| Şifâli bitkilerden Allah ve Resûlü’nün tavsiye ettikleri
Bitkilerle tedâvi, tedâvi sırasında ilâç kullanmadan gıda maddeleri ya da benzerleri ile yapılan tedâvidir. Her hangi bir hastalık gıda maddeleri ve perhizle tedâvi edilebilirse, ilâç kullanması tavsiye edilmez. Gıda maddeleri ile tedâvide genel kâide; hastalığın tedâvisi sırasında faydalı gıdaları alıp, zararlı olanlarını terk ederek perhiz etmektir.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de gıdaların temiz ve helâl olmasına işaret etmektedir: “Allah’ın sizlere rızk olarak verdiği şeylerden helâl ve temiz olarak yiyiniz! Eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorsanız, Onun vermiş olduğu nimetlere teşekkür ediniz” (Nahl 114) .
Peygamberimiz A.S., hastalığın nasıl önleneceği ile alâkalı olarak şöyle buyurmuştur: “Hastalığın evi midedir. Tedavinin özü perhizdir.” Peygamberimiz A.S. bir başka hadislerinde de, bitkilerle tedâvinin yüce Allah tarafından öğretildiğini açıklamak üzere şöyle buyurmuştur: “Süleyman Aleyhisselâm her ne zaman namazgâhta namaz kılsa, ansızın önünde bir bitki görür ve o bitkiye: ‘İsmin nedir?’ diye sorardı. Bitki de: ‘İsmim şudur’ diye adını söylerdi. Süleyman Aleyhisselâm: ’Niçin yaratıldın, ne işe yararsın?’ diye tekrar sorardı. O bitki de:’Şunun için yaratıldım’ derdi. Eğer bir hastalığa ilâç olarak yaratılmış ise, yazıp not ederdi. Eğer yer yüzüne dikilmek için yaratılmış ise, toprağa dikerdi” (Abdüllatif Bağdâdî, Tıbb-ı Nebevî s. 58; Süyûti, Tıbb-ı Nebevî vr. 7a, 50b) .
Süleyman Aleyhisselâm’ın ilâhî vahye dayalı olarak bu şekilde tespit ettiği bitkilerin, “Bitkiler Kitabı”nda yer aldığı, ayrıca, pek çok ilacın ve hastalığın bu kitaba dahil edildiği belirtilir (A. Bağdâdî s.58,188) .
İnsanın ruh ve beden sağlığı üzerindeki çalışmalar bir bakıma insanlık tarihi kadar eskidir. Özellikle İslâm âleminde tıbbî konularda, Kur’an-ı Kerim’in bildirdikleri, Peygamberimizin tavsiye ve teklifleri, kıyas ve tecrübe yoluyla elde edilen bilgiler, Tıbb-ı Nebevî kaynaklarında yer almıştır.
Biz burada, tedavî noktasında, Kur’an ve hadislerde işaret olunan yiyecek ve içeceklerden bazılarını nazara alacağız.
Yeme ve içme hususunda İslâm dinin koyduğu prensibin başında az yemek gelir. İçilecek şeylerin de bir nefeste içilmemesini öğütler. Nitekim Peygamber A.S. her hangi bir şey içtiği zaman üç nefeste içer ve şöyle derdi: “Bu şekilde içmek daha kandırıcı, sağlık için daha faydalıdır” (Müslim eşribe Hadis 123; Ebu Davut eşribe Hadis 3729; Tirmizî eşribe Hadis188) . Yine Peygamber A.S. “ Devenin içtiği gibi suyu bir nefeste içmeyiniz. Bardağı her defasında ağızdan uzak tutarak iki veya üç nefeste içiniz. İçerken besmele çekiniz, içtikten sonra da ’Elhamdülillah’ deyiniz” buyurmuştur (Tirmizî eşribe Hadis 1885) . Bir hadislerinde de: “Sizden biriniz su içtiği zaman yavaş yavaş içsin, bir nefeste içmesin. Zira, suyu bir nefeste içmek karaciğer iltihabı (ve nefes tıkanıklığı) meydana getirir” buyurmuştur (Adürrezzak 10/428 Hadis 19594).
Bir başka hadislerinde de ayakta su içmenin zararına işaret etmiştir: “Eğer ayakta su içen kimse, midesine verdiği zararı bilseydi, içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588). Yine aynı konu ile alakalı olarak. “Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unuturdea içerse, kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116) .
Peygamberimizin, güneşte ısıtılan suyun kullanılmaması hususunda da tavsiyeleri olmuştur. Hz. Aişe (R.A): “Peygamber A.S. yanıma gelmişti. Ben ise, güneşte su ısıtıyordum. Bunun üzerine. ”Ey Aişe! Böyle yapma! Zira, güneşte ısınmış suyu kullanmak abraşlık (Alaca, sedef) gibi cilt hastalığı meydana getirir” buyurdu (Dârekutnî taharet 1/38 Hadis 2) . |