| Sen beni anlamadın - emrah Onar
Sen beni anlamadın…*
Anlamakta istemedin.*
Yabancıydın, ağacından kopartılmış, dal gibi.*
Sen beni anladın.*
Yada, belki ben seni anlayamadım.*
Sular içinde susuzdun nehir nehir.
Çekip gittin bir akşam üstü, umarsızca.*
Yıkıldım, çaresizdim.*
Farklı dillerdemi konuştuk senelerce?*
Şarkımızın ezgisi aynımıydı?*
Sen Sakarya yı sevmedin,*
Sakarya seni sevmedi.*
Gar meydanında öksüz kaldı şarkılar.*
Kaldırımlar, sessiz sensiz vede yanlız.
Çekip gittin bir akşamüstü,*
Gelişin gibi gidişinde sessiz oldu.*
Sanki sen hiç gelmedin bu kente,*
Bu kent seni hiç görmedi.*
Çark caddesinde yürümedin,*
Demircioğlu pasajına uğramadın*
Sanki şarkılar söylemedin Sapancada balıkçılarla.*
Karaağaç dibinden yürümedin, uzun çarşıya.*
Orman parktan çiçek kopartmadın*
Küsmedin, ağlamadın sanki bulvar kaldırımlarında.
Sana kitap alamadım, iç kapağına yazılar yazamadım ‘‘Sevgiye dair’’*
Beraber oturmadık hiç beton zemine üniversite kampüsünde*
Patlamış mısır yemedik, papatya falına bakmadık*
Ellerini tutamadım tam olarak, sıcacık şehre karşı*
Sanki sen hiç bu kente gelmedin,*
Sakarya yı sevmedin, Sakarya seni sevmedi.
Sanki uzak bir rüyaydı bu şehir…*
Hiç uğramadın, bana gülmedin*
Sanki şarkın çalmadı diye kızmadın bağırmadın ağlamadın hiç.*
Sanki seni sevmedim, sen beni hiç sevmedin.
Ellerim ceplerimde titriyorum,*
Bu kente bir daha gelmeyeceğini biliyorum. ‘‘titremem ondan’’*
Sen bu kente düşman mısın?*
Kaç mevsim böyle geçer sanıyorsun?*
Gülüşün adın gibi aklıma kazınmış…*
Kaç şafak oturup bekledim seni bir bilsen…*
Bu kent tanığımdır,*
Bu sokaklar, pencereler, parke taşları, kaldırımlar.*
Bu kaldırımlar ki yalnızlığımın tılsımlı sırdaşı*
Kaç gece sabahladım bu kaldırımlarda bir bilsen.*
Sonra geçip gittin, şarkılar anlamsızdı, ses verecek yoktu sesime.*
Bir dost sesine hasrettim.
Yabancısı değilim bu kentin,*
Gözlerim aşina bütün sokaklara, çocuklara*
Ama neden kaybolmuşum bu varoşlarda*
Şiir tadındaki mektupların duruyor, kapalı sandığımda.*
Kaç bahar geçti kaç mevsim tükettik aynı şehirde.*
Nasılda canandık, nasıl yabancılaştık.*
Yabancılaşmak bir uçurumdan düşer gibi.*
Ani ve sancılı…*
Sen hiç uçurumdan düştün mü?*
Yüreğin acıdı mı?*
Merhaba demeyi özledin mi hiç?
Şimdi neredesin?*
Seyrettin mi Sakarya akşamlarını?*
Acil kanamalı bir hasta için,*
ARH- kan arayan radyo anonslarını dinledin mi?*
Acil kanamalı hasta bendim.*
Yüreğim kanıyordu?
Sen hiç anaların göz yaşlarını pazarlayan haber bültenlerini,*
Kirli havalarını, çamurlu yollarını bu şehrin ekzost dumanlarını,*
Çark caddesindeki mahşeri kalabalığı,*
Ağrılı bir yerinden inleyen koca bir şehri özledin mi?
Her şeyi ve herkesi özle,*
Ama o serseri gülüşlerini yüreğine gömen beni de özle,*
Özle emi? |