En güzel uyku, ashab-ı kehfin uykusudur.
Öyle ya, uyandıklarında, uyuduklarından daha farklı
ve daha güzel bir dünyaya uyandılar.
Uyandıklarında, zalimlerin kahrolup öldüğünü gördüler.
Uyandıklarında, şikayetçi oldukları küfür ve gafletin
dağılıp yok olduğunu fark ettiler.
Uyandıklarında, sayıca az da olsalar direnmelerinin ezici
çoğunluğun zulmünü önlediğine tanık oldular.
Uyandıklarında, cılız da olsa direnerek,
varlığın toprağına attıkları gerçek tohumunun çiçek çiçek
bahar a durduğunu bildiler.
Paraları geçersizdi sadece, önemsemediler.
Mevki ve makamlarını terk edip, uykunun aczine teslim oldular,
zamanın lehlerine işlediğini fark ettiler.
Bak ki, sen de her sabah, uyuduğundan farklı ve güzel
bir dünyaya açıyorsun gözlerini.
Uyandığında, seni kıyama durmaktan alı koyan
yorgunluğunun dağılıp gittiğini gördün.
Uyandığında, kalbini yaralayan,
aklını iğdiş eden dünyalık telaşların bir göz kapağının
ardında dur/ul/duğunu fark ettin.
Uyandığında, tek bir secdenin bile yeryüzü
ve üzerindekilerden daha kıymetli olduğunu bildiğin
sabah namazı seccadesinin yanı başında buldun bedenini.
Uyandığında, tek bir “Allah” deyişle ebedi saraylar
inşa edebileceğin kutlu bir vaktin ,
seherin, kucağında buldun kendini.
Uyandığında, unuttuğun bedenin,
göz ardı ettiğin varlığın uyandığında
yine yeniden sana verildi.
Unutulmuşluğun kuyusunda unuttuğun,
unuttuğunu bile unuttuğun,
uyanmasan da uyanman gerektiğini bile bilmediğin o gidişten,
gözleri de gönlü de açılmış biri olarak döndün.
Uyuduğuna değmiş değil mi?
Senai Demirci