Tekil Mesaj gösterimi
Alt 13 Mayıs 2015, 19:53   #5
Çevrimdışı
glu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: Dil ve alfabe üzerine deneme dizisi




Yazıyı eksik bıraktığımı yeni fark ettim^^ Dil Devrimine de kısaca değineyim,

4
Dil Devrimine Cumhuriyet sonrası yapılan bir inkılap olarak bakmamak gerek. Dil ile ilgili çalışmalar Tanzimatla birlikte yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalar sadece Türkiyede değil aynı dönemde ve hatta biraz daha erkeninde Azerbaycanda da gerçekleştirilmiştir. Bayağı bir cetrefilli mevzu bu. Namık Kemal, Arap harflerini kullanmaya devam etmeyi savunmuş ancak bu alfabenin de revize edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Azerbaycanlı alim M. F. Ahundzade ise Latin harflerine geçişi savunmuş ve hatta bu konuda Osmanlı Devleti yetkililerine de çalışmalarını sunmuştur ancak destek görmemiştir. Destek görmemesinin nedeni bence kokuşmuş Osmanlı bürokrasisi ve dinci ulemalar. Aynı güruh matbaanın da kullanımını geçiktirmişlerdi. Onun nedeni ise devlet bünyesinde hizmet veren yazıcılardı. Neyse çok dallandırıp budaklandırmadan tekrar meseleye dönelim. Ahundzade devrinin ötesinde fikirleriyle kendi teşebbüsüyle çalışmalar yapmış, Latin harflerine geçişi olabildiğince desteklemiş ancak destek görememiş. Zaten ömrü de vefa etmemiş 1800'lerin son çeyreğinde vefat etmiştir. Ancak Latin harflerine geçiş süreciyle ilgili arkasında fikirler bırakarak ahirete göçmüştür. Bu sefer devreye Gaspıralı İsmail Bey girmiştir ve o Ahundzadenin bıraktığı yerden çalışmaları devam ettirmiştir. "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla yola çıkıp Türk lehçelerinin ortak bir edebi dil çevresinde birleştirilmesi için çalışmalar yapmıştır ve tüm Türk boylarının kullanacağı edebi dil olarak Osmanlı Türkçesini belirlemiştir ancak burada karşısına çok ciddi bir mesele çıkmıştır o da Osmanlı Türkçesi içerisindeki Arapça ve Farsça tertipler. Buna da çare bulmuş ve bu kelime ve tamlamalar yerine Türk lehçelerinde olan aynı anlama gelen kelime ve tamlamaları kullanmıştır. Sonuç ? Olumlu değil. Sonrası bildiğimiz gibi Genç Kalemler etrafında toplanan yazarlar Milli bir dil oluşturma gayesiyle yazılar yazmışlar ve çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

Sözün özü bu tarz çalışmalarla dilde ve alfabede revizyon yapılmaya çalışılmıştır ancak genellikle başarıya ulaşılamamıştır. Genç Kalemlerin yaptığı çalışmalar büyük bir etki gerçekleştirmiş ancak o da büyük çapta yenilik olarak geri dönmemiştir. Ta ki 1928 yılına değin Alfabe ve dille alakalı çalışmalar devam etmiş ve 1928 yılında Alfabe Devrimi yapılmıştır. Bu tarih diğer Türk Cumhuriyetlere baktığımızda çok geç bir tarih. Örneğin Azerbaycan Latinizasyon sürecini 1921 yılında tamamlamıştır. Takip eden yıllarda da yani 1932 yılında da Dil Devrimi gerçekleşmiştir. Dil devrimi ile ilgili söylediklerim özet mahiyettedir. İlgilenmek isteyen için makaleler, kitaplar derya deniz^^ Benim bu 4 yazı bağlamında değerlendirmek istediğimi Gaspıralı İsmail Bey bir paragrafta çok çok güzel bir şekilde özetlemiş.

"Geri kalmışlığımızın tek nedeni cehaletimizdir. Avrupa'da neyin icat edildiğine veya neler olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Bu izolasyondan kurtulmak için bunları okuyabiliyor olmamız gerekirdi; Avrupa fikirlerini yine Avrupalı kaynaklardan öğrenmeliyiz. İlk ve orta okullarımızın müfredatlarına bu dersleri koymalıyız ki, göz bebeklerimiz yani öğrencilerimiz bu fikirlere ulaşabilsin."

1
Melodram bunu beğendi
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
İslami Sohbet sohbet bizimmekan reklamver