Selamun Aleyküm kardeşim.Eseri okuyan kişinin aklındaki sorulara cevap bulacağını düşünüyorum.
Eserden alıntı yapıyorum.
"Bilim adına veyahut "Ne olursa olsun biraz daha yaşayayım." anlayışıyla din-i İslâm'ın hükümlerini değiştirmeye çalışmak,
"Bu dinde vardır." diye hüküm vermek Hazret-i Allah'a, Kitabullah'a, Resulullah'a -sallallahu aleyhi ve sellem- karşı gelmektir.
Kendisini Allah-u Teâlâ'nın hükm-ü ilâhîsi ve onun izin dairesi ile sınırlı görmeyen bir bilim anlayışını kabul etmemiz mümkün müdür? Asla mümkün değildir! Eğer mümkün idiyse;
insan kopyalama çalışmalarına, rahim nakline, hatta başkalarının spermiyle çocuk doğurmaya niye cevaz vermiyorsunuz? Veyahut farz-ı muhal bir gün kafa nakli yapılabilir hâle gelirse buna ne diyeceksiniz?
Binaenaleyh kimisi bilimi putlaştırdığı için, kimisi "Daha çok yaşayayım!" diye, kimisi "Çocuk sahibi olayım" diye "Hududullah"ı hiçe sayıyor, Allah-u Teâlâ'ya hasım kesiliyor.
Kanunlar izin vermiş, alan almış, veren vermiş, kendisi bilir. Ancak "İslâm dini'nde bu vardır" denildiği zaman hükm-ü İlâhî'yi hatırlatmak her müslümanın vasifesidir. Bu hatırlatma müslümanlar için, Allah-u Teâlâ'nın hükmü ile hareket edip, O'nun rızasına uygun iş ve icraat yapmak isteyenler içindir. Bizim beyanlarımız İslâm dini'ne göredir. Bu konuda Hazret-i Allah'ın ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in hükmü esastır.
Biz sadece hatırlatıyoruz. Mesul olmamak için. Cenâb-ı Hakk Kur'an-ı kerim'inde şöyle buyuruyor:
"Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir. Bu hususta sana isabet edecek eziyetlere katlan, çünkü bunlar azmedilmeye değer işlerdendir." (Lokman: 17)"