| Cevap: maalesef size kötü bir haberim var.
tarafsız bir ekonomist bloomberg'e yaptığı türkiye yorumunun çevirisi aşağıdaki gibidir.
Türkiye'de neden ekonomik sorun durdurulamıyor başlıklı açıklaması.
Erdoğan'ın 16 yıllık iktidarının büyük bölümünde Türkiye, Çin'dekine benzer bir büyüme seviyesi gördü. Ama cari hesap fazlasına sahip bir ihracat gücü olan Çin'in aksine, Türkiye dünyadaki en büyük cari açıklardan birine sahip çünkü büyüme dış borç sayesinde oldu. Dünyadaki merkez bankaları, ekonomileri krizden çıkarmak için piyasalara para pompalarken işler fena değildi. Ancak durum değişti çünkü dünyada faiz oranları yükseldi ve gelişmekte olan piyasalara ilgisini kaybeden yatırımcılar paralarını yeniden gelişmiş ekonomilere çekti.
Türkiye bu dönemde yurt dışından aldığı paraları uzun vadeli getiriler sağlayacak alanlara yönlendirme fırsatını kaçırdı ve paranın çoğunu inşaat projelerine ve AVM'lere gömdü. Şu anki durum pek parlak değil. Enflasyon yüzde 15'in üzerinde, yani merkez bankasının hedefinin üç katından fazla. Bunlar bir yandan tüketicinin cüzdanını eritirken, şirketlerin bilançolarını da uçurumun kenarına itiyor.
Liranın düşmesi ve kredi maliyetlerinin artmasıyla, dövizle borçlanan şirketlerin yükü artıyor. Erdoğan devletin borcunu azaltmak ve merkez bankasının daha yüksek faiz oranlarıyla ekonomiyi soğutmasına razı olmak yerine inşaatı finanse etmek için faizleri düşük tutmak istiyor. Tahvil fiyatları neden düştü? Türkiye, kamu borcu yatırımcıları için dünyanın en kötü ülkesi olarak Arjantin'in yerini aldı. 10 yıllık tahvillerin faizi yüzde 20'nin üstüne çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Bunun nedenlerinden biri yatırımcıların korkması. Cari açığın bu yıl GSYİH’nin yüzden 6’sından fazla olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, gelişen piyasalarda görülen en büyük açıklarından biri. Bu nedenle Türkiye’nin sürekli yurt dışından para çekmesi gerekiyor. GSYİH’deki büyümenin yavaşlanması beklenirken hükümetin yatırımcıları korkutmamak için enflasyonu da kontrol etmesi gerekiyor. Merkez Bankası Nisan’dan beri faiz oranlarını 500 baz puan artırdı ama enflasyonu zaptedemedi. Yatırımcılar Erdoğan’ın ısrarını sürdürmesinden korkuyor.
Lira neden zayıflıyor? Bir neden, 2016’daki başarısız darbe girişiminden sonraki siyasi kargaşa ve Türkiye’nin Avrupa ve ABD ile ilişkilerinde gerilimin artması. Diğer bir neden de hükümetin “her şeye rağmen büyüme” politikasıyla enflasyonu tetiklemesi. Hatırlarsanız Türkiye’de daha fazla büyüme daha fazla borç demektir. Liranın düşüşü, özellikle enerji gibi alanlarda ihracatın ithalata bağımlı olduğu bir ekonomi için ve net döviz açığı 210 milyar dolardan fazla olan bir finans dışı sektör için sancılı bir durum.
Enflasyon neden yüksek? Enflasyon yüzde 15.85 ile kontrolden çıkıyor çünkü liranın düşüşü ithalat maliyetini artırıyor. Çoğu merkez bankası böyle bir durumda para birimi değer kaybetmeden önce faiz oranlarını artırırdı. Bu, fiyatlar çok hızlı arttığında uygulanan olağan çözümdür. Ancak yatırımcılar, yüksek borçlanma faizlerine karşı çıkan ve enflasyonun neden kaynaklandığı konusunda kendi görüşünü savunan Erdoğan’ın, Merkez Bankası’nın elini kolunu bağladığını düşünüyor. Bu nedenle Merkez Bankası harekete geçtiğinde, iş işten geçmişti.
Erdoğan ise ders kitaplarındaki teorinin tam tersini savunuyor. “Yüksek faiz oranları enflasyona neden olur” diyor. Bu nedenle iktisatçıların çoğu faiz oranlarının artması gerektiğini söylerken, Erdoğan hep düşük faiz oranlarını savundu. Ayrıca yüksek finansman maliyetlerinin vatana ihanet olduğunu söyledi, Türkiye’yi sömürmek ve daha yüksek getiriler elde etmek isteyen “faiz lobisine” yüklendi. Erdoğan için bu ekonomik bir argümandan ibaret değil, seçmen sadakati kazanmak için kullandığı stratejinin parçası.
Siyasi başarısı büyük oranda, istihdam yaratan ve Türkiye’nin artan refahını vitrine çıkaran mega projeleri kullanarak, büyüyen orta sınıfa ekonomik kazanımlar vaat etmek ve bunları yerine getirmek üzerine kurulu. Darbe girişimi ekonomik daralmayı tetikleyince Erdoğan hükümeti bu eski reçeteye döndü. Kredilerin, kredi garanti fonuyla desteklenmesi gibi uyarıcı önlemlerle ilk çeyrekte yüzde 7.4 oranında büyüme sağlandı.
Türkiye IMF’den kurtarma paketi isteyecek mi? Bu, Erdoğan için kabullenilmesi zor bir durum olur, çünkü kendisi, Türkiye’nin önceki kurtarma paketinden kalan borcunun tamamını ödemekle büyük gurur duyuyor ve ülkenin nihayet ekonomik bağımsızlığını kazandığını iddia ediyor. Ama gerçekte Türkiye, dış dünyaya her zamanki kadar, hatta belki de her zamankinden daha fazla bağımlı. Yabancı bankalar Türk bankalara ve şirketlere verdikleri kredileri durdurursa, yatırımcıların “sert iniş” senaryosu dediği şey yaşanabilir ve ekonomi durma noktasına gelebilir.
Böyle bir şey yaşanırsa, iktisatçıların tahminine göre Türkiye eninde sonunda IMF’nin kapısını çalacaktır. |