bu aslında engelli bir insanda var olan, bir işi kendi başına başarmak isteme duygusunun dışarı yansımasıdır. Toplumsal davranışımız gereği kişi, kendisinde herhangi bir engeli yoksa bunu bir üstünlük göstergesi olarak kabul eder. Bu da yardım etme işinde, yapılması gerekeni, engelli bireyin yerine, kendisi yaparak yerine getirdiğini sanmasına neden olmaktadır. Bu tür yanılgıların yanı sıra, özürlü insana, özel durumunu net bir şekilde gözler önüne serecek, davranışlarda bulunmak da, engelli insanları çok rahatsız eden bir durumdur. Toplumsal eylemlerin her türünde bulunmak isteyen engelli insanlar, tek amaçlı düzenlenmiş

“Sakatlar Aracı veya Sakatlar Parkı” gibi alanları kullanmak istememektedir. Engellerini sergileme, bu kişiler açısından oldukça rahatsızlık vericidir. Bu yüzden engelliler için yapılacak düzenlemeler, onları toplumdan soyutlamaktansa, birebir topluma sokmayı amaçlamalıdır. Böylece bu insanların topluma karşı katı ve kırılgan tutumları, toplum içersinde eyleme katılmalarını sağlamakla önlenebilir.

REHABİLİTASYON HİZMETLERİ VE ÖNEMİ

Rehabilitasyon, özürlü kişinin ----olojik, anatomik ve çevresel kısıtlıklar içersindeyken, mümkün olan en üst işlevsel, psiko-sosyal ve mesleki bağımsızlığa ulaşmasıdır. Bu nedenle özürlü rehabilitasyonu 3 aşamada gerçekleştirilir:
Tıbbi Rehabilitasyon
Sosyal Rehabilitasyon
Mesleki Rehabilitasyon

Tıbbi Rehabilitasyon: Amaç özürlü kişinin fiziksel kapasitesini artırarak, günlük yaşamda mümkün olan en fazla işlevsel bağımsızlığa ulaşmasını sağlamaktır. Klinik tedavi, fizik tedavi, tıbbi egzersizler, uğraşı tedavisi, konuşma tedavisi, ortopedik cihaz ve protez uygulaması ile kişinin rehabilitasyon sürecine engel olacak psikolojik ve sosyal güçlüklerini azaltarak, ya da ortadan kaldırarak, onun topluma uyumunu sağlar.
Sosyal Rehabilitasyon: Ekonomik ve sosyal güçlükleri gidererek kişinin, aile , toplum ve iş hayatına uyumunu sağlamayı amaçlar. Ayrıca kişinin toplum hayatından uzaklaşmasını engelleyerek, sosyal hayata yeniden uyum sağlamasına yardımcı olur. Uzmanların buradaki rolü onları, belli bir eğitimle veya işle meşgul olabileceklerine inandırmak yönünde olmalıdır.

Mesleki Rehabilitasyon: Amaç, fiziksel ya da zihinsel engeli olan kişilerin, yararlı bir iş yapabilmeleri, kendi kendilerine daha yeterli olmaları ve parasal yardıma daha az ihtiyaç duymaları amacıyla eğitilmeleridir. Diğer amaçlar; “özürlünün çalışma kapasitesini ortaya çıkarmak, onlara çeşitli alanlarda çalışma fırsatları yaratmak, sakatlıkları üzerinde değil, çalışma özellikleri üzerinde durmak, çalışma yaşamının içine katılanları işe alıştırmak ve onları korumak.

SONUÇ

İnsan yaratılışı gereği biyopsikososyal bir varlıktır ve içinde yaşadığı toplumun bir parçasıdır. Bedensel ve zihinsel özürlülerle sağlıklı insanlar arasında, sosyal hak ve görevler açısından hiçbir fark yoktur. Normal kişi ile özürlü kişi arasında meydana gelebilecek bazı ayrıcalıkları ortadan kaldırmak ve onları toplumla kaynaştırmak sosyal devletin önemli görevleri arasındadır.
__________________
Buğuludur kıyısından yaşamayı seyrettiğim pencerem .




Kadınlar unutmaz, bir kenara yazar .
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
Cevapla

Etiketler
bireylere, karşı, yaklaşımlar, Özürlü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özürlü bireylere uygulanacak destek eğitim programlarına dair yönetmelik Ecrin Mevzuat - Genelge - Yönetmelik 0 18 Ocak 2012 21:34
Bilime Farklı Yaklaşımlar YapraK Bilim Ve Felsefe 0 28 Mart 2009 23:57
felsefi yaklaşımlar! :D affleck Komedi ve Mizah 0 30 Nisan 2007 20:36