Tekil Mesaj gösterimi
Alt 18 Ekim 2012, 00:10   #1
Çevrimdışı
Afrodit
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Marko Apostolidis (1814 - 1888)





Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Marko Apostolidis (1814 - 1888)

Halk arasında Marko Paşa olarak bilinen Marko Apostolidis Rum asıllı bir Osmanlı hekimidir. İkinci Mahmut tarafından açılan Tıbbiye-i Şahane’yi bitirdi. Uzun bir süre hekim olarak çalıştıktan sonra 1860 yılında Ser Tabip (Başhekim) olarak Tıbbiye-i Şahane Nazırlığına (Tıp Fakültesi Dekanı) getirildi.

Marko Paşa Sultan Abdülaziz’in mutlakiyetçi yönetimine karşı meşrutiyetçi Jön Türk Harekatı’na yakınlığı ile dikkati çekiyordu. Jön Türk İhtilalinden sonra meşrutiyet ilan edilince II. Abdülhamit kendisini Meclis-i Ayan (Senato) üyeliğine getirdi. Marko Paşa, Abdülhamit’in sıkı mutlakiyetçi yönetiminde bile meşrutiyetçi görünümünden vazgeçmedi.

Marko Paşa’nın ilginç bir kişiliği vardı. Gerek Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı gerekse Senatörlüğü sırasında kendisine herhangi bir konuda sorunlarını anlatanların dertlerini dinler gibi gözükür fakat adamın konuşması bitince “Afedersiniz konuşmalarınızı duyamadım, bir daha anlatır mısınız?” derdi. Böylece sorunlu kişi içini dökerek kısmi bir rahatlamaya ulaşırdı. Marko Paşa’nın da kendisini dinlememesi daha çok işine gelirdi.

Marko Paşa, daha çok bu yönü ile ün kazandı. O kadar ki sorunlarına hükümet katlarında bir çare bulamayan insanlar için “derdini Marko Paşa’ya anlat” sözü halk arasında klişeleşerek bir deyim haline geldi.

Marko Paşa Türkiye tarihinin ilk “Ombudsman”i sayılabilir. Çünkü 19. Yüzyıl sonlarında dönemin parlamentosu sayılan Ayan Meclisi’nde halkın şikayetlerini dinleme ve üst makamlara iletme ile ünlü olmuş bir kişidir. “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimi onun bu faaliyeti nedeniyle ünlenmiştir.

Marko Paşa’nın en büyük hizmeti Hilâl-i Âhmer’in kuruluşunda gösterdiği samimi gayretlerdir. O, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı aziz Bey, Veli Paşa, Ethem Paşa ve Ömer Paşa gibi çalışma arkadaşları ile beraber Cenevre Sözleşmesi’ne Osmanlı Devletinin imza atmasını ve Kızılhaç’a benzeyen bir kurumun (Hilal-i Ahmer) Osmanlı toplumunda da oluşmasına yardımcı oldu. Türk Kızılaycıları olarak kendisini minnet ve şükranla anıyoruz.

 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver