| Cevap: 17 Ağustos 1999 Unutmadık.
17 Ağustos 1999, sadece 9 yaşındaydım. O akşam başka bir yerde kalmak istedim, annem, babam ve kardeşim eve gitmişlerdi. Küçüktüm ama aklım eriyordu bir şeylere, ne olduğunu anlayamadan kendimi çökük apartman merdivenlerinde yuvarlanırken buldum. Annem, babam ve kardeşim yanımda değildi, korkuyordum. Aşağıya sapasağlam indiğimizde yaralı bir askeri getirmişlerdi, üzerine binanın betonu düşmüştü, midesi delik. Babamlardan hala haber alamıyordum, hadi artık insinler diye evimize bakıyordum ve sonunda onlar da indi, sarılabildik. Ama benim gibi şanslı olmayan binlerce insan vardı, ağlayanlar, bağıranlar, sinir krizleri geçirenler. Her 17 Ağustos'ta hatırlamıyorum ben bunları, ben nefes aldığım her gün depremi hatırlıyorum, bazen şanslıyım diye gülümseyebiliyorum. Kış geliyor diye askeriye çadır kurmuştu, annemler bize kıyamayıp 3 ay Konya'ya gönderdiler, ardından 1,5 ay Zonguldak'ta kaldık onlardan ayrı. Sonra dayanamadık, annemlerin yanına geldik, birkaç ay önce sıralarına oturduğum okul yoktu, arkadaşımın evi yoktu, köşedeki bakkal amca hayatını kaybetmişti ve daha niceleri. Bazen isyan ettiğim şu hayata, haksızlık ettiğimi hatırlıyorum her 17 Ağustos'ta. Evet ben şanslıydım, şanslı olamayan bütün depremzedelerin, ardından 13 yıl geçmesine rağmen o anı dün gibi yaşayan herkesin tekrardan başı sağ olsun, yakınlarını, sevdiklerini kaybeden herkese sabır diliyorum. Çok zor günlerdi, çok. 5 Nava, Minerva, Ay ve 2 kişi daha bunu beğendi
__________________ If you can't measure it, it doesn't exist. |