| Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
| Cevap: Kadın Şahsiyetler
Ümmii Süleym (Ğumeysa Binti Milhan)
Rasulullah: "Cennete girince orada ayak sesi duydum. Yammdakilere bu kimdir? diye sordum. Gumeysa bint Milhan olduğunu söylediler.[445]
Onun seçkin evliliği
Cabir b. Abdillah'ın belirttiğine göre: "Rasulullah: 'Bana cennet gösterildi. Orada Ebu Talha'mn hanımını gördüm' buyurmuştur."[446]
Ğumeysa'nın Ebu Talha ile evlenme kıssası, onun güçlü iman ve kişili*ğinin delilidir. Sabit el- Bennan, Enes'ten bu kıssayı şöyle nakleder: 'Ebu Talha Ümmü Süleym'e talip olunca, Ümmü Süleym: 'Ey Ebu Talha, gerçekte sen reddedilebilecek biri değilsin; ne var ki sen kâfir bir adamsın; ben ise müslüman bir kadınım. Benim seninle evlenmem helal olmaz. Müslüman olursan, mehrim işte budur, başka şey istemem. (Oysa ki Ebu Talha'nın Medine'de birçok hurma ağacı vardı.)[447] Ümmü Süleym'in teklifi üzerine Ebu Talha müslüman oldu. Müslümanlık onun mehri oldu. Sabit el-Bennani der ki: 'Kocasından Ümmü Süleym'in aldığı mehirden daha güzel birşey alan başka bir kadın duymadım."[448]
Ümmü Süleym, güzel mehir seçmekle Ebu Talha Rasulullah'ın seçkin ashabından, cesur komutanlardan ve Allah yolunda intak eden cömertlerden oldu.
Kocasının faziletleri
Enes anlatıyor: "Uhud günü müslümanlar bozguna uğrayıp Rasulul*lah'ın etrafından dağılınca, Ebu Talha kalkanıyla Rasulullah'ı koruyordu. Ebu Talha güçlü yayıyla iyi bir atıcıydı. O gün iki veya üç yay kırmıştı. Ok kuburu ile dolaşan biri: 'Okları Ebu Talha'ya tut' diyordu. Bunu duyan Rasulullah, ordunun durumunu görmek için çadırından dışarı çıkmak iste*yince Ebu Talha: 'Ey Allah'ın Rasulü! Annem babam sana feda olsun dışarı çıkma. Aksi takdirde atılan oklardan biri korkarım sana isabet edebilir. Canım sana feda olsun..." Kılıç, Ebu Talha'nın elinden iki yahut üç defa yere düştü."[449]
Enes b. Malik der ki: 'Ebu Talha, Medine'de Ensarın en çok mal sahib o-lanıydı. Malı arasında en çok sevdiği ise Mescid-i Nebi'ye bakan 'Beyruha' adındaki bahçesiydi. Rasulullah, Mescidden bahçeye geçe, berrak tatlı su*yundan içerdi. Enes der ki: 'Sevdiklerinizi Allah yolunda infak etmedikçe birre ulaşamazsınız1 âyeti inince Ebu Talha ayağa kalkarak: 'Ey Allah'ın Ra-sulü, Yüce Allah en sevdiklerinizi infak etmedikçe birre ulaşamazsınız1 buyuruyor. En sevdiğim mal Beyruha'dır. Onu Allah yolunda sadaka olarak veriyorum. Karşılığında birre ulaşmayı Allah'tan umuyorum. Bu bahçeyi Allah nasıl diliyorsa o yerlere ver' dedi. Rasulullah, Ebu Talha'nın bu teklifi*ni 'tamam diyerek kabul etti ve: 'Bu malın ecri sahibine gider. Veyahutta bu mal çok kârlı bir maldır' buyurmuştur. (Rasulullah'uı son sözü hakkında ravi şüphe etmiştir). Rasulullah: 'Ey Ebu Talha, ne ne dediğini anladım. Haydi bahçeyi akrabaların arasında paylaştır1 buyuranca, Ebu Talha: 'olur ey Al*lah'ın Rasulü' diyerek bahçeyi akrabaları, amcasının oğulları arasında pay*laştırdı."[450]
Ümmü Süleym'in kocasına karşı davranışı ve sabrı
Enes anlatıyor: "Ebu Talha'nın, Ümmü Süleym'den olan oğlu ölünce, Ümmü Süleym çevresindekilere: 'Benden önce Ebu Talha'ya çocuğunun du*rumunu söylemeyin' dedi. Ravi der ki: 'Ebu Talha eve gelince, Ümmü Sü*leym akşam yemeğini hazırladı. Ebu Talha, yemekyedi içti, o gün Ümmü Süleym daha öncekinden daha farklı bir şekilde kendini hazırlamıştı. Kocasıyla yatakta birleşti. Kocasının arzusunun geçtiğini anlayan Ümmü Süleym: 'Ey Ebu Talha, söylesene, insanlar bir aileye emanetlerini verseler, sonra da onların bu isteği engelleme hakları var mıdır?1 diye sordu. Ebu Talha: 'hayır bu doğru olmaz deyince: 'O halde çocuğun öldü...' dedi. Bu ka*dar geç söylemesine kızan Ebu Talha: 'Beni bu hale bırakıp bu işe bulaştır*dın. Sonra da çocuğumun Öldüğünü söyledin1 dedi. Doğruca Rasulullah'ın yanına varıp O'na ailesiyle arasında geçenleri olduğu gibi anlattı. Rasulullah: 'Allah, geçen gecenizi mübarek kılsın" buyurdu. O geceki birleş*meden Ümmü Süleym hamile kalmıştı. Ravi anlatıyor: Rasulullah bir sefer*de idi. Yanında Ümmü Süleym de vardı. Prensip olarak Rasululah seferden döndüğünde geceyse Medine'ye girmezdi. Medine'ye yaklaştıklarında Üm*mü Süleym'i doğum sancısı tuttu. Bu sebeple Ebu Talha Ümmü Süleym'in yanında kaldı. Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye doğru yola çıktı."
Ravi der ki: "Ebu Talha şöyle demiştir: 'Ey Rabbim, ne arzuladığımı biliyorsun. Rasulün Medine'den çıkınca ben de onunla çıkmak, Medine'ye girince de O'nunla Medine'ye girmek istiyorum. Senin iradene bağlıyım.' Ümmü Süleym de: 'Ey Ebu Talha, ben daha önce hissettiğin şeyleri hissetmiyorum hadi yürü gidelim' dedi ve yola düştüler. Medine'ye gelince Ümmü Süleym doğum sancısına tutuldu. Bir oğlan çocuğu doğurunca annem bana: 'Ey Enes, Rasulullah görmeden bu çocuğu kimse emzirmesin1 dedi. Sabah olunca çocuğu alıp Rasulullah'a götürdüm. Rasulullah'la yolda karşılaştım. Yanında damga vardı.. Beni görünce 'herhalde Ümmü Süleym doğurdu' dedi. Çocuğa damgayı vurdu." Enes der ki; 'Çocuğu Rasulullah'a götürdüm., kucağına koydum. Bir miktar kaliteli Medine hurması istedi. Hurmayı ağ*zında çiğnedi iyice erittikten sonra çocuğun ağzına çaldı. Çocuk, Rasulullah'ın sürdüğü hurmayı yalamaya başladı. Çocuğun hurmayı yaladı*ğını gören Rasulullah: 'Ensarın hurma sevgisine bakın!' diyerek, çocuğun yüzünü okşadı. Ona Abdullah ismini verdi."[451]
Rasulullah'ın, Ümmü Süleym'e davranışı
Enes'in anlattığına göre: "Rasulullah hanımları dışında Ümmü Sü*leym'in evinden başka hiçbir eve sürekli gitmezdi. Bunun sebebi sorulunca O: 'Ona merhamet ediyorum. Zira erkek kardeşi yanımda şehid edildi' demiştir. "[452]
Enes der ki: "Rasulullah, Ümmü Süleym'in evinin yakınlarından geçin*ce ona.uğrar, ona selam verirdi."[453]
Enes anlatıyor: "Rasulullah, Ümmü Sümeym'in yanına varınca, Ümmü Süleym Rasulullah'a kuru hurma ve yağ getirdi. Bunu gören Rasulullah: 'Yağınızı tulumuna, hurmanızı da kabına koyun. Ben bugün orucum" buyurdu. Sonra köşeye çekilip nafile namazı kıldı. Ümmü Süleym ve ev halkına dua etti. Ümmü Süleym: 'Ey Allah'ın. Rasulü, benim özel bir ricam var' dedi. Allah'ın Rasulü: 'O da nedir?' diye sordu. Ümmü Süleym: Hizmetçin Enes... Dünya ve ahiret iyiliğinin onun olması için, ona dua et1 dedi. Bunun üzerine Rasulullah dünya ve ahiretin*bütün hayırlarını anarak bana dua etti. 'Ey Allah'ım! Ona mal ve çocuk ver. Bunları ona mübarek kıl' duasında bulundu. Enes der ki: 'Ben Ensar arasında malı en çok olan biriy*dim. Kızım Umeyne'nin. bana anlıttığına göre 'Haccac'ın, Basra'ya geldiği sıralarda (h. 75 yıllarında) neslimden yüzyirmi küsur kişi defnedilmiş."[454]
Enes b. Malik anlatıyor: "Rasulullah Ümmü Siiİeym'in evine girer, Ümmii Süleym olmadığında yatağında yatardı. Enes der ki: 'Bir gün yine Rasulullah Ümmü Süleym'in yatağına yatmıştı. Ümmü Süleym gelince ona evinde yatağında yatan kişinin Rasulullah olduğu söylendi. Ümmü Süleym içeri girdi. Baktı ki Rasulullah terlemiş, teri yatağın deri kısmında toplan*mıştı. Ümmü Süleym, Rasulullah'in terini bir mendille alıp sandığmdaki şişelerin içerisine damlattı. Rasulullah, bunu görünce Ümmü Süleym'e kıza*rak: 'Ey Ümmü Süleym sen ne yapıyorsun?1 diye çıkıştı. Ümmü Süleym: 'Ey Allah'ın Rasulü, terinin çocuklarımız için bereketli olmasını umuyorum1 deyince, Rasulullah: 'Tamam, yaptığın doğru' buyurdu."[455]
Enes anlatıyor: "Rasulullah, ahlâkça insanların en üstünü idi; sütten ye*ni kesilmiş Ebu Umeyr isminde küçük bir erkek kardeşim vardı. Rasulullah evimize gelince: 'Ey Ebu Umeyr, ne yaptı nuğayr (ne yaptı kuşcağız)?' derdi. Ebu Umeyr'le oyun oynardı. Evimizde iken namaz vakti girince üzerine oturduğu serginin üzerini süpürtür, bir miktar su serper sonra beraberce kalkıp bize namaz kildırırdi."[456]
Ümmü Süleym ve ailesinin Rasulullah'a karşı titizliği Enes b. Malik der ki: "Muhacirler Mekke'den Medine'ye gelince hiçbir şeyleri yoktu. Ensar'ın ise arazileri mülkleri vardı. Bahçelerinde yetişen meyvelerin yarısının her sene kendilerine verilmesi şartıyla Ensar mallarını Muhacirler ile bölüştü. Muhacire çalışmak, gayret etmek kalıyordu. Enes'in annesi de (Ümmü Süleym) Rasulullah'a meyve yüklü hurma ağaçları verdi.[457]
Enes der ki: "Annem, beni Rasulullah'a getirdi. Annem örtüsünün bir kısmını izar bir kısmını da rida olarak üzerime Örtmüştü. Rasulullah'a: 'Ey Allah'ın Rasulü, işte oğlum Enes. Hizmetini görsün diye sana getirdim. Ona dua et' dedi. Bunun üzerine Rasulullah: 'Ey Allah'ım, ona (Enes'e) çokça mal ve evlat ver' diye dua etti. Enes diyor ki: 'Allah'a yemin olsun ki malım çoğal*dı, çocuğum, çocuğumun çocuğu derken bugün sayıları yüze ulaştı."[458]
Enes b. Malik'in belirttiğine göre o, Rasulullah Medine'ye geldiğinde on yaşındaydı. Ebeveynim sürekli beni Rasulullah'a hizmet etmeye teşvik ediyorlardı. On sene Rasulullah'a hizmet ettim. Rasulullah vefaat ettiğinde yirmi yaşındaydım.[459]
Enes anlatıyor: "Ben çocuklarla oynarken Rasulullah geldi, bize selam verdikten sonra beni bir işe gönderdi. Fakat ben anneme uğradım. Annem bana 'niçin burdasın?' diye sordu. Ben de 'Rasulullah beni bir iş için gönder*di' deyince, 'ne işi?1 diye sordu. 'O sırdır' dedim. O zaman 'Rasulullah'ın sırrı*nı kimseye açma' dedi. Enes der ki: 'Allah'a yemin olsun ki 'Rasulullah'ın sırrını birine açacak olsaydım inan sana açardım ey Sabit."[460]
Enes der ki: "Rasulullah evlenince hanımının yanına girdi. Annem Ümmü Süleym bir yemek yaptı hurma, yağ ve süt keşinden yapılmış) bir kaba koyup: 'Enes, bunu Rasulullah'a götür, bu yemeği annem gönderdi, sana se*lamı var, Ey Allah'ın Rasulü gönderdiğimiz bu yemek az; kusura bakma' dememi söyledi. Rasulullah'a yemeği götürüp, annemin sana selamı var. O: 'ey Allah'ın Rusulü bu yemek size az gelir, kusura bakmayın' diyor dedim. Rasulullah 'yemeği koy' buyurdu. Arkasından 'git ve filancayı, filancayı, filancayı ve Önüne gelen herkesi bana çağır' buyurdu."[461]
Enes der ki: "Rasulullah Hayber gazasına çıkmıştı... Hayber'i zorla al*dık. Esirler toplanınca Dihye gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulü. esirlerden bana bir cariye ver' dedi. Rasulullah da 'git istediğini al1 buyurdu. Dihye, Safıyye binti Huyey'i almıştı. Dihye, Safiyye'yi alınca bir adam Rasulullah'a gele*rek: 'Ey Allah'ın Rasulü, Kurayza ve Nadir oğullarının prensesi Safiyye'yi, Dihye'ye mi veriyorsun? Safiyye ancak sana layıktır' dedi. Rasulullah: 'Dihye ile cariyeyi çağırın' buyurdu. Safiyye'yi getirdiler. Rasulullah, Safiyye'ye baktı, Dihye'ye dönerek 'Esirlerden bir başka cariye al' buyurdu. Ravi der ki: Rasulullah Safiyye'yi azad ettiksen sonra onunla evlendi.. Öyle ki Safiyye'yi zifafa Rasulullah yolda iken Ümmü Süleym hazırladı. (Müslim'in rivayetinde[462] ise Rasulullah, Safiyye'yi süsleyip zifafa hazırla*ması ve evinde beklemesi için Ümmü Süleym'e gönderdi). Ümmü Süleym, zifaf gecesinde evini onlara verdi."[463]
Ümmü Süleym'in zekâsı ve tevekkülü'
Enes b. Malik derki: "Ebu Talha, Ümmü Süleym'e: 'Rasulullah'm sesi*ni kısık duydum. Sanırım bu açlığından olmuştur. Yanında yiyecek .birşey var mı?1 dedi. Ümmü Süleym: 'Evet' karşılığını verdi. Arpa unundan yapılmış çörekler ve bir parça bez çıkardı. Bezin bir kısmı ile ekmeği sardı. Sonra bana verdi. Bir kısmını da Rasulullah'a gönderdi. Enes der ki: 'Rasulullah'in yanına gittim; mesciddeydi. Çevresinde insanlar vardı. Onlara yaklaştım. Rasulullah bana: 'Seni Ebu Talha mı gönderdi?' diye sordu. Ben de evet, o gönderdi deyince 'yemek mi getirdin?' dedi. Ben de 'evet' deyince etrafındakilere: 'Haydin kalkın' buyurdu. Rasulullah oradan ayrıldı. Ben de Ebu Talha'nm yanma geldim, olanları ona anlattım. Endişeye kapılan Ebu Talha: 'Ey Ümmü ,Süleym, Rasulullah halkla beraber geliyor. Onları doyuracak kadar yemeğimiz yok' dedi. Ümmü Süleym: 'O çağırdığına göre Allah ve Rasülü bu işi daha iyi bilir' dedi. Ebu Talha kalktı, Rasulullah'ı karşıladı. Rasulullah, Ebu Talha ile içeri girdiler. Rasulullah: 'Ey Ümmü Süleym, evde yiyecek olarak ne var?1 diye sordu. Ümmü Süleym ekmeği ge*tirdi. Rasulullah ekmeğin ufalanmasını emretti. Ümmü Süleym ufalanan ek*meği bir kaba basarak karıştırdı. Rasulullah 'bunun içinde Allah'ın dilediği kadar yiyecek var' buyurdu. Arkasından da 'on kişi çağırın' buyurdu; on kişi geldi. Yediler, doyunca ayrıldılar. 'On kişi daha çağırın' buyurdu. On kişi da*ha geldi. Onlar da doyuncaya kadar yediler. Arkasından 'on kişi daha çağırın' buyurdu. On kişi daha geldi. Onlar da karınlarını doyuracak kadar yedikten onra ayrıldılar. 'On kişi daha derken herkes karnını doyurdu. O gün yemek yiyenlerin sayısı yetmiş;yahut seksendi." Müslim'in rivayetinde[464] ise şöy ledir: "En sonunda Rasulullah, Ebu Talha, Ümmü Süleym ve Enes b. Malik yediler. Ama yemek yine de artmıştı. Kalanını komşularımıza dağıttık."[465] Biata katılması ve sözünde durması
Ümmü Atiyye der ki: "Rasulullah, bizden bağırıp çağırarak ağlamama*mız için biat aldı. Beşimiz dışında biatini tutan kadın olmadı. Bu beş kişi Ümmü Süleym, Ümmü-I Ala, Ebu Sebre'nin kızı, Muaz'ın hanımı ve iki kadın."[466]
Edeb ve hayası ve ilim öğrenmesi
Ümmü Seleme anlatıyor: "Ümmü Süleym, Rasulullah'a geldi ve: 'Ey Allah'ın Rasulü, ilim öğrenmek için Allah'tan utanılmaz. Acaba ihtilam olan kadına gusül abdesti gerekir mi?' diye sordu. Rasulullah 'suyu görünce (meniyi) gusül abdesti alın' buyurdu."[467]
Mü'minlerin annesi Hz. Aişe bakın ne güzel söylemiş: "Ensar kadınları ne kadar güzel kadınlardır. Hayalı olmaları dinlerini öğrenmelerine engel olmadı."[468]
Ümmü Süleym'in savaşa katılması
Enes anlatıyor: "Uhud günü İslam ordusu Rasulullah'ın etrafından? dağıldıklarında... Ebu Bekir'in kızı Aişe ile Ümmü Süleym'i ayaklarındakl î halhalları görünecek şekilde paçaları sıvanmış sırtlarında su kırbaları ile askerlere su taşırken gördüm. Taşıdıkları suyu askerlere içiliyorlar,: sonra dönüp yeniden kırbaları doldurup askerlere içiriyorlardı..."[469]
Enes b. Malik der ki: "Rasulullah, Ümmü Süleym ve daha başka kadın*ları savaşa götürür. Savaş esnasında onlar su dağıtırlar, yaralıları tedavi i ederler. (Ümmü Süleym'i Hayber gazasında bu hal üzere gördüm."[470]Müslim,[471]Enes'in anlattığına göre: "Ümmü Süleym, Huneyn günü yanına bir hançer almıştı. Ebu Talha onu görünce: *Ey Allah'ın Rasulü! Şu ÜrnaMi Süleym! Yanında bir hançer var' dedi. Rasulullah Ümmü Süleym'e: 'O hançer de nedir?' diye seslendi. Ümmü Süleym 'Onu yanıma aldım. Bana müş*riklerden biri yaklaşırsa bununla onun karnını deşeceğim deyince, Rasulluh güldü. Ümmü Süleym, Rasulullah'a: *Ey Allah'ın Rasulü, etrafından dağılan bizim dışımızdaki 'tüleka'yı (Mekke'nin fethi esnasında çaresizlikten iman • edenler) öldür1 dedi. Rasulullah da: 'Ey Ümmü Süleym, Allah bu konuda kâfidir, işin sonunu güzelleştirendir' buyurdu."[472] |