IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28 Aralık 2012, 17:13   #1
Zen
Guest
Zen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kanuni İle Şehzade Bayezid Şiirsel Mektuplar..


sohbet


Kanuni’nin şehzadeleri Mehmed, Mustafa ve Cihangir’in ölmesinden sonra Osmanlı tahtına oturmak için Kanuni’nin hayatta kalan iki şehzadesi Bayezid ile Selim arasında büyük bir çekişme meydana gelmiştir. Kanuni, bu çekişmeye son verebilmek için Manisa Sancakbeyi oğlu Selim’i Konya’ya, Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid’i de Amasya’ya atamıştı. Selim bu karar uyarken, Bayezid buna uymamış ve babasına aşağıda bir örneği verileceği gibi biraz saygısızlığı da içeren birkaç mektup göndermiştir. Padişah’ın o anki kızgınlığını fırsat bilen ve gözü yükseklerde olan Lala Mustafa Paşa gibi bazı çevreler, bu olayı fitnelerle alevlendirmiş ve nasıl olmuşsa iki kardeşi Konya ovasında karşı karşıya getirmiştir. Devlet destekli Şehzade Selim’in ordusuna yenilen Bayezid, ülkeyi terk etmek suretiyle İran’a sığınmak zorunda kalmıştır. Dönemin en kudretli devleti Osmanlı’yı zora sokan bu durumu, İran Şahı Tahmasb kullanmak istemiştir. Kanuni’in, Şehzadeyi teslim etmesi isteğine Şah, yüklü miktarda fidye istemiştir. Çaresiz bu durumu kabul eden Kanuni’nin İran’a gönderdiği elçilerine teslim edilen Bayezid’i, oğluna verdiği şiirsel cevapla affedeceği anlaşılıyor. Zira baba oğlun pişmanlıklarını yani Bayezid’ın babasına yazdığı ve Kanuni’nin de ona cevap olarak verdiği şiirlerden anlıyoruz. Ayrıca Kanuni’nin haleflerinden diğer oğlu Selim’in, Beyazid’ı bertaraf etme gibi bir niyeti olduğunu da şaha gönderdiği bir mektupta açıkça belirtmektedir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Şehzade Selim mektubunda, Bayezid için: “Asi” ve “Şeytan-ı mağrur” diyor ve İran tarafından gelen kervanları defalarca yağmalattığını, buna binaen, Şahtan himaye görmeye layık olmadığını ifade ediyordu. Şehzade Selim mektubun devamında: “Allah için muhabbet, Allah için nefret” demekteydi. Selim ayrıca, “Selim, hükümdar olunca İran’la barış içinde yaşayacak” şeklindeki taahhüdde bulunmuştu.
Daha önce Şah’a gönderilmiş bu mektuplar sebebiyledir ki Şah, şehzadeyi Kanuni’nin adamlarına değil, Selim taraftarlarına teslim etmiş ve Bayezid hemen orada 4 çocuğuyla beraber öldürülmüştür. Böylece Şehzade Selim, tahtın tek varisi olarak kalmıştır. Kanuni’yi, Şehzade Bayezid’e karşı sinirlendiren mektuplardan biri ile Şehzade ile Padişah arasında yazılmış şiirsel mektup ve şehzade Bayezid’in pişmanlığını açıkça belirttiği bir diğer mektup aşağıdaki gibidir.

Ey serâser âleme sultan Süleymanım baba
Tende cânum cânumun içinde cananım baba
Bâyezidine kıyar musun benum cânum baba
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Enbiyâ serdefteri yâni ki Âdem hakkıçün
Hem dahi Mûsi ile İsî-i Meryem hakkıçün
Kâinatın serveri ol ruhi azam hakkıçün
Bî günâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Sanki Mecnunum bana dağlar başı oldu durak
Aynlup bil-cümle mâl-ü mülkden düşdüm ırak
Dökerem gözyaşumu vâ hasretâ dad el firak
Bî günâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Kim sana arzeyliye halüm eyâ şâh-ı kerim
Anadan kardaşlarumdan ayrılup kaldum yetim
Yok, benüm bir zerre isyanum sana Hakdur âlim
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Bir nice ma‘sumum olduğun şehâ bilmez müsün ?
Anlarun kanına girmekden hazer kılmaz musun ?
Yoksa ben kulunla Hak dergâhuna varmaz musun?
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Hak Teâlâ kim cihânun şahı itmüşdür seni
Öldürüp ben kulunu güldürme şâhum düşmeni
Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Tutalum iki elüm baştan başa kanda ola
Bu meseldür söylenür kim “kul günah itse n 'ola”
Bâyezidün suçunu bağışla kıyma bu kula
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Şehzadenin duygu ve isteklerinin hiçbir yoruma ihtiyacı yok. Şiir diliyle konuşmuş, babasının lütfunu beklemeye başlamış. Kanuni de şâir; o da isterse şiirle mektup yazabilir ve yazmış.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-u ısyânum oğul
Takmıyan boynuna hergiz tavk-ı fermânıım oğul
Ben kıyarmıydum sana ey Bâyezid Hamım oğul
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Enbiyâ û evliya ervâh-ı a'zam hakkıçün
Nuh-u İbrâhim-ü Mûsi İbnü Meryem hakkıçün
Hatm-ı âsâr-ı nübüvvet fahr-ı âlem hakkıçün
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Adem adın itmiyen Mecnûne sahralar durak
Kurb-u taatden kaçanlar dâima düşer ırak
Tan değildür dir isen vâ-hasretâ dâd-el firak
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Neş'et-i Hakdur übüvvet râm olan olur kerim
"Lâ-tekul-ûf!'" kavlini inkâr iden kalur yetim
Tâate isyana âlimdür Hudâvend-i Kerim
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Hak reâyây-ı mutie râi itmüşdür beni
İsterum mağlııb idem ağnama zîb-i düşmeni
Hâşe billâh öldürürsem bi günah nâgeh seni
Bîgiinâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Rahm-u şefkat zib-i imân olduğun bilmez müsün
Yâ dem-i ma’sumu dökmekden hazer kılmaz musun?
Abd-i âzâd ile Hak dergâhına varmaz musun ?
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Tutalum iki elün başdan başa kanda ola
Çünkü istiğfar idersün bizde afv itsek n 'ola
Bâyezidim suçunu bağuşlarum gelsen yola
Bî günâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kanuni’nin, iki oğlu Bayezid ve Selim’in sancaklarını değiştirdikten sonra, Bayezid’in memnuniyetsizliğini bildirdiği ve Kanuninin sinirlenmesine sebep olan mektup aşağıdaki gibidir:

"Bu hâksâr bendenizi sorarsâniz rûz u şeb hayr duanıza meşgul bilesiz. Amma ki gam ü gussa ve gıyretten helak bilesiz. Âh, bilmem ne idem bana karındaşımın hatırı için acep zulm eylediniz, beni yerimden yurdumdan ayırdınız; bana zulm ve hayf eylediniz. Hîç ben pâdişâhımdan böyle ummaz idim. Âh insaf iderseniz bana olan zulmü siz de bilirsiniz, mürüvvet kanda gitdi? Hususa ki böyle kış eyyamında nice idem; n’eyleyem, bir kimsenin muradı olmayan yere varmak gûyâ ki zindana varmak gibidir. Asıl gücendiğim Selîm Hân'ın maksûdu hâsıl olup beni mağbûn eylediğinizdir. Ben Selîm Hânın kulu muyum ki bunca zamandan beri cehd ide, Bâyezîd'i Amasya'ya gönderin deyü sultânıma ibram ide. Siz dahi Selîm Hanın sözü ile Selîm Hânin hatırı için beni yerimden yurdumdan ayırıp Amasya'ya bıragasız. Âh! Ben bu gıyretten helak oldum. Ben bu gam ile ölürsem, bana hayfdır. Âh âh! Merhume sultân anam hazretlerinin firakı ve musibeti bizi helak itmiş iken, ol musibet bizi magbûn etmiş iken bir yıla dek sabr idemediniz. Bizi âleme rüsvâ edip böyle sergerdan eylediniz. Nice idem, n'eyleyem, bunca yeminler etmişem, Amasya'ya varmam deyü, nice idem, n'eyleyem. Âh! Sultânımdan böyle ummaz idim, ne fâide beni magbûn eylediniz. Selîm Hânı ber-murâd eylediniz. Hele ne denlü eksikliğim varsa Selîm Hân gibi zânî değilim. Aceb Bursa'da kaç faişe ile zina eylemişdir? Bir zaman ola ki, nice biladınızda Selîm Hân oğulları çıksa gerek. Böyle ka-bahatler lâyık değildir, kendüye tenbih idesiz. Böyle fi'l-kabîh eylemesin. Bu sözleri yalan söylemezem, hep sahihdir, cümle-i âlemin hep malûmudur. Geçen ki sultânım Haleb'de kışladığınız vakit Selîm Hân Maraş ve Anteb'de kışladıkda Zülkadirlü'de bir iki avrete zina itmişdir. Ol vakit avretin babası sultânıma şikâyete varmak istedi; bin belâ ile babasını nice altın, akça vermek ile menitmişlerdir. Bu kaziyye gayet meşhurdur. Hatta şimdilik bazı yerlerde söylenir ki, Zül kadir'de Selîm Hânin oğlu kızı var imiş deyü meşhur olmuş, imdi bu ahvâller kabîhdir. Siz de görün, makbul oğlunuzun ahvâli nice imiş. Benim pâdişâhım, ben Kütahya'dan vallâh sultânımın hatırı için gitdim. İşte şimdilik Engürü şehrine geldim, eğlenmezem giderem. Amma ki, Amasya şehrine varmazam. Nice idem, bunca yeminler eyledim. Benim sultânım, benim pâdişâhım, bu yıl sultânımın hatırı için Amasya etrafında kışlayalım; ol şart ile evvel baharda bana Engürü sancağın inayet idesiz, vallâh şimdilik bu kış Engürü'de kışlasam olurdu. Hemân sultânımın hatırın çekerim, emriniz yerine varsun, amma ki, sultânımdan muradım budur ki, bana evvel baharda Engürü sancağın inayet idesiz, vallâh gönlüm teselli olmaz, meğer Engürü sancağın inayet idesiz."

Bayezid’ın İran’a gittikten sonra Kanuni’ye gönderip, pişmanlığını bildirdiği mektup ise ağadaki gibidir.
Benüm saâdetlü pâdişâhum, düşmez, süremez ve yanılmaz bir Allah. O bâbda dahi ne mertebe nadim ü peşîmân olduğum ancak Hazret-i Yezdan'a, ma'lûmdur. Vallahi'l-azîm ve billahi'l-kerîm Şah'ın vâkî olan riâyeti aynuma gelmeyüp gice gündüz devletlü ve saâdetlü pâdişâhumun mihr ü mahabbeti ve lutf-ı inayet ve fikr ü hayâli gözümden gönlümden çıkmayup k-----de münakkaş olup bâ-vücûd ve bu diyarda kemâl-i mertebede vahşet ü dehşet ve nefret idüp ve gurbet ü fürkat u hicret cânuma kâr ve dün ü gün işüm nâle vü zâr olup gam u gussadan ve kürbet u endûhdan gözlerüm pür-hûn ve yaşum Nîl ü Ceyhun olmışdur.
Havadis-i rüzgâra dûş olmayan nesne bilmez imiş ve oğlancuklar, bendecikleriniz hod ılgarda ve zulumât içinde dağ u derbendlerde gâh aç ve gâh susuz çekdükleri meşakkat ü zahmet kabil-i beyân olmayup hikâye-i Ferec Bade Şidde bunlarım çekdüklerine nisbet bir nümûne olup şimdiki hâlde dahi âşiyândan cüda düşmek hasret ü fürkat canla¬rına kâr idüp leyl ü nehâr işleri figân ü zâr olup "acaba devletlü pâdişâhumıza biz neyledük ki böyle kakıyup hışm idüp memleketinden sürdi" diyü vird-i zeban itmişlerdür....
Hemân ümîdüm budur ki bu kulunuzı inandurup ahid-nâme-i hümâyûn ile ber-vech-i istical bir mutemed kulunuzu gönderüp irişdürmege inayet buyurula. Vardukda ömrüm oldukça devletlü pâdişâhumun rızâ-yı şerifleri üzere olup ve karındaşım Selim Hân ile dahi fermân-ı hümâyûnunuz üzere barışup dostluk ve hüsn-i zindeganî idüp devâm-ı saltanatları ve hilâfetleri ed'iyesine iştigâl iderüz inşallâhıırrahman..


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Metinde Geçen Yabancı Kelimeler:
serâser: baştanbaşa
enbiyâ serdefteri: ilk Nebi
dad: adalet
şehâ: ey şah, ey padişlah
hazer: çekinmek, korkmak
demâdem: zaman zaman
tuğyân: taşkınlık, isyan
hergiz: asla, hiçbir zaman
tavk: gerdanlık
ervâh-ı a'zem: en yüce ruhlar,
kurb: yakınlık
taat: itaat
ırak: uzak
firak: ayrılık
dir: geç
vâ-hasretâ: âh ayrıldı!., gibi.
Neş'et: meydana gelme, ilerleme
Übüvvet: babalık
ram: İtaat eden, boyun eğen
"Lâ-tekul-ûf!'": öff bile deme!(Kur’an-ı Kerim’de geçen bir ayet, anne-baba hakkı ile ilgili)
Hudâvend: Allah
reâyây-ı mutie: itaatkâr halk
râi: çoban, gözleyen
ağnama: koyunlar(tekili: ganem)
zîb-i düşmeni: düşman kurt
nâgeh: yok yere
zib-i imân: imanın süsü
dem-i ma’sumu: masum kanı
Abd-i âzâd: hür, özgür kul
Hâksâr: toz toprak içinde kalmış, hali perişan
rûz u şeb: gündüz gece
bende: köle, kul
gussa: keder, kaygı, tasa
gıyret: yabancılık, başkalık
karındaş: kardeş
hayf: haksızlık, zulüm, yazık
mürüvvet: insaniyet
eyyam: günler
mağbûn: şaşkın
cehd: elinden geldiği kadar çalışmak
zânî: zina eden
bilad: beldeler
fi'l-kabîh: cirkinlik, kötülük içinde olma
Zülkadirlü: Kahramanmaraş ili
kaziyye: iş, husus, madde, mesele; dâva
ahvâl: haller
Engürü: muhtemelen Ankara
Nadim: pişman
Bab: konu, mesele, kapı
Yezdan: Allah
ayn: göz
mihr: güneş
inayet: dikkat, gayret, özenme. lütuf, ihsan, iyilik.
Münakkaş: nakşedilmiş, işlenmiş
Fürkat: ayrılık
Nâle:feryad, inleme, inilti
Zâr: inleyen
Kürbet: gam, tasa, kaygı
Endûhdan: dökmek
pür-hûn: kan dolu
dûş: yakalanma, omuz
Havadis-i rüzgâra: zamanın hadiseleri
Hod: kendi
Derbend: geçit
Ferec: gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma
Bade Şidde: şiddet, zorluktan sonra
cüda: ayrı
âşiyân: yuva
leyl ü nehâr: gece gündüz
figân:ıztırap ile bağırıp çağırma, inleme,
hışm: kızgınlık,kızma
vird: zikir, dile dolamak,
Zeban: dil
hemân :hemen, derhal, o anda, çarçabuk, öylece, böylece.
ahid-nâme-i hümâyûn: padişah’a ait sözleşme, anlaşma
ber-vech-i istical: acil bir şekilde
mutemed: itibar edilir, güvenilir
hüsn-i zindeganî: güzel bir hayat, yaşam, yaşayış,
ed'iye: dualar, niyazlar
Kanuni’nin şehzadeleri Mehmed, Mustafa ve Cihangir’in ölmesinden sonra Osmanlı tahtına oturmak için Kanuni’nin hayatta kalan iki şehzadesi Bayezid ile Selim arasında büyük bir çekişme meydana gelmiştir. Kanuni, bu çekişmeye son verebilmek için Manisa Sancakbeyi oğlu Selim’i Konya’ya, Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid’i de Amasya’ya atamıştı. Selim bu karar uyarken, Bayezid buna uymamış ve babasına aşağıda bir örneği verileceği gibi biraz saygısızlığı da içeren birkaç mektup göndermiştir. Padişah’ın o anki kızgınlığını fırsat bilen ve gözü yükseklerde olan Lala Mustafa Paşa gibi bazı çevreler, bu olayı fitnelerle alevlendirmiş ve nasıl olmuşsa iki kardeşi Konya ovasında karşı karşıya getirmiştir. Devlet destekli Şehzade Selim’in ordusuna yenilen Bayezid, ülkeyi terk etmek suretiyle İran’a sığınmak zorunda kalmıştır. Dönemin en kudretli devleti Osmanlı’yı zora sokan bu durumu, İran Şahı Tahmasb kullanmak istemiştir. Kanuni’in, Şehzadeyi teslim etmesi isteğine Şah, yüklü miktarda fidye istemiştir. Çaresiz bu durumu kabul eden Kanuni’nin İran’a gönderdiği elçilerine teslim edilen Bayezid’i, oğluna verdiği şiirsel cevapla affedeceği anlaşılıyor. Zira baba oğlun pişmanlıklarını yani Bayezid’ın babasına yazdığı ve Kanuni’nin de ona cevap olarak verdiği şiirlerden anlıyoruz. Ayrıca Kanuni’nin haleflerinden diğer oğlu Selim’in, Beyazid’ı bertaraf etme gibi bir niyeti olduğunu da şaha gönderdiği bir mektupta açıkça belirtmektedir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Şehzade Selim mektubunda, Bayezid için: “Asi” ve “Şeytan-ı mağrur” diyor ve İran tarafından gelen kervanları defalarca yağmalattığını, buna binaen, Şahtan himaye görmeye layık olmadığını ifade ediyordu. Şehzade Selim mektubun devamında: “Allah için muhabbet, Allah için nefret” demekteydi. Selim ayrıca, “Selim, hükümdar olunca İran’la barış içinde yaşayacak” şeklindeki taahhüdde bulunmuştu.
Daha önce Şah’a gönderilmiş bu mektuplar sebebiyledir ki Şah, şehzadeyi Kanuni’nin adamlarına değil, Selim taraftarlarına teslim etmiş ve Bayezid hemen orada 4 çocuğuyla beraber öldürülmüştür. Böylece Şehzade Selim, tahtın tek varisi olarak kalmıştır. Kanuni’yi, Şehzade Bayezid’e karşı sinirlendiren mektuplardan biri ile Şehzade ile Padişah arasında yazılmış şiirsel mektup ve şehzade Bayezid’in pişmanlığını açıkça belirttiği bir diğer mektup aşağıdaki gibidir.

Ey serâser âleme sultan Süleymanım baba
Tende cânum cânumun içinde cananım baba
Bâyezidine kıyar musun benum cânum baba
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Enbiyâ serdefteri yâni ki Âdem hakkıçün
Hem dahi Mûsi ile İsî-i Meryem hakkıçün
Kâinatın serveri ol ruhi azam hakkıçün
Bî günâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Sanki Mecnunum bana dağlar başı oldu durak
Aynlup bil-cümle mâl-ü mülkden düşdüm ırak
Dökerem gözyaşumu vâ hasretâ dad el firak
Bî günâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Kim sana arzeyliye halüm eyâ şâh-ı kerim
Anadan kardaşlarumdan ayrılup kaldum yetim
Yok, benüm bir zerre isyanum sana Hakdur âlim
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Bir nice ma‘sumum olduğun şehâ bilmez müsün ?
Anlarun kanına girmekden hazer kılmaz musun ?
Yoksa ben kulunla Hak dergâhuna varmaz musun?
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Hak Teâlâ kim cihânun şahı itmüşdür seni
Öldürüp ben kulunu güldürme şâhum düşmeni
Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Tutalum iki elüm baştan başa kanda ola
Bu meseldür söylenür kim “kul günah itse n 'ola”
Bâyezidün suçunu bağışla kıyma bu kula
Bîgünâhum Hak bilür devletlü sultanum baba

Şehzadenin duygu ve isteklerinin hiçbir yoruma ihtiyacı yok. Şiir diliyle konuşmuş, babasının lütfunu beklemeye başlamış. Kanuni de şâir; o da isterse şiirle mektup yazabilir ve yazmış.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-u ısyânum oğul
Takmıyan boynuna hergiz tavk-ı fermânıım oğul
Ben kıyarmıydum sana ey Bâyezid Hamım oğul
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Enbiyâ û evliya ervâh-ı a'zam hakkıçün
Nuh-u İbrâhim-ü Mûsi İbnü Meryem hakkıçün
Hatm-ı âsâr-ı nübüvvet fahr-ı âlem hakkıçün
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Adem adın itmiyen Mecnûne sahralar durak
Kurb-u taatden kaçanlar dâima düşer ırak
Tan değildür dir isen vâ-hasretâ dâd-el firak
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Neş'et-i Hakdur übüvvet râm olan olur kerim
"Lâ-tekul-ûf!'" kavlini inkâr iden kalur yetim
Tâate isyana âlimdür Hudâvend-i Kerim
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Hak reâyây-ı mutie râi itmüşdür beni
İsterum mağlııb idem ağnama zîb-i düşmeni
Hâşe billâh öldürürsem bi günah nâgeh seni
Bîgiinâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Rahm-u şefkat zib-i imân olduğun bilmez müsün
Yâ dem-i ma’sumu dökmekden hazer kılmaz musun?
Abd-i âzâd ile Hak dergâhına varmaz musun ?
Bîgünâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul

Tutalum iki elün başdan başa kanda ola
Çünkü istiğfar idersün bizde afv itsek n 'ola
Bâyezidim suçunu bağuşlarum gelsen yola
Bî günâhum dime bâri tevbe kıl cânum oğul


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kanuni’nin, iki oğlu Bayezid ve Selim’in sancaklarını değiştirdikten sonra, Bayezid’in memnuniyetsizliğini bildirdiği ve Kanuninin sinirlenmesine sebep olan mektup aşağıdaki gibidir:

"Bu hâksâr bendenizi sorarsâniz rûz u şeb hayr duanıza meşgul bilesiz. Amma ki gam ü gussa ve gıyretten helak bilesiz. Âh, bilmem ne idem bana karındaşımın hatırı için acep zulm eylediniz, beni yerimden yurdumdan ayırdınız; bana zulm ve hayf eylediniz. Hîç ben pâdişâhımdan böyle ummaz idim. Âh insaf iderseniz bana olan zulmü siz de bilirsiniz, mürüvvet kanda gitdi? Hususa ki böyle kış eyyamında nice idem; n’eyleyem, bir kimsenin muradı olmayan yere varmak gûyâ ki zindana varmak gibidir. Asıl gücendiğim Selîm Hân'ın maksûdu hâsıl olup beni mağbûn eylediğinizdir. Ben Selîm Hânın kulu muyum ki bunca zamandan beri cehd ide, Bâyezîd'i Amasya'ya gönderin deyü sultânıma ibram ide. Siz dahi Selîm Hanın sözü ile Selîm Hânin hatırı için beni yerimden yurdumdan ayırıp Amasya'ya bıragasız. Âh! Ben bu gıyretten helak oldum. Ben bu gam ile ölürsem, bana hayfdır. Âh âh! Merhume sultân anam hazretlerinin firakı ve musibeti bizi helak itmiş iken, ol musibet bizi magbûn etmiş iken bir yıla dek sabr idemediniz. Bizi âleme rüsvâ edip böyle sergerdan eylediniz. Nice idem, n'eyleyem, bunca yeminler etmişem, Amasya'ya varmam deyü, nice idem, n'eyleyem. Âh! Sultânımdan böyle ummaz idim, ne fâide beni magbûn eylediniz. Selîm Hânı ber-murâd eylediniz. Hele ne denlü eksikliğim varsa Selîm Hân gibi zânî değilim. Aceb Bursa'da kaç faişe ile zina eylemişdir? Bir zaman ola ki, nice biladınızda Selîm Hân oğulları çıksa gerek. Böyle ka-bahatler lâyık değildir, kendüye tenbih idesiz. Böyle fi'l-kabîh eylemesin. Bu sözleri yalan söylemezem, hep sahihdir, cümle-i âlemin hep malûmudur. Geçen ki sultânım Haleb'de kışladığınız vakit Selîm Hân Maraş ve Anteb'de kışladıkda Zülkadirlü'de bir iki avrete zina itmişdir. Ol vakit avretin babası sultânıma şikâyete varmak istedi; bin belâ ile babasını nice altın, akça vermek ile menitmişlerdir. Bu kaziyye gayet meşhurdur. Hatta şimdilik bazı yerlerde söylenir ki, Zül kadir'de Selîm Hânin oğlu kızı var imiş deyü meşhur olmuş, imdi bu ahvâller kabîhdir. Siz de görün, makbul oğlunuzun ahvâli nice imiş. Benim pâdişâhım, ben Kütahya'dan vallâh sultânımın hatırı için gitdim. İşte şimdilik Engürü şehrine geldim, eğlenmezem giderem. Amma ki, Amasya şehrine varmazam. Nice idem, bunca yeminler eyledim. Benim sultânım, benim pâdişâhım, bu yıl sultânımın hatırı için Amasya etrafında kışlayalım; ol şart ile evvel baharda bana Engürü sancağın inayet idesiz, vallâh şimdilik bu kış Engürü'de kışlasam olurdu. Hemân sultânımın hatırın çekerim, emriniz yerine varsun, amma ki, sultânımdan muradım budur ki, bana evvel baharda Engürü sancağın inayet idesiz, vallâh gönlüm teselli olmaz, meğer Engürü sancağın inayet idesiz."

Bayezid’ın İran’a gittikten sonra Kanuni’ye gönderip, pişmanlığını bildirdiği mektup ise ağadaki gibidir.
Benüm saâdetlü pâdişâhum, düşmez, süremez ve yanılmaz bir Allah. O bâbda dahi ne mertebe nadim ü peşîmân olduğum ancak Hazret-i Yezdan'a, ma'lûmdur. Vallahi'l-azîm ve billahi'l-kerîm Şah'ın vâkî olan riâyeti aynuma gelmeyüp gice gündüz devletlü ve saâdetlü pâdişâhumun mihr ü mahabbeti ve lutf-ı inayet ve fikr ü hayâli gözümden gönlümden çıkmayup k-----de münakkaş olup bâ-vücûd ve bu diyarda kemâl-i mertebede vahşet ü dehşet ve nefret idüp ve gurbet ü fürkat u hicret cânuma kâr ve dün ü gün işüm nâle vü zâr olup gam u gussadan ve kürbet u endûhdan gözlerüm pür-hûn ve yaşum Nîl ü Ceyhun olmışdur.
Havadis-i rüzgâra dûş olmayan nesne bilmez imiş ve oğlancuklar, bendecikleriniz hod ılgarda ve zulumât içinde dağ u derbendlerde gâh aç ve gâh susuz çekdükleri meşakkat ü zahmet kabil-i beyân olmayup hikâye-i Ferec Bade Şidde bunlarım çekdüklerine nisbet bir nümûne olup şimdiki hâlde dahi âşiyândan cüda düşmek hasret ü fürkat canla¬rına kâr idüp leyl ü nehâr işleri figân ü zâr olup "acaba devletlü pâdişâhumıza biz neyledük ki böyle kakıyup hışm idüp memleketinden sürdi" diyü vird-i zeban itmişlerdür....
Hemân ümîdüm budur ki bu kulunuzı inandurup ahid-nâme-i hümâyûn ile ber-vech-i istical bir mutemed kulunuzu gönderüp irişdürmege inayet buyurula. Vardukda ömrüm oldukça devletlü pâdişâhumun rızâ-yı şerifleri üzere olup ve karındaşım Selim Hân ile dahi fermân-ı hümâyûnunuz üzere barışup dostluk ve hüsn-i zindeganî idüp devâm-ı saltanatları ve hilâfetleri ed'iyesine iştigâl iderüz inşallâhıırrahman..


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Metinde Geçen Yabancı Kelimeler:
serâser: baştanbaşa
enbiyâ serdefteri: ilk Nebi
dad: adalet
şehâ: ey şah, ey padişlah
hazer: çekinmek, korkmak
demâdem: zaman zaman
tuğyân: taşkınlık, isyan
hergiz: asla, hiçbir zaman
tavk: gerdanlık
ervâh-ı a'zem: en yüce ruhlar,
kurb: yakınlık
taat: itaat
ırak: uzak
firak: ayrılık
dir: geç
vâ-hasretâ: âh ayrıldı!., gibi.
Neş'et: meydana gelme, ilerleme
Übüvvet: babalık
ram: İtaat eden, boyun eğen
"Lâ-tekul-ûf!'": öff bile deme!(Kur’an-ı Kerim’de geçen bir ayet, anne-baba hakkı ile ilgili)
Hudâvend: Allah
reâyây-ı mutie: itaatkâr halk
râi: çoban, gözleyen
ağnama: koyunlar(tekili: ganem)
zîb-i düşmeni: düşman kurt
nâgeh: yok yere
zib-i imân: imanın süsü
dem-i ma’sumu: masum kanı
Abd-i âzâd: hür, özgür kul
Hâksâr: toz toprak içinde kalmış, hali perişan
rûz u şeb: gündüz gece
bende: köle, kul
gussa: keder, kaygı, tasa
gıyret: yabancılık, başkalık
karındaş: kardeş
hayf: haksızlık, zulüm, yazık
mürüvvet: insaniyet
eyyam: günler
mağbûn: şaşkın
cehd: elinden geldiği kadar çalışmak
zânî: zina eden
bilad: beldeler
fi'l-kabîh: cirkinlik, kötülük içinde olma
Zülkadirlü: Kahramanmaraş ili
kaziyye: iş, husus, madde, mesele; dâva
ahvâl: haller
Engürü: muhtemelen Ankara
Nadim: pişman
Bab: konu, mesele, kapı
Yezdan: Allah
ayn: göz
mihr: güneş
inayet: dikkat, gayret, özenme. lütuf, ihsan, iyilik.
Münakkaş: nakşedilmiş, işlenmiş
Fürkat: ayrılık
Nâle:feryad, inleme, inilti
Zâr: inleyen
Kürbet: gam, tasa, kaygı
Endûhdan: dökmek
pür-hûn: kan dolu
dûş: yakalanma, omuz
Havadis-i rüzgâra: zamanın hadiseleri
Hod: kendi
Derbend: geçit
Ferec: gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma
Bade Şidde: şiddet, zorluktan sonra
cüda: ayrı
âşiyân: yuva
leyl ü nehâr: gece gündüz
figân:ıztırap ile bağırıp çağırma, inleme,
hışm: kızgınlık,kızma
vird: zikir, dile dolamak,
Zeban: dil
hemân :hemen, derhal, o anda, çarçabuk, öylece, böylece.
ahid-nâme-i hümâyûn: padişah’a ait sözleşme, anlaşma
ber-vech-i istical: acil bir şekilde
mutemed: itibar edilir, güvenilir
hüsn-i zindeganî: güzel bir hayat, yaşam, yaşayış,
ed'iye: dualar, niyazlar
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
yle, şehzade

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şiirsel Bir Güzellik: Abant Liaaa Fotoğraf Kulübü 1 03 Aralık 2012 22:18
I. Bayezid (Yıldırım Bayezid) Rhytia Osmanlı Padişahları 0 18 Haziran 2012 21:57
Şehzade Mehmet şehzade Nasıl Öldürüldü Liaaa Osmanlı Tarihi 0 30 Mart 2012 16:57
Yıldırım Bayezid'dan Timur'a Mektuplar Kalemzede Osmanlı Tarihi 3 11 Eylül 2011 13:48
Yabancı Diller de Aşk+Şiirsel,Şiirler..( Resimli) Sevda Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 23 Nisan 2010 18:05