|
|
| | #1 | |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Karanlığın Gelini Yezra – 21. Bölüm: Bekir’in Kanla Gelen Sırrı ve Yezra’nın Kaderi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Alkar ve Yezra bu güzel gecenin tadını çıkarırken, akşamın hafif serinliği, şehrin ışıklarını daha da belirgin kılıyordu. Yezra ve Alkar, şehrin bilindik restoranlarından birinde masalarına oturmuş, günün yorgunluğunu ve tatlı yorgunluğunu paylaşırken, bir sessizlik çökmüştü aralarına. Mekânın sıcak atmosferiyle birleşiyor, sanki zamanı durdurmuş gibiydi. Tam o sırada, kim olduğunu tanımadıkları yaşlı bir adam yanlarına yaklaştı. Önce selam verdi. Sonra kendini tanıttı: “Ben Nusret, buranın eskilerindenim. Ve… sen, Bekir’in üvey kızı Yezra olmalısın.” Yezra başını öne eğdi. “Evet, benim. Ama sizi tanımıyorum,” dedi, sesinde şaşkınlık ve biraz da tedirginlik vardı. Adam kendini tanıttıktan sonra: “Affınıza sığınarak oturabilir miyim?” dedi, sesi nazik ama bir o kadar da kendinden emin. Bir şekilde müsaade istedi. Yezra hafifçe gerildi; adamı tanımıyordu, ama gözlerinde tanıdık bir ağırlık vardı. Sesi sakindi ve nezaketle, “Tabi, buyurun,” dedi. Yaşlı adam sandalyeye oturdu ve derin bir nefes aldı. “Ben babanı tanırdım, Yezra. Hatta bu köydeki herkes tanırdı onu,” dedi. Yezra’ya bakarak, “Kızım, bu olanları şu an burada sana anlatmazsam, bir daha hiçbir zaman öğrenemeyeceksin. Söze nasıl başlayacağımı da bilmiyorum. Yıllardır bu vicdan azabı bir yük gibi beni yedi bitirdi, artık sen de gerçekleri bilmelisin,” dedi. Yezra hafifçe hüzünlendi. “Evet… Geçen Sait Amca ile tanıştım. O da babam hakkında konuştu… Üvey babam Bekir hakkında pek iyi şeyler söylemedi,” dedi ve sözüne şaşkın bir şekilde devam etti: “Hangi gerçekleri bilmeliyim? Neyin vicdan azabı bu?” Alkar hafifçe gerildi, gözleri Nusret amcayı izliyordu. “Yezra… Bu konuşma seni üzecekse… devam etme,” dedi sessizce. Yezra Alkar’a dönerek kararlı bir şekilde cevap verdi: “Hayır, dinlemek istiyorum. Nusret amca, anlatın, lütfen. Her şeyi bilmek istiyorum,” dedi. Nusret amca yutkundu, bir bardak su aldı ve derin bir nefesle konuşmaya başladı: “Bak Yezra kızım… Bundan yıllar önceydi, sen daha doğmamıştın bile. Annen, Gül… Başkasıyla evlenmişti, yani baban Kenan’la. Bekir… delirdi. Anneni çok seviyordu ve çaresizdi. Ona ulaşmanın başka yolunu bulamadı.” Yezra, dudaklarını hafifçe ısırarak dinliyordu. Kalbi hızlı atıyor, içini tarifsiz bir ağırlık kaplıyordu ve birden Nusret amcaya dönerek, “Ona ulaşmanın başka yolu yok muydu? Ben bu söylediklerinizi tam anlayamadım,” dedi. Nusret amca derin bir nefes aldı, sesi daha ciddi bir ton aldı: “Bekir, anneni kendine çekebilmek için… bir şeytanla, ifritlerle anlaşma yaptı. O zamanlar onu durdurmaya çalıştık; ‘Yapma, günah’ dedik. Ama dinlemedi. Annenin Kenan’ı seçmesini bir türlü kabullenemedi ve hiç düşünmeden kendi çıkarı için… annen babandan ayrılsın diye ruhunu sattı. İblisle büyük bir anlaşma yaptı. Bak kızım, ifritler işin içinde; kendi çıkarları olmadığı sürece hiçbir insana yardım etmezler. Annenle babanı ayırma isteğinin karşısında onlar da Bekir’den bir şey istediler. Bekir tamam dedi: ‘Yeter ki Gül benim olsun.’ Ve bu büyük anlaşmadan sonra süreç başladı. Baban Kenan ölecek, annen Gül’e kalacak ve bunun karşılığında Bekir de istenileni ifritlere verecekti. İfritler kendi üzerine düşeni yapıp bir kaza sonucu babanı öldürdü. Ve annen Gül ile Bekir’in bir araya gelmesini sağladı. Fakat Bekir sözünü tutmadı, anlaşmayı bozdu. Zaten annenle evlenmişlerdi; belki de bunun rahatlığıyla anlaşmayı bozdu. İfritler Bekir’in yakasını bırakmadı.” Yezra, bu duydukları karşısında yutkundu, gözleri doldu. Titrek bir sesle, “Nasıl böyle bir şey olabilir? Siz bunları biliyordunuz, mani olmadınız, sessiz mi kaldınız? Şimdi de bunları bana anlatarak günah çıkarmaya, vicdanınızı rahatlatmaya mı çalışıyorsunuz?” dedi. Nusret amca mahcup bir şekilde başını öne eğerek, “Korktuk kızım. Eğer konuşursak, üvey baban Bekir köye ve başımıza o ifritleri bela eder diye korktuk. Sonumuz kötü olur diye sustuk. Ama ben bu yükü artık taşıyamıyorum,” dedi, gözleri dolu bir şekilde ve anlattıklarına devam etti: “Kızım, baban Bekir, ölüm korkusuyla ifritlere yeni bir anlaşma teklif etti. Bu anlaşmada onlara bir kurban verecekti. Yalnız bu kurban, sevdiği kadının, yani annen Gül’ün kanından, canından bir parça olacaktı. Yani sen olacaktın, kızım.” Yezra kanı donmuş şekilde Nusret amcayı dinlerken, duyduklarına inanamaz haldeydi. Yıkılmış bir halde kendi kendine fısıldadı: “Ben… ben… ben miyim kurban…” Alkar, Yezra’ya bu kadarının yeter olduğunu düşündü. “Bence daha fazla dinlemek zorunda değilsin, saçmalık bunlar. Artık gidelim,” dedi. Yezra kendini kaybetmiş bir ses tonuyla, “Hayır! Ben sonuna kadar dinleyeceğim,” dedi. O sırada Nusret amca yutkundu, bir bardak su daha içti ve sözlerine kaldığı yerden devam etti: “Kısacası, kızım, üvey baban Bekir, ölmemek için evet, seni kurban etti.” Yezra, “Ama bu nasıl olur? Babam beni seviyordu,” dedi. Nusret amca tebessümle gülümseyerek devam etti: “Bak kızım, annene aşıktı, o yüzden seviyordu; ama bilmelisin ki kendi canını da çok seviyordu.” Yezra gözleri dolu dolu bir şekilde, “Peki tüm bu anlattıklarınızı nasıl inanacağım? Siz bunları nereden biliyorsunuz?” diye sordu. Nusret amca kendinden emin bir şekilde cevapladı: “Yezra kızım, açıkçası biz sadece Bekir’in annen Gül ile baban Kenan’ı ayırmak için yaptığı büyüyü biliyorduk ve bizi korkuttuğu için susmuştuk. Zaten Bekir’in annen Gülü sevdiğini bütün köy biliyordu. Seni kurban etme durumunu biz de sonradan öğrendik. Bir gün, üç arkadaş, babam Bekir de içlerinde, meyhanede otururken Bekir çok sarhoş olmuştu. O zaman anlattı. Hatta pişman olduğunu, seni koruma altına almak için bir muska bile hazırladığını söyledi.” Yezra gözyaşlarına boğulmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Tam o sırada Alkar dayanamadı ve yerinden kalkarak, Yezra’nın kolundan sertçe tutarak, “Artık yeter! Daha fazla dinlememelisin. Bunları duymak seni üzmek için. Buradan gidiyoruz,” diyerek Yezra’yı kapıya doğru çekti. Yezra zaten ne yaşadığını, neyin içinde olduğunu anlamadan, ağzını bile açmadan yürüdü. Nusret amca arkalarından yüksek sesle seslendi: “Anlattıklarımın hepsi doğru, kızım. Saçmalık değil, hepsi doğru. Tehlikedeysin, kendini koru, Allah’a sığın ve hakkını helal et.” Nusret amca, yaşadıklarını ya da yaşayacaklarını hissetmiş gibi, sanki son bir helallik istedi. Yezra arkasını dönüp bakamasa bile içinden fısıldadı: “Helal olsun.” Az önce içeride ne yaşamıştı, neyle yüzleşti, kendisi bile bilmiyordu. Alkar arabayı çalıştırdı; derin bir sessizlik çökmüştü. Bu sessizliği bozan sadece arabanın motor sesiydi. Yezra hiç konuşmadan, gecenin karanlığında camdan dışarıyı izleyerek sarsılmış bir halde kalbi ve aklı karma karışıktı, ağlayarak köşke vardılar. Alkar Yezra’ya sarıldı: “Sakinleş biraz,” dedi. Köşkün içine girmeden, tam o sırada Yezra bağırarak, “Neyin bedeli, neyin günahı? Ben kime zararım oldu ki? Bu yaşadıklarım neydi? Bu duyduklarım… Ben neler yaşıyorum? Alkar, peki şimdi ne olacak?” dedi. Yezra kendini ve tüm gece yaşadıklarını, duyduklarını sorguluyordu. Alkar Yezra’ya, “Her şey geride kalacak, güzel olacak, bana güven,” diyerek elini tuttu ve köşkün kapısından içeri girdiler. Fakat köşkte elektrikler yoktu. Alkar ve Yezra köşkün kapısından içeri adım attıklarında, içerisi soğuk bir sessizlikle karşılamıştı onları. Elektrikler kesikti; odaların derin gölgeleri, eski taş ve ahşap yüzeylerin üzerinden sessizce akıyordu. Yezra, titreyen elleriyle çantasından küçük bir mum çıkardı ve kibriti yaktı. Mumun solgun ışığı, köşkün geniş salonunda dans eder gibi titriyordu. “Sanırım mum ışığında oturacağız yine,” dedi Yezra, sesi neredeyse fısıltı kadar hafifti. İçinde hâlâ az önce duyduklarının ağırlığı vardı; kalbi hızlı çarpıyor, gözleri doluyordu. Alkar, Yezra’nın arkasında durdu, gözleri gölgelerde bir tehlike arar gibi odaları tarıyordu. “Burada dikkatli ol, Yezra. Kimse görmüyor gibi olsa da… hissettiğim bir şey var,” dedi sessiz, ama sert bir tonla. Yezra derin bir nefes aldı ve mumun ışığında salona baktı. Her köşe karanlıktı, her gölge biraz daha ürkütücü. Hafifçe titreyen elleriyle bir sandalye çekti ve mum ışığının altında oturdu. İçinde hem Nusret Amca’nın anlattıkları hem de kendi geçmişiyle ilgili hissettiği karmaşa, sanki odanın soğuk taş duvarlarında yankılanıyordu. Alkar, Yezra’nın yanında oturdu. Bir anlığına sessizlik çöktü; sadece mumun tınısı ve uzak bir köşeden gelen rüzgarın uğultusu duyuluyordu. Yezra sessizce, içinden kendi kendine konuştu: “Bu doğru mu? Benim kaderim gerçekten böyle mi olmalıydı? Üvey babam… Ben…” Alkar yavaşça elini Yezra’nın omzuna koydu. “Her şeyin ağırlığı şimdi üzerimizde, ama korkma. Beraberiz, seni kimseye bırakmayacağım,” dedi. Yezra gözlerini mumun solgun ışığına dikip, derin bir nefes aldı. Kendi kalp atışlarını duyabiliyordu neredeyse; karanlığın içinde, geçmişin gölgeleriyle yüzleşmişti. Tam o sırada, mum ışığı bir gölgeyi biraz daha uzattı ve Yezra’nın gözleri, köşkün köşesinde, eski bir portre veya nesneye takıldı. Anlam veremediği bir şekilde, sanki o şey ona bakıyordu. Yüreği hızla çarptı, ama gözlerini üzerinden ayıramadı. Alkar fark etti ve yavaşça fısıldadı: “Yezra… dikkat et… burada hissettiğim bir şey var. Sadece bir gölge değil… başka bir şey…” Yezra, mumun titreyen ışığında derin bir sessizliğe gömüldü. İçinde hem korku hem de merak vardı; ve o an, köşkün elektriksiz odasının karanlığı, sadece geçmişin değil, yaklaşan bilinmeyenin de habercisiydi.
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karanlığın Gelini: Yezra – 17. Bölüm Karanlığın Tuzağı ile Gelen Kaderin Fısıltıları | Tanem | Tanem | 0 | 15 Aralık 2025 20:50 |
| Karanlığın Gelini: Yezra – 15. Bölüm Ürperten Karanlığın Göz Kamaştıran Güneşi | Tanem | Tanem | 0 | 08 Aralık 2025 10:35 |
| Karanlığın Gelini: Yezra – 12. Bölüm: Geceyle Gelen Fısıltıların Geline Tehditkâr Çağrısı | Tanem | Tanem | 0 | 06 Aralık 2025 20:25 |
| Karanlığın Gelini Yezra – 10. Bölüm: Görünmez Tehditler: Yezra’nın Gölgelerle Sınavı | Tanem | Tanem | 0 | 30 Kasım 2025 08:28 |
| Karanlığın Gelini Yezra – 1. Bölüm: Gölgenin İlk Tohumu | Tanem | Tanem | 0 | 17 Kasım 2025 13:06 |