| Üç Noktam – Kadim DOLUNAY
Noktasız cümlelerimiz vardı seninle, ve üç nokta miktarınca susuşlarımız…*
Hüznün, sevincin, sinirin… Her duygunun ritmi başkaydı sende…*
Kalbinden kalbime dolanınca aşk kokulu nergislerin,*
Sen susardın ben seni dinlerdim, konuşurdum seni söylerdim…*
Sedef gözlüm… Dolunaylı bir gecenin rengini taşırdı gözlerin…*
Santur nağmeleri gibi lerzan üslubunla, aşk’a kürek çeker sözlerin…
Sitarem…*
‘Teşbihinde hata var’ heyecanı kurşunlanmış duygularımın..*
Bir ölüm kıyısında bencileyin titrer kalemim…*
Yıldızları şiirlerle uyuttuğum gecelerin sabahında,*
Sağ yanıma kıble, sol yanıma karayel eser…*
Doğu- batı arasında, o şedit kulvarda gidip gelmekteyim…*
Kırık bir taburede, ufkun kızıllığında kaybolan günaydınları beklemekteyim..
Sürurum…*
Ayak altı uçurumlar çizdim, hayallerime bıraktım naçiz bedenimi…*
Düşüşümü izledim, kurşun renkli kubbelerden…*
İçime yürüdüm ayak izlerime gebe patikalardan,*
Her gidişim bin bir offf yüklü, her gelişim topukları çatlamış ihtiyar hüznü..*
Kâğıttan uçakların arasına sıkıştırıp, savurduğum dualarım vardı,*
Çocukluğumun vazgeçilmez hüznünü yüzüme yakıştırıp, uyuduğum hûlyalarım vardı..
Firuzendem…*
Melankolik halime hicran melodileri eşlik eder, rabıtasız sesler çınlar kulaklarımda..*
İçime sen düştüğünden beri, yastığımı ıslatan her damla yaş, faylarla çevrili yüreğimden sızıp gelir…*
Can parçası yüzüne doymadan başladı imsak,*
İçten içe bir hicran kokusu yayılır sana teşne yüreğimde…*
Sana aç ne vakitler geçirdim, etsem gönül sofrandan bir iftar..*
Somon balıkları dönerken doğdukları limana, ben yine gurbetlere giriftar…*
Kadim DOLUNAY |