IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




1Beğeni(ler)
  • 1 Post By xena

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Eylül 2012, 00:19   #1
Çevrimdışı
Toplumda Demokrasi


sohbet


Bu sözcük M.Ö. V. yüzyılda Grek dilinde özel bir site örgütlenmesini belirtmek amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Kullanımı ve anlamı XIX. yüzyıldan beri büyük bir gelişme gösterir ve bu gelişmenin ölçüsü günümüzdeki devletlerin hemen tümünün kendilerini demokratik devletler olarak ilan etmeleridir. Ama bu yayılmaya bir statü değişikliği de eşlik eder: demokrasi artık herhangi bir rejim değildir ve her türlü siyasal rejimin alanı olmuştur adeta. Demokrasinin kuralcı bir ideallik statüsünü alması olgusunun nedeni bu kavramın artık tanımlanmış kurumlardan çok bir değerler bütününe denk düşmesidir: insan hakları. Dolayısıyla bu kavram, farklı kullanımlarının da gösterdiği gibi artık tamamen siyasal düzenle ilgili bir kavram değildir ve çok farklı siyasal projelerin ortak ve belki de biraz kapalı ve anlaşılmaz referansı olmuştur.



Antik demokrasi

Demokrasi yani demos sözcüğünün çok erken dönemde (gerçek siyasal topluluk ama aynı zamanda yoksul halk) aldığı ikili anlamlı “halk iktidarı” Yunanistan’da M.Ö. VI. yüzyıl sonundan itibaren gelişmiş ve V. yüzyılda kabul ettirmiştir kendini; geleneksel, aristokratik ve kabilelere özgü bir düzen bunalımının yanıtı olmuştur.



Atina’da “demokrasiyle birlikte gelişen” site (Aristoteles, Atina Anayasası, XXIII, 19), Solon reformları (6M.Ö. 595’e doğru) IV. yüzyıl yazarlarının daha sonra ortaya çıkan çok radikal düzenlere karşıt gördükleri “geleneksel demokrasi”nin yolunu açmıştır (Aristoteles, Politika, II, 12,2 ve V 5, 10; Isokrates, Areopagitika, s. 16 ve devamı). Bu reformlar, geleneksel kurumları düzenleyerek ve geniş yetkilerle donatılmış iktidarlara Dörtyüzler meclisini sokarak hem o döneme kadar kolektif yazgıyı tamamen elinde tutan aristokrasinin hem de o dönemde özellikle küçük çiftçilerden (siyasal alandan dışlanmış zanaatkarlar ve işçilerden) oluşan “halk” denen bu yeni siyasal aktörün kabul edeceği bir rejimi tanımlamayı amaçlıyordu.



Ama bunlar son derece farklı bir değişiklik getirmişlerdir: bu değişiklik, en ünlüsü Perikles olan V. yüzyılın büyük demokrat siyasetçilerinin etkinlikleri sayesinde kabul edildiyse de kurumsal kadrosu Klisthenes reformlarıyla (6M.Ö.507) belirlenmiştir. Bunlar aristokratik eunomia idealini izonomi’yle doldurmuşlar ve sadece sivil eşitlik değil özellikle bütün yurttaşların siyasal eşitliğini de getirmişlerdir.



O döneme kadar egemen olan gentilices yapılarının yerine yurttaşların belli coğrafi birimlere (demes, trittyes ve kabileler) göre dağılımını getiren Klisthenes yeni bir siyasal insan vizyonu yaratmıştır. Onun reformu site hukukunu gerekli formaliteleri yerine getirmiş tüm yerliler arasında yaygınlaştırmakla kalmıyor belli bir istikrar kazanmış ve özel kuralları olan bir kamusal alan getiriyordu. Aynı zamanda; dinsel yapılarıyla siyasal yaşamları ve aristokratik Areopagos’un merkezi olan Agora temsil eder bu düşünceyi (H. Arendt, La Condition de l’homme moderne, s. 66 ve dev.; J.P. Vernant, Les Origines de la penste grecque, böl. 4).

Bundan böyle iktidar Solon’dan miras kalan Konseyi sadece sürekli, genişletilmiş bir komisyon işlevi gören ve yüksek devlet görevlilerini seçen Halk Meclisi’nin (Ecelesia) elindedir. Yurttaşların kurumlara, meclise, mahkemelere, yüksek devlet görevlerine katılımı yoğun ve etkilidir. Tarihte ilk kez kamusal alanda kişisel ve kolektif kimlik oluşmaktadır ve bu kimlik esas olarak aile ya da kabile kimlikleri değildir: demokrasinin doğuşu yeni bir birlikte yaşam biçiminin doğuşudur ve buna “siyasetin yaratılması” eşlik eder (C. Meier, Introduction à l’anthropologie politique de la Gréce antique, s. 7-27).

Demokrasi hiç kuşkusuz, zorbalık dönemleri de yaşayan ve oligarşi yanlılarının sürekli karşı çıktıkları partizan bir seçimdir. (Ps-Xenophon, Atinalıların Anayasası). Ama dayanağı, siyasal alanın Özerkliği ve üstünlüğü, sözün ve eylemin sahnesi (Demosthenes, Kherronesco Sorunları Üstüne, 72) rakiplerine bile kabul ettirmiştir kendini. Demokrasi polis’in özüdür ve Aristoteles’in bunu politeia yani “anayasal yönetim” ama aynı zamanda da kısaca “anayasa” olarak adlandırması sebepsiz değildir: sadece “nitelikli bir demokrat (Politika, VI, 4, 14), onu sadece bir hizibin iktidarı yapan partizanca özelliklerinden arındırılmış (Platon, Yasalar III, 832 c), öteki rejimler gibi bir rejim.
Bu sözcük M.Ö. V. yüzyılda Grek dilinde özel bir site örgütlenmesini belirtmek amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Kullanımı ve anlamı XIX. yüzyıldan beri büyük bir gelişme gösterir ve bu gelişmenin ölçüsü günümüzdeki devletlerin hemen tümünün kendilerini demokratik devletler olarak ilan etmeleridir. Ama bu yayılmaya bir statü değişikliği de eşlik eder: demokrasi artık herhangi bir rejim değildir ve her türlü siyasal rejimin alanı olmuştur adeta. Demokrasinin kuralcı bir ideallik statüsünü alması olgusunun nedeni bu kavramın artık tanımlanmış kurumlardan çok bir değerler bütününe denk düşmesidir: insan hakları. Dolayısıyla bu kavram, farklı kullanımlarının da gösterdiği gibi artık tamamen siyasal düzenle ilgili bir kavram değildir ve çok farklı siyasal projelerin ortak ve belki de biraz kapalı ve anlaşılmaz referansı olmuştur.



Antik demokrasi

Demokrasi yani demos sözcüğünün çok erken dönemde (gerçek siyasal topluluk ama aynı zamanda yoksul halk) aldığı ikili anlamlı “halk iktidarı” Yunanistan’da M.Ö. VI. yüzyıl sonundan itibaren gelişmiş ve V. yüzyılda kabul ettirmiştir kendini; geleneksel, aristokratik ve kabilelere özgü bir düzen bunalımının yanıtı olmuştur.



Atina’da “demokrasiyle birlikte gelişen” site (Aristoteles, Atina Anayasası, XXIII, 19), Solon reformları (6M.Ö. 595’e doğru) IV. yüzyıl yazarlarının daha sonra ortaya çıkan çok radikal düzenlere karşıt gördükleri “geleneksel demokrasi”nin yolunu açmıştır (Aristoteles, Politika, II, 12,2 ve V 5, 10; Isokrates, Areopagitika, s. 16 ve devamı). Bu reformlar, geleneksel kurumları düzenleyerek ve geniş yetkilerle donatılmış iktidarlara Dörtyüzler meclisini sokarak hem o döneme kadar kolektif yazgıyı tamamen elinde tutan aristokrasinin hem de o dönemde özellikle küçük çiftçilerden (siyasal alandan dışlanmış zanaatkarlar ve işçilerden) oluşan “halk” denen bu yeni siyasal aktörün kabul edeceği bir rejimi tanımlamayı amaçlıyordu.



Ama bunlar son derece farklı bir değişiklik getirmişlerdir: bu değişiklik, en ünlüsü Perikles olan V. yüzyılın büyük demokrat siyasetçilerinin etkinlikleri sayesinde kabul edildiyse de kurumsal kadrosu Klisthenes reformlarıyla (6M.Ö.507) belirlenmiştir. Bunlar aristokratik eunomia idealini izonomi’yle doldurmuşlar ve sadece sivil eşitlik değil özellikle bütün yurttaşların siyasal eşitliğini de getirmişlerdir.



O döneme kadar egemen olan gentilices yapılarının yerine yurttaşların belli coğrafi birimlere (demes, trittyes ve kabileler) göre dağılımını getiren Klisthenes yeni bir siyasal insan vizyonu yaratmıştır. Onun reformu site hukukunu gerekli formaliteleri yerine getirmiş tüm yerliler arasında yaygınlaştırmakla kalmıyor belli bir istikrar kazanmış ve özel kuralları olan bir kamusal alan getiriyordu. Aynı zamanda; dinsel yapılarıyla siyasal yaşamları ve aristokratik Areopagos’un merkezi olan Agora temsil eder bu düşünceyi (H. Arendt, La Condition de l’homme moderne, s. 66 ve dev.; J.P. Vernant, Les Origines de la penste grecque, böl. 4).

Bundan böyle iktidar Solon’dan miras kalan Konseyi sadece sürekli, genişletilmiş bir komisyon işlevi gören ve yüksek devlet görevlilerini seçen Halk Meclisi’nin (Ecelesia) elindedir. Yurttaşların kurumlara, meclise, mahkemelere, yüksek devlet görevlerine katılımı yoğun ve etkilidir. Tarihte ilk kez kamusal alanda kişisel ve kolektif kimlik oluşmaktadır ve bu kimlik esas olarak aile ya da kabile kimlikleri değildir: demokrasinin doğuşu yeni bir birlikte yaşam biçiminin doğuşudur ve buna “siyasetin yaratılması” eşlik eder (C. Meier, Introduction à l’anthropologie politique de la Gréce antique, s. 7-27).

Demokrasi hiç kuşkusuz, zorbalık dönemleri de yaşayan ve oligarşi yanlılarının sürekli karşı çıktıkları partizan bir seçimdir. (Ps-Xenophon, Atinalıların Anayasası). Ama dayanağı, siyasal alanın Özerkliği ve üstünlüğü, sözün ve eylemin sahnesi (Demosthenes, Kherronesco Sorunları Üstüne, 72) rakiplerine bile kabul ettirmiştir kendini. Demokrasi polis’in özüdür ve Aristoteles’in bunu politeia yani “anayasal yönetim” ama aynı zamanda da kısaca “anayasa” olarak adlandırması sebepsiz değildir: sadece “nitelikli bir demokrat (Politika, VI, 4, 14), onu sadece bir hizibin iktidarı yapan partizanca özelliklerinden arındırılmış (Platon, Yasalar III, 832 c), öteki rejimler gibi bir rejim.
__________________
Kırk yılda bir gibisin...
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
demokrasi, toplumda

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Toplumda Osmanlı Kadınları Rüzgar Osmanlı Tarihi 0 13 Mayıs 2012 01:24
Toplumda Konuşamıyorsanız Lucifer Ruh Sağlığı 0 21 Ocak 2012 01:18
Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Toplumda Yaygınlığı Melodram Psikoloji ve Felsefe 0 14 Nisan 2011 12:52