| Cevap: İstanbul, Osmanlı'nın 3. Başkenti...(Tarih)
Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti (395 - 1453) 395’de I. Theodosius’un ölümüyle Roma, oğulları arasında paylaşılarak Batı ve Doğu olmak üzere resmen ikiye ayrıldı. Artık Constantinopolis, Bizans olarak da bilinen Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentiydi. İmparatoru ise Arcadius’du (395-408). Arcadius’un kısa süren imparatorluğundan sonra gelen II. Theodosius (408-450), karadan, Haliç tarafından ve Marmara Denizi tarafından üç bölümde inşa edilen surları, 439'da yeni eklemelerle birbirine kesintisiz olarak bağlattı. İstanbul'da ilk sinagog, 318'de Bakırcılar semtinde bulunan sinagogtu. 450'de II. Theodosius tarafından kiliseye dönüştürüldü. 16. yy'da ise, İstanbul'da otuzdan fazla sinagog bulunmaktaydı. 6. yüzyılda İmparator I. Justinianus (527-565) tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan Yerebatan Sarnıcı'nın üzerinde Ticaret Bazilikası bulunduğu için Bazilika Sarnıcı adını aldı. Sarnıç, ikisinin kaidesinde Medusa başları bulunan 336 sütun üzerine oturtuldu. Geçmiş yıllardaki ayaklanmalar sırasında iki kez yakılan Ayasofya, Justinianus tarafından 537'de yeniden inşa ettirildi. Ayasofya üzerine değişik hikayeler yayıldı kentte. Bunlardan biri aynen şöyleydi: Ayin sırasında İmparator Justinianus elindeki kutsal ekmeği düşürdü. Eğilip alıncaya kadar bir arı ekmeği kapıp uçtu. İmparator ülkedeki bütün arı sahiplerine haber salıp, bulana da ödül vaadederek kovanlarda bu ekmeği aramalarını istedi. Aradan birkaç gün geçti. Arıcılardan biri elinde başkalarından çok farklı bir petekle çıkageldi. Justinianus kararını verdi. Muhteşem bir ibadethane yapılacak ve planı bu petek olacaktı. Trallesli Antemius ve Miletli Isidor bu yapının mimarı oldular. Ayasofya tüm görkemi ile yükseldi. Ayasofya'nın Osmanlı dönemindeki restorasyonunu ise, Sultan Abdülmecid'in isteği üzerine Fossati Kardeşler 1847-1849 yılları arasında gerçekleştirdiler. Fresklerle, Kutsal Kitap'taki olayları anlatan mozaikleri Bizans resim sanatının en önemli örneklerinden olan Kariye, bugünkü şeklini 14. yy'da aldı. II. Beyazıd (1481-1512) döneminde cami olarak kullanıldı. Constantinopolis en büyük darbeyi, Latin istilasında aldı. İşgalciler kente büyük zarar verdiler. Evlerle birlikte dini yapılar da yağmalandı ve yakıldı. 1261'de kent, Latin istilasından kurtarılarak yeniden imar hareketlerine başlandıysa da eski görüntüsünü asla kazanamadı. Daha önce 500 bin olan nüfusu giderek 50 bine kadar indi. İş kollarında üretim azaldı ve halk açlık çekmeye başladı. Bin yıllık bir tarih sayfası yavaş yavaş kapanıyor, kent yeni doğuşlara hazırlanıyordu. Bu arada Osmanlı Türkleri de Küçük Asya'da ve Balkan yarımadasında yavaş yavaş ilerliyorlardı. OSMANLILAR Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396'da I. Bayezid (1389-1403), Karadeniz'den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı. Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans'a Kuzey'den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz'ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı'nı inşa ettirdi. Hisar, İstanbul'un kuşatılmasından bir yıl önce, dört ay gibi çok kısa bir sürede tamamlandı. Planı, engebeli tepelere uyacak biçimde kusursuz hazırlanmıştı. Surlar üzerindeki üç kuleyi II. Mehmed'in vezirleri yaptırdıklarından onların adıyla Halil Paşa, Zağanos Paşa ve Sarıca Paşa olarak adlandırıldı. II. Mehmed, Bizans Surları'nı yıkacak güçteki toplan yaptırmak üzere Avrupa'dan ustalar getirtti. Artık herşey hazırdı. 1453 yılının mart başında Osmanlı kuvvetleri kentin çevresin- de toplandılar. 4 Nisan'da kuşatmayla birlikte Marmara'ya bakan surlar toplarla dövülmeye başlandı. Bizanslılar, Haliç surlarına ulaşabilmek için Haliç'in ağzını kapatan zinciri Osmanlı gemilerinin aşamayacağından çok emindiler. Ancak bir şeyi hesaplamak şöyle dursun, akıllarından bile geçirmemişlerdi. Ve bu hiç düşünemedikleri olay gerçekleşti. 22 Nisan'ın gece karanlığında II. Mehmed, donanmasından elli parça gemiyi kara tarafına kurdurduğu ahşap kızaklardan kaydırarak Dolmabahçe'den büyük bir başarı ile Kasımpaşa'ya indirip Haliç'e soktu. Gemiler, Haliç'te suya indirildiğinde Bizans'ın direnecek moral gücü de kalmamıştı. Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti (1453 - 1923) "İstanbul mutlaka feth olunacaktır, Onu alacak komutan ne iyi komutan ve onun askerleri de ne iyi askerdir " (Hadis) 29 Mayıs sabaha karşı yapılan taarruzla Topkapı'daki kara surları yıkıldı. Aynı gün, II. Mehmed at üzerinde kente girerek, Ayasofya'da namaz kıldı. Osmanlı töresine uygun olarak şehrin katedrali olan Ayasofya Kilisesi camiye çevrildi. Havariler kilisesi ve diğerleri ise Hıristiyanlara bırakıldı. Constantinopolis'in fatihi II. Mehmed artık "Fatih Sultan Mehmed" olarak tarihe geçecekti. Ayasofya ile Hipodrom arasında bulunan eski Bizans Sarayı 1204'deki Latin işgali sırasında yıkılıp yağmalanmış ve kullanılamaz hale gelmişti. Bu nedenle de Bizanslılar kara surlarının Haliç'e ulaştığı yerde bulunan Blakhernai Sarayı'na yerleşmişlerdi. Fatih'in kenti almasından sonra Beyazıt'ta bir kale kurularak Osmanlı'nın ilk saray inşaatına başlandı. Kalenin hemen altında büyük çarşı kuruldu. Bizans'ın son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı'nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi. Bizans'ı terkedenler geri dönmeye başladılar. Fetih öncesi dönemden kalanlarla birlikte, Anadolu'nun değişik yörelerinden gelenler, çeşitli milletler, çeşitli dinler kentte bir renklilik yarattılar. Nüfusu böyle bir renkliliğe dönüşen İstanbul'da göç edenlerin getirdiği yerel kültürler şehrin dokusunu zenginleştirdi. |