IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22 Mayıs 2019, 19:05   #1
Çevrimdışı
Saldırgan Kişilikli Bireyler Nasıl Bu Duruma Gelirler?


sohbet


Saldırgan Kişilikli Bireyler Nasıl Bu Duruma Gelirler?

Araştırmalar, şiddet kurbanı olmanın ya da şiddete tanık olmanın, kişinin gelecekte kesinlikle saldırgan biri olacağı anlamına gelmediğini gösteriyor.

Agresyon ya da saldırganlığın yaralanmalar ve ölümlerle sonuçlanması, saldırgan kişilikli insanların nasıl bu duruma geldiklerinin araştırılmasını çok önemli bir etmen haline getiriyor. Bu sebepten ötürü, bir ilişki içerisinde ve diğer durumlarda şiddetin nasıl doğduğunu anlamak için öncelikle saldırgan kişiliğin nasıl geliştiğini anlamamız gerekir. Ayrıca, bu insanların ilişkilerinde neler deneyimlediklerini anlayabilmemiz de büyük önem taşır.

Araştırmalar, şiddet kurbanı olmanın ya da şiddete tanık olmanın, kişinin gelecekte kesinlikle saldırgan biri olacağı anlamına gelmediğini gösteriyor. Fakat yine araştırmalar, çoğu saldırgan kişinin geçmişinde (%54 oranında) aile içi şiddet durumu gözlemlendiğini gösteriyor.

Saldırgan Kişilikli Olma Hali Çocukluk ve Ergenlikte Gelişir
Bağlanma dünya ile, özellikle hayatımızdaki duygusal figürlerle, bağ kurma biçimidir. Küçük yaştan itibaren herhangi bir tehdit karşısında bağlanma sistemimiz devreye girer. Bu yüzden korku duyduğumuz bir anda, ebeveynlerimiz gibi duygusal figürlerimizin güven veren kollarına sığınırız.

Öte yandan, bu enerji bazen saldırganlığa dönüşebilir. Bu koşullar altında şiddet, duygusal figürlerimizden yardım almak adına onların ilgisini çekmek için kullandığımız bir araç haline gelir.

Sınırda kişilik bozukluğu ve antisosyal saldırganlar duygusal figürleri ile olan bağlarını tanımlayan güvensiz bir bağlanma göstermektedirler. Bu tip bir güvensiz bağlanma biçimi şiddet, aşağılanma ve figürlerle arada bir mesafe olması ile birleşince; kişilik bozukluklarına ve şiddete eğilimli davranışlara yol açabilir.

Dutton’a göre (2003), bu etmenlerin bir araya gelmesi durumu “kimlik bocalaması” ile sonuçlanır. Kimlik bocalaması vakalarında, şiddet ve duygusal uzaklaşma kısır bir döngü haline gelerek ilişkileri yerle bir eder.

Saldırgan Kişiler Geçmişlerinde Ne Gibi Şeyler Yaşarlar?
Bildiğimiz üzere, duygusal figürlerimizle olan deneyimimiz kişiliğimizin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Dutton’a göre (2003), saldırgan kişilerin ailelerinde yaşadıkları şeyler ve bunlar sonucunda yaşanan psikolojik ve fiziksel durumlarla ilgili pek çok örnek bulunmaktadır:

Reddedilme ve aşağılanma: Düşük öz güven, öfke, dış faktörleri suçlama, duygusal hakimiyet eksikliği, sık sık şiddete başvurma ve insanlara duygusal olarak uygunsuz biçimde davranma ile sonuçlanır.
Güvensiz bağlanma: Oldukça kıskanç ve öfkeli olurlar. Kontrolü elde tutmak isterler.
Fiziksel istismar kurbanı olma ya da bu duruma tanık olma: Anılarında şiddet büyük bir yer edinir, sorunları çözmek adına olumlu stratejileri bulunmaz, şiddet kurbanları ile empati kuramazlar ve diğerlerini istismar etmeye eğilimlidirler.
Reddedilme, aşağılanma ve güvensiz bağlanma: Şiddet özel ilişkilerinin merkezinde yer alır.
Reddedilme, aşağılanma, güvensiz bağlanma ve fiziksel istismar kurbanı olma ya da bu duruma tanık olma: Egoları ilişkileri üzerinden temsil edildiği için hükmeden kişi olmaya çalışırlar, insanlara kötü davranırlar ve insanlara eziyet ederler.

Bu durumlardan ötürü, saldırgan kişinin terk edilme korkusu, onları kontrolü ellerinde tutmaya ve kurban durumundaki kişiye zarar vermeye iter.

Şiddet Konusu Bağlamında Değerlerin Rolü
Güvensiz bağlanma sorunu olan genç bir birey dünyayı algılama biçimini meşrulaştıran bir değerler biçimi geliştirir. Bu sebepten ötürü, bu durum partnerleriyle olan ilişkilerini de meşrulaştırır. Bu değerler aile, akranlar, okul, filmler ve benzeri şeyler aracılığıyla yayılır. Aile içi şiddet ile ilişkilendirilen temel değerler şunlardır:

Erkeğin egemenliği: Erkeğin bir şeyleri sağlayan biri olduğunu, rastgele cinsel ilişkide bulunabilme özgürlüğü olduğunu, partnerinden ev içinde hizmet beklemekte hakkı olduğunu destekleyen Süpermen miti, oldukça yaygın bir mittir.
Şiddeti algılama biçimleri: Yaygın görüşlerden bazıları, kötü ruh halinin şiddete sebep olduğu, kıskançlığın erkeklerin doğasında olduğu, bir şeyleri kırmanın saldırganlık olmadığı ve bazen başka alternatifin olmadığıdır.
Kadınları konumlandırmaları: Bu tip insanlar kadınların çıkarcı olduklarını, erkekleri para kaynağı olarak gördüklerini, erkeklerin baskınlığından hoşlandıklarını ya da kadınların da erkekler kadar saldırgan olduklarını düşünürler.

Saldırgan Kişilikli İnsanlar Neden Aile İçi Şiddete Başvururlar?
Holma ve araştırma ekibine göre (2006) saldırganlık, şiddeti altı biçimde meşrulaştırır:

Şiddetin doğal olduğu düşünülür.
Şiddet saldırganın zor durumları yönetememesi ile ilişkilidir.
Saldırgan kişilikli insanlar köşeye sıkışmış olduklarını düşünürler.
Partnerleri bu saldırgan kişileri üzmüştür.
Bir an için kontrolü kaybetmişlerdir.
Travmatik geçmişlerini ya da stresli hallerini kendi davranışlarını meşru kılmak için kullanırlar.
Konunun saldırgan kişi karşısında bir savaş kazanmak olmadığını akılda tutmak gerekir. Esas olan bunların herkes için en iyisi olduğudur. Her türlü şiddet kötüdür.

Şiddetten yana sorunları olan bir kurban yardım istiyorsa, profesyoneller öz güvenlerini yeniden kazanmaları ve tekrar hayatlarını kontrol altına almaları için yardımcı olabilirler.
Saldırgan Kişilikli Bireyler Nasıl Bu Duruma Gelirler?

Araştırmalar, şiddet kurbanı olmanın ya da şiddete tanık olmanın, kişinin gelecekte kesinlikle saldırgan biri olacağı anlamına gelmediğini gösteriyor.

Agresyon ya da saldırganlığın yaralanmalar ve ölümlerle sonuçlanması, saldırgan kişilikli insanların nasıl bu duruma geldiklerinin araştırılmasını çok önemli bir etmen haline getiriyor. Bu sebepten ötürü, bir ilişki içerisinde ve diğer durumlarda şiddetin nasıl doğduğunu anlamak için öncelikle saldırgan kişiliğin nasıl geliştiğini anlamamız gerekir. Ayrıca, bu insanların ilişkilerinde neler deneyimlediklerini anlayabilmemiz de büyük önem taşır.

Araştırmalar, şiddet kurbanı olmanın ya da şiddete tanık olmanın, kişinin gelecekte kesinlikle saldırgan biri olacağı anlamına gelmediğini gösteriyor. Fakat yine araştırmalar, çoğu saldırgan kişinin geçmişinde (%54 oranında) aile içi şiddet durumu gözlemlendiğini gösteriyor.

Saldırgan Kişilikli Olma Hali Çocukluk ve Ergenlikte Gelişir
Bağlanma dünya ile, özellikle hayatımızdaki duygusal figürlerle, bağ kurma biçimidir. Küçük yaştan itibaren herhangi bir tehdit karşısında bağlanma sistemimiz devreye girer. Bu yüzden korku duyduğumuz bir anda, ebeveynlerimiz gibi duygusal figürlerimizin güven veren kollarına sığınırız.

Öte yandan, bu enerji bazen saldırganlığa dönüşebilir. Bu koşullar altında şiddet, duygusal figürlerimizden yardım almak adına onların ilgisini çekmek için kullandığımız bir araç haline gelir.

Sınırda kişilik bozukluğu ve antisosyal saldırganlar duygusal figürleri ile olan bağlarını tanımlayan güvensiz bir bağlanma göstermektedirler. Bu tip bir güvensiz bağlanma biçimi şiddet, aşağılanma ve figürlerle arada bir mesafe olması ile birleşince; kişilik bozukluklarına ve şiddete eğilimli davranışlara yol açabilir.

Dutton’a göre (2003), bu etmenlerin bir araya gelmesi durumu “kimlik bocalaması” ile sonuçlanır. Kimlik bocalaması vakalarında, şiddet ve duygusal uzaklaşma kısır bir döngü haline gelerek ilişkileri yerle bir eder.

Saldırgan Kişiler Geçmişlerinde Ne Gibi Şeyler Yaşarlar?
Bildiğimiz üzere, duygusal figürlerimizle olan deneyimimiz kişiliğimizin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Dutton’a göre (2003), saldırgan kişilerin ailelerinde yaşadıkları şeyler ve bunlar sonucunda yaşanan psikolojik ve fiziksel durumlarla ilgili pek çok örnek bulunmaktadır:

Reddedilme ve aşağılanma: Düşük öz güven, öfke, dış faktörleri suçlama, duygusal hakimiyet eksikliği, sık sık şiddete başvurma ve insanlara duygusal olarak uygunsuz biçimde davranma ile sonuçlanır.
Güvensiz bağlanma: Oldukça kıskanç ve öfkeli olurlar. Kontrolü elde tutmak isterler.
Fiziksel istismar kurbanı olma ya da bu duruma tanık olma: Anılarında şiddet büyük bir yer edinir, sorunları çözmek adına olumlu stratejileri bulunmaz, şiddet kurbanları ile empati kuramazlar ve diğerlerini istismar etmeye eğilimlidirler.
Reddedilme, aşağılanma ve güvensiz bağlanma: Şiddet özel ilişkilerinin merkezinde yer alır.
Reddedilme, aşağılanma, güvensiz bağlanma ve fiziksel istismar kurbanı olma ya da bu duruma tanık olma: Egoları ilişkileri üzerinden temsil edildiği için hükmeden kişi olmaya çalışırlar, insanlara kötü davranırlar ve insanlara eziyet ederler.

Bu durumlardan ötürü, saldırgan kişinin terk edilme korkusu, onları kontrolü ellerinde tutmaya ve kurban durumundaki kişiye zarar vermeye iter.

Şiddet Konusu Bağlamında Değerlerin Rolü
Güvensiz bağlanma sorunu olan genç bir birey dünyayı algılama biçimini meşrulaştıran bir değerler biçimi geliştirir. Bu sebepten ötürü, bu durum partnerleriyle olan ilişkilerini de meşrulaştırır. Bu değerler aile, akranlar, okul, filmler ve benzeri şeyler aracılığıyla yayılır. Aile içi şiddet ile ilişkilendirilen temel değerler şunlardır:

Erkeğin egemenliği: Erkeğin bir şeyleri sağlayan biri olduğunu, rastgele cinsel ilişkide bulunabilme özgürlüğü olduğunu, partnerinden ev içinde hizmet beklemekte hakkı olduğunu destekleyen Süpermen miti, oldukça yaygın bir mittir.
Şiddeti algılama biçimleri: Yaygın görüşlerden bazıları, kötü ruh halinin şiddete sebep olduğu, kıskançlığın erkeklerin doğasında olduğu, bir şeyleri kırmanın saldırganlık olmadığı ve bazen başka alternatifin olmadığıdır.
Kadınları konumlandırmaları: Bu tip insanlar kadınların çıkarcı olduklarını, erkekleri para kaynağı olarak gördüklerini, erkeklerin baskınlığından hoşlandıklarını ya da kadınların da erkekler kadar saldırgan olduklarını düşünürler.

Saldırgan Kişilikli İnsanlar Neden Aile İçi Şiddete Başvururlar?
Holma ve araştırma ekibine göre (2006) saldırganlık, şiddeti altı biçimde meşrulaştırır:

Şiddetin doğal olduğu düşünülür.
Şiddet saldırganın zor durumları yönetememesi ile ilişkilidir.
Saldırgan kişilikli insanlar köşeye sıkışmış olduklarını düşünürler.
Partnerleri bu saldırgan kişileri üzmüştür.
Bir an için kontrolü kaybetmişlerdir.
Travmatik geçmişlerini ya da stresli hallerini kendi davranışlarını meşru kılmak için kullanırlar.
Konunun saldırgan kişi karşısında bir savaş kazanmak olmadığını akılda tutmak gerekir. Esas olan bunların herkes için en iyisi olduğudur. Her türlü şiddet kötüdür.

Şiddetten yana sorunları olan bir kurban yardım istiyorsa, profesyoneller öz güvenlerini yeniden kazanmaları ve tekrar hayatlarını kontrol altına almaları için yardımcı olabilirler.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
bireyler, kişilikli, saldırgan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Saldırgan çocuğa karşı nasıl davranmalı Ecrin Makale - Araştırma - Ve Bilimsel Yazılar 0 28 Haziran 2013 17:39
Saldırgan Çocuğa Nasıl Davranmalı? Ecrin Makale - Araştırma - Ve Bilimsel Yazılar 0 28 Haziran 2013 17:39
Çin'de gelirler arttı Zen Haber Arşivi 0 06 Mart 2013 21:55
Giren nicki seçili duruma nasıl getireceğiz. moonshield mIRC Scripting Sorunları 6 08 Mart 2007 14:56