Tekil Mesaj gösterimi
Alt 23 Kasım 2011, 22:22   #4
Çevrimdışı
Ecrin
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: İstanbul, Osmanlı'nın 3. Başkenti...(Tarih)




Osmanlılar'ın Dersaadet'i

19. yy'da Osmanlı İmparatorluğu başkentinin nüfusunu, Müslüman Türkler, Ortodoks Rumlar, Gregoryan ve Katolik Ermeniler, Museviler, Levantenler ve yabancı kolonilerden kişiler oluştururdu.
Bu yüzyıl, imparatorluğun yenilenme dönemi oldu. Yenilenme hareketlerinden en fazla nasibini alan kuşkusuz başkentti. "Batılılaşma" diye de adlandırılan bu dönemde, askeri, ekonomik ve sosyal alanlarda Avrupa'dan getirilen uzmanlara önemli görevlerde etkin roller verildi. Ordunun çeşitli kademelerinde Alman, İsveçli, İngiliz ve Fransız paşalar görevlendirildi. Osmanlı sultanları kılık kıyafetlerinde değişiklikler yaparak kavuk, kaftan ve şalvar yerine, Avrupalı hükümdarlar gibi, yandan şeritli pantolonlar giymeye başladılar. Başlarına koyu kırmızı fesler taktılar. Değişiklikler kültür ve sanat alanlarında da belirginleşti. Batı tarzı resim ve mimariyle birlikte, müzikte de yine Batı enstrümanları kullanılmaya başlandı.

II. Mahmud'un saltanat yılları (1808-1839), bu yenilenme hareketlerinin en yoğun olarak başladığı dönemdi. 1824'de imparatorluktaki ilk gazete "Smyrnéen" İzmir'de yayımlanmaya başladı. Yeniçeri Ocakları adı ile bilinen Osmanlı ordusunun artık imparatorluğu savunacak gücü olmadığına inanan II. Mahmud, yeni ve modern bir ordu kurmak için harekete geçti. İstanbul'da bulunan 51 Yeniçeri Ocağı'nın her birinin en yetenekli 150 kişisinden Eşkinciyan Ocağı kurulacaktı. Bunu duyan Yeniçeriler, 4 Haziran gecesi isyana başladılar. İsyancı grupları kente yayıldı. Çeşitli yağmalar yapıldı. Ancak halkın yeni bir ordu kurulması konusunda Sultan'dan yana olduğunu anlayan yeniçeriler, kışlalarına çekildiler. Sultanın askerleri kışlanın çevresini sardılar ve top ateşi ile tüm isyancıları öldürüp, kışlayı ateşe verdiler. 15 Haziran 1826'da, 465 yıllık Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığı bu olaya Vaka-i Hayriye adı verildi. Yerine yeni ve modern bir ordu kurulması için çalışmalara başlandı.
19. yy'ın selatin camilerinden Nusretiye Camisi Sultan II. Mahmud tarafından 1826'da mimar Kirkor Amira Balyan'a yaptırıldı. Taş avlusunda 12 çeşmesi bulunan şadırvanı, 10 ince sütun üzerine sivri bir külahla kapatılmıştı.
Yelkenli gemiler yerine ilk buharlı gemiler ve yandan çarklı vapurlar sefere kondu. Aşağı yukarı bütün konutları ahşap olan İstanbul'da yangın en önemli felaketlerden biri olarak süregelmişti. 1828'de ünlü mimarlar Balyan Ailesi'ne 50 m. yüksekliğinde Beyazıt Yangın Kulesi yaptırıldı.
Pera ile İstanbul arasında ilk köprü 1836'da inşa edildi. Planlarını Kaptanpaşa Ahmet Fevzi'nin çizdiği köprü, birbirine bağlı sallar üzerine oturtuldu. Parasız geçildiğinden "Hayratiye" diye adlandırıldı.

İlk kez resimlerini devlet dairelerine astıran Osmanlı sultanı da II. Mahmud oldu. Ayrıca kendi resmini taşıyan bir nişan hazırlatarak, Tasvir'i Hümayun adı verilen bu nişanı, en sadık bildiği devlet erkanının boyunlarına kendi eliyle taktı. Ancak bir süre sonra bazı tutucular her tarafta resmin dine aykırı olduğunu yayarak halkı kışkırtmaya başladılar. 1839'da Sultan Mahmud'un ölümünden sonra bu resimlerin üstü perdelerle kapatıldı. Daha sonraları halk resim ve hatta fotoğrafa alışmaya başladı.
Henüz tahta yeni çıkmış olan Sultan Abdülmecid'in (1839-1861), halka yeni reformlar vaadettiği, Mustafa Reşid Paşa tarafından kaleme alınan ve yine onun tarafından Gülhane bahçesinde okunan Tanzimat Fermanı (ya da Gülhane Hatt-ı Hümayunu) 3 Kasım 1839'da ilan edildi.
1847'de Beylerbeyi Sarayı'nın yerindeki büyük ahşap sarayda, bizzat Abdülmecid'in önünde İmparatorlukta ilk telgraf denemesi yapıldı ve Sultan, kurulan bu hattan ilk mesajı kendisi gönderdi. Bu denemeden sonra da Edirne'ye kadar uzanan bir telgraf hattının kurulmasını istedi.
1850'de, Şirket-i Hayriye kuruldu. Böylece, Boğaz'ın Asya ve Avrupa iskeleleri arasında ve Adalar'a düzenli vapur seferleri başladı.
Hazret-i Muhammed'in Veysel Karani'ye hediye ettiği hırkanın muhafazası ve ziyaret edilmesi için 1851'de Sultan Abdülmecid tarafından, ampir üslubundaki Hırka-i Şerif Camisi yaptırıldı.
1853'de Boğaz'ın Avrupa yakasında en güzel kıyılarından birinde, Neobarok üslupta Ortaköy Camisi mimar Nigoğos Balyan'a yaptırıldı. Aynı yıl, Osmanlı, Fransız ve İngilizler, Ruslar'a karşı Kırım Savaşı'na girdiler.

İstanbul'un başkent oluşundan beri yönetim yeri olarak kullanılan Topkapı Sarayı, 1853'de yerini Dolmabahçe Sarayı'na bıraktı. Batı mimari etkilerinin görüldüğü eklektik bir yapıya sahip Dolmabahçe Sarayı'nın mimarları Balyan Ailesi'ydi.
Abdülmecid'in annesi Bezmialem Valide Sultan tarafından başlatılıp, ölümü üzerine Abdülmecid tarafından tamamlanan ve tasarımı Garabet Balyan'a ait olan Ampir üslubunun 19. yy ortasındaki son örneklerinden Dolmabahçe Camisi 1855'de ibadete açıldı.
Boğaz'ın Asya kıyısında, Eaux douces d'Asie (Sweet Waters of Asia) denilen bölgenin yakınına Abdülmecid'in başmimari Nigoğos Balyan tarafından Küçüksu Kasrı yapıldı. Buluşlar yüzyılı olarak başlayan 19. yy'ın. ikinci yarısında tüm dünyada büyük ticaret ve endüstri sergileri modası başlamıştı. Fuarlarda üreticilere mallarını sergileme olanağı sağlanıyor ve buralar en son buluşların sunulduğu alanlar oluyordu. Abdülaziz'in (1861-1876) saltanatının başlangıç yıllarında ilk Osmanlı ticaret sergisi "Sergi-i Umum-i Osmanî" Sultanahmet'de açıldı (1863). Türk kahvesi, askerlik, mimarlık ve güzel sanatlara yer verildi. İpek böcekçiliği ve ipek ürünleri gösterildi. Sergi, haftanın iki günü kadınların ziyaretine açık tutuldu. Aynı yıl Abdülaziz Kahire'yi ziyaret etti.
1865'te eski ahşap sarayın yerine mimar Sarkis Balyan'a Beylerbeyi Sarayı yaptırıldı.
21 Haziran 1867'de ilk kez bir Osmanlı sultanı yurt dışı gezisine çıktı. Abdülaziz'in Sultaniye yatı önce Toulon'a ulaştı. Sonra trenle Paris'e geçildi. Daha sonra İngiltere. Dönüş yolu Belçika-Koblenz-Prusya-Viyana-Budapeşte üzerindendi ve 7 Ağustos 1867'de İstanbul'a varıldı.
1871'de planı Nigoğos Balyan'a, uygulaması Sarkis ve Agop Balyan'a ait olan Çırağan Sarayı yaptırıldı. Daha sonra, Ayazağa'da Maslak'ta av kasırları inşa edilerek, 1869 yılında Aksaray'da, Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından inşaatına başlanan Valide Camisi 1871'de tamamlandı. Cami, mektep, türbe, müvakkithane ve sebilden oluşan külliyenin mimarı Sarkis Balyan'dı. Caminin kütlesi ve cepheleri bezeme bolluğu ve çeşitliliği ile 19. yy'daki diğer camilerden farklı biçimde düzenlendi. İç mimarisi de Neogotik düzenlemelerle yapıldı.

Atlı Tramvay Şirketi'nin ve Tünel-Karaköy arasında metronun çalışmaya başlaması kentin ulaşımına yeni araçlar kattı.
II. Abdülhamid (1876-1909) tahta geçtiği yılın Aralık ayının 23'ünde I. Meşrutiyet'i ilan etti. Kısa bir süre için bile olsa Osmanlı Devleti'ni meşruti krallık haline getiren anayasa yürürlüğe girdi. Üç ay sonra meclis dağıtılarak anayasa yürürlükten kaldırıldı.
Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) kuruluşunda da çalışmaları olan Osman Hamdi Bey'in çabalarıyla, Mimar Vallaury tarafından yapılan Arkeoloji Müzesi açıldı. Fotoğrafçılara ülkedeki olayları ve temel kurumları belgeleme görevini veren Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı'da fotoğrafın en büyük koruyucusu ve destekleyicisi oldu. Diğer devlet başkanlarına, ülkenin propogandasını yapmak amacı ile -----ler gönderdi.
Beşiktaş sahilinin kuzeybatısındaki alan, Bizans döneminde orman bölgesiydi. Bölge, Kanuni Sultan Süleyman döneminden başlayarak padişahlar için bir avlanma yeri oldu. Daha sonraki yüzyıllarda ise sahil saraylarının arkasında koruluk olarak kaldı. Bu araziye, 19. yy'ın başında Sultan III. Selim tarafından annesi Mihrişah Valide Sultan için bugün mevcut olmayan bir kasır yaptırıldı. 1834'de bu defa Sultan II. Mahmud tarafından Yıldız adı verilen köşk yaptırıldı.
1842'de Sultan Abdülmecid, annesi Bezmialem Valide Sultan için bir köşk daha inşa ettirdi. Yıldız Sarayı'nın asıl gelişmesi 19. yy'ın ikinci yarısında Sultan II. Abdülhamid döneminde başladı. Sarayın geniş arazisinde bulunan büyük mabeyn, Şale ve Küçük Şale Köşkü, Malta ve Çadır Köşkleri'nin projeleri Sarkis ve Agop Balyan'ındı. Kış bahçeleri ve seralar, nöbetçi pavyonu, Harem Köşkü, Yaveran Köşkü, ahırlar, tiyatro, sergi binası projesi ise d'Aronco'nun imzasını taşımaktaydı. 1896'da saray görevlileri için 92 binalı Akaretler Vakfı Evleri yaptırıldı.
1908'in Temmuz ayının 23'ünde II. Meşrutiyet ilan edildi. Haydarpaşa Garı'nın açıldığı 1909 yılında ise, II. Abdülhamid tahttan indirildi.

 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver