أَ فَسِحْرٌ هَذَا أَمْ أَنْتُمْ لاَ تُبْصِرُونَ Bu bir sihir mi ? Yoksa gözünüz mü kör? اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُوا أَوْ لاَ تَصْبِرُوا سَوَاءٌ عَلَيْكُمْ
Dayanın dayanmayın, cehenneme girecek ve إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızın cezasını mutlaka çekeceksiniz. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ
Sağlamcılar bahçelerde ve nimetler içinde, فَاكِهِينَ بِمَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ
Rab'lerinin, kendilerine sunduğu imkânlardan dolayı oldukça keyiflidirler. وَوَقَاهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Çünkü Rab'leri onları ateşe karşı kollamıştır. كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Vaktiyle yaptıklarınıza karşı, artık her şeyi afiyetle yiyip içebilirsiniz. مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ
Şöyle sıra sıra koltuklara yaslanaraktan, yanlarına verdiğimiz kömür gözlü hûrîlerle. وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِإِيمَانٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ
Bir gün biz, tüm inananları, kendilerinden sonra gelen imanlı nesillerle birlikte burada buluşturacağız. وَمَا أَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍ
Hem de amellerinde bir indirime gitmeden. كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ
Çünkü herkes, kendi yaptığının rehinesidir. وَأَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Sağlamcılara, meyveden ete, canlarının çektiği her ne ise hemen yetiştiririz. يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لاَ لَغْوٌ فِيهَا وَلاَ تَأْثِيمٌ
Kadeh tokuştururlarken, boş ve ağır bir laf çıkmaz ağızlarından. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَكْنُونٌ
Aralarında özel hizmetlileri dolanır, her biri gün görmemiş inciler gibi. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ
Sağlamcılar, zaman zaman karşılaştıklarında birbirilerine hal hatır sorup söyleşirler: قَالُوا إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِي أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
" Biz derler, daha önce ailemiz yanında iken diken üstünde idik. فَمَنَّ اللهُ عَلَيْنَا وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ
Şimdi ise Allah yüzümüze baktı da bizi, o zehir zemberek acılardan korudu. إِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُ
Çünkü vaktiyle biz, hep ona yalvarıyorduk, إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
çünkü, iyiliğin ve sevginin kaynağı o idi… " فَذَكِّرْ فَمَا أَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلاَ مَجْنُونٍ
Resulüm! sen öğütlerine devam et. Allah sayesinde sen, ne kâhinsin ne de deli. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِهِ رَيْبَ الْمَنُونِ
Yoksa: " feleğin sillesini yiyeceğinden emin olduğumuz bir şair " mi diyorlar? قُلْ تَرَبَّصُوا فَإِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ
Resulüm de ki: " Bekleyin bakalım, çünkü sizinle beraber ben de beklemedeyim. "